Iran

Başlatan Ice Man, Mar 20, 2016, 11:16 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

HeleBiDinle

Yapmaya istekli çok İranlı olmasına rağmen, o dediğin çok zor putty.

Rejim, kendi imtiyazlı zümresini oluşturmuş durumda: Mollalık müessesesi ve bağlısı kurumlar.

Bu zümre ve onların koruma ve beslemeleriyle bir iç savaş yaşanmadan İran'da rejim değişikliği olamaz. İran!daki yönetim de bunun farkında olduğundan mollalar ve devrim muhafızları haricinde hiç kimseye, hatta orduya dahi, kritik önemde hiç bir zırnık koklatmaz.

Ama halkın ağzına bir parmak bal çalmayı da ihmal etmez, ki herhangi bir ayaklanma yaşanmasın, ya da yaşanırsa destek bulamasın. Bu da destek ve sübvansiyonlardır. Mesela akaryakıt, doğalgaz, toplu taşıma vb. bir çok kalemde destek ve sübvansiyonlar vardır. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Bu teşhise katılmak pek mümkün değil üstadım. Şah zamanının İran'ını bilenler bilirler. Şah İran Ordusunu, bürokrasiyi, üniversite camiasınıve iş dünyasını yanına çekip, para ve imtiyazlara boğmuştu. Ama Şah'ı ilk terk eden Ordu oldu... Mesajı Paylaş

putty

En iyisi gerçek demokrasi bu yüzden.  Mesajı Paylaş

OPTIMUS

#123
Mar 21, 2020, 04:49 ÖS Last Edit: Mar 21, 2020, 04:53 ÖS by OPTIMUS
Iran su anda tam da ingiltere'nin istedigi ve de sekillendirdigi bir demokrasi ile idare edilmekte zaten. Ingiltere'nin Iran'daki köklü ailelerle olan Sah döneminden beri var olan iliskileri, Mollalar tarafindan da korunmus durumda. Halihazirda bu iliskiler Iran'daki yabanci yatirimlarin da aslinda bir baslangic ve de devamini yansitir. Öyle ki; Ingiltere bu ailelerle olan iliskisini Avrupa ölceginde bilhassa Almanya özelinde davam ettirmekte vr korumaktadir.

Özellikle belirtmek gerekirse, Dortmunt'un kuzey mahalleleri, Duisburg, Marxloh, Gelsenkirchen, Hildesheim, Stade, Achim, Wilhemshaven, Peine, Göttingen, Osnabrück, Braunschweig, Salzgitter, Hameln, Lüneburg und Delmenhorst sehirlerinde 10 adet Iran ailesinin, Iran gizli servisi üzerinden Ingiltere ile ilskileri bulunmaktadir. Hatta; bu sehirlerin bazilarinda Polisler icin  "NO GO AREA" bölgeleri dahi vardir. Özellikle Ebu CAKIR ve MIRI aileleri Almanya üzerindeki faaliyetlerini Ingiltere üzerinden yürütürler.

Bu kisimda Iran' da bulunan ve MOLLA Rejimi ile isbirligi yapmayan köklü aileler de kendilerini EVIN HAPISHANESI'nde (ZENDAN e EWIN) bulunmuslardir. Bu hapishanelerde kimlerin, nasil ve na kadar yatacagi Ingiltere tarafindan tespit edilir. Iste; Avrupa'da bazi ülkelerin özellikle Almanya ve Fransa'nin yumusak karni da, icerde yatan ve iliski halinde bulunduklari bu ailelerdir. Bu aileler bu hapishanenin 209. ve 240. bölümlerinde tutulur. Özellikle, 209. bölümde bulunan hücreler, 140 cm yüksekliginde ve 80cmx50cm ebatlarindadir.

Iran, sizlerin de belirttigi gibi, Iktidar aileleri ve ona yakin duran aileler tarafindan tamamen kusatilmis ve sömürülmektedir. Bu düzenin de devamini saglayan ülke de Ingiltere'dir.

Rafsancani ailesi, Hamaney ailesi, Hasemi ailesi, Zein ailesi, Larican iailesi Iran ekonomisinin idari ve yargi sisteminin tüm köse baslarini tutmuslardir.

Mesela RAFSANCANI ailesi Iran'in tüm Antep Fistigi  ic ticaretini, otomobil endüstrisini, Havacilik kurumlarini ve insaat sektörünü elinde tutar. Rafsancani'nin oglu Muhsin, Iran'in metro ve altyapi insaatlarini kontrol eder. Öbür oglu Yasir, cins at manyagidir ve at yarislari üzerinde etkisi vardir. Diger oglu Mehdi, yaptirimlari delmek isteyen bati sirketlerinden alinan rüsvet ticaretini yürütür. Kizi Fatma, dügün. nikah salonlari üzerinden isi götürür.

HASEMI'nin kuzeni Ahmed Iran'dan antap fistigi ihracatini yürütür, bunun abisi Mahmud, Iran'nin bakir isletmelrini ve ticaretini yürütür ve KUM sehri aslinda onundur. Bunun yegeni Ali, Iran petrol ihracatini yürütüt. Bunun enistesi Iran'in insani yardim faaliyetleri perdesi altinda ber b.ku yer.

Isin ilginc yani bir de bunlar birbirleri ile kiz alip vererek akraba da olmuslardir. Bu akrabalik ayni zamanda Iran'daki tüm dini siyasi ve ticari köseleri bir mafya agi gibi sarmis durumdadir. Uzun lafin kisasi, Iran rejimi bir klan rejimidir ve kolay kolay yikilmaz. Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Elbette yorumuma katılmayabilirsiniz...

Ancak Şah dönemindeki durum ile şimdiki durum arasında şöyle bir fark var...

Şah'ın maddi çıkarlar üzerine kurulu yüzeysel ilişkilerden başka sömürebileceği kitlesel birşey yoktu. Ama şimdiki molla rejiminin mollalık sistemi ve Şia inancı başta olmak üzere sömürü aracı olarak kullanabileceği ve bu sayede hiç ummayacağın insanlar arasından bile taraftar toplayacağı kitlesel özellik gösteren çok şey var.

Adamlar herşeyi kitabına uydurmuş. Kendi zümrelerini kurmuşlar (ya da hali hazırda kurulmuş ama hakir görülen) molla zümresini bir şekilde iktidara taşıyıp, koruyup kollayıp, her türlü beslenme yolunu da açık etmişler. Anayasaları, kanunları her şekilde o zümreyi koruyup kollamaya yöneliktir.

Başında dini liderin bulunduğu "Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK)" tamamen bu zümrenin üyelerinden yani mollalardan oluşur. Molla olabilmek için küçük yaştan itibaren molla eğitimi verilen okullardan geçip yükselmek gelmek gerekir. Pratikte canı isteyen molla olamaz, çocuğunu molla yapamaz. Genellikle molla aileleri ve yakınları arasından molla adayları kabul edilir. Bu çembere dışarıdan giriş sözde mümkündür, ama hiç de kolay değildir.

Mollaların içerisinden yükselenler yüksele yüksele AKK'ye seçilebilirler. AKK'nin belli sayıda mollalar mollası kıvamında üyesi vardır. Bunlar kendi aralarından bir kişiyi Dini Lider (DL) seçerler. Ülkenin bütün önemli kararları o Dini Lider'in iki dudağı arasındadır. İlk DL Humeyni idi. DL ölünceye kadar görev yapar. AKK Humeyni ölünce DL olarak şimdiki Hamaney'i seçti.

Bu AKK ve DL paralelinde halkın seçtiği Meclis ve Cumhurbaşkanı (Şu an Ruhani) vardır ama bunların iktidarı göstermeliktir. Seçim sistemi, seçimler, adaylar, aziller, iptaller vb. herşey DL ve AKK kontrolü altındadır. Yani onların onayından geçmemiş hiç kimse seçilemez ve (göstermelik) iktidar olamaz.

Anayasayı koruma, güncelleme, değiştirme gibi işlemler hep AKK uhdesindedir. Meclis bir takım kararlar alsa bile bunun tavsiyeden öte bir anlamı olmaz; son söz AKK'nindir.

İdari yapılanma böyleyken güvenlik yapılanması nasıldır?

İran'da bildiğimiz gibi klasik bir ordu-polis yapılanması vardır. Ama bunun paralelinde bir de Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) mevcuttur. Askerlik sistemi sadece normal orduda geçerliyken DMO hep özel birliklerden oluşur. Teçhizat bakımından da DMO orduya göre daha donanımlıdır. Asker ve polise göre DMO daha üst düzey yetkilere sahip bir kurumdur (FBI gibi). DMO yapılanması doğrudan Dini Lider'e bağlıdır. Tek görevi vardır Devrimi ve tüm kazanımlarını güvence altına almak. Bu amaç üzerine hem dışarıda hem de içeride, gerektiğinde kirli, operasyonlar yürütebilir.

Suriye, Yemen gibi yerlerdeki operasyonlar hep DMO tarafından yapılmaktadır.

DMO'da eğitim ve terfiler kendine özgüdür. Sonuçta herşey DL'ye bağlı olduğu için üst düzey terfiler DL'in iki dudağı arasındadır. Liyakat yerine biat ve adanmışlık ön plandadır.

Bir örnek vermek gerekirse, General Süleymani herhangi bir mektep medrese, harb okulu vs. okuyarak general olmamıştır. Tamamıyla alaylıdır. Gösterdiği yararlıklar nedeniyle yükselmiş ve bulunduğu konuma gelmiştir ki doğrudan DL'den emir alması babında pratikte Cumhurbaşkanı Ruhani'den fazla erke sahiptir.

Süleymani benzeri alaylı örnek çoktur DMO'da. Yeter ki molla sisteminin hoşuna gidecek yararlıklar göstermiş veya bu uğurda şehit olmuş olsun. DMO üyelerinin ailelerinin ve hele ki şehit ise şehit yakınlarının çok önemli ayrıcalıkları vardır. O nedenle, fakir, fukara, ipe sapa gelmez serseri takımının kendisinin ve ailesinin hayatını kurtarmak için tutunacağı bir dal, sığınacağı bir limandır DMO.

Mollalık sistemine dışarıdan girmek pratikte zordur dedim ama DMO içerisinde yükselmiş kişilerin yakınları kolayca molla okullarına kabul edilirler. Böylece iki ayrıcalıklı zümre arasında salt çıkar ilişkisi olmaktan öte girift ilişkiler kurulmuştur.

Gördüğünüz gibi, devletin üzerinde paralel bir devlet yapılanması ve bunu besleyen ayrıcalıklı imtiyazlı paralel zümreler sözkonusudur. Ve bu zümreler sayısal olarak İran'da azınlık sayılabilecek niteliğin çok üstündedir. Şah'ın ayrıcalıklı ve imtiyazlı kişileri ve aileleri mevcuttu ama böylesi nitelikte kitlesel zümrelere sahip değildi.

Suriye ile kıyaslamak gerekirse, Esad'ın hakimiyetini kabul eden taraftarları, yani Nusayri'ler Suriye'de azınlık hükmündeydi. Ona rağmen, gücü elinde bulundurduğu için (öyle ya da böyle) hala devrilmedi. İran'da ise hakimiyeti elinde bulunduran ve varlık sebebi sadece bu hakimiyet olan zümre Suriye ile kıyaslanamayacak şekilde azınlık olmaktan çok uzaktır. Bu nedenle de ülkenin iç dinamiklerinin ateşlemesiyle molla rejiminin devrilmesi imkansıza yakın derecede zordur. Suriye'den beter bir iç savaşa garkolurlar.

Ha, Amerika gibi bir dış güç gelir, Irak'ta yaptığı gibi yaparsa başka tabi. Ama her iki halde de kan gövdeyi götürür kesin. Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Bu arada bahsetmeyi unuttum İran'ın ticari hayatı da mollaların elindedir. Mesela Rafsancani üst düzey mollalardandır. Zaten kanunlara göre İran'da hakim ortağı (üst düzey) bir Molla olmayan hiç bir yabancı yatırım yapamaz.

Mesela Rafsancani "İran Khodro" şirketinin hakim molla ortağıdır. İran Khodro firması Peugeot ile lisans altında araç üretir.

Aynı şekilde İran'da Pepsi Cola ve Coca Cola (Fanta vs.) da üretim yapar. Tabi ki Molla ortaklığı olarak.

Büyük ölçekli yerli yatırımların da sahipleri hep molladır: Mahan Air, İran Air, Parsian Hotels, Petro Pars, Çay Golestan...

O nedenle üst düzey molla olabilmek, molla medreselerinde okuyan her öğrencinin ve ailesinin hedefi ve hayalidir. Mesajı Paylaş

Havuc99

Körfez ülkelerini ve Rusyayı çok kötü günler bekliyor. Gelecek 5 yıl içinde petrole olan talep dramatik bir şekilde düşecek ve petrol ucuzluyacaktır. Ekonomileri petrole dayalı bu ülkeler çok büyük ihtimalle büyük karışıklıklar yaşayacaktır. İran ve Irak özelinde bunun bizede etkisi olacaktır. Bizim iyi hazırlanmamız gerekiyor özellikle Irak için. Bu ülkelerden petrolü aldığınız zaman pasta çok küçülür ve şu anki iktidar sahipleri bile birbirine düşecektir. Bizim güçlü ve ve zinde olup planlarımızı şimdiden yapmamız gerekir. Mesajı Paylaş

Osman

Iran ve ırakta çıkabilecek bir iç savaş bizi ekonomik olarak ta güvenlik olarak ta çok etkileyecektir. Her iki ülkede de ayrılıkçı kürt hareket yükselebilir. Her iki ülkede de türkçe konuşan gruplar, iranda azerbaycanlılar ve ırakta türkmenler de bu savaşta taraf olacaktır. Her iki ülkedede radikal dinci örgütler artacaktır. Toplam 120 milyonluk nüfus savaştan kaçmaya çalışacak. Suriye savaşının göç krizinin 5 katı bir tehditten bahsediyoruz nüfusla doğru orantı yaparsak suriye dışına kaçan yaklaşık 8 milyon göçmen sayısı ırak ve iranda yaşanabilecek uzun bir iç savalta 40 milyon göçmen demek. Bu insanların en çok kaçacağı yer yine biz oluruz. Imkansız demeyin. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter