Türkiye İsrail İlişkileri

Başlatan 7Skies, Şub 16, 2016, 02:39 ÖS

« önceki - sonraki »

sadalone

PKK ile bu konuyla alakali dogrudan bir baglanti kuramiyorum.İsrailin K.Irak ile çok iyi ilişkilerinin olduğu bilinen bir gercek hatta bizim araciligimizla petrol ticareti de yapildi.Bu konunun bizimle alakası yok Iran ile alakası var. Mesajı Paylaş

putty

İsrail Türkiye el ele vermiş yirmi yıldır deli gibi kürdistan kurmaya çalışıyor siz daha "sen benim düşmanıma göz kırparsan bende senin düşmanına göz kırparım" masumiyeti ile yorumluyorsunuz olayı.  Mesajı Paylaş

putty

Hizbullah zaten onlarca yıldır güney Lübnan da İsrail ile komşu. Mesajı Paylaş

putty

Hizbullahın devlet kuracağı nereden çıktı. Suriye ye şia dayanışması ile yardıma geldiler diye devlet mi kuracak oldular Suriye de. Mesajı Paylaş

Trilogy

Netanyahu'dan Mossad'ı işaret eden Erdoğan'a: Anlayabiliyorum

İsrail Başbakanı Netanyahu, dün IKBY için "İsrail bayraklarıyla sokakta dolaşılması bizi üzdü, demek ki Mossad'la bu yönetimin geçmişi beraberdi" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanıt verdi. Netanyahu "Hamas'ı destekleyenlerin, işlerin kendileri için iyi gitmediği noktada Mossad izi bulmak istemesini anlayabiliyorum ama bir rolümüz yok" dedi.

İsrail Başbakanı Netanyahu, dün IKBY için "İsrail bayraklarıyla sokakta dolaşılması bizi üzdü, demek ki Mossad'la bu yönetimin geçmişi beraberdi" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanıt verdi. Netanyahu "Hamas'ı destekleyenlerin, işlerin kendileri için iyi gitmediği noktada Mossad izi bulmak istemesini anlayabiliyorum ama bir rolümüz yok" dedi.

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201710011030379274-netanyahu-erdogan-anlayabiliyorum-mossad/ Mesajı Paylaş

Energy

İsrail ve Türkiye arasında doğal gaz hattı konusundaki müzakereler sürüyor

İsrail Altyapı Enerji ve Su Kaynakları Bakanlığı Danışmanı Cohen, doğal gaz boru hattı anlaşmasında ileri bir seviyeye gelindiğini, Enerji Bakanı Albayrak'ın bu konuda görüşmek üzere İsrail'e bir ziyarette bulunmasının beklendiğini söyledi.
Türkiye ile İsrail arasındaki muhtemel doğal gaz boru hattı anlaşmasında gelinen noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İsrail Altyapı Enerji ve Su Kaynakları Bakanlığı Danışmanı Dror Cohen, görüşmelerin yakın zamanda nihayete ermesini beklediklerini ifade ederek, "Hem İsrail hem de Türk tarafının esnek olması gerektiğini düşünüyorum önünde sonunda anlaşmaya varacağımız kanaatindeyim." diye konuştu.

İsrail'in, bölge ülkelerinin özel sektör temsilcileri ve hükümet yetkilileriyle Yunanistan'da birkaç hafta önce görüştüğünü bildiren Cohen, bölgesel bir anlaşma üzerinde çalışıldığını aktardı. Cohen, anlaşmanın detaylarına ilişkin şu an bilgi vermenin erken olduğunu dile getirerek, "Hem bu bölgesel anlaşma hem de Türkiye ile yürütülen müzakereler ayrı yapılıyor. Türkiye ve İsrail arasında çatı anlaşmanın imzalanması için istekliyiz ancak herkesi memnun eden bir orta yol bulmak için çabalıyoruz. Ana meselemiz, İsrail'den getirilecek gazın fiyatı ve rotası. Ben son derece pozitifim ve anlaşmaya varılacağına inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Altyapı, Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Yuval Steinitz'in, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın Tel Aviv'e bir ziyarette bulunmasını beklediğini ifade eden Cohen, ziyaretin boru hattı için yapılacak çatı anlaşmada imzaların atılması için önemli katkı sağlayacağını söyledi.

Cohen, İsrail açıklarında keşfedilen doğalgazı ihraç etmek zorunda olduklarını ve bu yüzden tüm seçenekleri aynı anda değerlendirdiklerini belirterek, "Seçeneklerin birini ötekinden üstün tutmuyoruz. Sürecin işlemesini ve iş yapmayı istiyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin mevcut durumda Katar ve Rusya gibi pek çok kaynaktan doğal gaz tedarik ettiğine dikkati çeken Cohen, şunları kaydetti: "Türkiye yaklaşık 50 milyar metreküp gaz tüketiyor. Bu boru hattıyla daha fazlasını sağlayabilir ancak boru hattının kapasitesine gereken hesaplamaları yaptıktan sonra karar vereceğiz. Beklentileri karşılamayacak bir anlaşmaya imza atmayız. Spot piyasadan değil, uzun dönemli anlaşma fiyatlarından söz ediyorsak, batıdaki ve OECD'deki fiyatlarını da biliyorum, fiyatımızın çok iyi olduğunu söylemeliyim."

İsrail'in en büyük doğalgaz sahası Leviathan ve Tamar'da toplamda yaklaşık 800 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. Bakan Yuval Steinitz, bu kaynaklara ek olarak bölgede yaklaşık 2.2 trilyon metreküp doğalgaz rezervinin daha keşfedilmeyi beklediğini açıklamıştı.

http://www.denizhaber.com.tr/israil-ve-turkiye-arasinda-muzakereler-suruyor-haber-77003.htm
Mesajı Paylaş

putty

900 milyar varille ne olacak ki boru döşemeye değmez Türkiye ye bile 15 sene yetmez o gaz bu günkü tüketimimiz ile dahi koca Avrupa'nın dişinin kovuğuna yetmez. İsrailin aklı varsa kendi kullansın bir kaç yüz yıl enerji derdi olmaz. ABD gibi ihracatını yasaklasın kendi kullansın Mesajı Paylaş

Trilogy

Mavi Marmara davasında İsrail askerlerine takipsizlik

Mavi Marmara gemisi saldırısında İsrailli askerler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 kişinin ölümüne sebep olan askerler hakkındaki takipsizlik kararında, İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşmayı gerekçe gösterdi.

Karar gazetesinin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 31 Mayıs 2010'da Mavi Marmara gemisine saldırarak, 10 Türk vatandaşının ölümüne, pek çok aktivistin de yaralanmasına neden olan İsrailli askerler için takipsizlik kararı verdi. İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşma karara gerekçe gösterilirken savcılık kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyon talimatını veren İsrailli dört üst düzey komutan hakkında 9'ar kez müebbet hapis cezası istemiyle dava açmış, kırmızı bülten çıkartılmasına karar vermişti. Ancak kırmızı bülten kararları Interpol'e gönderilmedi. Anlaşma imzalandıktan sonra da İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava düşürüldü. Fakat saldırıyı gerçekleştiren ve kimlikleri belirlenemeyen askerlerle ilgili soruşturma ayrı yürütülüyordu. Başsavcılık isimleri bile belirlenemeyen askerler hakkındaki soruşturmanın da kapatılmasına hükmetti. Takipsizlik kararında davanın da aynı anlaşma gereğince düşürüldüğü hatırlatıldı.

SALDIRI 'KONVOY HADİSESİ'

İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşmada saldırı 'konvoy hadisesi' olarak tanımlanırken anlaşmanın 4'. maddesinde "Her halükarda bu anlaşma İsrail'in, İsrail adına hareket edenlerin ve İsrail vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek veya tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesi ile ilgili olarak kendilerine yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye'de yapılmış ve yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan tamamen muaf tutulmalarını sağlayacaktır" ifadesi yer almıştı.
Mahkemenin takipsizlik kararı hayatını kaybedenlerin yakınları ve tüm mağdurlara gönderildi. Anlaşma gereği Tel Aviv'den 20 milyon dolar tazminat alan Türkiye, davaların muhatabı haline geldi. Saldırıda yaralanan Zeki Kaya, Türkiye'ye 260 bin TL tazminat davası açtı. Yurt dışındaki mağdurlar dahil çok sayıda kişinin Türkiye'ye dava açacağı, miktarın 20 milyon doların çok üzerinde olacağı değerlendiriliyor.

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201710201030680490-mavi-marmara-davasi-israil-asker-takipsizlik/

Mesajı Paylaş

Trilogy

Netanyahu'dan Erdoğan'a Gazze yanıtı: Yıllardır sivilleri bombalayan birinden ahlak dersi almayacağız

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu İsrail askerlerinin Gazze sınırında eylem yapan 15 Filistinli'yi öldürmesine tepki gösteren ve Tel Avivi2i kınayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi. Netanyahu "Dünyanın en ahlaklı ordusu yıllardır sivilleri ayrım gözetmeyen birinden ahlak dersi almayacak" ifadelerini kullandı.

Netanyahu Erdoğan'a yönelik açıklamalarını Twitter'dan yaptı.

'ÖYLE GÖZÜKÜYOR Kİ 1 NİSAN'I ANKARA'DA BÖYLE KUTLUYORLAR'

İsrail Başbakanı mesajında "Dünyanın en ahlaklı ordusu, yıllardır sivilleri ayrım gözetmeden bombalayan birinden ahlak dersi almayacak. Öyle gözüküyor ki 1 Nisan'ı Ankara'da böyle kutluyorlar" dedi. ​Netanyahu daha önce Erdoğan'ın 'Kürt sivilleri bombaladığını' söylemişti.

​Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün İsrail'de yaşanan olaylarla ilgili konuşmuştu.

Erdoğan açıklamasında "İnsanlık dışı saldırılardan dolayı İsrail'i şiddetle kınıyorum, bu zulmün altında kalacaklar. (ABD Başkanı Donald) Trump'a 'İsrail'e müdahale etmeyecek misiniz?' dedim" demişti.

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201804011032866860-netanyahu-erdogan-gazze/ Mesajı Paylaş

Merkator

İsrail Türkiye'ye F-35 verilmemesi için ABD'ye baskı yapıyor

F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye verilmesine karşı çıkan İsrail, ABD yönetiminden bu teslimatların gerçekleşmemesini talep ediyor.

Breaking Defence'te yayınlanan bir makalede ilk Türk-35 uçağının fabrikadan çıkış törenine kadar İsrail savunma teşkilatındaki pek çok kişinin Washington'un Türkiye'ye F-35 uçaklarının satışını durduracağına inandığını ancak bu törenden sonra ABD'nin bu konuda harekete geçip geçmeyeceğinden emin olunmadığı belirtildi. Makalede Türkiye'nin NATO üyeliğinin sadece kağıt üzerinden ibaret olduğu ileri sürülerek, Ankara yönetiminin ABD'ye karşı olan ülkelerle işbirliği yaptığı, buna rağmen F-35 uçaklarının Türkiye'ye verilecek olmasına İsrail'in anlam veremediği belirtildi.

Ankara'nın Aralık 2017 yılında S-400 hava füze savunma sistemi alacağını deklare ettiği hatırlatılan makalede, NATO üyesi bir ülkenin aynı anda hem F-35 hem de S-400 hava füze savunma sistemini nasıl kullanacağı konusunda Avrupa başkentlerinin de endişe olduğunu savunuldu.

Makalede Türkiye'nin 116 F-35 siparişi bulunduğu ve programın ortaklarından biri olduğuna atıfta bulunarak, "Tel Aviv'deki BESA Stratejik Araştırmalar Merkezi (BESA) NATO, ABD ve Türkiye arasındaki tuhaf ilişkileri takip ediyor. Ankara merkezli köşe yazarı Burak Bekdil'in BESA için kaleme aldığ yazısı,  Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak görülmemesi için gereken tüm nedenleri ortaya koyuyor. Bekdil'in araştırmasına göre, Türkiye ve Suriye, Nisan 2009'da ortak bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. Bu tatbikat, bir NATO üyesi ile Rus silahlarını kullanan bir ülke arasında yapılan türünün ilk örneğiydi. Yine Eylül 2010'da Türk ve Çin uçakları Türk hava sahasında ortak tatbikatlar gerçekleştirdi. Bu da bir NATO üyesi için bir ilkti. 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO'nun Libya'da olmasını sorgulamıştı" ifadelerine yer verildi.

Ayın makalede çok sık tekrarlanan Türkiye'nin S-400 sistemleriyle birlikte son derece gelişmiş ABD jetlerini kullanması durumunda, Rusya'nın uçakta kullanılan hassas teknolojilere erişim sağlayabileceğinden korkulduğu iddialarına yer verildi.

http://www.kokpit.aero/israilden-abdye-f35-baskisi Mesajı Paylaş

Merkator

İsrail'in G550 uçağı Yunanistan'da eğitim uçuşunda

İsrail Hava Kuvvetleri'nde havadan ihbar ve elektronik karıştırma yapan Gulfstream G550 Nacnshon Eitam tipi uçağı, dün ve bugün Yunanistan semalarında eğitim uçuşu yaptı. Alınan radar verilerine göre bu uçuş ülkenin orta bölümünde gerçekleştirildi.

G550 iş jetinden geliştirilen uçakta, özel radar sistemleri, alıcılar ve elektronik karıştırıcı sistemler yer alıyor. İsrail dışında özel yapım G550 İtalya ve Singapur Hava Kuvvetleri tarafından kullanılıyor.

Aynı gün Yunanistan'da hem Amerikan Donanması'nın gelişmiş deniz karakol uçağı P-8 hem de özel kuvvetlere ait MC-130J askeri nakliye uçaklarının da uçması dikkat çekti.

S-300'LERE KARŞI EĞİTİM

İsrail G550 uçağının bölgede uçma nedenlerinden birinin de Yunanistan'ın Girit Adası'nda konuşlandırdığı S-300 hava savunma füzesi olduğu iddia edildi. Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin satın aldığı ancak Türkiye'nin baskısı sonrasında Yunanistan'ın Girit Adası'nda konuşlandırdığı sistem son yıllarda yoğun olarak başta İsrail olmak üzere ABD ve batı güçleri tarafından 'eğitim' amaçlı kullanılıyor.

Yunanistan'ın son yıllarda Girit'te çok sayıda uluslararası katılımlı tatbikat düzenlemesi dikkat çekiyor. Bu tatbikatlar, Türk Hava Kuvvetleri'nin Konya'da yaptığı 'Anadolu Kartalı' tatbikatına benzer konseptte gerçekleştiriliyor.

http://www.kokpit.aero/israil-yunanistan-g550-ucusu Mesajı Paylaş

Merkator

Türkiye ile takışmasının ardından İsrail borsası çakılmış. Mesajı Paylaş

augustine

Israil nisanda erken seçime gidiyormuş.

http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-israil-de-erken-dunya-2800505/

Dünya genelinde Türk düşmanları ayıklanıyor :) Mesajı Paylaş

Sihirbaz

İsrail-Türkiye arasındaki 'Mavi Marmara anlaşmasının' gizli ek maddeleri olduğu iddia edildi

Mavi Marmara gemisine İsrail askerinin düzenlediği baskın sonrası Türkiye ile İsrail ilişkileri gerilmişti.
İsrail'de hukuk alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşu (STK), Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne 2016'da imzalanan İsrail-Türkiye anlaşmasının tam metni olduğunu iddia ettiği bir belge gönderdi. Metnin ekinde Gazze'ye yapılacak yardımlar ve karşılıklı "terörist saldırıların engellenmesi" maddeleri var.

İsrail Hukuk Merkezi (Israel Law Center - ILC) adlı Tel Aviv merkezli bir sivil toplum örgütü, Mavi Marmara davasının görüldüğü Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne, 28 Haziran 2016'da İsrail ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmanın tam metni olduğunu iddia ettiği bir belge gönderdi.

Metinde, daha önce ne İsrail ne de Türkiye tarafından kamuya açıklanan ek maddeler de yer alıyor. ILC'nin resmi anlaşma metni olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) sunduğu belgede, kamuoyuna açıklanan 6 maddenin yanı sıra, şu 5 madde var:

1-Türk hükümeti, anayasadaki güçler ayrılığı sınırları içinde, filo olayıyla alakalı olarak Türkiye'de süren tüm ulusal yasal işlemlerin hızlı şekilde sonlandırılması için çalışacak. Her şekilde, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, filo olayıyla ilgili Türkiye'de süren her yasal işlem, ulusal yetkili mahkemelerde sonlandırılacak.

2-İsrail ve Türkiye, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından her bir ülkenin, vatandaşları yaptığı olayla alakalı suç duyurularını incelemek ve uygun olduğunda dava açmak için özel yargı yetkislerine sahip olması konusunda anlaşmıştır.

3-Türkiye ve İsrail, kendilerine ait topraklardan birbirlerine karşı herhangi bir terörist ya da askeri faaliyete izin vermeyeceğini ya da yurt dışındaki bu tarz faaliyetleri desteklemeyeceğini beyan eder. Bu maksatla, Türkiye ve İsrail, kendi topraklarında herhangi bir örgüt ya da kuruluşun karşı tarafa karşı bu tarz faaliyetlere girişmemesi, planlamaması, yürütmemesi, yönetmemesi ya da finanse etmemesi için gereken tüm önlemleri alacağını garanti eder.

4-İsrail, Türkiye ile Gazze şeridindeki nüfusun yararlanacağı projelerde işbirliği yapmaktan memnuniyet duyacaktır. Bu maksatla, aşağıdakiler üzerinde anlaşmışlardır:

-Türkiye'den ithal edilen sivil malların Gazze şeridine İsrail'den açılan kara sınırları üzerinden geçmesi, Filistin yönetiminin yerel temsilcileriyle koordinasyon da dahil olmak üzere, yürürlükte olan prosedür ve protokollere ve güvenlik kaygılarına bağlıdır. Türkiye'den gelen inşaat malzemelerinin Gazze şeridine girişi, Gazze Yeniden İnşa Mekanizması koşullarına uygun şekilde yapılacaktır.

-Türkiye, Gazze şeridine, İsrail ve Filistin Yönetimi'nin Gazze'de çalışmasına onay verdiği bankalar üzerinden para gönderebilecektir, bu da İsrail'in güvenlik kaygılarına bağlıdır.

-İsrail, Türkiye'nin Gazze şeridinde bir deniz suyu arıtma tesisi açma niyetini memnuniyetle karşılar. Türkiye, bu tesisi, tek başına ya da ilgilenen diğer ülkelerle işbirliği halinde inşa etme niyetini beyan etmiştir, bu da İsrail'in önceden vereceği onaya güvenlik kaygılarına bağlıdır.

-Gazze şeridiyle ilgili uzlaşmaya varılan yukarıdaki tüm maddelerin, bölgede sükûnet sağlandığı sürece uygulanması kabul edilmiştir.

5-İsrail ve Türkiye, 22 Mart 2013'de varılan uzlaşmanın, 28 Haziran 2016'da imzalanan anlaşmanın ve bu ekte belirtilen düzenlemelerin, filo olayı ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler ve sonuçlarıyla alakalı süren tüm sorunları kapsadığı ve hepsini sonlandırdığı kabul edilir.

Bu metnin ve ek maddelerin doğruluğunu teyit amaçlı ulaştığımız Türkiye ve İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, sorulara yanıt vermemeyi ve yorum yapmamayı tercih etti.

28 Haziran 2016'da imzalanan ve Mavi Marmara olayının yaşandığı 31 Mayıs 2010'dan bu yana diplomatik ilişkilerin seviyesinin düşürüldüğü İsrail ile Türkiye arasında normalleşme sağlayan anlaşma, Ağustos 2016'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmişti. Meclis'te kabul edilen anlaşma da resmi kayıtlara 6 madde olarak girdi.

Bu 6 madde, İsrail'in Mavi Marmara olayında hayatını kaybedenlerin yakınları için tazminat olarak Türkiye'ye 20 milyon dolar ödemesini, bunun karşılığında filo hadisesiyle ilgili İsrail devletine ya da vatandaşlarına yönelik Türkiye'de açılacak herhangi bir davadan muaf tutulmasını öngörüyordu.

Türkiye'nin 3 şartı: Özür, tazminat, Gazze'ye yönelik ambargonun kalkması

Türkiye, Mavi Marmara olayı sonrasında İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için üç şart ortaya koymuştu. Bunlardan ilki olan özür, dönemin ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail ziyaretinin hemen ardından, 22 Mart 2013'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı telefon konuşmasıyla geldi. Konuşma, ilk olarak Beyaz Saray tarafından duyuruldu.

Obama'nın Mart 2013'te yaptığı İsrail ziyaretinin hemen ardından Netanyahu, Erdoğan'ı arayarak özür diledi.
Ardından, tazminat ve Gazze'ye yönelik ambargonun kaldırılması için görüşmeler başladı.

28 Haziran 2016'da imzalanan ve ardından büyükelçilerin karşılıklı atandığı anlaşmanın kamuoyuna açıklanan 6 maddesinde, sadece tazminata yönelik hükümler yer aldı.

Anlaşmayla ilgili detayları Ankara'da düzenlediği basın toplantısında açıklayan dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, Gazze'ye yönelik ambargonun kaldırılmasıyla ilgili şunları söylemişti:

"Mutabakatın bu kadar uzun sürmesinin asıl maddesi ise Gazze'de yaşayan Filistinlilerin günlük yaşamında karşı karşıya kaldıkları zorluklardır, izolasyondur ve dış dünyadan gerekli yardımları, desteği İsrail'in engellemesinden dolayı elde edememeleridir. Bu hususta uzun görüşmeler yapıldı ve nihayet burada bir karara varılmış durumda. TOKİ'nin Gazze'de konut projesi var. Bunun da önünü bu şekilde açmış oluyoruz. Cenin bölgesindeki Erez sanayi bölgesinin yapımına hız verilmesi konusu da yine bu mutabakat çerçevesinde mümkün hale geliyor."

Dönemin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ümit Yalçın da, 17 Ağustos 2016'da, anlaşmanın tartışıldığı TBMM Dışişleri Komisyonu'nda, anlaşmanın Gazze'ye yönelik ambargonun kaldırılmasına yönelik bir madde içermediğinin sorulması üzerine şu yanıtı vermişti:

"Mutabakatın bir parçası olarak Gazze'ye yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve insani koşulların iyileştirilmesine dair üçüncü şarta ilişkin görüşmelerde anlaşma, karşılıklı iyi niyet temelinde sonuçlandırıldı… İhtiyaçlar temelinde sağlık, barınma, para yardımı, temel malzemeler, her türlü sivil malzemenin girişi sağlanmış olacak ve tazminata ilişkin usul anlaşmasının Meclis Genel Kurulunda, önce tabii ki Komisyonun sonra da Genel Kurulun onaylamasıyla özür, Gazze'deki insani koşulların iyileştirilmesi ve tazminatın ödenmesi konusundaki genel mutabakat yürürlüğe girmiş olacak."

Anlaşma imzalandıktan sonra Türkiye'den Gazze'ye gemilerle insani yardım malzemesi gönderildi.
ILC'nin gönderdiği, UCM'nin de resmi internet sitesinde yayımladığı belgede, Gazze'deki insani durumun iyileştirilmesiyle ilgili maddeler var.

Bu maddelerin TBMM'de milletvekilleriyle paylaşılıp paylaşılmadığı bilinmiyor. Ancak parlamentodan geçtiğinde Resmi Gazete'de bu maddelere yer verilmedi.

BBC Türkçe'nin ulaştığı, dönemin TBMM Dışişleri Komisyonu'ndaki AK Partili bir vekil, konuyla ilgili görüşme talebimize bu haberin yazıldığı tarihe kadar dönüş yapmadı.

TBMM'ye getirilen anlaşmanın gerekçesi olarak, ekte yer alan son maddede de belirtildiği gibi, 22 Mart 2013'te yapılan telefon görüşmesinde Netanyahu ile Erdoğan'ın tazminat ve Gazze'ye insani yardım konularında vardığı mutabakat gösterildi:

"Netanyahu, söz konusu görüşmede ayrıca sivil halkın kullanacağı malların Gazze'ye girişine ilişkin kısıtlamaların kaldırıldığını ve Filistin topraklarındaki insani koşulların iyileştirilmesi için birlikte çalışmaya hazır olduklarını beyan etmiştir. Yine anılan görüşmede, saldırıda hayatını kaybedenlere ödeme yapılmasını içeren bir anlaşma imzalanması hususunda da mutabakata varılmıştır."

Hamas'la ilgili iddialar tartışma yaratmıştı

Anlaşmaya giden süreçte, Türk Dışişleri Bakanlığı'nda o dönem müsteşar olarak görev yapan Feridun Sinirlioğlu ve İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dore Gold arasında görüşmeler sürerken, İsrail basınına isim vermeden konuşan İsrailli yetkililer, "en önemli konulardan birinin Türkiye - Hamas ilişkileri olduğunu, Hamas'ın herhangi bir üyesinin Türkiye'de bulunmasının kabul edilemeyeceğini" söylemişti.

Ancak Ankara, bu iddiaları reddetmişti.

Anlaşmanın imzalanmasından yaklaşık bir hafta önce konuyla ilgili soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "İsrail ile normalleşmede Hamas ile ilgili bir sorunun olduğunu düşünmüyorum. Görüşmelerimizde Hamas diye bir şart yoktur, olamaz da" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da aynı günlerde verdiği bir röportajda "Türkiye'de bulunan Hamas üyeleri İsrail ve Filistin'in anlaşması çerçevesinde Türkiye'ye geliyor. Hamas'ın İstanbul'da askeri bürosu yok. Biz Hamas ile de Filistin yönetimiyle de görüşmeye devam edeceğiz. İsrail öyle bir talepte [Hamas'la ilişkilerin kesilmesi] bulunacak bir konumda değil" dedi.

Anlaşmanın imzalanmasından bir gün önce, 27 Haziran 2016'da İsrail gazetesi Haaretz, Türkiye'nin İsrail'e Gazze'yi yöneten Hamas'ın İsrail'e saldırı düzenlemeyeceği konusunda garanti verdiğini iddia etmişti.

Bu iddialar da Ankara tarafından yalanlandı.

ILC'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği metnin maddelerinde de doğrudan Hamas'a yönelik bir atıf yok. Ancak "kendilerine ait topraklardan birbirlerine karşı herhangi bir terörist ya da askeri faaliyete izin vermeyeceğini ya da yurt dışındaki bu tarz faaliyetleri desteklemeyeceğini beyan eder" maddesi yer alıyor.

İsrail, Hamas'ı terör örgütü olarak kabul ediyor.

Anlaşma imzalanmadan birkaç gün önce Hamas Siyasi Büro Şefi Halit Meşal, İstanbul'a gelerek Erdoğan'la görüşmüştü.
Dava, 2013'ten bu yana Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde
Mayıs 2010'da İnsani Yardım Vakfı'nın (İHH) Gazze ablukasını delmek için Türkiye'den yola çıkan, insani yardım yüklü Mavi Marmara gemisinin, uluslararası sularda İsrail komandolarının baskınına uğramasının ardından İsrail ile Türkiye ilişkileri askıya alınmıştı. Baskında 10 kişi öldürülmüştü.

Komor Birliği devleti bayrağıyla Gazze'ye doğru yola çıkan Mavi Marmara gemisinde bulunanların avukatları, 14 Mayıs 2013'te Komor devletinden aldığı yetkiyle İsrail'i Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) şikayet etmişti.

UCM savcısı soruşturma açılmama kararı verdi.

Ancak UCM Ön İnceleme Dairesi, 19 Kasım 2018'de "savcılığın hataya düştüğünü söyleyerek" Savcı'dan soruşturma açılmaması yönündeki kararını gözden geçirmesini talep etti.

Bunun üzerine, nihai hedefini "terörle mücadele ve dünyanın her yerindeki Yahudilerin haklarını koruma" olarak belirten İsrail Hukuk Merkezi, 31 Ocak 2019'da, Türkiye ile İsrail arasında imzalanan anlaşmanın tam metni olduğunu iddia ettiği belgeyi UCM'ye iletti.

UCM'nin anlaşmanın maddelerini ve tazminat ödenmiş olduğunu dikkate alarak dava açılmamasını talep etti.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47422507 Mesajı Paylaş

HDS

İsrail-Türkiye ilişkileri çok "enteresan" bir döneme denk geleceğe benziyor. Bu seçimde muhtemelen Netenyahu gidici. Hem onlar hem de biz, bunu muhtemelen bir "ilişkileri ısıtma" vesilesi olarak kullanacağız. Oradan biraz "ılınma" olacaktır. Netenyahu'nun arkasından da bol bol atıp tutarız. (Bkz. Trump'a karşı "Sayın Obama beni aldattı" retoriği)

Ancak, bu olamasın diye de herkes o yumuşak karna sokabileceği bıçağı sokmaya çalışacaktır. En başta da Suud, muud, o taife. Bakalım ne olacak? Bakalım halen hem İsrail hem de Türkiye'de aklı başında diplomasi kıvıracak kimse kalmış mı?.. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter