Türk Denizaltıcılık Tarihi

Başlatan catfish, Şub 25, 2021, 11:05 ÖÖ

« önceki - sonraki »

catfish

Denizaltıcılık tarihimiz, bir sürü, anlatılması ve bilinmesi gereken olaylarla dolu. Bu başlık altında, kronolojik sıralama gözetmeden, ilginç ve önemli olayları paylaşmak istiyorum. Katkı yaparsanız sevinirim. Mesajı Paylaş

catfish

#1
Şub 25, 2021, 11:37 ÖÖ Last Edit: Şub 25, 2021, 01:50 ÖS by catfish
Dumlupınar adının kötü talihi.

Cumhuriyet donanmamıza, Dumlupınar adıyla, üç denizaltı katıldı. Birincisi; İtalyan Monfalcone üretimi TCG Dumlupınar. 1931-1949 yılları arasında görev yaptı. İkincisi; D-6 TCG Dumlupınar, Electric Boat 1943 yapımı ex. SS-325 USS Blower. 1950-1953 yılları arasında görev yaptı. Üçüncüsü; S-339 TCG Dumlupınar, Electric Boat 1943 yapımı ex. SS-323 USS Caiman. 1972-1983 yılları arasında görev yaptı. Bir daha da, Dumlupınar adının verildiği denizaltımız olmadı. Dumlupınar denizaltılarımızın yaşadığı kazalar nedeniyle, bir daha Dumlupınar adının kullanılmadığına dair, resmi olmayan bir düşünce var. Doğru mudur, yanlış mıdır bilemeyiz. Ama; 1928-1980 yılları arasında yaşanan denizaltı kazalarını detaylarıyla anlatan, ilk cildi 1966 yılında yayınlanmış, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı basımı Türk Denizaltıcılık Tarihi eserinin ciltleri arasında, Dumlupınar isimli denizaltılarımızın başından geçen beş ayrı kaza listelenmiş. Kötü talih mi, değil mi, karar sizin.

Kaza-1
Tarih: Belirtilmemiş
Gemi: İtalyan Monfalcone yapımı TCG Dumlupınar
Detay: Binbaşı Rıfat Özdeş komutasındaki Dumlupınar, gösteri dalışı yaparken, kıç hava kaçıran siğilinin düşmesi sebebiyle, hava kaçıran açılmamış ve gemi 42 derece başa meyillenmiş ve batarya asitleri dökülmüştür. Derhal batarya kuyuları temizlenerek durum kontrol altına alınmıştır.

Kaza-2
Tarih: Belirtilmemiş
Gemi: İtalyan Monfalcone yapımı TCG Dumlupınar
Detay: Binbaşı Süreyya Denizeri komutasındaki Dumlupınar denizaltısı, su üstü seyri ile, Karadeniz'den dönerken, Haydarpaşa yakınlarında dümen arızası vermiş, Fenerbahçe tarafından gelen İtalyan şilebi, denizaltının baş tarafından çarparak harici teknede hasara neden olmuştur.

Kaza-3
Tarih: 4 Nisan 1953
Gemi: D-6 TCG Dumlupınar
Detay: Nato Blue Sea tatbikatından dönerken, 4 Nisan 1953 gecesi, Nara Burnu açıklarında, Naboland şilebi ile çarpışarak batmış, 81 denizcimiz şehit olmuştur.

Kaza-4
Tarih: 1 Eylül 1976
Gemi: S-339 TCG Dumlupınar
Detay: Gölcük'ten Uzunada'ya intikal ederken, 1 Eylül 1976 sabahı, Çanakkale Boğazı Marmara girişinde, Fızik Vavilov isimli Sovyet bandıralı gemi ile, sancak tarafı kıç batarya dairesinden müsadere yaşamıştır. Kıç batarya dairesi imla etmiş, gemi 45 derece sancağa yatmıştır. Önce, kıç batarya dairesinde mahsur kalan 13 personel kurtarılmış daha sonra gemi, Doğanaslan bankına oturtulmuştur. 8 Eylül günü, yedeklenerek, Gölcük'e getirilmiştir.

Kaza-5
Tarih: 17 Mart 1977
Gemi: S-339 Dumlupınar
Detay: Gemi, Gölcük tersanesinde bakım ve overhaul'de bulunduğu sırada, 17 Mart 1977 gecesi, kıç batarya dairesinde yangın çıkmıştır. Batarya devresindeki bir kıvılcımın, yeni yapılan boyayı tutuşturması nedeniyle çıktığı düşünülen yangın, gemi personeli ve itfaiyenin müdahalesi ile söndürülmüştür. 




Ekleme:

Amerikan Deniz Kuvvetleri kaynaklarında, USS Blower ve USS Caiman Türk Deniz Kuvvetleri'ne devredilmeden önce meydana gelmiş, iki adet daha kaza kaydı var.

Tarih: 11 Ekim 1944
Gemi: SS-325 Blower
Detay: Denizaltı, USS PC-1145 devriye botu ile çarpışarak hasar almıştır. 

 
Tarih: 7 Aralık 1944
Gemi: SS-323 Caiman
Detay: Denizaltı, yanlışlıkla, 9 numaralı kıç torpido kovanından bir torpido ateşlemiştir. Kovanın, dış kapağı kapalı olduğu için, torpido kovan içinde patlayarak hasar vermiştir.


      Mesajı Paylaş

murattekin

Bu kadar kazaya rağmen 3. kez aynı adın verilmesi ve ve uğursuzluğun aynen devam etmesi.
Bu uğursuzluğun dünyada eşi benzeri yoktur herhalde. Mesajı Paylaş
...

Tbjm

1961 yılında tcg sakarya ile paşabahçe vapuru  marmarada çarpıştı Mesajı Paylaş

murattekin

Denizaltıcılık konusunda Rahmetli Ömer Kalaycıoğlu'nun www.denizaltici.com adında bir sitesi vardı. Hala aktif durumda. İncelemenizi öneririm. Mesajı Paylaş
...

catfish

Deniz Müzesi Komutanlığı'nın sayısal kütüphanesinde, denizaltı harbinin detaylarını açıklayan, 1971 tarihli, çok güzel bir kitap var. Türkçe yazılmış böyle bir kitap bulmak zor.


 http://denizmuzesi.dzkk.tsk.tr/index.php/tr/content/1444
Mesajı Paylaş

murattekin

Neymiş bu kitap diye bakarken pdf'sini bilgisayara indirdi. Mesajı Paylaş
...

catfish

Cumhuriyet Bahriyesi Kronolojisi 1923-2005 kitabını incelerken, aşağıda eklediğim sayfada, ilginç bir kaza listelendiğini gördüm.

Cumhuriyet Bahriyesi Kronolojisi 1923-2005 s.89 A582 Başaran by Catfish, on Flickr

29 kasım 1990 tarihinde, Ay sınıfı, S-347 Atılay denizaltısından atılan torpido, A-582 Başaran gemimize çarpmış. Gemi batmamış olacak ki, olaydan üç yıl sonra, 1993 yılında hizmetten çıkartılmış.

  1990-1991 Jane's Fighting Ships s.573 by Catfish, on Flickr

http://www.navsource.org/archives/10/19/1919.htm
https://en.wikipedia.org/wiki/USS_Patroclus

Atışlar sırasında, kontrolden çıkan torpidolarla ilgili anlatılan bir sürü hikaye duymuşuzdur. Tigerfish torpidoları ile ilgili olanlar zaten meşhurdur. Ama, bu olayda hangi torpido kullanıldı, bilemiyorum.




Mesajı Paylaş

catfish

BARTIN DENİZALTI SIĞINAKLARI

20 Ocak 1960 tarihinde yapılan, Bartın denizaltı sığınakları yapım işi ihalesini, STFA firması kazanmış ve 26 Mart 1960 tarihinde, Bayındırlık Bakanlığı ile, 56.908.492 TL tutarında bir sözleşme imzalamış. 1 Haziran 1960 tarihinde işe başlayan firma, 1965 yılında, inşaatı bitirerek teslim etmiş.

NATO belgelerine göre, yapılan iki sığınağın bir tanesi, doklama kapasitesine sahip denizaltı tamir tesisi, diğeri ise demirleme sığınağı olarak geçiyor. Sığınakların içindeki su derinliği sekiz metre, yakıt depolama kapasitesi 1.000 m3, yakıt ikmal kapasitesi 100 m3/saat.

1955, 1956 ve 1957 yıllarına ait NATO arşivlerinde, sığınaklarla ilgili bir sürü belge var. Çoğu da, bu sığınaklar gerekli mi değil mi üzerine. Türk tarafı, NATO'yu ikna etmek için, çok dil dökmüş. Bazı ülkeler bizi desteklemiş, bazılar gerek yok demiş. Ama sonunda, NATO ikna edilmiş ve sığınaklar yapılmış.

Türk tarafı, NATO ülkelerini ikna etmeye çalışırken, olası bir savaşta, Karadeniz'de neler olacağını da detaylı olarak anlatmış. Türk görüşlerini, 1956 NATO Altyapı Programı belgelerini kullanarak, genel olarak özetlersek:

Karadeniz, Sovyet Rusya'nın, denizlerdeki tek yumuşak karnı ve aynı zamanda, Kafkaslar ve Güney Rusya ile Balkanlar ve Avrupa arasındaki en kısa lojistik güzergahıdır. Olası bir savaşta, savaşın ana cephesinin Avrupa olması bekleniyor. Ve, Avrupa'daki Sovyet birliklerini desteklemek için gerekli lojistik malzemenin, çok büyük bir kısmı, Karadeniz üzerinden taşınacaktır. Olası savaşın ilk otuz gününde, NATO planları uyarınca, batı Rusya ve Sovyetler Birliği'ne bağlı uydu devletlerde bulunan, kara yolları, hava alanları, tesisler vb. hedefler, nükleer silahlarla vurulacağı için, Karadeniz lojistik yolu, daha da önem kazanacaktır. NATO kuvvetleri tehdidi nedeniyle, Sovyet lojistik destek gemileri, konvoylar oluşturamayacak ve dağınık olarak hareket edeceklerdir. Bu da gemileri, denizaltı saldırılarına karşı, daha savunmasız halde bırakacaktır. Sovyet deniz nakliye yollarına, en etkili saldırılar, denizaltılar ile yapılabilir. Sovyetlerin Türk kıyılarına yapacakları olası bir amfibi harekat, en etkili şekilde, denizaltılar tarafından engellenebilir. Ayrıca, Rusya içlerindeki hedeflere giden/dönen NATO uçaklarına ait personelden, deniz üzerinde atlamak zorunda kalanlar da, en kolay denizaltılar tarafından kurtarılabilir.

Normal şartlarda, Karadeniz harekatına katılacak NATO denizaltıları, bütün torpidolarını, on gün içinde harcayacaklardır. İkmal için üslerine dönmesi gereken denizaltıların, örnek olarak, Malta'ya gidip ikmal yaparak geri dönmesi, yaklaşık altmış gün sürecektir. Ve bu seyir, Sovyetler tarafından mayınlanması çok muhtemel, boğazlar üzerinden yapılacaktır. Savaş şartlarında bu mayınları temizlemek, çok uzun sürecek zahmetli bir iştir. Ama, bu ikmal, Karadeniz'de yapılabilirse, denizaltılar, kırk günlük ilave seyirden kurtulacak ve altmış gün içindeki devriye süreleri, iki katına çıkacaktır.

Karadeniz kıyılarının, %75'i, Sovyetlerin elinde olduğu için, Sovyet hava kuvvetleri, Türk kıyılarındaki istedikleri her noktaya, kısa menzilli uçakları ile bile saldırı düzenleyebilirler. Karadeniz kıyılarındaki radar ağı ve hava savunma sistemleri, çok zayıftır. Dolayısıyla, Sovyet uçaklarını, uzaktan tespit ederek yok etmek, mümkün değildir. Böyle bir durumda, mevcut açık limanlar kullanılarak, denizaltılara ikmal yapmak ve gerekli onarımlarını tamamlamak da mümkün değildir. Bu durumdan kurtulmak için, nükleer saldırılara bile dayanabilecek, denizaltılara ikmal yapabilecek, onarımlarını yapabilecek, yer altı sığınaklarına ihtiyaç vardır. Türk önerisi, Ereğli, Bartın ve Amasra'ya, yer altı denizaltı sığınakları yapılmasıdır. Üç ayrı bölgeye, sığınakların yapılması, çok uzun süreceği için, ilk tesisin, Bartın'a yapılması, Ereğli ve Amasra'nın da, mevcut imkanları ile, gece şartlarında, denizaltı ikmal ve tamiri için kullanılması, en uygun çözümdür. Halihazırda, Ereğli, Amasra ve Pelikan üslerinde, toplam 5.000 m3 yakıt ve 620 torpido depolama kapasitesi mevcuttur.

Yukarıda açıklanan Türk tezine karşılık, NATO Altyapı Komitesi; nükleer saldırıların, Karadeniz'deki Sovyet aktivitelerini ciddi olarak azaltacağını, denizaltılara çok iş düşmeyeceğini, sabit tesislerin, Sovyet nükleer saldırılarına karşı açık hedef olacağını, küçük ve farklı lokasyonlara dağıtılmış onarım ve ikmal tesislerinin, Sovyet saldırılarına karşı hayatta kalma şansının, sabit tesislere göre daha fazla olduğunu, ikinci Dünya Savaşı tecrübelerine göre, denizaltılardaki ufak tamiratların, mobil/ufak tesislerin yardımıyla, denizaltı personeli tarafından da yapılabileceğini öne sürerek, Bartın denizaltı sığınağı yapım işini, 1956 yılı planından çıkartmış ve 1957 yılı için, daha detaylı olarak analiz edilmesini istemiştir.

Türk tarafı, bu duruma rağmen, ısrarından vazgeçmemiş, ve Mart 1956 tarihli bir toplantıda, konuyu tekrar gündeme getirmiş. Tartışma sırasında, komite başkanı; NATO savaş planına göre, olası savaşın açılış aşamasında, beş NATO denizaltısının, aynı anda, Karadeniz'de savaş devriyesi görevinde olacağını, bu denizaltılardan ikisinin Fransa, ikisinin İngiltere, birinin İtalya tarafından sağlanacağını, bu denizaltıların, devriye görevlerini bitirdikten sonra, Karadeniz'den ayrılacağını, ellerinde, onların yerini alacak, altı Türk denizaltısı, üç İngiliz denizaltısı ve on bir Amerikan denizaltısı olduğunu, yani ellerindeki denizaltı sayısının yeterli olduğunu, Sovyet limanlarının, savaşın henüz açılış aşamasında, nükleer silahlar ile vurulacağını, buna rağmen, Karadeniz'de hala Sovyet gemisi olursa, onların da yer konuşlu NATO filoları ve Amerikan Altıncı Filo uçakları tarafından vurulacağını, dolayısıyla, Karadeniz'de sabit denizaltı sığınaklarının yapılmasının, öncelikli bir konu olmadığını söylemiş. Ayrıca, denizaltıların, boğazlardan, su üstü seyir ile geçmelerinde, bir engel göremediğini de eklemiş.

Aynı toplantıda, söz alan Hollanda temsilcisi, denizaltıların boğazlardan geçememesi durumunda, Karadeniz'deki bütün NATO deniz harekatının tehlikeye girebileceğini, boğazları açık tutmak üzerine yoğunlaşmanın daha iyi olacağını, denizaltıların boğazlardan gece geçemeyeceği konusunda ikna olmadığını, bütün NATO ülkelerinin, az ya da çok, Türkiye ile aynı düşman tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtmiş.

Türk temsilci, İtalyan temsilciye karşı söz alarak, İstanbul Boğazı'nın, akıntılar nedeniyle, çok farklı bir geçit olduğunu, denizaltıların gece boğazdan geçmesinin çok tehlikeli olduğunu, Birinci Dünya Savaşı sırasında, boğazın, Ruslar tarafından mayınlandığını, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar tarafından Karadeniz'de döşenen mayınların, akıntılar ile boğaza sürüklendiğini ve büyük problem yarattığını, teklif ettikleri Bartın tesislerinin, yaklaşık kırk metre kayanın altında olduğunu ve nükleer saldırılara dayanabileceğini, bu tesisin yapılmasına onay vermemenin, Karadeniz'deki NATO denizaltı operasyonlarından vazgeçmek demek olduğunu belirtmiş.

Bu konuşmalardan sonra, komite başkanı, fikrinden vazgeçmeyince, Türk temsilci, 1956 yılı NATO altyapı planını, itiraz kaydı düşerek kabul etmiş. Ama, konu hakkındaki Türk görüşünün, plana ayrı olarak eklenmesini istemiş.

Planın arkasına, Bartın denizaltı sığınakları hakkındaki Türk görüşünü açıklayan, Yüzbaşı Ragıp Uluğbay (Orgeneral rütbesi ile 1985 yılında emekli olmuş, 2004 yılında vefat etmiş.) imzalı, dört sayfalık bir sunum eklenmiş. Bu sunumda; çoğunlukla yukarıda açıklanan hususlar tekrar edilmiş olsa da, Türk tarafı, ilave olarak; Karadeniz bölgesinde, hava kuvvetleri üstünlüğünün, 6/1 oranında Ruslarda olduğunu, 1955 yılı sonu itibarı ile, Karadeniz'deki Sovyet filosunun, 44 destroyer ile 79 denizaltıdan oluştuğunu, NATO hava kuvvetlerinin ve NATO yüzey gemilerinin, tek başlarına, Karadeniz Sovyet deniz nakliye yollarını kesemeyeceğini, o yüzden NATO'nun, bu görev için, beş ayrı ülkeden gelecek denizaltıları kullanma planı yaptığını, bütün çekincelerinin, denizaltıların boğazdan geçememesi olduğunu, Sovyetlerin, boğazları kapatmak için, Bulgaristan sahillerine mayın bırakmasının yeterli olacağını, bu mayınların akıntı ile sürüklenerek boğazı kapatacağını, savaş şartlarında mayın temizliğinin çok zor ve zaman alan bir iş olduğunu, bu şartlar altında, dalma yeteneğini kaybetmiş denizaltıların, hayatta kalmasının mümkün olmadığını, Bartın'a sığınak yapmanın, yeni bir denizaltının yarı fiyatına mal olacağını belirtmiş.

Bu toplantıdan, üç ay sonra yapılan altyapı toplantısında, komite, Bartın denizaltı sığınağı yatırımının, 1957 yılı programına alınmasını, sonunda kabul etmiş.

Aralık 1958 tarihli bir NATO belgesi; Ocak 1959 tarihine kadar, sınırlı uluslararası ihale açılmaması ve inşaat işlerinin, 1959 yazında başlamaması halinde, projenin iptal edileceğini belirtiyor. Girişte de belirttiğim gibi, STFA, ihaleyi, Ocak 1960 tarihinde kazanmış, işe Haziran 1960 tarihinde başlamış ve 1965 yılında bitirmiş.

Bartın Submarine Repair Dock by Catfish, on Flickr

Bartın Submarine Shelter by Catfish, on Flickr
Mesajı Paylaş

murattekin

Şimdi nasıl bilmiyorum ama 70'lerde Bartın-İnkum yolundan bunlar görülürdü. Hala aktif olarak kullanıliyor mu acaba? Mesajı Paylaş
...

bnb

Aktif olarak kullanılmasa da yarın ihtiyaç olursa kullanılır herhalde. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter