Çelik Canavarların Tarihi

Başlatan Terra, May 22, 2020, 08:41 ÖÖ

« önceki - sonraki »

Terra

Çelik canavarların tarihi

Zırh, savunma amaçlı ilk kullanımından günümüze kadar, bu alanda yapılan çalışmalar ve sağlanan gelişmelerle, ateş, sürat ve baskın etkisiyle muharebenin seyrini değiştirecek tahrip gücü yüksek silahlara dönüşmüştür. Zırhın, bugünün tank ve zırhlı muharebe araçları gibi kullanılmasına örnek ilk uygulamaların iki tekerlekli zırhlı savaş arabaları ile zırhlandırılmış fillerin olduğu tarihte görülmektedir.

Leonardo Da Vinci, modern tankın ve zırhlı aracın ilk taslağını 1487 yılında ortaya koyduğu konsept çalışmasında, araçların zırha ve toplara sahip olacağı ve 8 insan gücüyle hareket edebileceğini hayal etmiştir. Kullanılmasını da şöyle açıklamıştır; "Kapalı, emniyetli ve tahribi güç savaş arabaları yapıyorum. Bunlar toplarıyla ateş ederek ilerlediklerinde en kuvvetli düşman safları dahi çözülerek geri çekilmek zorunda kalacaktır.

Bunların arkasından kendi piyademiz emniyetle ve mukavemetsiz ilerleyebilecektir." Tarihteki savaşları incelediğimiz zaman, zırh korumasının büyük savaşların kaderini değiştirmede önemli rol oynadığını görebilmekteyiz. Romalı askerlerin ellerindeki zırhlı kalkanlar ile savaşlarda uyguladıkları kaplumbağa taktiği bugün kullanmakta olduğumuz Zırhlı Personel Taşıyıcı ve Zırhlı Muharebe Araçlarına oldukça benzemektedir.

Günümüzde Tank ve Zırhlı araçlar; ateş gücü, hareket kabiliyeti ve balistik koruma özelliklerini bünyesinde barındıran muharebe sahasının vazgeçilmez sistemleridir. Birbirlerinden farklı bu üç özellik, günümüzde sürdürülebilirlik, adaptasyon ve ağ merkezli komuta kontrol yetenekleri gibi tasarım özellikleri de eklenmiş olmakla birlikte, halen zırhlı araçların en önemli temel tasarım özellikleri olmayı sürdürmektedir. Soğuk Savaş Dönemi ve sonrasında, bu temel özelliklerin sürekli olarak daha iyi seviyelere çıkartılması için adeta yarış edercesine sarf edilen çabalarla tank ve zırhlı araçlar bugünkü seviyelerine gelebilmiştir.

İlk Tank Prototipi (1915) - Little Willie

Birinci Dünya Savaşı'nda, muharebelerin kısır bir döngü içinde sürüp gittiği günlerde, İngiliz Yarbay Ernest D. Swinton, Amerikan yapımı Holt marka tırtıllı traktörlerin yaptıkları çalışmayı izlerken "Acaba çamura ve batağa bana mısın demeyen bu traktörler, makineli tüfek mermilerini durduracak kadar zırhla kaplanıp tampon bölgeden karşı tarafa sürülemez mi?" diye düşündü. Bu fikrini büyük bir mücadele vererek generallere ve Winston Churchill'e kabul ettirdi. Aracın büyük bir gizlilik içinde yapılması için; her bir parçası farklı bir fabrikada imal edildi, üretiminde çalışan işçilere de bunların motorlu su tankları olduğu söylendi. Yaklaşık bir yıl sonra 15 Eylül 1915'de ilk lakabı "Little Willie" olan bu 14 tonluk prototip makine Wembly Park'ta ilk defa test edildi. Araç Daimler motoru ile teçhiz edilmiş ve saatte 5 km sürat yapabiliyordu. Test olumlu sonuçlanmış ve herkesin kafasında makinenin geliştirilmesi durumunda müttefiklere savaşı kazandırabileceği fikri hâkim olmuştu. "Küçük Willie" geliştirildi.

1916'da 3 metrelik hendekleri geçerek gösteri yaptı. 100 adet yapılması için emir verildi. Bu tankın adı "Big Mother" kod numarası "Mark 1" dir. Şimdi bu cisme bir isim bulmak gerekiyordu. Birçok isimler teklif edildi ancak sonuçta, üretimde çalışan işçilere gizlilik için ifade edilen "TANK" ismi uygun görüldü ve 24 Aralık 1915'de resmi olarak kullanılmaya başlandı. Bununla beraber ilk teşkilat kurulmaya başlandı ve bu sınıfa "Motorlu Makineli Tüfek" adı verildi. 27 Temmuz 1917 tarihinden itibaren bu sınıfın adı TANK olmuş ve bugünkü tank sınıfının temeli atılmıştır.

Tankın Savaşta Aktif Olarak Kullanılması ve Zırhlı Birlik Konseptinin Gelişmesi

1. Dünya Savaşı Somme Cephesi

15 Eylül 1916 tarihinde İngilizler tarafından ilk defa Somme muharebelerinde kullanılan tankların 42 tanesinden 25'i cepheye varamadan bozulmuştu. Ortaya çıkan mekanik arızalara rağmen tanklar muharebeye hareket getirmişlerdi. İçlerinde bulunan dört adet makineli tüfek adeta kan kusuyor, Alman siperleri ve dikenli teller bir bir aşılıyordu. Tankların içleri ise korkutucuydu, sekiz kişilik personeli adeta karbon monoksit gazından zehirleniyordu. Bir sürü olumsuzluklara rağmen düşman cephesi kısa bir zamanda yarılmıştı.

Harp tarihinde devrim yaratan bu ejderlerden, personelin eğitim eksikliği, tankın hareket sığalarının azlığı, teknik kullanım güçlüğü ve tankın henüz bir taktiğinin olmaması gibi sebeplerle istenilen netice tam olarak elde edilememişti. İlk tank taarruzunu müteakip birçok askeri yazar; "İngilizler büyük bir askeri baskın imkânını kaybetmişlerdir. Eğer bu silah çok miktarda ve zamanında kullanılabilseydi harbin seyri de değişebilirdi." diyorlardı. Bu savaşın sonucunda; tankın etkili bir şekilde kullanılması için, tankın taktiğinin geliştirilmesi gerektiğini ve tankların kitle halinde kullanılmasının istenilen sonucu vereceği fikrine ulaşmışlardı.

2. Dünya Savaşı Dönemi

İngilizler ilk denemelerinden istedikleri başarıyı elde edememelerine rağmen tankları geliştirmeye devam etmişler, onları daha sonra sırasıyla Fransızlar ve Almanlar izlemiştir. Böylece, tank adeta muharebe sahasının vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Diğer ülkelerdeki gelişmeleri yakından takip eden ve Birinci Dünya Savaşı'nın siper savaşlarında bizzat görev almış olan Prusyalı bir subay, günümüzde bile birçok noktada geçerliliği devam eden zırhlı birlik konseptinin kurucusu olmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın da en parlak generallerinden olan biri olan Heinz Guderian, 1937 yılında yayınladığı "Dikkat Tank" adlı kitabı ile mekanik savaşın fikir babası olmuştur. Başlangıçta Alman komuta kademesi de Guderian'ın fikirlerine şüpheyle yaklaşmıştır. Ancak kısa süre sonra patlak veren İkinci Dünya Savaşı'nda bu silahların, doğru kullanıldıklarında neleri başarabilecekleri tüm dünyaya kanıtlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa ve Afrika cephelerinde, kaderi belirleyen muharebelerde tank başrol oyuncusu olmuştur. Stalingrad'daki şehir muharebelerinde panzerlerin etkili şekilde kullanılmaması Sovyetlere zafer getirirken tarihin en büyük tank muharebesine tanıklık eden Kursk'ta, Almanya ağır bir tank kaybıyla karşı karşıya kalmıştır. Mareşal Rommel, El Alemeyn'de kendisinden çok üstün olan İngiliz Birlikleri'ne son darbeyi tankları için yeterli ikmal malzemesi kalmadığı için vuramamış ve böylelikle Hitler'in Kuzey Afrika macerasının da sonu gelmiştir.

Normandiya çıkarması esnasında panzer tümenlerinin yanlış yere konuşlandırılması nedeniyle zafer, müttefiklerin olmuştur. Ardenneler Harekâtı'nda Almanların yakıt sıkıntısı nedeniyle durmak zorunda kalması ile de Almanya'nın son ümidi tükenmiştir. Örneklerden de anlaşılacağı üzere tank artık muharebelerin belirleyici unsuru haline gelmiştir.

Soğuk Savaş Dönemi

İkinci Dünya Savaşı'na damgasını vuran tankın gerekliliği, soğuk savaş döneminde yaşanan çatışmalarda farklı durumların gözlemlenmesi nedeniyle bu dönemin sonunda sorgulanmaya başlanmıştır. Kore Savaşı'nda bölge coğrafyasının tank muharebesine müsaade etmemesi, Vietnam Savaşı'nda Kuzey Vietnam'ın gerilla taktiklerini kullanması nedeniyle ciddi tank muharebesinin yaşanmaması, Arap-İsrail Savaşları'nda tanksavar füzelerinin oldukça etkili kullanılması ve nihayetinde taarruz helikopterlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte muharebe sahasının karar silahı olarak nitelendirilen tankın tahtı sarsılmaya başlamıştır. Ancak, 1991 Körfez ve 2003 Irak savaşlarında büyük miktarda kullanılan tanklar kara harekâtının en önemli silahı olma özelliğini devam ettirmiştir. Böylece, konsepte de uygun olarak toplu olarak kullanıldığında ve gerekli birimlerle desteklendiklerinde tankların, muharebenin kazanılmasında en önemli kuvvet çarpanı oldukları tekrar teyit edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde Zırhlı Birlikler

Zırhlı araçlar Türk Ordusuna ilk kez 1928 yılında Fransa'dan satın alınan ve eğitim amaçlı kullanım için Maltepe'deki Piyade Atış Okuluna verilen bir adet Renault FT-17 tankı ile girmiştir. Daha sonra Sovyetler Birliği'nden alınan tanklarla 1934 yılında ilk muharip tank birliği Lüleburgaz'da Tank Taburu olarak kurulmuştur. Taburun ilk komutanı Süvari Binbaşı Tahsin YAZICI'dır. İlk tank taburu kurulduğu zaman, ordumuzda tank ve tankçılık hakkında sınırlı nazari bilgiler mevcuttu. Tabura tayin edilen personeli büyük güçlükler ve zorlu çalışmalar bekliyordu. Motor tekniği diye bir şey yoktu. Tabur komutanı yüzbaşıyken Saumur'daki Fransız Süvari Mektebi'nde iki sene müddetle bulunmuş ve aynı okulda tank ve tankçılık hakkında bilgiler almıştı. O zaman tankçılık ile ilgili hiçbir kitap ve talimname yoktu. Bunlara rağmen Tabur büyük bir hevesle eğitime girişti. Fransız talimnamelerinden tercüme edilerek alınan hususlara kendi koşullarımız ve görüşlerimiz de eklenerek talim ve terbiye kurulu tarafından bu bilgiler broşür halinde tertipleniyordu. Eğitim faaliyetleri kısa zamanda sonuç vermeye başlamıştı. Tabur, eğitim faaliyeti ve intibak devresi içindeyken 1935 Trakya Manevrasına katılmak için emir almıştı. Daha sonra 1937 manevralarına tamamen yetişmiş olarak girmiş ve bu manevralarda Türk ve yabancı askeri gözlemcilerin takdirleri kazanılmıştır. Başarılı tatbikatın ardından, tank taburu, tanklar ve zırhlı otolardan oluşmuş bir kıt'a ile, ilk olarak, Ankara'da 1937 yılında Cumhuriyet Bayramı'na iştirak etti. Bu törende, Atatürk tank ve zırhlı otoları görünce çok memnun olmuştu. Aynı gece Ankara Palas'ta verilen Cumhuriyet Balosu'nda geçit resmine iştirak eden subayları davetlisi olarak kabul etmiştir. İlk Türk Zırhlı Tugay'ı Lüleburgaz'da 1937 yılında kurulmuştur.

2. Dünya Savaşı Dönemi

1939 yılında Fransa ve İngiltere'den alınan Renault R35 ve Vickers tankları ile 1940 yılında Lüleburgaz'da ilk Tank Alayı kuruldu. Daha sonra Almanya'dan alınan tanklarla 1944 yılında ilk zırhlı tümen kuruldu. Türkiye'ye verilen bütün araçlar ve malzemeler %80 itibarıyla kullanılmış, harp görmüş ve genel bir revizyondan geçirildikten sonra Türk ordusuna teslim edilmişti. Türk ordusuna verilen bu yıpranmış tanklar, Türk tankçılarının gayretleriyle uzun bir süre hizmet gördüler.

İlk Millî Tank Projesi

1943'te şasisi Kırıkkale'de yapılan ve bir Ford motoru ile teçhiz edilen ilk yerli tankın çalışmaları yapıldı. Fakat altyapı yetersizliği nedeniyle bu deneme başarısızlıkla sonuçlandı.

Soğuk Savaş Dönemi

1947 yılına kadar Türk Zırhlı Birlikleri belirli bir tank tipine sahip olamadı. O tarihe kadar Türk zırhlı birlikleri bütçeye uygun gelen ve dost devletler tarafından satın alınan ve hibe edilen hafif tankları kullanılmıştır.

Teknolojideki gelişmelere paralel olarak gelişmiş ülkelerde kullanılan tankların büyük ilerlemeler kaydetmesine rağmen mevcut tankların teknolojisinin geride kalması; Türk Silahlı Kuvvetleri'nde modernizasyon ve reorganizasyon ihtiyacını gündeme getirmiştir.

Bu nedenle mevcut M48 ve M48A1 tankları 1980 yılından itibaren ABD teknolojisi ve yardım paketi ile M48A5T1 tanklarına, Alman teknolojisi ve yardım paketi ile M48T5 tanklarına dönüştürülmüştür. Modernizasyon, çağın ihtiyaçları doğrultusunda devam ettirilerek 1987-1991 yılları arasında, stabilizasyon ile termal atış kontrol sistemlerine sahip M48A5T2 tankları Zırhlı Birliklere kazandırılmıştır. 1982-1983 yıllarında, Alman askeri yardımları kapsamında zamanın en etkili tankları arasında yer alan EMES 12A3 atış kontrol sistemli Leopard 1 A3T1 tankı alınmıştır.

Milli Tank Geliştirme Süreci Kara Kuvvetlerimizin modern tank ihtiyacını karşılamak amacıyla 1996 yılında modern tank projesi başlatılmıştır. Proje kapsamında belirlenecek modern bir tankın Türkiye'de lisanslı üretimi hedeflenmiştir. Bu maksatla, 1999 yılında Almanya'nın Leopard 2A5, ABD'nin M1A2, Ukrayna'nın T-84 ve Fransa'nın Leclerc tankları Türkiye'de kapsamlı testlere tabi tutulmuştur. Testler sonrasında yapılan değerlendirmeler neticesinde modern tank tedarik modelinde değişikliğe gidilmiştir. Yeni tedarik modelinde, lisanslı üretim modeli ile tank tedariki ve yetenek kazanılması yerine, öncelikle envanterdeki tankların bir kısmının modernize edilmesi ve modernizasyon ile kazanılacak yeteneklerle de milli tankın geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Bu doğrultuda 2002 yılında ASELSAN'la Leopard 1 Modernizasyonu, yabancı bir firmayla da M60T modernizasyon sözleşmeleri imzalanmıştır. 2006-2009 yıllarında modernize edilmiş Leopard 1'ler, 2007-2010 yıllarında modernize edilmiş M60A1'ler Leopard1T ve M60T adlarıyla envantere girmiştir. Modern tank envantere alınıncaya kadarki dönemde tank ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak 2005 yılında imzalanan sözleşme ile Almanya'dan Leopard 2A4 tankları tedarik edilmiştir. Milli İmkânlarla Modern Tank Üretimi ihalesi başlatılmış, ihaleyi kazanan firmayla 2008 yılında geliştirme sözleşmesi imzalanmıştır.

Milli imkânlarla geliştirdiğimiz ilk tankımız ismini, Dumlupınar Meydan Muharebesi sonrasında düşmanın geri çekilmesini sağlayarak İzmir'e giren, Kurtuluş Savaşı kahramanlarımız arasında yer alan ve ilk süvari birliklerimizin de komutanı olan Orgeneral Fahrettin ALTAY'dan almıştır.

Hazırlayan Eşref Demirdağ, Alan Uzmanı SST / ASELSAN Kara ve Silah Sistemleri Program Direktörlüğü

- Kaynakça 1. Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığının 2007 tarihli, "Tankın Tarihi ve Gelişimi" 2. Dünya Askeri Teknolojiler Ansiklopedisi,
- Modern Kara Sistemleri, Sami ATALAN

http://defenceandtechnology.com/celik-canavarlarin-tarihi/ Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter