Covid-19 Sonrasında Dünya ve Türkiye'de Ekonomi

Başlatan HARZEMŞAH, May 01, 2020, 01:45 ÖS

« önceki - sonraki »

HARZEMŞAH

Covid- 19 sonrasında Dünyada ve Türkiye'de ekonominin çok daha farklı olacağını düşünüyorum. Bunun temel nedeni gerçekleri görmemiz...

Bildiğiniz gibi Türkiye halen Dünyada 59 ülkeye tıbbi malzeme yardımında bulundu. Bunlar arasında ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi çok gelişmiş ülkelerde var.

Ne İngiltere ne Fransa, ne İtalya, ne İspanya ve de ABD,  son derece basit bir terzilik ürünü olan maske ve tulum yapmaktan aciz ülkeler değildi. Ancak olaylara tüccar gibi baktılar. Her şeyi ekonomik olarak değerlendirdiler. Maske, tulum ve eldiven gibi son derece basit ve teknoloji gerektirmeyen ürünleri kendileri üretmektense bunları, Çin, Hindistan, Türkiye gibi ülkelerden tedarik etmeyi tercih ettiler. Çünkü bu ürünlerde kendi maliyetleri son derece yukarıdaydı. Fakat son kriz sırasında gördüler ki bir kriz anında işler istenildiği gibi gitmiyor. Paranız olsa bile tedarik sırasında sorunlar yaşanıyor...

Bu nedenle ben önümüzdeki dönemde her ülkenin şapkasını önüne alarak endüstrisindeki ve ticaretindeki her ürünü, "Stratejik"  ya da "Stratejik olmayan" diye ayıracağını,  stratejik olarak sınıfladıklarını maliyetlerine bakmadan kendi ülkelerinde üreteceklerini düşünüyorum. Bu nedenle şu anda ucuz olduğu için Çin,  Hindistan, Uzakdoğu ve Türkiye gibi ülkelerden ithal edilen çok sayıda ürünün artık Batıda üretileceğini, bu nedenle Türkiye gibi ülkeler için ihracat rakamlarının düşeceğini öngörüyorum. Batı yeniden üretmeyi öğrenecek...

Bu bizim için de geçerli. Şu anda bilmem farkında mısınız? Sıvı sabunların plastik ambalaşlarındaki pompalarda çok ciddi bir sıkıntı var. Sıvı sabun pompaları  Türkiye'de üretilmeyip Çin'den ithal edildikleri için işu anda sıvı sabun üretebiliyoruz ama bunu koyacak plastik pompa olmadığı için bunları piyasaya vermekte zorlanıyoruz.

Covid- 19'dan sonra çok şey değişecek. Emin olabiliriz... Mesajı Paylaş

putty

Bunun çaresi kaçınılmaz olarak refah toplumlarının vatandaşlarının gelir düzeyinin düşmesi ile sağlanacaktır. Bence 1400 dolar olan asgari ücret ABD de 700 dolara düşmeli aksi halde serbest ticaret dünyasında rekabet şansını kaybedecek. Sınırlarını kapatıp kotalar vergiler ile de çözüm üretilemez ihracata kendisininde ihtiyacı var. En iyisi yeni bir Amerika kurulmalı ve insanlar 700 dolar kazanmalı. Bu az bir para değil İspanya da ki maaş kadar İspanyollarda gayet mutlu refah toplumu bir ülke.  Normal olmayan ABD Almanya İngiltere Fransa Japonya Kore İtalya gibi ülkelerdeki maaşlar. Bir insanın hayatının ilk çalışma ayında mcdonals da paspasçılık yaparak aldığı ilk maaşın bir kısmı ile 5 yaşındaki ilk otomobilini alması hayatın gerçeklerine aykırı bu refah normal değil.  Zaten gittikçe düşüyor refah 1970 lerin 80 lerin refahı yok o ülkelerde de. Bence çözüm böyle daha dünya ile barışık şekilde çözülecek. Sınırlarla kotalarla vergiler ile çözüm sürdürülebilir değil dünya için. Herkes çünkü refahını serbest ticarete yaslamış buna en çok gelişmiş ülkelerin ihtiyacı var. Bence böyle yani olacak. Bize bir şey olmaz biz zaten dipteyiz bu dünyadaki her değişim bizi ancak belki iyileştirir belki yerimizde sayarız en kötü ihtimal çünkü en dibin daha bi aşağısı olmaz Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Bence asıl tehlike Avrupa Birliğinin oluşturduğu saçma sapan standartlarda... 

Avrupa Birliği kurulduktan sonra bir sürü mekanizma ve organizasyon oluşturuldu. Bu kurumlarda yeni  insanlar istihdam edildi. Her ülke bu istihdamdan daha fazla pay alabilmek için bu süreci destekledi. Bir sürü yeni iş ve standart yaratıldı. İş güvenliği, gıda gğvenliği, endüstriyel gğvenlik derken kısa sürede Avrupa Birliği'nde hemen hemen her konuda çok sıkı ama bir  kısmı gereksiz güvenlik prosedürleri oluşturuldu.

Bunların bir kısmı makul ve kabul edilebilir olsa da tamamı uygulandığında Avrupa Birliği'nde maliyetler fırladı gitti. Avrupa'da zaten işgücü pahalı iken bu güvenlik standartlarının uygulanması ile maliyetler astronomik bir hale geldi. Bundan dolayı Avrupa ürün pazarlamada Japonya ve  Uzak Doğu ile rekabet edemez hale geldi. Üretimini ucuz iş gücü olan Uzakdoğu'ya kaydırdı. 

Ama Avrupa'ya bu da yetmedi. Avrupalı şirketler Uzakdoğu ve Asya'da üretim yaptırdıkları şirketlere de aynı standartları, aynı iş güvenliği yöntemlerini dayattılar. Şu anda süratle Çin, Hindistan, Vietnam, Kamboçya ve Bengaldeş gibi ülkelerdeki  maliyetler de yükseliyor. Avrupa kendini bitirdi Şimdi de mal aldığı gelişmemiş ülkelerdeki şirketleri de bitiriyor. 

Böylece üretim sürekli olarak daha geri kalmış, standart ve güvenlik protokollerinin uygulanmadığı için hala ucuz kalan ülkelere kayacak.

Sonuç olarak eninde sonunda, bir süre sonra alabildiğine gereksiz ve zorlama standartlarından geri adım atılmak zorunda kalacak. Ya da üretim tamamen insansız hale gelecek. Black Factories kavramı tüm Dünyayı saracak... Mesajı Paylaş

BETONBEY

En başta Covid-19 ile birlikte dünya da yaşanan talep daralmasının ne kadar süreceğini öngörmek lazım...

1 yıl mı, 2-3 yıl mı, 5'mi ?

Bu duruma en yakın model dinamikleri farklı olsa da 1929 buhranı sonrasında ortaya konan Keynes'in ekonomik modeli...

Salgın sonrasında ülkeler bazında çıkacak sonuçları tahmin edebilmek için 1. Dünya Savaşı sonrasındaki dönem ile 1929 ekonomik buhranından hangi devletlerin, ekonomik, siyasi ve sosyolojik anlamda ne şekilde etkilendiğini de ele almak lazım...

Bu değişimin ekonomik sonuçları kadar siyasi ve sosyal sonuçları da ciddi değer arz edecek zira...

Ele alınması gereken dönem genel anlamda devletlerin tüm bu bahse konu disiplinlere direk müdahale etmesi sonucunu doğurdu. Ülkeler ithalat-ihracat anlamında kendi üretim güçlerini korumacı politikalara yöneldiler, gümrük duvarlarını yükselttiler. Siyasi arena Hitler ve Mussolini gibi liderleri çıkarttı, toplumlar da peşlerine takıldı.

Bu gelişmeleri günümüz ekonomik, siyasal ve sosyal şartları ile harmanlayıp yeniden ele almak gerekiyor. Harzemşah üstada katılıyorum ama bu işin sadece sağlık yada gıda sektörü boyutunda kalmayacağını düşünüyorum.

Çok uluslu şirketler vasıtasıyla yapılan uluslararası üretim potansiyelinin artık ana ülkelere doğru kayacağı düşüncesindeyim. Emek yoğun üretimin, robotik üretim teknolojileri ve 5 G iletişim teknolojilerinin bütünleşmesi ile büyük oranda biteceği ve sadece belirli sektörlerde devam edeceğini öngörüyorum. Salgın nedeniyle bu değişimin normalde olması gereken zamandan çok daha erkene çekileceği kanaatindeyim.

Tabi bu değişim ciddi bir sermaye gerektiriyor ki bu kimden, hangi şartlarda, nasıl temin edilir soru işareti...

Diğer taraftan gelişmiş devletlerin mevcut borçluluk rasyoları ile bu değişimi ne kadar sürede gerçekleştirebilecekleri de soru işareti...

Salgın sonrasında kimlerin gelişmiş devlet, kimlerin gelişmekte olan devlet olarak kalacağı da soru işareti...

Bu minvalde Covıd-19 sonrası durumu irdelemek için öncelikle başlıkların ekonomi, siyasi, sosyolojik vs. disiplinlere ayrılması hususunu teklif etmek isterim. Her disiplin öncelikle kendi bağlamında ele alınmalı...

Saygılarımla Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Zaten öyle yaptık ya üstadım. Burası Covid-19' sonrasının Ekonomi yönünün tartışıldığı başlık... Mesajı Paylaş

BETONBEY

Diğer başlıkları göremediğim için yazdım üstadım, bol bol zamanımız var, forum anlamında en başta konuştuğumuz safhaya gelmemiz beni ziyadesi ile mutlu etti  :) Mesajı Paylaş

TULGA

Bütün bu gerçeklikler içerisinde ben biraz da global çaptaki sanal ekonomik değerlerin etkisiz kalacağı bir döneme doğru gidilecegini öngörüyorum.

Örneğin borsa şirket değerlerinin ülke ekonomik büyüklükleri seviyesindeki fiyatlandırmaları,  elle tutulur finansman araçları karşılığı seviyelerine inecektir. Bir salgın virüsü neticesinde ortaya çıkan dünya çapındaki ekonomik durgunluk, petrol fiyatlandırma savaşı ile birleşince ortaya ciddi borsa değer kayıpları çıkardı.

Paranın,daha doğrusu değerli metallerin ekonomik karşılıklarının ihtiyaçları karşılamada aracı olarak kullanılmasının daha da anlam kazanmaya başladığı döneme girildiği düşüncesindeyim.

Altın'ın daha da anlam kazanacağı, gerek ekonomik ticari faaliyetlerde, gerekse de finans sektöründe dolar ile borçlanma kağıtları yerine altın bazında borçlanmaya daha da fazla eğilineceğini tahmin ediyorum. Bu da ülke altın rezervlerinde doğal bir artış, beraberinde de altında ciddi oranda artışları getirecektir.

Doların tek ülke tarafından istenilen oranda basılarak dünyaya pompalanması, istenildiğinde de faiz artışı ile tekrar toplanması düzeninin, yaşanılan tecrübeler ışığında yerini altına bırakması da olasıdır. Buna Petrol fiyatlandırmalarını dolar yerine tekrar altına dayalı yapılması da dahildir.

Bu minvalde kripto paralar, salgın öncesi dönemde her ne kadar geleceğin finansman aracı olarak görülüyor olsa da salgın sonrası yeni dünya ticaret ve finans sektöründe yer edinebilmesi salgın öncesine göre daha uzun ve zor süreçte olacaktır. İnsanlar, şirketler, devletler  kendilerini garantide hissetmek adına yatırımlarını, ticaretini, seramayelerini daha gerçekçi finans araçlarıyla sağlamaya yönelecektir.  

Bununla birlikte enerji hammadde stoklamaları, enerji üretim kapasiteleri her ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda artacak olup kaynak çeşitlenmesi, kısa vadeli kontratlar,  bunlarla beraber bölgesel ülke yakınlaşmaları söz konusu olacaktır.

Sıkıntılı dönemlerde birlik oluşumları içerisinde yer alan devletlerin birbirine olan yaklaşımları,sıkıntılı dönem sonrası yerini daha küçük gruplara ve oluşumlara bırakacak, bölgesel ortak çıkarlar sonucu gruplar arası sıcak çatışmaya varacak noktalara gelebilecektir. Bir içe kapanış değil ama daha kontrol edilebilir, daha küçük yapılanmalara doğru evrilecek dünya. Mesajı Paylaş

putty

#7
May 02, 2020, 12:24 ÖS Last Edit: May 02, 2020, 12:32 ÖS by putty
Yıllar önce demiştim dünya pastası 20.yy başlarında Avrupalıların ve ABD'nin paylaşımın daydı sora bir kaç Asyalı da eklendi. 20. yy sonrasında şimdi ise dünyanın yarısından çoğu pastayı paylaşıyor dilimler küçüldü Alman'a, Fransız'a eskisi gibi koca dilim düşmüyor buda refahlarına mutlaka yansımak zorunda. Amerikalı yada Alman baba eskiden eve tek başına bakıyordu şimdi karısı da çalışmak zorunda mutlaka. Yarın oda az gelecek evleri küçülecek arabaları küçülecek eskiyecek. Pasta dilimi küçülüyor Mısır'dan Pakistan'a kadar Türkiye'ye kadar herkes pastadan payını artarak alıyor dahada bu paylaşım arttı dilimler ufalmaya devam ediyor. Şu aralar yaşanan asıl mevzu bununla yüzleşme öfkesi aslında. Corona değil sebep ondan öncede bu yeni baskı öfke kaynağıydı. ABD Çin e kızıyor çünkü 1500 dolar asgari ücret hakkım diyor aynı işi yapan Çinli 300 dolar kazanıyorken. Hiç çare olarak ben 700 dolara razı geleyim demek aklından geçmiyor halbuki doğru olan çare bu. 1500 doları koruyarak çıkmak niyetinde bu mücadeleden ama olmayacak bu bütün dünya gelişmekten üretmekten vaz geçmedikçe. Corona körün taşı gibi bu döneme geldi biz bunu nasıl kullanırız düşüncesi buradan doğdu fırsata çevirmek mümkün mü arayışındalar ama mümkün değil Corona 1500 dolar asgari ücreti devam ettirmeye yardımcı olamaz. Asıl sorun bu yani dünya ekonomik pastasının paylaşımındaki çeşitlenme. Hala pastanın yarısını yarım düzine ülke bize verin siz kalanı bütün dünya paylaşın istiyor bu olmayacak her yeni pazartesi bu pastayı dahada zorluyor paylaşımda.  Corona beyhude bir bahane bıçak kemiğe dayandı hiç bir şey işe yaramayacak dünya gelişiyor her ülke üretiyor ve dahada çok üretecek. Teknoloji artık ayağa düştü üretmenin büyüsü kalmadı üreterek refah o ülkelerin tekelinde değil artık. Bunlar daha iyi günler Nijerya'nın İran'ın Somali'nin  mikro işlemci filan ürettiği bir dünya karikatürize edin kafanızda gerçek o zaman ucundan yakalanıyor fikriyat olarak Mesajı Paylaş

HDS

İlk mesajdan el alayım:

Batılı devletlerin şimdilik CoVid ile baş etme stratejisi sadece para basıp bunu saçmak oldu. Bunun dışında pek bir şey göremedik. Ancak bu da palyatif olmanın ötesinde bir kalıcılık öğesi taşımıyor. Beri yanda, bu son parasal genişleme ülkelerin borçluluk oranlarını de etkileyecek boyutlara vardı. Tıpkı Japonya'nın bir süredir yaşadığı gibi, GSMH'sının ok üzerindeki borçluluklara alışmak zorunda kalacak yeni devletler olacak. Bu olmayacak iş değil, Japonya bunu uzun süredir yapıyor, ama bazı farklılıkların olması kaçınılmaz.

Bunun yanında, benim Amerika'dan bildiğim garip bir "borçlu yaşam" düzeneği vardır. ABD oldukça zengin bir ülke, tüketim de epeyce yüksektir. Satın alma kapasitesi de on yıllar içinde arttı belki. Ama toplum sürekli bir "borç" ile yaşar. Onun için de her ay düzenli gelir çok önemlidir. Ancak ilk kez bu kadar yüksek oranda ertesi ay alınamayacak maaş çekleri gerçeği ile karşılaşıyorlar. Amerikan ailelerinin %80'inden fazlası bir ay bile maaş sektirmeyi ya da gelir kaybını göze alamaz. Tamamen bu düzenek üzerine kurulmuş ekonomi aylarca süren, belki de sürecek gelir kayıpları, işten çıkarmalar sonrası halen böyle "tıknefes" götürülen aile ekonomisi düzeni ile mi gidecek?

Bu ABD ile de sınırlı değil. Ancak ABD bu konuda çok emsalsiz. Ekonomik büyüklüklerini bir uluslararası güç olarak da kullanan ABD gibi ülkeler tüketmenin bir "tık" yavaşlayıp biraz da "biriktirmenin" kutsanacağı ya da zaruri hale geleceği bir dönemde nasıl hareket eder ben öngöremiyorum. Ama göreceğiz. Bakalım kaç kişi mortgage'ını sektirecek? Kaç kişi lease edilmiş arabasının ödemesini sektirecek? Neler el değiştirecek? Fed ve hükumet ve tabii ki bankalar bunu bandajlayıp sistemi yerinde tutabilecek mi?


Ezcümle; Arkadaşlar sağolun, var olun, hepimiz hemen "altın sistemi ve dijital para düzeni" falan konuşuyoruz, ama bir de "hane" temelinde sistemik dertler var. Daha onu bile modelleyemez, öngöremezken "kartlar yeniden dağıtılacak" retoriğine girmekte temkinli olmalıyız. Kazın ayağı öyle olmayabilir.


Avrupa'nın da bu süreçte "üretim" cenahında çıkaracağı dersler olacaktır. Avrupa tarumar hale. İç pazarı kötü. Avrupa'nın alışık olduğu ihraç pazarları iyi değil ve bu ekonomiler açıldığında bu pazarları doyuracak mal da yok. Hoş alacak para olacak mı o da tartışmalı. Ama Nisan başından bir dinç bir şekilde işinin başına dönmüş Çin fabrikaları stoklarını bu pazarları doyurabilecek ve mala boğabilecek mallarla doldurdu bile.


Çin'in başta Avrupa'dan gelen mamul, yarı mamul ve hammadde ürünlerini, gittikçe de kalitesi artan ürünler ile ikame etmesi hızı inanılmazdı. Yani Avrupa ihracatını hızla yerli (ve tabii ki daha ucuz yahut sübvanse edilmiş) muadilleri ile yer değiştiriyordu Çin. Bir çok üründe bu eksiye dönmeye başlamıştı. Avrupa'da ise buna karşı bir hamla yapma fikir birliği ve iradesi henüz yoktu.

CoVid öncesi, AB koridorlarında, AB'ye girecek malların yeterince "yeşil" ve verimli fabrikalarda ve koşullarda üretilip üretilmediğinin denetlenip, buna göre de gerekirse vergilendirilmesi konuşuluyordu. Yani, AB içinde yüksek çevresel farkındalık sebebi ile üretimi pahalıya mal olan ürünlerin mesela "kömür" yakarak, berbat koşullarda üretilmiş muadillerinin AB pazarını domine etmeye başlaması dikkatleri çekmişti. AB de bu "haksız(!)" rekabeti önlemek için, bir mütekabiliyet yarası da yemeden bir "bahane" bulmuş gözüküyordu.


Bu "farkındalık"ın, zaten bir süredir de eşelenmekte olan Endüstri 4.0 gibi üretimin insansızlaştırılması ve dolayısı ile de emek maliyetinin azaltılması süreçleri ile birleşip daha harmonik bir kurallar bütünü olarak karşımıza çıkması olası? (Bunun bizim için de çeşitli fırsatlar barındırdığını da belirtelim)


Bu "farkındalık" ve "uyuyan adam AB"nin bu atak döneminde, tam da CoVid döneminin denk gelmesi enteresan bir kapı daha açacaktır. AB'nin önümüzdeki ay ya da yıllarda "Bu tip salgın hastalıkların yayılımına karşı önlemler alınmamış" fabrika ve üretim modellerinden de ithalatın zorlaştırılması konusunda bir takım girişimler yapacağını sanıyorum. Nedir?

Mesela insan yoğunluğunun azaltılması, mesafenin artması, havalandırmaların arttırılması, daha geniş yemekhaneler ve dinlenme ortamlarının sağlanması, genel sağlığı idame ettirmeye yönelik çeşitli faaliyetlerin desteklenmesi, sürekli olarak kişisel koruyucu donanım dağıtım ve kullanımı, vs vs. Akla bunlar geliyor. Yani, Çin'in insan yoğun ucuz imalathanelerinin daha tenhalaştırılmaya zorlanması, daha fazla koruyucu donanım sebebi ile vardiya sürelerinin kısaltılmak durumunda kalması, vs vs. Bu tür beklentilerin empoze edileceğini sanıyorum. Zaten, bunun kısa sürede AB normları içinde de yer alacağını sanıyorum.


Ben şimdilik bu tür "grassroots" verilerden ipucu sürmeyi tercih edip daha grandiyoz varsayımları erteleme eğilimindeyim, zira hakikaten bir emsal veri yok elimizde.


Not: Bunu Sakfor'a da ekleyeyim de ondan da geri kalmayayım.. :P


Mesajı Paylaş

Karabasan

Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

TeoMan

Biz hayrını görür müyüz acaba Mesajı Paylaş

ayibarishi

Covid-19 sıcaklığının sonrasında, ülkeler elbette birçok şeyi yeniden değerlendirecekler. Harzemşah üstadımın da dediği gibi, tamamen kapitalizm güdüsüyle kar marjı düşük yada anlam ifade etmiyor diyerek birçok şeyi dışarıdan outsource eden ülkeler, kendileri için kritik alanları tespit ederek onları da desteklemeye başlayacaklar. Fakat bunun için öncelikle bir şey yapacaklar: Sınıflandırma...

Bu yeni sınıflandırmaya kritik ve kritik olmayan şeklinde yaklaşmak oldukça büyük bir hata olacaktır. Gerçekten akıl ve bilimle birçok farklı alanda, farklı kriterlere göre sınıflandırma yapacak uluslar. Bu endüstri, tarım, ekonomi, askeri, vs.vs. tüm alanları etkileyecek. Daha doğrusu geleceğini belirleyecek. Aynı zamanda en az 7-8 yıl alacak bu değişim sürecinde, hem değişim süreci hemde sonrasında bazı boşluklar oluşacak, fırsatlar doğacak. Ve evet, bu süreçten ülkemiz çok karlı çıkabilir...

Aslında bu hususta bir çalışma içerisindeyim. Fakat çalışmanın geldiği nokta bedavaya paylaşmanın çok ötesine ulaştı. Bu nedenle detaya girmeyeceğim ama yapılacak yorumlara rafine cevaplar vermekten de çekinmeyeceğim. Umarım ülkemizdeki kuruluşlar da bu hususta emek sarf ediyorlardır. Umarım gelecekte benim gördüklerimi onlar da görmüş ve hatta gereğini bile yapmış derim. Bu hususta umudum fazla olmasa da. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

Karabasan

Bakan Pekcan: Yerel parayla ticaretin yaygınlaştırılmasıyla iş dünyasının döviz bulma sıkıntısının önüne geçeceğiz


Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ulusal para birimleriyle yapılan ticaretin uluslararası ticareti kolaylaştırdığını belirterek, "Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde ve takip eden zamanda Türk Konseyi üye ülkeleri arasında yerel paralarla ticaretin yaygınlaştırılmasıyla iş dünyasının döviz bulma sıkıntısının da önüne geçmiş olacağız ve aramızdaki ticaret hacmini daha hızlı artırabileceğiz." dedi.

Bakan Pekcan, Türk Konseyi üye ülkelerinin ekonomi, ticaret ve gümrük bakanlarıyla video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiği toplantıda, Kovid-19 salgınının küresel ekonomiye etkilerine değinerek, "Türk Konseyi üyeleri olarak bu dönemi en az zararla atlatabilmek için elimizden geleni yapmalı ve bu süreçte iş birliğimizi en üst düzeye çıkarmalıyız." diye konuştu.

Geçen yıl Türk konseyi üyeleri arasındaki ticaretin, üyelerin tüm dünyayla olan ticaretinin yüzde 2,1'ine karşılık geldiğini belirten Pekcan, toplantıda ifade edilen görüş ve önerilerin, Türk Konseyinin daha da güçlenmesini sağlayacağına inandığını söyledi.

Pekcan, Kovid-19'un ticarete etkilerini en aza indirmek için alınan temassız ticaret uygulamasını devreye aldıklarına değinerek, bu kapsamda yapılan çalışmalardan bahsetti.

Ülkelerin aldığı tedbirlerin yasaklara dönüşmemesi için önlem alınması gerektiğine dikkati çeken Pekcan, "Bazı ülkelerin transit taşımalara getirmiş olduğu yasaklama kararları, dış ticareti durma noktasına getirmekte ve ihtiyaçların karşılanmasında aksamalara neden olabilmektedir. Kovid-19 salgınıyla mücadelede alınan tedbirlerin yasaklamalara dönüşmemesi için gerekli adımların en kısa sürede atılması gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Pekcan, salgınla mücadele döneminde Türk Konseyi aracılığıyla üye ülkeler arasında ortak bir yol haritası belirlenmesini önemsediklerini ifade ederek, Türk Konseyi Sekretaryasının gerçekçi, uygulanabilir ve takip edilebilir bir eylem planı hazırlaması için gerekli tüm desteği vermeye hazır olduklarını, bu yönde yapılacak çalışmaların salgın sonrasında da ticaretin akışına katkı sağlayacağını vurguladı.

Hazar geçişlerinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasının Orta Koridora olan talebi arttıracağını ve Türk Konseyi üyesi ülkelerin taşımacılık alanında bir adım öne çıkmasını sağlayacağını belirten Pekcan, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Hazar geçişinin etkin olarak kullanımı için gerekli tüm desteği vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Demir yollarının önemi

Kovid-19 salgınının dış ticarette taşıma modlarının çeşitlendirilmesinin ve demir yollarının kullanımının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu dile getiren Pekcan, "Kovid-19 tehdidinin sürdüğü dönemde ve salgının ardından normalleşme süreci başladıktan sonra da dış ticaretimizde demir yollarının (BTK hattının) çok daha etkin bir şekilde kullanılması için ortak hareket etmeliyiz." dedi.

Pekcan, Kovid-19 salgınının dijital platformları öne çıkardığına işaret ederek, Türkiye'nin son yıllarda dijitalleşme yönünde önemli adımlar attığını, bakanlık olarak da "Dijital Gümrük Projesi", "Tek Pencere Sistemi" ve "E-ticaret Gümrük Beyan Sistemi" ile gümrük işlemlerinin dijital platformlara taşındığını hatırlattı.

Kovid-19 salgınıyla ticari fuarlar ve heyetlerde erteleme yoluna gidildiğini anımsatan Pekcan, sanal ticaret benzeri platformların Ortak Türk Ticaret ve Sanayi Odası aracılığıyla Türk Konseyi üyelerinin iş dünyaları arasında da kurulması gerektiğini anlattı.

Pekcan, Türk Konseyi üyeleri arasında ikili veya bölgesel anlaşmaların tesis edilmesinin hizmet sektöründe uluslararası ticaretin işleyişini kolaylaştırılacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Türk Konseyi üyeleri olarak önümüzdeki dönemde ikili ve bölgesel hizmet ticareti, yatırım ve e-ticaret anlaşmalarına öncelik vermeliyiz. Türkiye olarak bölgesel farklılıklara, stratejik öneme ve öncelik derecesine geniş kapsamlı bir yatırım teşvik programı uygulamaktayız. Macaristan'ın Türk Konseyi ülkeleri için yeni bir yatırım tanıtım programı düzenlenmesi önerisine tüm tecrübemizle destek vermeye hazırız. Sizleri de ülkemizde yatırımcı olarak görmekten memnuniyet duyacağız."

Yerel paralarla ticaret çağrısı

Kovid-19 salgını süresince ilaç ve tıbbi malzemeler dahil temel malların ticaretinin aksamaması için gerekli tüm tedbirleri aldıklarını aktaran Pekcan, Türk Konseyi üyeleri arasında temel ürünlere ilişkin tek bir listenin hazırlanması halinde üye devletler tarafından bu listede yer alan ürünlerin taşınmasında ve gümrük işlemlerinde her türlü kolaylığın sağlanması gerektiğini kaydetti.

Pekcan, ulusal para birimleriyle yapılan ticaretin uluslararası ticareti kolaylaştırdığına dikkati çekerek, "Kovid-19 salgını döneminde ve takip eden zamanda Türk Konseyi üye ülkeleri arasında yerel paralarla ticaretin yaygınlaştırılmasıyla iş dünyasının döviz bulma sıkıntısının da önüne geçmiş olacağız ve aramızdaki ticaret hacmini daha hızlı artırabileceğiz." ifadelerini kullandı.

Geçen yıl üye ülkelerin değerlendirmesine açılan "Türk Konseyi Ticareti Kolaylaştırma Strateji Belgesi"ne değinen Pekcan, sözlerini "Ticaretin önündeki engelleri tespit eden ve bu engellerin kaldırılmasına ilişkin somut önerileri içeren bu eylem planının üye ülkeler tarafından değerlendirilerek kabul edilmesi Kovid-19 salgını sonrası dönemde Türk Konseyinin gücüne güç katacaktır." diye tamamladı.
https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-pekcan-yerel-parayla-ticaretin-yayginlastirilmasiyla-is-dunyasinin-doviz-bulma-sikintisinin-onune-gececegiz/1831147 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

Küresel ticarete Kovid-19 darbesi


Dünya ekonomisi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tarihte benzeri görülmemiş bir krizin eşiğine gelirken, sürecin her alanda olduğu gibi küresel ticaret açısından da önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.

AA muhabirinin Dünya Ticaret Örgütü (WTO) verilerinden derlediği bilgilere göre, ülkeler arasındaki ticaret gerilimleri ve yavaşlayan ekonomik büyüme nedeniyle küresel ticaret hacmi, değer bazında, halihazırda 2019'da bir önceki yıla göre yüzde 2,9 azalarak 38,1 trilyon dolara geriledi. Bu dönemde küresel ihracatın 18,9 trilyon dolar, ithalatın ise 19,2 trilyon dolar seviyesinde olduğu hesaplanıyor.



Küresel finansal kriz döneminde yaşanan ticaret kaybını aşacak

Kovid-19 salgınının küresel ekonomik faaliyette neden olduğu bozulmaların etkisiyle uluslararası ticaretin bu yıl daha da düşeceği tahmin ediliyor.

Küresel ticarete yönelik tahminler, iyimser ve kötümser olmak üzere iki senaryo başlığı altında toplanıyor. Hızlı ve kısa sürede gerçekleşen "V" tipi toparlanmanın beklendiği iyimser senaryo dahilinde, küresel ticaretin bu yıl yüzde 13 ve ekonomik iyileşmenin bir süre gerçekleşmediği "L" tipi toparlanmanın beklendiği kötümser senaryo dahilinde ise yüzde 32 azalacağı öngörülüyor.

WTO ekonomistleri, küresel ticarette bu yıl beklenen düşüşün, 2008-2009 küresel finansal kriz döneminde yaşanan ticaret kaybını aşmasını bekliyor.

Asya'nın ihracatı en kötü senaryoda yüzde 36,2 azalacak

Bölgeler bazında incelendiğinde, küresel ticarette bu yıl her iki senaryo dahilinde çift haneli düşüşlerin yaşanacağı tahmin ediliyor.

Dünyanın en büyük mal ihracatçısı Çin'in bulunduğu Asya bölgesinden yapılan uluslararası ihracatın bu yıl iyimser senaryoda yüzde 13,5, kötümser senaryoda yüzde 36,2 azalması bekleniyor. Bu bölgenin ithalatının ise aynı dönemde yüzde 11,8 ile yüzde 31,5 arasında düşeceği öngörülüyor.

En büyük ikinci mal ihracatçısı olan ABD'nin bulunduğu Kuzey Amerika bölgesinden yapılan ihracatın da bu yüzde 17,1 ile yüzde 40,9 azalacağı tahmin ediliyor. Bölgenin ithalatının ise bu dönemde yüzde 14,5 ile yüzde 33,8 arasında düşmesi bekleniyor.

Avrupa'nın ihracatının ise bu yıl yüzde 12,2 ile yüzde 32,8 ve ithalatının yüzde 10,3 ile yüzde 28,9 aralığında azalacağı öngörülüyor.

Elektronik ve otomotiv sektörlerindeki ticaret daha çok daralacak

Kovid-19 salgının küresel ticarette, hacimsel ve değersel düşüşün yanı sıra yapısal bir değişime de neden olması bekleniyor. Bu değişimin nasıl olacağı henüz net olarak bilinmese de uzmanlar, salgının küresel ticarette korumacı eylemleri artırabileceği konusunda uyarıyor.

WTO Bilgi ve Dış İlişkiler Direktörü Keith Rockwell, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ticaret de dahil olmak üzere Kovid-19 salgınının derin ekonomik etkilerinin olacağını söyledi.

Perakende, konaklama ve ulaşım sektörlerindeki kısıtlamalar nedeniyle hizmet ticaretinin salgından doğrudan etkilendiğini anlatan Rockwell, "Karmaşık değer zincirine sahip sektörlerde, özellikle elektronik ve otomotiv ürünlerindeki ticaret daha sert bir şekilde azalacaktır." dedi.

Ticarette 2021'de yüzde 21 ile yüzde 24 arasında toparlanma beklentisi

Rockwell, hızlı ve güçlü bir toparlanmanın salgının kontrol altına alınma hızı ve hükümetlerin uyguladığı önlemlerin etkisine bağlı olduğunu vurgulayarak, 2021'de ise ticarette yüzde 21 ile yüzde 24 arasında bir artış beklendiğini kaydetti.

Krizin başladığı günden bu yana ülkelerin aldığı önlemlerin yüzde 55'inin ticareti kolaylaştırıcı önlemler olduğunu belirten Rockwell, ancak özellikle maske, eldiven ve ventilatör gibi tıbbi ekipmanların ihracatını kısıtlayan 80'den fazla önlemin de uygulamaya konduğunu ifade etti.

"Hükümetlerin tepkisi ticaretin geleceğini etkileyecek"

Kovid-19 salgınının küresel ticaret sistemini gelecekte nasıl değiştireceğine de değinen Rockwell, bunun net olarak bilinmediğini ancak bazı değişimlerin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Rockwell, şöyle devam etti:

"Hükümetlerin bu krize verdiği tepki ticaretin gelecekte nasıl olacağını etkileyecektir. İhracat kısıtlamaları ne kadar sürecek? Finansal teşviklerin ticarete etkisi nasıl olacak ve bu teşvikler ne kadar süre uygulamada kalacak? Unutmayın ki küresel ticaretin yapısı pandemiden önce zaten bir önemli bir değişime girmişti. Ticaret gerilimleri, büyümedeki düşüş ve küreselleşme karşı tepki, bazı hükümetlerin daha kısıtlayıcı ticaret politikalarını uygulamaya koymasına neden olmuştu."

"İhtiyacımız olan son şey korumacı eylemler"

Teknolojik gelişmelerin de küresel ticaret sistemini etkilediğine işaret eden Rockwell, "Bir süredir 3D baskı, yapay zeka ve otomasyon gibi teknolojik ilerlemeler nedeniyle küresel tedarik zincirinde büyük değişimlere tanık oluyorduk. Teknolojideki bu gelişmeler ve son yıllarda yaşanan ticaret gerilimleri, üreticileri ürünlerini nereden aldıklarını yeniden gözden geçirmeye yöneltti. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik ihtiyaçlar da üreticilerin kaynaklarına ilişkin kararlarında etkili oldu." diye konuştu.

Rockwell, ticaret kısıtlamalarıyla işlerin daha da kötü bir hale getirildiğini vurgulayarak, "Ticaret bu krizden kurtulmamıza yardımcı olabilecek vazgeçilmez bir araç olacaktır. Bu aşamada ihtiyacımız olan son şey korumacı eylemlerdir." değerlendirmesinde bulundu.

Tersine küreselleşme dönemi

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü (PIIE) Kıdemli Uzmanı Gary Hufbauer da küresel ticaretin 2020'de geçen yıla kıyasla yüzde 24 azalmasını beklediklerini söyledi.

Bu durumun tedarik zincirindeki sıkıntılar, stoklardaki tükenme ve talepteki düşüşü yansıttığına işaret eden Hufbauer, "Uzun vadede, gelecek 2-3 yılda, korumacı tepkilerde muhtemelen bir artış göreceğiz, bu da Kovid-19 salgınının kontrol altına alınmasının ardından ticaretteki toparlanmayı sınırlayacaktır." dedi.

Hufbauer, ülkelerin tıbbi malzeme ve bazı tarımsal ürünlerin ihracatında uyguladığı kısıtlamaları hatırlatarak, "Muhtemelen tersine küreselleşme dönemiyle karşı karşıyayız." diye konuştu.

Kovid-19 salgınının kontrol altına alınmasının ardından ticarette ve doğrudan yabancı yatırımlarda daha yavaş bir büyüme olacağını belirten Hufbauer, ancak e-ticaret ve veri akışı gibi dijital teknolojilerin daha fazla önem kazanacağını dile getirdi.
https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/kuresel-ticarete-kovid-19-darbesi-/1836391 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter