Gördüğüm Bir Rüya'ya Dair

Başlatan ayibarishi, Eki 02, 2019, 06:06 ÖÖ

« önceki - sonraki »

ayibarishi

Bundan iki gün önce sabah oldukça garip ve enteresan bir rüyanın etkisiyle uyandım. Öncelikle gördüğüm bu rüyayı sizlerle paylaşmak istiyorum:

Rüyamda büyük bir heyecan ve istekle operasyon planlayan Mısır ordusu karargahında idim. Aynı 73 Yom Kippour baskınını planlıyor gibi heyecanlı ve bu sefer başaracaklarına inançlı idiler. Elbette rüyadır ya, herkes Türkçe konuşuyordu. Geniş bir alanda birçok bilgisayar konsol masa vardı. Ortada ise çok daha geniş ve yüzeyi dijital ekrandan oluşan bir başka planlama masası. Fakat alan duvarlarla ayrılmamış ve açık sayılabilecek yapıda olduğundan, tüm hareketliliği görebiliyordunuz. Geniş odanın bir tarafında, düz bir masa silsilesinin ardında kulaklıklarla bu planlamayı izleyen bazı ayrı ülke misafir ekipleri de dahil tüm konuşmaları anlayabiliyordum. Kimse de benim varlığımı da yadırgamıyordu rüyamdaki bu ortamda...

Mısır önderliğinde devasa bir donanma gücüyle Türkiye'nin desteklediği Libya Trablus hükümeti topraklarına, her iki Mistral gemisini de kullanarak, bitirici bir amfibi harekat planlıyorlardı. Kore Savaşıdaki kader değiştirici Inchon çıkarması misali. Sürpriz bir saldırı ile oradaki güçlere derin bir darbe indirmeyi ama imkanları olsa bile işlerini bir anda bitirmemeyi kuruyorlardı. Yani güç aktarımını ve koç başı alanını tutmayı tamamen başarıyla gerçekleştirseler dahi, bize destek veren kuvvetleri henüz ezmeyecekler idi. Ayrıca kendilerine bağlı olan Hafter güçleri de beceriksiz davranacak, geniş bir cephe tarruzuna geçmeyecekti. Çünkü planlamanın asıl hedefi Türkiye idi...

Türklerin aşırı öz güveninden ve bu hükümetle yaptığımız kara suları anlaşmasının öneminden bahsederek, beceriksizmiş gibi görünüp, tüm ağırlıklarını savaşa sürmeden, bizi Libya'ya destek göndermeye cesaretlendirmeyi planlıyorlardı. Çünkü donanmamız için savaş beklemediği ve pek de hazırlıklı olmadığı Orta Akdeniz sularında bir pusu kuracaklardı...

Deniz altı güçlerini hangi su altı yükseltilerinin ardında / aralarında saklayacaklarından tutunuz, hava kuvvetleri ile nasıl bitirici darbeler vuracaklarına kadar çok detaylı ve harita üzerinde çalıştıkları bir plandı bu. Arap ordularının ne kadar yüce işler yapmaya muktedir olduğunu tüm dünyaya göstermek için heyecandan yerlerinde duramayan bir düşman karargahı ortamıydı. Başlangıçta sadece Mısır ordusuyla karşılaşacakmış gibi olsak da, elektronik harp, denizaltı kuvvetleri, keşif vb. imkanlar açısından, tespit edilmesi güç diğer yabancı kuvvetlerden de ufak çaplı katkı alacaklardı...

Bahsettiğim masanın ardında bir kısım NATO ülkeleri de bu planlamaya şahittiler ve heyecanlı olmasalar da mantıklı bir biçimde başarılabileceği görüşünü destekliyorlardı. ABD, İtalya, İngiltere, Yunanistan, İsrail vs. ülkeler vardı. Almanya, Hollanda ve bir kısım Avrupa ülkelerini ise göremedim. Özellikle aramızda bir set oluşturacak Yunanistan'ın varlığı ve paralel ama bizi tuzağa çekecek kadar da geç hareketlenmesinin, oradaki donanma kuvvetlerimizi etkisiz hale getirebileceği ve izole edeceğine inanıyorlardı. Enteresandır sadece tek bir uzak doğu ülkesi de vardı toplantıda ki bizlerin kardeş gibidir diye bildiğimiz Güney Kore idi o da...

Ardından ise büyük oranda yok edilecek donanma kuvvetimizin kalanını Kıbrıs açıklarında bitirmeyi, o aşamada ise olaya yıpranmamış Mısır dışındaki diğer Arap ülkelerinin de güçlerini resmen katarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini İşgal etmeyi de düşünüyorlardı. Yani olay sanki bir Mısır ve Türkiye çatışması gibi başlayacak lakin zaman içerisinde Mısır birçok Arap ülkesi tarafından desteklenirken, Türkiye NATO dahil tüm müttefikleri tarafından yalnız başına bırakılacaktı...

Rüyamda haritalarını gördüm, planlarını işittim, ama daha önce böyle bir ihtimali düşünmediğim gibi, bölgeyi de hiç etüd etmişliğim yoktu. Açık konuşacağım diktatör bile olsa bize en zor zamanlarımızda destek olan Kaddafiye ihanet ettiğimiz gerçeği, o ülke ile ilgili düşünmeme hep engel oluyordu. Şahsen utanıyordum çünkü. Fakat rüyadan hemen sonra bilgisayarıma Google Earth Pro'yu indirerek ve güncel Libya etkinlik haritalı innografiklerini de inceleyerek, konuya rüya etkisi altında dahi olsa, uyanık kafayla baktım. Her şey mükemmel yerine oturuyordu. İşin hoş tarafı denizaltılarını saklamayı planladıkları su altı topoğrafyası bile gördüğüm rüya ile örtüşüyordu...

İşin hoş tarafı bu rüyadan sonra bazı diğer hususlar da sanki açıklığa kavuşmuş gibi oldu. Mesela Mısır neye ve kime karşı bu kadar devasa bir silahlanma çabası içine girmişti? Ekonomisi rezalet ötesinde olduğu halde, nasıl buna ihtiyaç ve cesaret bulabilmişti? Neden eski yönetim darbe ile devrilmiş ve bunu selametli değil, kanlı kıyımlı bir katı düşmanlık devri izlemişti? Neden Türkiye ve Mısır yönetimleri istikrarlı biçimde birbirine hasım, düşman ve çekemez biçimde manipüle edilmişti? Neden Mısır-Yunanistan ve GKRY başta uluslararası askeri işbirlikleri teşvik edilmişti?..

Amma civcivli rüyaymış, ama yine de rüya imiş diyebilirsiniz. Hala etkisi altında olan ve birkaç gündür bilgisayarda harita önünde bu ihtimali etüt eden biri olarak, konuya bakış ve yaklaşımım epey değişmeye başladı. Öncelikle şunu düşündüm:

Bu kurguyu ve senaryoyu bir dizi film haline getirmeye çalışmak mantıklı olabilir mi? İlgi çeker mi?.. Örneğin konuyu bir senaryoya dönüştürsek, işin içine kahramanlar da katsak, Atatürk'ün Osmanlı ordusu subayı olarak Trablusgarp cephesindeki faaliyetlerine flashback'ler de yapsak, halk izler mi? Ayrıca bu tip bir senaryo ile TSK'nın da propogandası, son derece odern yerli sistemlerin de tanıtımı ile bütünleştirilerek başarılabilir. Bu konuyla ilgilenecek televizyon yapımcıları tanıyor iseniz lütfen paylaşmaktan çekinmeyiniz arkadaşlar...

Ardından bunun benzeri başka alternatif realitelerin de yaratılıp yaratılamayacağını irdeledim. Dünya sayısız ihtimal ile doluydu ve çok yüksek sayıda alternatif olasılıklar kaleme alabiliyordum. Öyleyse bu olasılıkları mobil bir oyunun parçası / senaryosu / ana akış temaları haline de getirebilirdim muhakkak. Bu sayede oyun sektöründe birçok ülkeden katılımcının daha büyük bir şevkle asılacağı, muhteşem bir rüzgar yaratılmasını sağlayabilirdim. Oyun iç dinamiğinden tutun grafiklere, free to play'dan tutun nasıl iç item satışları ile kar elde edilebileceğine kadar birçok düşünce geliştirmiş olsam da, şimdilik kendimde saklı tutayım. Oyun yapımcısı olarak böylesine kapsamlı ama karlı bir işle ilgileneceğini düşündüğünüz birileri varsa, lütfen paylaşmakta tereddüt yaşamayın arkadaşlar...

Birçok farklı kültürel alanı da ürün verilebilme potansiyeli olarak etüd ettim. Fakat bu ikisinin öne çıktığını söyleyebilirim. TV Dizisi ve Oyun Sektörleri. Farklı fikirleriniz varsa onlara da açığım elbette. Lütfen çekinmeyin. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

erdem

Anladigim kadari ile ruyanin gercek olabilme olasiligi sizi endiselendirmis ve dizi projesi ile bu durumu onceden ifsa ederek bu projenin gerceklesmesini onune gecmeye calisiyorsunuz. :)

Bir nevi whostleblower'larin isim verip "ben olursem cinayet oldugunu ve kimin yaptigini bileceksiniz" demeleri gibi. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter