ABD'nin Olmayan Dış Politikası, Bölge ve Türkiye'ye Etkileri

Başlatan HARZEMŞAH, Eki 01, 2015, 04:12 ÖS

« önceki - sonraki »

HARZEMŞAH

ABD'nin gelmiş geçmiş en başarısız başkanı olma onurunu Jimmy Carter'ın elinden alan Obama, son 24 saatte yaşananların ardından şokta olmalı?

Rusya'nın İŞİD bahanesi ile Suriye'li muhalifleri bombalaması ve Suriye hava sahası üzerindeki ABD uçuşlarını engellemeye çalışması bir yana; ABD'nin yakın müttefiki Irak'ın, Rusya ve İran ile birlik oluşturarak, ABD'ye ait bazı sırları Rusya ve İran'a aktarması ve İŞİD'e karşı işbirliği yaptığı PYD güçlerinin Rusya ile işbirliği isteklerini deklare etmesi ABD Dış İşleri Bakanlığını kara kara düşündürüyor olmalı?

İran için bölgedeki, İsrail, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Türkiye gibi müttefiklerini satan ABD Yönetimi, İran, Irak, Suriye ve Rusya'dan oluşan yeni "şer ittifakı" ile bakalım nasıl mücadele edecek?

Türkiye yine Batının göz bebeği haline geliverdi. Yakında Türkiye'ye SM-3 füzeleri başta olmak üzere F135 gibi modern motorların kullanımlarına yönelik izinler, yeni Perry transferleri gerçekleşirse kimseye sürpriz olmamalı. Ruslar son 10 yıllık süreçte yaptıkları hamleler ile yine Türkiye'yi kurtardılar. Olan yine PKK/PYD ekürisine olacak. Hem ABD ve Batı nezdinde yok olan imajları hem de Batının Türkiye'ye olan gereksinimleri arttığı için.

Ayrıca ironik olarak önümüzdeki günlerde, ABD ve İŞİD, Rusya'ya karşı bir ittifak oluştururlarsa kimse şaşırmamalı.

Olayın Türkiye'deki terörle mücadele konusu ile de yakından ilgisi var. Güney Doğu, Irak ve Suriye'de PKK/PYD'ye karşı girişilecek sert operasyonlar, ABD ve Batı tarafından kınanmak bir yana, el altından destekleneceklerdir de.

Tanrı yine çizmelerini giyiyor. Başı dertte olduğu için bir kere daha Türkiye'nin yardımına koşuyor... Mesajı Paylaş

wolvarin

Amerika eski Şam büyükelçisi Robert Ford la yapılan bir röportaj. ABD'nin Suriye ve Türkiye politisı ile ilgili geçmiş ve gelecekle ilgili bilgiler. var.
 




ABD'nin 2014'e kadar Suriye politikasındaki en etkili isimlerinden olan eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, Al Jazeera'den Ece Göksedef'in sorularını yanıtladı.

ABD'nin PYD'ye Kürtleri sevdiği için değil; IŞİD'le savaşacak bir milis grup bulduğu için destek verdiğini söyleyen Ford, PKK ile aynı şey olmadığına dair Amerikan resmi söylemini ise 'aslında doğru değildir ve herkes de doğru olmadığını bilir' diye niteledi.

Suriye'de ayaklanmanın başladığı zamanlarda, 2011-2014 yılları arası ABD'nin Suriye Büyükelçisi olarak görev yapan ve ABD'nin o dönemki Suriye politikasında etkili bir isim olan Robert Ford, ABD'nin son dört yıldır Suriye'de sürdürdüğü politikayı ve bu süreçte Türkiye ile ilişkilerin seyrini Al Jazeera'ye anlattı.

Ford, "ABD, PYD'ye Kürtleri sevdiği için değil, Amerikan askerinin yerine savaşacak bir milis grup bulduğu için destek veriyor' diyor. ABD'nin PYD'ye destek verirken resmi olarak PKK ile aynı olmadığı söylemini sürdürmesini ise 'safsata'" olarak nitelendiriyor.

Ford'a göre Suriye, artık ABD için kendisinden çok uzakta ve acilen adım atılmasına gerek olmayan bir sorun. Yönetimden hiç kimsenin açıkça Esed'in kalmasını desteklemeyeceğini ama bunun için bir şey de yapmayacağı görüşünde. Dört yıldır Esed'e yönelik herhangi bir adım atılmamasındaki tek sebep ise, Irak'ta ölen 6 bin Amerikalı. Türkiye'ye ise şu soruyu soruyor: Meksika'daki sorunu çözmek için Türkiye ne kadar yardımcı olurdu?

Türkiye'nin Suriye politikası için 'iyi bir politika' diyor. Ancak adım atmak için Türkiye'nin artık ABD'nin onayına ihtiyacı olmadığı görüşünde. Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte, Rusya'nın yükselişini durduracak girişimlerde bulunabilir. Ford'a göre Esed görevde kaldığı sürece kimse IŞİD'le ciddi bir şekilde savaşmayacak.

Rusya'nın son adımlarını ise Türkiye ve ABD'ye 'Dur!' demek için ve bölgede güçsüzleşen müttefiki Esed'i korumak için attığını söylüyor, radikal gruplarla mücadele etmek için değil… Robert Ford, Rusya'nın Suriye'deki hava operasyonundan bir gün önce sorularımızı yanıtladı.

Suriye'de ayaklanmanın ilk başladığı günlerde ABD'nin Şam Büyükelçisi'ydiniz. O günlerde krizin bu noktaya geleceğini tahmin ediyor muydunuz?

"Şam'dan ayrılmadan bir gün önce, Büyükelçilikteki Suriyeli çalışanlarla bir toplantı yaptık. Toplantıdan sonra birkaç tanesi yanıma geldi, 5 Şubat 2012'ydi. Bana, Suriye'de bundan sonra ne olacağını sordular. Onlara şu cevabı verdiğimi hatırlıyorum: Çok büyük bir iç savaş çıkacak, terörizm şehirlere yayılacak, hayat çok pahalanacak, maaşlarınız çok düşük kalacak ve her şey korkunç olacak. Onlara, mümkünse ülkeyi terk etmelerini söyledim…"

'SURİYE, AMERİKA'NIN IRAK'TAKİ KORKUNÇ DENEYİMİNİN KURBANI OLDU'

Bu durum Amerikalı bir diplomat açısından bu kadar açık şekilde öngörülebildiyse, ABD neden bunu durdurmak için gerçek bir adım atmadı? Yönetimde farklı fikirde kişiler olduğunu biliyoruz, bu engellerden biri miydi?

"Farklı görüşler vardı tabii, ama Amerika'nın Suriye politikası için anlamamız gereken en önemli şey, Amerikalılar Irak savaşı kâbusunu unutmadı. Suriye, bir şekilde, Amerika'nın Irak'taki korkunç deneyiminin kurbanı oldu. Yönetimde benim gibi kişiler Suriye'de daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylediğinde, cevap çoğunlukla 'Irak'taki gibi bir deneyimi daha Amerikalıların istemiyor' oldu.

Burada New York'ta, Amerikalılara Suriye'ye daha fazla dâhil olmak gerekip gerekmediğini sorarsanız, yanıtları 'asla' olur."

Bugünlere gelinmesinde etkili olan başka bir tarih de var. 1940'ların sonu-50'lerin başında Suriye özgürlüğünü yeni kazanmıştı. O dönem özellikle bazı liderler ayakta kalabilmek adına Amerika'nın desteğini almak için çok çabaladı. Ancak bir yanıt alamayınca Sovyet Rusya devreye girdi.

"Amerikalılar bu kadar eski tarihi düşünmez. Hafızamız genelde en fazla beş, on yıl öncesine kadar gider. Irak Savaşı hâlâ taze. Amerikalılar için Suriye çok uzakta bir ülke, biz Türkiye gibi Suriye'yle uzun bir sınırı paylaşmıyoruz. Türkiye gibi kültürel ilişkilerimiz de yok. Suriye'de, kökenleri Türkiye'ye dayanan birçok insanla tanıştığımı hatırlıyorum. Yani Amerikalıların Suriye ile ilgili düşüncesi, Türklerinkinden çok farklı."

'TÜRKİYE'NİN POLİTİKASI, SİYASİ ÇÖZÜM İÇİN İYİ BİR POLİTİKA'

Askeri müdahalenin dışında, Amerika'nın en azından bu son dört yılda daha stabil, daha güçlü bir Suriye politikası olamaz mıydı?

"Bu yıl Mayıs ayında Dışişleri Bakanı John Kerry Soçi'ye gitti. Putin ve Lavrov'la bir araya gelerek Suriye'yi konuştu, hatırlarsınız. Ruslara, Suriye'de siyasi bir uzlaşıya varmak için yeni bir şans olduğunu söyledi. Bu şans neydi? Bu şansı yaratan şey neydi? Dürüst olalım. Bu şans, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın Esed'le savaşan silahlı muhalefete verdiği para ve silah yardımını artırmasıydı. Esed'in ordusu örneğin İdlib'de, güneyde Deraa'da büyük yenilgiler alıyordu. Esed rejimi birden güçlü görüntüsünü kaybetti, güçsüz görünmeye başladı.

Biz her zaman ciddi bir müzakere sürecine geçişin, Suriye hükümetinin müzakereye geçmezse yok olacağını anladığı zaman mümkün olacağını düşündük. Yani bana göre Türkiye'nin politikası aslında, siyasi bir çözüm için iyi bir politika. Türkiye'de bu politikadan memnun olmayanlar olduğunu biliyorum. Bunu da anlıyorum, Türkiye için zor bir süreç oldu. Türkiye'de 2 milyonun üzerinde mülteci var. Türk halkı Suriyelilere karşı çok cömert, çok iyi davrandı.

'ESED BU YIPRANMA SAVAŞINI KAZANAMAZ, RUSYA BUNU DEĞİŞTİREMEZ'

Bunun bir yıpranma savaşı olduğunu hissediyorum. Esed hükümeti yıpranma savaşını kazanamaz, ama bu savaş uzun sürebilir. Esed hükümeti bir azınlık hükümeti. Yıpranma savaşında, çok açık ki çoğunluk kazanır. Tek ihtimal budur. Rusya bile bunu değiştiremez. Tüm söyleyebileceğim, Suriye'nin ılımlı muhalefetini daha fazla desteklemeye devam etmek. IŞİD'i, Nusra'yı değil; Suriye'de savaşan ve siyasi müzakereye gitmeyi kabul edebilecek olan diğer muhalif grupları… Bu yardım etmek için şartımız. Yardım mı istiyorsun? Öyleyse en sonunda siyasi müzakereyi kabul etmelisin."

'Ilımlı muhalefeti' seçme konusunda Amerikalılar biraz fazla seçici davranıyor ama, eğit-donatta gördük. Sahada olan onca savaşçıdan 'ılımlı' diye seçebildiği savaşçı sayısı 200'ün üzerine zor çıktı. Bu durumda bu dediğiniz nasıl mümkün olacak?

"Amerikalılar, benim fikrime göre, fazla dikkatli davranıyor. Amerikan İngilizcesinde kullandığımız bir deyim vardır: Mükemmel, iyinin düşmanı olabilir. Diğer bir deyişle; eğer mükemmeli beklemeyi sürdürürsek, mükemmeli de iyiyi de asla elde edemeyebiliriz. Bence Suriye'de olan bu.

Çok açık olacağım. Türkiye Suriye'de İslamcı grupları destekledi, Ahrar-ı Şam gibi… Biz aşırı İslamcı grupları sevmiyoruz, Ahrar-ı Şam'ın da ideolojisi Amerikalıların hoşlandığı türden değil. Ama Ahrar-ı Şam ile IŞİD arasında, Ahrar-ı Şam ile Nusra arasında seçim yapmanız gerekirse, elbette Ahrar-ı Şam, elbette! Mükemmel değil ama hiçbir şeyden iyidir. Bu Amerikalıların çok zor anlayabileceği bir şey. ABD yönetiminde hâlâ Ahrar-ı Şam ile Nusra'nın ya da IŞİD'in ideolojisi arasındaki farkı bilmeyen insanlar var."

ABD'nin son dört yıldaki genel politikasına gelecek olursak, nasıl yanlışlar yaptı ABD? Suriye politikasındaki yanlışlarda İsrail'in etkisi ne oldu?

"İSRAİL'İN ABD'NİN SURİYE POLİTİKASINA ETKİSİ ÇOK AZ OLDU"

Irak da bir noktada İran'ın eline bırakılmadı mı?

"Çünkü Irak'tan çok yorulmuştuk. Biz eşimle kuzeyde küçük bir kasabada yaşıyoruz. Nüfusu 6 bin. Oraya taşınmadan önce, Irak büyükelçiliğindeki görevimin hemen sonrasında bu kasabayı ziyaret etmiştik. Ziyaretimiz sırasında, liseden sonra ABD ordusuna katılıp Irak'a giden bir gencin ölüm haberi geldi. 2010'du, Bağdat'ta öldürülmüştü. Bu küçük kasaba için bu çok büyük bir şoktu.

Gencin ailesini bizzat tanımıyorduk ama aileyi tanıyan bir arkadaşımız vardı. Onun aracılığıyla gidip aileye başsağlığı dilemek istedim, çünkü ABD'nin Irak Büyükelçi Yardımcısı'ydım, oradaki iki numaralı kişiydim. Aile 'Teşekkür ederiz ama sizi görmek istemiyoruz' diye mesaj gönderdi. Tabii ki beni görmek istemezler, çok üzgünlerdi. Kasabadaki herkes çok üzgündü.

'TÜRKLERİN ANLAMASI GEREKEN ŞEY, BU RUSYA İLE DEĞİL, IRAK'TA ÖLEN 6 BİN AMERİKALIYLA İLGİLİ'

Türkiye'deki insanların anlamasını umduğum şey, biz Irak'ta bu şekilde 6 bin Amerikalıyı kaybettik. Amerikalıların Suriye'ye bakmasının sebebi, Irak'ta kaybettiğimiz 6 bin Amerikalı. Birinci sebebi bu. Şu an neden Barack Obama ABD Başkanı da Hillary Clinton değil? Çünkü 2002'de Hillary Clinton Senato'daydı. Bir Demokrat olarak Irak savaşında Bush'u destekledi. 2008'de Barack Obama Demokrat Parti adaylığı için Clinton'a karşı yarışırken 'Ben savaşa karşıyım ama o Irak savaşı için evet oyu verdi' dedi. Ve yarışı kazandı.

Türklerin anlamasını umduğum şey bu İsrail ile, Rusya ile ilgili değil. Irak'ta ölen 6 bin Amerikalıyla ilgili.

ABD'nin süreçteki hatalarını bana sorduğunuzda, Obama'nın ordusunu Suriye'ye göndermemiş olması çok iyi derim. Ben de Suriye'de Amerikan ordusunu görmek istemiyorum. Şimdi Amerikan Hava Kuvvetleri Suriye'yi bombalıyor. Bence bu korkunç. Suriye'de Amerikan ordusunun hiçbir şekilde görmek istemiyorum.

Suriyelilerin bu sorunu çözmesini istiyorum. Suriyelilerin müzakere etmesini istiyorum. Esed müzakereyi kabul etmezse o zaman siyasi çözümü kabul eden kişilere, Esed'i masaya oturtmak için baskı uygulamaları için yardımcı olmalıyız."

ABD'nin PYD'ye verdiği destek Türkiye ile ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor. Sizce bu bir hata mı? Amerika'nın bölgedeki en güçlü müttefiklerinden Türkiye'nin tavrı karşısında ne yapması gerekirdi?

"Dürüst olmam gerekir. Türkiye IŞİD konusunda yardımcı olabilecek bir rol oynamadı. Amerikalılar PYD'ye Kürtleri sevdiği için ya da PYD'yi sevdiği için yardım etmeye başlamadı. Eminim, sizi temin ederim, Washington'a gidip 'PYD neyin yerini tutuyor?' diye yetkililere sorarsanız, bilmezler. Hiçbir fikirleri yok.

Bildikleri şey; IŞİD'e karşı savaşan bir milis grup var. Böylece Amerikalılar gidip savaşmak durumunda kalmıyor. Suriyeliler savaşıyor, bu olayda Suriyeli Kürtler… Ve yeni bir halifelik kurma çağrısı yapmıyorlar, Nusra gibi gruplarla işbirliği yapmıyorlar. Ahrar-ı Şam gibi gruplar Nusra gibi örgütlerle işbirliğine gittiğinde, Washington'daki yetkililer için bu şeytanla anlaşma yapmak anlamına geliyor. El Kaide Amerikalılar için bir şeytan. Yani, Suriye muhalefetindeki gruplar, PYD değil, Nusra ile bir şekilde işbirliği yapan diğerleri, Amerikalıların gözünde anında şüpheli konumuna düşüyor. PYD'nin böyle bir sorunu hiç olmadı.

'PYD'NİN PKK OLMADIĞI SÖYLEMİ BİR SAFSATA'

PKK ile ilişkisine gelirsek, Amerikalı yetkililer 'PYD, PKK'nın resmen bir parçası değil' diyeceklerdir. Amerikalı yetkililerin PYD'nin PKK olmadığını söylemesi bence bir safsata. Yani bu, ciddi olmadıkları bir sözlü savunma. Söylersiniz ama aslında doğru değildir ve dinleyen herkes bunun doğru olmadığını bilir.

Washington'da bir iş arkadaşım var. Mayıs-Haziran aylarında Kobani ve Kamışlı'ya gitti. Duvarlarda, ofislerde Abdullah Öcalan'ın fotoğrafları olduğunu söyledi… Amerikalı yetkililerin PKK'nin PYD ile bağı olmadığını söylemesi bir safsata.

Amerikalılar için El Kaide ve IŞİD gibi grupların çok yakın tehlike olarak görüldüğünü hatırlayın. New York'tayız, 11 Eylül'deki Dünya Ticaret Merkezi saldırısı hâlâ bizimle. Amerikalı yetkililer buna bakıyor ve 'Bu Kürt savaşçılar, bize 11 Eylül'de bunu yapan insanlarla savaşıyorlar' diyor. Bence bunun Türkiye'de ve Suriye'de sorun yarattığını görüyorlar. Ancak hem Türkiye hem ABD için, herkes için en büyük ve en yakın tehlikenin bombalarıyla Suriye'den çıkan ve İstanbul'a, New York'a binaları patlatmaya gelen radikaller olduğu görüşündeler."

'TÜRKİYE, ABD'NİNKİNDEN DAHA SAĞLAM BİR SURİYE POLİTİKASINA İHTİYAÇ DUYACAK'

Türkiye ile ABD arasında Suriye konusunda bir paralellik sağlanamadı. ABD Esed'in gitmesi gerektiğini en sert şekilde söylerken Davutoğlu Ağustos 2011'de Şam'a giderek Esed'i reformlara ikna etmeye çalıştı. Yaz sonunda Türkiye de aynı dili kullanmaya başladı. Ancak birkaç ay içinde ABD, 'Esed'in gidişi çok da acil değil, onunla da yapabiliriz' noktasına geldi. Söylemde değil ama pratikte yön değiştirdi. Bunun sebebi nedir sizce?

"Ne söylediğimi hatırlayın, Amerikalılar Suriye'nin çok uzakta olduğunu düşünüyor. Bu yüzden Suriye onlar için, Türkiye için olduğu kadar büyük bir sorun değil. Ankara'daki yetkililere sorsak, Türkiye Meksika'daki uyuşturucu savaşları sorununu çözmek için ne kadar yardımcı olurdu? Meksika ABD için acil bir sorun haline gelebilir. Amerika'nın güneyine gittiğinde, basit bir çitin ardından çıplak gözle hemen yakındaki Meksika kasabasını görebilirsin. Türkiye'nin de Suriye'de ABD'nin olduğundan daha fazla çıkarı var. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor; Türkiye, ABD'ninkinden daha sağlam bir Suriye politikasına ihtiyaç duyacak.

'AMERİKA İÇİN UZAK, TÜRKİYE İÇİN ACİLİYETİ OLAN BİR SORUN'

Bu, Amerika'nın Türkiye'nin ihtiyaçlarıyla hiç ilgilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Türkiye dost ülke, NATO müttefiki, Amerika'nın ortak çıkarları olan bir ülke… Yani işbirliği yapmamız lazım. Açık olacağım. Suriye, Amerika için uzak; Türkiye için aciliyeti olan bir sorun."

Amerika'nın Suriye politikasında bir değişim oldu ama. Ayaklanma başladığında Amerika'nın tutumu bugünkü gibi değildi.

"Ben öyle düşünmüyorum. Sanırım Türkiye'nin politikası Davutoğlu'nun Şam ziyaretinden üç hafta sonra değişti. Başkan Obama, 2011'de Ağustos'un ikinci haftasında Esed'in görevi bırakması gerektiğini söyledi. Suriye Ordusu Deyrezzor ve Hama'ya girip büyük zararlar verdikten sonra. Davutoğlu da o sıralarda reform ve Esed'in ordusunu Hama'dan çekmesi önerisiyle Şam'a gitti.

O dönem Şam'da Türk Büyükelçisi olan Ömer Önhon Esed'in ordusunu Hama'dan çekmediğini gördüğünde ve Ankara'ya haber verdiğinde, o zaman Türk hükümeti söylemini değiştirdi. Pozisyonu, ABD'nin pozisyonuyla aynı noktaya geldi. 2011 Ağustos'unun sonundan ya da Eylül'ünden beri bu konuda Türk ve Amerikan görüşü aynı.

Bazı Amerikalı gazeteciler Amerika'nın Esed'e yönelik tavrının değiştiğini söylüyor. Kişisel olarak ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Sebeplerine gelirsek, ilk olarak, Washington'da Cumhuriyetçiler Esed'den nefret ediyor. 55 Cumhuriyetçi Senatör arasında sadece biri, Rand Paul, Esed'in sorun olmadığını düşünüyor. Diğer 54'ü gitmesi gerektiğini düşünüyor.

'OBAMA AÇIKÇA ESED'İ ORADA TUTACAĞIZ DESE HEZİMET OLUR'

Kongre'de Demokrat Parti'ye bakalım. Muhtemelen yüzde 70 - 80'i Esed'in gitmesi gerektiği görüşünde. Temsilciler Meclisi'nde de aynı şey geçerli. Demokratlar da Cumhuriyetçiler de Esed'in gitmesini istiyor.

Şimdi başkanlık yarışı başladı, siyasi kampanyalar yapılıyor. Obama halka açık şekilde 'Esed'i orada tutacağız, kalışını kabul ediyoruz' dese bu onun için büyük bir hezimet olur. Cumhuriyetçiler Obama'yı zayıflıkla suçlar, başkanlık yarışındaki Demokratlar bile onunla aynı fikirde olmaz.

Eğer başkanlık için yarışıyorsanız ve gazeteciler size 'Esed'in kalışını mı istiyorsunuz? Çocukları öldürüyor ama siz onu orada tutacak mısınız?' diye sorduklarında 'Hayır, tutamayız' diyeceksiniz. Yani hepsi bunu reddedecek.

Suriye'de İran ve Rusya ile birlikte çalışacağımız söyleyenler, Amerikan politikasını anlamıyor. Ama Amerikan ordusunu Suriye'ye gönderecek miyiz? Yanıtı: Irak'ta ölen 6 bin Amerikalı."

'RUSYA, ABD VE TÜRKİYE'YE 'DUR' DEDİĞİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞTI'

Rusya'nın Suriye'ye askeri yığınak yapması, uçaklarını göndermesi, güç kayması anlamına mı geliyor?

"Benim buna yorumum şöyle: İdlib, Deraa ve Kunetra'da uğradığı bozgunlardan ve Ceyş-ül İslam'ın Şam-Humus arasındaki otoyolun bir kısmını ele geçirdikten sonra, Suriye rejimi sarsılmaya başladı. Her an düşebilecek gibi sallanmaya başladı.

Bu sebeple Rusya en hızlı şekilde askeri gereçleri Suriye'ye gönderdi. Bütün o silahları taşıyan gemiler Boğazlar'dan geçti. Fotoğraflara bakıp 'Burası İstanbul!' dedik. Rusya'nın yapmaya çalıştığı, Türkiye ve ABD'ye 'Dur!' dediğini göstermekti.

Ben şu an Esed rejiminin çok zayıf olduğunu düşünüyorum. Zabadani savaşında, Hizbullah, İran, Suriye ordusu üç hafta boyunca ilçeyi geri almaya çalıştı ama başaramadı. Üstelik büyük bir ilçe de değil. 10 bin kişi yaşıyor, alamadılar. 2013'te Kuseyr'de yapabildikleri gibi olmadı. Artık o kadar güçlü değiller ama muhalefet daha güçlü. Türkiye ve Suudi Arabistan sayesinde.

Rusya, Esed'in düşüşünü engellemek için bu adımı attı. İskambil oynuyor olsak elinizde 6'lar, 7'ler mi olsun istersiniz, Kız'lar Papaz'lar mı? Esed rejiminin elinde şu an en fazla 7 ve 8'ler olduğunu düşünüyorum.

Rusya da onlara çok güçlü kartlar veremeyecek. 28 uçakları var Lazkiye'deki hava alanında. Lazkiye, muhalifler tarafından bombalanan bir bölge, Türkiye'nin yardım ettiği muhalifler tarafından. Rusya'nın da şu an çok iyi bir durumda olduğunu söyleyemem.

Yıpranma savaşına Rusya'nın Rus askerlerini göndereceğini düşünüyor musunuz? Eğer asker göndermeyecekse, Esed'in azınlık hükümeti hâlâ savaşı kaybediyor demektir.

Rusya'nın desteği, Suriye'deki silahlı muhalefet için Lazkiye'yi almayı zorlaştıracak çünkü muhtemelen Ruslarla savaşmak zorunda kalacaklar. Şam'ı almalarını zorlaştıracak. Ruslar, İranlılar, Esed Rakka'yı, İdlib'i geri almayacaklar. İdlib'de beş gün önce ateşkes yapma konusunda uzlaştı Esed, bu güçlü bir yönetim gibi gözüküyor mu?

'SURİYE'NİN BİR BÜTÜN OLARAK KALMASI ZOR GÖRÜNÜYOR'

Bu, Suriye'nin gittikçe bölünmeye daha fazla yaklaştığı anlamına mı geliyor? Esed Tartus, Lazkiye ve Cible'yi alacak. Belki Humus ve belki Şam'ın bir kısmı… Hepsi bu.

Türkiye sınırındaki bölgeler Ahrar-ı Şam, Nusra gibi grupların eline geçecek. Daha doğuda Suriyeli Kürtler ve PYD, güneyde de Özgür Suriye Ordusu, Ürdün sınırında Deraa ve çevresinde… Ve IŞİD, ülkenin doğusunda… Kim bunun peşinden gidecek? Kimse! Bence bu ABD için korkunç. IŞİD uzun bir süre varlığını devam ettirecek.

Bölünme üzücü bir olay, Suriye'nin bir bütün olarak kalmasını isterdim. Ama bir bütün olarak kalması zor görünüyor.

Ama Suriyelilerin aslında bunu istediğinden emin değilim. Bugüne kadar hiç bölünme isteyen bir Suriyeliyle, PYD'li ile bile tanışmadım. Merkezi yönetimi istemeyen, Almanya, İsviçre gibi federal bir devlet isteyen bazı Kürtler tanıyorum. Ama küçük bağımsız ülkeler isteyen Suriyeliye hiç denk gelmedim."

'ILIMLI MUHALEFETE DESTEĞİ ARTIRMAZSAK SURİYE'NİN BÖLÜNMESİNİ İZLEYECEĞİZ'

İşler bu noktaya gelirse Amerika tutum değiştirir mi, değiştirmeli mi sizce?

"Benim fikrim, Amerikalılar Suriye'deki varlıklarını artırmayacak. En azından seçime kadar bu yönetim bunu yapmayacak. Büyük bir girişim başlatmayacaklar. Benim sorum, eğer siyasi müzakere noktasına gelmek, John Kerry'nin Soçi'de bahsettiği şansı kullanabilmek için Türkiye, Suudi Arabistan, Katar Rusya'nın yaptığına bakarak 'Teslim olmuyoruz, hâlâ siyasi müzakere isteyen ılımlı muhalefete desteğimizi artırıyoruz' diyecekler mi? Ruslar yükselirken, biz bunu kabul edecek miyiz?

Benim düşüncem eğer bir müzakere istiyorsak ılımlı muhalefete desteği artırmaktan başka çare yok. Yoksa Suriye'nin bölünmesini izleyeceğiz.

'AMERİKALILARIN AÇIKÇA BİR ŞEY SÖYLEMESİNİ BEKLEMEYİN...'

Söyleyeceğim şey, Amerikalıların açıkça bir şey söylemesini beklemeyin. Bazen izin istememek daha iyidir. Türkiye'nin, Suudi Arabistan'ın, Ürdün'ün çıkarları var. ABD Meksika için Türkiye'den izin ister miydi? Bazı silah sistemleri, gelişmiş sistemler için Amerika'nın iznine ihtiyaç olabilir. Bunları bazı gruplara vermek Türkiye için korkunç sonuçlar doğurabilir. Ama diğerleri, Türkiye'nin ulusal güvenliği…

Yoksa Ruslar ve müttefikleri Esed'in kalması için ısrara devam edecekler. Rusya veya İran'ın Esed'in değişmesi için hazırlandıklarına dair herhangi bir belirti göremiyorum. Esed orada olduğu sürece silahlı muhalefet onunla savaşacak, IŞİD bazen savaşacak. Suriye'de hiç kimse gerçekten radikallere karşı savaşmayacak.

Suriye'de ihtiyacımız olan, radikaller sorunuyla savaşılması gerektiğine çok daha fazla Suriyeliyi ikna edebilecek olan yeni bir hükümet. Beşar Esed'ın bunu yapmak için dört yılı vardı ve şu an radikalizm sorunu iki yıl önce olduğundan çok daha kötü. Sonuç olarak Beşar Esed'in doğru kişi olduğunu düşünmüyorum. Başka bir hükümete ihtiyacımız var. Ruslar Rakka ve Deyrezzor'u umursamıyor. Eminim İranlılar da öyle… İranlılar neyi umursuyor? Hizbullah'ı!

'RUS UÇAKLARININ MİSYONU ESED REJİMİNİ KORUMAK'

Ruslar da aynı şekilde, Esed'i uluslararası çıkarları için bir unsur olarak görüyor. Esed bir müttefik ve Rusya müttefikinin düşmesine izin vermeyecek.

Rus uçakları kaç gündür Suriye'de? Üç hafta… Hiçbir Rus uçağının IŞİD'i bombaladığını gördün mü? Ben, IŞİD'le savaşacaklarını söylediklerini sanıyordum. Neyi bekliyorlar? Hava mı çok kötü? Pilotlar mı tatilde? Ben görevin IŞİD'e saldırmak olduğunu düşünmüyorum. Bence misyon Esed rejimini korumak.

Türklerin Rus politikasına bakmaları ve ne yaptıklarını izlemeleri gerek. Rus uçakları ne yapıyor takip edelim. IŞİD'i mi bombalıyorlar? Yoksa IŞİD'i ve diğer muhalif grupları mı bombalıyorlar? Eğer ikisini de bombalıyorlarsa misyon, Beşar Esed'i desteklemektir, terörizmle savaşmak değil. ABD'nin bu noktada bir şey yapacağını sanmıyorum."

 

Odatv.com Mesajı Paylaş

DelKu

ABD "kara gücüm" dediği PKK'yı sahneye bir kez daha çıkarmaya hazırlanıyor.

The New York Times gazetesinin  savunma muhabirleri Eric Shmitt ve Michael Gordon'un iddiasına göre planın iki ayağı olacak. 20 bin kişiyle oluşturulan PYD birliklerine 3 bin ila 5 bin arasında "Arap militanı" eklenecek. Yaklaşık 25 bin kişilik kuvvet önce IŞİD'in kalbi Rakka'ya saldıracak.
Daha sonra bu grup, ABD'nin emriyle Türkiye'nin PYD'yi Fırat'ın batısına geçirmemeye dönük kırmızı çizgisini hedef alacak. Kürt koridorunu tamamlamak için hamle yapacak.
Planın bir diğer ayağı ise PYD güçlerine eş zamanlı olarak İncirlik Üssü'nden kalkan uçaklarla destek verilecek. Üsse daha fazla koalisyon ülkesi yerleşecek. Uçak sayısı artırılacak.

ulusal kanal





U.S. Aims to Put More Pressure on ISIS in Syria


WASHINGTON -- The American-led coalition fighting the Islamic State has begun preparing to open a major front in northeastern Syria, aiming to put pressure on Raqqa, the terrorist group's de facto capital, according to military and administration officials.

President Obama last week approved two important steps to set the offensive in motion over the coming weeks, officials said. Mr. Obama ordered the Pentagon, for the first time, to directly provide ammunition and perhaps some weapons to Syrian opposition forces on the ground. He also endorsed the idea for an increased air campaign from an air base in Turkey, although important details still need to be worked out.

Together, these measures are intended to empower 3,000 to 5,000 Arab fighters who would join more than 20,000 Kurdish combatants in an offensive backed by dozens of coalition warplanes to pressure Raqqa, the Islamic State's main stronghold in Syria. Plans are also moving forward to have Syrian opposition fighters seal an important 60-mile part of the country's border with Turkey to cut off critical supply lines of the Islamic State, also known as ISIS or ISIL.

As recently as Friday, Mr. Obama said he would take all steps necessary to combat the Islamic State in Syria and Iraq. The new approach relies on Arab fighters whose commanders have been screened by American forces and Kurdish fighters who are more battle-tested and whose loyalties Washington can count on.

"The top-line message that I want everybody to understand is, we are going to continue to go after ISIL," Mr. Obama told reporters. "We are going to continue to reach out to a moderate opposition."

Senior administration officials say the new offensive holds promise and may change the dynamics on the ground. But it comes a year after an American-led coalition started a campaign against the Islamic State that is now "tactically stalemated," Gen. Martin E. Dempsey, then chairman of the Joint Chiefs, said last month.

Whether the new approach can succeed remains to be seen. The Islamic State has proved to be more resilient to coalition attacks and adaptive in the face of international pressure than American officials anticipated -- even managing to extend its reach and control in Syria and Iraq.



By ERIC SCHMITT and MICHAEL R. GORDONOCT. 4, 2015

http://nyti.ms/1jIHVEX Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Times: Kürtlerin Putin ile yakınlaşması ABD'yi telaşlandırdı

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim iki hafta önce, "Rusya, Suriye'deki operasyonlarında YPG ile aktif işbirliği yapabilirdi" demişti.

İngiliz Times gazetesi, Suriye Kürtlerinin Rusya'yla ilişkilerini geliştirdiğini ve bu durumun ABD'yi telaşlandırdığını yazdı. Gazeteye göre, Suriye Kürtleri Rusya'da diplomatik temsilcilik açmaya hazırlanıyor.

Times'ın dünya sayfalarındaki dikkat çekici haber, gazetenin İstanbul muhabiri Hannah Lucinda Smith ve Beyrut muhabiri Tom Coghlan ile Catherine Philp'in imzasını yaşıyor. Haber şu satırlarla başlıyor:

"Rusya ile Amerika'nın Suriye'de muharebe alanındaki en etkin müttefiki Kürtler arasındaki ilişkilerin geliştiğine yönelik işaretler var. Suriye'nin özerk Kürt bölgesi, Moskova'da diplomatik misyon açmaya hazırlanıyor. Kürtler ile Kremlin arasındaki yakınlaşma, Türkiye ve ABD'yi endişelendirecek. Oysa ABD, IŞİD'e karşı savaşan Suriyeli Kürt milisleri silahlandırıyor. Kürtler de cihatçıları, Kobani'den ve Türkiye sınırındaki bölgelerden uzaklaştırmıştı."

Times, PYD ve HDP temsilcilerinin dün Moskova'da Rus yetkililerle bir araya geldiğini ve kentte bir temsilcilik açılması amacıyla müzakereler yürüttüklerini yazıyor. Gazete bu görüşmenin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Moskova'ya varmasından sadece saatler sonra yapılmasına dikkat çekiyor. Vurguladığı bir diğer nokta da, Rusya'nın bu hafta PKK'yı "terör örgütü olarak görmediğini" açıklaması. Gazeteye göre bu açıklama, "PYD ve HDP ile daha yakın bağlar kurulmasının da yolunu açtı".

'Temsilcilik, Rusya ve Kürtleri daha da yakınlaştıracak'

Rus Interfax haber ajansına konuşan, Moskova'daki Kürt heyetinden PYD Eş Başkanı Asya Abdullah, Rusya'nın Suriye'deki hava saldırılarını övmüştü.

Asya Abdullah, "Bu temsilcilik, Rusya ve Kürtleri daha da yakınlaştıracaktır" demişti.

Abdullah'ın sözlerini hatırlatan Times, Suriyeli muhaliflerin daha önce PYD'yi Esad rejimi ile aynı tarafta olmakla suçladığını hatırlatıyor.

Times'a göre, Suriye Kürtlerinin dün, Haziran ayında ABD'nin hava saldırılarının yardımıyla ele geçirdikleri Arap kenti Tel Abyad'ı kantonlarından biri ilan etmesinin, Türkiye'yi telaşlandırması muhtemel.

PYD yetkilileri, Rusya'yı, "radikallere karşı bir müttefik" olarak gördüklerini söylüyor.

Times'taki haber ise Kobani Kantonu Dışişleri Bakanı İdris Nasır'ın sözleri ile noktalanıyor:

"Bizim için sivillerin hedaf alınması kabul edilemez. Biz sivilleri korumaya çalışıyoruz. Ancak Suriye'de, IŞİD dışında da halifelik peşindeki güçler var. Ve biz onları da terörist olarak görüyoruz."

'PYD ve YPG, PKK'nın müttefikleri'

Haberin altında ise Suriye Kürtleri ile ilgili ksıa bir soru-cevap kısmı var. Okuyucuları bilgilendirme amacıyla hazırlanan bu bölümde; "Suriye Kürtleri kimdir?", "Ne zaman ABD'nin müttefiki oldular?", "Rusya neden Suriye Kürtleriyle ittifak peşinde?" ve "Bu neden Kürtlerin çıkarına?" gibi sorular yanıtlanıyor.

Times, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan Kürtlerin ülkedeki en büyük etnik azınlık olduğunu, Suriye'nin kuzeydoğusunda özerk üç kanton oluşturduklarını, Rojava olarak bilinen bölgenin Demokratik Birlik Partisi (PYD) tarafindan yönetildiğini, bölgede güvenlik sorumluluğunun YPG'nin silahlı kanadı olan Halk Koruma Birlikleri'nde (YPG) olduğunu, PYD ve YPG'nin PKK'nın müttefikleri olduğunu belirtiyor.

Gazeteye göre ABD ile Suriye Kürtleri, IŞİD'in Kobani'ye saldırmasının ardından ittifak oluşturdu. Kürtlerin Esad rejimi ile savaşmamış olması ise Rusya açısından önemli bir faktör.

Times'taki haberin altındaki soru-cevap kısmında şu ifadeler de yer alıyor:

"Suriye Kürtleri ile ittifak yapan ABD, Türkiye'ye, Kürtlerin özerklik taleplerini desteklemeyeceği yolunda güvence vermek zorunda kalmıştı. Rusya ile yeni ittifak tehdidi, ABD'ye, özerkliğe desteği için baskı yapmaya yönelik bir çaba olabilir. Ya da belki de, ABD'den daha faydalı bir destekleyici bulma çabasıdır".

http://www.thetimes.co.uk/tto/news/world/middleeast/article4592480.ece
Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Türkiye başlayan soğuk savaşa karşı ilk reaksiyonlarını göstermeye başladı. Rus ve İran doğal gazındaki muhtemel kesintilere karşı ilk önlem olarak Hatay'a bir doğal gaz depolama tesisi yapılıyor. Türkiye doğal gaz ihtiyacını halen, karadan Rusya, İran ve Azerbaycan'dan, denizden ise Nijerya ve Cezayir'den karşılıyor. Yakında Katar ve Körfez ülkelerinden de doğal gaz akışı başlayacak. Söz konusu doğal gaz, deniz yolu ile yeni yapılacak Hatay depolama tesislerine boşaltılacak.

Türkiye'nin halen tek doğal gaz depolama tesisi Tekirdağ yakınlarında Marmara Ereğli'sinde. Ayrıca Tuz Gölü'ne de dev bir depolama tesisi yapılıyor. Hatay tesisi ülkemizin üçüncü doğal gaz depolama alanını oluşturacak... Mesajı Paylaş

dalamper

Peki üstatlar, Cumhuriyetçilerin iktidara gelmesiyle Amerika dış politikasında ne gibi değişiklikler olur?

Suriye (Rusya-İran-Arap ülkeleri-Türkiye'nin olduğu barış görüşmeleri de dahil), Ukrayna, İran nükleer anlaşması gibi konular. Mesajı Paylaş

HDS

Cumhuriyetçi iktidarının genelde bizim için jeopolitik taraflarını tartışıyoruz, ama aslında bir de ekonomik tarafı var.

Çok enteresan bir dönemdeyiz. İktidarın en son Demokratlardan Cumhuriyetçilere geçtikleri dönemle şimdiki ekonomik parametreler arasında enteresan benzerlikler var:
- Son HW Bush iktidarında da dünyada ciddi bir çelik arzı fazlası vardı ve WTO üzerinden Amerika ile Japonya, kotaların arttırılması üzerine bilek güreşi yapıyorlardı. Sonradan Çin'in başta olmak üzere artan tüketimi bir süre arzı doyurdu. Tam da yine bugünlerde çelik arzı ile talebi arasındaki uçurum artmaya ve çelik, çelik mamulleri sektörleri karlıklarını müthiş bir hızla yitirmeye başladılar.
- Hainan'a zorunlu iniş yapan Aries III tayyaresi gibi krizlere ortam çok gebe. (Şu Çin tayyaresi ile çarpışıp Çin'e zorunlu iniş yapan EP-3 vakası. Yerde personel tüm "sensitive" ekipmanları balta ile parçalamış, sonra uçağa zorla giren Çinli görevlilerce tutuklanmışlar ve epey bir süre tutuklu kalmışlardı)
- Tam da telekom krizi patlamıştı. Bir "yüksek teknoloji" sektörünün ilk nüveleriydi ve ilk "yüksek teknoloji" kriziydi. Enron skandalı sonrası yapılan ufak yardımlar, 2008 Lehman Biraderler krizinden sonra bankalara verilen destek ve son olarak da otomotive yapılan enjeksiyonun bir benzerini o zaman da yapabilirlerdi, para boldu, ama Cumhuriyetçiler teknlojistleri Demokratların adamı olarak gördüğünden buraya aynı hassasiyeti göstermediler. İndikasyonlar hiç de öyle süper bir yakın geleceği işaret etmiyor ve el değiştiren iktidarın destek olacağı ya da doping yapacağı sektörler de değişiyor.
- Son çeyrekte, Rusya dışında yaşayan akademik ve teknik personelin eve dönüş oranı 2014'teki toplam sayıdan daha fazla olmuş. Artık Almanya'daki bir Rus doktora öğrencisi, ya da Londra'daki bir doçent kendini bir Rus soyadı ile rahat hissetmemeye başlamış.
- Son Clinton iktidarının toplumun "az gelişmiş" siyahi kısmı da dahil herkesin başını sokabilecek bir ev alabilmesi ülküsü ile başlayan Mortgage kolaylığı furyası, Cumhuriyetçi hükümetin bankacılık ve finans sektörünün üzerindeki bazı kontrolleri gevşetmesi ile, takip eden Demokrat iktidarı bile vuran bir Mortgage krizine dönüştü. Obama'nın bazı sosyal hamlelerinin el değiştiren iktidarce nasıl dejenere edilebileceği meçhul.
- Son Cumhuriyetçi iktidar sırasında meydana gelen 11 Eylül'ü bu iktidar ülkedeki ticari ve eğitim serbestisini tehdit eder bir kontrol mekanizmasına dönüştürmüştü. Önümüzdeki süreç Rus ve Çin etken organizasyonlarını NATO ile karşı karşıya getirebilir. Bir Cumhuriyetçi iktidar elinde bunlar akademi ve teknik kadroların çekik gözlüler ve asyalılardan arındırılması sürecine dönüşebilir. Aynı iş hayatı için de geçerli. Artık "Evli evine, köylü köyüne" deriz. Mesajı Paylaş

HAZERFEN

"Evli evine köylü köyüne" dendiği anda dünya savaşının kaçınılmazlığı ortaya çıkar. Çünkü herkes kendi kabuğuna çekilir, iletişim ve birbirini anlama kabiliyetleri zarar görür, kültürel ve zihinsel gruplaşmalar sertleşir. Aynen 1.DS dönemi gibi. Yükselen gümrük duvarları ülkeleri birbirine düşman etmiş ve çok geçmeden savaş başlamıştı. Allah dünyayı böyle bir akıbetten korusun... Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter