Tıp Dünyası

Başlatan Karabasan, Kas 05, 2017, 12:22 ÖS

« önceki - sonraki »

petibor

#30
Mar 15, 2019, 10:31 ÖÖ Last Edit: Mar 15, 2019, 10:38 ÖÖ by petibor
Aşağıdaki alıntı ile ilgili olarak; Savunma sanayindeki kalkınma seferberliğinin tıp, makine, malzeme, elektronik gibi alanlarda da başarmamız gerek. Savunma sanayi askeri ihtiyaç ile başladı ama bir kalkınma modeli oluşturdu öz güven getirdi bize. Hemde psikolojik etkisi bir yana diğer sektörleri de sürükler hale geldi. Hem mühendislik hemde insan kaynağı olarak. bunu tıp makine malzeme gibi alanlara da yayarsak bu çarpan etkisi kat kat artacak. Özellikle insan kaynağı olarak sivil alanlardaki atılımlar çok daha dinamiktir. Sivil sektörlerin rekabet olarak dallanması da daha süratlidir bir mühendis gider kendi işini kurar sivilde askeriye de bu çok daha zor. Müsteşarın bugünkü yorumlarda okudum sektörde makine tedariğindeki zorluklara işaret etmeside niyeti belli ediyor makine sektörü için. Tayvan gibi makine üssü olmamız gerek burada otomotiv gibi para var.

Tıpta da yerli ve milli şahlanış
...Savunma sanayisinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi teknoloji alanında da ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmalı, ihracatçı ülke haline gelmeliyiz.
...


https://www.star.com.tr/ekonomi/tipta-yerli-ve-milli-sahlanis-haber-1439813/ Mesajı Paylaş

murattekin

#31
Mar 15, 2019, 01:34 ÖS Last Edit: Mar 15, 2019, 03:01 ÖS by Yönetim
Bu "Şahlanış'ı" yapmadan önce hastaların ve medikal firmaların maduriyetlerini gidersek? Önce bu işi öğrensek?
Hastanelere malzeme ödemesi yapılamadığından firmalar kapanıyor. Firmalar malzeme veremeyince ameliyat yada diğer girişimler yapılamıyor. Yabancı sarf malzeme firmaları da ülkeden çıkmaya başladı. Çıkarsa çıksın diyebilirsiniz ama öyle firmalar varki ülkeden çıkması kriz doğurur. Kalp pili mesela.
İnsanın başına gelmeyince bu işi anlamıyor. Ben kalp pili değişimimi üniversite alım yapamadığı için özel hastanede ciddi bir bedel ödeyerek yaptım. Devlet her sene geleneksel olarak yaptığı ve bir kerede yüzlerce cihaz alıp hastaneleri teknolojik çöplüklere çevireceğine yada abartılı alımlar yapacağına önce bunu düzeltsin.

Mesajı Paylaş
...

Sihirbaz

Ebola salgını için acil durum ilanı

Dünya Sağlık Örgütü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgınını "kamu sağlığında uluslararası endişe yaratan acil durum" olarak sınıflandırdığını açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki Ebola virüsü salgınının, "kamu sağlığında uluslararası endişe yaratan acil bir durum" (PHEIC) olarak sınıflandırıldığını duyurdu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus yaptığı açıklamada, Acil Durum Komisyonu önerisi doğrultusunda bu kararı aldıklarını, artık dünyanın bu salgını dikkate almasının zamanının geldiğini söyledi, "Bu salgına karşı mücadele çabamızı iki kat artırmalıyız" dedi.

Dışlamama çağrısı

Ghebreyesus, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin izole edilmemesi ve bu ülkeye sınırların kapatılmaması çağrısı yaparken, "Şimdi dayanışma sergileme vaktidir" dedi.

Seyahat ve ticaret sınırlamasına gidilmemesi gerektiğin altını çizen Ghebreyesus, "bu Ebola'yı durdurmaz aksine mücadelemizi zayıflatır" görüşünü de sözlerine ekledi.

Küresel değil bölgesel tehdit

Ebola nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1600'ü aştı

Acil durum ilan edilmesini öneren komisyonun başkanı Robert Steffen, salgının küresel değil bölgesel tehdit oluşturduğunun altını çizdi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi kararı memnuniyetle karşıladıklarını, krize gösterilmesi gereken uluslararası ilginin bu karar yoluyla sağlanmasını umut ettiklerini duyurdu.

Birleşmiş Milletler'e bağlı sağlık örgütü tarafından bugüne kadar sadece dört kez acil durum ilan edildi, bu sınıflandırma ancak istisnai ve büyük salgınlar söz konusu olduğunda yapılıyor.

2005 yılında benimsenen DSÖ uluslararası sağlık düzenlemeleri uyarınca "uluslararası endişe yaratan acil durumun", uluslararası alanda eyleme geçilmesini gerektiren, ciddi, olağandışı, beklenmedik, ilgili ülkenin sınırlarını aşan kamu sağlığı sorunları söz konusu olduğunda ilan edilmesini öngörüyor.

1 Ağustos 2018 tarihinden bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde hayatını kaybedenlerin sayısı 1600'ü aştı.

https://www.dw.com/tr/ebola-salg%C4%B1n%C4%B1-i%C3%A7in-acil-durum-ilan%C4%B1/a-49625121 Mesajı Paylaş

Karabasan

Türkiye'nin yanık tedavisi Pakistan'a merhem olacak


Yanık tedavisinde dünyada öncü rol oynayan Türk hekimler, bilgi ve deneyimlerini Pakistanlı meslektaşlarına aktardı.

Türkiye'nin yanık tedavisi alanında önemli sağlık merkezlerinden Ankara Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi, kardeş ülke Pakistan'dan gelen hekimlere ev sahipliği yaptı.

Pakistan'ın ileri gelen yanık tedavi merkezlerinin sorumlu hekimleri, Avrupa'nın en büyük dünyanın ise tek seferde inşa edilen 3'üncü büyük hastanesi Ankara Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezindeki pratik ve teorik uygulamaları yerinde görme fırsatı buldu.

Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Ahmet Çınar Yastı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yanık tedavisinde çok iyi konumda olduğunu belirterek, pek çok ülkenin bunu örnek aldığını söyledi.

Tıbbi malzeme anlamında dünyada kullanılan ne varsa bu imkanlara sahip olduklarını ifade eden Yastı, "Standart konvansiyonel yarı bakım üniteleri, hidroterapi, sedyelerle seyyar duşlar ve kök hücre tedavilerinin de uygulandığı bir merkez durumuna geldik." dedi.

Ankara Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezinde, genel cerrahi, çocuk cerrahisi, plastik cerrahi uzmanları ve yanık cerrahlarının bir arada çalıştığını anlatan Yastı, şöyle devam etti:

"Türkiye'de yanık üzerine çıkan akademik çalışmalar son 10 yılda ciddi bir ivme gösterdi. Bu başarılar dünya çapında da yankı yapıyor. Pakistan'dan bir teklif geldi. Pakistan Yanık Derneği Başkanı Prof. Dr. Farid Ahmad Khan bizimle iletişime geçti. Daha önce İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri ile bu işi yaptıklarını, gelip burayı değerlendirmek istediklerini ifade etti."

"Amerika ve İngiltere'ye gitmek istemiyorlar"

Pakistan'ın ileri gelen büyük yanık merkezlerinin hekimlerinin Ankara'da 4 gün boyunca pratik uygulamaları izlediklerini ifade eden Yastı, "Teorik eğitimlerde karşılıklı fikir alışverişi oldu. Pakistan Yanık Derneği Başkanı Prof. Dr. Farid Ahmad Khan, bize asistan ve hemşire göndermek ve eğitim almak istediklerini belirtti. Ülkemizdeki yanık yönetim modelinin, yönetmeliğin, oda, ünite, merkez ve sevk algoritmasının Pakistan'a uyarlanması için bizden çalışmalar istedi. Ayrıca bu toplantıların kardeş ülke Pakistan'la yılda bir kez yapılmasında prensip olarak mutabık kalındı." diye konuştu.

Prof. Dr. Yastı, başka ülkelerden de iş birliği tekliflerinin geldiğine işaret ederek, "Orta Doğu'dan birkaç ülkeden daha böyle teklifler var. Burada yaptığımız ameliyatları ve vakaları yerinde görmek istiyorlar. Bundan sonra da kardeş ülkelerle ilişkilerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Diğer bir önemli nokta Amerika, İngiltere gibi ülkelere gitmek istemiyorlar, çünkü bütün teknoloji bizde var." ifadelerini kullandı.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turkiyenin-yanik-tedavisi-pakistana-merhem-olacak/1547700 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

Türk bilim insanları 4 ölümcül virüs buldu


Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Viroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem yürütücülüğünde Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen ve ekiplerinin katılımıyla "Türkiye kemirici ve küçük memelilerinde Hantavirüs varlığının ve dağılımının araştırılması" konulu çalışma başlatıldı.

Araştırma kapsamında kemiricilerden insanlara bulaşan, ateş ve kanama ile seyreden, böbrek yetmezliği nedeniyle ölümcül olabilen "Dobrava Hantavirus İğneada", "Dobrava Hantavirus Giresun", "Puumala Hantavirus Bartın", "Tuula Hantavirus Palandöken" adı verilen ve insanlarda çok nadir rastlanan 4 virüs tespit edilerek bilim dünyasına duyuruldu.

Sağlık Bakanlığının desteğiyle Türkiye'nin farklı üniversitelerinden bilim insanlarının katılımıyla yürütülen projenin, virüsün teşhisi ve destek tedavi sürecinin başlatılması açısından yaşamsal öneme sahip olduğu bildirildi.

Virüsün teşhisi

Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2000 yılından bu yana hanta virüsüyle ilgili saha çalışması yaptığını ve TÜBİTAK Projesi yürütücülüğünü üstlendiğini belirtti.

Hanta virüsünün, kemiricilerde özellikle fare popülasyonu içinde salgın olması durumunda insanlara bulaşabildiğini dile getiren Öktem, bu virüsün kanamalı ateş ve böbrek yetmezliğiyle giden enfeksiyona yol açtığını bildirdi. Öktem, virüsün kemiricilerdeki varlığını Türkiye'de ilk kez 2004 yılında Karadeniz ve Ege Bölgesi'ndeki çalışmalarda tespit ettiklerini, 2009 yılında da Zonguldak ve Bartın'da insan olgularıyla karşılaştıklarını aktardı.

Sağlık Bakanlığı ile temasa geçtiklerini anlatan Öktem, "Bu virüs grubu dünyada biliniyordu. Biz Türkiye'deki alt türlerini, versiyonlarını göstermiş olduk ve bulunduğu bölgelerin adını verdik. Gen bankasına da bildirerek uluslararası literatürde yayınlanmasını sağladık. Bu virüsün kökenlerini ilk kez dünyaya biz bildirmiş olduk." dedi.

Öktem, son olarak 2019 yılında Tuula Hantavirus Palandöken'i tıp dünyasına sunduklarını ifade etti.

Korunması çok kolay

Virüsün kemiricilere zarar vermediğini, kemiricilerin saçtığı salgıların insanlara soluma yoluyla bulaştığını kaydeden Öktem, "Özellikle farelerin salgılarından saçılıp havaya karışıp solunduğunda insanda enfeksiyona yol açıyor." diye konuştu. Öktem, virüsün bulaşmasının kemiricilerin bulunabileceği bölgede basit bir maske kullanımıyla önlenebileceğine dikkati çekti.

Virüsün teşhisi ile tedavi yolunda önemli bir adım atıldığına da işaret eden Öktem, "Teşhis boyutu çok önemli. Virüsün bilinen bir tedavisi yok, erken teşhis edilirse destek tedaviyle bağışıklık sistemi temizleninceye kadar hasta hayatta tutulabilir ve bir süre sonra hasta kurtarılmış olur." ifadelerini kullandı.

Araştırmalarının yaşam koruyan bir özelliği olduğunu vurgulayan Öktem, virüs insana geçmeden önce enfeksiyonun bulunduğu riskli alanları saptadıklarını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem, orman farelerinden geçen virüsün orman işçilerine, orman mühendislerine bulaşabileceğini, tarla farelerinden kaynaklanan virüsün de çiftçilere, avcılara geçebileceğini sözlerine ekledi.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turk-bilim-insanlari-4-olumcul-virus-buldu/1549045 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter