Terörle Mücadelede Zaaflarımız

Başlatan Revolver, Ağu 14, 2017, 10:14 ÖÖ

« önceki - sonraki »

Revolver

Ağu 14, 2017, 10:14 ÖÖ Last Edit: Ağu 15, 2017, 09:45 ÖÖ by Yönetim
Dün gece elim bir olayla sarsıldık. Bir DAEŞ teröristi, bir polisimizi şehit ettikten sonra diğer polislerimiz tarafından vurularak öldürüldü. Olay, DAEŞ'li teröristin, üzerinde sakladığı bıçağı, ekip otosundayken çıkartıp kendisine refaket eden polislerimize saldırması.

Anlaşılıyor ki terörist, üzeri aranmadığı, ya da iyi aranmadığı için üzerinde sakladığı silah ile araca bindirilmiş. Bu benzerlerini defalarca yaşadığımız kim bilir kaçıncı olay? Görüldüğü gibi terörle mücadelede disiplin sorunları yaşıyoruz. Olay sadece arabaya bindirilen şüphelilerin üstlerinin aranmasındaki ciddiyetsizliklerden oluşmuyor. Hastaneye götürülürken kaçanlar da, MRAP'a binip, emniyet kemeri veya kaskını takmayanlarda, operasyona giderken çelik yelek giymeyenler de aynı değerlendirmeye alınabilir.

Bu disiplin sorunları ya da yapılan işlerdeki tehlikelerin yeterince ciddiye alınmaması sorunu nasıl önlenebilir? Veya bu sorun sadece ulusal kaderciliğimizle açıklanabilir mi? Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Sadece Emniyette değil, profesyonel hayatın her alanında...

Malesef bizim insanımız mesleki tecrübe ve profesyonellik kelimelerini duyduğu zaman "En temel meslek ilkelerini Ti'ye alabilme ve savsaklayıp şişirerek de işi halledebilme kabiliyeti" olarak algılıyor.

"Oo! Hocam, sen daha portakalda vitaminken biz bu işleri yapıyorduk. Ben onu gözü kapalı takla atarken hallederim, sen hiç meraklanma" modu...

Oysa ki profesyonellik bu değil; gözü kapalı, takla atarken yapmak yerine, gözü açık pür dikkat biçimde yapmanın ve talimatnamelere (varsa tabi) harfiyen uymanın daha profesyonel bir yaklaşım olacağını hiç kavrayamayacağız herhalde.

O nedenle, genel olarak, bizdeki meslek profesyonelleri, o mesleğin ilkelerini ve kurallarını en çok yerle bir eden ve tanımayan kimselerdir.

En çok trafik kuralı ihlalini, o mesleğin profesyoneli olan ticari araç sürücüleri (taksi, minibüs, otobüs) yapar. Bunu da meziyet sayar.

Elektrikçisi, ağzında sigara, dumanı gözüne kaçarken, paslı penseyle canlı elektrik olan kablolarla uğraşır; "dur hele, şalteri indireyim, rahat çalış" teklifini hakaret sayar, asla kabul etmez. Sonra duyarsın ki bir başka müşterisinde kendini pert etmiş.

Psikopatın teki pompalı tüfekle evdekileri rehin alır, komşuların camlarına da rastgele ateş açar (ingilizcesi: trigger happy kişilik). Olay yerine gelen polis memuru, çelik yelek takma ihtiyacı duymadan, "Lan oğlum akıllı ol bak! Bırak o silahı" edasıyla, ateş açan psikopatın üzerine dayılanarak yürürken vurulur ve şehit olur. (Mesela Amerika'da benzeri bir olay olsa, olay yerine gelen polis hemen silahını çekip mevzi alır, çelik yelekli bile olsa tek başına adamın yanına yaklaşmaz, takviye ekip hatta SWAT timlerini çağırır. Silahlı adamın kendisine bir tehdit oluşturacağını sezdiği anda adamı vurur, indirir.)

Amerikan polisi birisini derdest edeceği vakit mutlaka, ellerini arkadan kelepçeler. En basit suçta bile. Hele ki terör veya silahlı saldırı suçlusu ise, silah tehdidiyle elleri başının üstünde yüzükoyun yere yatırır, polislerden birisi mevzi alıp silah doğrultmaya devam ederken, diğeri yerde yatan adamın sırtına ayağını dayar ve ellerini arkadan kelepçeledikten sonra detaylı olarak üstünü başını arar. Ekip aracına da elleri arkadan kelepçeli olarak bindirir.

Eğer o İŞİD teröristi elleri arkadan kelepçeli olsaydı, bıçağı gizlemeyi başarmış olsa bile saldırıyı gerçekleştiremezdi.

Mesleki profesyonelliğe yakışmayan ihmaller (şişirip savsaklama, durumu küçümseme hastalığımız) yüzünden bir can pisi pisine gitti.

İşin daha da vahimi, enselenmiş bir terörist, kendi açılarından, başarılı bir eyleme imza atmış oldu.

Ne olurdu şu talimatlara ve kurallara harfiyen uyulsaydı... Mesajı Paylaş

murattekin

Hendek savaşlarında da böyle çok şehit verdik. Tv de gösterirdi. Bir evde terorist var ve ateş ediyor. Üniformalı polis memuru kapıyı tıklatıyor ve kurşunu yiyor. Mesajı Paylaş
...

Anatolia

Bundan 3 sene once bir firin sahibinin agzini yuzunu dagitmistim bu sebepten , sadece Polis degil toplumun tamaminda bu zaaflarin oldugunu dusunuyorum.

Calistigim apartmanin 1. katinda eski elektrik baglantisinda yangin cikmisti ve ciddi boyuta dogru evriliyordu yangin tupu ile mudahale ettim , sonrasinda firin/pastahane sahibinin de dukkaninin girisi beyaz olunca gelip yukariya bagirip cagirdi ortaligi batirdiniz 1 kova su dokup bitirmek varken ne yaptiniz vb... kisacasi elektrik akintisina su mudahalesi niye etmiyorsun gibi bir laf edince kafasini kendi kendine koseye saga sola vurmak durumunda kaldi arbede esnasinda yani  :P

Bence fosfor eksikligi toplumun genelinde var sadece kurum calisanlarinda degil. Mesajı Paylaş

murattekin

Elektriğe su dökseydi de görseydi. Mesajı Paylaş
...

HARZEMŞAH

2013 yılında Oyak Çimentoya ait çimento fabrikalarının birinde tüm yönetim ekibi ile neredeyse tüm gün süren bir toplantı yaptık. Saat 16H00  gibi Müdürler ve Şefler toplantıdan ayrıldı. Biz Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları ile toplantıya devam ettik...

45 dakika ya geçti ya geçmedi. Kapı açıldı içeriye panik halinde girdiler. Ciddi bir kaza olmuş ve bir çalışan feci halde yanmış. Hemen koşup olay yerine gittik. Döner fırının çıkış tüneli tıkanmış. Kazada yanan kişi elinde kürekle tıkanıklığı açmaya çalışırken kaza olmuş, açılan tıkanıklıktan sıcak hava püskürmüş ve ciddi yanıklar yol açmış...

Bu olayı, bu başlığa yazmamın nedeni ayrıntılarda;

1. Olayda kaza geçiren kişi, fabrikanın İş Sağlığı ve Güvenliği Şefi (45 dakika önce toplantıya katılan yönetim kadrosundan biri)
2. Kendisi makine mühendisi ve 3 yıllık deneyimi var.
2. Üzerinde bir kot pantalon, gömlek, sarı renkli iş gömleği ve baret var.
3. Arızaya müdahale etmeden önce tüm formları eksiksiz doldurmuş. Yanmaz elbise ve başlık giydiğini, tünelin ana vanasını kapattığını, tüm tahlisiye kapaklarını açtığını ve tünel içindeki basınç ve sıcaklığı düşürdüğüne dair kutucukları işaretlemiş.

3 ay kadar hastanede yattı. Eşi ve ikiz çocukları perişan oldu. İhmal ve kurallara uymamanın bedelini ödedi. Şimdi yine çimento sektöründe, gruba ait bir başka fabrikada ve görevde.

Görüldüğü gibi her şey zihniyette ve kafalarda. THY'nin İstanbul-Antalya seferini yaparken, Antalya kulenin tüm uyarı ve feryatlarına rağmen, Isparta Davraz kayak merkezinin telesiyej ışıklarını Antalya pist meydanı sanıp inişe geçen, ne uçuş süresinin kısalığına, ne önündeki cihazların bilgilerine ve ne de Antalya kulenin sürekli uyarılarını kaile almayıp inişte ısrar edip uçağı düşüren asker kökenli pilot örneğinde olduğu gibi...

Eğitim sistemimiz ve mentalitemiz mutlaka değişmeli...

Mesajı Paylaş

meraklı

İbretlik haber Kokpit.Aero'dan:

"Bugün saat 16.00 civarında Kartal-Maltepe tarafında uçan kimliği belirsiz bir helikopter emniyet güçlerini alarma geçirdi. Bölgede Başbakan Yıldırım'ın bir açılışa katılması nedeniyle hava trafiğinde VFR olarak adlandırılan görerek uçuşlar durdurulmuştu. Ancak bu bölgeye yakın noktada bir helikopterin uçtuğu tespit edildi.

Telsiz uyarısına helikopter cevap vermezken bir süre sonra trafik radar ekranlarından kayboldu. Olayla ilgili soruşturma açılırken Emniyet'ten İstanbul'da faaliyet gösteren hava taksi ve helikopter işletmecilerinin uyarıldığı belirtildi."


Başımızdan onca olay geçip badireler atlatmamıza rağmen, bugün itibari ile İstanbulun göbeğinde bile uçan helikopterlerin kimliklerini tespit edemiyoruz, telsize  cevap vermelerini sağlayamıyoruz. Sanki yoldaki trafik kontrollerinden kaçan alkollü gençler gibi. Mesajı Paylaş

turkdefence

en son olayda Ağaoğlu çıkmıştı, yine bir zengin züppe çıkacaktır. Mesajı Paylaş

cagribey

Bugün o saatlerde şu sarı AW-119'lardan biri uçuyordu Boğaz'da, Çırağan'a inip kalktı hatta. Baktım şimdi KaanAir'e aitmiş, turistler için kullanılan helikopterlerden. Mesajı Paylaş
''Bre sorun Nemçelü'ye Lehli'ye,
Ne de çabuk unuttular Muhac'ı''


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter