Milli Eğitimimiz

Başlatan Caner Çetin, Eyl 20, 2017, 02:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

petibor

Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi Ş.Y. (21), Kadıköy'de yürürken selam verip "Din dostum" diye hitap eden seyyar satıcı Hakan Demir'i 'Hızır Aleyhisselam' sanıp yaklaşık 70 bin lirasını kaptırdı.


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/hizira-mat-oldu-41211093 Mesajı Paylaş

Baltica

Liselerde, fizik, kimya, biyoloji, cografya dersleri, Milli Egitim Bakanligi'nin, Vizyon Projesi cervevesinde, secmeli ders haline geliyormus, ismi ve icerigini de degistirip, doga bilimleri tecrubesi gibi bir sey yapmislar. Bugun, internette ilk gordugumde, once Zaytung haberi zannettim. Megerse, gercekmis.

Hayir acaba, sinifta cocuklara parmaklarini prize sokturup, elektrik bahsini, kafalarini tahtaya vurup, ivmeyi mi anlatacaklar ? Fizik, dogada tecrube edilerek nasil anlatilir ki baska ? Mesajı Paylaş

onkomd

Zaten secmeli degil miydi bunlar? Sosyalciler Fizik goruyor muydu ki? Mesajı Paylaş

Baltica

Valla, cok uzun yillar oldu ama tabii bizim zamanimizda, butun lise ogrencileri adam gibi FKB okuyordu. Mesajı Paylaş

petibor

Eğitim eskiden cemiyette ve ailede verilirmiş sonra okulda verilmeye başlandı sonra buna medya eklendi tv basın sinema kişilikleri okul yanısıra etkiledi şimdi ise internet buna eklendi sosyal medya eklendi. Bu internet faktörü tv gibi 20 yy okul harici faktörler gibi de değil dramatik bir ağırlık getirdi insanların şekillenmesinde. Ben artık okulun hala birinci faktör olduğuna kuşkuyla bakıyorum. Okuma yazmayı 4 işlemi hala okul öğretiyor ama toplamda lise bittiğinde kişiliği belirlemiş ana etken bence internetten olacak. İnternetin en büyük etkisi ise ideoloji dayatamamak artık gençlere. İnternet oldukça su akar yolunu bulur merak etmemek gerek. Okullar artık eski gücünde değiller. Mesajı Paylaş

Baltica

Putty, gecen senin sohbet basliginda paylastigin, Hizir A.S. karsilastin diye, 70.000 TL dolandirilan Bogazici Matematik'de okuyan oglana internetin pek bir faydasi dokunmamis, o zaman  ;D Mesajı Paylaş

robust

Detayli bakma sansim olmadi ama ABD sistemin andiriyor biraz, sekilsel anlamda en azindan. Fen bilimlerini secmeli yapmak dogru degil. Lise bitiren bir ogrencinin temel fizik kanunlarini bilmesi gerekir, veya temel cografya bilgilerin ogrenmesi gerekir. Bahsedilgi gibi cogu dersi secmeli yapan bu sistem bir sure sonra patlar cunku ogrenciler genel egilim olarak bir kac derse yuklenecektir veya zaman icinde ogretmenin kim oldugu ile alakali tercihler baslayacaktir. Sonuc, derslere kota uygulamasi gelir, her isteyen istedigi dersi almaz. Basta ogretmenler sikayet etmeye baslar bu sistemden. Bu forum araciligi ile not dusmus olayim.

Egitim sistemine bir butun olarak bakilmadigi surece iyilestirme yapmak zor. Orta ogrenim ne kadar basarili ile yuksek ogrenim o kadar basarili olabilir, veya yuksek ogrenim ne kadar iyi ise o kadar yetismis insan kaynaginiz olur. Aradaki bir halka koptugu zaman bu direk( kisa-orta vadede) ekonomi ve sosyal hayata etki ediyor. Bir butunluk olmasi gerekiyor egitim sisteminde.



Mesajı Paylaş

matmat26

Bir belgesel veya makalede okumuştum.

Amerika-Rusya arasında Uzay yarışında 1950-60 yıllarında Ruslar önde olduğu ortaya çıkınca Amerikan Başkanı bunun sebeplerinin araştırılmasını ister.

Ortaya çıkan gerçek Rusların Orta Eğitimde Fizik, Matematik, Kimya gibi Temel bilimlerde ileri seviyede kaliteli eğitim verdiği dir. Bunun üzerine Amerika da orta eğitimde Temel bilimlere daha çok önem verilir... Mesajı Paylaş

saladin

Eğer amaç daha az düşünen, daha az kabiliyetli ve çağin gerekliliklerini takip edemeyen bir nesil yetiştirmek değilse, bu karar bana MEB'i yönetenlerin Türk insanın kapasitesi, zekası ve yeteneklerine güvenmediği, sosyal bilimlerin yanında temel pozitif bilimleri ogrenemeyecegine inandığını düşündürüyor. Mesajı Paylaş

Teknisyen

#219
May 20, 2019, 04:30 ÖS Last Edit: May 20, 2019, 04:31 ÖS by Teknisyen
Buyur buradan yak. O kadar karmaşadan sonra açıklama yapılmış. Aslı olmayan şeyi haber yapanı mı yoksa bu kadar geç açıklama yapanı mı kızmak lazım bilemedim..

https://twitter.com/ziyaselcuk/status/ Mesajı Paylaş

Baltica

Neyse, zaten sahdik, artik sahbaz oluruz. Mesajı Paylaş

factoraptor

Bence esas problem, MEBin öğretmen envanteri. Herkese herşeyi öğretelim eyvallah da, kimle?

O yüzden, bizim çekirdek nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Eğitimci değilim ama gördüğü eğitimde all at once işe yaramıyor. Mesajı Paylaş

ozbey

hocam,  öğretmen  envanterimiz  sanıldığı kadar kalitesiz değil. 
eğitim fakültelerinin  kaliteli öğretmen  yetiştirmek gibi  bir sorunu olduğuna  inanmıyorum  o  fakütelerden  birinde  yetişmiş birisi  olarak.
bizim nesil   öss'yi  kazanıp  fakülteden  diploma aldığı  gün  öğretmen  olan bir nesil değildi.
öss'yi  kazanmadan  önce  zaten  rahatlıkla ders verebilecek seviyede  konuları  bilen  adaylar   kazanıyordu o sınavı.
bu halde  akla  eğitim fakültesinin  neden  okutulduğu  gelir doğal olarak.
fakültenin   işlevi genel  olarak  öğrencilere   derslerle ilgili   bilgi vermek  değildi  benim  anlayabildiğim.
öğrencinin  kişiliğini  mevcut seviyeden  alıp  yukarılara taşımak  gibi  bir  uğraş  var idi.
bu  da  genelde  kısıtlı  teorik derslerle  birlikte  esas  uygulamalı derlserle  öğrenciyi  biraz biraz zorlayarak  yapılıyordu.
ilk  ödevimizde  hoca bizden ödevi  yansı şeklinde hazırlamamızı  ve bunu da dörder kişilik gruplar halinde yapmamızı  istemişti.  ben  öss'de  neredeyse  sözel soruları ful  çıkartmış  birisiyim,  diğer arkadaşlarım da  öyleydi;  ama  bilgisayarda yansı hazırlamayı  bilmiyordukki.
gruplar  hemen kuruldu,  konular  seçildi.  gelgelelim  yansı hazırlama  işi  o gün  herkesin  başına dert olmuştu.
ikinci döneme geldiğimizde  artık  yansı hazırlama işi  bizim için dalga geçilecek  bir  işti.

ikinci sınıfta  seçmeli ders olarak Cumhuriyet Dönemi Türk  Edebiyatı  dersi ne girdik.
hoca  sınav  yapacak ve  Yaban  romanından  soru soracak.  kitabı  neredeyse  ezberledik ve  olası soruları  bile  bulup  buna göre hazırlandık.
sora sora   kitabın ISBN:  sini sordu.  o günden beri  her kitabın  kapağından başlarım  okumaya.
üçüncü sınıflarda topluma hizmet dersiyle ilk defa  fakülte dışına  çıktık istemeye istemeye.
  gruplar halinde herkes kendine bir konu  bulup  onunla ilgili  görsel ve yazılı  materyallerden oluşan  bir  proje  gerçekleştirecek ve raporu  sunacak idi.
inanın kolay birşey değil,  gittiğin çoğu yerden  olumsuz cevap alıp  dönüyorsun.  sonunda bir ana okuluna  gidip  yaptık  projemizi  ve güzel de oldu.
materyal dersinde yine grup  halinde  bir  konu seçiyoruz.  o konuyu  bir  oyun  şeklinde  anlatmanın  bir yolunu  buluyoruz  ve  bunu somutlaştırmak için  konuyla ilgili  maketler  de yapıyoruz.
bağlaçlar konusunu  seçen arkadaşlar  bir anne oğul maketi yapmıştı.  iki maket el ele tutuşuyordu ve  ellerinde  "bağlaç  iki cümleyi  birbirine bağlar"  yazan bir tabela  vardı.
biz  fiilimsilerle ilgili  çarkıfelek  maketi hazırlamıştık.  çok da başarılı olmuştu.  beğenilmek  insanı  mutlu ediyor açıkçası.

kısacası  o dört yılda   hayatın  pek de ilgimizi çekmeyen  yönleriyle  karşılaştırıldık  ve   zorlukları aşa aşa  kişiliğimizi  geliştiren bir süreç  yaşadık.

ben  meslekte değilim;  ama  benim gözümde  bizim eğitim sistemimizin temel sorunu  bu okullardan  diploma alan herkesin  birer  prof  olmasını  istememizdir.
herkesin  ille  ünüversite  okumakla  güzel bir hayata  kavuşabileceği  bir  sistemle  yürütüyoruz bu işi.
herkes  güzel bir hayat istiyor,  bu da  herkesi  ünüversite  kapısına  yöneltiyor.
böyle olunca  kapıda yığılma oluyor,  bu da  eleme ihtiyacını  doğuruyor.
elemek için  sınav  yapılıyor,  sınavı kazanmak için  dershane  ihtiyacı  doğuyor...

bence  temel olarak  ünüversiteye  gitmeyenlerin de  güzel bir hayat  yaşayabileceği  bir  ortam yaratmak gerekli.
insanların kafasında  "ünüversite  okumazsam  mahfolurum,  iş  bulamam"  gibi  düşünceleri silebilecek  bir  sistem  sorunları  büyük oranda çözecektir.

not:   tabi  işler  mesleğe başlandığında  değişiyor olabilir.

Mesajı Paylaş

Çıspıntır

#223
May 20, 2019, 10:31 ÖS Last Edit: May 20, 2019, 10:40 ÖS by Çıspıntır
Suçu öğretmenlerde aramaktan vazgeçin artık. Disiplinsiz, öğrenmek istemeyen öğrencilere öğretmenler ne yapsın. Kimse kendi çocuğuna toz kondurmuyor, hepsi prens, prenses, eğer eğitim kötüyse öğretmen suçlu. Ailede hiç suç yok, öğrencide hiç suç yok yani. Bu ülkede öğrencilere matematik edebiyattan önce ahlak öğretmek gerekiyor. Saygısız, ahlaksız, tuvalet adabını bilmeyen, konuşmasını oturmasını kalkmasını bilmeyen şımarık gençleri okula gönderip hadi bunları eğitin diyorsunuz.
Ben bildim bileli eğitim sisteminde çıkan sorunlarda suç hep öğretmenlere atılıyor.

Benim önerim şudur;
Benim bildiğim Güney Kore ve  İran (Dünya da başka örnekleri var mı bilmiyorum)örneklerindeki gibi gençler için askeri yaz kampları kurulmalı. Fiziksel dayanıklılık, disiplin, hiyerarşi, saygı, vatan ve millet sevgisi bu kamplarda öğretilmeli. Fazla özgürlük iyi değildir, ellerinde telefonlarla instagramdan twitterdan hayatı öğrenen, kolay manipüle edilebilen, asosyal, değerleri ülküleri olmayan boş beleş yaşan gençler bu ülkeyi felakete sürükleyecek. Anne babalar bilinçsiz, devlet artık bu konuya el atmalı.  Birinin gençlere gerçek hayatı öğretmesi gerekiyor.
Mesajı Paylaş

petibor

Okul gibi büyük kitlenin olduğu her yerde kitleyi disipline edecek korku olmalı. Eskiden bunu dayakla yada okuldan atmakla sağlıyorlardı. Şimdi dayak yok okuldan atmakta galiba yok. Peki disiplini ne sağlıyor şu anda? Kesinlikle saygı sevgi ile olmaz düzeni sağlayan otoriteye olan saygıdır ve bunun ardında mutlaka bir koru kırbacı olmalı. Benim önerim öğrenci şehirdeki umutsuz bir okula sistemden dışlanmaya eş değer bir şekilde yollanarak cezalandırılmalı. Almanya da böyle okullar varmış faşist uygulama gibi anlatılıyor ama bence çok mantıklı. Öğrencide xxxx okuluna yollanırım korkusu olmalı bu disiplini sağlamak için gerekli. Başka bir şeyde okulda disiplini bildiğin polisi ve hukuğu kullanarak sağlamak gerek. Okulda kavga edeni polis alıp götürmeli yada öğretmene sınıfta küstahlık edeni polis kelepçelenip götürmeli belki o xxx okulu yolunda bir puana dönüşmeli bu işlemler gerisini çocuk polisi ve hukuku takip etmeli. ABD de böyle ilk okul çocuklarını bile polis alıp götürüyor okul çağırırsa. Bizim okullarda şimdi tam bir kurtlar vadisi hali var çocuklar tamamen otoriteyi ele geçirmiş hani 80 lerdeki asi amerikan gençliği öğrencileri gibi halleri dışarıda öğretmen döven tipler oldular. Öğretmeni ve yönetimi bu kadar zavallı hale kendi otoritesini kurma gücünü sağlayacak halde bırakmamalı. Şiddet varsa polis olmalı mutlaka. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter