İran ile Nükleer Uzlaşma Sonrası: Bölgede Değişen Dengeler

Başlatan HARZEMŞAH, Eki 12, 2015, 02:35 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Atılgan

Bölgede kriz yaratan gemi Türkiye'ye geliyor iddiası

Amerikan Associated Press haber ajansı Washington ile Tahran arasında ciddi krize yol açan İran bandıralı petrol tankerinin varış noktası olarak Türkiyeyi bildirdiğini yazdı.

Grace 1' olan adı 'Adrian Darya 1' olarak değiştirilen geminin mürettebatı, bugün sabahın erken saatlerinde Otomatik Tanımlama Sistemi üzerinden varış noktasını Mersin Limanı olarak değiştirdi.

Fakat denizciler, Otomatik Tanımlama Sistemi'ne herhangi bir varış noktasını girebiliyor, bu geminin gerçek destinasyonunun Türkiye olduğu anlamına gelmiyor.

Gemi trafiği takip sitesi MarineTraffic'e göre ise tanker şu anda Akdeniz'de Sicilya'nın güneyinde bulunuyor.

ABD'NİN BAŞVURUSU REDDEDİLMİŞTİ

Cebelitarık Yönetimi, 'Adrian Darya"yı Avrupa Birliği yaptırımlarını delerek Suriye'ye petrol taşıdığı iddiasıyla alıkoymuştu.

Geçen hafta geminin serbest bırakılacağı yolundaki haberler üzerine ABD, Cebelitarık mahkemesine başvurarak gemiye el koyulması yönünde talepte bulunmuştu.
 
Fakat mahkeme, ABD yeni bir alıkoyma kararı çıkarılması yönündeki talebine uyamayacağını çünkü Washington Yönetimi'nin İran'a yönelik yaptırımlarının Avrupa Birliği'nde tatbik edilemeyeceğini açıklamıştı.
Cebelitarık'tan yapılan açıklamada ayrıca Devrim Muhafızları'nın Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak görülmediği vurgulanmıştı.

Bunun üzerine gemi serbest bırakılmış ve rotasını sisteme Yunanistan olarak girmişti.

BÜYÜK KRİZ YARATMIŞTI

Hindistan, Rusya, Litvanya ve Filipinler vatandaşı 29 mürettebatı bulunan gemi, 4 Temmuz'da İngiliz Deniz Piyadeleri'nin yardımıyla alıkoyulmuştu.

Britanya toprağı olan Cebelitarık, geminin Avrupa Birliği yaptırımlarını ihlâl ederek Suriye'ye petrol taşıdığını iddia etmişti.

Bu gelişme, İngiltere ve İran arasında diplomatik kriz yaratmıştı. Tahran Yönetimi, ardından İngiltere bandıralı, İsveç sahipli petrol tankeri Stena Impero'ya Körfez'de el koymuştu.

https://www.denizhaber.com/gundem/bolgede-kriz-yaratan-gemi-turkiyeye-geliyor-iddiasi-h80036.html Mesajı Paylaş

BETONBEY

Murat Yetkin'in Bolton'un istifası ile İran, İsrail ve Türkiye minvalinde yaşanacak değişimlerin bölge ülkeleri üzerine muhtemel etkilerine dair dünkü yazısı ilginç çıkarımlar içeriyor.

"Trump'ın İran hamlesi, İsrail ve Türkiye'ye muhtemel etkileri"
 
ABD Başkanı Donald Trump'ın 10 Eylül'de Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'u istifaya zorlaması İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu üzerken İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani üzerindeki baskıyı hafifletti. Bu gelişmenin en çok etkileyeceği ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

Trump'ın 2018 Nisan ayında Bolton'u bu göreve getirmesi, ABD'nin Orta Doğu'da İsrail yanlısı sertleşmesinin işareti kabul edilmişti. Bolton, 2003'te Irak'ın işgali harekatını başlatan George Bush'un şahinler ekibi içindeydi; BM Daimi Temsilcisi olarak bütün dünyayı yanıltan "Irak'ta kimyasal silah var" operasyonunun diplomatik boyutunu yönetmişti. Gerçekten de Bolton'un gelişinden itibaren ABD'nin Orta Doğu siyaseti daha sertleşti, İsrail yanlısı ve Suudi Arabistan ve Mısır'ı da katarak İran üzerinde baskıyı artırdı.

Başkan Yardımcısı Mike Pence ile birlikte yönetimde Evangelist lobi çizgisindeki isimlerden sayılan Bolton, son aylarda İran'a askeri harekat İçin bastıran bir çizgiye gelmişti.

Nitekim Trump'ın ilan ettiği yeni İran yaptırımları uygulanmaya başlayınca Basra Körfezinde ciddi gerilim tırmanmaya başladı. ABD'den sonra İngiltere de Körfez'e savaş gemileri göndermeye başladı. Oysa Dışişlerinin başına CIA başkanlığından gelen Mike Pompeo, İran'ın Irak, ya da Libya olmadığını biliyordu; böyle bir hareket ABD'nin çıkarlarları açısından pahalıya mal olabilirdi.

AB de sertleşmeye, hele bir askeri müdahaleye karşıydı. İtalya, Fransa ve İspanya gibi Akdeniz'e sahildar rafineri sahibi ülkelerin İran petrolünü işleyememekten kaybı yılda 15 milyar doları buluyordu. Son yaptırım dalgasına dek ham petrolünün yarısını İran'dan alan Türkiye de olumsuz etkileniyor, PKK etkisiyle sürdürülebilirlik sorunları yaşayan Irak Kürt petrolüne bağımlılık geliştiriyordu.
Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 26 Ağustos'taki G7 toplantıları sırasında Trump'a bir plan sunmuştu. İran'la petrol ticaretini kolaylaştıracak şekilde 15 milyar doları bulan bir kredi hattına izin verilmesini, İran'ın yeniden -Barack Obama döneminde imzalanan- nükleer anlaşma hükümleri ve denetimlerini kabul etmesi şartına bağlayan bir plandı bu. ABD'nin cebinden kuruş çıkmayacağı gibi, nükleer anlaşma yerinde kalacak, AB'nin yaptırımlara itirazı geri çekilecekti.

Trump bu plana sıcak baktığını gösteren bir açıklama dahi yaptı sonrasında.

Diğer yandan koltuğu sallantıya giren İsrail Başbakanı Netenyahu 17 Eylül'de tekrarlanacak seçimler için İran'a askeri harekat İçin bastırıyordu. Zaten işgal altında tuttuğu Suriye'nin Golan Tepelerini ilhak ettiği açıklamasının üzerine, seçimi kazanırsa Batı Şeria'daki Ürdün Vadisini de ilhak edeceğini söylemesi Rusya'nın sert tepkisine yol açtı.

Netanyahu'nun bu görülmedik seçim vaadinden bir gün sonra Beyaz Saray'da yapılan bir toplantıda, iplerin koptuğu anlaşılıyor. Bolton'un Fransız Planına şiddetle karşı çıktığı ve İran'a baskının azaltılması bir yana, artırılmasından yana olduğu, istifa sonrası ortaya çıktı. Bu aynı zamanda Trump'ın İran siyasetinin sürdürülebilir olmadığını kabul etmesi anlamına geliyordu.

Tam o esnada Amerikan basınında çıkan ve bir süre önce Beyaz Saray etrafında bulunan ve Trump'ın cep telefonu ve hareketlerini izlemeyi hedefleyen elektronik casusluk cihazlarının Çin değil, İsrail istihbaratına ait olduğunun ortaya çıktığı haberleri Trump'ın kararı da etkili olmuş mudur? Bunu şu anda kestirmek güç. Ancak Trump bir buçuk yıl önce göreve getirdiği iflah olmaz şahinle devam etmeme kararı aldı. Bunda en önemli etkenin Trump'ın siyasete ticaret gibi bakması ve Macron'un da planın bu yönünü öne çıkarması olduğu söylenebilir.
Bolton'un gidişinin ABD'nin Orta Doğu siyasetinde İsrail güvenliğinin önceliğini ortadan kaldıracağı söylenemez, ancak Netanyahu'nun her istediğinin ABD tarafından bu şekilde adeta otomatiğe bağlanma döneminin son bulduğu söylenebilir. Bu gelişmenin 17 Eylül seçim tekrarında Netanyahu'ya daha da oy kaybettirmesi durumu da Başbakanlığı koruyup koruyamayacağı sorunu da ortaya çıkabilir.
İsrail basınında bu seçimin "Son Siyonist seçim" olacağı yolunda yorumlar yapılıyor; abartı olabilir ama Netanyahu'nun Amerikan neo-Con şahinlerinin sınırsız desteğine güvenip saldırgan ve yayılmacı siyasetinin sürdürülebilir olmadığınında gösteriyor.

Böyle bir durum, Türkiye ve İsrail'in yeniden yakınlaşmaya başlamasından, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'deki gerginliğin azalmasına, hatta ABD ile Suriye'nin Doğusunda PKK/PYD faaliyetinin geriletilmesi görüşmelerine dek etkileri olabilir. Netanyahu'nun "Bağımsız Kürt devletinden yana" söylemini unutmamak lazım.

Türkiye açısından İran yaptırımlarının hafifletilmesi yararlı olacaktır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hükümetinin bu avantajı sürekli zam gören enerji fiyatlarına yansıtıp yansıtmayacağı ayrı bir konu, ama asıl yarar, ABD'nin İran politikasında daha ılımlı bir hatta geçmesi durumunda, uzun vadede görülecektir. Neticede ABD, Trump'ın 100 milyar dolar hedefiyle Türkiye ile ticareti artırmak istiyor, İran Türkiye'nin komşusu ve İran'ın AB ike ticaretinin önemli bir kısmı da Türkiye üzerinden yapılıyor.

Bu gelişmeye 16 Eylül'de Ankara'da Erdoğan'ın ev sahipliğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasında yapılacak Suriye görüşmelerinde de değinilmesi muhtemel. Trump'ın İran hamlesi ardından Ruhani'nin katılacağı önemli bir uluslararası toplantı olacak Astana sürecinin Ankara'daki Suriye zirvesi.
Yine de bu denklemde en önemli etken, Kongre'de ifade süreci için adım atılan Trump'ın kurulacak baskının İran'la ılımlılaşma hamlesini geri almasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı.

Murat Yetkin, 13 Eylül 2019

https://twitter.com/MuratYetkin2/status/1172803997704626176?s=19 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

'Pentagon Trump'a Bir Dizi Askeri Seçenek Sundu'

ABD'li yetkililer Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine saldırının İran'ın güneybatısından düzenlendiği görüşünde. Üst düzey Amerikalı yetkililer drone ve füzelerin kalktığı ve ateşlendiği noktaların belirlendiğini söylüyor. ABD basınına göre Pentagon Başkan Trump'a bir dizi askeri seçenek sundu.

ABD basınında yer alan haberlere göre füzelerin ateşlendiği noktalar İran'ın güneyinde, Basra Körfezi'nin en kuzey ucunda.

New York Times gazetesine göre, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ve Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Başkan Trump'a aralarında füzelerin ateşlendiği noktalar ve depolama alanlarının vurulması ya da İran'ın petrol altyapısını hedef alabilecek gizli siber operasyonların olduğu bir dizi askeri seçenek sundu.

Amerikalı yetkililere göre bölgeye ilave ABD askerlerinin gönderilmesi dahil olmak üzere bütün seçenekler masada. Foreign Policy dergisinin konuyla ilgili haberine göre, Trump yönetimi içersinde de İran konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor.

Foreign Policy'yekonuşan üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisine göre, Dışişleri Bakanlığı'nın bölgede önemli ölçüde askeri varlığın arttırılması, Savunma Bakanlığı'nınsa ihtiyatlı hareket edilmesinden yana. Pentagon yetkilileri böyle bir adımın maliyetinin yüksek olacağını ve başka muharip misyonlardan askeir kaynak aktarılmasını gerekli kılabileceğini savunuyor.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford Salı günü yaptığı açıklamada Başkan Trump'ın henüz askeri bir operasyon talep etmediğini yalnızca planlama yapılmasını istediğini belirtti.

Amerikalı istihbarat analistleri ve askeri uzmanlar, saldırıda ateşlenen füzenin kaynağı ve rotasının belirlenmesi amacıyla Suudi Arabistan'da ele geçirilen füze güdüm mekanizmasını inceliyor.

Saldırıda hasar gören noktalara ilişkin uydu fotoğrafları, alçaktan uçan seyir füzelerinin radar izleri değerlendiriliyor. Saldırıdan önceki ve sonraki ses kayıtları da inceleniyor. Saldırının düzenlendiği noktadan toplanan füze ve drone parçaları analiz ediliyor.

Trump: "Ruhani ile görüşmemeyi tercih ederim"

ABD Başkanı Donald Trump'a New York'ta yapılacak BM Genel Kurulu kapsamında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşme ihtimalinin olup olmadığı soruldu.

Trump görüşmeyi seçenek dışı bırakmadı ancak Ruhani ile görüşmeyi tercih etmeyeceğini belirtti. Trump "Kendisiyle görüşme gündemimde yok. Henüz hazır olduklarını sanmıyorum ama hazır olacaklar. Hiçbir şeyi seçenek dışı bırakmıyorum ama şu an görüşmemeyi tercih ederim" ifadelerini kullandı.

Suudi hava savunma sistemi füzeleri neden durduramadı?

Analistlere göre yaptığı açıklamalarla askeri bir çatışmadan uzak durmak istediğinin de sinyalini veren Suudi Arabistan yönetimi petrol tesislerine yönelik saldırının kendi savunma sistemlerindeki açıkları göstermesinden dolayı endişeli.

Uzmanlar, Cumartesi günkü saldırının yol açtığı hasarın, Suudi Arabistan'ın en yüksek askeri harcamaya sahip ülkeler arasında olmasına karşın hava sahasında patlak verebilecek bir savaşa yeterince hazırlıklı olmadığını ortaya koyduğu görüşünü aktarıyor.

Amerikalı yetkililere göre Suudi hava savunma sistemleri drone ve füzeleri etkisiz hale getiremedi çünkü hava savunma sistemlerinin yönü Yemen'den gelebilecek olası saldırıları önlemek üzere güneye çevrilmişti.

Suudi Arabistan'da 1996'daki bombalı saldırıda ne olmuştu?

Uluslararası stratejistler, Suudi Arabistan'ın son saldırı ile ilgili olarak süreci ağırdan alma ya da net bir dille İran'ı doğrudan suçlamama yaklaşımına dikkat çekerken, 25 Haziran 1996 yılında Suudi Arabistan'da düzenlenen bombalı saldırıya atıfta bulunuyor.

Suudi Arabistan'ın El Huber şehrinde Güney Nöbeti Harekatı'na katılan koalisyon askerlerinin kaldığı komplekse yapılan bombalı saldırıda 19 ABD askeri ile siviller hayatını kaybetmişti.

Analistler, Suudi yönetiminin askeri bir çatışmadan kaçınmak amacıyla, söz konusu bombalı saldırıda İran'ın rolünü kasıtlı olarak belirsiz bıraktığına dikkat çekiyor. Amerika'da görülen davada saldırıdan İran'ın sorumlu olduğu sonucuna varılmıştı.

Suudi yetkililer: "Petrol üretimi ay sonuna kadar normale döner"

Petrol tesislerine yönelik saldırıdan petrol üretiminin etkilenmesi sebebiyle petrol fiyatlarında yüzde 10 oranında bir artış yaşanmıştı. Dünyanın en büyük ham petrol tesislerine yönelik saldırı Saddam Hüseyin'in 1990-91 Körfez Savaşı sırasında Kuveyt'in petrol kuyularının yakılmasından bu yanaki en büyük saldırı olarak kayıtlara geçti.

Suudi Arabistan'dansa petrol üretimini yarı yarıya düşüren saldırıdan 3 gün sonra piyasaları rahatlatabilecek açıklamalar geldi.

Üst düzey bir Suudi kaynak Suudi Arabistan'ın saldırının ardından petrol üretiminde yaşanan 5,7 milyon varillik açığın yüzde 70'inin kapatmak üzere olduklarını belirtti. Suudi yetkililer petrol üretiminin bu ay sonuna kadar normale dönebileceğinin mesajını verdi.

Suudi Arabistan'ın petrol şirketi Aramco'nun işlettiği Abqaiq ve Khurais petrol sahalarının hedef alındığı saldırıdan bu yana Suudi Arabistan Enerji Bakanı da ilk kez basın toplantısı düzenleyerek son durumla ilgili bilgi verdi. Suudi Enerji Bakanı Aramco tesislerine yönelik saldırıyı henüz kimin düzenlediğinin bilinmediğini belirtti.

Suudi bakan Prens Abdülaziz bin Selman, ay sonuna kadar üretimin günde 11 milyon varili, Kasım ayı sonuna kadar da 12 milyon varili bulacağını söyledi.

Suudi Arabistan Enerji Bakanı ülkesinin küresel petrol piyasalarının güvenli tedarikçisi olarak rolünü sürdüreceğini vurguladı, Suudi Arabistan'ın bundan sonrasında olası saldırılara karşı sıkı önlemler alması gerektiğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump saldırının ardından petrol fiyatlarındaki artışın çok fazla bir artış olmadığını söylemişti. Trump saldırı sonrası Stratejik Petrol Rezervi'ndeki petrolün kullanılmasına gerek olmadığını düşündüğünü belirtti.

Suudi yetkililerden gelen açıklamalar petrol üretiminin normale dönmesinin aylar sürebileceğine ilişkin endişelerini bir miktar giderdi.

Suudi Arabistan'ın petrol sahalarına yönelik saldırının ardından Aramco şirketinin halka arz sürecini etkilemesi ihtimali belirmişti. Aramco Başkanı Yassir El Rümeyyan Suudi petrol devinin halka arzının önümüzdeki 12 ay içinde hazır olacağını, bu konuda Suudi Arabistan'ın kararlı olduğunu söyledi.

https://www.amerikaninsesi.com/a/pentagon-trumpa-bir-dizi-askeri-secenek-sundu/5087472.html Mesajı Paylaş

Kabardey

Malum Suudi petrol rafineleri vurulduktan sonra Suudi askeri yetkileri vuran füzelerin basın toplantısında sergileyerek, füzelerin atıldığı yerleri tespit etmek üzere olduklarını ve bu bölgelere gerekli müdahalelerin yapılacağını, açıklamıştı.




https://twitter.com/metesohtaoglu/status/1174424638568488963 Mesajı Paylaş

erdem

Tanklara verilen hasarlara baktim.

Hic oyle seyir fuzesi ile vurulmus gibi degil. 4 kuresel tankin tam da ayni noktasinda benzer capta bir delik var. Biz rafineride telsizleri bile ex-proof kullanirken - aman yanlislikla havaya ucmayalim diye - iclerinde bol miktarda buharlasmis yanici - patlayici madde bulunan kuresel tanklarda birer minik delik ve baska hasar yok.

Eger S.Arabistan bu rafinerileri kolayca tekrar onarip devreye alirsa cok supheli bir durum olacaktir.

Mesajı Paylaş

ayibarishi

Bir kehanette bulunmak istiyorum:

Bir şekilde süreç tırmandırılacak diye düşünüyorum. Ardından İran bir şekilde Hürmüz boğazını kapatmak gibi bir hamlede bulunmaya zorlanacak. Bu olduğunda ise ABD ve Suudlara direk müdahale için bir yasal zemin açılacak...

Fakat İran eninde sonunda ABD karşısında zaafa düşecek olsa dahi, ilk gelen donanma grubunu, uçak gemisiyle beraber sulara gömebilecek yeteneğe sahip. Bence balistik füzeler, seyir füzeleri, İHA'lar, cep denizaltıları, küçük hızlı sürü saldırı tekneleri, donanma ve hava kuvvetlerinin katkısıyla bunu başaracak. Körfez içinde de kısa süreli bir cehennem yaratacak. Yoğun ve ağır kayıp, çizilen karizma, ABD'yi nükleer kuvvet de kullanımına sürükleyecek.

Bu savaştan sonra yeni bir manzara doğacak... Eee, adı üstünde kehanet. Ben de kahin olmadığıma göre, fazla da ciddiye almayın... ;) Mesajı Paylaş

HDS

Arkadaşlar tamam Amerika müdahale etsin de, enerjisinin %30 küsürünü İran ve toplam %45'i civarını da Hürmüz üzerinden getiren Çin'in mi burada daha fazla bağımlılığı var yoksa buradan neredeyse "0" varil petrol alan Amerika'nın mı?

Suud ile İran kapışmaya, karşılıklı atışmaya başlasa kim kavgayı ayırmaya gönüllü olur?

Avrupa desen, herifin buraya gelebilecek ve hayatta kalabilecek donanması bile var m yok mu belli değil. Amerika'nın bu dipsiz kuyuya ne kadar hevesli gireceği bilinmez. Ama Çin hapı yutacağı için koşa koşa gelir.




Amerika'nın önceliği İran'a bir ders vermek mi olur yoksa Çin'i buradan uzak tutmak mı? Mesajı Paylaş

erdem

S.Arabistan'in sergiledigi seyir fuzesi parcalarinin NATO uyesi ulkelere ait oldugu konusuluyor:

"one of the cruise missile engines found having been manufactured by NATO member Czech Republic military rocket producer PBS--a damaged cruise missile casing clearly identified with a NATO weapons number of MC 79050 which conforms to the Joint Electronics Type Designation System (JETDS) of identifying these weapons--with the letter "M" designating it as being a ground and/or mobile (fired from warplane) weapon, and the letter "C" designating it as an electronic jamming device--thus making this cruise missile one of the many produced by the Counter-Electronics High Power Microwave Advanced Missile Project (CHAMP)--all of which the Saudis have confirmed were fired from the Iraq-Kuwait border region--and were actually captured on video flying over Kuwait on the night of 14 September 2019 when this attack occured--which the Kuwaiti government is now investigating..."

Ama bu da bir spekulasyon gibi duruyor cunku bahsedilen JETDS uc harfli bir tanimlama. Iki harfli degil.

Nato Weapons number diye bir sey de yok. Nato Stock Number vardir o da 13 haneli ve sadece rakamlardan olusur.

Buradaki tek gariplik Iran'in fuzeye Latin Alfabesi ile yazmis olmasi ve o seyir fuzesi motorunun Iran'in eline nasil gectigi olabilir sanirim.
Mesajı Paylaş

Baltica

Iran ambargonun kaldirildigi donemde, Cekya'dan onlarca TJ100 motoru ithal etti. Bunlar, cok hafif spor ucaklarda kullanilan sivil amacli motorlar, Herhangi bir NATO numarataji tasimasi mumkun degil. Zaten, zaman icinde, bu motorlari dusuk performansli da olsa kopyaladilar. Mesajı Paylaş

HDS

JCPOA vesilesi ile ambargolar kalktığında Avrupalı firmalar eğer mamul içinde bir Amerikan muhteviyatı yok ise hızlı şekilde ihraç lisansları vs çıkardılar ve türlü şey sattılar. Herhalde en göze çarpanı Aibus'ın $100 milyarlık uçak satışı işi oldu.


Ama bu iş de olamadı, sanıyorm ek bir A321'in satışı hariç hepsi Amerika tarafından durduruldu. Zira, Amerikan ticaret bakanlığı, azıp coşan AB firmalarına hızlı bir şekilde "Evet ambargo kalktı ama, henüz denetleme sürecindeyiz, eğer mamullerinizde Amerikan muhteviyatı var ise, Amerikan finansmanı kullanılıyor ise, yahut benim araçlarımla bu işi yapıyorsan geli benden ticari lisans alacaksın" diye uyarılar gönderdi.

Bunun öncesinde bir dolu şey geçti. Sonrasında da zorlayarak İran'a gönderilebilenler oldu. Sanıyorum bir 4-5 aylık süreçti.  :) Mesajı Paylaş

Merkator

ABD, Katar'daki hava harekat merkezini kapattı

ABD Hava Kuvvetleri'nin, Katar'da bulunan birleşik harekat merkezini kapattığı belirtildi.

Washington Post gazetesindeki habere göre, ABD Hava Kuvvetleri, Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nde bulunan Birleşik Hava ve Uzay Operasyonları Merkezi'nin faaliyetine son verdi.

Hava Kuvvetleri'nin, Ortadoğu, Kuzeydoğu Afrika ve Güney Asya'daki harekatlarının komuta edildiği merkez, Güney Carolina eyaletindeki Shaw Hava Kuvvetleri Üssü'ne taşındı.

Washington'un harekat merkezini kendi sınırlarına taşıma kararının, bölgede İran ile gerilimlerin yaşandığı bir döneme denk gelmesi dikkati çekti.

Hava Kuvvetlerinden yetkililer, gazeteye yaptıkları açıklamalarda, taşınmanın uzun zamandır planlandığını ancak son dönemde İran'dan kaynaklanan risklerin artmasının projeye aciliyet kazandırdığını vurguladı.

İran'ın birçok kez bölgedeki Amerikan askeri hedeflerini vurma niyetini açıkça ifade ettiğini kaydeden yetkililer, Katar'daki harekat merkezinin içinde bulunduğu üsle saldırı hedefi olabileceğini belirtti.

Suudi Arabistan'ın milli petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait iki tesise, 14 Eylül'de silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırı düzenlenmişti.

Suudi Arabistan'ın petrol üretimine büyük darbe vuran saldırıyı Yemen'deki İran'ın desteklediği Husi milisler üstlenmişti. Washington yönetimi ve Batılı ülkeler ise saldırıdan doğrudan İran'ı sorumlu tutmuştu.

http://www.kokpit.aero/hava-harekat-merkezini-kapatti Mesajı Paylaş

petibor

Amerika dalacak kesin Mesajı Paylaş

Terra

İran, Çin ve Rusya Hint Okyanusu'na iniyor

İran Rusya ve Çin Deniz Kuvvetleri ile Umman Denizi'nde ortak tatbikat düzenleyecek.

"Deniz Kuvvetleri Günü" dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında açıklama yapan İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Hüseyin Hanzadi, İran'ın Rusya ve Çin Deniz Kuvvetleri ile Hint Okyanusu'nun kuzeyindeki Umman Denizi'nde yakın bir zamanda ortak tatbikat düzenleyeceğini belirtti.  Rusya ve Çin ile yakın zamanda yapılacak askeri tatbikata ilişkin ön hazırlık ve planlamanın da tamamlandığını sözlerine ekledi.

Hanzadi ayrıca, şu ana kadar 64 filoyu uluslararası sulara gönderdiklerini ifade ederek, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'nda da İran'a ait gemilere eskortluk yaptıklarını kaydetti.

ABD'nin bölgedeki hareketliliğine de değinen Hanzadi, "Şu anda İran aleyhine direkt olarak herhangi bir tehdit yok. ABD'liler hata yaparsa İran silahlı kuvvetlerinden sağlam bir cevap alır." şeklinde konuştu.

Hanzadi, "Demavend" adını verdikleri savaş gemisinin de yıl sonuna kadar filoya ekleneceğini ve  tüm destroyerlerin füzelerle donatılacağını belirtti.
http://defenceandtechnology.com/2019/11/28/iran-cin-ve-rusya-hint-okyanusuna-iniyor/
Mesajı Paylaş

petibor

Kendi nükleer programımızı anlaşılabilir bir sebebe dayandırmak için İran ın nükleer silah üretmesini bekliyor olabiliriz. Mesajı Paylaş

Atılgan

İran, Japonya'nın 'Ortadoğu' planına karşı çıktı

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Arakçi, Japonya'nın denizlerde seyir güvenliğini sağlamak üzere Ortadoğu'ya Öz Savunma Kuvvetleri güçlerini gönderme planını desteklemediklerini söyledi.
Körfez sularındaki gemilere saldırı haberleriyle gündeme gelen Ortadoğu'daki sularda seyir güvenliği konusunda İran'dan açıklama geldi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, Japon kanalına verdiği röportajda Japonya'nın denizlerde seyir güvenliğini sağlamak üzere Ortadoğu'ya Öz Savunma Kuvvetleri birliklerini gönderme planını desteklemediklerini söyledi.

 Tahran'ın Japonya'nın nihai kararını beklediğini kaydeden Arakçi, bölgedeki herhangi bir yabancı kuvvetin varlığının istikrar, güvenlik veya barışı artırmaya yardımcı olacağına inanmadıklarını ifade etti.

Arakçi, İran'ın tutumunun daha önce Japonya Başbakanı Şinzo Abe'ye iletildiğini de ekledi. Arakçi, Orta Doğu'daki gerginliklerin artmasının temel nedeni olarak da ABD'nin politikalarını gösterdi.

SEYİR GÜVENLİĞİ KRİZİ

Hürmüz Boğazı, İran ve ABD arasında artan gerginliğin gölgesinde, geçtiğimiz mayıs ve haziran aylarında Körfez sularındaki tankerlere yönelik saldırı haberleriyle gündeme gelmiş, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, 9 Temmuz'da yaptığı açıklamada, "Birkaç ülke ile Hürmüz Boğazı ve Bab'ül Mendep Boğazı'nda deniz güvenliğini sağlayacak bir ittifak için temas halindeyiz" ifadelerini kullanmıştı.

Japonya Savunma Bakanı Takeshi Iwaya ise Japonya'nın ittifaka asker gönderme planının olmadığını belirterek, farklı çözüm yollarının masada olduğu sinyalini vermişti.

Son olarak, Japonya'nın ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyona katılmayarak, bölgeye kendi Öz Savunma Kuvvetleri güçlerini gönderme kararı aldığı kamuoyuna yansımıştı.

https://www.denizhaber.net/iran-japonyanin-ortadogu-planina-karsi-cikti-haber-92167.htm Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter