Türkiye'nin Enerji Projeleri

Başlatan Energy, Ağu 25, 2017, 01:06 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Atılgan

Üçüncü sondaj gemisinin Türkiye'ye 17 Mart'ta varması bekleniyor

Sondaj çalışmalarını Fatih ve Yavuz gemileriyle sürdüren Türkiye'nin satın aldığı üçüncü sondaj gemisi "Sertao" İngiltere'den yola çıktı, 17 Mart'ta Türkiye'ye varması öngörülüyor.

Uluslararası denizcilik verilerinden derlenen bilgilere göre, söz konusu gemi, İngiltere'nin Port Talbot Limanı'ndaki hazırlıklarını 22 Şubat'ta tamamladı.

Halihazırda "Sertao" olarak anılan fakat Türkiye'ye gelişinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tekrar adlandırılması beklenen sondaj gemisi, 2012'de Güney Kore'de Samsung tarafından üretildi. Toplam 11 bin 400 metre derinlikte 3 bin metre sondaj açabilen gemi, 2015'e kadar Brezilyalı enerji devi Petrobras tarafından kullanılmıştı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, dün Twitter hesabından yayımladığı mesajında, "Sayın Cumhurbaşkanımızın müjdelediği üçüncü sondaj gemimiz yola çıktı. Milletimizin desteğini yelkenine dolduran gemimiz ülkemize doğru ilerliyor. Hayırlı ve uğurlu olsun." ifadesini kullanmıştı.

Dönmez ayrıca, 24 Şubat'ta da geminin isminin henüz belirlenmediğini söylemiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "isim babası" olmasını isteyeceklerini belirtmişti. Geminin Akdeniz'de çalışma ihtimalinin yüksek olduğunu kaydeden Dönmez, uzun süre çalışmaya ara verilen Karadeniz'e de gemilerden birinin gönderilebileceğini ifade etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 19 Şubat'ta, Türkiye'nin iki sondaj, iki de sismik araştırma gemisi olduğunu hatırlatarak, "Fatih ve Yavuz'un ardından üçüncü sondaj gemimizi de aldık. Bu, 11 bin 400 metre derinliğe kadar inebilen altıncı nesil bir ultra deniz sondaj gemisidir. Mart ayında ülkemize ulaşacak gemimizin, geliştirme ve test işlemlerinin ardından bu yıl içinde sondaja başlamasını planlıyoruz." diye konuşmuştu.

Türkiye şu anda Yavuz ve Fatih gemileriyle Akdeniz'deki çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca Barbaros Hayrettin Paşa ve MTA Oruç Reis gemileriyle de sismik arama çalışmaları yürütülüyor.

https://www.denizhaber.net/ucuncu-sondaj-gemisinin-turkiyeye-17-martta-varmasi-bekleniyor-haber-93535.htm Mesajı Paylaş

Energy

Üçüncü sondaj gemisi 'Kanuni' Türkiye'de

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Kanuni" adını verdikleri üçüncü sondaj gemisinin bu sabah Taşucu Mersin açıklarındaki demir sahasına ulaştığını açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Kanuni" adını verdikleri üçüncü sondaj gemisinin bu sabah Taşucu Mersin açıklarındaki demir sahasına ulaştığını belirterek, "35 Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) personeliyle Türkiye'ye giriş yapan Kanuni'ye koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri çerçevesinde giriş ve çıkış yasak olacak. Kovid-19 önlemleriyle ilgili sürecin tamamlanmasının ardından gemimizin bakım, güncelleme ve geliştirme süreci başlayacak." ifadelerini kullandı.

Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Doğu Akdeniz'de hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetlerinin daha güçlü bir şekilde sürdürülmesi için üçüncü sondaj gemisinin 31 Ocak'ta teslim alınarak TPAO envanterine kaydedildiğini hatırlattı.

"Kanuni" adı verilen geminin seyir için gereken bakım, tedarik ve test işlemlerinin Birleşik Krallık'ta tamamlandıktan sonra Türkiye'ye doğru yola çıktığını ifade eden Bakan Dönmez, şunları kaydetti:

"18 günlük seyrinin ardından 13 Mart'ta Doğu Akdeniz'deki kara sularımıza giriş yapan gemimiz, bu sabah Taşucu Mersin açıklarındaki demir sahasına ulaştı. 35 TPAO personeliyle Türkiye'ye giriş yapan Kanuni'ye koronavirüs tedbirleri çerçevesinde giriş ve çıkış yasak olacak. Bu süre zarfında açıklanan tedbirler gereği gemi ve mürettebatla ilgili uygulamalar hayata geçirilecek. Kovid-19 önlemleriyle ilgili sürecin tamamlanmasının ardından gemimizin bakım, güncelleme ve geliştirme süreci başlayacak. Milletimizin desteği, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesiyle Kanuni yeni ultra derin deniz sondajlarına en kısa zamanda başlayacak."

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/ucuncu-sondaj-gemisi-kanuni-turkiyede-/1766734 Mesajı Paylaş

putty

Petibör haklı çıktı. Karbonhidrat Hidrokarbonlar yani şeker yağ nişasta patates ekmek benzin mazot propan metan etan gazyağı plastikler bunların hepsi Hidrojen ve Karbon atomlarının bir araya değişik şekillerde ve sayılarda birleşerek oluşturdukları moleküllerdir. Bu molekülüde papatya mesela fotosentez ile üretir havadan karbondioksiti alır onun karbonunu ve oksişenini ayrıştırır köküyle aldığı sudanda hidrojen alır eksik elektronlarıda fotosentez ile güneşten yani elektrikten alır onları bir dizi soğuk işlemle karbonhidrata çevirir bizde yeriz yakarız o karbon hidrojen moleküllerini. Sonra onlar yer altında gaz olur petrol olur kömür olur çıkarır içlerindeki karbonu yakarız milyon yıl önce papatyanın havadan topladığı karbonu. Yani dünaydaki yiyecekler yakacaklar her şeyin temeli havadaki karbondioksit ve sudaki hidrojendir yani dünyadaki en kolay ulaşılan en çok olan şeylerdir. Altın uranyum platin fosfor kalsiyum filan değil en çok olan şeyler su ve havadaki karbondioksit dir. Papatya patates bundan bize lazım olan her şeyi üretebiliyor

Adamlar havadan benzin üretmişler bir sayfa geride petibör link vermiş.
Şimdide havadan elmas üretmişler. Elmas saf karbondur. Yani insanlık daha çok yaşar bu gezegende bize lazım olanlar hiç bitmeyecek. Gaz için petrol için kavgaya gerek yok

https://donanimgunlugu.com/gokyuzunden-elmas-uretti-buyuk-begeni-topladi-256248?utm_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com

Mesajı Paylaş

Çıspıntır

Eskiden Fransız saraylarında seçkin misafirlere sunulan en lüks yemek takımları alüminyum malzemeden yapılıyordu. Altın ve gümüş sonra geliyordu. İleride torunlarımız elmas madeni için veya doğal gaz ve petrol için bir zamanlar devletler bunlar için savaşıyormuş o kadar değerliymiş diyecekler. Belki biz de görürüz o günleri. Mesajı Paylaş

putty

#274
Kas 02, 2020, 01:17 ÖS Last Edit: Kas 02, 2020, 01:20 ÖS by putty
Mavi renk de sadece Afganistandan getirilen çivit ile üretildiği için gökyüzünden ve denizden başka yerde mavi hiç olmazmış kralların kraliçelerin papaların kıyafetlerinde mavi olurmuş. Vatikanda mesela sadece papanın mavi kıyafet giymesine izin varmış. Büyük ressamlar saraylardan sipariş alınca mavi boya kullanırlarmış resimlerinde. Sonra bir ingiliz mavi boyayı sentezlemiş renk ayağa düşmüş şimdi kıymetini bilen yok. Evliya çelebi Topkapıdaki hamamlarda mavi peştamaller olduğunundan bahsedef sarayın semtinde ne olacak başka.  Topkapı sarayına gidenler bir sıradanlık buda saraymı ya elalem altın kaplama saraylar yapmış diyordur ama duvarlardaki mavi çinilerin o çağdaki anlamını bilmeden Mesajı Paylaş


putty

Avrupa da bir kaç örtülü bloklaşma var bunlar bir birlerini izleyip ona göre pozisyon alıyorlarlar bu onların ülkelerinin gerçeği. Bizim bundan istifade edebileceğimizi bu cüretkar dönemde ancak fark edebildik. Biz risk almayınca karşımızda blok olarak Avrupayı görüyorduk ama risk alınca o bloğun daha kendi detaylarına inmek zorunda kaldıklarında tavırları çatallaşmaya başlıyor olduğunu gördük. Benim kaba gözlemimle bu ayrışmaların bazıları şöyle. Anglosakson Avrupa ayrışması. İngiliz Fransız ayrışması Fransız Alman ayrışması Akdeniz Kuzey ayrışması İtalyan Yunan ayrışması İspanya Fransa ayrışması. Malta bile kendi yaklaşımı olan meselesi olan bir aktör yani detaya inildiğinde. AB de oy birliği gerektiren şeyler için bu çok faydalı. Birde Türkiye büyük aktör olduğundan bu gerilimlerde hem kendi ayrışmalarından dolayı politika farkı oluyor hemde bu yaklaşım farkından doğan AB içinde aykırı olma isteği Türkiye yi yanına çekme cazibesi ile kuvvetleniyor. Bu sıra Akdeniz'de kendi hegemonyasına uygun eski usul dayatmalar isteyen Fransa ya İngiltere ve Almanya da  endişe yaratınca Almanya nın bizi sahiplenme yalnız bırakmama reaksiyonu ile bunu gördük. Aksi gibi görülebilir silah ambargosu basitin de olayı ele alırsak ama bu gözle bakmak doğru olmaz silah konusu Almanların öteden beri sıkıntılı oldukları bir konu olduğunda ilişkileri silah ambargosu basitinde ele almamak gerekir. Benim hissiyatıma göre Avrupa da klişe kaygımız olan yalnızlık sendromumuz o kadar doğru değil. Bilakis biz gergin yaşadığımızda daha çok dostumuz olma ihtimali bile var çünkü ancak bu gerginlikte kritik seviyeye çekiliyor AB ülkelerinin karar verme noktaları ve lehimizde terciher açığa çıkıyor aksi halde ılımlı uyumlu filan gidince o eşik zorlanmayınca karşımızda bayağılaşmış bir üst hiristiyan kimlik politikası ile ilkel bir cepheleşme ile karşılaşıyoruz. Gerginlik yaratmayınca solcusu sağcısıortadoksu katoliği en esame hristiyan üst kimliğinde buluşuyor gerilim artınca din de AB de Avrupalılıkta yerini lokal menfaatlere çekişmelere daha ince politikalara bırakıyor orada birilerini yanımızda bulabiliyoruz. Doğu Akdeniz olaylarında ben beklediğim kadar zavallı kalmadığımızı gözlemledim. Yani deveye diken insana ... Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter