Türkiye Cumhuriyet'inin Denizlerdeki Münhasır Ekonomi Bölgeleri

Başlatan musti, Kas 02, 2018, 01:50 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

petibor

KKTC de kişi başı milli gelir 50 bin dolara çıkar yakında. Zaten bizi beğenmiyorlardı artık yüzümüze bakmazlar Mesajı Paylaş

sadalone

170 milyar metreküp doğalgaz bulunduğu iddia edilen bölge bizim kendi münhasır ekonomik bölgemiz, KKTC ile alakası yok.KKTC tarafındaki gemi Yavuz.

  Mesajı Paylaş

NoLoven

Sayın Terra VW duyumu Manisa OSB içerisinden alınan bir duyumdu ve hatalı çıktı bunun için özür dilerim. Doğalgaz BAF'ın 80 Km. batısı Türkiye MEB içerisinde yer alıyor. Kaynak Yunan ve Rum basını. Doğru mu eğri mi çıkar bilmiyorum.  Mesajı Paylaş

Teknisyen

Bilmediğim için soruyorum.

Doğal Gaz ile petrol kardeşler midir? Yani bir bölgeden doğal gaz çıkıyorsa o bölgeden petrol çıkar yada tam tersi diye bir genelleme var mı? Yoksa ikisi birbirinden tamamen bağımsız mı?

Daha açık sormak gerekirse bizim MEB alanımızda anlaşılan o ki doğal gaz var.Petrol olma olasılığıda mevcut mu? Mesajı Paylaş

petibor

#139
Tem 15, 2019, 09:34 ÖS Last Edit: Tem 15, 2019, 09:38 ÖS by petibor
Dünyanın bütün petrolü 1.5  trilyon varilmiş yuvarla 1 trilyon diyelim yani eni boyu 10 000 bin varilden oluşan küptür hepi topu. Hayal edin yani bütün dünyanın petrolü ne kadar az aslında. 10 bin varil kaç km ederki bence çok değil yani. Demek istediğim haritada böyle kocaman petrol gölleri hayal etmeyelim

Bakın Kıbrıs da petrol bulursak şu haritada KKTC yazıyorya K nın yanındaki nokta kadar filan olacak yatak bence.  Dünyanın bütün petrolü şu KKTC nin C sine sığar bence.  Benim matematiğime göre fikrim böyle


Bence dünyanın her ülkesinde petrol var ama onu ancak çok petrolü olanlar denk gelip nişanlayıp isabet ettirebiliyor. Aslında Türkiye dede Suudilerin şimdiki bilinen rezervi kadar petrol vardır ama bizde seyreklik 200 katı fazladır isabet ettiremiyoruz minnacık noktalara. Yoksa bizimde petrolümüz ihraç edecek kadar çoktur. Bilim yapıp o petrolü delmeden bulmayı becermek gerek. Cumhuriyet tarihinin bütün sondajları İstanbulda petrol olmadığını kanıtlamaya bile bence yetmez
Türkiye' en büyük yatakları 30 milyon varil rezervli. Yan yana 300 varl küp yani. Varilin çapı 1 metre olsa 300 metre olacak yani bir kenarı. Yanlışmı hesabım 300x300x300 =27 milyon. Bu yüzden efendim Türkiye fay hatları varmış falan bunlar hikaye  illa bir yerlerde sıkışıp kalmış 10 milyar varil petrol var arayıp bulmayı bekliyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kıbrıs açıklarında doğalgaz krizi: AB'den Türkiye'ye yaptırım kararı

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle Ankara'ya yaptırım kararı aldı.

AFP'nin haberine göre bakanların uzlaştığı önlemler kapsamında AB, Türkiye ile üst düzey temasları ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakereleri askıya alacak, Türkiye'nin AB'den 2020'ye kadar alması öngörülen 145.8 milyon euro'luk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidecek.

AB Türkiye'ye 2014-2020 dönemi için 4,4 milyar euro fon ayırmıştı. Bu fonlarla desteklenen alanlar arasında demokrasi, yönetişim, hukukun üstünlüğü, temel haklar, çevre, iklim, ulaşım, enerji, rekabetçilik, inovasyon, eğitim, istihdam, sosyal politikalar, tarım, kırsal gelişim, bölgesel ve yerel işbirliği bulunuyor.

AB Dışişleri Bakanları ayrıca, doğalgaz sondaj faaliyetleriyle bağlantılı olanların hedef alınacağı muhtemel mali yaptırımlar konusunda da Avrupa Komisyonu'nun çalışmalara devam etmesini talep etti.

Avrupa Yatırım Bankası'ndan da Ankara'ya verilecek kredi desteğinin gözden geçirilmesi talebinde bulunulduğu belirtildi.

Türkiye: AB kararlarımızı faaliyetlerimizi etkilemeyecek

Dışişleri Bakanlığı, AB'nin yaptırım kararına yaptığı yazılı açıklamayla tepki gösterdi.

Bakanlık açıklamasında, AB Dış İlişkiler Konseyi'nin aldığı kararların 'Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme kararlılığını etkilemeyeceği' belirtildi.

AB geçen ay yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmalarının 'yasa dışı olduğunu' söylemiş ve çalışmaların durdurulmaması durumunda Türkiye'nin 'yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği' uyarısında bulunmuştu.

AB, Türkiye'yi sondaj faaliyetleriyle 'Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesine girmek ve egemenliğinin ihlâl etmekle' suçluyor.

Türkiye, Mayıs ayı başında Fatih sondaj gemisini adanın batısına göndermiş ve burada çalışmalara başlamıştı. Türkiye'nin ikinci sondaj gemisi Yavuz da Haziran ayı sonunda Doğu Akdeniz'e gitmek üzere demir aldı.

Dışişleri Bakanlığı'nın AB'nin yaptırım kararıyla ilgili açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

"Bu kararlarda, Kıbrıs Adasının doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesi, AB'nin Kıbrıs konusunda ne kadar önyargılı ve taraflı olduğunu göstermektedir."

"Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerimizin, kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızın korunması ve Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin Ada'nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutu vardır.

"İlk boyutta, Türkiye'nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlaması sözkonusu değildir. Zira sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılından beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, bizim ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet değildir. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği üzerine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 yılında sona ermiştir. Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalmasının sebebi de Kıbrıslı Rumların 1963 yılından bu yana Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul etmemesidir. Kıbrıs Rum Yönetimi'nin muhatabı Türkiye değil, KKTC'dir. AB'nin bu gerçekleri kabul etmeden, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değil, Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olarak görmeden, Kıbrıs meselesini anlaması ve yapıcı bir katkıda bulunması mümkün değildir.

"İkinci boyutta bir çözüm bulunması ise ancak Kıbrıs Türklerinin haklarının garanti altına alınması ile mümkün olabilir. Bu bağlamda, Kıbrıs Türklerinin, 13 Temmuz 2019 tarihinde yaptığı ve ülkemizin de tam destek verdiği kapsamlı işbirliği önerisi çözüm için önemli bir fırsat teşkil etmektedir.

"AB'nin bu fırsatı değerlendirmek ve hidrokarbon kaynakları konusunda Ada'daki iki tarafı bir araya gelmeye teşvik etmek yerine, Türkiye aleyhinde kararlar almaya yönelmesi etkisiz, gerçeklikten kopuk ve yapıcı olmayan bir hareket tarzıdır.

"Ülkemiz hem kendi haklarını, hem de Kıbrıslı Türklerin haklarını bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla korumaya devam edecek, bu yöndeki faaliyetlerini daha da arttıracaktır. Bu hususta Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri 26 Nisan 2004'ten beri tutmayan AB'nin bize söyleyeceği bir sözü de yoktur.

"Bu kararların, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yıldönümü gibi Türk halkı için çok önemli bir günde alınmış olması da manidardır."

Doğu Akdeniz'de gerilim nasıl tırmandı?

Son dönemde giderek artan gerginliğin geçmişi, 2000'li yılların başına, yani Doğu Akdeniz'de zengin doğalgaz kaynaklarının yer aldığına ilişkin bilimsel öngörülerin ortaya çıkmaya başladığı döneme dayanıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti, 2002'den itibaren Doğu Akdeniz'de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya başladı.

Türkiye ise bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin haklarını çiğnediği gerekçesiyle konuyu BM'ye taşıdı ve kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı.

Türkiye'nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Kıbrıs, 2007'nin başında 13 adet arama sahası ilan etti ve büyük petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs'ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO'ya arama ruhsatları verdi.

Kıbrıs'ın 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no'lu parsellerin bir bölümü, Türkiye'nin TPAO'ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor. 3 no'lu parsel ise Kuzey Kıbrıs'ın TPAO'ya verdiği ayrıcalıklı alan ile çakışıyor.

Türkiye-Kıbrıs arasındaki gerginliğin boyutu, 2010'dan itibaren Doğu Akdeniz'de zengin hidrokarbon yataklarının keşfedilmesi ve uluslararası büyük enerji şirketlerinin bölgeye akın etmesiyle birlikte daha da arttı.

Türkiye'nin Kıbrıs'ın bu hamlesine yanıtı gecikmedi. İlk sondaj gemisi Fatih'i Türk savaş gemilerinin korumasında Akdeniz'e çıkaran Türkiye, kendi kıta sahanlığında kalan bölgelerde doğalgaz arama faaliyetlerine başladı. Ardından da ikinci sondaj gemisi Yavuz'u bölgeye gönderdi.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48998919 Mesajı Paylaş

Trilogy

Rusya Dışişleri: AB'nin Türkiye'ye yaptırım kararını desteklemiyoruz

Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Gruşko AB'nin, Doğu Akdeniz'deki sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye'ye yaptırım kararı almasını desteklemediklerini söyledi. İzvestiya gazetesiyse Gruşko'nun sözlerinin, Türkiye'nin Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesine sondaj gemilerini göndermiş olmasının Rusya tarafından desteklendiği anlamına gelmediğini yazdı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko Rus İzvestiya gazetesine demecinde, AB dışişleri bakanlarının, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle Ankara'ya karşı 'sınırlayıcı tedbirler alma kararını desteklemediklerini' söyledi.
Gruşko, "Tek taraflı yaptırımlar uluslararası hukuka ve BM Güvenlik Konseyi usüllerine uygun değil" dedi.

Ayrıca 'yaptırımların karşıt taraflarda yer alanların tavır ve davranışlarının radikalleşmesine yol açtığını' belirten Gruşko, dolayısıyla söz konusu yaptırımların amaçlarına da ulaşmadığını kaydetti.

​Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı, "Ortada tarafların karşıt cephelerde yer aldığı bir çatışma hâli varsa herkesin söz konusu sorunu iyice derinleştirecek eylemlerden kaçınması gerektiğine inanıyoruz. Bu eylemlere çatışmanın siyasal yoldan sona erdirilmesini zora sokacak eylemler de dahil" vurgusunu yaptı.

İZVESTİYA: GRUŞKO'NUN SÖZLERİ, RUSYA'NIN, TÜRKİYE'NİN DOĞU AKDENİZ'DEKİ EYLEMLERİNİ DESTEKLEDİĞİ ANLAMINA GELMİYOR

Türk Dışişleri'nden AB'nin yaptırım kararına yanıt

Bunun yanında, İzvestiya gazetesi Gruşko'nun demeçlerine yer verdiği haberinde, Rusya Dışişleri'nin geçen hafta yaptığı bir yazılı açıklamaya atfen, Rusya'nın, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'e sondaj gemilerini göndermiş olmasını desteklemediği hatırlatmasını yaptı.
Rusya Dışişleri, Türkiye'nin sondaj gemilerini Doğu Akdeniz'e göndermesini takiben 8 Temmuz'da yaptığı açıklamasında, 'Kıbrıs'ın egemenliğine saygı duyulması gerektiği' çağrısında bulunmuştu.

"Kıbrıs'ın egemenliğinin ihlâl edilmesinin, Kıbrıs sorununa kalıcı, adil ve uygulanabilir bir çözüm için şartların sağlanmasına yardımcı olmayacağına inanıyoruz" denilen açıklamada şu vurgular yapılmıştı:

"BM tasarıları temel alınarak Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılması için, toplumlararası müzakere sürecinin en kısa sürede yeniden başlamasına duyulan ihtiyaç ortadadır. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olarak, bu girişimleri desteklemeye hazırız."

https://tr.sputniknews.com/rusya/201907161039675352-rusya-disisleri-abnin-kibris-aciklarina-sondaj-gemilerini-gonderen-turkiyeye-yaptirim-kararini/ Mesajı Paylaş

Karabasan

#142
Tem 16, 2019, 11:23 ÖÖ Last Edit: Tem 16, 2019, 12:32 ÖS by Karabasan
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bölgeye 4. geminin gönderileceğini açıkladı.
https://twitter.com/eha_medya/status/1151087015288549376

Rumlar ortak paylaşım önerisini reddetti.
https://twitter.com/sefakarahasan/status/1151106178392477697 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

meraklı

Doğu Akdeniz'deki çalışmalar için dördüncü gemi gönderilecek

Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez:"Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemimizle bölgede sürdürdüğümüz faaliyetlerimize şimdi dördüncü gemimizi de dahil ediyoruz"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki arama ve sondaj faaliyetlerine aynı azim ve kararlılıkla devam ettiğini belirterek, "Fatih ve Yavuz Sondaj gemilerimiz ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemimizle bölgede sürdürdüğümüz faaliyetlerimize şimdi dördüncü gemimizi de dahil ediyoruz. Ağustos 2017'den bu yana Karadeniz ve Marmara'da sismik araştırmalarını sürdüren MTA Oruç Reis sismik araştırma gemimiz de Marmara'daki çalışmalarının hemen ardından, Akdeniz'deki sismik araştırmalarını yapmak üzere bölgeye gönderilecek." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki arama ve sondaj faaliyetlerine aynı azim ve kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Dönmez, Türkiye'nin hem kendi kıta sahanlığında hem de KKTC'nin Türkiye Petrolleri'ne verdiği ruhsat alanlarında çalışmalarını aralıksız sürdüreceğini vurguladı.
Doğu Akdeniz'deki arama ve sondaj gemilerinin bölgedeki bütün operasyonlarını planlandığı şekilde yürüttüğünü ve yürütmeye devam edeceğini aktaran Dönmez, şunları kaydetti:

"Türkiye bölgedeki kaynakları arama, üretme ve uluslararası pazarlara iletme kabiliyet ve gücüne sahiptir. Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemimizle bölgede sürdürdüğümüz faaliyetlerimize şimdi dördüncü gemimizi de dahil ediyoruz. Ağustos 2017'den bu yana Karadeniz ve Marmara'da sismik araştırmalarını sürdüren MTA Oruç Reis sismik araştırma gemimiz de Marmara'daki çalışmalarının hemen ardından, Akdeniz'deki sismik araştırmalarını yapmak üzere bölgeye gönderilecek. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki egemenlik haklarını yok sayacak her türlü girişim karşısında ilgili bakanlıklarımızla beraber koordinasyon içerisinde gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz."

https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Bakanlik-Haberleri/Dogu-Akdenizdeki-calismalar-icin-dorduncu-gemi-gonderilecek
Mesajı Paylaş

Bozok

Kıbrıs Rum kesiminden, Türk tarafının ortak komite önerisine ret

Güney Kıbrıs Rum kesimi, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın petrol ve doğalgaz için ortak komite önerisini reddetti.

Rum lider Nikos Anastasiadis, siyasi parti başkanlarıyla bir araya geldi. Rum haber kaynakları, toplantı sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın önerisinin kabul edilemeyeceği sonucunun çıktığını bildirdi.

Rum siyasi parti başkanlarından oluşan Başkanlar Konseyi'nin üzerinde mutabık kaldığı ortak açıklamada, önerinin Kıbrıs sorununun özünden uzaklaştığı, öte yandan menfaatlerine hizmet etmeyen maddeler içermesinden ötürü kabul edilemeyeceği belirtildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilciliği aracılığıyla ilettiği teklifte, petrol ve doğalgaz için ortak komite kurulması öneriliyordu.

https://www.ntv.com.tr/dunya/kibris-rum-kesiminden-turk-tarafinin-ortak-komite-onerisine-ret,WYrGVV7_xEen5xiYTrDBFA Mesajı Paylaş

TULGA

Bence bu ve benzeri hamleler sonrası karşı tarafın olumsuz verilen cevaplarını BM nezdinde değerlendirebiliriz. Şöyle ki;

Örnekte olduğu gibi KKTC aracılığı ile Rum Kesimi'ne sunulan ortak komisyon teklifi olumsuz neticelendiyse ardından BM'ye konu ile ilgili dosya hazırlanıp sunarak ilgili konuda yapıcı, birleştirici, ortak hareket etmeye çalışan taraf olunduğu tescil edilebilir. Üstelik AB'nin bu hususa rağmen olaya kendi üyesi lehine davranarak tek taraflı duruş sergilediğini de ispat edebiliriz.

Bu ve buna benzer konularda politik hamleler ile karşı tarafın bize karşı olan avantajlarını dengelemek faydalı olacaktır. Sonuçta ileride konu BM'ye taşındığında saha önceden sunulan dosyalar ile haklılığımızı daha rahat ispatlayabiliriz düşüncesindeyim. Mesajı Paylaş

petibor

Ağzından bal damlıyor prof dediğin böyle moral verecek vatandaşlara

Asıl gaz yatakları burnumuzun dibinde



Doğu Akdeniz'de soğuk rüzgârlar eserken, İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Yaltırak "Elimizdeki bilimsel verilere göre, en kolay ulaşılacak zengin gaz rezervleri İskenderun Körfezi-Anamur arasındaki bölge-de. Buraya odaklanılmalı" açıklamasında bulundu.
Asıl gaz yatakları burnumuzun dibinde
 


Türkiye'nin, sondaj gemileriyle Kıbrıs açıklarında doğal gaz araması birçok ülkeyi rahatsız ederken, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Akdeniz'in jeolojik yapısına ilişkin bilinmeyenleri Milliyet'e anlattı. Ülkeler arası güç gösterisi ve gerilime neden olan doğal gaz rezervlerinin spekülatif sorunlar yarattığını dile getiren Prof. Dr. Yaltırak, "Eski coğrafyada karadaki bataklıklarla ilişkili büyük nehirlerin denize döküldüğü alanlar, gaz rezervinin varlığının en yüksek olasılık taşıdığı bölgelerdir. Sadece Kıbrıs çevresine değil, İskenderun Körfezi-Anamur arasına da odaklanılmalı" dedi.

Bilimsel çalışmaların sonuçları ile Türkiye'nin elindeki stratejik kozları anlatan Prof. Dr. Yaltırak, "Eğer Doğu Akdeniz'in gerçek jeolojik evrimini bilmiyorsanız, gaz yataklarını yetersiz ve yanlış yerlerde ararsınız. Milyon dolar masraf yaparak sadece jeofizik veriye dayanan sondajlar yapmak rasyonel değil. Bizim elimizdeki bilimsel verilere göre, en kolay ulaşılacak zengin gaz rezervleri İskenderun Körfezi ve batısını kapsayan alanda" bilgisini paylaştı.

Batimetrik tarama

Deniz tabanının üç boyutlu fotoğrafını çekecek çok ışınlı batimetri adı verilen çalışmanın hayata geçi-rilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yaltırak, "Doğu Akdeniz'de sadece bir yıl sürecek batimetrik tarama ile deniz tabanının tümüyle üç boyutlu resmini çekebiliriz. Üstelik bu çalışma, Barbaros gemi-sinin sondaj çalışmalarından daha az maliyetli olur. Batimetrik tarama ile gaz çıkış yerlerini, fayları ve deniz tabanında gazla ilgili özel yapıları tespit etme şansımız var. İki yıllık sürede ise tüm Antalya ve İskenderun Körfezi, Batı Karadeniz, Marmara, Ege'deki gaz potansiyeli olan yerler ile fay hatlarının uzantıları ortaya çıkar" diye konuştu.

Mısır-Girit boru hattı spekülatif bir proje

"Eldeki verilere göre Mısır'dan Girit'e uzanan doğal gaz boru hattı doğal riskleri yüksek spekülatif bir proje. Akdeniz'in jeolojisi bu hattı dünyanın en pahalı hattı yapar. Oysa esas hat Kıbrıs ve Türkiye üzerinden yapılacaktır. Yerbilimleri bunun olacağını söylüyor. Akarsu yataklarının denize dökülen bölgeleri önemli. Bu nehirlerin nereye döküldüğünü bilemezsiniz başarılı olma şansınız olmaz. Antal-ya Körfezi'nden, Mersin Taşucu'na kadar olan alanda yeterli rezerv yatakları sanılandan daha az. Ancak İskenderun Körfezi'ne doğru gittikçe işin rengi değişir. İskenderun Körfezi'nin tamamında çok ışınlı batimetri taraması yapılmalı. Bazı sismik kesitlerde gazı işaret eden veriler var. Finike ve Rodos basenleri üzerinde de düşünmemiz lazım. Gaz potansiyelinin yoğun olduğu alanlar, Kuzey Kıbrıs ile Anadolu arasındaki deniz tabanı ve İskenderun Körfezi'nin batısı."

'Kavgalı bölgede kolay erişilir gaz yatağı yok'

Kıbrıs'ın büyük kesiminin 10 milyon yıl önce deniz altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yaltırak'ın tespitleri şöyle:

"Sismik kesitlerimizden elde ettiğimiz veriler ışığında doğal gazın nerede olmadığını biliyoruz. Bugün kavga konusu olan Kıbrıs çevresinde kolay erişilebilir doğal gaz yatağı yok. Adanın güneyinden Mısır açıklarına uzanan bölgedeki rezervler ise, Nil Deltası'nın denize döküldüğü bir alanı kapsıyor."

http://www.milliyet.com.tr/gundem/asil-gaz-yataklari-burnumuzun-dibinde-6001510 Mesajı Paylaş

farabi

Hocamız konuya maalesef temelden hatalı bir perspektifden bakıyor. Derdimizin kolay ulaşılabilir gaz yatakları olduğunu hiç mi hiç zannetmiyorum. Mesajı Paylaş

DelKu

Çok haklısın farabi,
olaya tüm boyutlarıyla bakmayınca eksik değerlendirme kaçınılmaz. Karadenizin altında da muhtemelen geniş doğalgaz rezervleri mevcut ama kimse 4 koldan orada sismik tarama ve sondaj yapmıyor. Mesajı Paylaş

farabi


Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter