NATO

Başlatan Sihirbaz, Oca 27, 2017, 09:17 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

nokta

NATO AWACS'ı 1 Milyar Dolara Modernize Ediyor

NATO, E-3A havadan erken ihbar ve uyarı sistemi (AWACS) uçağı filosunu geliştirmek için Boeing'le 1 milyar dolarlık bir sözleşme yapmayı planlıyor.

Sözleşme, NATO'nun gözetim yeteneklerinin iyileştirilmesi programının bir parçası. Boeing E-3A sözleşmesi AWACS uçağının 2035'e kadar emekli olana kadar görev yapmasını hedefliyor. Uçağın modernizasyonu, uçağın veri bağlantısındaki ve sesli iletişimlerindeki geliştirmelerin yanı sıra, ağ oluşturma yeteneklerini de içeriyor.

E-3A uçağı Boeing'in 707 ticari uçağına dayanıyor. Uçak, gemi ve hava platformlarını tespit etmek üzere gövdesinin üzerine monte edilmiş döner bir radar kubbesi taşır. Uçak, yalnızca bir hava gözetleme platformu olarak değil, aynı zamanda bir komuta, kontrol ve iletişim merkezi olarak da hizmet vermektedir.

http://c4defence.com/Gundem/nato-awacs-i-1-milyar-dolara-modernize-ediyor/9022/1 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Macron-Stoltenberg Görüşmesine Türkiye Damga Vurdu

Türkiye ile Fransa arasındaki Suriye ve NATO kavgası Londra'da yapılacak liderler zirvesine 5 gün kala alevlendi. Ankara'nın "Türkiye'nin Suriye'deki mücadelesine destek verilmezse, Baltık güvenlik planını onaylamayız" açıklamasına Macron, "Türkiye tek başına operasyon yapıp NATO'dan dayanışma isteyemez" yanıtını verdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşmiştir" diyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris'te Elysee Sarayı'nda görüştü. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından Macron ve Stoltenberg ortak basın toplantısı düzenledi.

İlk sözü alan Macron, NATO'nun artık çağın gereklerine uygun olarak değişmesi gerektiğini vurguladı. "Artık demir perde düştü, soğuk savaş bitti. Yeni bi dönem var" diyen Macron, Avrupa'da barış ve istikrarın sağlanması için Rusya ile stratejik diyaloğa geçilmesi gerektiğini söyledi.

Macron, Rusya ve Amerika'nın çekildiği Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması INF'in de yenilenmesi gerektiğini belirterek, "Umarım yeni nesil bir anlaşma INF'in yerini alacak. Güvenliğimizi ülkeler arasındaki ikili anlaşmalara bırakamayız. Polonya INF içinde yoktu. Umarım yeni anlaşmada yer alır" dedi.

Macron: "Ortak düşmanlarımız kim?"

Macron, NATO içinde "ortak hedefler ve düşmanlar" konusunun da köklü bir reform gerektirdiğini söyledi.

"NATO içinde bir tehlike karşısında nasıl çözüm bulunmalı? Biz kimiz, ortak düşmanlarımız kim? Rusya ve Çin ortak düşmanımız değil, bu açık. Hepimizin ortak düşmanı terör grupları ve terörizm. Fransa'nın Sahel'deki angajmanı da bu çerçevededir. Kimlerin terörist grup olduğunu tanımlamak gerekir" diye konuştu.

"Türkiye tek başına operasyon yapıp NATO'dan dayanışma isteyemez"

Fransa Cumhurbaşkanı, NATO'dan Türkiye'nin Suriye sınırındaki güvenlik planına destek gelmezse, Türkiye'nin de Baltık savunma planını engelleyeceği açıklamasına da isim vermeden değindi.

"Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine düzenlediği operasyon gerçek bir sorun yarattı. NATO'nun görev ve hakları nedir? Bunun belirlenmesi gerekir. Müttefikimiz Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anlıyorum ve saygı duyuyorum. Ama bir tarafta 'müttefikiz ve dayanışma istiyorum' deyip, diğer taraftan Koalisyon'un DAEŞ'e karşı mücadeleyi tehlikeye sokan askeri bir operasyon gerçekleştiremezsiniz" sözleriyle tepki gösterdi.

Macron: "S-400'leri de tartışmak istiyorum"

Macron 4 Aralık'ta Londra'da yapılacak NATO Liderler Zirvesi'nde bu konuyu Türkiye ile müttefikler arasında gerçek bir diyalogla görüşmeyi umduğunu belirtti.

Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 savunma sistemini ve bu sistemin NATO'nun hava savunma sistemle uyumu konusunu da tartışmak istediğini söyledi. "Bu konuda Stoltenberg'in Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamalarını selamlıyorum" şeklinde konuştu.

Stoltenberg: "Türkiye üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının önemli bir örneği"

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de soru üzerine konuya değinerek, "Türkiye konusu üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının önemli bir örneği. Türkiye'nin Suriye'ye düzenlediği oprasyonunun sonuçları konusundaki kaygılarımı gündeme getirdim. Görüş ayrılıklarımız var. Ama aynı zamanda terörle mücadelede elde edilen kazanımları da korumamız gerketiğinin farkındayız. DAEŞ ile mücadele bitmedi. Önemli ilerleme kaydettik. Birkaç ay önce DAEŞ İngiltere büyüklüğünde toprakları elinde tutuyordu. Bunu değiştirmeyi başardık ve bu çabaları sürdüreceğiz" diye konuştu.

Stoltenberg: "5'inci madde hepimizin güvenliğini garanti ediyor"

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, "Güçlü bir AB ve güçlü bir NATO madalyonun iki yüzü. İkisi de Avrupa'da barış ve özgürlüğün garantisidir." dedi.

"NATO müttefiklerinin farklı konular üzerinde farklı görüşleri savunduğunu biliyoruz. Özellikle Suriye'nin doğusunda. Ama temel konularda hemfikiriz. Birlik içinde kalmak ve birbirini savunmaya devam etmek gerekir. 5. Madde hepimizin ortak güvenliğini sağlıyor. NATO'yu modernleştirmek ve siyasi rolünü güçlendirmek için neler yapabileceğimizi konuşacağız" ifadelerini kullandı.

"NATO'da ABD'nin daha az Almanya'nın daha fazla ödeyeceği bir formül"

ABD basınına konuşan Amerikalı yetkililer Trump yönetiminin şu anda yüzde 22 olan NATO bütçesine yaptığı katkıyı azaltmaya hazırlandığını söylemiş, bunun yüzde 16'ya çekileceği belirtilmişti.

NATO Genel Sekreteri, AB ve Kanada'nın son 5 yılda 100 milyar dolar savunma yatırımı yaptıklarını dile getirdi. Harcamaların paylaşılması konusunda ABD'nin daha az, Almanya'nın daha fazla ödeyeceği, her iki ülkenin katkısının yüzde 16 seviyesine çekileceği bir formül üzerinde çalıştıklarını açıkladı.


Macron: "NATO için bir uyarı alarmına ihtiyaç vardı"

Macron'a NATO'da tartışma yaratan açıklaması üzerinden "NATO hala beyin ölümünde mi?" sorusu yöneltildi. Fransız lider, "Son yıllarda yapılan tartışmalara baktım. ABD'nin yatırım harcamaları, Avrupa barışı, INF sonrası Rusya ile ilişkiler, Türkiye konusu ve düşmanlarımızın kim olduğu konuları. Bunları çözmeden NATO'da yük paylaşımı konusunu çözemeyiz" dedi.

Macron tartışma yaratan "beyin ölümü" açıklamasını da ittifak için bir "uyarı alarmı" olarak niteledi. "Tümüyle bu sorunlara parmak basmak için yaptığım açıklamadaki sorumluluğumu kabul ediyorum" yanıtını verdi.

Stoltenberg de, bu taratışmaların NATO'da her zaman olduğunu ve NATO'nun bunları aşarak güçleneceğini söyledi. Bu kadar belirsiz bir dönemde uluslararası çok uluslu kurumlara ihtiyaç olduğunun altını çizen NATO Genel Sekreteri, "Güçlü bir NATO'ya ihtiyaç var. Her zaman görüş ayrılıklarımız oldu. Ama hepsini aşmayı, 'birimiz hepimiz hepimiz birimiz için' olmayı, birbirimizi ve barışı korumayı başardık. Yine başaracağız" dedi.

Çavuşoğlu'ndan Macron'a tepki: "Bu şekilde Avrupa'nın lideri olamaz"

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Türkiye'nin Suriye operasyonuna yönelik eleştirisine Türkiye'den de yanıt gecikmedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macron'un YPG'yi kastederek terör örgütünün hamisi olduğunu savundu.

"Terör örgütünü sürekli Elysee'de sürekli ağırlıyor. Müttefikinin terör örgütü olduğunu söylüyorsa, ona da verecek cevap var. Macron unutmasın. Merkel'in de dediği gibi Türkiye bir NATO müttefikidir. Macron müttefiklerinin yanında dursun" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron geçtiğimiz ay omurgasını YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin sözcüsü Jihane Ahmed ile görüşmüştü.

Mevlüt Çavuşoğlu, "Macron bu şekilde yalpalamalarla Avrupa'nın lideri olamaz. Şu anda Avrupa'da bir boşluk var. Lider olmak için çabalıyor ama liderlik yapay söylem ve eylemlerle olmaz" ifadelerini kullandı.

https://www.amerikaninsesi.com/a/macron-stoltenberg-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesine-t%C3%BCrkiye-damga-vurdu/5184934.html Mesajı Paylaş

doğu

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/natonun-turkiyeye-sirtini-donmesi-tarihi-bir-hata-41388047

 Öte yandan Yunanistan Nato zirvesinde Türkiye'ye kınama talep ederken bugün ABD savunma bakanı Esper'de Türkiye'nin kendi ajandası bizi ilgilendirmez çoğunluğa uymalı minvalinde şeyler söylemiş ve Baltık ülkeleri için destek vermemiz gerektiğinden bahsetmiş, Macron da malumunuz. Trump'ın geldiğinden beri AB ülkelerine özellikle Nato konusundaki tavrı da ''adam olun yoksa hepinizi Ruslara veririm'' şeklinde yürüyor beri taraftan. Nato'ya girdiğimiz tarihten bu yana askeri ve siyasi konjonktür olarak en güçlü dönemimizde olduğumuzu düşünüyorum. Ayrıca Nato'nun da bağlayıcı maddelerinin elimizi güçlendirdiğini düşünürsek bütün bunlara güvenip tezlerimizden geri adım atmadığımız takdirde Nato'nun çok başka yerlere evrilme veya bizden kaynaklı bir parçalanma yoluna girmesi çok olası. Artık hesapta olmayan ve geçmişte çok da hesaplamadıkları Türkiye faktörü var ki bunu da çözemiyorlar. Belki de tarihinin en problematik zirvesi olacak Londra'da, bakalım... Mesajı Paylaş

petibor

Oryantalist politikaları iyi analiz edebilmemiz lazım. Batı oryantalist yaklaşımı terk etmez hep kendi çıkarına göre bakar coğrafyaya. Onları ahlağa davet etmek budalalık temel direklerden birisi oryantalist politikalar o devletler için. Bir çıkmaza batağa sürüklendiğimizi görüyorlar biraz tepkisizler bu yüzden bence serbest bırakıyor ABD özellikle bizi çünkü geri döndürülemez toparlanamaz derecede batacağız bu işe. Bu ümmetin derdi olayı bizi mahfedecek hissiytım var ve mağlesef bu yönelişi görüyor oryantalistler engel olmuyorlar bize bilerek. Libya mesela adım adım geri dönülemez krize gidiyor. Mısır ile çatışmamız olası meselesi bir karışsa hava kuvveti göndeririz belkide Libya ya. Irak da sünniler nümayiş yapıyor şii ler sünniler bir birine girse İran ile savaşın eşiğine geliriz. Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Sadece PKK-PYD değil... Türkiye'de darbe organize etmiş, 251 kişinin ölümünden sorumlu FETÖ'nün, ortak bir deklerasyonla terör örgütü olarak tanınması ve NATO tarafından üyelerine tehdit ve düşman olarak kabul edilmesi de önemlidir.

Eğer diğer üyeler, Türkiye'nin en önemli güvenlik sorunu olan terör örgütleri, FETÖ ve PKK-PYD, Türkiye'nin kendi sorunudur, bizi ilgilendirmiyor, demeye devam ederlerse, "Baltık bölgesinin güvenliği de o ülkelerin kendi sorunudur, bizi ilgilendirmiyor" demeye devam etmeliyiz. Mesajı Paylaş

HDS

Trump "Sizi Rusya'ya veririm" demiyor aslında. Trump'ın -daha doğrusu çevresinin- mesajını özellikle çarpıttılar ve salağa yattılar. Kimler? Muhatapları. Yani Avrupalılar.

Trump "Aklınızı başınıza alın ve derlenin toparlanın" dedi aslında. Amerika Rusya'yı parmağının ucu ile alt eder. Amerika'nın Avrupa'ya ihtiyacı yok. Sorun da bu zaten. Madem partnere ihtiyacı yok, ama her işte de sürekli o partnerlerle sonu gelmeyen tartışmalar içine giriyor. Vaatler yerine gelmiyor falan filan. Trump aslında "Arkadaşlar, benim size ihtiyacım yok, sizin bana ihtiyacınız var ve eğer öyleyse de öyle olduğunu kabul edin ve ona göre davranın" dedi. Mesaj çok yanlış değildi, mesajı taşıyan biraz kafadan çatlaktı. Mesajı Paylaş

doğu

#66
Ara 03, 2019, 10:53 ÖÖ Last Edit: Ara 03, 2019, 11:01 ÖÖ by doğu
 Ben Abd'nin o kadar da kimseye ihtiyacı olmayan bir zirve dönemi yaşadığına katılmıyorum. Ab'nin daha çok ihtiyacı var derseniz tamamdır fakat Abd nin de ihtiyaçları var, sadece ab ye değil Türkiye'de dahil organize ettiği bu koca yapıda her taşa kendi çapları dahilinde mutlaka ihtiyacı var. Sorun sadece Rusya değil Çin duruyor orada daha ve sadece askeri düşünmemek lazım bu işin ekonomik ve siyasi yönü de var, yoksa Abd hala tek başına askeri olarak domine edebilecek durumda dünyayı en azından bir 20-30 yıl daha. Koca kıtada İngiltere hariç (ki orada da ikircikli bir durum var) kayıtsız şartsız destek bulamıyor artık, bakınız İran mevzusu bu yüzden buzdolabına kaldırıldı. Abd karıştırdığı coğrafyalarda ortaya çıkan göçmen sorunu ile Ab'yi Türkiye'nin, gaz arzı ile de Rusya'nın kucağına itti resmen. Akdeniz'de Türkiye ile İsrail'i bir potada eritip Rusya'yı bypass etmek çok kolaydı oysaki onlar için, o vakit ne Türk akımı olurdu ne de s400. Yapmadılar ve hala daha da yapmıyorlar. Hatalar nerede başladı kestiremiyorum, Obama dönemi politikaları mı yoksa Trump'la devam eden İsrail politikaları mı belli değil fakat böyle giderse Akdeniz gazı Avrupa'ya istenilen şartlarda ulaşamazsa Rusya bu işte iyice büyüyecek ve ab yi esir alacak konuma geliyor. E sen bir de Türkiye'yi böyle görmezden gelirsen nasıl olacak hocam tek başına ? İsraille Suud la falan döner mi bu çark... Mesajı Paylaş

muhendus

İlginç bir durum da şu, biz NATO'nun eski üyelerinden biri olmamıza rağmen hiç üst düzey yönetici çıkaramadık. Bir Türk genel sekreter seçtiremedik. NATO'nun 2.büyük ordusuyuz diyoruz ama bu askeri gücümüz politik, diplomatik olarak organizasyona pek etki etmemiş. Hikmet Çetin vardı Afganistanda Nato kıdemli sivil temsilcisi, bir de genel sekreter yardımcısı olan bir Türk olmuş yanlış aklımda kalmadıysa. Başka da bir etkinlik yok. Mesajı Paylaş

Baltica

Bir teamul olarak, Komutan Amerikalilardan, Genel sekreter, Avrupalilardan seciliyor. Ama Turkiye'de NATO'nun en onemli komutanliklarindan biri ve ayrica bir merkezi bulunuyor. Mesajı Paylaş

orko_8

Tacan İldem var su anki genel sekreter yardimcisi. Mesajı Paylaş

muhendus

#70
Ara 03, 2019, 02:23 ÖS Last Edit: Ara 03, 2019, 02:50 ÖS by muhendus
@Baltica hocam onu biliyorum, hatta ona da yorumum var. Eskiden İzmirdeki Nato karargahının başında Türk Orgeneral vardı, sonra yapı ve konuşlanma değişti, Landcom oldu ve şu anda Abd li general komutasında bir yapıya döndü.

Kısaca demek istediğim bu oluşumun 2.büyük ordusu olarak bana kalırsa yeteri kadar kritik pozisyonları askeri ve diplomatik olarak dolduramamışız.

Ek; biz de ülke olarak NATO'nun Avrupa kanadının parçasıyız. Türk genel sekreter seçilmesi teamüllere uygun bir durum, ama şu anki koşullarda biz aday çıkarsak bile seçilir mi bilemedim. Gerçi aday çıkaracak olsak o derece bir uluslararası organizasyona genel sekreterlik yapacak yetkinlikte kim var onu da bilemedim. Mesajı Paylaş

doğu

#71
Ara 03, 2019, 08:07 ÖS Last Edit: Ara 03, 2019, 08:30 ÖS by doğu
 Cumhurbaşkanı dörtlü zirvede Almanya, Fransa ve İngiltere'ye "Stretejik Ittifakin Güçlü Üyesi Türkiye" isimli bir kitap hediye etmiş. Okusalar iyi olur.
Ekle; Trump'a da verilmis ayni kitap evvelden. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

NATO zirvesi - Stoltenberg: Baltık ülkeleriyle ilgili güncellenmiş savunma planı onaylandı

İngiltere'de düzenlenen zirvenin sonucunda, Erdoğan'ın "YPG terör örgütü kabul edilmezse, veto edeceğini" açıkladığı Baltık ülkeleri savunma planı onaylandı. Zirve kapsamında Erdoğan ve Trump da ikili görüşme yaptı.

Zirvede üye ülkelerden, olası bir Rus saldırısı karşısında Polonya, Litvanya, Latviya ve Estonya'nın savunulması amacıyla hazırlanan askeri plana destek vermeleri isteniyordu.

Türkiye ise YPG'nin ittifaka üye ülkeler tarafından "terör örgütü" olarak nitelendirilmemesi halinde bu planı veto edeceğini söylüyordu.

Zirvenin ardından açıklama yapan Jens Stoltenberg, "Bugün Baltık ülkeleri ve Polonya için güncellenmiş plan üzerinde uzlaştık" dedi:

"NATO var olduğu süre boyunca anlaşmazlıklar da oldu. Farklı tarihleri, coğrafyaları, iktidarları olan 29 farklı ülke var, dolayısıyla farklılıklar da var. NATO'nun gücü, her zaman bu farklılıkların üstesinden gelebilmesi ve birbirimizi korumak ve savunmak görevini yerine getirmek üzere birlik olabilmesinden geliyor. Bugün yaptığımız şey tam olarak bu oldu."

Zirve öncesinde İngiliz haber ajansı Reuters'a konuşan Türkiye'den bir diplomatik kaynak, "YPG'nin Ankara'ya terör tehlikesi oluşturduğunu kabul eden savunma planı bildiriye dönüşmezse, diğer bildirinin de (Baltık ülkeleri ve Polonya planı) yayımlanmasına izin vermeyeceğiz" demişti.

İngiltere'ye doğru yola çıkmadan önce konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, "Bizim terör örgütü olarak telakki ettiğimiz ve kendileriyle terör mücadelesi verdiklerimizi, bizim NATO'daki dostlarımız eğer terör örgütü olarak kabul etmezse, kusura bakmasınlar, orada atılacak her türlü adımın karşısında oluruz." ifadelerini kullanmıştı.

Ortak bildiri: Terörizmin her türü, hepimize yönelik bir tehdit olmaya devam etmektedir
NATO zirvesinin sonunda 9 maddelik ortak bildiri yayımlandı.

Bildirinin 3. maddesinde "Rusya'nın agresif adımları Avrupa-Atlantik güvenliğine tehit oluşturmaktadır; terörizmin her türü, hepimize yönelik bir tehdit olmaya devam etmektedir. Devletler ve devlet-dışı aktörler kurallara dayalı uluslararası düzeni bozmaktadır. Sınırlarımızın ötesindeki istikrarsızlık da düzensiz göçü artırmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

"Rusya'nın yeni orta ölçekli füzelerini konuşlandırması karşısında ölçülü ve sorumlu bir şekilde ele alıyoruz, almaya da devam edeceğiz." denilen bildiride, "Rusya mümkün kıldığı takdirde Rusya'yla diyaloğa ve yapıcı bir ilişki geliştirmeye açığız" ifadeleri yer aldı.

Bildiride, Çin'in büyüyen etkisinin farkında oldukları ve bu konuyu ittifak olarak ele alacakları belirtildi.

Londra Deklarasyonu'nda yaklaşık 1 milyar kişinin güvenliği için "dayanışma ve birlik" ilkelerinin NATO'nun temel taşı olmaya devam ettiği belirtildi. Washington Anlaşması'nın "bir müttefike yönelik saldırı hepimize yapılmış sayılır" diyen 5. maddesine olan bağlılık yinelendi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, zirvenin başlangıcında yaptığı konuşmada aynı konuya değinmişti:

"NATO, Kuzey Amerika ve Avrupa'nın bir araya gelip tartışabildiği, karar alabildiği ve neredeyse bir milyar insanı koruyan adımları her gün birlikte atabildiği tek platform olmaya devam ediyor. Bu sebeple, farklılıklarımız ne olursa olsun, asıl görevimizin etrafında birleşmeye devam edeceğiz; birbirimizi korumak, hepimizin birimiz, birimiz hepimiz için."

Erdoğan ve Trump görüştü

İngiltere'nin Londra yakınlarındaki Watford kentinde düzenlenen zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump bir araya geldi.

Görüşmenin ardından, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter üzerinden "görüşmenin verimli geçtiği" açıklaması yaptı:

Beyaz Saray sözcüsü de, "İki başkan Türkiye'nin ittifaka yönelik taahhütlerini yerine getirmesinin önemini, ikili ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılarak ticaretin güçlendirilmesini, bölgesel güvenlik sorunlarını ve enerji güvenliğini konuştu" açıklaması yaptı.

İkili görüşmenin ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel'le bir araya gelen Trump, görüşme öncesinde "Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak iyi iş çıkardığını" söyledi.

Macron'un "Beyin ölümü gerçekleşti" sözlerine tepki

Stoltenberg'in zirvenin hem başlangıcında hem sonunda yaptığı açıklamalarda sözünü ettiği anlaşmazlıkların başında, NATO'nun işlevini "beyin ölümü gerçekleşti" diyerek eleştiren Macron'a yönelik tepkiler geliyor.

Trump, Macron'un sözlerini "çok aşağılayıcı" bulduğunu söylemiş, Fransa'nın NATO'ya tüm ülkelerden fazla ihtiyacı olduğunu iddia etmişti.

Macron'ın ifadesinin kendisini çok şaşırttığını vurgulayan Trump, "Türkiye, Macron'a kendi beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyerek yanıt verdi ki, bu çok ilginç" demişti.

NATO ile ilgili olarak söylediği "Beyin ölümü gerçekleşti" cümlesinin arkasında olduğunu belirten Macron ancak NATO'nun hala güçlü bir kurum olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Cuma günü yaptığı açıklamada Macron'a tepki göstermişti. Erdoğan, "Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron, bak Türkiye'den sesleniyorum, NATO'da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir" demişti.

NATO zirvesinin önemli gündem maddelerinden biri de ülkeler arasında savunma harcamalarının "daha adil şekilde" paylaştırılmasıydı.

ABD Başkanı Trump diğer NATO üyesi ülkelerden, savunma harcamalarını artırmalarını istiyor.

Trump bazı ülkeleri de, savunma harcamalarına, üzerinde anlaşılan GSYİH'nin yüzde 2'si oranında kaynak ayırmadıkları gerekçesiyle eleştiriyor.

Yunanistan da, Türkiye ile Libya arasında varılan Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı NATO'ya taşıyacağını ve Ankara'nın kınanmasını talep edeceğini açıklamıştı.

Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı füze savunma sistemi S-400'ler sebebiyle yaptırım uygulanması düşünen liderler de var.

Salı günü Trump'la görüşmesinde bu konuyu dile getiren Macron, "Türkiye, NATO ile uyumlu olmamayı seçti" dedi ve NATO üyesi olarak kalmak isteyip istemediğini Erdoğan'a soracaklarını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise bu konuyla ilgili olarak Türkiye'ye yaptırım uygulanıp uygulanmayacağına baktıklarını söyleyerek, selefi Barack Obama'yı Türkiye'ye Patriot savunma sistemini satmamakla suçladı.

Macron, aynı görüşmede "Türkiye'ye baktığım zaman şunu görüyorum: Şimdi bizimle beraber çalışanlara karşı savaşıyorlar. Aynı zamanda bazen de IŞİD'le bağlantılı gruplarla beraber çalışıyorlar" da dedi.

"Türkiye, güvenlik, ticaret, göç ve Avrupa Birliği konuları ile ilgili olarak Türkiye ile işbirliğini yitirdik" diye konuşan Macron ayrıca Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirdiklerini söyledi.

Erdoğan ve Macron, Salı akşamı Suriye konulu dörtlü zirvede, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Johnson'la "dörtlü zirve"de bir araya geldi. Ardından bir açıklama yapan Erdoğan, "Görüşmenin İyi geçtiğini" söyledi

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50659928 Mesajı Paylaş

nokta

Brexit Sonrası NATO: İskoçya'nın statüsü

Türkiye her zaman dostu olmadığından, yalnız bırakıldığından şikayetçi olsa da bu durumu yaşayan tek ülke değil. Birleşik Krallık'taki yapılan AB'den ayrılma referandumu Brexit sonrasında Birlikten çıkmak istemeyen İskoçya'yı zor günler bekliyor.

Brexit referandumu Avrupa Birliği ile ilgili olsa da, olumsuz sonuçları gündemde yeni senaryolara yer açıyor. Anket Birleşik Krallık'ın parçalarından İngiltere'nin Birlikten ayrılmak istediğini gösteriyor. İskoçya ise Birlikte kalmak için bağımsız bir yol izleyebilir. Bu durumda İskoçya da NATO üyesi olmayacak.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg İskoçya'nın o zaman NATO ittifakından ayrılması gerekeceğini . Olursa, o zaman İngiltere'nin NATO'ya devam edeceğini söyledi. Stoltenberg, "NATO'daki tüm kararlar fikir birliği ile alındığından tüm müttefiklerin anlaşmasına ihtiyacımız var." dedi.

Birleşik Krallıktan ayrılan İskoçya'nın ittifaka girmek istediğinden İspanya'nın direnişi ile karşılaşacağı düşünülüyor. İspanya bu durumun Katalonya bölgesinde kırılmayı teşvik edeceği endişesi taşıyor.

http://c4defence.com/Gundem/brexit-sonrasi-nato-iskocya-nin-statusu/9151/1 Mesajı Paylaş

Karabasan

'NATOME' bir Trump fantezisi mi, 2020'lerin gerçeği mi?


3 Ocak'ta Bağdat Havalimanı'nda İran Devrim Muhafızları'nın ve Tahran rejiminin bölgesel nüfuz mücadelesinin sembol ismi General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi, çok boyutlu etkileriyle gündemimizi meşgul etmeye devam ediyor. Bu suikast, gerçekleştirilme biçimi ve zamanlaması kadar, bu tarihten sonra gerek Orta Doğu'da gerek küresel ölçekte bir dizi olayın gidişatını belirlemesi açısından milat olma özelliği taşıyor. Süleymani'nin ortadan kaldırılmasının İran-ABD ölçeğindeki kısa vadeli etkilerini halihazırda yaşıyoruz. İran'ın diplomatik izolasyonu ve yıkıcı ekonomik yaptırımlara Süleymani suikastı ile eklenen askeri caydırıcılık unsuru, şimdilik İran'ın görece hafif bir balistik füze saldırısı ile karşılık buldu. Peki tarafların bu karşılıklı caydırıcılık oyunu hep belli sınırlar içerisinde kalabilecek mi? Bu gidişatın topyekûn bir savaşa dönüşme ihtimali var mı? Eğer böyle bir ihtimal varsa bunun boyutu nerelere ulaşabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran'ın misillemesini takiben 9 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında bu soruların cevaplarını kendi buluşu olan yeni bir kısaltma ile verdi: "NATOME"...Yani Orta Doğu NATO'su... Orta Doğu'da Kuzey Atlantik İttifakı'nın daha fazla rol alması ve özellikle İran konusunda sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Trump'ın bu sözleri, ABD başkanının kendine has kişiliğinin yeni bir sürprizi olarak değerlendirilerek üzerinde fazla konuşulmadı ya da ülkesindeki bir kısım basın tarafından mizah ve eleştiri malzemesi haline getirildi.

Oysa, Trump'ın gündeme getirdiği bu konu hiç de hafife alınacak bir gelişme değildi. Bu açıklamanın ardından ABD Başkanı Trump ile NATO Genel Sekreteri Stoltenberg arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde tarafların NATO'nun bölgesel istikrarı sağlama ve uluslararası terörizmle mücadele için Orta Doğu'ya daha fazla müdahil olabileceği konusunda fikir birliği oluştuğu ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley tarafından açıklanıyordu. Milley, istikrarsızlığın öncelikli kaynağı olarak ise İran'ın balistik füze kapasitesine işaret ediyordu. Ocak ayının ilk haftasında Irak'ta ABD askerlerinin bulunduğu üsleri hedef alan bu füzelerin 18 Ocak'ta ise Yemen'in başkenti Sanaa'nın kuzeyinde Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçlerinin kampını hedef alarak 50'nin üzerinde can kaybına yol açması da Milley'in söylemini tasdik eden bir diğer gelişme oldu.

İlk emareler Münih Güvenlik Konferansı'nda görülecek

Stoltenberg-Trump görüşmesini takiben NATOME meselesi kısa sürede bir başka önemli platformda daha ele alındı. 14-15 Ocak tarihlerinde Brüksel'de düzenlenen NATO Askeri Komite Toplantılarının 182.'sinde gündemin önemli başlıklarından biriydi. Bu toplantı ile eş zamanlı olarak 2019 yılında darbe söylentilerinin ön plana çıktığı Ürdün'ün kralı II. Abdullah da NATO karargahında temaslarda bulundu.

Trump'ın "NATOME" deklarasyonunun üzerinden bir hafta bile geçmeden "Orta Doğu NATO"su bu toplantıda Genelkurmay Başkanları tarafından ne şekilde ele alındı? NATOME'nin ulaştığı safhayı anlayabilmek için NATO Askeri Komite Başkanı Sir Stuart Peach'in toplantının açılışı ve kapanışında yaptığı konuşmalara kısaca göz atalım. Sir Peach'in açılış konuşmasındaki şu kısımlar belki gelecekte karşılaşacağımız gelişmelerin anahtarı niteliğinde:

"Kuzey Atlantik İttifakı olarak güçlüyüz ve değişen güvenlik ortamına uyum konusunda çalışmalarımız sürüyor. Aldığımız her yeni karar, NATO ve müttefikleri için bu uyum sürecinin bir parçasıdır. Çalışmalarımızın sonuçlarını da alıyoruz. Gelecek yıllardaki zorlu görevlerimizi yerine getirmek için atacağımız ilave adımlar da var."

NATO Askeri Komite Başkanı Sir Peach, İttifakın Soğuk Savaş sonrasında süren uyum sürecine dikkat çektikten sonra Brüksel'deki toplantının gündeminde NATO'nun güney kanadında yaşanan gelişmelerin ele alınacağını, bunun yanı sıra Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler üyesi partner ülkelerle yürütülecek işbirliği konularının değerlendirileceğini kaydediyor. Sir Peach ayrıca günümüzde NATO müttefiklerinin Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya, kuzey kutup bölgesinden tropikal kuşağa kadar geniş bir alanın barış ve güvenliğinden sorumlu olduğuna vurgu yapıyor. Orgeneral Stuart Peach, açılışta uyum ve gelecekteki zorlu mücadele alanlarına işaret ederken, kapanış konuşmasında NATOME konusunda beklenen mesajı veriyor. Genelkurmay başkanlarının ABD tarafından gündeme getirilen NATO'nun Orta Doğu'daki rolünün genişletilmesini ele aldıklarına işaret eden Sir Peach, bu konunun üye ülkelerin siyasi yetkilileri tarafından gelecek haftalarda değerlendirileceğini kaydetti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun da 9 Ocak ile Brüksel'deki NATO toplantısı arasında geçen sürede ittifakın bazı üyeleriyle görüşerek NATOME için destek aldığını açıklaması, konunun 2020 yılı içerisinde giderek ısınacağına işaret ediyor. Bu ısınmanın ilk emarelerini de muhtemelen 14-16 Şubat tarihlerinde 56.'sı düzenlenecek Münih Güvenlik Konferansı'nda göreceğiz. Geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı, Rusya'nın hedef tahtasına oturtulduğu bir zemine dönüşmüştü. Uzmanların beklentisi bu yıl da İran ve Irak odaklı olarak Orta Doğu üzerine çetin tartışmalara sahne olacak bir Münih Güvenlik Konferansına şahit olunacağı yönünde. Haziran ayında NATO Savunma Bakanlarını bir araya getirecek zirve ise muhtemelen, İran'a dair gelişmelerin hız kazanmasıyla beraber NATOME meselesinin daha da olgunlaşacağı bir zemini Kuzey Atlantik İttifakı üyelerinin gündemine taşıyacak.

Peki NATO'nun Orta Doğu'ya uzanmasını öngören bu yeni oluşum mümkün mü? Bu yalnızca Trump'ın bir öngörüsünden mi ibaret?

Kuzey Atlantik İttifakı'nın Soğuk Savaş sonrasında varlık sebebini sürdürmesi ve yeni görevlerle kendini tanımlaması gerekiyordu. Bu ihtiyaç, Sovyetler Birliği'nin dağılmasını takip eden yıllarda Balkanlar'da ortaya çıkan silahlı çatışmalar, Akdeniz'deki göç ve istikrarsızlık, Orta Doğu'daki savaşlar ve terör tehdidi gibi vasıtalarla doğrulandı. Başkanlığının ilk 4 yılının önemli kısmını, Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa'daki NATO üyelerini, İttifak için daha fazla ödeme yapmaya ikna etmeye ayıran, bunda da başarılı olan Trump, görünen o ki NATO'nun de facto olarak küresel çapta yürüttüğü güvenlik görevini kural ve kaidelere bağlayacak, Kuzey Atlantik odaklı kurulan ittifakı Orta Doğu'ya ve ardından Asya-Pasifik bölgesine taşıyacak yeni yapıların peşinde.

NATO'nun değişen stratejik konsepti

2019 yılının Aralık ayında Londra'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi öncesinde İttifak'ın Çin tehdidine karşı örgütlenmesi gerektiği konusu gündeme getirilmiş, ancak bunun için tartışma zemininin henüz olgunlaşmadığı ABD tarafından görülmüştü. Nitekim, Çin tehdidinin önemli bir ayağı olarak Washington tarafından işaret edilen Huawei kaynaklı 5G teknolojisine geçiş konusunda İngiltere ve Almanya, Çin ile işbirliği konusunda ısrarlarını da ortaya koydular.

NATO'yu Çin'e karşı organize olma konusunda "henüz!" harekete geçiremeyen ABD'nin ikinci hedefi ise Süleymani suikastını takip eden balistik füze misillemesi ile İran olarak belirdi. Yani kısa vadede NATO ittifakı üyesi ülkeler, Rusya'nın hibrid savaş metotlarını göğüslerken, bir yandan da Orta Doğu ve Asya-Pasifik'te ittifakın yeni yapılanmaları ile de tanışacaklar. Trump'ın savunma harcamalarının artırılması konusundaki ısrarında sağladığı başarı, yakın gelecekte NATOME'ye bir NATOASPAC (NATO Asia-Pacific) eklenmesini de beraberinde getirecektir.

Tarihe dar bir perspektiften bakanlar için yalnızca Süleymani'nin ortadan kaldırılmasıyla gündeme gelmiş gibi görünen bu süreç aslında Soğuk Savaş'ın sona erdiği kabul edilen 1991 yılından bu yana olgunlaşmakta. Yani NATOME ya da NATOASPAC fikirleri, yaklaşık 30 yıldır devam eden bir sürecin meyveleri.

Bu sürecin ilk adımının atıldığı yer ise İtalya'nın başkenti Roma. 7-8 Kasım 1991'de Roma'da düzenlenen NATO hükümet ve devlet başkanları zirvesinde, İttifak'ın bugün şekillenmekte olan yapısının çerçevesi çizildi. 1949'daki "kitlesel mukabele" ve 1967'deki "esnek mukabele" stratejilerinin ardından SSCB'nin dağılmasıyla NATO üçüncü kez strateji belirleme ihtiyacı duyuyordu. Benimsenen yeni stratejik konsept, savunma alanının ötesine geçerek NATO müttefiklerini çevreleyen ülkelerdeki siyasal, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerden kaynaklanabilecek krizlere odaklanacaktı. Böylece NATO savunma bölgelerinin istikrarını tehdit edebilecek iç savaşlar, ekonomik krizler, terör tehditleri, terörist grupların kitle imha silahları kullanma tehditleri, kitlesel göç hareketlerinin tamamı NATO'nun ilgi alanı içerisine giriyordu. Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle yaşanan gelişmeler bu yeni konseptin belirlenmesinde önemli bir ilham kaynağı olmuştu. Roma Bildirisi'ni takiben kurulan Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi de yeni stratejinin uygulanmasının en etkin araçlarından biri olmuş, İttifak'ın etkinliği "diyalog" kurumları ve "partner ülkeler" aracılığıyla Avrupa-Atlantik-ABD yörüngesinin ötesine taşmaya başlamıştı.

Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi'nin bir sonraki önemli adımı NATO-Akdeniz Diyaloğunu tesis etmek oldu. İlk aşamada Mısır, Ürdün, Moritanya, İsrail, Fas ve Tunus'un dahil olduğu gruba 2000 yılında Cezayir de katıldı. NATO üyesi olmayan ülkelerle kurulan bu ilişki, İttifak'ın Akdeniz'den İran Körfezi'ne uzanan koridoru kontrol altına alma yönünde attığı ilk adım oldu. 1998-1999 yıllarındaki Kosova Savaşı ile aynı döneme denk gelen Washington'daki NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesi de İttifak'ın gelişen ve değişen stratejik konseptinde yeni bir adım oldu. Birinci Körfez Savaşı'nı takiben gündeme gelen strateji değişikliği bu kez Bosna ve Kosova savaşlarından edinilen tecrübe ile yenileniyordu. Washington Zirvesi tamamlanırken, İttifak bu kez "İttifak'ın kontrol ettiği coğrafi alanların ötesinde" askeri müdahalelerde bulunabileceğini ilan ediyor, hatta bunun için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının da beklenmeyebileceğini ilan ediyordu.

Washington Zirvesi, 21. yüzyılda NATO'nun yeni rolünün işaretlerini verirken, Rusya'yla da köprülerin atılmaya başlandığı dönüm noktası oldu. Moskova artık NATO'nun doğuya doğru ilerlemenin ötesinde küresel bir askeri müdahale gücü haline geldiğini fark etmişti. 11 Eylül 2001'deki terör saldırıları ise NATO'nun "alan dışı" hareket konseptinin kapılarını ardına kadar açtı. 2002 yılında Prag'daki zirvede NATO Mukabele Kuvveti'nin (NATO Response Force-NRF) kurulması onaylandı. Hareket kabiliyeti yüksek kara, deniz ve hava unsurlarından oluşacak bu kuvvetin başlıca amacı, NATO üyesi ülkeleri, nükleer, biyolojik ya da kimyasal bir tehdide karşı korumak olarak belirlendi. Yani, dünyanın herhangi bir yerindeki bir terör örgütünün, bir NATO ülkesinde kitle imha silahları ile saldırı düzenlemesi ihtimali ortaya çıktığında her nerede olursa olsun İttifak buna müdahale edebilecek organizasyonu teşkil etmişti.

NATO'nun küresel ölçekte giderek daha geniş bir alan hakimiyetine geçişindeki bir sonraki adım ise 2004 İstanbul Zirvesi'nde hayat buldu. NATO-Akdeniz Diyaloğunun ardından İttifak yeni bir bölgesel ilişki için köprü kurdu. Bu defa "İstanbul İşbirliği İnisiyatifi" başlığı altında NATO ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler bir araya geliyordu. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri bu inisiyatif kapsamında NATO'nun kimi operasyonlarında yer alırken Suudi Arabistan ve Umman resmi olarak katılmamakla beraber bu yapının toplantılarında hazır bulunuyorlar.

NATOME'den sonra NATOASPAC'la da tanışabiliriz

Bizi yakından ilgilendiren NATOME yani "Orta Doğu NATO'sunun" temelini oluşturacak yapı için de işaret edilen unsurlar NATO-Akdeniz Diyaloğu üyesi ülkeler ile İstanbul İşbirliği İnisiyatifi (ICI ) ülkelerinden İran tehdidini fazlasıyla hisseden ülkeler olabilir.

NATO'nun Orta Doğu'nun ardından "diyalog" adı altında örgütlenerek somut bir askeri ittifaka yöneldiği Asya-Pasifik bölgesinde ise yine bir de facto yapılanma, varlığını gün geçtikçe daha fazla hissettiriyor. 2010 yılındaki Lizbon ve onun uzantısı sayılabilecek 2012 yılındaki Chicago zirvelerinde İttifak'ın küresel misyonuna verilen ağırlığın daha da fazla hissedildiği adımlar atıldı. Özellikle Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Avustralya'nın aralarında bulunduğu 13 operasyonel ortağın Chicago Zirvesi'ne davet edilmeleri, İttifak'ın nüfuz alanının küresel bir boyut kazanacağının işareti oldu. "NATO Asya-Pasifik Diyaloğu" adı altında devam eden işbirliğinin, geçen Aralık ayındaki Londra Zirvesi öncesinde gündeme getirilen Çin tehdidine karşı ya da nükleer silahları gerekçe gösterilerek NATO şemsiyesi altında Kuzey Kore'ye karşı organize olarak NATOASPAC'ın da hayata geçirilmesinin an meselesi olabileceği gerçeğini gündeme taşıyor. ABD Başkanı Trump'ın, Kuzey Kore ile sonuçsuz kalan diyalog çabasının, bölgedeki bir başka sürpriz gelişme neticesinde bizi NATOASPAC'la tanıştırması şaşırtıcı olmayacaktır.

NATO'nun Soğuk Savaş'ın bitiminden itibaren kendine yeni bir kimlik ve var olma amacı edinmek için takip ettiği yol, İttifak'ın dünyada gelişen ve değişen tehditlere paralel olarak, Kuzey Amerika-Avrupa eksenini aşarak küresel boyutta bir organizasyona dönüştüğüne işaret ediyor. Bu organizasyonun Orta Doğu ayağının da İran üzerinde artan baskıya bağlı biçimde şekillenmekte olduğu giderek netleşiyor. ABD Başkanı Trump'ın 9 Ocak'ta gündeme getirdiği NATOME'yi, içinde bulunduğumuz 2020 yılının NATO zirvelerinden birinde somutlaşmış bir halde bulmamız sürpriz olmayacaktır.
https://www.aa.com.tr/tr/analiz/natome-bir-trump-fantezisi-mi-2020lerin-gercegi-mi/1708200

Sözün özü şudur
NATO 90 lı yıllarda yaptığı gibi 2. bir Çekiç Güç Harekatına hazırlanıyor.
Bu bizim için tuzaktan başka bir şey değildir. 1. Çekiç Güç Harekatından sonra başımıza gelenler gayet net ortadadır.
Burada sürecin dışında kalmamız mümkün olmamakla birlikte bizi asıl meşgul etmesi gereken mesele bu yeni operasyon dizilerinde
Türkiye'nin kendisine biçmesi gereken rol ile alakalıdır.
Türkiye ABD'ye dayattığı stratejik çıkarlarının öncelenmesi şartlarından zerre kadar taviz vermemeli ve NATO'ya kendisinin görmezden gelinemeyeceğini göstermelidir. Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter