Amerika Birleşik Devletleri

Başlatan Sihirbaz, Oca 22, 2017, 12:40 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Trump'ın basın öfkesi

ABD Başkanı Donald Trump, basında yemin töreniyle ilgi çıkan haberleri sert şekilde eleştirdi. Öte yandan CIA merkezini ziyaret eden Trump, istihbarat yetkililerine "arkanızdayım" mesajı verdi.

ABD Başkanı Donald Trump ve sözcüsü, basının göreve başlamasıyla ilgili haberleri veriş tarzını eleştirdi. Trump, yemin törenine katılan izleyici sayısı hakkında yalan söylediklerini savundu.

Trump, "Cuma günü Capitol'de bir konuşma yaptım ve 1-1,5 milyon insan gördüm" dedi. Trump basının, normalde kimsenin durmadığı boş alanları gösterdiğini ve kimseyi alana çekemediğini öne sürdüklerini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü'nden sert açıklama

Trump ayrıca Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer'ın da konuyla ilgili bir açıklama yapmasını istedi. Spicer, ilk basın açıklamasında, Trump'ın yemin töreniyle ilgili fotoğrafların, gerçeği gizlemek için özellikle kesildiğini söyledi. 

Bu haberlerin utanç verici olduğunu söyleyen Spicer, "Basının da sonunda sorumluluklarını almasını sağlayacağız. Amerikan halkı daha iyisi hak etti" şeklinde konuştu. Spicer, "Spicer, "Bu, şimdiye kadar bir devir teslim törenindeki en büyük kalabalıktı, nokta. Basının Trump'ın yemin törenindeki heyecanı yok etme çabası utanç verici ve yanlış" şeklinde konuştu.

Spicer, yemin töreninin yapıldığı gün, 420 bin kişinin metroyu kullandığını, Obama'nın 2013 yılında yeniden göreve geldiği gün bu sayının 317 bin olduğunu söyledi.

"Washington Post" ise her iki verinin de yanlış olduğunu yazdı. Trafik işletmesine göre, bu oranın cuma günü 571 bin, 2013'te ise 782 bin olduğunu belirtti.

Trump'tan CIA'ye ziyaret

Trump, öte yandan, CIA merkez binasına ilk ziyaretini de gerçekleştirdi. Hayatını kaybeden CIA ajanları anısına dikilen anıtın önünde açıklama yapan Trump, "Arkanızdayım" dedi.

Trump, seçilmesinin ardından istihbarat servislerinin eleştirilerine değinmedi. Trump, "İstihbarat birimleri ve CIA hakkında kimse Donald Trump'tan daha güçlü duygulara sahip değildir" dedi.

http://www.dw.com/de/trump-will-anderthalb-millionen-zuschauer-bei-seiner-inauguration-gesehen-haben/a-37228225
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Amerikan Başkanı Donald Trump'ı protesto etmek için düzenlenen "Kadın Yürüyüşü" adlı eylemlere dünyanın dört bir yanında on binlerce kişi katıldı.

Avrupa başkentlerinde düzenlenen yürüyüşlerde kadın düşmanlığı, ırkçılık, homofobi ve dini hoşgörüsüzlük protesto edildi.

İngiltere'nin başkenti Londra'daki yürüyüşe katılan eylemciler Trump'ı ırkçılığı normalleştirmeye çalışmakla suçladı:

"Trump'ın politika olarak öne çıkardığı nefreti ve bölünmeyi protesto etmek için yürüyoruz. Ayrıca bu ülkede yükselişe geçen yabancı düşmanlığına karşı yürüyoruz. Irkçılığın normalleşmesini, kadın düşmanlığını ve cinsiyet ayrımcılığını protesto ediyoruz."

Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlen yürüyüşün adresi ABD Büyükelçiliği'nin önüydü. Eylemciler temel hak ve özgürlükler için birlikte hareket etme mesajı verdi.

"Birçok hakkımızın elimizden alınmasından endişe ediyorum. Demokrasi ve ülkem için korkuyorum. Fakat aynı zamanda umudumu koruyorum. Çünkü çok sayıda insanın Trump'a karşı birlikte hareket ettiğini görüyorum."

Paris'te bir araya gelen Fransız eylemciler ise "ırkçılık ve nefretin sadece ABD'nin sorunu olmadığını" belirtti.

Kamuoyu yoklamalarına göre Avrupalıların yüzde 82'si Trump'ı "saldırgan", yüzde 75'i "ırkçı", yüzde 72'si "tehlikeli" buluyor.

http://www.euronews.com/2017/01/21/donald-trump-protests-held-across-europe Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Trump Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan çekildi

ABD Başkanı Trump, Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan çıkılmasını onaylayan bir kararname imzaladı. Trump, seçim kampanyası sırasında Pasifik bölgesi ile yapılan serbest ticaret anlaşmasına karşı olduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, göreve başladığı ilk haftada Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan (TTP) çıkılmasını onaylayan karara imza attı. Trump, kararnameyi imzalamasının ardından, "Amerikalı işçiler açısından önemli olanı yaptıklarını" söyledi. Trump böylelikle seçim kampanyası sırasında verdiği sözü tutmuş oldu.

2015 yılında Trump'ın selefi Barack Obama tarafından imzalanan Trans-Pasifik Ortaklığı ABD ile birlikte Avusturalya, Brunei, Şili, Japonya, Kanada, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Peru, Singapur ve Vietnam arasında serbest ticaret bölgesi oluşturulmasını öngörüyordu. Dünya ekonomisinin yüzde 40'ını oluşturan ülkelerin imzaladığı bu anlaşma ile Pasifik bölgesinde Çin'in artan ekonomik etkilerine karşı konulması hedefleniyordu. Anlaşma henüz yürürlüğe girmemişti.

Trump NAFTA'yı yeniden müzakere edecek

Birçok Amerikalı tarafından işini kaybetme ve fabrikaların kapatılmasına neden olarak gösterilen serbest ticaret anlaşmalarına Trump'ın karşı çıkması, birçok seçmenin de Trump'ı tercih etmesinde etkili oldu. Trump'ın 22 yıldır yürürlükte olan, Kanada ve Meksika'yı kapsayan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nı (NAFTA) da yeniden müzakere etmesi bekleniyor. Bu çerçevede, Trump'ın Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto ile bir araya gelmesi planlanıyor.

ABD ile Avrupa Birliği arasında imzalanması planlanan Atlantik aşırı Ticaret ve Yatırım Ortaklığı'nın (TTIP) akıbeti konusunda ise Trump herhangi bir açıklama yapmadı.

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada ise Trump'ın, ikili ticaret anlaşmalarına sıcak baktığına işaret edildi. Trump'ın, İngiltere ile karşılıklı ticareti artırmak istediği, konunun cuma günü İngiltere Başbakanı Theresa May ile yapacağı görüşmede gündeme gelebileceği kaydedildi.

İki kararname daha imzaladı

ABD'nin yeni başkanı, pazartesi günü ayrıca kamu sektöründe memur alımının dondurulmasını ve kürtaja destek veren yabancı sivil toplum örgütlerine devletin mali desteğinin kesilmesini öngören iki karara daha imza attı.
Trump'ın cuma günü yemin ederek göreve başlamasından sonraki ilk icraatı, selefi Obama tarafından hayata geçirilen sağlık reformu yasasının iptaline yol açabilecek kararı imzalamak olmuştu.

Trump, pazartesi sabahı Twitter hesabından paylaştığı mesajda, "işle geçecek bu yoğun haftada ağırlığı istihdama ve ulusal güvenliğe vereceğini" duyurdu. Pazartesi günü iş dünyasının temsilcileri ile bir araya gelen Trump, firmalara yüzde 15 ile 20 arasında vergi indirimi getirileceğini açıkladı. Trump, ancak Amerikan firmalarının ülke dışında üretim yapıp, ülke içinde mallarını satmak istemesi halinde gümrük cezası ödeyeceğini belirtti. Trump, mevzuatta yapılacak değişiklik ile de Amerikan firmalarının ülke içinde üretim yapmasının destekleneceğini kaydetti.

http://www.dw.com/de/trump-k%C3%BCndigt-freihandelsabkommen-tpp-auf/a-37244406 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Trump'tan tartışmalı 2 petrol boru hattı projesine onay

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinde tartışma yaratan ve büyük protestolara yol açan iki boru hattı projesinin inşasına yönelik kararameleri imzaladı.

Başkanlık kararnamelerini imzalarken kameralara poz veren Trump, "Şu andan itibaren ABD'de boru hatları döşemeye başlayacağız... Tıpkı eski günlerde döşediğimiz gibi" dedi.

Eski Başkan Obama Keystone XL boru hattının inşasına çevrecilerin baskısı sonrası onay vermemiş, Dakota Access boru hattının inşası da protestolar sonrası durdurulmuştu. Trump ise seçim başkanlık kampanyası süresince Keystone XL boru hattını ve kömür endüstrisi başta olmak üzere, fosil yakıt kullanımını destekleyeceği sözü vermişti.

Keystone XL boru hattı ile ABD'nin Meksika Körfezi'ndeki petrol tesislerine Kanada'dan petrol taşıması hedefleniyor. Hattı savunanlar, petrolü borularla taşımanın yol veya demiryolu üzerinden taşımaya kıyasla daha güvenli olduğunu söylüyor. Özellikle yerli halkın aleyhinde protesto gösterileri düzenlediği Dakota Access boru hattı ile ilgili olarak ise ABD ordusu da başka bir güzergah aramaya başlandığını duyurmuştu.

Çevrecilerden Trump'a tepki

Ülkedeki çevreci gruplar ise imzaladığı son başkanlık kararnameleri sonrası Trump'a tepki gösterdi.
Greenpeace Direktörü Annie Leonard, "Trump boru hatlarının iş imkanı yaratacağına yönelik asılsız iddiaları destekleyeceğine Amerika'nın geleceğinin yattığı temiz enerji sektörüne odaklanmalı" dedi.

124 yıldır faaliyet gösteren doğa koruma örgütü Sierra Club'ın yöneticisi Michael Brune ise "Donald Trump yalnızca dört gündür görevde ama bu kadar kısa sürede bile iklimimizi riske atacağına yönelik endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi" diye konuştu ve ekledi: "Basitçe söylemek gerekirse Donald Trump tam da tahmin ettiğimiz gibi biri: ABD'lilerin topraklarını, temiz havayı, yerlilerin haklarını ve temiz suları kurumsal kirleticilere satacak bir insan."

Obama'nın başkanlığı döneminde Keystone XL boru hattı enerji endüstrisinin herhangi bir projesi olmanın ötesine geçti. Proje çevrecilerle petrol savunucuları, liberallerle muhafazakârlar, regülasyon yanlılarıyla "bırakınız yapsınlar" zihniyetini savunanlar arasında büyük bir vekalet savaşına dönüştü.

Trump, başkanlık kampanyası boyunca sıklıkla Obama yönetiminin projeye yeşil ışık yakmaktaki isteksizliğine dikkat çekmiş ve bunu Demokratik Parti'nin sermaye karşıtlığının bir kanıtı olarak göstermişti. Şirketlerin hâlâ bu projeyi hayata geçirmek istediğini varsayarsak, artık ABD Başkanı olan Trump bir kalem hareketiyle projenin hayata geçmesini son derece kolaylaştırdı. Daha kısa vadede endişeye yol açan şey ise Trump'ın Dakota Access boru hattının onaylanma sürecini hızlandırması. Keystone'un aksine yıllarca sürüncemede kalmayan proje, 2016'da Amerikan yerli halklarının sert protestolarıyla karşılaşmıştı. Fakat Trump'un bu hamleleri, boru hatlarıyla ilgili mücadelenin bittiği anlamına da gelmiyor. Projelere karşı çıkanlar bunların önemli doğa alanlarına zarar vereceği ve özel mülkiyet kanunlarını ihlal ettiği argümanlarını savunmaya devam edecek. Ama bu sefer, bu argümanlarıyla Demokrat yönetimi ikna etmeye çalışmak yerine mücadeleyi mahkemelere taşıyacak.

Donald Trump, Salı günü otomotiv sektörü temsilcileriyle yaptığı görüşme sırasında kendisinin "çevreci" olduğunu söylemişti.
Pazartesi günü de benzer bir açıklama yapan Trump, "Konu çevreye geldiğinde çok büyük bir şahsiyetim. Çevre konusunda ödüller aldım" demişti

Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise Keystone XL boru hattının inşası için Donald Trump ile birlikte çalışmak istediğini söylemişti.
Fakat geçen hafta Kanada'nın Saskatchewan bölgesinde arızalanan bir boru hattı nedeniyle Amerikan yerli halklarına ait topraklara 200 bin litre petrol dökülmüştü. Kanadalı yetkililer, arızalanan boru hattının hangi şirkete ait olduğunu açıklamadı.
Bu sızıntı, Kanada'nın Saskatchewan bölgesinde son 6 ayın en büyük sızıntısıydı.

http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38734450 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Trump 7 ülkenin vatandaşlarının ABD'ye girişini sınırlayacak


ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba'nın ulusal güvenlik açısından "büyük bir gün" olmasının planlandığını açıkladı.
Trump, Twitter üzerinden attığı mesajda, "Yarının [Çarşamba] ULUSAL GÜVENLİK konusunda büyük bir gün olması planlanıyor. Birçok şeyle birlikte o duvarı da öreceğiz!" yazdı.

Bu kararnameler arasında mültecilerin kabulünün geçici olarak durdurulması ve Orta Doğu ve Afrika'daki yedi ülkenin vatandaşlarına verilen vizelerin geçerliliğinin askıya alınması da yer alıyor. Vatandaşlarına verilen vizelerin askıya alınacağı ülkeler Suriye, Irak, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen olarak sıralandı.

Konuyla ilgili olarak konuşan kaynaklar, Trump'ın Çarşamba günü imzalaması beklenen ilk kararnamede sınır güvenliğini artırıcı bir dizi önlem olacağını söyledi. Kaynaklara göre, Trump'ın mültecilerin girişini sınırlayan düzenlemelere ise hafta sonuna kadar imza atması bekleniyor.

http://www.reuters.com/article/us-usa-trump-immigration-exclusive-idUSKBN1582XQ Mesajı Paylaş

HDS

Amerika'da yaşayan bir dolu İranlı var ve bunların akrabaları düzenli olarak Amerika'ya gelip gidiyor. Becerebilen okuyor vs. Bu karar en çok onları vurur.

Zeki ve becerikli İranlı çocukları da Rus üniversitelerine ya da Avrupa üniversitelerine zorlamak olur bu. Mesajı Paylaş

ocay

Bir iki başarılı öğrencim var ABD'de İranlı; USMLE ile asistanlık peşindelerdi. Artık Almanya'yı zorlarlar Mesajı Paylaş

HDS

Bakalım orada ne kadar tutunabilecekler?  :P

Hoş Amerika pragmatiktir. Ben pek iyi amel niyeti ile gelenlerin geri çevrileceğini sanmıyorum.


Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Tillersonun Ardından Amerika Dışişleri Bakanlığı'nda Toplu İstifa Dalgası

Amerika Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey yönetim ekibinden çok sayıda diplomatın aniden istifa ettiği belirtiliyor. İstifalar, Başkan Donald Trump'ın Dışişleri Bakanlığına aday gösterdiği Rex Tillerson'ın Senato'dan beklenen onayı alıp görevine resmen başlamasına günler kala oldu.

İstifaları Trump yönetimi tarafından kabul edilen diplomatlar arasında, silahların kontrolü ve uluslararası güvenlikten sorumlu müsteşarlığa vekalet eden Thomas Countryman, İdareden Sorumlu Müsteşar Patrick Kennedy, iki müsteşar yardımcısı Joyce Barr ve Michele Bond, Yabancı Misyonlar Ofisi Direktörü Gentry Smith bulunuyor. Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Victoria Nuland, Diplomatik Güvenlikten Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Gregory Starr gibi diğer bazı üst düzey kariyerli diplomatların da görevlerinden ayrıldığı kaydediliyor.

Bakanlık Sözcülüğüne vekalet eden Mark Toner, yaptığı açıklamada, isimleri teyit etmedi ancak bu pozisyonların siyasi atamalar olduğuna, başkanın aday göstermesi ve Senato'nun da teyidini gerektirdiğine dikkati çekti. Toner, "İstifaları kabul edilen yetkililerden bazıları dışişlerinde başka pozisyonlarda devam edecek, diğerleri ise ya isteğe bağlı olarak ya da görev süreleri dolduğu için emekli olacak. Hiç kimse siyasi atamayı sınırsız olacağı beklentisiyle kabul etmez" ifadesini kullandı.

Ne Bakanlık ne yetkililer, diplomatların istifalarını açıkça Trump yönetimine bağladı, ancak istifaların Rex Tillerson'ın bakanlığı ziyaretinin sonrasına denk geldiği belirtiliyor.

http://www.zerohedge.com/news/2017-01-26/entire-senior-management-team-state-department-just-resigned

Mesajı Paylaş

Sihirbaz

ABD'de federal mahkeme Trump'ın göçmen yasağını askıya aldı
 
Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) bir federal mahkeme Başkan Donald Trump'ın 7 Müslüman ülkenin vatandaşlarının ABD'ye girişini yasaklayan kararnamesini geçici olarak askıya aldı. New York federal mahkemesi havaalanlarında gözaltına alınanların sınır dışı edilmemesine karar verdi.

Amerika'ya yasal giriş izni olmasına rağmen New York'taki John F. Kennedy (JFK) Havaalanı'nda gözaltına alınan iki Irak vatandaşından biri serbest bırakıldı. Hamit Halit Derviş yıllardır Irak'ta Amerikan yönetimi için çalışıyordu.

http://www.euronews.com/2017/01/29/new-york-judge-rules-against-trump-s-muslim-travel-ban Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Trump Vize Yasaklarını Savundu

Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Donald Trump'ın Müslüman nüfusun yoğun olduğu yedi ülke için vize sınırlaması getiren kararı üzerindeki tartışmalar büyüyor.

Trump yönetimi ülkede infial uyandıran seyahat yasağından geri adım atmadı.

Beyaz Saray'dan adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, basın mensuplarına 'büyük başarı' olarak nitelendirdiği başkanlık kararnamesinin yürürlükte kalacağını belirtti.

Donald Trump da twitter hesabından paylaştığı mesajında 'Ülkenin güçlü sınırlara ihtiyacı olduğunu' söyleyerek kararının arkasında durdu.

Trump ayrıca yaptığı yazılı açıklamada 'Üç ay içinde en güvenli politikaları uygulamaya koyduktan sonra tüm ülkelere tekrar vize vermeye devam edeceklerini' kaydetti.

Bu arada Washington, Detroit, Miami ve Los Angeles başta olmak üzere ülkenin birçok büyük havalimanında dün de yüzlerce kişi göçmenlere destek için toplandı: "Bugün Trump ve hükümetine yasaklar ve duvarlar istemediğimiz mesajını vermek için buraya geldim. Faşist bir Amerika Birleşik Devletleri istemiyoruz."

Donald Trump'ın geçtiğimiz Cuma günü imzaladığı kararname, göçmen kabul programını 120 günlüğüne askıya alıyor. Irak, İran, Libya, Somali, Sudan, Suriye ve Yemen'den gelenlerin vizesi bulunsa bile ABD'ye girişine izin verilmiyor.

ABD'de 16 eyaletin başsavcısı yasakların "anayasaya aykırı" olduğu açıklamasını yaptı.

New York Federal Mahkemesi de havalimanında tutulan onlarca göçmenin ülkelerine geri gönderilmesine ilişkin kararı askıya aldı.

http://www.euronews.com/2017/01/30/trump-stands-by-his-travel-ban-despite-protests Mesajı Paylaş

Sihirbaz

İngiltere'nin resmi yayın kuruluşu BBC'den ayrıntılı bir derleme. ABD'de yaşanan güç savaşının güzel bir özeti olmuş.

ABD'de hükümet krizi büyüyor

Suriyeli mültecilerin ve nüfuslarının çoğu Müslüman 7 ülkenin vatandaşının ABD'ye girişini yasaklayan Başkan Donald Trump, bu emri mahkemede savunmayı reddeden Adalet Bakanı Vekili Sally Yates'i görevinden aldı. Beyaz Saray, aynı emri uygulamaya karşı çıkan 100'den fazla Dışişleri Bakanlığı çalışanının görevlerinden ayrılmasını istedi.

Bu adımlar, başkanlık görevinde 10'uncu gününü dolduran Trump'ın, Cuma günü imzaladığı tartışmalı kararın ardından başlayan ve ülke çapındaki protestolarla büyüyen krizi daha da tırmandırdı.

Görevine Obama döneminde atanan Adalet Bakanı Vekili Yates, bakanlığın avukatlarına bir mektup yazarak, Trump'ın imzaladığı idari kararnamenin bakanlık tarafından neden savunulmayacağını şu sözlerle anlattı:

"Benim sorumluluğum, sadece Adalet Bakanlığı'nın pozisyonunun hukuki olarak savunulabilir olmasını sağlamak değil, aynı zamanda bütün gerçekler dikkate alındıktan sonra kanunun ne olduğu konusunda varacağımız en iyi görüşe dayanmaktır. Ben ayrıca mahkemede alacağımız pozisyonların, bu kurumun her zaman adaleti arayacağı ve doğru olanın yanında olacağına ilişkin kutsal yükümlülüğüyle bağdaşmasını sağlamaktan da sorumluyum. Şu anda kararnameyi savunmanın ne bu sorumluluklarla bağdaştığına, ne de kararnamenin yasal olduğuna ikna olmuş durumdayım. Bunun sonucu olarak ben bakanlık vekilliği yaparken, bunun uygun olduğuna ikna olmadığım sürece, Adalet Bakanlığı, kararnameyi savunmak için gerekçeler sunmayacaktır."

'Adalet Bakanlığı'na ihanet etti'

Yates, bu mektubun basına sızmasından kısa bir süre sonra Başkan Trump tarafından görevinden alındı ve yerine, tartışmalı kararnameyi savunacağını bildiren Virginia'nın Doğu Bölgesi Federal Savcısı Dana Boente atandı.

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Adalet Bakanı Vekili Sally Yates'in, "Amerikan vatandaşlarını korumak için hazırlanan yasal emri uygulamayı reddederek Adalet Bakanlığı'na ihanet ettiği" savunuldu ve emrin, hem şeklen hem de içerik olarak bakanlığın hukuki danışmanı tarafından onaylandığı belirtildi. Yates'in, "sınırlar konusunda zayıf ve yasa dışı göç konusunda oldukça zayıf olan Obama yönetimi" tarafından atandığını kaydeden Beyaz Saray, "ülkemizi korumak konusunda ciddileşmenin zamanı geldi. Yedi tehlikeli ülkeden gelen kişilere daha sıkı güvenlik kontrolü uygulamak, aşırı bir şey değildir. Bu, ülkemizi korumak için makul ve gereklidir" ifadesini kullandı.

Başkan Trump da dün akşam attığı tweet'le Demokratları kabine üyelerinin atanmasını geciktirmek ve izleyeceği gündeme siyasi nedenlerle engel olmakla suçladı.

Diplomatlar da ayaklandı

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı diplomatlarının, Başkan Trump'ın mülteci programını askıya alan ve nüfusunun çoğu Müslüman 7 ülke vatandaşlarının ABD'ye girişini yasaklayan emre karşı çıkan birer memorandum hazırladıkları ve bakanlık içinde dağıttıkları bildirildi. Vietnam Savaşı sırasında diplomatların, hükümetin dış politika kararlarıyla hemfikir olmadıklarını göstermek için kurulan "Muhalefet Kanalı" adıyla bilinen şubeye gönderilmek için hazırlanan memorandumların normalde gizli tutulduğu ve olası bir misillemeye karşı gerekirse anonim olarak yazılabildiği belirtiliyor.

Washington Post gazetesi, 100'ü aşkın diplomatın, memorandumun çeşitli versiyonlarını imzaladıkları ve bunların gözden geçirilmeye devam edildiğini bildirdi. Memorandum bakanlıkta dağıtılmaya devam ederken bir açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, Trump'ın seyahat yasağının ülkeyi daha güvenli hale getirdiğini savunurken, "kariyer bürokratlarının bununla bir sorunu mu var? O zaman ya bu programla devam ederler ya da giderler" dedi. Memorandumun, Obama'nın tayin ettiği ve Trump'ın yeni dışişleri bakanı Rex Tillerson'un adaylığı Senato'da onaylayıncaya kadar bakanlık vekili olan Thomas Shannon'a sunulacağı belirtiliyor. Gazetecilerin sorusu üzerine memorandumun varlığını resmen doğrulayan bakanlık, buna ve muhaliflik pozisyonuna saygı duyduğunu açıkladı.
'Memorandum alternatif görüşler için resmi bir araç'

Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekili Mark Toner yaptığı yazılı açıklamada, "Muhalefet Kanalı, Dışişleri Bakanlığı çalışanlarının politikalar üzerinde alternatif görüşler ve perspektifler iletebilmeleri için uzun süre önce oluşturulmuş resmi bir araçtır" ifadesini kullandı.
Bunu, "bakan vekili ve bakanlığın tümünün değer verdiği ve saygı duyduğu önemli bir süreç" olarak nitelendiren Toner, "Bu, bakanlık çalışanlarının üstlerindeki yönetim kadrolarına değişik politikalara ilişkin görüşlerini samimi ve özel yollarla açıklamalarına imkan vermektedir" dedi.

ABC televizyonu tarafından yayınlanan memorandum taslağına göre, bakanlıkta Trump'ın politikalarına karşı çıkan diplomatlar, göç yasağının Amerikan topraklarına yönelik saldırıları caydırmayacağını, tam tersine ABD vatandaşlarına karşı kötü niyet beslenmesine yol açacağını belirttiler. Memorandum taslağında şu ifadelere yer verildi:

"Amerika'ya zarar vermeye niyetli az sayıdaki kişinin ABD'ye girmek için vize sistemini kullanmasına mani olacağı ümidiyle, meşru biçimde seyahat eden 200 milyonu aşkın kişiye kapılarımızı kapatan bir politika, ülkemizi daha güvenli hale getirme yönündeki amacına ulaşmayacaktır. Üstelik böyle bir politika, Amerika'nın ayrımcılık yapmama, adil davranma ve yabancı ziyaretçileri ve göçmenleri memnunlukla karşılama şeklindeki temel değerlerine zıt düşer."

ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanlarının, yıllardır kişisel konuları içermeyen ve politika konularıyla sınırlı olan yüzlerce muhalefet memorandumu sundukları, bunların çoğunun kimliklerini gizli tuttukları bildirildi. Memorandumdan ayrı olarak bakanlıkta daha önce hem Cumhuriyetçi, hem de Demokrat yönetimler altında görev yapmış olan 100'ü aşkın eski görevli de, Trump yönetimini mülteciler ve göçmenlerle ilgili kararnameyi geri çekmeye çağıran açık bir mektup yayınladılar.

Obama geleneği bozdu, Trump'ı eleştirdi

Öte yandan ABD'nin 44. Başkanı Barack Obama, görevinden ayrılan başkanların görevde olan başkanı eleştirmeme geleneğini bozarak dün akşam sözcüsü aracılığıyla Trump'ın politikalarını eleştirdi.

Kevin Lewis tarafından yayınlanan açıklamada, eski başkanın ülke çapında tabandan yükseltilen seslerden memnunluk duyduğu belirtildi. Obama'nın, en son yaptığı resmi konuşmasında, vatandaşlara düşen önemli rolden söz ettiğini ve tüm Amerikalıların sadece seçim günü değil, her gün demokrasinin bekçisi olma sorumluluğunu hatırlattığını kaydeden Lewis, "Vatandaşların anayasal haklarını kullanarak toplanmaları, organize olmaları ve seslerini seçilmiş yetkililere duyurmaları, Amerikan değerleri söz konusu olduğu zaman, tam da bizim görmeyi beklediğimiz bir şeydir" dedi. Başkan Obama'nın dış politikasıyla Trump'ın politikası arasında yapılan karşılaştırmalara da değinen Lewis, "Obama, dinleri ya da inançlarından dolayı bireylere karşı ayrımcılık yapılması ile hiçbir şekilde hemfikir değildir. Kendisi hiçbir zaman Müslüman göçüne karşı yasak getirilmesini desteklememiştir" ifadesini kullandı ve Obama'nın 2015 Kasım'ında Kongre'nin Suriyeli mültecileri yasaklamak için yasa çıkarmak konusunda harekete geçtiği sırada yaptığı ve bu hareketi 'utanç verici' olarak nitelediği açıklamadan bölümler aktardı.

http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38805944
Mesajı Paylaş

murattekin

Hep biz mi kaynayacağız? Biraz da onlar kaynasın. Mesajı Paylaş
...

Sihirbaz

Demokratlar, Trump'ın Yüksek Mahkeme adayına karşı 'sert mücadeleye' hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, görevinin 11'inci gününde Cumhuriyetçi seçmenlerine kampanyası sırasında verdiği önemli bir sözü daha tutarak, muhafazakar Neil Gorsuch'ı Antonin Scalia'nın ölümüyle boşalan Yüksek Mahkeme yargıçlığına aday gösterdi. Bu durum, Demokratlarla yeni bir çatışma alanı daha yarattı.

49 yaşındaki Gorsuch'ı, ilk kez Beyaz Saray'ın ihtişamlı Doğu Odası'nda düzenlediği ve televizyonlardan canlı olarak yayınlanan bir törenle ülkeye tanıtan Trump, "ben sözünün eri bir insanım, ne söylediysem onu yaparım" ifadesini kullandı ve başkan olmadan önce TV'de çıktığı realite show'larını aratmayan bir performans sergiledi. Yüksek Mahkeme koltuğuna Colorado Temyiz Mahkemesi yargıcı olan Gorsuch'la birlikte Pennsylvanialı yargıç Thomas Hardiman'ı da aday olarak düşünen ve iki yargıcı gizlice Washington'a getirten Trump, bu göreve hangi ismi atayacağını son ana kadar saklı tuttu ve Gorsuch'ı seçtiğini canlı yayın sırasında açıkladı.

Harvard, Columbia ve Oxford üniversitelerinden mezun olan Gorsuch'ın olağanüstü bir özgeçmişi olduğuna dikkat çeken Trump, "Yargıç Gorsuch üstün hukuk becerilerine ve çok parlak bir akla sahip; muazzam bir disiplini var ve her iki partinin de desteğini kazanmış bir kişi" dedi. Gorsuch da yaptığı konuşmada, Senato'dan da onay alması halinde Amerikan Anayasası ve ülkenin kanunlarına sadık biçimde hizmet etmek için tüm yetkilerini kullanma sözü verdi. Bu görevi yaparken tarafsız ve bağımsız olacağını ve hükümetteki yerine saygı duyacağını kaydeden Gorsuch, "yargıçların rolü, halkın temsilcilerinin yaptıkları çalışmaları uygulamaktır, onları değiştirmek değil. Her vardığı sonucu beğenen bir yargıç, muhtemelen kötü bir yargıçtır" ifadesini kullandı.

Gorsuch'ın adaylığının Senato'da uzun sürmesi beklenen süreç sonunda onaylanması halinde, Yüksek Mahkeme'de muhafazakarlarla liberal yargıçlar arasındaki 5-4'lük bölünme düzelecek, ancak mahkemenin her iki partinin görüşüne göre de oy kullanan 80 yaşındaki yargıcı Anthony M. Kennedy'nin kilit önemdeki pozisyonunu muhtemelen değiştirmeyecek.
Son 25 yıldır Yüksek Mahkeme'ye atanan en genç yargıç olan, bu nedenle de görevinde uzun yıllar kalması beklenen Gorsuch, Trump'un muhafazakar gündemini, geride bırakacağı mirası ve eşcinsel haklarından kürtaja kadar ülkenin bundan sonra izleyeceği çizgiyi etkileyebilecek önemli bir güce sahip olacak.

Demokratlar 'savaşa' hazırlanıyor

Ancak Yüksek Mahkeme adayını Senato'da zorlu bir onaylanma süreci bekliyor. Trump, "umarım Demokratlar ve Cumhuriyetçiler bir kereliğine olsun ülkenin iyiliği için biraraya gelirler" derken, Demokratlar Beyaz Saray'daki törene katılmayı reddettiler ve Trump'la çatışmalarını Gorsuch'ın adaylığı konusunda da devam ettireceklerinin işaretini verdiler. New York senatörü ve Demokrat lider Chuck Schumer, "ana akımın dışında kalan herhangi bir adayı bloke etmeye hazır olduğunu" açıklarken, Temsilciler Meclisi azınlık lideri olan Demokrat milletvekili Nancy Pelosi, Gorsuch'ın atanmasını "hasmane bir tayin ve kötü bir karar" olarak nitelendirdi. Gorsuch, Demokratların Senato'daki onay sürecini "filibuster" yöntemiyle yavaşlatmalarını önlemeleri için 52 Cumhuriyetçi senatöre ek olarak 8 Demokrat senatörün desteğine ihtiyaç duyacak.

Ancak Demokratlar bu yöntemi bu kez kullanırlarsa, Trump'ın bundan sonra Yüksek Mahkeme'ye aday göstereceği başka bir yargıcın onaylanması sırasında aynı yönteme başvurmaktan feragat etmiş olacaklar. Ayrıca Beyaz Saray ve Temsilciler Meclisi'ne ek olarak Senato'nun da çoğunluğunu ellerinde bulunduran Cumhuriyetçiler, isterlerse filibuster yöntemini ortadan kaldırabilecek durumda.
Nitekim Trump, Senato liderlerinden bunun kaldırılmasını ve onun yerine basit oy çoğunluğuyla karar alınmasını istiyor.

Demokratlar, Cumhuriyetçilerin, Scalia'nın geçen yıl ölümünün ardından Barack Obama'nın belirlediği Yüksek Mahkeme adayını, başkanlığının son yılında olduğu için Senato'da görüşmeyi reddetmesinden dolayı büyük kızgınlık duyuyor. Liberal eğilimli medeni hak savunucuları da, Gorsuch'ın atanmasını sert biçimde eleştirdiler ve yargıcı, kadın ve eşcinsel hakları, çevre, gıda güvenliği ve işçi haklarının korunmasını engelleyen muhafazakar aktivistlerin aracı olmakla suçladılar.

http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38827741 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

FBI Direktörü Trump'ın dinlendiği iddialarını reddetti

ABD'de Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, seçim kampanyası döneminde eski Başkan Barack Obama'nın, Donald Trump'ın telefonlarını dinlettirdiği yönündeki iddiaları reddetti.

New York Times ve NBC televizyonunun haberine göre Comey, ABD Adalet Bakanlığı'ndan Trump'ın haftasonunda yaptığı iddiaları kamuoyu önünde reddetmesini istedi. Comey'nin ortaya atılan iddiaların 'FBI'ın yasaları çiğnediği izlenimi verdiği' gerekçesiyle Adalet Bakanlığı'ndan devreye girmesini istediği aktarılıyor.

ABD Adalet Bakanlığı ise henüz bir açıklama yapmadı.

ABD medyası Comey'nin Trump'ın suçlamalarını destekleyecek herhangi bir kanıt bulunmadığına inandığını açıklayan yetkililerin görüşlerine yer verdi.

BBC'nin Washington muhabiri Nick Byrant bir FBI direktörünün görev başındaki bir ABD başkanıyla açıkça çelişmesinin ardından Demokratların Comey'e görüşlerini kamu önünde dillendirmesi için baskı yapacağını söylüyor. Seçim kampanyası sırasında Rusya ile ilişkilerine yönelik iddialarla ilgili şu sıralar yoğun bir inceleme altında olan Trump, dinleme iddialarını Twitter hesabı üzerinden haftasonunda yapmıştı. Cumhuriyetçi Başkan, Trump Kuleleri'ndeki telefonların dinlendiği iddilarını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı.

İddialar bir radyo programıyla başladı

Trump'ın iddiaları muhafazakar radyo sunucusu Mark Levin'in Obama yönetiminin Trump kampanyasını "dinlemek için yetki aldığını" öne sürmesinin ardından geldi. Beyaz Saray sözcüsü Sean Spicer da "2016 seçimleri öncesinde siyasi amaçlı soruşturmalara yönelik raporlar" olduğunu açıkladı. Öte yandan eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, Başkan Donald Trump'ın ve ona yakın isimlerin telefonlarının seçim kampanyası sırasında dinlendiğine dair iddiaları reddetti.

NBC televizyonuna konuşan Clapper, New York'taki Trump Kuleleri'nin izlenmesine yönelik herhangi bir mahkeme emrinden haberi olmadığını söyledi. Clapper, "Seçilmiş başkan ya da aday olarak (Trump'a) ya da kampanyasına yönelik bu türden bir gizli dinleme faaliyeti içerisine girilmedi" dedi.

Obama'nın bir sözcüsü ise Trump'ın suçlamalarının "kesinlikle yanlış" olduğunu açıkladı. Sözcü bu tür bir dinleme emri varsa bunun Beyaz Saray'dan bağımsız Adalet Bakanlığı tarafından verileceğini söyledi. Obama'nın Yabancı İstihbarat İzleme Yasası (FİSA) kapsamı dışında mahkeme yoluyla dinleme emri verebilmesi için söz konusu vakada ABD vatandaşlarının dahil olmaması gerekiyor.

Trump'ın New York'taki Trump Kuleleri'nde ise Amerikan vatandaşlarının dinlenmesi söz konusu olduğu için bunu savunmanın zor olduğu belirtildi.

ABD Kongresi iddiaları araştırmaya hazırlanıyor

Öte yandan Demokrat Parti Trump'ın iddialarını kanıtlaması için Beyaz Saray'a çağrıda bulundu.
Beyaz Saray ise Obama yönetiminin yetkilerini kötüye kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için Kongre'ye soruşturma başlatma çağrısı yaptı. Halihazırda hem ABD Kongresi hem de FBI, Trump'ın seçim kampanyası ile Rus yetkililer arasındaki bağlantıları soruşturuyor.
ABD isithbarat servisleri Rusya'nın ABD seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını açıklamıştı.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi milletvekili Devin Nunes, komitenin hükümetin herhangi bir siyasi partinin kampanya yetkilileri hakkında izleme faaliyeti yürütüp yürütmediğini araştıracağını söyledi. Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi iye Richard Burr de bu konuda istihbarata ve gerçeklere dayanarak bulguları toplayacaklarını söyledi. Obama'nın eski ulusal güvenlik danışmanı Ben Rhodes da Twitter'daki hesabında "Hiçbir Başkan telefon dinleme emri veremez. Bu sınırlamalar vatandaşları senin gibi insanlardan korumak için kondu" mesajını paylaştı.

http://www.bbc.com/news/world-us-canada-39175962 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter