Sohbet

Başlatan petibor, Ağu 25, 2016, 09:58 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

HDS

 :D

Bizim işverenin bu lüks araba sevdası nedir anlamak mümkün değil. Atölyesinde it bağlasan durmaz. Leş gibidir. İşçinin tuvaletine falan dayanamazsın ama kapıda arabalar yarıştırılır. Mal alırken 50'nin 100'ün pazarlığındaki adamlar arabalara €50K €100k bayılır. Ostim gibi yerlerde komşuların "Bilmemkimin Mercedes'i yanına Passat mı çekeyim?" leri bitmez. Hatta bunun "makine "versiyonları da olur. Alman, İsveç makinesi alan komşuya inat, onun daha pahalısı alınır.  :)


Bizim KOBİ'ler dünyası bir çocuk bahçesi netekim. Mesajı Paylaş

orko_8

#3376
May 04, 2021, 10:52 ÖÖ Last Edit: May 04, 2021, 10:58 ÖÖ by orko_8
Hindistan 1 milyar küsür nüfusa sahip bir ülke. O kadar büyük ki o "küsür" bile pek çok ülkenin nüfusundan fazla. Böyle bir ülkede düzgün bir eğitim alıp, çalışkanlık, sebat ve şansın yardımıyla sosyal, akademik veya profesyonel olarak yükselmek nasıl mümkün olabilir? İstatistiksel olarak zor bir durum çünkü. Ticaret, siyaset, akademi, sanat vb alanlarda iyi konumlara gelebilmek için rekabet edilmesi gereken kişi sayısı çok fazla. Söz gelimi mühendisliğe çok yatkın bir birey, nasıl bir filtre / seçme sisteminden geçerek yükselecek de Hint uzay programında görev alacak? Ya da çok yetenekli ressam, 1 "küsür" milyar insan içinde nasıl farkedilecek vs vs.

ABD'li bir firmada üst düzey yönetici olan Hintli bir arkadaşım vardı. Hindistan'da doğup büyümüş, üniversiteyi orada okumuş sonra ABD'ye gitmiş. Yukarıdaki durumu ona anlattım, "böyle büyük bir ülkede insanlar nasıl yükselip sıyrılabilir?" dedim. Çok açık olan yanıtı gayet net bir şekilde verdi: "ülkenin nüfusu 1 milyar belki ama 950 milyonu sefalet içinde yaşıyor, hiçbir umudu ya da geleceği yok. Ülkenin yaptığı her şeyi geri kalan 50 milyon yapıyor" dedi. Mars'a sondayı da o 50 milyon gönderiyor, nükleer füzeyi de onlar yapıyor, yazılımları da.

Biz de biraz böyle büyüdük bence. Genel toplamda bir büyüme var mı? Var. Trilyon dolarlık ekonomi olmanın kıyısına kadar yaklaştık sonra koşarak uzaklaştık (uzaklaşıyoruz). Havacılık, savunma falan (ki o kadar vaveylaya rağmen yarattığı ciro ve istihdam son derece mütevazıdır aslında), ulaşım, iletişim, inşaat, otomotiv vb pek çok sektörde ciddi büyüdük. Ancak yaratılan zenginliğin topluma dağıtılması, hayat kalitesinin yükseltilmesi, toplumsal refahın yatayda ve dikeyde büyümesi gibi konularda aynı Hindistan gibi, bunlar nüfusun çok küçük bir kesimine, çan eğrisinin en sağına sirayet etti.

Elde edilen o toplam büyüme ve jeopolitik gelişmeler yüzü suyu hürmetine coğrafyamızda bir manevra alanı elde ettik. Libya, Katar, Kafkaslar, Karadeniz vb iyi kötü hamleler oldu ancak sürdürülebilir nitelikteler mi? Bu sorunun yanıtı "ama öndekine çakabilirim" videosunda saklı bence.

Geçen sene Yunan Mirage'ları Girit'ten Kıbrıs'a tatbikata giderken bizim F-16'lar önleme yapmıştı, HUD videosunda da bizim pilot "ama öndekine çakabilirim" diyordu. O videodaki it dalaşı, Akdeniz'deki hamlelerimizin en dorukta olduğu zamanda gerçekleşmişti, Yunan jetleri bizim NAVTEX alanına yaklaşmıştı çünkü. Aynı replik, geçen Pazar günü Teşkilat dizisinde kullanıldı. Bu sefer Ege'nin kuzeyinde, Limni - Gökçeada arasında Yunan jetleriyle aynı 1990'lardaki gibi it dalaşı yaparken. Ricatın güzel bir sembolik örneği oldu.

Konuyu dağıtmayım, krediyle, sıcak parayla, stratejik ipoteklerle bir yere kadar büyünebiliyor. Türkiye gibi bir ülke için o "bir yer"e henüz ulaşmadık belki ama bundan sonrası karanlık. Şöyle bir karanlık: Daha da büyüyeceğiz evet. Daha iddialı projelere soyunacağız ve arada iyi ürünler ve projeler çıkacak. Ancak bu iktisadi - teknolojik gelişmeyi yöneten, yürüten ve bunların sonucunda oluşan zenginlikten faydalanan kitle, toplam nüfusun çok az bir kesimi olacak. Bu kesimin büyüme hızı çok az olacak. Onun dışında kalan nüfusun artış hızı çok daha fazla olacak. Robotikle, inovasyonla, kodlamayla olacak şeyler değil bu. Mesajı Paylaş

dustdevil



http://www3.tcmb.gov.tr/enflasyoncalc/enflasyon_hesaplayici.html


X yılında şu kadar maaş alıyorum, bunun 2021 karşılığı nedir diye hesaplayıp şimdiki maaşlar ile karşılaştırabiliriz.


Örneğin 2000 yılının 500 lirası 8 bin tl, 1000 lirası şimdi 16 bin tl olmuş. O zaman yeni bir mezun IT sektöründe bu aralıkta alabiliyordu diye hatırlıyorum, şimdi de alıyor mu?
Mesajı Paylaş

sadalone

Türkiye ne yapıp edip asgari ücreti 600 dolara çıkartmalı varsın yabancı yatırım gelmesin lazım değil biz kendimizde kalkınırız kobilere kredi verilsin yeter vatandaşta sürünmesin 600 dolar yeter bu halkın mutlu olmasına bir krizdeki Yunanistan olamayacaksak yuh bize yani Almanya olalım demiyoruz krizdeki Yunanistan kadar maaş verelim halkımıza artık. Asgari ücretimiz 400 dolarları gördü bunu 600 yapacaksın 1200 değil Polonya bile bu rakamları yakaladı ayıp yahu.

@putty sorunu yine yanlış yerde arıyorsun tıpkı Türkiye'de ki mevcut siyasiler gibi...Bak onlarda 70 yıldır senin gibi düşünüyor sürekli her yıl yüksek zam veriyorlar zaten.Peki ne oldu bugüne kadar?

Mesele Türkiye'deki asgari ücretin alım gücü değil, ülkede böyle bir sorun yok gayet yerinde alım gücü..Türkiye'de brüt asgari ücret zaten 450 dolar, işverene maliyeti 600 doları geçiyor.

Bizdeki 450 dolar asgari ücretin alım gücü Yunanistan ve Polonya'da ki 600 doları yakalıyor geçiyor zaten sadece kur seviyesi yüzünden düşük gözüküyor.

Vatandaş öncelikle zam değil iş istiyor, ülkede 15 milyon işsiz var.

Sahte bir refah yaşamak yerine önce üretmeli ve haketmeliyiz.


Mesajı Paylaş

onkomd

Emeklilik yaşını yükseltelim, sağlık harcamalarını kısalım => SGK primini düşürelim. Sonra da asgari ücreti bu düşüşün yarısı kadar yükseltelim. Mesajı Paylaş

Baltica

Turkiye'de issizlik icin verilen, % 15 civarinda oldugu verisi buyuk bir illuzyondur. Cunki bu veri, son bir yildir is arayan kisileri gosteren bir veridir.

Asil bakilmasi gereken veri ise, isgucune katilma orani verisidir. Turkiye'de toplam nufus icerisinde isgucune katilma orani ise, %50'dir. Ancak, burada, mevsimlik tarim iscileri, turuzm sektorunde calisanlar, part-time ev hizmetlerinde calisanlar (Ornegin haftada 2-3 gun temizlige giden kadinlar gibi), gercekte katma deger yaratmayan islerde calisanlar (Al-sat esnafi) zorunlu staj yapan ogrenciler vs. cikardigimizda, gercekte, tam zamanli olarak katma deger yaratan islerde calisan nufusta, isgucune katilma oraninin yaklasik % 35 civarinda oldugunu goruyoruz. Yani, 1/3'umuzun calistigini, 2/3'umuz yiyoruz.

Simdi Eurostat verilerine baktim, Avrupa Birligi'nde toplam nufusta isgucune katilma orani % 57 civarinda. Ee ne olacak fazla fark yok diyebilirsiniz ama durum oyle degil. Turkiye'nin Avrupa'da en genc nufusa sahip olmasi nedeniyle, bizim calusma yasindaki nufus oranimiz, onlardan cok daha fazla. Yani, aslinda, aradaki fark %7'den cok daha buyuk. Ornegin konustugumuz Polonya'da, 15-60  yas arasi nufusta, isgucune katilim orani % 70. Turkiye icin, ver bulamadim, belki daha detayli bakmak lazim ama konunun ozu gayet acik : Nufusun, 1/3 u, geri kalan 2/3'e bakmaya calisiyor. Mesajı Paylaş

Vecihi

Sonra da asgari ücreti bu düşüşün yarısı kadar yükseltelim.

Sorun asgari ücretin ne kadar olduğu değil ki alım gücünün ne kadar yüksek olduğu. Birim paranla ne kadar ürün alabildiğin sorun.

Memur maaşlarına enflasyon farkı yansıtılıyor, memurun maaşıyla alabildiği ürün miktarı değişmiyor sadece para artıyor.

@sadalone hocam,

Türkiye'de işsizlik konusunda anlayamadığım bir nokta var. Yeterince iş imkanı var mı? Yoksa vatandaş emek vermeden hazır paranın mı peşinde?

İş beğenmeme konusu epeyce gündemde olan bir konu. Ben buna açıkçası çok inanmıyorum ancak biraz zanaat gerektiren işlere baktığımızda çalıştıracak insan zor bulunuyor bulduğumuz da burun kıvıra kıvıra yapıyor. Mülteciler bu konuda iş seçmeden çalışıyor. Yurt dışında yapılan yürüyen çoğu işi bir zamanlar/halen Türkler yapıyorken şimdi de memlekette Suriyeliler vs falan yapıyor.

Bizdeki iş tanımı biraz acayip, bahsettiğim kesimi nasıl açıklayabilirim bilmiyorum ama, fabrikada asgari ücretle çalışsam bana yeter. Çalışma saatim belli olsun falan gibi temel argümanlarla kendini savunan bir çok kişi gördüm karşılaştım. Sorun şu ki; memlekette sadece fabrika işçisine ihtiyaç yok. Bir çok meslek grubu kaybolup gidiyor ama şu işi de ben yapayım yada kendimi şöyle geliştireyim (elbette imkan dahilinde) demek pek yok bizim vatandaşta.

Devletin yönettiği bazı konularda, alan yaratma konusunda bazı sıkıntıları yada belirsizlikleri olabilir ama biz de sanki biraz rahatımıza düşkünüz gibi.

İşin çok daha kötüsü üretmeyen sadece tüketen nüfus hızla artıyor. Umutsuzluk silsilesi de alıp başını gidiyor.

Ben yine ısrarla refah konusuna gireceğim, her şey zincirleme. Önce huzur ve güven ortamı oluşmalı. Bu yatırımcı için de vatandaş için de bu şekilde. Vatandaş emeğinin karşılığını alabileceğine inanırsa gerisi de düzelir. Sorun şu ki; bizde bu yok. Mesajı Paylaş

sadalone

Sayın @Baltica TÜİK'de dediğinizı dikkate alarak atıl işgücü diye bir kavram çıkardı.İşsizlik verileriyle açıklanan bu veriye göre atıl işgücü  yaklaşık %30..

Ben işin kolayına kaçıyorum.Bizimle aynı büyüklükte nüfusu olan Almanya'da 45 milyon çalışan var, bizde ise 27.5 milyon...Ayrıca 5 milyon tarım istihdamı da fazla gibi 2 milyon çalışan bile aynı işi yapabilir, gizli işsizlik bir nevi.

Ben kısaca 15 milyon işsiz dedim. Mesajı Paylaş

BETONBEY

"Polonya Bialystok'da, elma puresi uretip, 14-15 ulkeye ihrac eden, 8-10 milyon EUR yillik cirosu olan sirketin sahibi, 5-6 yasinda Staton wagon passat'a biniyor. Biz de, devletin kaynak transferi yaptigi KOBI'nin bu kaynagi, istihdama, yeni teknolojilere vs. harcayacagini zannediyor musun

İşte Türkiye'nin iş mantığı, insanların kazanımlara tam olarak bakış açısı bu maalesef :(

KOBİ'lere işini büyütsün, makinalaşsın, pazarını büyütsün diye verdiğin kredi yada hibenin bir bölümü direk araba modelini yükseltmeye gidiyor.

Kapımda Porche'den Range Rover'e, Mercedes'e, BMW' ye kadar her çeşit araba var. En üst sınıf bir nebze şu anda iyi diyebilirim ama geriye kalanları perişan, elde araba kalmış, kapital ya hiç yok, ya sınırlı, tırmalıyorlar.

Ben ise aracımın 3-5 katını nakitte, borsada, fonlarda, emtiada döndürüyorum. Benim de serbest piyasada iş tecrübem yok????

Turkiyenin durumu bu sanırım, rahmetli bir isadamının tabiriyle, "atın önüne et, itin önüne ot atıyorlar ve sistem böyle gidiyor, artık her nereye gidiyorsa...

İşsizlik ve çalışan 1/3'ün, diğer 2/3'e bakması öngörüsünü, çalışan-emekli dengesinden bir örnekle destekleyebilirim.

Türkiye'de 2 sigortalı çalışan 5 emekliye bakar :)

Mesajı Paylaş

orko_8

Aslında bütün bu yazdıklarımız geçenlerde yayınlanan 140journos belgeselinde Rasim Ozan'ın Çetin Altan'dan alıntıladığı tespite çıkıyor:

"Türkiye don lastiği gibidir. Uzar, uzar sonra bir bırakırsın eski haline gelir". Mesajı Paylaş

putty

#3385
May 04, 2021, 05:55 ÖS Last Edit: May 04, 2021, 06:00 ÖS by putty
Kobi ler karikatürize ettiğiniz kadar değiller hatta bilakis çoğu çalışma delisidir sahiplerinin bir çoğu işçi gibi çalışır. Tatil bile doğru düzgün yapmazlar bir evleri birde arabaları vardır karılarını yazlığa yollar bir haftada kendileri kalır sonra dönerler çalışmaya devam ederler başkada bir lüksleri yoktur. Mercedes almış ne olmuş kim alacak Mercedes i Kobi patronu almayacaksa. Kobiler üretkendirler ciddi ihracat yaparlar en beğenmediğiniz kobiler bile ihracat yapıyor siz ne sanıyorsunuz ihracat yapmayan kobi yok artık. Fuarlara gidiyorlar iş alıyorlar sadece ürün üretenler değil mesela pres atölyesi Alman firmasına parça üretip yolluyor CNC firması Hollanda ya komprasör parçası imal edip yolluyor. Ben çok kobi geziyorum öyle göbeğini kaşıyan adamlar değiller bunlar.  Göbeğini kaşıyan kobi patronlarının çocukları Amerikalarda okudu işlerin başına geçti çoktan. Ayrıca kobiler büyük işletmelere evriliyorlar zamanla. son 30 yılda kobi olmuş firmaları ekonomiden çıkartın bu ülke batar Mesajı Paylaş

bnb

Kobilerin içinde mercedese binen de var varını yoğunu işine yatırıp dobloya veya kiralık egeaya binen de. Borcu yoksa mercedese de biner sorun o değil. Mesajı Paylaş

matmat26

İhracat rakamının içinde altın miktarı ne kadardır acaba,.. Mesajı Paylaş
Vatanımın üzerine çöreklenmiş olan kara bulutlar arasında hala parlamakta olan yıldızları seçmekteyim..

BETONBEY

Altın fiyatları salgının gevşemesi ile biraz düşecektir. Kurda, biraz güven sağlanır ve  8 liranın altına doğru hareketlenirse bu düşüş daha fazla olur.

MB rezervlerinin ciddi bir bölümü altın olarak tutuluyor. Düzenli bir şekilde satılarak dövize çevrilmesi beklenebilir.

Yıllardır düzenli bir şekilde yurtiçinden çıkartılan altının bir bölümünü MB alıyordu. Şimdi bu alımın olmadığını ve yurtdışına yöneldiğini düşünebiliriz.

Ticaret Bakanlığı Nisan 2021 verilerinden alıntı;

GTS'YE GÖRE NİSAN AYINDA ALTIN HARİÇ İHRACATIMIZ BİR ÖNCEKİ YILIN AYNI AYINA GÖRE % 107,8 ALTIN HARİÇ İTHALATIMIZ İSE % 67,1 ORANINDA ARTTI.

Altın ticareti hariç tutulduğunda, 2021 yılı Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre;

İhracat, % 107,8 artarak 18 milyar 452 milyon dolar,
İthalat, % 67,1 artarak 21 milyar 560 milyon dolar,
Dış ticaret hacmi, % 83,7 artarak 40 milyar 12 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
İhracatın ithalatı karşılama oranı ise % 85,6 olmuştur.

İşlenmemiş veya yarı işlenmiş altın ithalatı hariç tutulduğunda, Nisan ayı ithalatının bir önceki yılın aynı ayına göre % 67,1 oranında arttığı görülmektedir.
 
Enerji hariç olarak bakıldığında, Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı % 97,7 seviyesine yükselmiştir. Ocak-Nisan döneminde ise bu oranın %93,8 seviyesine çıktığı anlaşılmaktadır.
 
Bununla birlikte,  işlenmemiş veya yarı işlenmiş altın dış ticareti hariç olarak bakıldığında Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranının % 85,6 olduğu anlaşılmaktadır. Mesajı Paylaş

putty


Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter