Ağu 23, 2019, 05:16 ÖÖ

Sohbet

Başlatan petibor, Ağu 25, 2016, 09:58 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

petibor

#1515
Şub 10, 2019, 04:19 ÖS Last Edit: Şub 10, 2019, 04:21 ÖS by petibor
2. dünya savaşından sonra 1950 lerde herkes kalkınmaya başlamış refahı yakalamış mutluluğa erişmiş. Biz niye yapamadık diyor insan. Ama aslında yaptık bence. Menderes işte o devirdeki dünya ülkelerinin şahlanışının Türkiye boyutu idi. Devam etseydi 1970 lerde bambaşka bir ülke olacaktık. Hemen tökezlettiler B tipik devlet A tipik iktidarların başarılı olmamasına çalışmış kendi çok partili sistemde B tipik iktidar olamayınca bari A tipik iktidarların başarısını engelleyim dedi ve bu çabasınıda AKP ye kadar devam ettirdi. AKP devletide ele geçirince ancak tablo değişti. Mesajı Paylaş

ozbey

demin Kemal Sunal filmi izlerken reklam girdi ve reklamda Anka reklamıydı.
Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

O ANKA reklamı değildi. Bir siyasi parti reklamıydı... Mesajı Paylaş

ozbey

biliyorum üsdat.
siyasi yazışma başlatmak istemediğimden  öyle yazdım.

Mesajı Paylaş

murattekin

Videoda adamın biri ANKA'nın içini ziyaretçilere gösteriyor (oha!). Mesajı Paylaş
...

ozbey

#1520
Şub 12, 2019, 09:26 ÖS Last Edit: Şub 12, 2019, 09:31 ÖS by ozbey
Aselsan  çok iyi bir ihracat başarısına imza atmış bu gün. Mesajı Paylaş

saladin

Bence T-129 için. Mesajı Paylaş

hergeleci

The Air Force's Crazy 747 Aircraft Carrier Concept
https://www.youtube.com/watch?v=drnxZlS9gyw

Amerikan Hava Kuvvetleri'nin deli fikirleri (guzel kanaldir bu arada) Mesajı Paylaş

HDS

@Baltica'nın arada kalan şu yazısını bir çıkarayım:

"Almanya, belki batma noktasinda degil ama Milli Guc unsurlarinin muazzam orantisizligi nedeniyle, bir sikisiklik yasadigi da cok asikar. Bir yanda dunya capinda devasa bir ekonomi ve Avrupa capinda devasa bir demografi, ote yanda, zayif bir askeri guc ve uluslararasi politikada ondan da daha zayif bir etki uretme kabiliyeti. Tabii diger yanda, ulkedeki hic de azimsanmsyacak Amerikan nufuzu.

Atlantik blogunun, De Gaulle sonrasi Fransasi'ni, Avrupa'da, Almanya'yi dengelemek uzere manipule etme politikasi, Amerikan istihbaratinca da kabul edildigi uzere, 90'larin sonunda cokunce, Almanya, Fransa'yi da yedegine alarak, Avrupa'da basat guc oldu. Bu durum, Ingilizlerin, Cromwell'den  beri suregelen, "Avrupa'da tek bir gucun hakim olmasina engel olma" jeopolitigi ile celistigi gibi, Amerka'yi da rahatsiz etti.

Cunki Atlantik Blogu, Avrupa kitasinda hakim guc Almanya'nin, bir sonraki kacinilmaz jeopolitik hamlesinin ne olacagini gayet iyi biliyorlar. Tek basina Almanya-Fransa ekurisi global olcekte ABD'yi dengeleyip rakip olamaz ama Almanya-Fransa-Rusya mihveri, Rusya'nin adeta sonsuz enerji ve hammadde kaynaklarini, pazarini ve jeopolitik hinterlandini kullanarak bunu pekala basarabilir.

Bunun onune gecebilmek icin, Amerka iki stratejik adim atti. 1.si, Ukrayna'da, Almanya'yi once tesvik ederek, sonra p.c gibi ortada birakarak, Rusya ile karsi karsiya getirdi ve Rusya ile iliskilerini bozmaya zorladi. 2.si ise, Polonya'yi kullanarak, Visegrad grubunu kurdurarak, Almanya'nin Dogu Avrupa uzerinde, AB mekanizmalarini kullanarak kurdugu nufuzunu sarsti. Visegrad grubunun bir benzeri su anda NATO icinde kuruluyor. Yine bu cercevede, Fransa, Hollanda, Italya'da, milliyetci-populist hareketleri tesvik ve tahrik ederek, AB icindeki 'Pax Germanica" insicamini bozmaya calisiyor. Bir diger Atlantik gucu Birlesik Krallik'in tepkisi ise, AB'den kacmak oldu. Ancak, bu hamlenin kendisine daha fazla zarar verecegini gordugunden, simdi, geri donmeye calisiyor.

Almanya ise,  bu hamleleri dogru okudugundan, ardi ardina sukarsi sttratejik hamleleri yapti ;

1- PESCO'nun kurulmasi ve Birlesik Avrupa Ordusu kurulmasini yonunde muthis bir sembolik anlami olan Aachen'da, Fransa ile imzalarin atilmasi.

2- De Gaulle'un, "Atlantik'den, Urallara Birlesik Avrupa ve Avrupa'da yeni duzen" kavraminin yeniden gundeme getirilerek, kamuoyuna mal edilmesi icin kuvvetli PR calismalarina baslanmasi. Putin, bu zarfa, bir duzeltme ile, "Lizbon'dan, Vladivostok'a birlesik Avrupa" soylemi ile sicak bakacagini ifade etti.

3- Kuzey Akim 2 hattinin, butun, Atlantik muhalefeti ve baskisina ragmen, realize edilmesine devam etti.

4- BND'nin yeniden yapilandirilmasi ve BND icindeki Amerikan nufuzunun temizlenmesi icin calismalara basladi.

5- Alman-Fransiz ekurisinin gelecek hamlesi ise, ABD'nin, Orta menzilli nukleer fuzelerin onlenmesi anlasmasindan cekilmesini firsat bilerek, Adam Rapacki planini yeniden gundeme getirerek, Avrupa'da Rusya ile nukleer silahlarin konuslandirilmasinin engellenmesi icin, Atlantik blogunu dislayarak bir anlasma imzalanmasi zemini hazirlamak olacaktir. Bu hamle, ayni zamanda, topraklarinda, ozel amacli Amerikan askeri unsurlarini barindiran,  Polonya ve Romanya'yi da politik olarak sikistirarak bir tercihe zorlayacaktir. "



@Baltica'nın bu yazısında aslında "çatıştırdığı" ekoller yine Amerikan kaynaklı ve iki farklı jeostratejik "teori"nin de çatışması aslında. 20. yy'da Amerikan dünya görüşüne hakim olan Mahan'ın "Denizlere hakim olan cihana hakim olur"la özetlenebilecek teorisi idi. Buradan çıkışla, aslında Amerika, donanması vasıtası ile, dünyanın her noktasındaki askeri dengeleri, ticaret yollarını ve gücü kontrol edebildi. Selefi olan İngiliz Kraliyet donanmasının hiç bir zaman erişemediği bir yaygınlık ve güce, teknolojisi ve üretim kapasitesi vasıtası ile de erişti.

Bunun muarızı olarak ortaya çıkan görüşlerin ise Mahan-ist deniz hakimiyeti karşısında, zaten Amerikan donanması ile de boy ölçüşecek güç de var olmadığından McKinder'ın "Avrasya platosuna hakim olan Asya'ya, oraya hakim olan Avrupa'ya ve bunlara hakim olan da dünyaya hakim olur"la özetlenebilecek teorisini plana koyduklarını görüyoruz. Yüz yıllık münakaşa yeniden boy gösteriyor. "Pivot to Asia".  ;)


1. ve 2. harpleri konuşurken sıklıkla kullandığımız "Amerika'nın izolasyonist" hallerinin aslında pek de izolasyonist olmadığı, Avrupalı manyakların işiyle gücüyle fazla iltisaklı hissetmediği dönemin, 19. yy sonları ve tabii Amerika için 20. yy başının en çok tartışılan konuları bunlar. Amerika'nın kendine bir yol çizdiği ve fişek gibi dünyaya açılmaya hazır olduğu zamanlar. Kendi petrolünü, kömürünü falan alıp kenara koyabilen, deli gibi çelik melik işleyebilen, çok ciddi bir nehir ve karayolu taşımacılığı ağı kurmuş, her yerden uzak, çok münbit topraklara sahip ve kaynayan bir güç olarak 1. ve 2. harp aslında Amerika'ya ihtiyaç duyduğu pencereyi sağladı.

1. harpte düşünsel ve lojistik olarak da hazır olmayan Amerika, 2. harp sonunda dünyayı hamur gibi işleyeceği duruma geldi. Hem dünya çok haraptı, hem de kendisi hazırdı. Aslında 2. harp sonrası, Avrupa emperyalizmini resmen tedavülden kaldırdı. Ticaretin serbestçe yapılabilmesini şiar olarak ortaya koydu. Yani, "Hindistan benim, burada Fransız'a tezgah kurdurup mal sattırmam" diyen bir İngiltere yerine Hindistan'da herkesin tezgah açabilmesini, fabrika kurabilmesini, şirket açabilmesini garanti etti. O garantiyi de donanması ve askeri gücü ile sağladı. Bugün bildiğimiz dünya bir bakıma, bu şekilde var olabildi.

Bugünkü sıcak tartışmalarda, Amerika'nın kurduğu bu düzenin, Bretton Woods'un darma dağın olduğu, Amerika'nın Mahan-ist üstünlüğünün "bölgesel" güçler tarafından tehdit edildiği(ni düşündüğü), beri yanda Avr-Asya'da bir bloklaşmanın oluş(turul)maya çalışıldığı, yeni bir ekono-politik, jeo-stratejik bir düzeneğin çatılmaya çalışıldığının izlerini görüyoruz.


Amerika da, başkanından ve partisinden bağımsız olarak, Avr-Asya çarşafının tam "tepegözün gözüne" de, @Baltica'nın söylediği gibi Doğu Avrupa'nın kimi tedirgin, kimi geleceksiz, kimi palyaço ülkelerini kullanarak bir hançer sokuyor ve korkarım ki sonuç da alıyor.

İki sene önceye kadar tüm geleceğini buralara kapitalize etmiş Almanya, mesela bu bölgenin "çevresinden dolanmak" için yeniden Türkiye ile bir valse hazırlanıyor -gibi görünüyor.

@Baltica'nın yukarıda maddelediği adımları Almanya becerebilir mi? Almanya'nın başat güç olduğu iki savaşı da iyi kötü bilen ve Alman'ın taktikteki başarısını stratejide ne kadar eline yüzüne bulaştırdığını okumuş adam olarak; "Yoo" diyorum. Hatta bir adım öteye gideyim, tüm bunlar yanında, İngiltere'nin ne yapıp edip Fransayı da Almanya yanından çekip alabileceğini sanıyorum.

Burada beni heyecanlandıran tek soru: "Almanya yeni on yılda kendisini nasıl tanımlayacak?" Bu herhalde şimdiki gibi Alman pasifizmi ve politik doğruculuğu ile olmaz diye düşünüyorum.

Mesajı Paylaş

delenda_est_carthago

@HDS Alman devletinin turkiye ile yeni bir bahara istekli oldugu bence de dogru da, ya alman halki ne olacak? Oyle bir bilendi ki alman halki Turkiye'ye ve ozellikle Cumhurbaskanina karsi,  bu tip bir manevra yapmalari ciddi zor gorunuyor.  Turkiye'den son zamanlarda Almanya'ya kacanlarin yaptigi negatif kamuoyu da cabasi. Realpolitik gercekten Almanya'icin Turkiye ile yeniden isbirligi yapma vaktinin geldigini gosteriyor. Ama bunu pratige dokebilecekler mi?

Mesajı Paylaş
Dum spiro, spero

HDS

Bence de olamayacak olması gerektiği gibi. Ben zaten istemiyorum da. Sadece, BND'yi bilmemnereyi, tüm kurumlarını Atlantikçilere kaptırmış, sesi de çok çıkan ülke olarak, azıcık sesini kessin, Amerika'nın bizi sıkıştırmak için kullandığı bir araç olmaktan vazgeçse yeter. Bir de parasını istiyorum o kadar. Polonya kadar da küfretmedim herife kusura bakmasın artık.

Öyle vay başkanlar sarılıp öpüşsün, vay efem bize Fetöcüleri geri versin, onları geçtim zaten "please don't". Bu herifler dokunduklarını çürütüyorlar. "Ote toi d'mon soleil" yani.


En kötüsü ama en kötüsü, zamanında hudutsuz bir şekilde fil gibi tepinip içine ettikleri Türkiye siyasetini de Türkiyeyi de tanımıyorlar, halen tanıyamadılar. Diyorduk ya; Bu millete Claudia Roth'u özlettirdi yahu adamlar. :) Mesajı Paylaş

sahin1

Bağlantılı olarak bir diğer soru da, İngiltere, Fransa'yı Alman'dan ayırabilecek mi? Fransa bu konuda istekli olur mu? Bu iki ülkenin aslında birbirlerine karşı çok da sevgi dolu olmadıklarını düşünüyorum. Geçmişleri buna engel olur mu? Mesajı Paylaş

ozbey

#1527
Şub 13, 2019, 03:39 ÖS Last Edit: Şub 13, 2019, 03:59 ÖS by ozbey
Fransa'nın yapacağı seçim  Almanya mı İngiltere mi  seçimi gibi görülebilir;  ama bence  kral olmak veya  kralın uşağı olmak arasında seçim  yapıyor olacaklar.

buna bir de  ya şimdi ya hiç bir zaman  ikilemi eklendiğinde  seçmek isteyecekleri yol belli  gibi.
Mesajı Paylaş

ozbey

#1528
Şub 13, 2019, 03:44 ÖS Last Edit: Şub 13, 2019, 03:55 ÖS by ozbey
yeni Avrupa'nın en kolay üstünden geleceği sorun  eski husumetlerin üzerinin örtülmesi sorunu olur. Mesajı Paylaş

ozbey

Çin  meğer hazırda bekliyormuş.  demekki bir de ciddi bir durum olsa  ilişkiler büsbütün kopacak.

benim "bize uzakta bir müttefik lazım"  fikrim vardı;  ama çöpe atma zamanı geldi o fikri. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter