Türkiye de Öne Çıkan Bilimsel Gelişmeler

Başlatan kimlikci, Nis 30, 2016, 10:22 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Karabasan

Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Konsey Başkanlığı görevine İsmail Demir getirildi.
https://twitter.com/IsmailDemirSSB/status/1157326090148491265 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

#61
Ara 31, 2019, 12:14 ÖÖ Last Edit: Ara 31, 2019, 12:40 ÖÖ by Karabasan


Güneş hücrelerinin verimliliğini artıran nano malzeme geliştirdiler

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi bünyesinde kurulan Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde (NÖHÜNAM), 2014'ten beri karbon temelli nano malzemeler üzerine çalışma yürütülüyor.

Çalışmalar kapsamında, yerli imkanlarla geliştirilen nano boyuttaki grafen film sayesinde, silisyum tabanlı güneş hücrelerinin verimliliğinde yaklaşık yüzde 20 oranında artış sağlandı.

NÖHÜNAM'da grafen üzerinde çalışmalar yürüten Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Zan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezin altyapısıyla ulusal ve uluslararası birçok araştırma merkeziyle yarışacak düzeyde ve yenilenebilir enerji üzerine endüstriyel Ar-Ge kapasitesine sahip ender merkezlerden biri olduğunu söyledi.

Zan, merkezde yaklaşık 5 yıldır karbon temelli nano malzemeler üzerine çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Özellikle karbon malzemelerden, son yılların en popüler olanlarından grafen üzerine yoğun araştırmalar yapıyoruz. Bu alana doktora çalışmalarım sırasında İngiltere'deki Manchester Üniversitesinde başladım ve bu süreçte grafen konusunda 2010 yılında Nobel fizik ödülünü alan Prof. Konstantin Novoselov'un danışmanlığında çalıştım. Grafen yaklaşık metrenin milyarda biri kalınlıkta. Yani 1 milimetre kalınlıktaki bir grafit parçasında yaklaşık 3 milyon tabaka grafen bulunuyor ve biz laboratuvarlarımızda sadece o bir tabakayı yerli olarak üretip çeşitli alanlarda kullanıyoruz." diye konuştu.

Zan, grafenin elektronik devrelerde, dokunmatik ekranlarda, enerji üretimi ve depolanmasında, yüzey kaplamalarında ve sağlık alanında kullanılabileceğini aktararak, şunları kaydetti:

"Laboratuvarlarımızda grafen üretimini halihazırda birden fazla yöntemle gerçekleştirebiliyoruz. Bu kapsamda biz grafeni hem ultra ince bir film olarak kimyasal buhar biriktirme tekniğiyle (CVD) hem de toz formda kimyasal ayrıştırma tekniğiyle üretiyor ve karakterize edebiliyoruz. CVD cihazı özel dizayn edilmiş bir fırın sistemi olup, istenilen büyüklükte grafen üretebilmemize imkan tanıyor. Ürettiğimiz grafen o kadar ince ve saydam bir malzeme ki gözümüzle görmemiz mümkün değil, bunun için mikroskoplara ihtiyaç duyuyoruz. Bakır yüzeyinde ürettiğimiz grafen filmi birkaç kimyasal işlemle istediğimiz yere transfer edebiliriz."

Grafenin yakıt pilleri, zırh kaplamalarında kullanımı için çalışmalar sürüyor

Zan, ürettikleri grafen filmleri yine merkezde üretilen silisyum tabanlı güneş hücrelerine uyguladıklarını ve anlamlı düzeyde verimlik artışı elde ettiklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Güneş hücrelerinin en üst katmanında saydam ve iletken tabaka olarak kullanılan malzeme oldukça pahalı ve kırılgan. Bizim ürettiğimiz grafen ise diğer malzemeye göre düşük maliyetli ve yüksek performansa sahip. Özellikle yerli imkanlarla ürettiğimiz grafeni uyguladığımız güneş hücrelerinde, grafen kullanılmayan hücrelere göre yaklaşık yüzde 20 verim artışı sağladık. Bu artış sayesinde aynı alana kaplanan güneş panellerinden daha fazla enerji sağlanacağı gibi aynı enerjiyi daha az panel kullanarak da elde edebiliriz. Silisyum tabanlı güneş hücrelerinde kullanılan mevcut malzemelerle elde edilen verimlilik artışı, yaklaşık olarak doyum noktasına ulaşmış durumda. Biz ise geliştirdiğimiz grafen sayesinde güneş hücrelerinde ciddi bir verim artışı sağlanabileceğini gösterdik."

Zan, çalışmalarını üniversitenin katkısıyla yerli imkanlarla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, "Çalışmalarımız TÜBİTAK ve TÜBA tarafından da desteklenmektedir ayrıca laboratuvarlarımızda grafenin farklı tür güneş hücreleri, yakıt pilleri, zırh kaplamaları, organik ve inorganik atık geri dönüşümü alanlarında kullanımı üzerine çalışmalarımız devam ediyor." bilgisini paylaştı.

https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/gunes-hucrelerinin-verimliligini-artiran-nano-malzeme-gelistirdiler/1651616

BAİBÜ akademisyenleri bor madeninden süper iletken tel yaptı


Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünde görev yapan bilim adamları tarafından bor madeni kullanılarak süper iletken tel üretildi.

Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Belenli gözetiminde 5 akademisyen 2013 yılında başlattıkları çalışmalarını sürdürüyor.

Yaklaşık 7 yıllık sürecin ardından bor madeninden üretilen, MR cihazları ve rüzgar türbinlerinde kullanılan süper iletken tel, test için yurt dışına gönderildi. Yapılan testlerden başarıyla geçen tel sayesinde akademisyenler Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından "Proje Performans Ödülüne" layık görüldü.

Prof. Dr. Belenli, çalışmayla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜBİTAK'tan aldıkları ödülün kendilerini çok mutlu ettiğini bildirdi.

Olabildiğince yerli üretimle çalıştıklarını ve çalışmalarda Prof. Dr. Hakan Yetiş, Doç. Dr. Mustafa Akdoğan, Dr. Öğretim Üyesi Fırat Karaboğa ve Dr. Öğretim Üyesi Asaf Tolga Ülgen'in imzasının olduğunu anlatan Belenli, "Bizim asıl odak noktamız projemizde kullanacağımız cihazların neredeyse tamamının yerli üretim cihazlar olmasıydı. Yerli üretim olmasıyla da bunu ileride daha değişik şekillere büründürme, daha da geliştirme imkanımız olacak." dedi.

Bilimsel Ar-Ge çalışmaları sonucunda önemli çıktılar ortaya konduğunu belirten Belenli, elde edilen ürünün, eksi 250-270 derecelere kadar soğutulduğunda yüksek akımları geçiren bir süper iletken tel olduğunu söyledi.

"Akımı dirençsiz taşıdı"

Hiçbir direnç olmadan 4,2 kelvinde çok yüksek akımlar geçiren bir tel ürettiklerini aktaran Belenli, "Bu tellerimizi yurt dışına götürüp orada test ettik. Test sonuçları oldukça iyi çıktı. Oradaki sistemde maksimum 150 amper akım verebiliyorlar. Onun tamamını kullandıkları halde bu tellerimiz süper iletkenlikten çıkmadı, yani o akımı dirençsiz taşıdı." ifadelerini kullandı.

Belenli, teknolojik olarak bir mesafe alabilmek ve bir şeyler üretmek için atölye ve fabrika donanımına doğru gitmek gerektiğini anlattı.

"Süper iletken tellerin seri üretimi dünyada çok eskiden beri yapılıyor." diyen Belenli, şöyle devam etti:

"Ama bizim ürünümüzün benzerleri ürünler daha yeni kullanılmaya başlandı. Bu süper iletken teller bakır tellerle ve diğer iletkenlerle yapılamayan işleri yapıyor. Mesela MR cihazlarının hepsine süper iletken tel kullanılır. Bizim yapmaya çalıştığımız parkur bobindi. Parkur bobinler çok büyük elektrik motorlarında rüzgar türbinlerinde ve elektrik üretiminde kullanılan bobinlerdir. Türkiye'de, MgB2 yani magnezyum-bor tabanlı süper iletken tel konusunda ciddi çalışan başka kurum yok diye biliyorum. Varsa da bizim ölçeğimizde değildir." şeklinde konuştu.

Tüm amaçlarının seri üretim olduğunu kaydeden Belenli, "Ülkenin katma değeri yüksek ürünlere doğru gitmesi için biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tüm çabamız bunun seri üretime geçmesi ve katma değeri yüksek teknolojik ürünler haline gelmesi." dedi.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/baibu-akademisyenleri-bor-madeninden-super-iletken-tel-yapti/1646294


Türk bilim insanından 'ultra ince' buluş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Fotonik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Şahin öncülüğünde, İngiltere ve Belçika'dan bilim insanlarının da bulunduğu heyet, nano teknoloji alanında kullanılmak üzere elmas, altın ve alüminyum gibi tabakalı olmayan maddelerden "ultra ince" malzeme üretmenin formülünü buldu.

Bükülebilir telefonlar, bataryaların ultra hızlı şarj edilmesi gibi bir çok alanda kullanılan ve bugüne kadar kömür karbonu gibi tabakalı maddelerden üretilen ultra ince malzemelere yeni bir boyut kazandıran formülün, yeni buluşların önünü açması bekleniyor.

Daha önce kömür karbonunu ayrıştırarak ultra ince malzeme "Grafen"i bulan ve bu çalışmasıyla Nobel ödülü alan bilim insanı Andre Geim, Francois Peeters ve Rahul Nair'in de bulunduğu heyet, Şahin'in rehberliğinde bir yıl önce ultra ince malzeme üretmek için çalışmalara başladı.

Heyet, bu çalışmada, tabakalı yapıya sahip malzemelerin ultra ince hallerine ulaşılmasının yanında elmas, altın ve alüminyum gibi tabakalı olmayan ve yığınlar halinde bulunan maddelerin de ultra ince haline erişmeyi amaçladı.

Geliştirdikleri formülle bunu başaran heyetin sonuç makalesi, bilim dünyasında büyük ilgi gördü.

"Bizim getireceğimiz reçete, yepyeni malzemelerin keşfine yol açacak"

Doç. Dr. Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmada yer alan bilim insanlarının son 10 yıl içinde kendi alanlarında en çok bilinen isimler olduğunu belirtti.

Özellikle Andre Geim'in, 2004'te grafenin senteziyle başlayan yolculuğunun önemine dikkati çeken Şahin, "Malzeme biliminde grafit dediğimiz ve kömür olarak bildiğimiz o çok basit malzemeden, çok sürpriz ve inanılmaz özelliklere sahip olan grafenin sentezi, yepyeni bir yol açtı. Özellikle de nano teknoloji açısından tek atom kalınlığında ultra ince dediğimiz grafenin bulunuşu, inanılmaz mekaniksel özelliklere sahip olması, elektriksel olarak çok ilginç olması, bu alandaki çalışmaları tetikledi. Ultra ince malzemelerin ne kadar önemli olduğunu bütün dünya fark etti." diye konuştu.

Grafenden sonra tabakalı olmayan yapılardan ultra ince malzeme üretmek için kolları sıvadıklarını dile getiren Şahin, projede fikrin Türkiye'den çıktığını vurguladı.

Geliştirdikleri formülle nano teknoloji alanında ilerlemeler olacağına işaret eden Şahin, "Gelişmekte olan nano teknolojinin ihtiyaçları var. Bunlar nano kaplamalar, nano ölçek ilaçlar olabilir. Elektriği çok iyi ileten nano materyaller olabilir ya da ışığı çok iyi geçiren transparan nano malzemeler olabilir. Gelişen teknoloji sayesinde sayamayacağımız kadar alanda nano teknolojinin malzeme ihtiyacı olacak. Bizim getireceğimiz reçete, limitleri ortadan kaldırarak yepyeni malzemelerin keşfine yol açacak." ifadelerini kullandı.

Grafen, bükülebilir telefonlar gibi alanlarda yeniliğin önünü açtı

Bilim insanları Andre Geim ve Konstantin Novoselov, 2004'te kömür karbonunun ayrıştırılmasıyla malzeme biliminde devrim niteliğine sahip "Grafen" maddesini bulmuştu. Grafen maddesi, teknolojide bükülebilir telefonlar, bataryaların ultra hızlı şarj edilmesi gibi bir çok alanda yeniliğin önünü açmıştı. Bilimi insanları bu buluşla 2010'da Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmıştı.

Türk bilim insanı Şahin'in öncülüğünde başlatılan çalışmada ise kömür ve benzeri tabakalı maddeler dışındaki malzemelerin de ultra ince hale getirilmesi öngörülüyor. Bulunacak grafen benzeri ultra ince yeni malzemelerin, yeni buluşların önünü açabileceği belirtiliyor.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turk-bilim-insanindan-ultra-ince-bulus-/1606698

Gazi Üniversitesi Direktörü Süleyman Özçelik, katı hal lazer üretmek için kullanılan safir kristallerini üretmeye başladıklarını duyurdu.
https://www.youtube.com/watch?v=IZNNZwfISAs Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

petibor

Parayı verdimmi herşey yapılabiliyor Türkiye de artık. Bu parayı her sene bulmak lazım mühendisler akademisyenler kendilerini kanıtladılar. yılda 5 milyar dolar yemeyip içmeyip bunlara vermek lazım. Ülkeler artık bilimsel araştırmayı ARGE yi seçim vaadi olarak koyuyor. AB nin ARGE projeleri ufku ne kadar saplantılı. Bizde öyle olmalıyız yol okul hastane bunlara harcamayalım bütün parayı bilime arge ye harcayalım. O para döner dolanır geri gelir vergi olarak bir dönem sonra. Bir viagra alıyorsun 150 tl içinden 4 tane çıkıyor bilimin fiyatı işte hoop ABD vergi dairesine kazanç Mesajı Paylaş

Karabasan

İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Koyuncu, evsel ve endüstriyel atık suları arıtıp insanların kullanımına sunabilecek kadar ileri arıtma sistemlerini milli olarak geliştirdiklerini duyurdu. İsmail Koyuncu devamında ellerinde ki teknolojiyi Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerini ihraç ettiklerini açıkladı. Düzenledikleri Uluslararası MEMBRAN Teknolojileri sempozyumunda ise eski tarım ve su işleri bakanı Veysel Eroğlu ise İTÜ bünyesinde kurulan MEM-TEK Araştırma Uygulama Merkezinin 150 AR-GE projesine hayat verdiğini belirtti.
https://twitter.com/kimlikci_954/status/1212440230135042048 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

#64
Oca 10, 2020, 03:57 ÖÖ Last Edit: Oca 10, 2020, 03:59 ÖÖ by Karabasan
'Yerli bakteriler' doktor öğretim üyesine İngiliz Kraliyet Ödülü getirdi


Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Seyrani Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aziz Şatana, TÜBİTAK tarafından 5 bin 600 proje arasından seçilen "Topraktan Rizobakterilerin İzole Edilmesi ve Şeker Pancarı Üretiminde Kullanılması Projesi"nin, İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisi ve Newton Fonu tarafından ödül ve bursa layık görüldüğünü bildirdi.

Proje yürütücüsü Şatana, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projelerinin sloganını, "Bakteriler çalışacak, Türk tarımı kazanacak" olarak belirlediklerini söyledi.

İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisine Türkiye'nin da aralarında bulunduğu 10 ülkenin partner olduğunu aktaran Şatana, 5 bin 600 proje arasından 15'inin TÜBİTAK tarafından İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisine gönderildiğini ifade etti.

Araştırmalarının bakteri biyoteknolojisine dayandığını anlatan Şatana, şeker pancarı kökünden bakteri izole ettiklerini belirtti.

Proje sonunda bakteriyel gübre elde edeceklerini vurgulayan Şatana, "Bizim 1512 TÜBİTAK projemiz var. İki ay önce TÜBİTAK bizimle iletişime geçti. Projemizin İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisiyle beraber değerlendirileceği sonunda da bir burs ve ödül verileceği bize bildirildi. Biz de TÜBİTAK'a bildirdik. Önce TÜBİTAK'tan bir elemeden geçti. Daha sonra İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisi bize bu ödülü verdi." diye konuştu.

"Milli ekonomiye katkımız olacak"

Kimyasal gübre kullanımını yarıya indiren projenin çevre dostu olduğunu belirten Şatana, şunları dile getirdi:

"Bu bakteriler sadece gübre yapımı için gerekli değil, bunun dışında probiyotikler gibi pek çok alanda kullanabileceğimiz bakteriler. Bizim bakterilerimiz bu topraklardan elde ediliyor. Yerli bakteriler. Bu bakterilerin adaptasyon seviyeleri çok yüksek. Dolayısıyla bizim ekolojimizde rahatlıkla kullanabileceğimiz bakteriler."

Bakterilerden gübre, ilaç, enzim ve biyolojik arıtmalarda kullanılan parçalayıcılar elde edeceklerini söyleyen Şatana, Böylece dışarıdan ithal edilecek gübre hammaddesi gibi bazı girdilerin önünün kesilebileceğini ifade etti.

Şantana, "Bu sayede milli ekonomiye de bir katkımız olacak. İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisi girişimci ve inovasyon yapan projelere büyük destek veriyor. Bunun güzel sonuçları olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

İngiliz Kraliyet Mühendislik Akademisince 18 Ocak-1 Şubat arasında Londra'ya davet edilen Şatana, ödül alıp "İnovasyonda Liderler" konulu burslu eğitim görecek.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/yerli-bakteriler-doktor-ogretim-uyesine-ingiliz-kraliyet-odulu-getirdi/1697402

Kapsül robotlar biyopsi yapacak

TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ile Boğaziçi Üniversitesinde araştırmalarını sürdürme kararı alan bilim insanı Dr. Mehmet Turan, mide ile ince ve kalın bağırsak gibi ulaşılması zor organlarda akıllı kapsül robotlar kullanılarak biyopsi yapabilecek proje yürütüyor.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 2013-2014 yılları arasında University of California Los Angeles'da (UCLA) araştırmacı olarak görev alan, ETH Zurich ve Max Planck Enstitüsü arasında açılan ortak doktora programı kapsamında yapay zeka ve tıbbi robotlar alanında doktorasını yapan, sonrasında da Max Planck Enstitüsü Akıllı Sistemler Bölümü'nde çalışmalarını sürdüren Turan, Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü'ne katıldı.
Doktorası sırasında ve sonrasında Max Planck Enstitüsü Akıllı Sistemler Direktörü ve aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Prof. Metin Sitti ile birlikte çalışma fırsatı bulan Dr. Mehmet Turan, "Magnetically Actuated Al-Powered Endoscopic Capsule Robot for Targeted Drug Delivery and Multiple Biopsy Operations" başlıklı projesi kapsamında sindirim sistemi organlarında görüntüleme, ilaç enjektesi, biyopsi ve hatta ameliyatlarda kullanılmak üzere yapay zeka temelli hassas medikal robotlar geliştirmek üzere çalışıyor.

Turan, TÜBİTAK 2232 programı kapsamında üç sene sürmesi beklenen yeni projesiyle nesil kapsül robotları geliştirmeyi hedeflediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Normal endoskopiden farklı olarak geliştireceğimiz sistemde hassas bir kontrol mekanizması eşliğinde hareket ettirilebilen robot olmasını planlıyoruz. Mevcut şartlarda hastanelerde kullanılan kapsül endoskop örneklerinde mide, kalın bağırsak ve ince bağırsak için ayrı ayrı kapsüller kullanılması gerekiyor. Bizim sistemimizde ise mide, kalın bağırsak ve ince bağırsak olmak üzere üç organı aynı anda tek kapsül robotla görüntüleyebiliyorsunuz. Robotik kapsülün standart kapsüle kıyasla başka avantajları da mevcut. Biyopsi ve ilaç enjektesi gibi tıbbi müdahaleleri de mümkün kılıyor. Halihazırda kullanılan sistemlerde aktif kontrol olmadığı için bu tür karmaşık müdahaleler yapmak imkansız. Bu da kapsülün sadece bir görüntüleme aracı olarak kalmasına sebep oluyor ve hastanelerde kullanım alanını çok sınırlandırıyor."

Kapsül endoskopi sırasında bir defadan fazla ve farklı yerlerden biyopsi almayı hedeflediklerini belirten Turan, bir mekanizma kullanarak birden çok biyopsinin aynı operasyon içinde mümkün olacağını anlattı.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi iş birliğinde beyin kanseri ve meme kanserinin erken safhada teşhis edilmesi üzerine yeni bir projeye başladıklarını da dile getiren Turan, şu bilgileri verdi:

"Halihazırda, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve Sağlık Bakanlığı ile ortak yürüttüğümüz büyük ölçekli bir sağlık projesinde beyin tümörlerinin çok daha erken teşhisini mümkün kılacak algoritmaların geliştirilmesine öncülük edecek çok büyük bir veri kümesi oluşturuyoruz. Hatta kişinin yaşam kalitesi, beslenme alışkanlıkları ve ailesindeki bireylerin hastalık geçmişlerini inceleyip henüz hastalık ortaya çıkmadan uyarılar verip, hastayı bilinçlendirmeyi başarabilecek kritik teknolojiler üzerinde çalışıyoruz. Bir milyon hastadan elde edeceğimiz etiketli beyin MR görüntüleri hem ülkemiz hem de tüm dünyada ilgili alanlarda yapılacak bilimsel çalışmalara büyük ivme kazandıracaktır."
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/kapsul-robotlar-biyopsi-yapacak/1697440 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

Erzurum Teknik Üniversitesi savunma sanayisine destek olmak istiyor


Araştırma grupları, 2 adet 1000 Sınıfı Temiz Oda bulunan YÜTAM'da, 22 farklı laboratuvar ve birçok mikro nano boyuttaki lazer aygıt ile cip gibi fotonik aygıtların üretimi sağlanabiliyor.

ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, YÜTAM'ın güçlü altyapısıyla bölgenin en büyük araştırma merkezlerinden biri olduğunu söyledi.

Üniversite olarak ülkenin yerli ve milli savunma sanayisi projelerinde pay sahibi olmayı hedeflediklerini ifade eden Çakmak, "Amacımız yüksek teknoloji alanlarında araştırma yapmak ve bu araştırmaları geliştirip şehrimizde, bölgemizde üretim potansiyelini geliştirmek. Yani Ar-Ge'sini yaptığımız birçok teknolojik ürünün şehrimizde, sanayide üretilmesini istiyoruz." dedi.

"Erzurum iklimi üretim için uygun"

Çakmak, YÜTAM'da lazerler, termal kamera ve lazer cipler, güneş pilleri ile foto dedektörler gibi birçok mikro ve nano boyuttaki fotonik aygıtların üretilmesi için altyapı imkanlarının yeterli olduğunu belirterek, savunma teknolojisi üretimlerinde Erzurum'un uygun bir şehir olduğunu dile getirdi.

Savunma teknolojisi üretimlerinde işletme masrafının düşük olduğuna dikkati çeken Çakmak, şunları kaydetti:

"Bu nedenle üretimde, Erzurum gibi iklimi soğuk, nem oranı düşük, havası kuru ve güneş alma oranının yıllık ortalaması yüksek olan iller tercih edilir. Ülkemizde üretilen yüksek güçlü lazerler, termal kameralar ve güneş pillerinde YÜTAM'da ürettiğimiz cipleri kullanabilme imkanına sahibiz. Ülkemiz savunma teknolojilerinde önemli ölçüde kendine yeten konuma geldi. Biz de laboratuvarlarımızda fotonik aygıtların üretilmesi suretiyle savunma teknolojilerine önemli katkı sunmayı hedefliyoruz."

"Üniversitelerin temel misyonu topluma katkı sunmaktır"

Kentteki sanayi temsilcileri, odalar ve borsa başkanlarıyla bir araya gelerek savunma ve uzay sanayi teknolojileri gibi milli projelerdeki bazı altyapı bileşenlerini YÜTAM'da da üretme ve geliştirme imkanına sahip olduklarını vurgulayan Çakmak, şöyle konuştu:

"Üniversitelerin temel misyonlarından birisi topluma katkı sunmaktır. Araştırma merkezleri milletin ve devletin parasıyla kuruldu. Bu sorumluk bilinciyle ülkemizde yürüyen birçok milli projenin alt sistem bileşenlerini laboratuvarımızda üretmek istiyoruz. Bu farkındalığı oluşturmak için söz konusu kuruluşlara ziyaret yaptık. Bu ziyaretler sonrası ülkemizdeki birçok milli projenin bazı alt bileşenlerin laboratuvarlarımızda Ar-Ge'sini yapmak ve şehrimizin sanayisinde de üretiminin yapılması suretiyle olumlu yönde görüşmelere başladık."

Çakmak, TUSAŞ ve diğer ilgili kurumlarla yapılan görüşmelerde YÜTAM'da savunma sistemlerine dönük birçok alt bileşeni üretebilecek potansiyelde olduklarını gösterip farkındalık oluşturduklarını anlatarak, "Bunlardan en önemlileri nanometre boyutunda hassas kaplamalar, 3 boyutlu eklemeli üretim ve biyomekanik uygulamalardır. Bu konular için Ar-Ge çalışmalarını yürütüyoruz. Burada yapılan tez çalışmaları artık rafa kaldırılmayacak. TUSAŞ, ASELSAN ve HAVELSAN gibi kurumlarla ortak projeler geliştirip savunma sanayisine dönük ortak adımlar atmak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

YÜTAM Müdürü Doç. Dr. Serkan Örtücü de 6 yıl önce kurulan merkezde özellikle biyomekanik grubunda amaca yönelik implant tasarımı, MR taramalarında elde edilen görüntülerle 3 boyutlu malzemeler ve implantlar yapıldığını ifade ederek, ayrıca fotonik ve güneş enerjisi grubunda güneş pilleri ve lazer diyotlar yapıldığını belirtti.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/erzurum-teknik-universitesi-savunma-sanayisine-destek-olmak-istiyor/1706432 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Karabasan

Türk bilim insanları 'yapay tendon' geliştirmek için çalışıyor


Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan Dr. Öğretim Üyesi Burçak Alp, 1998'de doktora eğitimi için İngiltere'ye gitti.

University College London Doku Mühendisliği Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak göreve başlayan Alp, tendonundaki yaralanmadan dolayı bu alanda çalışma karar verdi.

Çalışmalarını bir grup bilim insanıyla yoğunlaştıran Dr. Alp, deve kuşu bacaklarını kullanarak kolajen üretti. Bilim ekibi, o dönem İngiltere'de bu kolajen için patent aldı.

2014 yılında İngiltere'den Türkiye'ye dönen ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü'nde görev yapmaya başlayan Dr. Alp, Prof. Dr. Murat Bengisu ve Dr. Öğretim Üyesi Işınay Ebru Yüzay ile birlikte, 2 yıl içinde yapay tendon geliştirmeyi hedefliyor.

Alp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tendon yaralanmaları tedavi edilirken sağlıklı bir dokudan tendon parçası alınarak yaralı olan kısma aktarılıyor. Bu, hastada ekstra bir operasyon, tekrar bir ameliyat stresi ve ağrıya neden oluyor. Alınan parçanın sağlıklı sonuç verebileceğinin bir garantisi yok. Onun için 2 yıl içinde laboratuvar ortamında yapay tendon geliştirmeyi hedefliyoruz." dedi.

Hedeflerinin, üretilen kolajeni 3 boyutlu biyobaskı teknolojisi ile birleştirerek laboratuvar ortamında tendon altyapısını oluşturacak malzemeyi ürettikten sonra hücrelerin ilavesiyle yapay tendon elde edebilmek olduğunu dile getiren Alp, öğrencilerine 3 boyutlu biyobaskı yöntemi üzerinde eğitim verdiğini ve tendona yakın bir malzemeyi 2 yıllık süre sonra elde etmeyi planladığını kaydetti.

"Yaptığımız iş çok kapsamlı"
İngiltere'de başlattığı çalışmayı Türkiye'de sürdürmeyi istediğini anlatan Alp, "Yaptığımız iş çok kapsamlı. Ülkeme dönmek hep aklımdaydı. Aslında fırsat yaratıldığı zaman Türkiye'ye dönmek isteyen çok bilim insanı var." şeklinde konuştu.

Dr. Alp'e destek veren Prof. Dr. Murat Bengisu da biyobaskı yöntemiyle kolajenden tendon elde etmeyi amaçladıklarını kaydetti.

Üç boyutlu biyobaskının uzun zamandır üzerinde çalışılan sistemler olduğunu anlatan Bengisu, "Bu yöntemin avantajı, küçükten başlayarak doğadaki gibi giderek büyüyen bir yapı elde edebiliyorsunuz. Artık hücrelerle baskı yapılmaya başlandı. Bizim de üzerinde yaptığımız çalışma bu." dedi.

https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turk-bilim-insanlari-yapay-tendon-gelistirmek-icin-calisiyor-/1723633 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

kubila

Bu beyin göçü işi ne durumda, bir tersine göç olayı vardı ama ne kadar başarılı oldu bilen var mı? Artı eksi durumumuz nedir acaba? Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter