Türk Sivil Denizcilik Haberleri

Başlatan minigitav, Mar 27, 2016, 09:35 ÖS

« önceki - sonraki »

Atılgan

Karadeniz'de beklenen balık avı olmayınca tekneler Moritanya'ya yöneldi

Karadeniz'de avlanan yaklaşık 20 tekne yeni sezonda umduklarını bulamayınca rotayı Atlas Okyanusu kıyısındaki Afrika ülkesi Moritanya'ya çevirdi.

Özellikle palamut avcılığında şu ana kadar istenilen avlanmayı yapamadıklarından yakınan balıkçılar, son yıllarda bu sezon ki kadar kısır bir dönem yaşamadıklarını söylediler.

Yaklaşık 150 yıldır balıkçılık mesleğini sürdüren Denizer Ailesi'ne sahibi olduğu Denizer Balıkçılık Yönetim Kurulu Başkanı Recep Denizer, özellikle palumut avının geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 95 oranında azaldığını belirterek şu ana kadar sezonun tatmin edici olmadığını söyledi. Denizer, "Sezon şu ana kadar hiç tatmin etmedi. Olmamasının nedenleri var. Geçen yıla oranla bir değerlendirme yapacak olursak aynı döneme göre yüzde 5 oranında ancak avlanma yapabildik. Geçen sezon palamutçuluk çok iyi idi. Bu sezon tahmin ettiğimizin çok daha kötüsünü yaşıyoruz. Ümidimizi kesmedik, bazı yerlerden güzel haberler geliyor. Bu sezon 40. güne girdik. 40 günde esaslı olarak 4 gün avcılık yapabildik" dedi.

"Ekim ayının sonuna kadar balıktaki umudumuzu koruyacağız" diyen Denizer "Şu anda tekneler masraflarını zor karşılıyor, para kazanmak için uğraş vermiyor. Çok uzun süreden beri balıkçılık yapıyoruz. Bu yılki gibi hiç görmedik. Bugün sezonun 40 günü hala 200 gramlık palamutlar tutuyoruz. Ne olduğunu bir türlü anlayamadık. Bu seneki palamut bütün bilgilerimizi alt üst etti. Kötü gitmesinin nedenleri arasında; deniz suyu sıcaklığı, yumurtasını geç döktü, denizde yem bulamıyor, büyümediği gibi nedenleri söylenebilir. Bunların hepsi bir etken ancak balıkçılıkta her geçen yıl sıkıntı var" şeklinde konuştu.

Karadeniz av vermeyince umutlar Moritanya'ya taşındı

Karadeniz'de şu ana kadar yeterinde avlanma yapamayan 70 kadar tekneden 20'sinin Atlas Okyanusu kıyısındaki Afrika ülkesi Moritanya'ya gittiğini belirten Denizer, "Karadeniz'de 70 kadar tekne vardı, bunlardan 20'ye yakını oraya gitti. Dünyanın bütün balık çeşitlerinin orada olması çok ilginç. Orası da artık ilk yıllardaki gibi değil, her geçen yıl zorluk çıkartılmaya başlandı. Teknelerin boylarına göre 1, 2, 3 bölge diye değerlendirmeye başladılar. Oradaki balık unu fabrikalarnın 30'a yakını Çinliler'in elindeydi. Bunlar çok ilkel usullerle çalışıp ilkel usullere göre çok az işleniyordu. Büyük balıkçı teknelerimiz orada günde 400-500 ton gibi çok büyük miktarda balıklar getirmeye başlayınca onlar da şaşırdılar. Şu an orada çalışamayan fabrikalar var. Karadeniz'deki kazancının onlara az geldiğini kabul ederek oralara gittiler. Örneğin, Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkelere gidecek olan teknelerimiz var. Bu yıl palamutta sıkıntı çekildi. Hamside neler yaşayacağımızı bilmiyoruz. Bu tekneler çok büyük masraflar yapılarak denize çıkılıyor. İnşallah Allah herkesin yüzünü güldürür diyoruz" diye konuştu.

http://www.denizhaber.com/genel/karadenizde-beklenen-balik-avi-olmayinca-tekneler-moritanyaya-yoneldi-h72065.html Mesajı Paylaş

Atılgan

Akabe Limanı'na Ro-Ro hattı açılıyor

Ürdün Ulaştırma Bakanı Cemil Ali Mücahid, çok yakında Türk limanlarından Akabe Limanı'na Ro-Ro hattının açılması projesinin hayata geçeceğini belirterek, "Biz de geçiş ücretlerinin düzenlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi konularda çalışacağız. Hattın başarılı şekilde gerçekleşmesi için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Türkiye-Ürdün Ulaştırma Karma Komisyonu toplantısı vesilesiyle Türkiye'ye gelen Mücahid, komisyon toplantısı vesilesiyle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile birçok konuyu ele alma fırsatı bulduklarını ve çalışmalarını tamamladıklarını dile getirdi.

Türkiye ile Ürdün arasındaki köklü ilişkilerde 70 yılın geride kaldığını vurgulayan Mücahid, iki ülkenin kardeş ve dost olduğunu ifade etti. Mücahid, iki ülke arasında özellikle ulaştırma konusunda kara, deniz, demir yolu ve sivil havacılık alanlarında birçok anlaşma bulunduğunu söyledi.

Dün de iki anlaşmaya imza koyduklarına dikkati çeken Mücahid, bunlardan ilkinin Türk ve Ürdün bayraklı gemilerde daha çok iki ülke uyruklu vatandaşın istihdam edilmesine imkan veren "Gemi Adamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşme Uyarınca Gemi Adamları Belgelerinin Karşılıklı Tanınmasına İlişkin Mutabakat Zaptı" olduğunu bildirdi.

Diğerinin ise iki ülke arasındaki havacılık ilişkilerini geliştirmeye hizmet edecek "Türk Havayolları (THY) ve Royal Jordan Havayolları arasında imzalanan Kod Paylaşımı Anlaşması" olduğunu anlatan Mücahid, "Bu anlaşmalar, iki ülke arasında mal alışverişi ve aynı zamanda turizmin hareketlenmesi anlamında önem taşımaktadır." diye konuştu.

THY ile haftada 3 uçuş

Ürdünlü Bakan, iki ülke arasında doğrudan uçuşlara ilişkin de bilgi verdi. Mücahid, "Çok yakın bir süre içinde THY'nin Türkiye'den Akabe'ye uçuşları tekrar başlayacak. Uçuşlar haftada 3 kez olacak." dedi.

THY, 2013'te İstanbul'dan Akabe'ye haftada 3 sefer başlatmış ancak bu seferleri geçen yıl 28 Ekim'de Ürdün'de bulunan Akabe Kral Hüseyin Havalimanı'nda yolcu başına alınan ücretin 40 dinara yükseltilmesinin ardından durdurma kararı almıştı.

Ürdünlü yetkililer de alınan karardan kısa sürede vazgeçildiğini duyurmuştu.

Akabe Limanı'na Ro-Ro hattı

Denizcilik alanında da Türkiye ile düzenlenen bazı somut projelerin yakında hayata geçeceğini söyleyen Mücahid, şöyle devam etti, "Çok yakında başlayacak projelerden bir tanesi, Türk limanlarından Akabe Limanı'na Ro-Ro hattının açılması. Biz de geçiş ücretlerinin düzenlenmesi ve maliyetlerin düşürülmesi gibi konularda çalışacağız. Hattın başarılı şekilde hayata geçmesi için elimizden geleni yapacağız."

Ürdün ile Türk hükümetleri, Mart 2016'da İskenderun-Akabe arasında Ro-Ro seferlerinin başlatılması konusunda anlaşmış ancak söz konusu anlaşma yürürlüğe girmemişti.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, temmuz ayındaki Ürdün ziyaretinde yaptığı açıklamada, Akabe ile İskenderun arasında Ro-Ro seferlerinin durumunu görüştüklerini ifade ederek, bu seferlerin tır sahiplerine iş imkanı sağlayacağını ve özel sektörün bundan faydalanacağını belirtmişti. Şoförlere başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerine geçişlerinde kolaylık tanınması gerektiğini dile getiren Arslan, şoförlerin çalışma alanlarının sadece Akabe ile sınırlandırılması durumunda bunun kendilerine bir fayda getirmeyeceğini vurgulamıştı.

http://www.denizhaber.com.tr/akabe-limanina-ro-ro-hatti-aciliyor-haber-77303.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

"Sadun Boro Rotasında Türk Amatör Denizcisinin Eğitimi''

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR), denizcilik alanında yaptığı çalıştaylara bir yenisini daha ekledi. Türk amatör denizciliğine katkı sağlayan tüm paydaşları bir araya getirerek, 1 Kasım 2017 tarihinde Rahmi M. Koç Müzesi Konferans Salonu'nda "Sadun Boro Rotasında Türk Amatör Denizcisinin Eğitimi'' konulu bir çalıştaya ev sahipliği yaptı.

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR), denizcilik alanında akademik/bilimsel yaklaşımlar geliştirerek, "halkımız ve devletimizle denizcileşmek'' idealine hizmet etmek prensibiyle yapılan seri çalıştayların 10.'suna ev sahipliği yaptı. KÜDENFOR, Rahmi M. Koç Müzesi Konferans Salonu'nda 1 Kasım 2017 günü "Sadun Boro Rotasında Türk Amatör Denizcisinin Eğitimi'' konulu bir çalıştay düzenledi. Çalıştayda, Türk amatör denizciliğine katkı sağlayan tüm paydaşlar bir araya gelerek, Türk amatör denizcisinin eğitimi konusunu sorun alanlarıyla birlikte 12 bildiriyle tartıştı.

5 Haziran 2015 günü, sonsuzluk seyrine yolcu edilen, Türk amatör denizciliğinin duayeni, mavi uygarlık rotasının kaptanı Sadun Boro'nun doğum gününde 110 katılımcıyla icra edilen çalıştaya, başta Sadun Boro'nun eşi Oda Boro ve kızı Deniz Kısmet Polat olmak üzere Türk Amatör denizciliğinin öncü dünya gezginleri, Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak, Türkiye'nin ilk okyanus yelkencilerinden Tolga Pamir, Türk medyasında amatör denizciliğin öncülüğünü yapan Hürriyet Gazetesi eski genel yayın yönetmenlerinden ve Sadun Boro dünya seyahatinin medya sponsoru Necati Zincirkıran, 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal'ın Baş Danışmanı ve çevreci Can Pulak katıldı.

Çalıştayın birinci oturumunda "Amatör Denizci Eğitiminin Bugünü", ikinci oturumunda "Nasıl bir Amatör Denizci Eğitimi" son oturumda ise "Amatör Denizcinin Çevre Bilinci Eğitimi" ele alındı. Çalıştayda, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Deniz Ticaret Odaları, marinalar, su sporları kulüpleri ve sivil toplum örgütleriyle üniversitelerden katılan temsilciler tüm sorun alanlarının kamu temsilcileriyle derinlemesine ve karşılıklı tartışılmasına olanak sağlandı. Geleceğe yönelik kısa, orta ve uzun vadede alınması gereken pratik, uygulanabilir, denetlenebilir, basit, etkin ve ekonomik çözüm önerileri geliştirildi.

KÜDENFOR direktörü Emekli Amiral Cem Gürdeniz "Coğrafyası, nüfusu ve potansiyeline rağmen halkının denizcileşme idealine kavuşamadığı ülkemizde, amatör denizciliğin ve amatör denizci eğitiminin ekonomik yeteneklerimizin, çevre ve doğayla uyumlu şekilde geliştirilmesine ışık tutacak çalıştay sonuçlarının başta kamu olmak üzere, amatör denizcilik sektörünü ilgilendiren tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacak" dedi. Gürdeniz, bu çerçevede Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yönetiminde, ilgili bakanlıkların desteği, Deniz Ticaret Odaları eşgüdümü ve tüm amatör denizcilik/su sporları kurum kuruluş ve sivil toplum örgütleri katılımıyla kısa süre içinde Amatör Denizcilik Şurası toplanmasının, halen pek çok alanda önemli başarıların kaydedildiği amatör denizciliğimizin hedef ve strateji belirlemesine katkı sağlayacağını vurguladı.

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu, denizcilik gücünün değişik alt alanlarını bu tip akademik faaliyetlerle incelemeye ve Türkiye'nin denizcileşmesine yeni fikirler üreterek katkı sağlamaya devam edecek.

http://www.denizhaber.com/egitim/sadun-boro-rotasinda-turk-amator-denizcisinin-egitimi-h72412.html

Mesajı Paylaş

Atılgan

Teşvik gelince 5 bin yat Türk bayrağına geçti

Tekne ve yatlarda Türk bayrağına geçiş teşviki, sonuç verdi. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 5 bin 74 yat ve teknenin Türk bayrağına geçtiğini açıkladı.

Bakan Arslan, TBMM Plan Bütçe Komisyonu'ndaki bütçe görüşmelerinde, vergi kolaylığı sağlanan teşvik kapsamında 5 bin 74 tekne ve yatın bu sene Türk bayrağına geçtiğini belirtti. Hedeflerinin 6 bin olduğunu ifade eden Arslan, Türk bayrağına geçen tekne ve yatlarda çalışan 10 bin personelin de kayıt dışı çalışmaktan kurtulduğunu ve sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını vurguladı.

Arslan, Türkiye'nin gürültü haritasını da çıkardıklarını belirterek, "Gürültü engelleyici özellikte bariyer yapılması konusunu 2018 bütçesinde teklif ettik. Bu da ülkemizin tanışacağı yeni bir alan" diye konuştu.

Ahmet Arslan, yerli elektronik posta haberleşme programı kuracaklarını belirtti. Arslan, "Kamuda güvenli bir e-posta haberleşme programı kuruyoruz. Kurumsal ve kişisel verilerin daha güvenli hale gelmesini sağlamış olacağız. Lisans ve bakım bedellerinde de ciddi anlamda tasarruf sağlamış olacağız. Tüm yazılım sektörüne teşvik veriyoruz. Önümüzdeki yıl hizmete sunmayı amaçlıyoruz" dedi.

http://www.denizhaber.com.tr/tesvik-gelince-5-bin-yat-turk-bayragina-gecti-haber-77493.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

İstanbul Boğazından geçen yıl 42 bin 553 gemi geçti

Interpress'in Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, geçen yıl İstanbul Boğazından 42 bin 553 gemi geçti. İncelemeye göre, en çok gemi geçişi 3 bin 786 geçiş ile Mart ayında gerçekleşirken en az geçiş ise, 3 bin 103 geçişle Ocak ayında yapıldı.

Geçtiğimiz günlerde bir geminin İstanbul Boğazından geçtikten sonra Şile açıklarında batması medyada geniş yer bulurken Interpress'in Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, geçen yıl İstanbul Boğazından 42 bin 553 geminin geçiş yaptığı belirlendi.

En fazla geçiş Mart ayında oldu

İncelemeye göre, en çok gemi geçişi 3 bin 786 geçiş ile Mart ayında gerçekleşirken en az geçiş ise, 3 bin 103 geçişle Ocak ayında yapıldı. İstanbul Boğazından geçtiğimiz yıl geçen gemilerin toplamda 565 milyon 282 bin 287 Gros Ton ağırlığında olduğu belirlenirken bu gemilerin 22 bin 356'sının ise kılavuz aldığı anlaşıldı. Geçtiğimiz yıl 48 saat olan uğraksız gemi geçişleri, bu yıl içerisinde 168 saate çıkarılırken geçen yıl İstanbul Boğazından uğraksız geçen gemi sayısı ise 26 bin 60 olarak tespit edildi.

En çok genel kargo gemisi geçti

Geçtiğimiz yıl İstanbul Boğazından geçen 42 bin 553 geminin tiplerine bakıldığında en fazla geçiş yapan gemi tipi 21 bin 344 gemi ile Genel Kargo Gemisi olurken, ikinci sırada 7 bin 664 gemi ile Dökme Yük Gemisinin geçiş yaptığı tespit edildi. Boğazdan geçen 6 bin 33 geminin ise Türü Belirtilmemiş Tanker olduğu anlaşıldı. İstanbul boğazından geçen yıl geçen gemilerden en az geçen gemi tipi Feribot olurken boğazdan sadece 1 adet bu tip gemi geçişi oldu. Ayrıca 4 adet Çimento gemisi ve 6 adet ise Barç tipi gemi geçişi gerçekleşti.

6 ayda 20 binden fazla gemi geçti

2017 yılının ilk 6 ayında İstanbul Boğazından geçen gemi sayısı 20 bin 890 olurken geçiş yapan gemilerin toplam ağırlıkları ise 286 milyon 469 bin 911 Gros Ton olarak gerçekleşti. İlk altı ayda en fazla gemi geçişi 3 bin 778 gemi geçişi ile Mayıs ayında yaşandı. 20 bin 890 geminin 11 bin 466'sı kılavuz alırken, uğraksız geçiş yapan gemi sayısı ise 12 bin 657 oldu. Bu yılın ilk altı ayında İstanbul Boğazından geçen 20 bin 890 geminin bin 935 tanesinin boyunun 200 metreden uzun olduğu anlaşıldı.

http://www.denizhaber.com/genel/istanbul-bogazindan-gecen-yil-42-bin-553-gemi-gecti-h72476.html Mesajı Paylaş

Atılgan

Dünyanın ilk insansız kuru yük gemisine, Güven Kepçe imzası atıldı

Dünyanın ilk insansız akıllı kuru yük gemisi Çin Devlet Gemi İnşa Tersanesi CSSC'de inşa edildi. Geminin kepçeleri Türkiye'nin marka şirketi Güven Kepçe tarafından üretildi.
Küresel gemi inşa sanayinde Türkiye'nin marka şirketi Güven Kepçe, dünyada bir ilke imza attı.

Dünyanın ilk insansız akıllı kuru yük gemisi, Çin Devlet Gemi İnşa Tersanesi CSSC'nin (China State Shipbuilding Corporation) iştiraki Huangpu Wenchong Tersanesi'nde inşa edildi. Geminin kepçeleri ise Türkiye'nin marka şirketi Güven Kepçe tarafından üretildi.

Deniz Haber Ajansı'nın edindiği bilgiye göre, Şanghay Ticaret Gemi Tasarım ve Araştırma Enstitüsü tarafından dizayn edilen 190 metre boyunda 32 metre genişliğinde ve 38 bin 800 DWT taşıma kapasitesine sahip GREEN DOLPHIN tipi M/V GREAT SMART isimli kuru yük gemisinin, 1 Aralık 2017 tarihinde ticari taşımalara başlayacağı kaydedildi.

Geçen ay deneme seferleri başarıyla tamamlanan dünyanın ilk insansız kuru yük gemisinin tüm ekipmanları siber güvenlikle sertifikandırıldığı, geminin akıllı sistemlerle güvenli işlemleri sürdürürken her şeyi optimize edilebildiği belirtildi.

Küresel gemi inşa sanayinde Türkiye'nin marka şirketi Güven Kepçe tarafından üretilen ve dünyanın ilk insansız akıllı kuru yük gemisine monte edilen kepçeler ve diğer ekipmanlar, Deniz Ekipmanları Akıllı Bilgi Yönetimi ve Uygulamalı Teknoloji Yenilik Merkezi tarafından kontrol ediliyor.

http://www.denizhaber.com.tr/dunyanin-ilk-insansiz-kuru-yuk-gemisine-guven-kepce-imzasi-atildi-haber-77628.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Mustafa Kemal Atatürk'ün istimbotu 'Kartal' müze oluyor

Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul'un işgalinde "Geldikleri gibi giderler" diyerek Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaretini verdiği "Kartal" istimbotu müze gemi oluyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, İstanbul'un işgal edildiği 13 Kasım 1918'de güvertesinde "Geldikleri gibi giderler" diyerek Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaretini verdiği "Kartal" isimli istimbotun müze gemi olarak hizmet vereceği bildirildi.

Yapılan yazılı açıklamaya göre, Emekli Amiral Cem Gürdeniz ve Prof. Dr. Bingür Sönmez'in girişimiyle 106 yaşındaki istimbot, müze gemi olarak hizmet verecek.

Emekli Amiral Gürdeniz ve Prof. Dr. Sönmez, 13 Kasım Pazartesi günü saat 11.00'de, Tuzla'daki Çiçek Tersanesi'ndeki yapacakları basın açıklamasıyla istimbotun serüvenini kamuoyuyla paylaşacak.

Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul'un işgalinde "Geldikleri gibi giderler" diyerek Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaretini verdiği "Kartal" istimbotu müze gemi oluyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, İstanbul'un işgal edildiği 13 Kasım 1918'de güvertesinde "Geldikleri gibi giderler" diyerek Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaretini verdiği "Kartal" isimli istimbotun müze gemi olarak hizmet vereceği bildirildi.

Yapılan yazılı açıklamaya göre, Emekli Amiral Cem Gürdeniz ve Prof. Dr. Bingür Sönmez'in girişimiyle 106 yaşındaki istimbot, müze gemi olarak hizmet verecek.

Emekli Amiral Gürdeniz ve Prof. Dr. Sönmez, 13 Kasım Pazartesi günü saat 11.00'de, Tuzla'daki Çiçek Tersanesi'ndeki yapacakları basın açıklamasıyla istimbotun serüvenini kamuoyuyla paylaşacak.

http://www.denizhaber.com.tr/mustafa-kemal-ataturkun-istimbotu-kartal-muze-oluyor-haber-77639.htm Mesajı Paylaş

nokta

Atılgan yazdı:
"Dünyanın ilk insansız akıllı kuru yük gemisi Çin Devlet Gemi İnşa Tersanesi CSSC'de inşa edildi. Geminin kepçeleri Türkiye'nin marka şirketi Güven Kepçe tarafından üretildi."

Helal olsun. Hem Çin devlet şirketine bir satış yapılmış, hem de dünyanın ilk insansız gemisine. :) Mesajı Paylaş

Atılgan

Atatürk'ün üzerinde "Geldikleri Gibi Giderler" dediği gemi Tuzla Tersanesi'ne getirildi

Mustafa Kemal Atatürk İstanbul'un işgali esnasında İstanbul Boğazı'nda üzerinde bulunduğu ve meşhur sözü "Geldikleri Gibi Giderler" dediği gemi restorasyon için Tuzla Tersanesi'ne getirildi.

106 yaşındaki Kartal 2 isimli istimbotun restorasyonu hakkında bilgi verilmek için basın açıklaması yapıldı.

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, "Kartal tabi Türk Tarihi'nin en sembol gemilerinden biri. Çünkü Atatürk'ün üzerinde 'Geldikleri gibi giderler' sözünü sarf ettiği platform. Kartal esasında 106 yıldır bizimle berabermiş. Ama biz bunu farkında değildik. Maalesef Türk Denizcilik Kültürü'nde tarihimize mal olmuş gemilere pek sahip çıkamadık. Ama artık bulduğumuz zamanda pek bırakamıyoruz. 106 yaşındaki bu tekneyi en kısa zamanda seneye aynı gün bir müze gemi statüsünde İstanbul'un en güzel yerinde sergilemek Türk Halkı'na umut aşılamak için bir proje başlattık "dedi.

Atatürk filmi yaptıklarını söyleyen yapımcı İbrahim Benli, "Senaryo çalışmaları sırasında gemiden haberdar olduk. Gemiyi bulduğumuzda batık vaziyetteydi. Batık olduğu yerden çıkardık. Burada kızağa yerleştirdik. Restore edeceğiz. İnşallah Türk Milleti'ni yüz yıllık o 'Geldikleri gibi giderler' lafını yeninden hatırlanması için o sözün değerini unutulmaması için Deniz Kuvvetleri'ne hibe edeceğiz. Deniz Kuvvetleri'nin sorumluluğunda sergileyeceğiz" şeklinde konuştu.

Öte yandan 106 yıllık gemi yapılacak restorasyonun ardından Deniz Kuvvetleri'nin sorumluluğunda vatandaşların ziyaretine açılacak.

http://www.denizhaber.com.tr/ataturkun-uzerinde-geldikleri-gibi-giderler-dedigi-gemi-tuzla-tersanesine-getiri-haber-77671.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Türk boğazlarında yerli ve milli gemi trafik sisteminde imzalar atıldı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Boğazlarında Yerli ve Milli Gemi Trafik Sistemi Projesi'nin bedelinin 59 milyon Türk lirası olduğunu belirterek, "Hiç şüpheniz olmasın ki ülkemiz imkanlarıyla yapmasaydık belki bunun iki üç misli rakamlardan bahsediyor olacaktık. 16 ay içerisinde inşallah bu projeyi bitirip 15 Nisan 2019'da hizmete sunmuş olacağız. Bu imza parasal değer olarak çok yüksek paralara tekabül eden bir imza olmayabilir ama milli ve yerlilik, dışa bağımlılığın azaltılması adına çok anlamlı ve önemli bir imza" dedi.

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türk Boğazlarında Yerli ve Milli Gemi Trafik Sistemi İmza Töreni'ne katıldı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında gerçekleştirilen imza töreninde yaptığı konuşmada Bakan Arslan, "Hazıra konabilirdik, hazır test edilmiş, daha önce uygulamaya girmiş sistemler var, onların birini satın alıp yolumuza devam edebilirdik. Ancak 15 yıldır Cumhurbaşkanımızın 'Dışa bağımlılığımızı azaltmazsanız özgürleşemezsiniz, dışa bağımlılığımızı azaltmazsanız kararlarınızı kendiniz alamazsınız' talimatını hep kulağımıza küpe yaptık" şeklinde konuştu.

Milli Savunma Bakanlığının, Savunma Sanayi Müsteşarlığının sadece savunma amaçlı sistemler geliştirmediğini anlatan Arslan, "Savunmamızı güçlendirdikçe, savunmamızı dışa bağımlılıktan kurtardıkça yerli ve milli gemiler de dahil aynı zamanda kabiliyetlerimizi artırıyoruz. Bu kabiliyetleri bugün de görüyoruz ki başka alanlarda kullanma şansınız doğuyor" ifadelerini kullandı.

"Milli ve yerli olarak kabiliyetleri çok daha üst seviyede olan yeni bir sistem kuruyoruz"

Türk Boğazlarında Yerli ve Milli Gemi Trafik Sistemi'ne ilişkin Arslan, "Milli ve yerli olarak kabiliyetleri çok daha üst seviyede olan yeni bir sistem kuruyoruz. Sadece gemi trafik hizmetleri sisteminin yeniden ve daha üst seviyede yazılması, hazırlanması, kurulması değil, yeni sistemlerle ilgili de ihale süreçlerimiz olacak. Bu işbirliği bundan sonra da diğer işbirliklerinin yolunu açmış olacak. Bununla da kalmayacağız, bu kabiliyetimizi artık biz dışarıya vereceğiz. Biz başkalarının yaptığı gibi damla damla vererek ve adeta burnumuzdan getirerek yaptıkları paylaşımlarda olduğu gibi değil, cömertçe, ortak olarak yurt dışındaki firmalarla işbirliği yapacağız. Elde ettiğimiz kabiliyetleri bütün bu ülkelerle paylaşacağız" açıklamasında bulundu.

Bakan Arslan, denizcilikle ilgili ise, "Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90'ı deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. Deniz yolu yüklerin tek seferde, büyük miktarlarda, ucuz, çevre dostu ve emniyetli bir şekilde taşınması imkanını sağlıyor. Bu havayolu taşımacılığına göre 14 kat, karayolu taşımacılığına göre 6,5 kat, demiryolu taşımacılığına göre de 3,5 kat daha ekonomik bir taşıma türüdür. AK Parti hükümetleri olarak 15 yıldır göreve geldiğimiz günden beri denizciliğin önemini bilerek, çok bu sektörün stratejik sektör olduğunu düşünerek bu sektöre çok ciddi kolaylıklar yaptık. Sektör 15 yılda adeta sadece denizcilerimizin değil, denizlerimizin yolunu açık etmek adına ne gerekiyorsa yapıldı. Bu konuda yasal düzenlemeler başta olmak üzere hem sektörün hem ticaret erbabının önünü açtık. Uluslararası liman sayısını arttırdık, 174 uluslararası limanımız var. Gemileri uydu yoluyla izleme imkanı sağlayan uzak mesafeden gemilerin tanımlanması ve izlenmesi sistemini kurduk. Şu anda Türk boğazları, özellikle Türk bayraklı gemileri kara sularımızda takip ediyoruz. Boğazdan yılda 50 bin gemi geçiyor. Ortalama 10 bin tehlikeli madde taşıyan gemi geçiyor, bu yılda yaklaşık 140 milyon ton petrolün boğazlardan geçmesi anlamına geliyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Proje bedeli 59 milyon Türk lirası"

Gelişen teknolojiler karşısında günümüz ihtiyaçlarını karşılamak adına sistemleri yenileme ihtiyacı olduğunu kaydeden Arslan, "Bu imza töreni bu anlama geliyor. Sistemleri yenilerken dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırıp çok daha güvenli bir sistem kurmuş olacağız. 15 yıldır yaptığımız gibi milli ve yerli imkanlarda bu sistemi en iyi şekilde kurup, burada da kalmayıp ihracatını yapacağız. HAVELSAN ve ASELSAN birçok kabiliyetleri olan, iş yapan güzide kurumumuz. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüzle yaptıkları bu işbirliği çerçevesinde inşallah bundan sonra hem kaynak kodları ülkemizde olacak hem bilgi güvenliği anlamında çok önemli bir iş yapmış olacağız. Gemilerden kaynaklanabilecek emniyet risklerinde daha da aşağıya indiren bir sistemi kurmuş olacağız. Proje bedeli 59 milyon Türk lirası. Hiç şüpheniz olmasın ki ülkemiz imkanlarıyla yapmasaydık belki bunun iki üç misli rakamlardan bahsediyor olacaktık. Dolayısıyla rakam sizi aldatmasın ama rakam dışa bağımlığın azaltılması konusunda önemli" dedi.

"İnsansız gemi trafik hizmetleri kulelerinde bulunan radar ve otomatik tanımlama sistemlerinden alınan denizüstü verileri Gemi Trafik Merkezinde bulunan operatörlerin önüne ekranlara aktarılabilecek"

Bakan Arslan, şöyle konuştu:

"En önemlisi de inşallah bundan sonra insansız gemi trafik hizmetleri kulelerinde bulunan radar ve otomatik tanımlama sistemlerinden alınan denizüstü verileri Gemi Trafik Merkezinde bulunan operatörlerin önüne ekranlara aktarılabilecek. Boğazlardan geçen gemilerin bilgileri kendi güvenli veri tabanımızda sağlanabilecek. Gemilere ait bu bilgiler anlık olarak ihtiyaç duyan diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızda da oluşturulacak sistemle entegre sistemle paylaşılabilme imkanı sağlayacak. Nitekim yedekleme kapasitesi artırılacak. Radyo yön bulucular ile de yoğun gemi trafiği olan bölgelerde telsiz çağrılardan gemiler tanımlanabilecek, verilerin ve görüntülerin analizi yapılabilecek. Gemi manevralarına esas ani değişimler veya karşı yönden gelen geminin çatışma riski sistem üzerinden tehlike sinyali diye verilerek uyarı yapacak. Türk boğazlar bölgesinde bulunan 16 trafik gözetleme istasyonuna 14 yeni kamera kurulacak, bu kameraları da yine HAVELSAN ve ASELSAN geliştirmiş olacaklar."

"15 Nisan 2019'da hizmete sunmuş olacağız"

"16 ay içerisinde inşallah bu projeyi bitirip 15 Nisan 2019'da hizmete sunmuş olacağız" diyen Arslan, "Bu imza parasal değer olarak çok yüksek paralara tekabül eden bir imza olmayabilir ama milli ve yerlilik, dışa bağımlılığın azaltılması adına çok anlamlı ve önemli bir imza. Buradan elde ettiğimiz kabiliyetlerle inşallah biz katma değeri yüksek olan ihracatın da önünü açmış olacağız" değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından Bakan Arslan, Bakan Canikli, Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Hızırreis Deniz ve HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay proje için imzaları attı.

http://www.denizhaber.com/guncel/yerli-ve-milli-gemi-trafik-sistemi-icin-imzalar-atildi-h72977.html Mesajı Paylaş

HDS

İyi ama zaten vardı bu. 15 sene kadar önce Lockheed Martin'e yaptırmıştık. Mesajı Paylaş

ocay

Evet Lockheed Martin ve galiba şimdiki Leonardo ile yapılan şeylerdi.

Bu yeni sistem hepsinin yerine mi geçecek?

Bir de bu sistemin SGRS ile entegrasyonu epey hoş olur... Mesajı Paylaş

Atılgan

Binali Yıldırım: Yerli ve milli gemi trafik sistemini kuruyoruz

Başbakan Binali Yıldırım, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Uluslararası Denizcilik Zirvesi'ne katıdı. Yıldırım, zirve kapsamında yapılacak etkinliklerin dünya denizciliği ve Türkiye denizcilik sektörü için güzel sonuçlara vesile olacağını söyledi.
Uluslararası Denizcilik Zirvesi; Başbakan Binali Yıldırım, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, UDHB Müsteşarı Suat Hayri Aka, IMO Genel Sekteri Kitack Lim, YILPORT Holding İcra Kurulu Başkanı Yüksel Yıldırım, İMEAK Deniz Ticare Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oral Erdoğan ve denizcilik sektöründen birçok önemli ismin katılımıyla Çırağan Sarayı'nda düzenleniyor.

Başbakan Binali Yıldırım, açılış oturumundaki konuşmasına, Uluslararası Denizcilik Örgütünün (IMO) 70'inci kuruluş yıl dönümünde zirvenin İstanbul'da yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Binali Yıldırım, zirve kapsamında yapılacak etkinliklerin dünya denizciliği ve Türkiye denizcilik sektörü için güzel sonuçlara vesile olacağını söyledi.

Yarın, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 103. Yıl Dönümü olduğunu hatırlatan Yıldırım, "18 Mart Türk tarihinde, Anadolu tarihinde önemli bir gün, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 103. yıl dönümü. Buradan Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Kıbrıs Harekatı'nda tarihe geçen mücadeleler ortaya koyan ve bu yolda şehit olan denizcilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Yüzlerce yıl denizlerde efsaneleriyle anılan Barbarosları, Piri Reisleri, Turgut Reisleri, Kılıç Ali Reisleri, diğer bütün kaptan-ı deryaları ve leventleri de şükranla anıyorum." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, Türkiye'nin Uluslararası Denizcilik Örgütüne 1999'da konsey üyesi olduğunu ve o günden bu yana C kategorisinde üyeliğinin devam ettiğini hatırlatarak, "Geçen yılın aralık ayında yapılan seçimlerde Türkiye, bugüne kadar aldığı desteğin daha fazlasını alarak rekor bir oyla tekrar seçildi, 158 üye ülke, Türkiye'ye destek verdi, seçilmesine vesile oldu. Türkiye, güçlü tarihi mirası, coğrafi konumu, her geçen gün büyüyen deniz ticaret filosuyla IMO'ya katkı sunmaya devam edecek." diye konuştu.

Denizciliğin kendisi için ailesinden sonra, "gönlünü dolduran büyük bir sevda"yı ifade ettiğini aktaran Yıldırım, İTÜ Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi'nde lisans, yüksek lisans eğitimi tamamladıktan sonra uzun müddet iş hayatında kaldığını ve deniz sevdasının kendisini 35 yaşından sonra Dünya Denizcilik Üniversitesine götürdüğünü anlattı.

"Salonda, Dünya Denizcilik Üniversitesinden mezun olmuş bir başbakan, bir bakan, bir de müsteşar var"

Başbakan Binali Yıldırım, Dünya Denizcilik Üniversitesinin, dünya denizciliğindeki yeri ve öneminin çok büyük olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Bunun en çarpıcı örneği buradadır. Türkiye'de, şu anda bu salonda, Dünya Denizcilik Üniversitesinden mezun olmuş bir başbakan, bir bakan, bir de müsteşar var. Bu bile tek başına Dünya Denizcilik Üniversitesi'nin çeşitli ülkelerden gelen kıdemli denizcilik yöneticilerine ne kadar geniş ve büyük bir ufuk verdiğini açık bir şekilde göstermektedir. 'Dünya Denizcilik Üniversitesinden ne öğrendiniz, ne işinize yaradı?' diye sorarsanız, 100'den fazla değişik ülkeden, değişik denizci geleneğine sahip arkadaşlarla tanışma, ahbaplık kurma fırsatını buldum. Bugün bu arkadaşlarımız birçoğu ülkelerinde çok önemli göreve geldiler. Gerek ülkelerindeki denizciliğin geliştirilmesi gerekse dünya denizciliğinin daha uyumlu bir şekilde emniyet ve şehre koruma esasına dayalı olarak denizlerimizin korunması, her türlü kirlenmeye karşı muhafaza edilmesi, Dünya Denizcilik Üniversitesinin ve IMO'nun vazgeçilmez önceliklerinden biridir. Demek ki bu üniversite, bildiğiniz sıradan üniversiteler gibi bir yer değil. Buranın öğrencileri üniversite çağındaki insanlar da değil, ülkelerinde uzun süre alanlarında ciddi bir emeği, mesaisi olan ve bunu uluslararası düzeyde diğer ülkelerden gelen arkadaşlarıyla paylaşma fırsatı olan uzman arkadaşlar."

Üniversitenin ardından İstanbul'da çalışmaya başladığını anlatan Yıldırım, "O dönem Cumhurbaşkanımız, kendisi de bir denizci evladıdır, babası kaptandır, belediye başkanıydı. Kendisinin liderliğinde denizde toplu ulaşım konusunda büyük atılımlar yaptık. Daha sonra siyasette beraber yola çıktık. 2002-2012 arasında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı görevi yaptım ve bu süre içerisinde altyapı ve iletişim alanında hakikaten kayda değer, önemli projeleri hayata geçirdik." dedi.

"Ulaşıma, altyapıya yapılan yatırım Türkiye'nin 3 kat büyümesinin arkasındaki gerçek sebep"

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'de son 15 yıl içerisinde yapılan altyapı projeleri konusunda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) yaptığı araştırmaya ilişkin, "Türkiye'de bölünmüş yollara yapılan yatırım sayesinde, son 12 yılda, iller arasındaki mesafe en az 1,5 saat kısaldı. İllerin kendi arasındaki ticareti yüzde 40 arttı ve bu yollar sayesinde Türkiye'nin işsizliği ülke bazında yüzde 1 azaldı. Ayrıca bütün iller ihracat yapar hale geldi. Göreceli olarak daha az kalkınmış illerden daha fazla kalkınmış illere olan göçler durdu ve tersine göç başladı." bilgilerini paylaştı.

Karayolları, demiryolları ve denizcilikte altyapının ülkelerin kalkınması için önemli bir araç ve kaldıraç olduğuna işaret eden Yıldırım, şunları söyledi:

"Eğer ulaşamazsanız, erişemezseniz, o yer sizin değildir. Ulaşıma, altyapıya yapılan yatırım sonuçta Türkiye'nin 3 kat büyümesinin arkasındaki gerçek sebeptir. 2002'den 2016'ya kadar Türkiye, milli gelirini yaklaşık 3 kat büyüttü. Geçen yıl dünyada birçok belirsizlik olmasına, küresel piyasalarda dalgalanmalar devam etmesine rağmen Türkiye, üçüncü çeyrekte yüzde 11,1 büyüyerek dünyada bir numara oldu. 2017 toplamında büyümemiz yüzde 7'nin üzerinde gerçekleşecek, muhtemelen yüzde 7,3. Bu oranla da yine büyümede dünyada bir numara olacağız. Sadece 1 yıl içerisinde oluşturduğumuz yeni istihdam 1,5 milyon. Yani 1,5 milyon vatandaşımıza 2017 içinde iş bulduk. Bu, yatırımla oluyor. Yatırım neden oluyor? Eğer güven ve istikrar, öngörülebilirlik varsa, o zaman uzun vadeli yatırımlar da rahatlıkla ülkenize gelebiliyor. Bu yıl ve gelecek yıl aynı kararlılıkla çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Türkiye, bu yıl da büyümeye, istihdam üretmeye, ihracatını artırmaya devam edecek. Çünkü ülkemiz için kurduğumuz hayaller büyük ve bu hayaller içerisinde denizcilik sektörünün de ayrı bir yeri var."

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin ticari ve askeri amaçlı gemi yapımında her türlü tecrübe ve yetkinliğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Şu anda yerli ve milli kaynaklarımızla dünyanın en büyük anfibi, çıkarma gemilerinden birini ve kendi lojistik gemilerimizi yapabilecek teknolojiye, tecrübeye sahibiz. Hücum gemilerinden denizaltı projesine, sismik araştırma gemilerine kadar birçok projelerin yapımı gerçekleşiyor." dedi.

Yıldırım, Türkiye'nin deniz hudutlarının uzunluğunun kara hudutlarının 3 katı kadar, 8 bin 483 kilometre olduğunu belirtti.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak denizcilik sektörünün kendileri çok önemli olduğunu, bu konuya kayıtsız kalmanın söz konusu olmadığını belirten Yıldırım, "Son 16 yılda bütün alanlarda olduğu gibi denizcilik faaliyetlerinde de ciddi bir ivme yakaladık. Bugün toplam ihracatımızın veya toplam dış ticaretimizin parasal değer olarak yüzde 58'i, yük miktarı olarak yüzde 87'sini deniz yoluyla gerçekleştiriyoruz. 46 ülkeyle 62 adet denizcilik antlaşmamız var." diye konuştu.

Yıldırım, büyük yat üretiminde Türkiye'nin bir marka ve dünya üçüncüsü olduğunu söyledi.

Türkiye'nin, gemi inşaatında, küçük ve orta ölçekli özellik arz eden gemilerde sipariş bazında dünya 23'üncülüğünden dünya 5'inciliğine kadar yükseldiğini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Tersane sayımızı 37'den 78'e çıkardık. 177 adet iyi donatılmış limanımız var. Son 16 yılda deniz ticaret filomuzdaki gemi sayısında yüzde 167'lik bir artış söz konusu. Deniz ticareti filo büyüklüğü bakımından 15. sıradayız. Deniz ticareti büyüklüğü deyince, sektörün içinde olanlar biliyor da olmayanlar için söylemekte yarar var. Genellikle deniz ticaret filolarına baktığın zaman, filoların bayraklarıyla, ülkelerin farklı olduğunu görüyoruz, bu denizciliğin genel karakteridir. Bugün dünya denizlerinde seyreden gemilerin yüzde 70'i başka bir bayrak çeker, kendi ülkesinin bayrağından başka bir bayrağa sahiptir. Oran bu şekildedir, bazı yerlerde 80 olur, bazı yerlerde 60 olur ama ortalaması yüzde 70'tir. Bu denizciliğin küresel özelliğinden kaynaklanan bir şeydir. Esas olan, burada sahipliktir, yani ister kendi bayrağınızı çekin, isterseniz başka bayrağı çekin neticede armatör, geminin sahibi kimse o filo ona aittir. Bu bakımdan Türkiye'nin bayrak durumuna göre baktığınızda filo büyüklüğü daha küçük gözükebilir ama Türk sahipli gemileri de dahil ettiğinizde 30 milyon detveyt tona yakın bir filoya sahibiz. Yine gemi adamları yetiştirmede uluslararası standartları yakalayan bir ülkeyiz ve günden güne de bu alandaki kabiliyetimizi geliştiriyoruz."

Yıldırım, denize kıyısı olan her bölgede en az bir tane aktarma limanı çalışması yaptıklarını ifade ederek, Ege'de, Kuzey Ege Çandarlı Limanı, Karadeniz'de Filyos Limanı, Akdeniz'de Mersin Limanı'nın aktarma limanı olduğunu söyledi.

"Sahil şeridimiz boyunca tamamen yerli ve milli gemi trafik sistemini kuruyoruz"

Denizciliği geliştirmek için birçok çalışma yürüttüklerini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Avrupa'yı, Orta Doğu'yu Avrupa'ya kombine taşımacılık zincirinde ülkemizi bu limanları vasıtasıyla adeta bir aktarma merkezine dönüştürüyoruz. Karadeniz'in çıkış kapısı olan Filyos Limanı, Orta Asya ve Karadeniz kaynaklı dış ticaretin demir yolu ağı üzerinden, güneye, Orta Doğu'ya ulaşımını sağlayacak. Ayrıca boğazlarımızın tamamında İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve bütün sahil şeridimiz boyunca tamamen yerli ve milli gemi trafik sistemini kuruyoruz, bitirme aşamasına geldik. Bu şu anlama geliyor, bütün denizlerimizde seyreden gemilerin 7/24 esasına göre uzaktan kumandayla izlenmesi ve oluşabilecek muhtemel risklere karşı gerekli müdahalelerin yapılması. Özellikle hemen kıyısında bulunduğumuz, İstanbul Boğazı yılda 50 bine yakın gemiye hizmet veriyor. Öyle bir su yolu ki bazı noktalarda 90 dereceye yakın keskin dönüşler var. Böylesine zor bir güzergahta herhangi bir deniz kazası yaşanmadan, bu trafiği sevk ve idare etmek manuel bir şekilde olması mümkün değil. Bu yüzden de elektronik bir gemi yönetim, trafik yönetim sistemiyle bu işi en gelişmiş yöntemlerle yapıyoruz. Özellikle 70'li, 80'li yıllarda yaşadığımız o büyük tanker faciası, Independenta kazasından sonra bizim tarihi mirasımız, gözümüzün nuru olan bu boğazda herhangi bir deniz kazası yaşanmaması, büyük bir felaketin olmaması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz."

Yıldırım, Türkiye'nin dünyada savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve hizmete alan 10 ülke arasında yer aldığını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Son 15 yılda 14 askeri gemi projesini tamamladık, hizmete aldık. Tamamıyla mühendislerimiz tarafından dizayn edilen bu gemiler, sadece deniz kuvvetlerimizin ihtiyacında değil, dost ülkelerin ihtiyacını da karşılamaktadır. Şu anda yerli ve milli kaynaklarımızla dünyanın en büyük anfibi, çıkarma gemilerinden birini ve kendi lojistik gemilerimizi yapabilecek teknolojiye, tecrübeye sahibiz. Hücum gemilerinden denizaltı projesine, sismik araştırma gemilerine kadar birçok projelerin yapımı gerçekleşiyor. Artık Türkiye gerek ticaret gemisi, gerekse askeri amaçlı gemi yapımında her türlü tecrübeye ve yetkinliğe sahiptir. Ürettiğimiz yeni ve yerli teknolojiye sahip ürünlerle dünya pazarlarında söz sahibi olana ülkeler arasında yerimizi alıyoruz."

"Vergisiz yakıt uygulamasıyla beraber özel sektöre yıllık 464 milyon destek verdik"

Yıldırım, denizciliği geliştirmek için son 15 yılda bazı tedbirler aldıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Bunlardan bir tanesi özellikle denizde toplu taşımacılığı arttırmaya yönelik yakıtta vergilerin kaldırılmasıdır. 2004'ten 2017'ye kadar geçen süre içerisinde toplamda sektöre 6,5 milyar lira bu yolla destek sağladık, verilen yakıt miktarı 5 milyon ton. Bu desteğin nerelere gittiği ise yüzde 20'sini kamu, yüzde 80'inin özel sektör kullandı. Böylece vergisiz yakıt uygulamasıyla beraber özel sektöre yıllık 464 milyon destek verdik. Ancak bu konuda bazı yanlış algılar var, bu vesileyle bunu da düzeltmek istiyorum. Bütün bu destekler bir yana bazı çevreler, 'Efendim bu vergi muafiyetiyle lüks yatlara yakıt desteği sağlandı.' Halbuki durum böyle mi bir bakalım. Vergisiz yakıt kullanımında en büyük pay yüzde 45'le yolcu gemileri ve feribotların, ardından yüzde 26'lık payla balıkçı tekneleri geliyor. Balıkçılara ve balıkçılığa desteğimiz artarak devam edecek. Türkiye balık ihracatında önemli bir ülke haline geldi, Avrupa'ya ciddi bir ihracat yapıyoruz. Yatlar dedikleri, yatlara destek sadece yüzde 3, o da hangi yatlara ticari amaçla çalışan teknelere, özel yatlara değil, ticari amaçla, turizm amacıyla çalışan teknelere yakıt desteği veriyoruz. Görüldüğü gibi toplam içerisinde ihmal edilebilecek düzeyde bir destek."

http://www.denizhaber.com.tr/binali-yildirim-yerli-ve-milli-gemi-trafik-sistemini-kuruyoruz-haber-80207.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Sığacık-Samos seferleri 20 Nisan'da başlıyor

İlkbaharın gelmesiyle birlikte Seferihisar Sığacık'tan Yunanistan'ın Samos Adası'na düzenlenen feribot seferleri yeniden başlıyor.

Seferihisar Belediyesi, TURSEM Turizm-Samos Star, Teos Marina ve Samos'lu işadamları işbirliğiyle sürdürülen, Seferihisar Sığacık Teos Marina ve Samos Karlovassi Limanları arasında düzenlenen feribot seferlerinde 2018 sezonu 20 Nisan Cuma gününden itibaren başlayacak.

Geçtiğimiz yaz sezonunda 17 bin kişinin kullandığı seferlerde, Yunanistan'ın en güzel adalarından biri olan Samos, muhteşem doğası ve zengin mutfağıyla yine Türk komşularını bekliyor olacak. 20-29 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek tanıtım turlarında günübirlik feribot bileti, yanında ada turuyla beraber 25 Euro'dan satılıyor. Feribot bileti, bir gece konaklama ve ada turu fiyatı ise sadece 49 Euro.

Seferler, haftanın dört günü Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri olacak. Feribot Sığacık'tan sabah 08.00'de, Karlovassi Limanı'ndan Saat 17.00'de hareket edecek. Ege Denizi'ndeki keyifli yolculuk 400 kişilik lüks feribotla 1 saat 55 dakika sürecek.

Yeşil pasaport vizesiz

Yeşil pasaporta vize gerektirmeyen turlarda, normal pasaport için Schangen Vizesi allınması gerekiyor. Kapıda vize uygulamasının iki hükümet ve Avrupa Birliği arasında yapılacak anlaşmayla bu yıl da uygulanması bekliyor.

Seferlerle ilgili detaylı bilgiye www.samosstar.com adresinden ve 02324639763 nolu telefondan ulaşabileceği bildirildi.

http://www.denizhaber.com/deniz-turizmi/sigacik-samos-seferleri-20-nisan-da-basliyor-h74382.html Mesajı Paylaş

Traverten

Vezirköprü Feribotu 31 Yıllık Ulaşım Çilesini Bitirecek

Samsun'un Vezirköprü ilçesi ile karşı yakadaki mahallelerde yaşayan vatandaşların araç taşıma ve ulaşım sorunu çözülüyor. Yoğun talep üzerine teknik çalışma gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi, araç taşımacılığı yapacak feribotun dizayn ve mühendislik aşamalarını tamamladı. Vezirköprü feribotunun alınmasıyla ilgili ihale süreci ise başladı.

Vezirköprü ilçe merkezini karşı yakasındaki Kuruçay ve Altınkaya mahallelerinden koparan ulaşım sorununun hikâyesi, 1987 yılına dayanıyor. Devlet yatırımıyla 1987 yılında faaliyete giren Altınkaya Barajı su tutmaya başlamış, sadece iki mahalleyi değil ilçeyi Bafra ve Alaçam ilçelerinde yaşayan bölge halkını da birbirine bağlayan Kızılırmak Nehri üzerindeki köprünün de sualtında kalmasıyla ulaşım kesilmişti. Yeni köprü yapılamamasından dolayı ise iki mahallede hayat olumsuz etkilenmişti.

31 yıldır ilçeye gitmek için araçlarını ve eşyalarını ilkel sal ve feribotlarla taşıyan yöre halkının mağduriyetlerini gidermek için harekete geçen Samsun Büyükşehir Belediyesi, ilçeye daha güvenli ve teknik kapasitesi yüksek feribot alınması için düğmeye bastı. Vezirköprü merkez ile Kuruçay ve Altınkaya mahalleleri arasında araç taşımacılığı yapacak 'Vezirköprü Feribotu' ile ilgili teknik alt yapı, dizayn ve mühendislik çalışmalarını tamamlayan Büyükşehir Belediyesi, alım ihalesine başladı.

İhale öncesinde feribotun detayları ve projenin teslim toplantısı Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Coşkun Öncel başkanlığında yapılırken, ihalenin en kısa sürede sonuçlandırılacağı açıklandı.

FERİBOTUN MODELİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ BELİRLENDİ

Buna göre 'Vezirköprü Feribotu', 26 Metre boyunda 13 metre genişliğinde olacak. 2 kamyon, 4 otomobil veya 8 otomobilin yanı sıra feribot, gerektiğinde iş makinesi ve itfaiye araçları dahi taşıyabilecek. 2 adet 30 kw güce sahip motorla çalışacak feribotta 2 adet jeneratör hazır bulunacak. Yaklaşık 70 ton kapasiteli feribotun hızı minimum 10 knot olacak. 16 ve 14 kişilik olmak üzere 2 adet yolcu bekleme salonunda 30 yolcu taşınabilecek. Ayrıca engelli girişine uygun 2 adet tuvalet yer alacak.

Özellikleriyle de dikkat çeken Vezirköprü Feribotu, sınıfına göre boyut ve tonaj olarak tasarlanan, ağırlığının yarısı kadar yük taşıyabilen Türkiye'nin ilk feribotu olacak. Feribotun, benzerleri incelenip, kullanıcıların ve hizmet sağlayıcıların tecrübelerinden de faydalanılarak Samsun Büyükşehir Belediyesi için Akademisyenler tarafından özel tasarlandığı öğrenildi.

http://www.rayhaber.com/2018/03/vezirkopru-feribotu-31-yillik-ulasim-cilesini-bitirecek/ Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter