Ağu 19, 2017, 02:48 ÖS

Eğitim

Başlatan dalamper, Mar 25, 2016, 09:43 ÖÖ

« önceki - sonraki »

BETONBEY

#30
Nis 15, 2016, 08:15 ÖS Last Edit: Nis 15, 2016, 08:34 ÖS by BETONBEY
Yakında Avrupa'daki kalitesi ve birikimi düşük ama en yüksek üniversiteli sayısına sahip olacağız. Kaliteli  ara eleman bulmak ise daha da zorlaşacak.

Üniversite mezunu çok olunca katmadeğerli ürün üretimininde artacağı düşünülüyor. Avrupa'da bu yolda yürüyor, Almanya dışında!

Diğer Avrupa devletlerinden farkımız, onların tam donanımlı okul sayısını zaman fasılası çerçevesinde yavaş yavaş arttırarak kaliteden çok ödün vermemeleri, bizim ise çok hızlı bir şekilde bırakın tam donanımlı olmasını eğitimcisi bile sorunlu her ile bir üniversite kurarak olan kaliteyi de iyice düşürmemiz.

Katmadeğerli ürün üreten, inovasyon ihtiyacı yüksek az sayıdaki sektörler ve şirketler kaliteli eleman peşinde koşarken geriye kalan şirketler düşük maaşlı lisans mezunu kovalıyor. Sonuçta iyi üniversitelerden mezun olmuş kaliteli olan elemanlar bile iş olmaması sebebiyle sıradan lisans sahibi muamelesi görüyor. Sıradan şirketlere sadece işi götürecek, düşük ücretli lisans mezunu eleman lazım sonuçta :(

Diğer tarafta ise gelişen otomasyon teknolojisi çerçevesinde kalifiye ara eleman ihtiyacı gün geçtikçe artıyor. Peki meslek liseleri bu kaliteli ara elemanları yetiştirebiliyormu ?

Emin olun meslek liselerinin neredeyse % 80'inin eğitimi yerlerde geziyor. Vaziyetleri içler acısı...

Üniversiteye kapağı atabilme sevdasıyla kimse meslek liselerini tercih etmiyor. Kalan en kötüler içinden ara eleman çıkartması gereken meslek liselerinin seviyeside kötü olunca ortaya işini bilmeyen çok sayıda meslek lisesi mezunu çıkıyor. Çok sayıda donanımsız üniversiteden de dünya kadar işini bilmeyen lisans mezunu çıkınca piyasa işsiz kaynıyor.

Almanya dünyadaki en kaliteli meslek liselerine sahip olan ülkedir. Avrupa lisans mezunu eleman sayısını arttırmaya çalışırken Almanya mevcut meslek liselerini rehabilite etmenin peşinde :o

Bence Almanların yolundan gitmek gerek. Bölgelerdeki dağılımı ve iş potansiyelini dikkate alarak üniversite sayısını, dolayısıyla lisans mezunu sayısını azaltmalı, meslek liselerini ise sil baştan ele alarak yeni bir yapılanmaya gitmeliyiz.

Mesela meslek liselerinde inşaat, fırıncılık, boya, otomotiv, madencilik, güvenlik vb. bölümler açılmalı ve piyasada meslek lisesi mezunu çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir. Bunu yaparsak meslek liselerine yönelim otomatikman artar ve diğer taraflar rahatlar.

Almanların fırıncılık meslek lisesi var. Bizimkiler 3-5 çeşit ekmek yapıyor, Almanların meslek lisesi 300 çeşit ekmek yapmayı öğretiyor :o

Daha İlköğretim çıkışında bu ayrımı iyi yapabilirsek bir başlangıç yapmış oluruz kanaatindeyim. Mesajı Paylaş

HAZERFEN

@betonbey'in tespitlerine katılmamak elde değil. Tam bir Finlandiya modelimiz olmasa bile, en azından yeteneklerine göre talebesine yön verebilmeyi becerebilen bir eğitim sistemi kurmak zorundayız.

Bu arada Batı'dakilerin makaleleri konusunda HDS üstad da haklı. Adamları asla gözünüzde büyütmeyin. International Marketing Review'a bakıyorsun hatunun teki 40 öğrenciye anket yapmış buradan yepyeni bir satın alma etki modeli yumurtlamış. International Bussiness Review'a bakıyorsun 6-7 kişilik çok uluslu bir ekip Çin'de 1200 kişiye anket uygulamış; Çinlilerin Japonya'ya dair duygusal tutumlarıyla Amerikan ürünlerine ilişkin satın alma davranışlarını açıklamaya çalışmış. Yanlış yazmadım! İnanılmaz ama aynen böyle. Mantık ve istatistik faciası anlayacağınız. Daha neler var. Görseniz sindirim sisteminizin son halkasına mukayyet olamazsınız  :D Mesajı Paylaş

southwater

Almanya'da pastacılık ve diğer meslekler için Ausbildung yapılması gerekir.
Bazı ausbildung pozisyonlarına girmek çok zordur, Mekatronik zamanında öyleydi, 2004-2005 en son...

ekle: M4 tartışmasından dolayı sakfor'dan şutlandım ben bu arada. 5000 mpt üretmek 50.000 M4 tedarikinden daha iyi bir şeymiş çünkü. Mesajı Paylaş
Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!  (Yunus, 100)

BETONBEY

Almanlarda meslek lisesi ve meslek okulu kavramları var. İkisinin eğitimi birbirinden farklı ve giderleride farklı haliyle, alta sistemi kısaca anlatan bir alıntı koyuyorum.

"Meslek lisesi diploması" kavramı hem "mesleğe bağlı okul diploması" hem de "meslek okulu diploması" için geçerlidir. Mesleğe bağlı okul diploması (fachgebundene Hochschulreife) üniversitelerdeki, teknik yüksekokullarındaki ve meslek yüksekokullarındaki belirli meslek dallarında yüksek eğitim alma hakkı sağlamaktadır.

Meslek okulu diploması (Fachhochsschulreife) ise sadece bir meslek yüksekokulunda eğitime devam etme hakkı sağlamaktadır."


Bir örnekleme yapayım. Biz KPSS ile devlete memur alıyoruz. Bakın Almanlar ne yapıyor ?

"Meslek lisesi diploması (Fachabitur) veya Abitur ile çocuğunuz Federal Kamu Yönetimi Yüksekokulu'nda (FH Bund) 11 farklı dalında eğitim görerek yüksek hizmette bulunmak üzere bir memur adayı olarak yetişebilir.

Öğrenciler genelde henüz eğitim aşamasında bir memur statüsüne sahip olurlar ve adaylık ödenekleri alırlar. Bu nedenle buradaki eğitim devam zorunluluğu olan bir hizmettir."


Yukarıdaki paragrafları Alman meslek liselerinde yönlendirici bir siteden alıntıladım. Mesajı Paylaş

matmat26

Türkiye den bir Almanya cikartamazsiniz.  Turkiyeden polonya çıkar. Zorlasan kore ötesi yok.

Türkiye de insan kalitesi çok düşük. Gelişmek icinde caba yok.

Sahtekar bir topluluguz. Cogunluk bu. Kimse inkar etmesin. Yok ben değilim flan. Çoğumuz sahtekariz. Ve palavraciyiz Mesajı Paylaş

BETONBEY

Sadece kendi adınıza konuşunuz Sayın Matmat...

Siz hangi İlköğretim okulunda, rehberlik öğretmeninin velilerle görüşerek çocuklarının potansiyeli çerçevesinde bir yönlendirme yaptığını gördünüz ?

Sadece sistemimiz bozuk yada yok! Mesajı Paylaş

southwater

#36
Nis 15, 2016, 09:23 ÖS Last Edit: Nis 15, 2016, 09:30 ÖS by southwater
"bağa mı dedin BTB?".  :)
(Taxi Driver tribute)
Ben yok demedim ki zaten. Adamlar satış elemanına bile ausbildung yaptırırlar, mesleki eğitime verdikleri önemi yazmak istedim.
Fachabitur başka bir şey ama. Uni veya FH okuma kapısını açar.
Alıntıladığınız sayfanın ikinci alıntısı kötü bir çeviri. Yüksek hizmet demek "höherer Dienst"in birebir çevirisi misal.

ekle: Alman Fachochschule'lerini bizim MYO'lar ile karıştırmayın ama. Bizimkiler associate degree yani önlisans verirken, Alman  FH'ları lisans ve master dereceleri vermektedir. Mesajı Paylaş
Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!  (Yunus, 100)

Baltica

Bizim sorunumuz, sadece bozuk egitim sistemimi gercekten ?

Bence, cok daha fazlasi...

@Matmat'in bahsettigi beseri "kalitesizlik", egitim sistemi hasbelkader duzeltilse, duzelecek mi ? Bence, yine hayir !

Ben, hayatim boyunca, gittikce yokolmaya yuz tutan "Degerler sistemi" nin, 1970'lerin basindan 1990'larin ortalarina kadar, yaklasik 25 senede, tamamen cokusunu bizzat yasayarak gordum. Eski dogulu deger sistemimiz coktu. Yerine,  batili bir deger sistemi de koyamadik.  Eski sistemi bilincli olarak, cokertmeye ugrasanlarin zannetiginin tersine, zaten, yerine batili degerler sisteminin ikamesi de sosyolojik anlamda mumkun degildi. Bunun icin, cogu kisi Ozal'i suclar ama Ozal, sadece, Tabuta son civiyi cakti. Mevta ruhunu zaten coktan teslim etmisti. 

Sonucta, ortaya eski degerler sistemi cokmus, yerine bir sey de ikame edememis bir toplum cikti. Ancak, hic bir toplum bir degerler sistemi olmadan organize olamaz. Haliyle, bu boslugu, en cabuk ve en cok zengin olanin, en yuksek takdiri gordugu "Moneter deger yargilari" doldurdu. @Matmat'in dedigi gibi, birbirimizi kandirmayalim. Ogretmeni de, avukati, savcisi da, subayi da, akademisyeni de, tornacisi sanayicisi de, esnafi da bu. Yani elimizdeki mal bu...   

Mesajı Paylaş

southwater

#38
Nis 15, 2016, 10:03 ÖS Last Edit: Nis 15, 2016, 10:23 ÖS by southwater
O kadar da değil.

Benim kuşağım mesela net vatanperver yetişmiş bir kuşaktır Baltica.
İnancını bilir (hangisiyse o artık), devletini sever, andını da her gün okumuştur.
(Aranızda "and okunmasın, gerilik" diyenler de var, biliyoruz.)
83-85 doğumlulara kadar bu böyle geldi.
Ama çivi çakmaktan fazlası olan o şahıs ve devamındakiler zamanında işler hakikaten değişti.
Millet hala bence orada bir yerlerdeler, dinamizm katmak yeterlidir.
Ama bu bağzılarının işine gelmez.
Enseyi karartmayalım, bizim nesil 15 yıl daha savaşabilir, yerine yenisini koymaya başlayalım.

Yatılı okullar, köy enstitüleri ile başlayalım.
Geniş arama-tarama faaliyeti yapalım, çocukları fakir ailelerden alalım, bedava okutalım.
Sistemli olalım, Waldorf veya Montessori uygulayalım, hareket için judo, güreş ve taekwondo'yu yaygınlaştıralıım, bir de kendo.

Proje basit; "bir çocuk da sen okut" diyelim, her öğrenciyi bir hayırsevere tahsis edelim.
Ama dikkat edin, bu sol-liberal değerler ile olmaz.
net Asya Tipi Mobilizasyon Tarzı'dır lazım olan.

Önce topluluk, sonra belki birey!

Var mı bunu gerçekleştirmek isteyen?

ekle: bizim forumlarda da bahsedildi? Gençlerde dini değerlere olan ilgi azalmaktadir. Bunun nedeni de araştirilmalidir. Gerçi hepimiz biliyoruz ya neyse.

ekle 2: siyasal İslam'in farkli, denenmemiş olma tezleri çökmüştür. Ama AKP siyasal islamci bir parti de değildir, bu ikisini kariştirmamak gerekir. AKP bir LDP'dir, müslüman-demokrat bir partidir. En azidan orijinalinde öyledir. Siyasal islamcilar, Ebu Zerr duruşuna sahip olamamiştir. Siyaset ile çok hizli anlaşabilmişlerdir, çünkü siyaset onlarin hassasiyetlerini iyi kullanmiştir.

ekle 3: eğitimin her aşamasına gerçekçi ve sert sinavlar koyalim. öğrenciler elene-elene, geriye en iyisi kalsin. Herkes üni okumasin. Çakma üniler (%50'si belki fazlasi) kapatilsin. Kadrolari da ya başka ünilere geçsinler veya sadece maaşlarinialsinlar. Böyle bile kardayiz aslinda. Anadolu Liseleri'ni yeniden inşa edelim.  Erkek kiz ayri Fen Liseleri kuralim. Başka türlü olmazzz.

ekle 4: herkese, sormadan, zorla bir meslek temellerini öğretelim. sıva-boya-motor-gavurca- bilg. programlama vs... İntibak + ihtisas + uygulama yeterliliği gibi. yeterliliklerin tümünü de almayan o işi icra edemesin.
 gibi.... Mesajı Paylaş
Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!  (Yunus, 100)

Baltica

Sevgili Southwater, bence ayni seyden bahsetmiyoruz.

Senin kusaginin ve sonraki kusaklarin vatanperver denilemese bile milliyetci oldugundan kuskum yok. Bunu zaten, milli maclar esnasinda, sosyal medyada cesitli vesilerle goruyoruz.

Ancak, benim bahsettigim sey bambaska bir sey;

Benim cocuklugumda, firindan ekmek alirlen, firinci, musterisi eve gotururken, alamayan gorup, ozenmesin diye, -Henuz plastik torbalar piyasada olmadigindan- ekmegi gazete kagidina sarip verirdi. Biz, 25 senede (70'lerin basindan - 90'larin ortalarina kadar) o firincnini, bir an evvel parayi bulup, zengin olmak icin, ekmegin gramajindan calan, biriktirdigi servetlede, -once firinin adini, "Unlu Mamuller Sarayi"na cevirdikten sonra tabii- ilk is arabayi, sonra cebi biraz daha para gorunce, kariyi degistiren bir adama donustugunu gorup, yasadik. Ayni, adam, cuma namazlarina gitmeye devam etti, milli maclarda bayrak salladi, sehit verdigimizde, aksam evde TV'den izlerken hakikaten uzuldu, belki kufretti. Kendini Milliyetci-Muhafazakar diye tanimlamaya devam etti.

Sanki hic bir sey degismemis gibi. Ama aslinda cok sey degismisti. Mesela, Cuma namazina gittigi camiinin imami, ayni zamanda deniz kiyisinda, restoran isletiyordu ve isteyene, zuladan baligin yaninda plastik bardakla raki veriyordu. Tabii, mutevvafanin ardindan evlerde gidip, Ya'sin ve Fatiha okunmmasi da taksimetre usulu tarifeye de baglanmisti. (Ornek kabiilinden degil, ayniyla vakidir. Gercek olay !) Eskiden, milli maclarda, berabere bile kalinsa, milletce seviniyorduk, 1 ay bu maci konusuyorduk, ama artik eski firinci, yeni unlu mamuller sarayi sahibinin, en milliyetci duygulari ile seyrettigi maclarda, futbolcular, ancak, galibiyete verilen, astronomik primler karsiligi oynuyor, galibiyet cok lazimsa, yari resmi bir kurum olan federasyon, milliyetci-muhafazakar, firinciyi uzmemeyi garanti altina almak icin, fakir-fukara rakibin federasyonuna, o ulke icin kucuk bir serveti indirmekten hic cekinmiyordu  ! Nasil olsa gemisini yuruten kaptan degil mi ? (Bu olay da, ornek kabilinden degil, ayniyla vakiidir !)

Simdiiiii, sen de diyorsun ki, eski firinci, yeni unlu mamuller sarayinin sahibine, karate ogretelim, yeniden adam edelim !

Ehh, bir denemekten zarar gelmez tabii. Deneyelim.  Mesajı Paylaş

southwater

#40
Nis 15, 2016, 10:48 ÖS Last Edit: Nis 15, 2016, 10:50 ÖS by southwater
Tam olarak onu demedim karate konusunda.
Montessori ve Waldorf eğitiminde çocukların spor yapmalari şart, ben o bağlamda bunu kullanalim demiştim.
İlaveten, ahlak olmadan din olmaz, fazilet de olamaz; ahlakini ve adalet duygusunu yitirmiş toplumlardan ümitli olunmamalidir.
Bizim toplumumuz tam bir winner ahlakina sahip, yani kazandiysa ağam-paşam, kaybettiyse tu-kaka.

Ama 75-82 doğumlular için konuşayim, ben ve arkadaşlarimda hala hakiki fazilete saygiyi ben görüyorum. Hala, temiz giyinen ama az kiyafeti olan beylere bayanlara saygi duyanlar var aramizda, az da olsa.

Ahlak olmadan İslam olmaz, "kazandik" kafasiyla yağmaya duranlaradir lafim, bir durun ve soluklanin, yediğiniz şeyin bir de hesabi olacak, bu bir.
İkincisi, hirsizliğin umumileştiği yerde, günahin siradanlaştiği yerde külli musibeti bekleyin diyor Tengrimiz.
Bu nedenle aramizda hakki ve güzelliği tavsiye edenler ossun, bunu da Tengri emretmiş haddizatinda.

Bakmayin, sesi çikmayan milyonlarca temiz-pak insanimiz var, çocuklarini okutma derdinde olan; bayraği hakikaten seven vs.
Gündemimiz bir normalleşmedi ki bu esas sorunlari konuşalim?

Son olarak, judo, aslinda bir eğitim araci olarak görülmüştür Jigaro Kano reyiz tarafindan. Herkeşlere tavsiye ederim. Mesajı Paylaş
Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!  (Yunus, 100)

putty

Zamanında yurt dışına çıkmak aya gitmek gibiyken cebinde 10 dolarla yakalanan mahkemeye çıkıyorken ülkede memleket gören tek kesim gurbetçilerdi. Bu yüzden biz kendimizi başkası ile karşılaştırmak isteyince hep Alamanya ile mukayese ediyoruz
Almanya Amerika gibi filandır içinden 3 tane Fransa çıkar. Bizim ne haddimize kendimizi her konuda Almanya ile mukayese etmek.
İtalya İspanya İsveç ile mukayese edilim yine ezim ezim ezilelim ama Almanya deyince onlar Mars lı gibi bizim için bir milyon yıl gerek normal seyrederse her şey yetişmemiz için
Mesajı Paylaş

HAZERFEN

#42
Nis 16, 2016, 08:07 ÖÖ Last Edit: Nis 16, 2016, 08:38 ÖÖ by HAZERFEN
Yeis ve ümit arasında dağılmış bir grup gördüm yazılanları okuyunca. Meselenin nesil meselesi olduğunu unutmayalım. Allah dilerse bir gün bizden hayırlılarını getirir, ya da dilerse bizim aklımızı başımıza getirir; fotoğraf birden bire değişir. Aynısı Peygamber dönemi müşriklerine de oldu, beylikler dönemi Anadolu Türk'lerine de oldu.

Helvasından put yapıp tapınan Ömer (r.a) ümmetin iki numaralı Adamı oldu. Yunus'un;

Beyler atun almışlar,
Halkun üstüne varmışlar,
Rahmet gölünden çıkıp,
Şehvet gölüne dalmuşlar

dediği dönemden geçildi, Türk-İslam tarihinin en şanlı-ihtişamlı dönemine gelindi.

Biz de kaderin bir Zaman dilimini dolduran adamlarız. Kader sırrının farkında olalım, üzerimize düşen vazifeyi en güzel şekilde yapmanın peşinde koşalım derim. Hürmetler... Mesajı Paylaş

HDS

Rahmetli annenannem ben küçükken ve İzmir'de otururken benden "yarım bardak" su şstediğinde ve ben bir bardak götürdüğümde bana kızardı. O zaman İzmir'de musluk suyu içerdik (hayır nerede içmezdik ki?).

Kendi anneannemi kaybettim çocukken daha. Evlenince bir tane daha oldu. :)
Dün eşimle birlikte yemek yaparken, mutfakta yanımızda oturuyordu. Her tencereyi son damlasına kadar sıyırttırdı. Her kaşığı yalattı. Halen her kıfayetimizin yamasını, onarımını o yapıyor. Bu kadıncağız da üç kız yetiştirip, birini profesör, birini doktor, birini de iktisatçı yapmış.

Hayatla o muhasebeyi kaybetmişiz şimdi. Et gibiyiz. Okumaya, hayata tutunmaya bir hevesimiz yok. Kumsaldaki deniz kabukları gibiyiz. Kalabalık, gürültülü, ama amaçsız. Köleyi dönmek dışında bir tatmin yok, bir başarı kriteri yok. Başka bir "ülkü" kalmamış ve hakikaten @Baltica'nın söylediği gibi bu eksilmenin farkında değiliz.

Hasılı da mutsuzuz. Hem de çok.


______

Bu arada, bana "taksimetre" ekolü denince Karşıyaka Bostanlı camisi imamı Adem Hoca aklıma geliyor. "Aydın imam" ekolünü yaratıp, İzmirli komik teyzelerin gönlünde de taht kurmuştu. Sahilde bir kaç restoranı vardı. Rakı verdi mi bilmem. Geçenlerde oğlunu kaybetti fıkara.
Çok zengin oldu, ama galiba mutlu da olamadı. İşadamı oldu. Mesajı Paylaş

southwater

Vıyy, o imamı hatırlıyorum.
Allah sabırlar versin.

Ben "ülkü"nün kaybolduğunu zannetmiyorum. Ülkü varoşlarda, o da PKK ülküsü.
Geleceğin hakimine bakmak istiyorsan varoşlara bakacaksin.
1990'li yillarin ezilenleri bugün ciplerde, 70'lerinkiler ise başka mahfillerdydiler misal, daha önceleri.

Ama zenginleşirlken kaybedilen şeyler var, bu da evvelinden asabiyyet'dir, esprit del corps yani.
Kefenler ile meydanlara yürüyen o bebelerden bir nane olmaz, ülkeyi ve kaderini yine garibanlar belirler.
Garibana ise imkan sağlayacak yegane şey ise eğitimdir, yukari doğru mobilitedir.

Ve karate tabii...
:) Mesajı Paylaş
Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!  (Yunus, 100)

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter