JSF F-35 Lightning II

Başlatan mhm, Eki 01, 2015, 10:22 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

mhm

 F-35 Lightning II(Şimşek II), Amerika Birleşik Devletleri, Avusturalya, Birleşik Krallık, Danimarka,Hollanda, İtalya, Norveç ve Türkiye'nin üretici partner olarak yer aldığı bir 5.nesil savaş uçağı projesidir. Bu çok ülkeli yapının gereği olarak proje JSF yani Joint Strike Fighter(Müşterek Taarruz Uçağı)takısı ve ismiyle anılmaktadır. Şu ana kadar bütün partner ülkeler dışında Güney Kore, İsrail ve Japonya'da uçağın kullanıcısı olmak üzere taahhütde bulunmuştur(1). Partner ülkelerin ihtiyaçlarına binaen ortaya çıkan ihtiyaçların maliyeti en etkin şekilde ortaya konabilme isteği F-35'in yaratılışını özetleyebilecektir.

 Harp sahası bilindiği gibi sürekli gelişmektedir. Bu gelişmeler olası anlaşmazlıklarda tarafların üstünlük yarışında kendini gösterecektir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak yaşanan değişiklikler silahların ve sistemlerinin nesilleşme adı altında gruplaşmasına neden olmuştur. Nesilleri birbirinden ayıran aktarıldığı gibi teknolojilerdir. Günümüzde de durum bu şekilde devam etmektedir. Ancak günümüzde insanoğlunun ve dolayısıyla harp sahasının gelişmiş seviyesine bakıldığı zaman artık tek bir alana yönelik gercekleşecek gelişmelerin yeni nesil olmada bir etkisi olmayacaktır. Örneğin birçok yerde yanlış şekilde aktarılan 'görünmezlik' gibi tek bir özellik, o özelliğe sahip bir uçağı yeni nesil yapmayacaktır. Bu durum aynı şekliyle F-35'te de geçerlidir. F-35, sadece belli bir iki özellik yüzünden beşinci nesil değildir. F-35 ve dolaylı olarak diğer 5.nesil uçaklar, çok sayıda özelliği aynı platform ve uçak dahilinde müşterek bir şekilde ortaya kayabilmeleri ile 5. nesil olmuş ve olacaklardır. Burada müşterek kelimesi ile anlatılmak istenenin uçağın bireysel özelliklerinin gelişmiş bilgisayar bağı ile birbirleriyle uyumlu halde sağlanabilmesi ve çalışabilmesi olduğuna dikkat edilmelidir. Bir başka anlatım şekliyle 5. nesil olabilmek farklı sensör ve sistemlerden gelen bilgilerin ortak havuzda toplanması, işlenmesi, yine sensör ve sistemlerin ihtiyacına göre pilot ve diğer ihtiyaç sahibi kişi veya araçlara aktarılması ile mümkündür. Burada anahtar kısım bilginin ortak bir havuzda işlenmesi kısmıdır. Uçaklarda ki sensörler bilindiği gibi birbirinden bağımsız olarak bilgiler toplamaktadır. Ancak bu bilgilerin boyutları çok ciddi miktarlara ulaşabilmektedir. Bir savaş uçağında toplanan bilginin işleme konulması pilotun hareketleri ile mümkündür. Yani sensörlerden gelen bilgiler pilot tarafından gözden geçirilerek gerekli eylemler işleme konulacaktır. Ancak gelişen teknoloji sonucu mevcut sensörler çok ciddi boyutlarda veri toplayabilmektedir.  Bu da alt nesil düşünce yapısıyla pilotun gözden geçirmesi gereken bilgi miktarının çok yüksek miktara ulaşması anlamına gelmektedir. Bu da pilotun uçuşa ayırması gereken zamanını başka işlere ayırması anlamına gelmektedir. Bu durumda uçuşun ve dolayısyla operasyonun gidişatını tehlikeye atmaktadır. Bunun önüne sensörlerden gelen bilgilerin birleştirilip nitelikli bir hale getirilmesi ile geçilebilir. Yani ciddi boyutlara ulaşan bilgilerden ihtiyaç duyulanların belirli özellikler tarafından birleştirilmesi ile sensörlerden gelen gereksiz bilginin atılması ile pilota veya bir başka kişiye kolay anlaşılabilir bilginin sunulması öne çıkmaktadır. Bu durumda pilot daha kısa sürede kendine çok daha iyi yol gösterecek bilgiye ulaşabilecek ve artan zaman nedeniyle vaktini diğer alanlara(örneğin pilotaja) aktarabilecektir. Hava harbı için nitekli bilgi işleme sistemi füzyon kelimesi ile oldukça isabetli olarak anlatılabilecektir. Farklı bilgiler bilgisayarlar tarafından füzyona uğratılarak ihtiyaç duyulan nitelikli bilgiye ulaşılabilecektir. Bu paragrafta anlatıldığı gibi 5. nesil bir uçağı 5. nesil yapan füzyon kabiliyeti üzerinden şekillenen, görünmezlik ve EH(Elektronik Harp) gibi baharatlarla bilgi akışında farklı şekillere ulaşabilen, farklı işlem gören bilgi ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.

F-35'in temel özellikleri şu grafik ile aktarılabilir:


 
 F-35'in kullanabilmesi istenen mühimmatların büyük kısmı şu şekilde sıralanabilir:

Hava-Satıh:

- AGM-65 Maverick serisi
- AGM-84 serisi
- AGM-88/E HARM
- AGM-154 A/C JSOW
- AGM-158 JASSM
- BDU serisi
- Brimstone
- GBU serisi
- LAU serisi
- Mk serisi
- NSM (Naval Strike Missile)      
- SDB (Small Diameter Bomb)   
- SOM (Stand Of Munition)
- Storm Shadow

Hava-Hava:

- AIM-9 Sidewinder
- AIM-120 AMRAAM
- AIM-132 ASRAAM
- IRIS-T
- Meteor

 Ancak belirtilmelidir ki halen F-35 kullanmayı planlayan ülkeler tarafından savaş uçakları için birçok hava-satıh ve hava-hava füzesi çalışması devam etmektedir. Bu ülkelerin talepleri doğrultusunda bu mühimmatların büyük bir kısmının F-35'e entegre edilmesi beklenmektedir.

F-35'in özellikle mühimmatlarına bakıldığında çeşitliliğin son derece yüksek olduğu görülecektir. Aslında çeşitliliğin bu kadar yüksek olması uçaktan yapması istenen beklentilerin boyutlarını da göstermektedir. Yine bu kısım F-35 sorgulanması konusunda dayanak olacak noktalardan birisidir. Aktarıldığı gibi uçaktan beklentilerin oldukça yüksek olması projenin hataya olan toleransını çok ama çok az yani 'aşırı derece' de az kılmaktadır. Durum böyle olunca da proje işleyişinde sıkıntıların yaşanması kaçınılmazdır.
F-35'in tüm özelliklerini sorgulamak ve analiz etmek kolay olmayan ancak çok önemli olan ve hava harbının ötesinde deniz ve kara harbında da sonuçları olabilecek olaylar bütünüdür. Bu nedenle analizlerde çok daha dikkatli olunması istenmektedir.
 
 F-35'in analizine F-35'in etki alanları ile başlanılabilir. F-35 askeri ve sivil anlamda iki temel alana ayrılır. Bu alanlardan ikincisi aslında bu yazının konusu dışındadır ancak F-35'in tam olarak anlaşılması içinde değinilmesi gerekmektedir. Sivil anlam F-35'te büyük oranda ekonomi kelimesi ile anlam kazanır. Lockheed Martin şirketi bilindiği gibi sivil bir şirkettir. Her ne kadar askeri alana yönelmişte olsa bünyesinde ki çalışanlarının çok büyük bir kısmını sivil personel oluşturmaktadır. Durum böyle olunca böyle bir savunma sanayi şirketi doğrudan ülke ve dünya ekonomisine bağlanmaktadır. F-35 için üretici ülkelerin tamamında bu uçağı ortaya koyabilmek için birçok iş pozisyonu açılmış ve halen de açılmaktadır. F-35'in isdihtam gücü onu sadece askeri çevreler için değil aynı zamanda ekonomi çevreleri içinde önemli kılmıştır. Durumun böyle olması ister istemez mali kaynakların askeri projelere yön vermesine neden olur. Bu durum öyle bir etki yapabilir ki F-35'i sivil anlamı tek başına var edebilir. Ancak aynı durum askeri anlam için geçerli değildir. Askeri anlam ekonomiksel nedenler yüzünden sivil anlamla beraber yol almak zorundadır. Ancak sivil alanın böyle bir ihtiyacı yoktur. Bu asker-sivil ilişkisi F-35'in analizinde önemli olacağından buraya dikkat edilmelidir.
 
 F-35'e dönülecek olursa halen uçağın geliştirme çalışmalarına devam edilmektedir. Ancak Amerikan Deniz Piyadeleri kullanacağı B model F-35 için IOC'yi(Initial Operational Capability) deklere etmiş olup uçağı operasyonel halde kullanmaktadır. USAF(United States Air Force)'ın da 2016 yılında, USN(United States Navy)'nin ise 2018 yılında IOC deklere etmesi beklenmektedir. Operasyonel uçaklar şu an itibari ile Block2B yazılımını kullanmaktadır. Bazı test uçakları daha ileri yazılımları(Block3) test etmektedir.

 F-35'te yaşanan gecikmeler halen devam etmektedir. Yazılım ve proje yönetimi kaynaklı sıkıntıların büyük kısmı aşılsada tamamının aşılması bellirli bir süreyi alacaktır. Bu gecikme süreci incelediğinde özellikle yazılımın günümüzde ne anlam ifade ettiği anlaşılabilir. F-35 projesi altında şu ana kadar gelişmeler aslında çok iyi örnekler olmuştur. Diğer uçak hatta tüm savunma sanayi projeleri için F-35 projesinden sadece kötü anlamda değil iyi anlamda da öğrenilecek bir çok deneyim vardır. F-35'in iyi analiz edilmesi gerekliliğin bir başka büyük nedeni de budur.

 F-35'in analizinde günümüzde ki savunma sanayi trendlerine paralel olarak bazı alanlarda daha da ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. F-35 yerde desteklenmesi, BVR(Beyond Visual Range) angajmanları, EH(Elektronik Harp) gibi tartışmaların yoğunlaştığı konularda anlaşılmalıdır ki sonuçlar, bir veya iki tane isterin sağlanması ile ortaya üstünlük çıkacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Bahsi geçen tartışmalarda ki etken sayısı şu an hiç olmadığı kadar yüksektir. O nedendir ki yapılacak analizler giderek karmaşıklaşmaktadır. Ancak bu analizlerin sonuçları da hiç olmadığı kadar etkilidir. Tekrar etmek gerekirse böyle bir projesyi analiz etmek hiç olmadığı kadar geniş çaplı ve etkili etkilere sahip olacaktır.

 Saygı ve sevgilerimle.

-----------------------------------------

1) F-35'in dünya çapında ki detaylı sipariş bilgilerine https://www.f35.com/global adresinden ulaşılabilir.

Kaynaklar:

1) http://www.globalsecurity.org/military/systems/aircraft/f-35.htm
2) https://www.f35.com/
3) http://www.lockheedmartin.com/us/products/f35.html



Mesajı Paylaş

7Skies

#1
Eki 01, 2015, 10:44 ÖÖ Last Edit: Eki 01, 2015, 10:56 ÖÖ by 7Skies

.
Tahminim Türkiye software versiyonu Block3F tamamlanmadan (planlanan 2017 3. çeyrek )  ve motor dahil fiyat aralığı 80-85 milyon dolar civarına gelmeden (F-35A - $83.4  2019) büyük bir sipariş vermeyecek.

JSM Block 4.1 versiyonunda eklenecek (2021). SoM füzesi Block4.2 versiyonunda (2023) eklenecek. Mesajı Paylaş
.

süper çavuş

Bir ara bizim F-35C alacağımız yazılıp çizildiydi ,,
A yerine C modeline yönelten yada düşündürttüren hususlar neydi ,,
iki model arasındaki sayısal değerlerde C modeli lehine bir üstünlük yok gibi ,, benim aklıma gelen acaba kanat alanının büyüklüğünden ötürü geri getirebildiği faydalı yükü daha mı fazlaydı ,,
Mesajı Paylaş

swat


Max. hız 1.6 Mach günümüz füzelerinde kaçma şansı yok :( Mesajı Paylaş

süper çavuş

Özellikle yakın gelecekte ortaya çıkacak yeni nesil AAM lere karşı hangi uçağın çok fazla şansı var ki ?
Artık füzeyi kaba güçle yani hız ve manevra ile alt etmek yerine başka şeyler düşünmek gerek .. Mesajı Paylaş

mhm

#5
Eki 01, 2015, 08:44 ÖS Last Edit: Eki 01, 2015, 08:46 ÖS by mhm
@sn. süper çavuş,

 C model F-35'lerle ilgili olarak bizim ilgimiz uçağın daha fazla menzile sahip olması yüzündendi. Yukarıda ki tabloda aktarılmasa da C model F-35, A modele göre 50 nm'ye kadar daha uzun harekat yarıçapı sunabiliyor. Bundan dolayı THvK(Türk Hava Kuvvetleri) ciddi bir şekilde bu uçakla ilgilendi. Bu ilginin sonucu olarak A model ve C model için basit olmayan, ciddi çalışmalar yürütüldü. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda A modelde karar kılındı. Bu kararda C modelde internal topun yer almaması etkenlerden biri.

@sn. swat, @sn. süperçavuş,

 F-35 hızı ile ilgili olarak, günümüz hava-hava ve satıh-hava füzelerinde yaşanan gelişmeler büyük çoğunlukla füzelerin elektronik aksamlarında yaşanmıştır. Yani arayıcı başlıklar ve veri ileticileri gibi kısımlar çok daha etkili, çok daha küçük ve az yer kaplayan hal almıştır. Her ne kadar motorlar konusunda gelişmeler olsada bu gelişmeler hava-hava ve satıh-hava füzelerin ana tahrik yolu olan katıyakıtlı motorlarda yaşanmamıştır. Bu kısımda motorlar konusunda bilgili üyelerimiz daha iyi bilgi verebilecektir.

 Füzelerde durumun aktarıldığı gibi olması yeni nesil uçak tasarımlarında kendine yer edinmiştir. Günümüzde operasyonel olan uçaklar arasında ve ileride operasyonel olacak uçaklar arasında ciddi hız farkları yoktur(ciddi fark kavramını tanımlamak gerekirse, bir birimin 2.5 katı gibi değerler ve daha fazlası ciddi tanımını hakedecektir.). Şu anda uçaklar arasında mevcut olan farklarda aslında çok büyük anlam ifade etmemektedir çünkü neredeyse bütün uçakların operasyonel kullanım hızları(600 knot altı) aşağı yukarı aynıdır. Hız farkları uçakların maksimum hızları ile ilgilidir ki bu da motorların yakıt tüketimi konusuyla yakından ilişkilidir. Yine günümüz savaş uçağı motorları arasında ciddi farklılıklar olmadığı düşünüldüğünde daha fazla hız daha fazla yakıt tüketimi anlamına gelmektedir. Bu da büyük yakıt tanklarına sahip olmayan uçaklar için hiçte iyi bir tercih değildir.

 Savaş uçaklarının füze ateşi altında yapacakları savunma manevraları incelendiğinde öne çıkan konunun kinetik manevralardansa pasif olarak adlandırılabilecek füzenin arayıcı başlığına yönelik manevralar olduğuna dikkat edilmelidir. Yani füze ve uçak hızları konularında son 50 yıl içinde büyük farklılıklar olmaması savunma manevralarının daha çok arayıcı başlığa yönelmesine neden olmuştur. Bir BVR angajmanını göz önünde buludurursak yapılacak iki temel manevra vardır. Birincisi füzeyi tam arkanıza(saat 12 yönüne) alarak chaff atarak tüm gücünüzle kaçmak ve mümkünse terrain masking(yer şekillerini kullanarak radarın kilidini kırmak) yapmaktır. Nitekin bu manevra sırasında yatay hatta 40 ila 60 derecelik manevralar yaparak füzenin hızını tüketmesi ve izlemesi gereken yolun uzaması sağlanır. BVR angajmanları için kinetik kaçınma hareketlerinin en fazla olduğu savunma manevrası budur. İkinci manevra ise beam manevrası olarak adlandırılır. Bu manevrada esas hedef füzenin arayıcı başlığıdır. Manevra sırasında uçağın yine kinetik manevralar yapması istenir ancak bu manevralar birinci manevra gibi sert ve hızlı hareketler içermez.

 Füzelerin uçaklara angaje olmasıyla ilgili uçağın hızının bir başka etkisi daha vardır. O etkide aslında uçağın yatay ve dikey eksende dönüş yarıçapı ile ilgilidir. Bir uçağın minimum ve maksimum dönüş yarıçapı hızları yatay ve dikey eksende farklı hızlarda gerçekleşmektedir. Fikir vermesi açısından F-16'ya ait dönüş yarıçapı-hız grafiği aşağıda verilmektedir:



 Bu grafikten bir uçağın en çabuk dönüş gerçekleştirebileceği süre ile ilgili olarak fikir elde edilebilir. Ancak ana fikir şu dur ki, çok yavaş ve çok hızlı olursanız dönüş yarıçapınız ve dolayısıyla süresi artacak bu da size yaklaşan füzenin yararına olacaktır. Yani savunma manevrası sırasında çok yüksek hıza sahip olmak size yarar yerine zarar getirecektir. Savunma manevrasının etkili olabilmesi için füzenin mutlaka 9-3 hattının alt kısmına alınması gerektiği unutulmamalıdır. Bu da yüksek hızda en az 4-5 g lik bir manevra anlamına gelmektedir.Ki bu da yüksek hızda dönüşe ciddi bir zaman ayrılması gerektiğine işaret etmektedir.

 Günümüz füzelerine karşı hız avantajına sahip olunması gereken hız yaklaşık olarak 5-6 mach civarıdır. Günümüz motor teknolojilerinin bu hız değerlerini sağlamaktan uzak olduğu düşünüldüğünde uçakların hızlarında ki 0.5-1 mac lik artışlar pek de önem taşımamakta ve hatta tersine zararlı olabilmektedir.

 Şu ana kadar yazılanların füzenin ateşlendikten sonrası için olduğuna dikkat edilmelidir. Günümüz savunma manevraları büyük oranda füzenin ateşlenmemesine yöneliktir. F-35'te kendi savunmasını bu durum üzerinden sürdürmektedir. Kinetik kaçınma manevraları yapılabilecek son çaredir ve bunun içinde kontrollü hız kavramı öne çıkmaktadır.

 Saygı ve sevgilerimle. Mesajı Paylaş

mhm

F-35 için son üç ayda yaşanan önemli gelişmeler:

- Amerikan Deniz Piyadeleri(USMC) Temmuz 2015 itibari ile F-35B için IOC deklere etti. Böylelikle F-35 için büyük bir adım atılarak ilk uçaklar operasyonel oldu.
http://breakingdefense.com/2015/07/marines-f-35b-joint-strike-fighter-ready-for-war/

- F-35B için IOC deklere edilmeden önce yapılan testlerde uçağın güvenilirlik testlerinde %50'nin altında başarı gösterdi. Uçağın genel güvenilirliği zayıf olarak ifade edildi. Ancak bu zayıf performansın F-35B'nin güvenilirlik takviminde IOC'nin önünde yer aldığı yani uçağın beklenenden daha iyi olduğu vurgulandı.
http://www.janes.com/article/53311/pentagon-test-chief-raps-f-35b-reliability-ahead-of-ioc

- 2015/8 Green Flag tatbikatında Block 2B yazılıma sahip F-35A'larda yer aldı ve F-35'ler düşman ateşi karşısında kayıp vermeden görevlerini icra etmeyi başardı.
http://aviationweek.com/defense/f-35-unscathed-hostile-fire-green-flag

- Amerikan Deniz Piyadeleri'nin B model F-35 testleri kapsamında 4 F-35'in 9 temsili düşman hava aracını alt ettiği bildirildi. Ancak F-35'in karşına çıkan hava aracı ile ilgili bilgi yer almadı. Sadece bu araçların F-16 veya Harrier olmadığı vurgulandı.
http://breakingdefense.com/2015/07/dunford-mulls-f-35b-ioc-decision-4-bs-take-out-9-attackers/ Mesajı Paylaş

mhm

 F-35'in fırlatma koltuğunun ağustos testleri sırasında düşük hızda yeterli ağırlığa sahip olmayan pilotlar için sağlık sorunu yaratabilecek sorunlar algılanmış. Sorun çözülene kadar 136 pound(61 kg) altında ağırlığa sahip pilotlar F-35 uçuşundan çekilmiş. Ayrıca haberde yer alan ek bir bilgi F-35'in fırlatma koltuğu 103 pound(46 kg) ile 245 pound(111 kg) arası ağırlığa sahip pilotlar için tasarlanmış.
http://www.defensenews.com/story/defense/air-space/air-force/2015/10/01/exclusive-f-35-ejection-seat-fears-ground-lightweight-pilots/73102528/ Mesajı Paylaş

orko_8

61kg'nin altında pilot nasıl oluyormuş ki? Mesajı Paylaş

mhm

#9
Eki 04, 2015, 07:09 ÖS Last Edit: Eki 05, 2015, 06:34 ÖS by mhm
'61kg'nin altında pilot nasıl oluyormuş ki?'

 Üstadım ben bir kere eski HvK komutanımız emekli Hava Pilot Org. Mehmet Erten'le yan yana gelmiştim. Ortalama boy ve kiloya sahip olan ben, değerli komutanımızın karşısında hafif kalıplı sayılıyordum. Belirtmek istedim. :D Ayrıca 1.80 cm boya sahip ben F-16'nın içine oturduğum zaman koltuğu ve pedalları ayarlamama rağmen kendimi uzun hissettim ve resmen kokpit ne kadarda küçükmüş dedim. Özellikle oturma pozisyonum bana çok eğreti geldi. Mesajı Paylaş

swat

@orko_8

Üstadım tabiki bayan pilotlar :)

Bu bayanlar her yerde sorun üstad ;) Mesajı Paylaş

mhm

- F-35'in ilk The Generation 3 kaskı 12 ağustos itibari ile teslim edildi. Firma tarafından yapılan açıklamada herbir kaskın maliyetinin 400,000 dolardan fazla olduğu belirtildi.
http://www.defensenews.com/story/defense/air-space/strike/2015/08/12/rockwell-delivers-first-gen-3-helmet-f-35/31538101/

- Amerikan Hükümeti, Lockheed Martin'in taahhütüne rağmen Güney Kore'ye teknoloji trasnferine izin vermedi.
http://www.defense-aerospace.com/articles-view/release/3/167101/us-refuses-f_35-tech-transfer-to-korea.html

- F-35C ilk kez dış istasyonlarından mühimmat bıraktı. 4 bırakma başarılı bir şekilde tamamlandı.
http://www.defense-aerospace.com/articles-view/release/3/167268/f_35c-makes-first-drop-of-external-weapons.html Mesajı Paylaş

swat

Bizim Kask'ın maliyeti ile ilgili bilgisi olan var mı? Mesajı Paylaş

putty

Kaskın yarım milyon dolarlık fiyatı şaka gibi. Hala F35 birim fiyatı 100 milyon dolar civarı olacak düşüncesinde olan var mı acaba. Mesajı Paylaş

mhm

#14
Eki 06, 2015, 09:50 ÖS Last Edit: Eki 18, 2015, 06:50 ÖS by mhm
F-35 ve Görüş Ötesi Önleme

 İnsanın uçma hayalinin ürünü olan uçaklarının silahlandırılması harp sahasına yeni bir boyut açmıştır. Bu yeni boyut , hava-kara-deniz farketmeksizin 'düşman nerede?' sorusunun sonucu olarak  kendine has sistem ve araçlar geliştirmiştir. Düşman uçaklarının tespiti ve imhası/bastırılmasını amaçlayan bu sistem ve araçlar, özellikle 2. Dünya Savaşı ile büyük bir atılım yaşamıştır. Savaşların çehresini değiştiren bu  yeni araçlardan biri de  ilk adımlarını 1940'ların sonunda atan hava-hava füzeleridir. İlk versiyonlarında menzil kısıtı insan gözünün görebileceği sınırlar olan bu füzeler, yaşanan gelişmeler sonucunda ufuk ötesi veya görüş ötesi olarak adlandırılan menzillere kavuşmuştur. Bu durum düşmanın uzak mesafeden durdurulmasına olanak tanımıştır/tanımaktadır.  Ancak görüş ötesinde düşmanın tespiti ve füzenin hedefine kilitlenebilmesi için gerekli izin saptanabilmesi sorunu bir takım  kıstasları beraberinde getirmiştir. Bu kıstaslar tarafların BVR(Beyond Visual Range) manevraları ve taktiklerini geliştirmesine sebep olmuştur.

 F-35 bilindiği 5.nesil bir savaş uçağıdır. F-35 sahip olduğu modern silah ve sensör kabiliyeti ile  düşman birimlerinin mümkün olduğunca minimum çaba ile saf dışı edilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda uçak mevcut kabiliyetleri ile birçok üstünlük veya kabiliyet vaat etmektedir. Hava hedeflerine karşı da sahip olduğu kabiliyet bütünlüğü ile farklı ve ciddi bir rakip olacağı beklenmektedir. Peki bu beklentiler analiz kavramı ile buluşursa ortaya nasıl bir sonuç çıkacaktır? F-35 günümüz harp sahasında ufuk veya görüş ötesi menzilden önleme kabiliyeti gerçekte günümüz angajman kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde ne kadar iyi görünmektedir? Radara görünmezlik, elektronik harp(EH) ve durumsal farkındalık ile uzak mesafeli angajmanlarda ne gibi farklılıklar yaratılabilir?

 Burada ilk irdelenesi gereken konu, görüşümüzün yetmediği yerleri görmemizi sağlayan radarlardır. Eğer düşman uçağına görüş ötesinden önleme yapılacaksa bu düşmanın nerede olduğu bize söylemek radarın işidir. Radar, ayrıca tespitten sonra hedef uçağa ateşlenen radar güdümlü füzenin(1)  kendi radarı ile istenilen hedefe angaje olmasına kadar ki bölümde de kullanılmaktadır. İşte günümüz görüş ötesi manevralarına taktiksel derinlik kazandıran en önemli kısımda burasıdır. Atılan füzenin kendi sistemlerini kullanarak istenilen düşman birimini takip etmesi atışın hemen ardından gerçekleşen bir olay değildir. Yeterince uzun menzilden düşmanı saptayacak ancak aynı zamanda da küçük sayılabilecek boyutlarda olabilecek bir radar teknolojisi henüz mümkün değildir. Bundan dolayı füzenin kendi radarını kullanmaya başlamasına kadar geçen sürede meydana gelen olaylar ciddi önem taşımaktadır. Füzenin kendi radarını kullanmaya başlamasına kadar olan süre askeri havacılıkta 'pitbull' olma süresi olarak tanımlanır. Füze kendi radarı ile istenilen düşman uçağı takip etmeye başladığı zamanda 'pitbull' olmuştur. Füzenin pitbull olma süresi içinde yaşanacak herhangi bir radar bilgisinde kopukluk füzenin yanlış hedefe yönelme olasılığını oldukça yükseltmektedir. Bundan dolayı görüş ötesi(Bundan sonra BVR angajmanı olarak anılacaktır) angajmanların ilk hatları bu pitbull olma bölümüdür ve ilk olarak uçaklar burada birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışırlar. Bu kısımda özellikle radarın hedef izleme kabiliyetleri öne çıkmaktadır. Bu bölümde uçakların yapması gereken savunma manevrası pitbull olma süresinde düşman radarında ki normal veri akışında kopukluk yaşatacak durumlara girmektir.

 Peki bu kopukluk yaşatacak durumlar nelerdir? İlk olarak formasyonlardan başlayalım. Formasyon bir paket dahilindeki uçucuların havada aldığı konumdur. Amaç, pakette ki uçak sayısını düşmandan gizlemek , düşman karşısında uygun pozisyon almak(örneğin bombardımanın uygun bir açıdan yapılması) ve olası saldırı-savunma durumunda pakette ki birimlerinin güvenliğini sağlamaktır. Eğer pakete doğru atılan bir radar güdümlü füze, uçucuların aldığı formasyon gereği birden fazla uçağı tek bir uçak gibi algılar ve yapılan menevralar sonucu radarında birden fazla uçağı tespit ederse füzenin aklı karışabilir ve bu da füzenin herhangi bir hedefe angaje olamamasına neden olur. Bir başka durumda da bir uçağa atılan füze, uçağın kabiliyetleri doğrultusunda elektronik karıştırmaya maruz kalabilir. Burada formayon içinde örev paylaşımı konusu öne çıkmaktadır. Örneğin iki kişilik bir grup düşünelim. Lider burada ilk atışı yapacak uçak, kanat elemanı ise geride kalıp düşman uçak ve füzelerine karıştırma uygulayacak uçak olabilir. Liderin füzelerinin bittiği veya taktik gereği atışlarının bittiği zamanda roller değişecek ve aynı uygulama gerçekleşebilecektir. Bu kısımda F-35'i farklılaştıran ve onun formasyon kısmında üstün görünmesini sağlayan bazı özellikler vardır. Bu özellikler uçağın görev paylaşımı kabiliyetidir. Bilindiği gibi datalink sistemi uçaklarda farkındalığı ve diğer uçaklarla olan ilişkileri son derece kolaylaştırmaktadır. Burada da F-35'in şu ana kadar bir savaş uçağı için en gelişmiş datalink sistemini vaat etmesi görev paylaşımı konusunda da kendini gösterecektir. Görev paylaşımının akıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacak bu sistemler ile F-35 görev paylaşımını şu ana kadar icra edilenden çok daha iyi şekilde icra edebilecektir. Ancak operasyonun tamamına bakıldığında datalink sistemi tek çare de olarak görülmemelidir. Uçakların diğer tespit sistemleride burada işin içine girecektir. F-35'in sahip olduğu uzun mesafeden tespit-teşhis yapabilecek  sensör kabiliyeti, grup içinde ki uçucuların hızlı bir şekilde uygun bir formasyona geçmesine imkan tanıyabilecek ve reaksiyon süresini kısaltabilecektir.

 Düşman radarlarını yanıltmanın bir diğer yoluda karıştırma uygulamaktadır. Burada bahsedilen karıştırma şekli hem paket içinde ki bir uçaktan hem de menzil dışı mesafeden yapılan karıştırmadır. Ateş hattından geride konuşlanmış bir EH uçağı, dost birliklere karıştırma desteği sunarak uçakların füze menziline girmesini hatta herhangi bir uçağa yönelmiş bir radar güdümlü füzenin saptırılmasında da rol oynayabilir. Paket içinde konuşlanmış bir uçakta benzer görevi yapabilir. F-35'in EH sistemi ile ilgili bilinenler kısıtlı olsada bu EH sisteminin uçakta uygulanış şekli(2) bize bir takım bilgiler sağlamaktadır(3). Basit bir beyin fırtınasıyla bir füzeye yerleştirilebilecek radarın boyutunun, çalışma frekansının, gücünün F-35'in AN/APG-81'inden  üstün olamayacağı sonucuna ulaşılabilir. Bu basit düşünce F-35 EH konusunda yeterli gösterebilir. Ancak bilinmektedir ki günümüzde böyle basit bir düşünce yapısına yer yoktur. Sonuçlar hiçte aktarıldığı gibi olmayabilir. F-35'in EH sisteminin yapabilecekleri konusu çok geniş ve ayrı bir başlık olduğundan bu yazı için EH'e daha fazla değinmeye gerek yoktur. Ama EH'nin F-35'in önemli vaatlerinden biri olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca EH'in yapabileceklerinin azımsanmaması gerektiği de unutulmamalıdır. Unutulamaması gereken üçüncü bir noktada EH'nin öneminin artmakta olduğudur.

1. FOX1'in Dönüşü

 EH'in harp sahasında ki etkisinin artması komutanları EH uygulanamayacak ya da çok zor uygulanacak sistemleri kullanmaya itmektedir. İşte bu kısımda da herhangi bir radar yayını yapmayan fox1 brevity kodunu kullanan füzelerin tekrar sahaya dönmesi beklenebilir. Aslında  fox1 brevity koduna sahip füzeler halen kullanımda, ancak füzeler hava-hava görevlerinde ki önceliklerini 'Batı' tarafında kaybetmiş durumda. Halen batı bloğunun deniz harp unsurları fox1 füzeleri üzerinden şekillenmiş hava savunma sistemlerini kullanmaktalar(bkz:RIM-7 Sea Sparrow, RIM-162 ESSM). Bu füzeler sahip oldukları EH direnci ile uzun mesafeli hava-hava angajmanlarında tekrar eski günlerini yakalayabilirler. F-35 yetenekleri ile birleştiğinde uzun menzilli bir yarı aktif radar güdümlü füze F-35'in karşısında ki uçağa ciddi bir korku yaratabilir. Konuyu daha iyi anlamak için şimdi bu kısımda bir parantez açalım ve AIM-7 Sparrow mühimmatı üzerinden fox1 füzelerini inceleyelim.

 AIM-7 Sparrow, geçmişi 1940'ların sonuna dayanan yarı aktif radar güdümlü bir füzedir. Füzenin hedefini vurması için atıldığı uçağın istenilen hedef üzerinde radar kilitini muhafaza etmesi gerekmektedir. Füzenin bir çok farklı versiyonu geliştirilmiştir. Vietnam savaşında pek iyi bir performans gösteremeyen bu füzenin özellikle M versiyonunun 1982'de üretilmesiyle vuruş yüzdesinde kayda değer bir artış sağlanmıştır. Füze R versiyonu ile bir IR tarayıcıya da kavuşmuş fakat proje daha sonra iptal edilmiştir. Aslıda bakıldığında verilen bu kararın yanlış olduğu anlaşılabilir. Bilindiği günümüz hava-hava füze teknolojilerinin yeni gözdesi 'double seeker' olarak İngilizce tabir edilen, Türkçe'si birden fazla(iki) arayıcı başılğa sahip olan füzelerdir. Bu sayede hem IR hem de radar başlığın zaafları yine bu iki farklı arayıcının kabiliyetleri sonucu ortadan kalkacaktır. Yani Amerika aslında geleceği görmüş ancak yanlış bir karar alarak bunun üzerine gitmeyi redetmiştir. Eğer proje iptal edilmeseydi ve şu anda geliştirilmesi devam eden bir füze olsaydı görüş ötesi angajmanlara ne gibi bir katkısı olacağı sorusu bu kısımda anlatılmaya çalışılan fox1 füzelerinin harp sahasına geri dönüş şekli ile aynı cevaba sahiptir. Bu nedenden şimdi bu cevabı irdelemenin zamanıdır.

 Füze(AIM-7) gelişimini devam ettirseydi eğer ilk olarak radar arayıcı başlığının yerine basit bir düşünceyle yakıt konulabilir ve bu da menzilde ciddi bir artış anlamına gelebilirdi. Bu sayede Batı, BVR angajmanlarının ilk kademesi olarak AIM-120 serisi yerine bu füzeyi kullnabilirdi. Ancak burada füzenin sadece daha uzun menzile gitmesini sağlamak yeterli olmayacaktı. Örneğin füzenin iletişimini güçlendirmek ve çok yönlü hale getirmekte füzenin hedefini bulması ihtimalini arttıracaktı. Anlaşılacağı burada değinilen gelişmiş bir datalink sistemidir. Böyle bir sisteme sahip olunsaydı eğer, füze ateşlendikten sonra atıcı uçak hedefi radarda kaybetse bile, diğer uçaklar (AWACS) aracılığıyla hedefine yönelebilir gerekirse yeni bir hedef için bekleme moduna geçebilirdi. Herhangi bir radar yayını yapmadığı için hedefine yeterince yaklaşabilir, buradadouble seeker teknolojisi sonucu sahip olacağı IR arayıcı başlığını etkinleştirebilirdi. Böylece hedeflerinin radar bilgisini ve diğer sistemlerden gelen bilgileri kullanarak karşılaştırmasına mütakiben bulunan eşleşme sonucu hedefin imha ihtimali de böylece artabilirdi. Bir başka şekilde de hedefine en kısa yoldan değilde bir seyir füzesi gibi yol noktaları(waypoint) çizerek ilerlemesi düşmanın yanıltılması ve saf dışı bırakılmasında rol oynayabilirdi. Ayrıca hedefin saat 6 yönünde kaldığı durumlarda da uçağa atış şansı böylece tanınabilirdi(4). Burada anlatılan durum özellikle uzun menzilli angajmanlarda etkili olabilirdi/olabilir(5). Özellikle F-35'in sensör kabiliyeti ile gelecek bilgilerde füzenin hedef alma bilgisayarında gönderildiği zaman ortaya son derece etkin bir görüş veya ufuk ötesi hava-hava füzesi çıkabilirdi/çıkabilir. Ayrıca böyle bir proje uzun menzil hava-hava füze programı olarak maliyeti etkin proje de olabilirdi. Aktarılan bu durumun daha iyi anlaşılması için RIM-162 ESSM'ye de bir göz atmakta fayda vardır.

 RIM-162, AIM-7P baz alınarak geliştirilen bir hava savunma füzesidir. Füze menzili itibariyle kısa/orta mesafe füze sınıfında yer almaktadır. Gerekli değişikliklerin yapılmasından sonra füze kara kullanımına uyumlu hale getirilebilir. Füze her ne kadar Raytheon firması altında üretilse de aslında üretiminin arkasında birden fazla ülkenin yer aldığı bir konsorsiyum vardır. Böylelikle maliyet konusunda özellikle tedarikçi ve rekabetçi sayısının artmasıyla etkin bir yol izlenmektedir. Bu füzeyi bizim için incelenebilir kılan bir başka özelliğide sahip olduğu yarı aktif radar başlığı ve datalink kabiliyetidir. Bu kabiliyetler bir önceki paragrafta verdiğimiz hava-hava füzesi örneği ile  RIM-162'nin ortak noktalarıdır. Bu ortak noktaları günümüzün hızla değişmekte olan ve geleceğin harp sahasında ki karar verici kabiliyetler(başta EH ve ISR) ile yorumladığımızda ortaya üzerinde çalışmaya değer bir hava-hava projesi ortaya çıkabilir.

 F-35'in radara görünmezlik kabiliyeti de uçağın üstüne düşen olası görevleri yapmasında pozitif yönlü bir etkendir. Bir uçak düşman birimleri tarafından ne kadar geç algılanırsa o kadar etkili olabilir. Ancak bu radar görünmezlik kabiliyeti farklı olabilen kendi başına ayrı bir konudur.  F-35'in ne kadar görünmez olduğunu veya ne kadar süre(6) olacağını şu aniçin bilmediğimizden bu kısım üzerinde fazla durmayacağız.

 Görüş ötesi angajmalarda bir diğer taktik de sahte hedeflerdir. Burada verilecek en iyi örnek MALD-J'dir. MALD-J'nin görevi düşman tespit-teşhis sitemlerinde yanlış anlaşılmalara neden olmaktır. Bu mühimmat EH'in bir parçası olarak düşünülebilir. Bu tarz aldatıcı mühimmatlar düşman birimlerinin ateş gücünün üzerlerine çekilmesine etkili bir yöntem olabilir. Kısa bir süre için bile olsa uçakların hızları düşünüldüğünde yapılan aldatma etkili bir savaş manevrası olabilir. Özellikle böyle bir mühimmatın F-35 ile sürekli iletişim içinde olması ve gerektiğinde F-35'ten kontrol edilebilmesi çok uzun menzilli bir mühimmata sahip olmak kadar önemlidir.
 
 İnsansız hava araçlarıda görüş ötesi angajmanlarda kullanılabilir. Mesela gelişmiş bir UCAV(Unmanned Combat Aerial Vehicle) harcanabilirliğinin insanlı bir araca göre çok daha yüksek olması nedeniyle düşman hatlarına doğru daha derinlere dalabilir. Buda asıl vurucu güce gereken boşluğu yaratabilir. Durum böyle olunca F-35'in insansız hava araçları(İHA) ile ilişkisi öne çıkmaktadır. Burada datalink kabiliyetinin öne çıktığı düşünüldüğünde F-35 için durum ilk bakışta olumlu görülebilir. Ancak İHA'ların aktif bir silah olarak kullanımın henüz yeni ve farklı yönlere gidebilecek olması unutulmamalıdır.

 F-35 ufuk ötesi ve görüş ötesi önleme yapmak için gerekli her donanıma kağıt üzerinde sahip görünüyor.  Burada sorun yaratabilecek kısım bu donanımların yapabildiklerinin sınırları ve uçakta kullanılacak mühimmatlardır. Uçağın donanımlarıyla ilgili bazı negatif yönlü eleştiriler olduğu bilinmektedir(mesela EH ile ilgili olanlar) ve üretici firmanın bu kabiliyetleri geliştirmek için çalıştığı da bilinmektedir. Peki donanım faktörünü göz ardı veya olmuş görüp mühimmatlara geçersek durum nasıl değişmektedir?

2. F-35 ve AIM-120D

 F-35'den en etkin şekilde yararlanmak için uçağın sistemleriyle beraber çalışabilen veya  F-35'te olduğu gibi yeni nesil olan mühimmatlara ihtiyaç vardır. Bu mühimmatların tasarımında F-35'i yeni nesil yapan özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Uçak ne kadar iyi sensör taşısa da ,uçağın kendisi ve sistemleriyle uyumlu bir mühimmat olmadan uçak iyi taraflarını ortaya koyamayacaktır. Raytheon da bu zincir ilişkinin farkına varmış olacak ki AIM-120D'yi(Bazı kaynaklarda AIM-120C8 olarak geçmektedir) günümüzün değişen hava-hava angajmanlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiğini dile getirmektedir. Bazı çevreler F-35'in performans değerlerini negatif yönlü eleştirmektedir. F-35 ise bu çevrelere cevabı bu füze ile vermektedir. F-35'in it dalaşı sırasında bir F-16 ya karşı belki pek bir şansı olmayabilir. Ancak soru şu ki AIM-120D'li F-35, düşman uçaklarını kendisine it dalaşına girecek kadar yaklaştıracak mıdır?

 Hava-hava angajmanlarında radar güdümlü füzelerin IR güdümlü füzelere karşı daha düşük bir vuruş yüzdesi olduğu bilinmektedir. Bu vuruş yüzdesini arttırmak için, görüş ötesi önleme kabiliyetinin sadece radar kabiliyetinin arttırılmasından geçmediği gerçeği ile füzenin sadece radarı değil ayrıca veri aktarım ve iletişim kabiliyetini de arttırıcı çalışmalar yapılmıştır. Bunun sonunda AIM-120, D modelinde gelişmiş bir çift yönlü datalink kabiliyetine kavuşmuştur. Ayrıca geliştirilmiş navigasyon kabiliyeti ve AIM-120C7'ye oranla %50 oranında arttırılmış menzilinin ve daha da ilerlemiş kinematiğinin de altı çizilmelidir. Füzenin yapılan testler ve geliştirme süreci sonunda F-35'leşmesi beklenmektedir(7). Ayrıca daha gelişmiş bir radara sahip olan D model de pilotun hedefe pitbull olma süresinin kısaldığı tahmin edilmektedir. Pitbull süresinin kısalması pilotun diğer hedeflere veya savunma manevrasına daha fazla vakit ayırmasına imkan sağlamaktadır. Bu da hava harbında epey başarılı olabilecektir.

3. Sonuç

 Bu kısmın başlığı her ne kadar sonuç olsada F-35 için bu kadar kısa bir yazıyla BVR angajmanlarının sonucuna ulaşılabilmesi mümkün olmayacaktır. O nedenle yazının bu kısmı ve başlığının okuyucular tarafından yazının toparlandığı ve bitirildiği kısım olarak ele alınması gerekmektedir. Yine aktarılmalıdır ki F-35'in kabiliyetlerini anlamak açısından füze teknolojilerinin ve destek teknolojilerinin(AWACS/ standoff, standin EH desteği) üzerinde fazla durulmamıştır. Ancak BVR angajmanlarını tamamlayan kısımlarında bunlar olduğu unutulmaması gerekn bir başka önemli kısımdır. Bunların dışında değişen füze teknolojileri de işleri(örneğin çift arayıcılı-radar,IR- başlıklar) oldukça değiştirebilir. Yani aslında BVR angajmanı etkileyen birçok faktör vardır ve bu faktörler aslında birbirlerine çoğu zaman bir zincir gibi bağlıdır. Zaferin ortaya konabilmesi için bu faktörlerin herbirinde eylemler gerçekleşmesi gerekmektedir.

 F-35 günümüz görüş ötesi angajman kurallarını yeniden yazabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken konu bir F-35'in tek başına yapabileceklerinden çok birden fazla F-35'in yapabilecekleridir. Burada tekrar formasyon konusuna dönmekteyiz. Formasyon içinde ki F-35 uçucuları eğer görev paylaşımını doğru şekilde yaparsa  son derece etkili bir görüş ötesi önleme uçağı olabilir. Biraz farklı anlatmak gerekirse şöyle bir anlatım şekline başvurulabilir: Diyelim ki  bir adet F-35 6 adet AIM-120 ile yüklü olsun. Uçak görev sırasında 3 adet düşman uçağı vursun(Burada açık kaynaklarda %50 civarında verilen AIM-120 vuruş yüzdesi kullanılmıştır). Eğer aynı görev yüküne sahip(6 adet füze) 2 F-35 görevi yerine getirseydi hem füzenin vuruş yüzdesi hem de uçakların vurabileceği toplam uçak sayısı artabilirdi. Buradan da daha az füzeyle daha çok iş yapılabileceği sonucuna ulaşılabilir. Burada altı çizilmesi gereken konu, eski it dalaşı temelli hava-hava muhaberelerinden günümüzün çoklu, çok rollü ve görüş ötesi muharebe sahasında tek bir uçağın tek başına yapabileceklerinin azalmış ancak bir uçağın bir gruba katabileceği kabiliyetin artmış olduğudur.
 
 Dikkat edildiğinde bu kadar yazıda ortada hep konumu ve tipi bilinen bir hedef üzerine senaryolar yazıldığı anlaşılabilir. Ancak hedefin saptanamaması durumunda ortada vurulması gereken bir hedef olmayacağı için bahsedilen görüş ötesi önleme taktiklerinden söz edilemeyeceği unutulmamalıdır. Eğer bir önleme yapılacaksa bu önlemenin neye ve kime karşı yapıldığıda bilinmek zorundadır. Tespit ve teşhis kabiliyetinden yoksun bir kuvvetin yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı herhangi bir etkinliği olmasından söz edilemez. Burada da aslında F-35 üzeriden bu konuya değinilmiştir. ISR kabiliyetinin ne kadar önemli olduğu görüş ötesi manevralarda da kendini belli etmektedir. Bu kabiliyet sadece F-35 ile sağlanabilecek bir kabiliyet değildir. Bir kuvvetin bütün birimlerinin burada katkısı vardır. Birimlerden gelen bilginin işlenmesi ve nitelikli bilginin gerekli birimlere aktarılması konusuda, bir bütün olan harp sanatının ilgilenilmesi gereken bir başka yönüdür.

Saygı ve sevgilerimle.

----------------------------------

1 - Günümüz radar güdümlü füzeleri hedefine angaje olmadan önce  üzerinde bulunduğu uçağın radarına ihtiyaç duyar. Angajmanın son safhası olan safhada ise kendi radarını kullanırlar. Ancak gelişen teklonoji hava-hava füzeler üzerinde ki radar teklonojisini geliştirmekte ve füzenin ilk atımında gereken kılavuz bilgi alım süresini kısaltmaktadır. Bu durumda uçakların yapması gereken manevralar da değişmektedir.

2 - Burada bahsetilen EH'in uçağın bütünde ki sistemler aracılığıyla uygulanacak olmasadır. Bu her ne kadar basit gibi görünsede aslında EH'nin geldiği nokta açısından önemlidir. Başta AN/APG-81 ve diğer sistemlerinin bu derece bütünleşik çalışmasının sonuçları F-35 kullanıcı ülkeler tarafından 'heyecanla' beklenmektedir.

3 - Belirtilmesi gerek ki F-35'in EH sistemi ile ilgili bazı endişeler de yer almaktadır. Ancak burada EH'nin temel kuralları göz önüne alındığında F-35'in hava-hava angajmanlarında fark yaratabilecek kadar güçlü donanıma sahip olduğu sonucuna ulaşılabilmektedir.
 
4 - Saat 6 yönünde olan bir hedefe füze atabilme kabiliyeti hava harbınında her zaman, mesafe gözetmeksizin önemli bir arzu olacaktır. Çünkü düşmanın saat 6 yönüne alınması en temel savunma manevrasıdır ve bu durum özellikle BVR angajmanlarında sıkla karşılaşılabilinen bir durumdur.

5 - Aslında Amerika'da veya Batı'da tam anlamıyla birden fazla arayıcı başlığa sahip füze teknolojini tamamen kenara atmamıştır. Nitekim bu teknoloji farklı firmalar tarafından farklı platformlar(kara ve denizde dahil) için incelenmeye devam etmiştir. Burada hava harbı anlamında kaybolan ilgi anlatılmaktadır. İlginin kaybolması nedeninin arkasında çok yönlü nedenler vardır. Ancak şunun farkına varılmalıdır ki yapılan aslında bir stratejik hatadır.

6 -  Burada geçen 'ne kadar süre' kelimelerinden kasıt uçağın kaç yıl boyunca radarlar görünmez kalabileceğidir. Bilindiği gibi başta radar olmak üzere tespit sistemlerinde ciddi gelişmeler yaşanmaktadır. Bu teklonojik atılımlara karşı F-35'in nasıl cevap vereceği halen tartışılmakta ve sonuçları merakla beklenen bir konudur.

7 - Füzeye eklenen çift yönlü datalink kabiliyetinin neler yapabildiği tam olarak bilinmiyor ve uzun sürede öyle kalacak gibi. Ancak günümüzde mühimmatların gelişim şekillerine bakılarak bir çıkarım yapmak mümkündür.

Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter