Stratejik Gurme

Başlatan sahin1, Mar 15, 2016, 05:45 ÖS

« önceki - sonraki »

HeleBiDinle

Gaziantep Kalesinin yanında Hışvahan (HSVHN) Otel var. Tarihi 1560'lara kadar uzanan eski bir hanın restore edilmiş hali. Resimlerini internette bulabilirsiniz. Otel olarak harika bir mekan. Angelina Jolie'de Antep'e geldiğinde burada kalmış.

Restoran bölümünün ambiansı da çok güzel ve çok nezihtir. Hele ki üstü camla kaplanmış eski bir mahzen veya değirmenin üzerinde oturmak çok değişik bir tecrübedir. Alkol servisi de yapılan bu mekanın tüm güzelliği fiyatlarıyla kendini belli eder: Fiyat kazıktır.

Antepte daha iyisini yediğim için burası lezzet olarak vasat, belki vasatın biraz üstü sayılır. Ama buranın özelliği fiyatı ve lezzetinden daha ziyade, kodaman bir müşteriyi veya etkilemek istenen hatunu götürecek seçkin bir mekan olmasıdır.

- Servisi harika. Sıcak taze ekmek servisi de çok güzel.
- Gavurdağı salata ve taze ceviz mükemmel. Pastırmalı Humus da oldukça iyi.
- Arap cacığı gibi birşey yedim, bana yavan geldi. Belki daha önce bunu hiç yemediğim için olabilir. Ama güzel bir haydari veya şakşukayı tercih ederdim.
- Kiremitte gelen yaprak ciğer fena değildi. Ama yaprak ciğer isteyen Edirne'ye gitsin. Kuzu ciğeri ise mangal ateşinde ince şişlerde kuyruk yağıyla beraber pişerse en güzel halini alıyor.
- Kuşbaşı kebap yağsızdı ve beraberinde kuyruk yağı da yoktu. Koyun etinden daha ziyade, uzun süre şarap veya sirkede marine edilerek iyice yumuşatılmış bir dana eti havasındaydı. Etin yumuşaklığı koyun etininki gibi sulu ve gevrek bir kıvamda değil, (sanki ciğer yiyormuş gibi) süngerimsi, kof bir yumuşaklıktaydı. Kuşbaşı etin merkezinden de marinasyondan kaldığını tahmin ettiğim tatlar geliyordu.
- Simit kebabının içinde ise Antep peyniri olduğunu tahmin ettiğim peynir parçaları vardı. Bu haliyle değişik bir simit kebabıydı. Ancak içine konan malzemenin mangal ateşinde kurumasından mıdır, yoksa etin sinirlerini ve kıkırdaklarını ayıklamadan çekilen kıymasından mıdır bilemiyorum, yerken her lokmada dişime katır kutur kıkırdak gibi parçalar takıldı durdu. Sürekli dişe takılıyor olması da işin keyfini kaçırdı.

Adanada ise Valiyolu caddesindeki Kapalı Spor Salonunun karşsında yer alan Kling Ustanın el kıyması kebabından yedim, lezzeti gayet iyiydi. Salatalar ve yeşillikler harika. Ancak burada da etin bir nebze daha özenli temizlenmesi gerekiyor. Antepteki kadar kötü olmasa da arada sırada dişime takılan parçacıklar olmadı değil. Bunun dışında lezzet olarak gayet iyi. Alkol yok, mekan temiz fakat salaş, F/P oranı gayet iyi.

Aslında Kling Ustanın kebabı birçok kişi için mükemmeldir. Peki ben neden sadece iyiydi dedim? Çünkü buradaki lezzete eşdeğer lezzette kebabı İstanbul'da da yiyebiliyorum da ondan. Haliyle insan Adana'ya gidince çok daha üstün lezzetler bekliyor.

Peki İstanbul'da böylesi bir lezzeti nerede bulabiliyorsun, diye sorarsanız... İçerenköy taraflarında Prof. Dr. Necmettin Erbakan caddesinin başında (Kayışdağı Yolu Caddesi veya kısaca Karakol Caddesi diye de bilinir) Aboov Kebap - Sinan Usta var. Adana-Urfa özellikle tavsiye olunur. Tavuk şiş ve kanat da güzeldir. Ama Kuşbaşı kebabını tavsiye etmem.

Eskiden Kuşbaşı mükemmel olurdu, ama artık hiç alakası yok. İnanmayıp da merak eden tadına bakınca anlar: Kuşbaşı dana etinden ve marinasyonu zayıf. Hal böyle olunca da ortaya sert ve lezzetsiz bir sonuç çıkıyor. Kuyruk yağıyla beraber pişiyor olması da durumu kurtarmıyor. Eskiden koyun etiyle yaptıkları dönemde, lokum kıvamında yumuşak ve her ısırıkta ağzının içinde sular seller oluşturan bir lezzet halindeydi.

An itibarıyla dürüm fiyatı 13 TL. Fiyat olarak daha ucuza dürümcüler de var, fakat emin olun bunun içindeki et miktarı o ucuzcuların 2 katı gelir. Yani tek dürüm, benim diyen adamın karnını doyurur. Ama gözü doyar mı bilemiyorum.
Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter