Almanya

Başlatan minigitav, Oca 20, 2016, 11:58 ÖÖ

« önceki - sonraki »

HDS

Benim tanıdık eş dost patronlar da bu boykota destek verdiler: Ellerindeki, çocuklardaki, eşlerdeki, şirketteki bütün Porsche'ler, Audi'ler atıldı, yuerine Range Rover'lar alındı.  ;D

Kendimiz neyiz ki boykotumuz ne olsun? Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Elindekini atmakla boykot olmaz ki!..

Bu mantığa göre TSK da boykot etsin: Elindeki Leo 1 ve 2'leri, MEKO'ları, ve bütün denizaltı filosunu çöpe atsın. (M)G3'leri de toprağa gömelim.

Böyle mantık olur mu?..

Malın parasını ödemiş almışsın; O saatten sonra o mal Almanın değil senin malındır, tepe tepe kullanırsın.

Ama yeni alım kararlarında Alman'ın malını elinin tersiyle bir kenara itip, gider alternatiflerine (hatta mümkünse yerli olanlarına) bakarsın, olur biter.

Bir daha da Alman'dan toplu iğne bile almazsın. (O da senden almayacaktır. Bu durumda iki ülke arasındaki ticaret dengesine bakılır: Açık veren taraf boykottan karlı, fazla veren taraf da boykottan zararlı çıkar.)

Boykot böyle olur.

Yoksa mahalledeki tüm Mercedes'leri Taksim Meydanında ateşe vermeye kalkarsan, Alman bir tarafıyla güler sadece. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Saarland eyaletinde zafer CDU'nun

Almanya'nın en küçük eyaleti Saarland'daki eyalet parlamentosu seçimini iktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik kazandı.

Almanya'nın Saarland eyalet parlamentosu seçiminde Başbakan Annegret Kram-Karrenbauer liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) açık farkla birinci parti oldu. Geçici resmi sonuçlara göre CDU'nun oy oranı yüzde 40,7 olurken, Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 29,6'lık oy oranında kaldı. Sol Parti yüzde 12,9'luk oy oranıyla eyalet parlamentosuna üçüncü parti olarak girmeye hak kazandı. Saarland parlamentosuna ilk kez girmeyi başaran Almanya için Alternatif (AfD) geçerli oyların yüzde 6,2'sini aldı.

Yeşiller ve Hür Demokrat partiler yüzde 5'lik oy barajını aşamayarak parlamento dışında kaldı. Son eyalet seçiminde parlamentoya giren Korsanlar partisinin oy oranı yüzde 1'in altına düştü.

Seçime katılma oranının yüzde 70'e yaklaştığı Saarland eyalet parlamentosunda CDU 24, SPD 17, Sol Parti 7, AfD ise 3 milletvekili ile temsil edilecek. Son yasama döneminin koalisyon ortakları CDU ve SPD'nin yeniden hükümeti birlikte kurmaları bekleniyor.

http://www.dw.com/de/akk-triumph-statt-schulz-effekt-im-saarland/a-38131238 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

CDU'lu Spahn: İslam yasasına ihtiyacımız var

Hristiyan Demokrat Birlik partisi (CDU) başkanlık divanı üyesi Jens Spahn Almanya'daki Müslüman cemaatler için yasal düzenlemelere gidilmesini talep etti.

Hristiyan Demokrat Birlik partisi (CDU) başkanlık divanı üyesi Jens Spahn, Alman Funke Medya Grubu'na yaptığı açıklamada, "Bir İslam yasasına ihtiyacımız var" dedi. Bu yasada Almanca bilen imamlar, İslam din dersi öğretmenleri ve diğer din adamları için gerekli eğitimlere ilişkin düzenlemelerin yer alması öngörülüyor.

Spahn ayrıca bir "Cami Kayıt Kütüğü" oluşturulmasından yana da görüş bildirdi ve "Almanya'da kaç cami olduğunu, bunların nerelerde bulunduğunu ve kimlerin bunları finanse ettikleri konusunda hiçbir bilgimiz yok" ifadesini kullandı. Jens Spahn başlattığı girişime ilişkin olarak Müslümanların Almanya'da merkezî bir muhatabı bulunmadığını, şimdiye kadar işbirliği içinde olunan İslami kuruluşların son derece muhafazakâr İslamî görüşleri savunduklarını da söyledi. Spahn, "Bu kuruluşlar Müslümanlar arasındaki sadece küçük bir azınlığı temsil ediyor, bunlar doğru partnerler değil" açıklamasını yaptı.

'İmamlar Almanca sınavından geçirilmeli'

Camilerde neler olup bittiğini bilmeleri gerektiğine de işaret eden Hristiyan demokrat politikacı, İmamların Almanca sınavından geçirilmesi gerektiğini, imamların Almanca verecekleri vaazların mevcut önyargıları da azaltmaya yarayacağını söyledi. Spahn Türkçe ve Arapça verilen vaazların herkes tarafından anlaşılmadığını, ayrıca dış ülkelerden Almanya'ya gönderilen imamların bu ülkeler tarafından finanse edildiğine ve bunların Almanca bilmediklerine de dikkat çekti.

Jens Spahn imamların, İslam din dersi öğretmenlerinin ve diğer din adamlarının vatandaşların vergilerinden kesilen paralarla finanse edilmesi gerektiğini de belirterek, "Bu öneri sert tartışmalara neden olacaktır, ancak Türkiye'den ya da Suudi Arabistan'dan para geleceğine, bunları bizim finanse etmemiz kanımca daha hayırlı olacaktır" ifadesini kullandı. Spahn, tıpkı Hristiyanlarda olduğu gibi Müslümanlar için de cami vergisi yükümlülüğü getirilebileceğini, bu konuda Müslüman cemaatler ile konuşulabileceğini de belirtti. 

http://www.dw.com/de/cdu-politiker-spahn-wir-brauchen-ein-islamgesetz/a-38200645 Mesajı Paylaş

Terra

Almanya, Rusya'ya yeni yaptırımlar istiyor


Almanya, Avrupa Birliği'nin Moskova'nın ilhak ettiği Kırım'a gönderilen Siemens gaz türbinleri nedeniyle aldığı yaptırım listesine dört Rus vatandaşı ve şirketini eklemesini istedi.

AB, 2014'deki ilhaktan bu yana şirketlerin Kırım'la iş yapmalarını yasaklamıştı. Siemens, Güney Rusya'da bir proje için teslim ettiği dört türbinin yasa dışı olarak Kırım'a taşınmış olduğuna dair kanıtları olduğunu açıklamıştı.

Brüksel'de kıdemli bir diplomatik kaynak, Rus Enerji Bakanlığı yetkililerini ve türbinleri Güney Rusya'ya nakleden Rus şirketinin yaptırım listesine dahil edilebileceğini ifade etti.

Bir diğer kaynak, 28 AB ülkesinin temsilcilerinin konuyu Çarşamba günü Brüksel'de ele alacaklarını belirtti. AB'nin yaptırımları uygulayabilmek için oy birliği ile karar alması gerekiyor.

 http://www.hurriyet.com.tr/almanya-rusyaya-yeni-yaptirimlar-istiyor-40529725 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

8 Türkün öldürüldüğü NSU davasında sıra mütalaaya geldi

Dört yılı aşan NSU davasında iddia makamının mütalaasına başlanması bekleniyor. Zschäpe'nin avukatları mütalaa protokolü tutulmaması için alınan karara itiraz etmişti.

Aralarında 8 Türk'ün de bulunduğu 10 kişiyi öldüren Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı Neo Nazi hücresinin dört sanığı hakkındaki davada iddia makamının mütalaasının okunmasına başlanıyor. Savcılık iddia konuşmasının 22 saat süreceğini duyurmuştu.
Münih Eyalet Ağır Ceza Mahkemesi heyeti önce baş sanık Beate Zschäpe ve diğer sanıkların avukatlarının mütalaaların ses kaydının yapılmasına ya da yazılı protokolünün tutulmasına izin verilmemesine yaptıkları itirazla ilgili kararını açıklayacak. Sanık avukatları aksi takdirde müvekkillerinin uzun iddia konuşmasını takip etmekte zorlanacaklarını gerekçe göstermişlerdi. Mütalaaların kayda geçirilmesine savcılık karşı çıkmış ve mahkeme heyeti de aynı yönde karar almıştı.

Ek taleplerde bulunulmadığı takdirde, geçen hafta başlaması planlanan mütalaalara geçilecek. Dört yılı aşkın bir süredir devam eden NSU davasında delillerin değerlendirilmesi ve yüzlerce tanığın dinlenmesi uzun zaman almıştı. Baş sanık Zschäpe 14 yıl cinayetleri işleyen Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos ile birlikte yaşamıştı. Zschäpe intihar eden faillerin yabancı düşmanlığı saiki ile işledikleri cinayetlere iştirakten yargılanıyor.

http://www.dw.com/de/5-fragen-und-fakten-zum-nsu-prozess/a-39753706 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Savcılık: Zschäpe örgütün gizlenmesinde merkezi rol oynadı


NSU davasında savcılık mütalaasının okunmasına ikinci günde de devam edildi. Savcılık Beate Zschäpe'nin grubun içinde merkezi bir rol oynadığı tezini güçlendirecek örnekler sundu.

Almanya'da 8'i Türk 10 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) davasında savcılık mütalaasının okunmasına devam edildi. Federal Savcılık baş sanık Beate Zschäpe'ye eline silah almamış olsa da tüm cinayet ve bombalı saldırılara iştirak ettiği, NSU terör hücresinin eşit bir üyesi olduğu suçlamasını yöneltiyor.

Yüksek Savcı Anette Greger, Zschäpe'nin örgütün gizlenmesinde merkezi bir rol oynadığı ve silahların tedarik edilmesine katkı sağladığı iddiasını farklı örneklerle bir kez daha dile getirdi. Greger, üçlünün çok yakın bir biçimde çalıştıkları için gizlenerek saldırılar düzenleyebildiğini söyledi. Grubun yıllar boyunca çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcı tedarik ettiğini ifade eden Greger, üçlünün son kaldığı evde bazıları dolu olmak üzere 12 silah ve 2,5 kilogram barut ele geçirildiğini kaydetti.

'Sahte pasaport tedariğinde rol oynadı'

Savcılık mütalaasında davada yargılanan diğer sanıklardan Holger G.'nin ifadesine de atıfta bulunularak, Holger G.'nin 2001 ya da 2002 yılında üçlüye silah sağlamasında Zschäpe'nin dahlinin "önemsiz olmadığı" belirtildi. Holger G. ifadesinde silahın Zschäpe'nin gözü önünde doldurulduğunu, silahın ulaştırılmasının da bilgisi dâhilinde olduğunu itiraf etmişti. Mütalaada Zschäpe'nin silahlara şüpheyle yaklaştığı yönündeki açıklamasının kuşkulu olduğu, üçlü yeraltına geçmeden önce kendisinin bir kurusıkı tabancaya sahip olduğu ancak bu konuda sessiz kaldığı belirtildi. Ayrıca Zschäpe'nin Holger G.'nin sağladığı belgeler yardımıyla NSU grubunun ölen iki üyesinden Uwe Böhnhardt'a sahte kimlik hazırlanmasında önemli pay sahibi olduğu kaydedildi. Zschäpe'nin para yoluyla Holger G.'yi üçlü için "uyumlu" hale getirdiği ifade edildi. Mütalaaya göre Holger G. 2001 yılında Böhnhardt'ın kullanması için kendi adına düzenlenmiş bir sahte pasaport, daha sonra sahte sürücü ehliyeti ve 2011 yılında da tekrar sahte pasaport sağladı. Zschäpe'nin sahte belgeler karşılığında Holger G.'ye ödeme yaptığı ve 2011 yılında hazırlanan pasaportu almaya kendisinin gittiği ileri sürülüyor.

'Birbirlerine kod adıyla hitap ediyorlardı'

Mütalaada üçlünün gizlenmesi konusunda Zschäpe'nin arkadaşlarını "en titiz bir biçimde güvenlik altına almayı" önemsediği ve üçlünün kendi aralarında birbirlerine kod adlarıyla hitap ettikleri belirtildi. "Her üçü de koşulsuz bir güven ilişkisiyle birbirlerine bağlıydılar" diyen Yüksek Savcı Anette Greger, şahıslar arasında "çok yakın, güvenilir bir bağ olduğunu" ifade etti. Grubun ana bilgisayarının Zschäpe'nin odasında olduğu, grubun kullandığı ana cep telefonunun ve bir dizüstü bilgisayarın da Zschäpe'ye ait olduğu kaydedildi. NSU'ya ayrıca sim kart tedarik edilmesinin "bütünüyle" Zschäpe üzerinden gerçekleştiği ifade edildi.

14 yıl beraber yaşadılar

Savcılık soruşturmasına göre Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile 14 yıl birlikte yeraltında yaşadı. NSU terör hücresi 9'u ırkçı motivasyonlu olmak üzere 10 cinayet, 2 bombalı saldırı ve 15 soygundan sorumlu tutuluyor. Mundlos ve Böhnhardt'ın cesetleri 4 Kasım 2011 tarihinde yanmış bir karavanda bulunmuştu. İkilinin düzenledikleri son banka soygunundan sonra karavana geçtiği, burada polis tarafından fark edilmeleri üzerine karavanı ateşe vererek intihar ettikleri tahmin ediliyor. Beate Zschäpe'nin ikilinin ölümünden sonra Zwickau'da üçlünün son olarak birlikte kaldığı evi kundakladığı sanılıyor. Zschäpe 8 Kasım 2011 tarihinde Jena'da polise teslim olmuştu.
Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde 6 Mayıs 2013 tarihinde görülmeye başlanan davada baş sanık Zschäpe'nin yanı sıra 4 kişi teröre destek verdikleri şüphesiyle yargılanıyor. Beate Zschäpe savunmasında kendisinin NSU üyesi olmadığını, Mundlos ve Böhnhardt'tan bağımsız olduğunu, işlenen suçlarla bir ilgisi olmadığını ifade etmişti.

Federal Savcılık mütalaasının okunmasına yarın da devam edilecek. Mütalaanın okunmasının toplamda 22 saat sürmesi ve önümüzdeki hafta içinde, adli tatil başlamadan önce tamamlanması bekleniyor.

http://www.dw.com/de/bundesanw%C3%A4lte-beate-zsch%C3%A4pe-spielte-zentrale-rolle-im-nsu/a-39843653 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Hamburg saldırganı İslamcı olarak tanınıyordu

Hamburg'da bir kişiyi öldürüp, en az 6 kişiyi yaralayan saldırganın daha önce güvenlik birimlerince İslamcı olarak kayıtlara geçirildiği bildirildi. Zanlının bir terör ağı ile bağlantısı olduğu yönünde ipucu bulunmuyor.

Hamburg'da bir süpermarkette elinde bıçakla etrafına saldıran kişinin, güvenlik yetkilileri tarafından İslamcı olarak tanındığı açıklandı. Birleşik Arap Emirlikleri doğumlu Filistinli saldırganın radikalleştiği yönünde ellerinde veri bulunduğunu belirten Hamburg İçişleri Senatörü Andy Grote, saldırgan ile konuşan Eyalet Suç Dairesi ve Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın kendisini İslamcı olarak kayıtlara geçirdiğini ancak "cihatçı" olarak sınıflandırılmadığını bildirdi. Şu ana kadar zanlının bir terör ağı ile bağlantısı olduğu ya da saldırının arkasında azmettirici başka kişilerin olduğu yönünde bir ipucu bulunmadığını kaydeden Grote, "Şimdilik ruhi dengesi yerinde olmayan ve suçu tek başına işleyen bir zanlıdan yola çıkıyoruz" dedi.

Saldırgan hakkında cinayet ve cinayete teşebbüs suçlamasıyla tutuklama emri çıkarıldı. Ancak Hamburg Savcılığı'ndan Jörg Fröhlich, saldırganın ruh sağlığı konusunda kuşkular bulunduğu için bu emrin uygulanıp uygulanamayacağının belirsiz olduğunu söyledi. Hamburg polisinden yapılan açıklamada ise saldırganın süpermarkette raftan bir bıçak aldığı, ambalajından çıkardığı ve etrafındakilere saldırdığı kaydedildi.

Saldırıda bir kişi hayatını kaybetmiş, polisin verilerine göre altı, İçişleri Senatörü Grote'nin açıklamasına göre yedi kişi yaralanmıştı.
26 yaşındaki saldırganın 2015 mart ayında Almanya'ya gelerek iltica başvurusunda bulunduğu ancak başvurunun reddedildiği açıklandı. Hamburg İçişleri Senatörü Andy Grote, saldırganın Almanya'yı terk etmesine karar verildiğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini, hatta cuma günü yabancılar dairesine gelerek, pasaportu yerine geçecek evrakların hazır olup olmadığını sorduğunu anlattı.

http://www.dw.com/de/nach-messerattacke-fragezeichen-in-hamburg/a-39886235
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Skandallar Alman Malı'nı tehlikeye soktu


Alman politikacıları adı skandallara konu olan otomobil sanayiinin Alman mallarının dünyadaki itibarını sarsmasından endişeli. İktisatçılar Almanya'nın ekonomik gücünün azalmakta olduğu görüşündeler.

Almanya Ulaştırma Bakanı Alexander Dobrindt 'Bild am Sonntag' gazetesine verdiği demeçte "Otomobil endüstrisi kaybolan güveni yeniden yerine getirmek ve yaptığı hataları düzeltmekle sorumludur" dedi. Bakan otomobil endüstrisindeki skandal yüzünden 'Made in Germany' (Alman Malı) etiketli ürünlerin itibarının sarsılmasından endişe ettiklerini ve skandalın bütün Almanya'nın sınai yatırım yeri olma özelliğine zarar verebileceğini' söyledi.

Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) otomotiv branşındaki krizin Almanya'nın ekonomik gücünü yıpratabileceğini duyurdu. Enstitü başkanı Marcel Fratzscher 'Welt am Sonntag' gazetesine yaptığı açıklamada, 'Almanya'nın ekonomik gücünün zirvesine ulaştığını ve en üst noktayı aşmış da olabileceğini' söyledi. Fratzscher özel sektörün araştırma ve geliştirmeye az kaynak ayırdığına dikkat çekti.
Alman ekonomist 'otomotivde uzun süre demode teknolojiler üzerinde ısrar edildiğini ve endüstri sektörünün 'alameti farikası' sayılan otomobilciliğin krize sürüklenmesinin bütün Alman ekonomisine zarar verebileceğini' sözlerine ekledi.

'Otomotiv tarihinin en büyük değişimi'

Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries ise bu endişeyi paylaşmıyor. Zypries, Funke Medya Grubu'na verdiği demeçte, 'asırlık otomobil sanayiinin tarihinin en büyük değişimin eşiğinde olduğunu ve elektrikli otomobil teknolojisinde Çin ve diğer ülkelerle rekabet edebilmek için dev hamleler yapılması gerektiğini' belirtti. Elektrikli taşıt teknolojisinde özel sektörün devletle işbirliği yapmasını gerekli gördüğünü belirten Ekonomi Bakanı Zypries sürdürülebilir 'bütünleştirilmiş ulaştırma' konseptine ihtiyaçları olduğunu ve günlük sorunlarla uğraşmak yerine geleceğin teknolojilerine yoğunlaşmak gerektiğini' söyledi.

Brigitte Zyries içten yanmalı motorların belli bir tarihte yasaklanmasına ise karşı olduğunu ve tarih olarak 2040 yılının verilmesini amaca uygun ve anlamlı bulmadığını dile getirdi. Britanya hükümeti içten yanma motorlu taşıt satışının 2040 yılında yasaklanmasını kararlaştırmıştı.

Elektrikli otomobil revaçta değil

Ekonomi Bakanı Zypries, 'Britanya'da hemen hiç otomobil imal edilmezken, otomobilcilik branşının en büyükleri arasında yer alan Almanya'da bir milyon kişinin geçimini bu branşta çalışarak sağladığını ve her ülkenin kendine göre içten yanmalı motordan çıkış tarihi belirlemesi yerine Avrupa Birliği bünyesinde ortak strateji hazırlanmasını istediklerini' söyledi. Brigitte Zypries 2020 yılına kadar Almanya'da bir milyon elektrikli otomobilin trafiğe çıkacağından kuşkulu olduğunu ve satışların düşük seyretmesi nedeniyle bu iddialı hedefe ulaşılabileceğine ihtimal vermediğini sözlerine ekledi.

Volkswagen iyimser

Volkswagen (VW) Anonim Ortaklığı'nın markalar müdürü Herbert Diess şirketin elektrikli otomobiller sayesinde yeniden güçlenebileceğini söyledi. VW'nin dizel skandalı yüzünden önemli prestij kaybına uğradığını belirten Diess önümüzdeki yıl krizi atlatmış olacaklarını dile getirdi. Herbert Diess elektrikli otomobillere geçişin ve dizel teknolojisinin rafa kaldırılmasının kısa zamanda mümkün olmayacağını belirtti ve "Dizel motoru motorin vergisi ayrıcalığının kalkmasıyla yakıtı pahalanacak olsa da Avrupa'da büyük araçlar ve uzun yol kat edenler için biçilmiş kaftan sayılıyor", dedi.

Ulaştırma Bakanı Alexander Dobrindt ise otomobil sanayinin buluşçuluk (inovasyon) ve motor teknolojisinde daha dinamik olmasını istiyor. Bakan önümüzdeki hafta ortasında Berlin'de düzenlenecek olan 'dizel zirvesinin' ekoloji ve ulaşım arasında uyum sağlama ve gelecek perspektifi sunma fırsatını sunduğunu söyledi.

Alman şirketleri Berlin'deki buluşmada dizel motorların yasaklanmasını önlemeyi umuyor. Dizel zirvesinde hükümet temsilcileri şirketlerin yönetim kurulu üyeleriyle zehirli gaz emisyonunun nasıl azaltılabileceğini görüşecekler.

Stuttgart İdari Mahkemesi cuma günü aldığı kararla büyük şehir merkezlerine dizel motorlu araçların girişinin yasaklanabileceğine hükmetmişti. Mahkemenin kararında bunun eski model dizel araçların çıkardığı sağlığa zararlı egzoz gazlarını azaltmanın en etkili yolu olacağı belirtilmişti. Stuttgart ve Almanya'nın diğer büyük yerleşim merkezlerinde emisyon üst sınırı misliyle aşılıyor.

http://www.dw.com/de/dieselkrise-marke-made-in-germany-in-gefahr/a-39890904 Mesajı Paylaş

putty

Ben demiştim BMW Mercedes batacak bizlerde bunu göreceğiz. Almanya zavallidir Mesajı Paylaş

The Thing

Alman Endüstrisinde en önemli iş kolu otomotiv endüstrisi imiş. Son zamanlarda, özellikle dizel araçlardan kaynaklanan sorunlardan dolayı yara alsa da ülke sanayisinin amiral gemisi olmaya devam ediyormuş. Almanya'da halen 1300'den fazla şirket otomotiv konusunda faaliyet gösteriyormuş. Alman otomotiv endüstrisi sadece ülke içinde 828 bin kişiye iş imkanı sağlıyormuş ve bu da sanayideki istihdamın yüzde 14'ünü oluşturuyormuş. 2016 yılında 407 milyar euro değerinde satış gerçekleştirilmiş. Bunun yüzde 63'ü denizaşırı ticaretten elde edilen gelir imiş. 2015'te en büyük üreticilerden Volkswagen'in ürettiği dizel araçların karbon emisyonlarında manipülasyon yaptığının ortaya çıkmasıyla, otomotiv sektöründe dizel araç üretimi de azalmış. Almanya'da trafiğe yeni çıkan araçlarda dizel araçların payı geçen yıl yüzde 45 gerileyerek son 5 yılın en düşük seviyesine gerilemiş. Ancak buna rağmen genel üretimde bir azalma yokmuş. Ülke son üç yıldır yılda 5 milyon 700 bin adetten fazla motorlu araç üretmeye devam ediyormuş. Karşılaştırma için 1991 yılında yıllık üretim adeti 4 milyon 700 binmiş. Mesajı Paylaş

Danişment

İşin ilginci böyle iştah kabartan sayılara bizim ülkede üç maymunun oynanması Mesajı Paylaş

HDS

Kim ne konuda üç maymun oynuyor? Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya'da dizel krizi

Almanya'daki dizel skandalından çıkış yollarını araştırmak üzere Berlin'de 'dizel zirvesi' düzenleniyor. Emisyonun önemli miktarda düşürülememesi durumunda şehirlerde dizel araçların yasaklanması gündemde.

Emisyon değerlerinin yüksekliği nedeniyle Almanya'nın en önemli gündem konuları arasına giren dizel motorlu taşıtların durumu Berlin'deki 'dizel zirvesinde' görüşülecek. Eyalet ve belediye yönetimleri dizel motorlarının emisyon ayarlarıyla oynayarak skandala yol açan otomobilcilik şirketlerinden önemli tavizler bekliyor. Alman Belediyeler Birliği Başkanı Gerd Landsberg Alman Haber Ajansına (dpa) yaptığı açıklamada, 'otomobil endüstrisi üzerindeki siyasi baskının şirketlere dizel araçlarından çok daha fazlasını kaybettirebileceğini ve Almanya'nın sanayi merkezi olma özelliğinin zarar görebileceğini' söyledi. Landsberg 'otomobilcilik şirketlerinin taahhüt ettiklerinden çok daha fazlasını yapmasını beklediklerini' sözlerine ekledi. Rheinland-Pfalz Eyalet Başbakanı ve Eyalet Temsilcileri Meclisi Başkanı Malu Dreier 'otomobil imalatçılarının acil önlem almalarında ısrar edeceklerini' açıkladı.

Araç sahibine masraf çıkartılmayacak

Federal devlet, eyalet ve otomobilcilik branşı temsilcilerinin katılacakları Berlin'deki buluşmada dizel motorlu milyonlarca aracın emisyon değerlerini düşürücü önlemler ve düşük emisyonlu ulaşımın teşviki konusu ele alınacak. Otomotiv şirketlerinin motor kontrol ünitesindeki bilgisayar yazılımını güncelleştirmeyi kabul edeceklerine kesin gözüyle bakılıyor.

Almanya Ulaştırma Bakanı Aleksander Dobrindt amaçlarının çevre sağlığı ile ulaşımı bağdaştırmak ve geleceğin ulaşım araçları için perspektif yaratmak olduğunu söyledi. Dizel motorlarındaki emisyon değerlerinin yasal sınıra indirilmesi ve şehir merkezlerindeki zehirli gaz miktarının mutlaka düşürülmesi gerektiğini belirten Dobrindt, dizel araçlarda yapılacak tadilatın şirketler tarafından karşılanacağını ve araç sahiplerine masraf çıkartılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdi. Yazılım güncelleştirmesinin yeterli olup olmayacağı ve araçların egzoz aksamında değişiklik yapmanın gerekli olup olmadığı şeklindeki soruları yanıtlamayan bakan, kontrol ünitesindeki yazılım güncelleştirmesinin nitrik oksit emisyonunu önemli oranda düşüreceğini söyledi.

İmalatçılar ucuz çözümden yana

Dizel araçların emisyon miktarını düşürüp şehir merkezlerinde yasaklanmasının önlenebilmesi için yazılım güncellemesinin yetmeyeceği ve dizel motorlarının yeni parçalarla donatılmasının gerekli olabileceği tartışılıyor. Otomobilcilik şirketleri daha ucuz olan yazılım güncellemesinin masraflarını üstlenmeyi kabul etmişti.

Alman otomobilciliğine güven azalıyor

Berlin Eyalet Başbakanı Michael Müller 'Tagesspiegel' gazetesine verdiği demeçte 'güncellemenin acilen tamamlanması ve ardından egzoz sistemine gerekli parçaların takılmasının kaçınılmaz olduğunu, aksi takdirde dizel taşıtların şehir merkezlerine girmesinin yasaklanabileceğini' söyledi. Otomobil fabrikalarının bulunduğu eyaletlerden Bavyera ve Baden-Württemberg'in yönetimleri eski model dizel araç sahiplerine emisyonu düşük yeni model taşıt almaları için maddi teşvik uygulanmasını önerdi.

Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Martin Schulz motor tadilatında ve eski dizel taşıtların hurdaya çıkarılmasında araç sahiplerine para ödetilmesine göz yummayacaklarını söyledi. Schulz 'kimse dizel otomobil aldı diye aptal yerine konamaz', dedi. Bir ankete göre, Alman otomobil sanayisine güvenenlerin oranı yüzde 41'e geriledi. Dizel araç sahiplerinin beşte biri arabasını satmayı düşünüyor. Bu gruba dâhil olanların beşte ikisi bir daha dizel motorlu araç almamakta kararlı. Almanya'daki otomobillerin üçte biri dizel motoruyla çalışıyor.

http://www.dw.com/de/die-kleine-diesel-l%C3%B6sung-soll-es-richten/a-39927878 Mesajı Paylaş

BETONBEY

Her sene sadece binek 107.000 Ww alıyoruz. Bizimkilerden niye hiç ses çıkmıyor ?

Nereden baksan rahatça milyonu geçecek Alman menşeili ticari ve binek dizel araç parkımız vardır.

İçinden geçtiğimiz bu zaman diliminde kullanabileceğimiz böylesi meşru bir gerekçe var iken bizde abalıya olanca gücümüzle niye vurmuyoruz ?

Ayrıca satılmış olanlar haricinde satışta olan dizel Ww arabalar üzerinden de yürümek gerekiyor diye düşünüyorum. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter