Almanya

Başlatan minigitav, Oca 20, 2016, 11:58 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Alman Posta İdaresi'nin kişisel verileri sattığı iddia edildi

Alman Posta İdaresi'nin kişilere ait verileri seçim kampanyalarında kullanılmak üzere siyasi partilere sattığı iddia edildi.

Almanya'da yayımlanan Bild am Sonntag gazetesi Alman Posta İdaresi'nin (Deutsche Post) yan kuruluşu Deutsche Post Direkt aracılığı ile 2005 yılından bu yana kullanıcılara ait verileri seçim kampanyalarında kullanılmak üzere siyasi partilere sattığını iddia etti.

Haberde, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Hür Demokrat Parti'nin (FDP) 2017 seçimleri için yapılan analizlere beş rakamlı bir ödemede bulunduğu öne sürüldü. Bu şekilde CDU'nun kapıları dolaşarak bir seçim kampanyası yürüttüğü, FDP'nin de tanıtım ilanlarını belirli gruplara gönderdiği ifade edildi.

Gazetenin haberinde, her iki partinin de Posta İdaresi ile yapılan sözleşmeleri onayladığı belirtildi. Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller, Sol Parti ve Almanya için Alternatif'in (AfD) ise Posta İdaresi ile işbirliği yapmadığı aktarıldı.

Haberde, partilere verilen verilerde kişisel bilgiler yer almasa bile diğer bilgiler ve onların birleştirilmesi sayesinde en az altı hane içeren bir binada yaşayanların "siyasi parti eğilimleri" konusunda fikir sahibi olunduğuna dikkat çekildi.

Gazetenin haberinde, Posta İdaresi'nin kurum içi bir broşüründe, "seçim bölgesindeki her bina için, her parti için bir tesadüfi değer belirlendiği" belirtildi. Bu değerin 1 ile 100 arasında olduğu kaydedildi. Böylelikle, toplam 34 milyon hane içeren 20 milyon bina ve bir milyardan fazla kişisel veri içeren bilginin sunulduğu öne sürüldü. Bu bilgiler arasında, cinsiyet, yaş, eğitim, konut durumu, aile yapısı, araç sahipliği, alım gücü bulunuyor.

Posta İdaresi'nden iddialara ilişkin açıklama

Kullanıcılara ait verilerin siyasi partilere satıldığı iddiası üzerine Posta İdaresi'nden Pazar günü bir açıklama yapılarak, kişisel verilerin satılmadığına işaret edildi. Posta İdaresi'nin açıklamasında, Deutsche Post Direkt tarafından verilen verilerin tek tek kişilerin ya da tek tek her hanenin bilgileri olmadığı savunuldu, ortalama 6,6 haneyi içeren istatistiki olasılık hesaplamalarının sonuçlarının olduğu belirtildi.

Açıklamada, yan kuruluşları olan Deutsche Post Direkt'in "kişilere ait verileri Alman verilerin korunması yasasına" göre kaydettiği ve işleme koyduğu vurgulandı. Açıklamada, bu kuruluşun faaliyetlerinin Kişisel Verilerin Korunmasından Sorumlu Daire tarafından denetlendiği belirtildi.

Bilgilerin verilmesine tepki

Alman Posta İdaresi'nin kişisel verileri sattığı iddiası tepki topladı. Sol Partili Anke Domscheit-Berg, Bild am Sonntag'a yaptığı açıklamada, izin alınmaksızın kişisel bilgilerin başka kuruluşlara verilmesinin kesinlikle yasak olması gerektiğini vurguladı.

Hamburg eyaleti Kişisel Verilerin Korunması Sorumlusu Johannes Caspar da, Facebook ve İngiliz danışmanlık şirketi Cambridge Analytica skandallarının ardından internet ortamında da, dışında da yapılan, "microtargeting" olarak adlandırılan ve belirli bir grubu hedef alan seçim tanıtımlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Caspar, şeffaf olmayan bir şekilde seçmenlerin eğilimlerinin manipüle edilmesine izin verilmemesi gerektiğine işaret etti.

http://www.dw.com/tr/alman-posta-idaresinin-ki%C5%9Fisel-verileri-satt%C4%B1%C4%9F%C4%B1-iddia-edildi/a-43218471 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Koalisyon ortakları arasında "İslam" tartışması

İçişleri Bakanı Seehofer'in "İslam Almanya'ya ait değildir" sözleriyle koalisyon ortakları CDU ve CSU arasında başlayan tartışma sürüyor. CSU'lu Dobrindt, partisinin bu konudaki görüşünü değiştirmeyeceğine işaret etti.

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer'in "İslam Almanya'ya ait değildir" şeklindeki sözleri koalisyon ortakları Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) arasında görüş ayrılığı yarattı.

Alman Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble, İslam'ın Almanya'nın bir parçası olduğunun artık kabul edilmesi gerektiğini dile getirdi. CDU'lu politikacı Schäuble, Funke Medya Grubu'na verdiği mülakatta, "Tarihini gidişine engel olamayız. İslam'ın artık Almanya'nın bir parçası haline gelmesi durumuyla herkesin yüzleşmesi gerekiyor" dedi. Schäuble, ancak Müslümanların da, Müslüman gelenekleriyle şekillenen bir ülkede yaşamadıklarının bilincinde olması gerektiğini vurguladı.

Ancak CSU Alman Meclis Grubu Başkanı Alexander Dobrindt ise Focus dergisine yaptığı açıklamada, "İslam Almanya'ya ait değildir" sözünü tekrarladı. "İslam Almanya'ya ait" sözünün göçmenlere yanlış bir mesaj olacağını belirten Dobrindt, bu sözün "uyuma engel" olduğunu savundu. Göçmenlerin topluma uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Dobrindt, bu ülkede Almanları karşılarına alarak yaşamamaları gerektiğini ifade etti.

"CSU tutumundan vazgeçmeyecek"

Dobrindt, bu konuda CDU ile sürekli tartışıp tartışmayacaklarına ilişkin bir soru üzerine de, CSU'nun görüşünün belli olduğunu söyledi. Dobrindt, "CSU görüşünü değiştirmeyecek, ne de olsa halkın çoğu İslam'ın Almanya'ya ait olmadığını düşünüyor" sözleriyle yanıt verdi.

Dobrindt, bu tartışma ile toplumda bölünmeye yol açtıkları şeklinde eleştirilere ise itiraz etti. Dobrindt, "Önemli bir çoğunluğun düşüncesini dile getirenler bölünmeye yol açmaz, tam aksine birleştirici olurlar" dedi.

CDU yönetimi, Bavyera eyaletinde sonbaharda yapılacak seçimlere kadar CSU'nun uzlaşmaya yanaşmayan bu tutumunu sürdüreceğini tahmin ediyor. Kardeş partisi CDU'ya göre daha muhafazakar bir çizgi izleyen CSU'nun sadece Bavyera eyaletinde teşkilatları bulunuyor.

İçişleri Bakanı Seehofer'in göreve başlamasından birkaç gün sonra "İslam'ın Almanya'ya ait olmadığını" söylemesi tartışmalara yol açmış, Başbakan Angela Merkel de Seehofer'in bu sözüne itiraz etmişti. Almanya'da yaklaşık 4,5 milyon Müslüman yaşıyor.

"Camilere ülke dışından gönderilen mali desteğe son verilsin"

CDU'lu Sağlık Bakanı Jens Spahn ise Almanya'daki Müslümanlar ve İslam'a ilişkin tartışmada, camilerin finansmanına dikkat çekti. Spahn, Rhenische Post gazetesine yaptığı açıklamada, "Eğer İslam Almanya'ya ait ise camilerin ülke dışından finansmanına ve tek kelime Almanca konuşmayan imamların Almanya dışından gönderilmesi uygulamasına son verilmeli" dedi.

"Almanya'da Türk ve Arap çok sayıda cami cemaati olmasına rağmen, neredeyse hiç Alman cemaat" yok diyen Spahn, "Eğer camilerdeki cemaat ülke dışından gelen etkilerden bağımsız olabilirse, ancak o zaman uyumun başarıya ulaşacağını" belirtti.

Almanya'da özellikle Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve bu kuruluşa bağlı camiler Türkiye'den mali destek alıyor iddiasıyla eleştiriliyor.

http://www.dw.com/tr/koalisyon-ortaklar%C4%B1-aras%C4%B1nda-islam-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1/a-43207163 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya'da binlerce iltica başvurusu yeniden incelenecek

Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi'ndeki yolsuzluk skandalının ardından binlerce iltica başvurusunun yeniden inceleneceği belirtildi. Sonuçlanan yaklaşık 4 bin 500 başvuru gözden geçirilecek.

Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi'nde (BAMF) yolsuzluk skandalının ardından binlerce iltica kararının yeniden incelemeye alınacağı belirtildi. Alman haber ajansı dpa'nın haberine göre, Alman meclisinin İçişleri Komisyonu'nun dün yapılan kapalı oturumunda İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Stephan Mayer, iltica başvurularının titizlikle değerlendirileceğini ve binlerce iltica kararının yeniden gözden geçirileceğine dair güvence verdi.

Dairenin Bremen şubesinde yaklaşık 4 bin 500 başvurunun yeniden incelemeye alınacağı belirtiliyor.

Siyasetçilerden tepki

Sol Partili milletvekili Ulla Jelpke, iltica başvurularının yeniden incelenecek olmasına tepki göstererek, yeniden yapılacak incelemelerin acilen korunmaya muhtaç olan insanlarda, korku ve kaygı yaratacağını söyledi. Jelpke, iş yükünün altından kalkamayan bir kurumun hatasının bedelinin sığınmacılar tarafından ödenmemesi gerektiğine işaret etti.

İçişleri Bakanlığı sözcüsü, BAMF'daki personal sayısının artırıldığını, bu nedenle BAMF çalışanlarının iltica başvurularının yeniden incelenmesinin üstesinden gelebileceğini tahmin ettiklerini belirtti.

BAMF bünyesinde 2017 yılında yeni düzenleme yapılarak, iltica başvurularındaki kararlarda dört göz prensibi uygulanmaya başlanmıştı.

Alman meclisi Yeşiller partisi grubu Mülteci Siyaseti Sözcüsü Luise Amtsberg ise BAMF'daki sorunların çok daha derin olduğunu savundu. Amtsberg, "İltica başvurularına ilişkin iyi bir danışma hizmetinden başlayarak, kalifiye tercümanların görevlendirilmesinden, karar veren çalışanlara yönelik eğitim ve desteğe kadar yıllardır bu noktalara dikkat çekiyoruz. Ama şimdiye kadar hiçbir şey olmadı" dedi.

Bremen şubesinin yönetici ve çalışanları hakkında soruşturma

BAMF'ın Bremen şubesinin eski başkanı, üç avukat ve bir tercüman hakkında "sığınma başvurularının kötüye kullanılması suretiyle organize suç işlendiğine dair şüphe bulunduğu" gerekçesiyle geçen Cuma günü soruşturma başlatılmıştı. Bremen şubesinin başkanın, 2013-2016 yılları arasında iltica için gerekleri şartların sağlanmamasına rağmen, en az bin 200 kişiye sığınma hakkı verdiğinden şüpheleniliyor. Savcılığın verdiği bilgilere göre, sığınma hakkı verilenlerin çoğunu Yezidi Kürtler oluşturuyor.

Öte yandan, Die Welt gazetesi İçişleri Komisyonu'nun toplantısına katılanlara dayandırdığı haberinde, Bremen şubesinin başkanı hakkında yeni iddialar bulunduğunu öne sürdü. Haberde, şube başkanının belgelerde sahtecilik yapılmasında rol oynadığı iddia edildi.

http://www.dw.com/tr/almanyada-binlerce-iltica-ba%C5%9Fvurusu-yeniden-incelenecek/a-43543130 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Merkel ve Seehofer son kez görüşüyor

CDU ve CSU arasında mülteci politikası konusunda yaşanan görüş ayrılığı hükümeti dağılmanın eşiğine getirdi. İstifa kararı aldığı belirtilen CSU lideri Seehofer'in bugün son kez Merkel'le görüşmesi bekleniyor.

Almanya'da koalisyon ortakları Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) arasında mülteci siyaseti yüzünden yaşanan anlaşmazlık büyüyor. İki kardeş parti arasında yaşanan anlaşmazlık sonrası istifası gündeme gelen CSU lideri ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer'in bu kararını Başbakan Merkel'le bugün yapacağı görüşme nedeniyle ertelediği belirtildi. Seehofer ve Merkel'in öğleden sonra Berlin'de görüşmesi bekleniyor.

Bavyera Eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Hermann (CSU) yaptığı açıklamada dün Münih'te bir araya gelen CSU yönetimi ve eyalet meclis grubunun Seehofer'in Merkel'le görüş ayrılığı yaşadığı sığınmacılara dair planına destek verdiğini söyledi. Hermann yapılan oylamada plana sadece tek bir ret oyunun verildiğini belirtti.

Başbakan Merkel'i eleştiren CSU'lu Federal Meclis Başkan Yardımcısı Hans-Peter Friedrich, Merkel'in, "kendisine en sadık olan müttefikini kurban etmek istemesinin şaşılası bir durum olduğunu" belirtti. Friedrich Deutschlandfunk'a yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanı Horst Seehofer'in Başbakan Angela Merkel'e çok sayıda öneride bulunduğunu ancak Merkel'in reddettiğini söyledi. Friedrich, "Bu durum Merkel'in Seehofer'in istifasını bilinçli olarak göze aldığı şüphesini güçlendiriyor" diye konuştu.

CDU yönetiminden Merkel'e destek

CDU yönetimi sabah saatlerinde Berlin'de toplandı. Toplantının ardından yapılan açıklamada, CDU ve CSU'nun mülteci politikası konusunda uzlaşma ihtimalinin bulunduğu vurgulandı. Yönetim açıklamasında, mülteci politikası konusunda CDU'nın aynı hedefleri izlediğini belirterek, "Almanya'ya göçü düzenlemek, yönetmek ve sınırlandırmak istiyoruz" denildi. CDU yönetimi dün de Merkel'e izlediği mülteci politikasında destek verdiğini kaydetmişti.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yönetim kurulu üyelerinden Elmar Brok CDU ve CSU arasındaki gerilimin SPD ile koalisyonu da tehlikeye atacağı uyarısında bulundu. Brok CDU ve CSU'nun bir kırılma yaşamamak için hareket alanlarının bulunduğunu ifade etti. Brok, "Başbakan Merkel'in hedeflediği mülteci politikasına Avrupa genelinde çözüm bulunmasına Seehofer'in birçok önerisi de entegre edilebilir. Ancak Seehofer'in mülteci politikası bire bir uygulanırsa, o zaman SPD ile bir kırılma yaşanabilir. SPD bunu kabul etmeyecektir" dedi.

CDU Genel Başkan Yardımcısı Julia Klöckner yönetimin Başbakan Merkel'i CSU ile yaşanan gerginlikte desteklediğini söylerken, CDU Meclis Grup Başkan Yardımcısı Carsten Linnemann Merkel ve Seehofer'i acilen birbirlerine karşı adım atmaya çağırdı. Alman ikinci televizyon kanalına konuşan Linnemann, "Bu demokrasi. Her ikisi de harekete geçmek zorunda" dedi.

SPD de mülteci planı için toplandı

Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) parlamento ile meclis grubu arasındaki ilişkilerinin koordinasyonundan sorumlu üyesi Carsten Schneider ise CDU-CSU görüş ayrılığına tepki gösterdi. Her iki partiyi kıyaslayan Schneider, "CSU otoriter kapalı bir devlet modeli, CDU ise daha açık, demokratik ve dünyaya bağlı bir parti" dedi. Schneider, "SPD için CSU sadece dünyaya açık ve Avrupa yanlısı kaldığı sürece bir koalisyon partneri" diye konuştu.

Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) yönetimi mülteci politikasını görüşmek üzere Berlin'de bir araya geldi. Yönetimin beş maddelik plan üzerinde uzlaşma sağlaması bekleniyor. Planda İçişleri Bakanı Seehofer'in istediği, sığınmacıların sınırlarda reddedilmesini öngören ulusal bir politikaya karşı çıkılıyor.

Yeşiller Meclis Grup Başkanı Anton Hofreiter ise CSU lideri Seehofer'i istifaya çağırdı. Hofreiter Funke Medya Grubu'na yaptığı açıklamada, "Seehofer artık ciddiye alınamaz. Bu ülke için sorumluluğu söz konusu olduğunda ihmalkar ve bencil davranan biri, bakanlık görevini artık sorumluluk sahibi biçimde yerine getiremez" dedi.

Hür Demokrat Parti (FDP) lideri Christian Lindner de CSU yönetimini eleştirdi. Lindner CSU'yu "sorumsuz" diye nitelendirerek, partisinin mülteci sorununa Avrupa çapında bir çözüm bulunmasını desteklediğini ancak geçiş döneminde sığınmacıların sınırlardan geri çevrilebileceğini ifade etti.

Anketlere göre Merkel'e destek fazla

RTL ve n-tv televizyonlarının yaptırdığı ankete göre Almanların üçte ikisi Başbakan Merkel'in mülteci sorununa Avrupa Birliği içinde bir çözüm bulunması planını destekliyor. Seehofer'in soruna ulusal bir çözüm bulunması önerisi ise ankete katılan sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) seçmenleri arasında destek gördü.

Alman basını dün Seehofer'in mülteci krizi yüzünden içişleri bakanlığı ile CSU genel başkanlığından istifa etmek istediğini yazmıştı. Seehofer'in partisinin pazar günkü yönetim kurulu toplantısında istifasını sunduğu ancak CSU Meclis Grubu Başkanı Alexander Dobrint ve partinin önde gelen isimlerinin Seehofer'i bu karardan vazgeçirmeye çalıştığı ileri sürülmüştü.

Görüş ayrılığının nedeni ne?

CDU lideri ve Başbakan Angela Merkel ile Seehofer arasında bir süredir mülteci ve iltica politikaları nedeniyle görüş ayrılığı yaşanıyor. Seehofer bir AB ülkesinde kayıt altına alınan veya iltica başvurusunda bulunan sığınmacıların Almanya'ya girişine izin verilmemesini talep ediyor. CSU lideri Avrupa Birliği zirvesinde alınan mülteci politikasına ilişkin kararlara partisinin taleplerini karşılamadığı gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Mülteci sorununa Avrupa düzeyinde çözümü savunan Merkel ise AB zirvesinde alınan kararların CSU'nun taleplerini karşılayacağı görüşünü dile getiriyor. Zirvede dış sınırların daha iyi korunması, AB ülkeleri arasında sığınmacıların hareketinin engellenmesi, denizden kurtarılan sığınmacıların kabul edileceği merkezlerin oluşturulması yönünde kararlar alınmıştı.

https://www.dw.com/tr/merkel-ve-seehofer-son-kez-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BCyor/a-44486827 Mesajı Paylaş

factoraptor

Alman makine endüstrisinin otomobil işinden batması değil de en fazla, sektör değiştirmesi mümkün olabilir. 0.5 mm çapında hassas uydu rulmanından -60 derecede lubrikasyondan ödün vermeyen gresine, dünyanın en iyi sızdırmazlık elemanlarından güvenilirliğiyle nam salmış elektrik motorlar üreten devasa bir endüstriye sahip Alamanya.

Alamanyayı ekonomik yönden incelemektense, demografik yönden incelemek daha mantıklı gibi duruyor. Zira 20 sene içinde Alamanya da X kuşağı çökmesi bekleniyor. Bu çöküş Alaman nüfusunun %40'ı na yakın bir nüfus ki bu nüfusu yenileyecek Z Alamanları ortada yoklar. Bir anda 60 milyonlara damdan düşer gibi inen Alamanya nın askeri manada süt dökmüş kediye döneceğini unutmamak lazım.

Aynı kaderi bilimum Batı Avrupa yaşıyor Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya'da antisemitizm: Nefret artıyor

İsrailli Yorai Feinberg, Berlin'e yerleştiği yıllarda kendisini iyi hissediyordu. Ancak şimdi hemen her gün nefret söylemleriyle karşılaşıyor. Yapılan bir araştırma sözlü saldırıların radikalleştiğini de ortaya koydu.

"Ludwig Fischer" adlı kullanıcıdan yine bir e-posta gelmiş. Yorai Feinberg son dönemlerde bu e-postalara alışmış durumda. Berlin'de bir restoran sahibi olan Feinberg, birkaç günde bir Hitler'in taarruz bölüğü komutanlarından Ludwig Fischer'in adını kullanan birinden nefret söylemleriyle dolu mesajlar alıyor. Bu kişiye göre Feinberg, "adi bir sıçan" ve "Holokost sadece bir dalavereden ibaret zira tüm Yahudilerin eninde sonunda gidecekleri yer gaz odalarıydı."

Feinberg'de, sadece Ludwig Fischer'den 60 sayfaya yakın olmak üzere nefret içerikli e-postalar birikti. 60 sayfa dolusu aşağılama, Holokost göndermesi ve tehdit... "Bu aralar artık bunları kişisel almıyorum. Artık ciddiye de almıyorum" diyor Feinberg.

"Her şeyin biraz daha kötüleştiği dönemlerdeyiz"

Altı yıl önce Almanya'ya yerleşen İsrailli Feinberg, ilk başlarda kendisini güvende hissediyormuş. "Berlin'de 'hoş geldin kültürü' ile karşılaştım" diyen restoran sahibi, daha önce Yahudilere karşı atmosferin pek de iyi olmadığını belirttiği Viyana'da yaşamış. Feinberg "Her şeyin biraz daha kötüleştiği dönemlerdeyiz" diyor.

Geçen aylarda Almanya'da sık sık Yahudileri hedef alan saldırılar düzenlendi. Henüz kısa süre önce Bonn kentinde Amerikalı bir profösör, Filistin asıllı bir genç tarafından saldırıya uğradı. Yine geçen Nisan ayında Berlin'de kipa takmış bir İsrailliye yönelik düzenlenen kemerli saldırı da büyük tepkiye yol açtı.

Özellikle de internette İsrailli ve Yahudilere yönelik saldırı ve hakaretler artış gösterdi. Berlin Teknik Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre uzmanlar çoğunluğu anonim yazılmış 300 bin metin inceledi. Araştırmanın başında bulunan üniversitenin dil ve iletişim enstitüsünden Monika Schwarz-Friesel elde ettikleri sonuca göre, Yahudi karşıtı nefret söylemi içeren yorumların sadece artışa geçmediğini, aynı zamanda da radikalleştiğini belirtiyor. "İnsanlar internetin anonim olabilme özelliğini Yahudi karşıtı yorumlar için kullanıyor" diyen Schwarz-Friesel, bunun antisemitizme yönelik tabuda eşiğin gittikçe düştüğünü gösterdiğine dikkat çekiyor.

"Sorun birkaç tane kötü insan değil…"

Yorai Feinberg kendisine yönelik ilk düşmanca tutumla Berlin'de sokak ortasında tanışmış. Aralık ayında bir adam Feinberg'e kendi restoranının önünde dakikalarca hakaret etmiş. Feinberg kaydettiği bu anı, internette yayınladı. Almanya genelinde bir destek görmüş. Ancak bu andan itibaren çok daha fazla düşmanca tutumla da karşılaşmış. Yorai Feinberg, "Sorun, birkaç tane kötü insan değil, sorun onları destekleyenler" diyor.

Berlin Teknik Üniversitesi'nin araştırması aynı zamanda, antisemitizmin sadece aşırı sağcı ve popülist kesimden gelmediğini ortaya koyuyor. Sol, liberal ve Müslüman kesim arasında da Yahudi karşıtı yorumların yapıldığı belirtiliyor. Bilim insanı Monika Schwarz-Friesel, "Gündelik yaşamda orta kesimindeki antisemitizmin, en tehlikelisi olduğunu" söylüyor. Radikal söylemlerin daha ziyade saçmalık olarak değerlendirildiğini belirten Schwarz-Friesel, ancak toplumun eğitimli kesimden yapılan bu tür yorumların ise gün geçtikçe kabul görmeye başladığı aktarıyor.

Yorai Feinberg'e yönelik nefret söylemleri, sağ kesimden geliyor. Bunu, sadece "Ludwig Fischer" adını kullanan kişinin e-postaları değil, diğer e-postalardaki içerikler de ortaya koyuyor. E-postalarda holokost reddedilirken, gaz odalarının hiç olmadığı öne sürülüyor. Yorai Feinberg'e yazanlar, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki katliamdan "Nasyonal Sosyalistler'in değil bizzat Yahudilerin sorumlu olduklarını" öne sürüyor.

Berlin'de yaşayan Yorai Feinberg'e göre kendisine yönelik bu nefret içeriklerinin gönderilmesinin birçok sorumlusu bulunuyor. "Almanya'da her alandaki aşırıcılık ortamı çok daha yaygınlaştı" diyen Feinberg, sağcılarda aşırılığın arttığını ve buna tepki olarak solcularda da arttığını söylüyor. Feinberg nefret söylemlerinde Avrupa'ya yönelik artan mülteci akınının da rolü olduğu görüşünde.

"Bana saldıranların hiçbiri ceza almadı"

Yorai Feinberg ister İsrail'i eleştirmek ister eski önyargılar üzerinden olsun antisemitzme karşı mücadele etmeye çalışıyor. Bu her zaman kolay olmuyor. "Ludwig Fisher'den" aldığı ilk e-postayı Facebook hesabından paylaştığında, paylaşımı silinmiş ve hesabı kapatılmıştı. Facebook algoritması tehdit eden ve edilenler arasında bir ayırım yapamıyor. Feinberg, yargının nefret söylemleri ve tehditleri fazlasıyla ciddiye aldığına ancak şu ana kadar herhangi bir sonuç alınmadığını belirtiyor. Feinberg, "Şimdiye kadar hiçbir saldırgan ceza almadı. Oysa ceza alacağından yola çıktığım birçok aşırı vaka yaşadım" diyor.

Bilim insanı Schwarz-Friesel, "Bu trend böyle devam ederse, antisemitizm sadece internette değil, gerçek yaşamda da normal bir hal almaya başlayacak" uyarısında bulunuyor.

Yorai Feinberg her şeye rağmen umutlu, gelecek yıllarda durumun düzeleceğine inanıyor ve ekliyor: "Toplumun içindeki bu hiçbir anlam ifade etmeyen küçük kesim nedeniyle Almanya'yı terk etmeyeceğim."

PatrickGroße

https://www.dw.com/tr/almanyada-antisemitizm-nefret-art%C4%B1yor/a-44760532 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter