Türk Dış Politikası ile İlgili Gelişmeler

Başlatan kosavalı1989, Ara 17, 2015, 08:04 ÖS

« önceki - sonraki »

petibor

#45
Nis 12, 2019, 03:23 ÖÖ Last Edit: Nis 12, 2019, 03:27 ÖÖ by petibor
Ne güzel kendimize gelmiştik gelişiyorduk dünya bizi izliyordu ekonomik mucizeler gerçekleştiriyorduk ihracat 100 milyar doları aşmıştı sıfır sorun filan barışcıl politikalar vardı, Suriye'nin menkul kıymetler borsasını biz kuruyorduk. Para ile ilgilenecektik ekonomi teknoloji üretim eğitim sağlık memleketin imarı otomobil uçak motor üretme böyle şeyler yapacaktık. Ama ne olduysa biz dünya meselelerini çözmeye kalktık bir yerden sonra. Bir dahada hiç bir şey eskisi gibi olmadı.  
Bende günahkarım beni çok uyardınız Suriye konusunda hiç birinizi dinlemedim şimdi utanç duyuyorum bu yanlışım la ilgili. Nusayrileri indirecektik Sünnileri getirecektik bir an bana Allah biliyorya güzel geldi bu fikir. Beni çok uyardınız dinlemedim sizi.

Mesajı Paylaş

Southwater

#46
Nis 12, 2019, 05:59 ÖÖ Last Edit: Nis 12, 2019, 06:00 ÖÖ by Southwater
Putty sadece sen mi? Herkes geldi o tufaya. İslamcı milli politika bilmezdi ki! İngiliz fikirsel şırıngasını yiyen adamdan hayır gelmezdi ki!
(CB uyandı, Davidson'ı çok tokatladı ama olmadı. Bir de FETÖ olunca...)
Dedik bunları yazdık, biz de devlete çalışmıyor muyuz?
Hadi bizler low profile'ız, GenKur'da çokları bunları yazdı.
Yeni değil 2004'ten beri.
Dış politikada düşenin dostu olmuyor, maalesef.
İspanya'ya yanaşacağız artık. Denge politikası kuracağız. Rus kucağı da dikenli ama...
Mesajı Paylaş


zirfak

Amerika bölgede kuracağı kukla kürdistan devletinin ırak ve suriye ayağını tamamladıktan sonra sıra Türkiye ve irana gelmişti. 2016 seçimlerinde trump ve clinton arası fark da sıralama idi. trump önce iran derken, clinton önce Türkiye diyordu ve de hamlesini yapmıştı(15 temmuz darbesi). trump ve neoconlar süratle iranın üzerine çullanacakken, evanjelist ve yahudi tayfa özellikle israil Türkiye nin öncelenmesini istediler ve bunu da başarmışlar gözüküyorlar.fıratın doğusundan çıkmayacaklar, akdenizde karşı ittifakta yer alacaklar, s400 marifetiyle f35 ortaklığından el çektirecekler ve sonra da sırasıyla caatsa yaptırımları ve sonrasında da nato dışına çıkartıcaklar. daha kimbilir akıllarında neler var. Biz neyapmalıyız ? Birlik ve bütünlüğümüzü bozmadan dışa karşı bir ve dik durmalıyız. Tezlerimizi savunmalı ve aynı zamanda uzlaşmacı olmalıyız. Hem s400 anlaşmasını bitirmeliyiz hem de f35 siparişlerimizi geri çekmeliyiz. Ödediğimiz 1küsur milyar dolar karşılığı alabigiğimiz kadar s400 almalıyız. ödediğimiz 1küsur milyar dolar karşılığı f35lermizi almalıyız. İki sisteminde hvkk lerine teslim edileceğini ve f35lerin havalanmasıyla beraber s400lerin deaktif edileceğini ve bunun f35lerin yere inene kadar devam edeceğini ( f35ler gelmeyecek ama  para yanmasın diye ve de uzlaşmacı olduğumuzu göstermek babında) teklif etmeliyiz.
bu arada ürettiğimiz ve envanterimizdeki diğer silah sistemlernin kritik komponentlerini stoklamalı ve bunların yerli üretimini teşvik etmeliyiz. savunma sanayini öncelikli ve stratejik sektör ilan etmeliyiz. Hisar, hürjet, hürkuş , mmu, altay vb silah sistemlerni biran önce devreye almalıyız. Misal mmu konusunda 5N ısrarımızdan taviz verip 4N de olsa biran önce üretime sokmalıyız. çünkü artık ihtiyaçların aciliyeti had safhada. Mesajı Paylaş

petibor

#49
Nis 12, 2019, 03:03 ÖS Last Edit: Nis 12, 2019, 03:05 ÖS by petibor
Efendi efendi işimize gücümüze bakacaktık. Hafif bir sinsilik uyanıklığa dünya ses etmiyor her ülkenin öyle bir hakkı var yine davası olan ısrarı olan onurlu gururlu ülke olurduk. Ama dünyayı yeniden şekle sokucam dedik boyumuzu aşan işlere giriştik. Dahada neler göreceğimiz belli değil havaya bakıyorum da kötü günler sanki yeni başlıyor gibi görünüyor. Devletlerin inadı ile baş etmek o kadar kolay değil bizim gibi ülkeyi yolundan döndürmek yarım yüzyıl sürer Küba yı İran ı görüyorsunuz kimse kolay değil bu dünyada biz hiç değiliz. Olan sana bana olacak gibi sanki bu kriz havası devam ederse. Şu ülkeyi artık ne olur şehirliler yönetsin bir asıra yaklaşacak neredeyse köylü liderlerce yönetilme sürecimiz. Ciller gibi şehirli değil tabi ondada seçici olmak gerek Mesajı Paylaş

petibor

21 yy da dünyanın süper güç merkezleri şimdi başlamış olan ikinci soğuk savaş dönemini birincisinden çok daha çabuk çözüm yolunu bulacaklardır. Peki ortak bir paydada buluşmaları gerek neyde uzlaşacaklar da el sıkışacaklar acaba. İslami düşmanlıkta buluşabilirler diye endişe ediyorum. Rusya Çin filan dediğimiz ülkeler bir anda karşımızda canavara dönüşebilir bir gün. Kaotik bir yeni dünya ile yüzleşirsek belki felaketimiz olabilir. Bazı yerlerin işgal edilebildiği yeni bir dünya geri dönebilir. Sadece 100 yıldan az süredir yaşadığımız barışçı sınırlara saygılı medeniyet budalalığı son bulabilir. Bir şey olabilir yani tam ne olduğunu bilmiyorum ama birilerinin birilerini tarihten silebildiği bir dönem geri gelebilir. Konuyu getirmek istediğim sonuç silahlanmamız gerek. Kendimizi 15 yy dünyasındaki gibi her türlü saldırgana karşı hazırlıklı tutmamız gerek. Bu uçakları tankları füzeleri üretme tutkumuz çok isabetli oldu ama gururdan öte telaşla ilgilenmeliyiz bu silahlar ile. Atomda yapmalıyız mutlaka. İstanbul'un Constantinapol olma ihtimali filan hadi canım denecek basit bir tehdit değil bence.  Bir daha 19 yy a giren Osmanlı gibi zavallı yakalanmayalım kaotik dönemlere. Makale bu yazdığım Mesajı Paylaş

TULGA

Tamam da Abd dış ticaret verilerinin medyada yayınlanmasının ardından küresel piyasaların aşağı veya yukarı yönlü hareket ettiği günümüzde o kaotik dünya duzenini finanslayacak bütçeyi nasıl sağlayacaklar ki @putty?

Hadi 1. Dünya Savaşı ile 2. si daha mekanik ve ucuz silah yapımı ile kotarildi. Buna rağmen 29'da tüm dünyayı bitiren büyük ekonomik buhran oldu. Ardından 45 sonrası toparlanma 40 yılı buldu dünya ekonomisinde.

Otonom ve yüksek teknoloji dünyasında harala gürele silah envanteri yapıp sağa sola büyük savaşlar açabilecek durum yok ki artık. Yerel grupları illegal finanse ederek karışıklık çıkarmak, hükümetler devirmek, kendi politikalarını güden kendi kontrolündeki adamları getirmek, olmaz denilen ittifakları oldurarak yeni cepheler oluşturmak, tweet atarak ekonomik manupilasyon yapmak, bunların yanında da bol bol silah satacak politik ve siyasi argumanlar yaratmak günümüz modern savaşları zaten.

Mesajı Paylaş

matmat26

#52
Nis 15, 2019, 01:50 ÖS Last Edit: Nis 15, 2019, 01:52 ÖS by matmat26
Bence esas olan üretmek değil. Üretim yeteneğine sahip olmak.

Bunu da günümüzde başarmanın yolu sivil ticari ürün üretmekten, katma değeri ile de askerî endüstrinin ihtiyaç duyacağı insanı yetiştirip, bu insanları ileri düzeyde teknoloji geliştirmeye kanalize edip+doyurup+mutlu etmekten geçiyor. Devamlılığı sağlayıp, insanını mutlu ederek elinde tutmali, gelecege üstüne koyarak devretmeli mevcut yeteneği..


Askerî endüstride herşeyi uretecegim dersen ki zaten katma değer yaratan endüstri değil... Kazandığından cok cok fazlasini yatirmalisin...

Üretmekten ziyade üretme gücünün+yeteneğinin olmasi hali... Yarin uretecekmis gibi .. aksi halde kısıtlı ekonomik kaynaklarini heba edersin.

Pratiğin, yeteneğin, üretim gücünde varsa, Ordu nun talep ettigi ihtiyacının Askerî kısmını karşılayıp kaynakları daha verimli kullanmak elzem. Aksi halde batak..

Bir taraftan 650 proje yonet, küçükleri hariç.. Diger taraftan 2000 Altay Tankı, 1.000 Kirpi vs ise üretip ordu hizmetine ver.

Bu ağır ekonomik yuktur.

Bence parayı sivil endüstriye basmalı, Askerî teknoloji de ise metali işlemekten ziyade en ileri teknolojileri üretebilir kivama gelme hali olmalı.. Mesela Nükleer yakıtlı on deniz altı degilde 1 tane envantere alınmalı. Yeterki yeteneğin olsun. İnsana sahip ol.

Esas caydırıcılığın ve bize uygun olanin bu olduğunu düşünüyorum.


Hava ve Uzay konusunda ise cekimserim. Günümüzde Havacılıkta envanter stratejik önemde. Mesajı Paylaş

mechanicus

Aynen öyle matmat hocam.
Türkiye nin askeri olarak herhangi bir pakt tarafından işgali demek hem o paktın vereceği ekonomik ve asgari kayıplar açısından sıkıntı hemse dünya geneli açısından bir kabus olurdu. Basit bir örnekle abd nin ulustaki Atatürk heykelini abrams ile yıkması kaç bin askerinin canına mal olurdu. İş bu noktaya gelene kadar ege de akdenizde nasıl bir mülteci yığını oluşur ve avrupa karasuları nasıl isitikrarsızlaşırdı. Efendi uslu takılan TSK MİT vs nasıl bir cinnet haline bürünüp nereleri karıştırırdı.
Bu iş zor emin olun zor. Dünya savaşı çıkar kimse böyle şeyleri önemsemeyecek bir yapıda olur o ayrı.
Bütün iş ekonomide. 2001 de tahtakaledeki adamın "böyle olacaksa dolara geçelim bizde rahatlayalım" feryadını unutmayalım. Şu andaki en büyük caydırıcılık ekonomik caydırıcılıktır.
Bu gün mısır ekonomisinin %10 unu oluşturan bir şirketler gurubumuz olsa idi mısır bize karşı böyle atıp tutamazdı emin olun.

Ek olarak seni tenzih ederek katmadeğerli ürün ile ilgili birşeyler yazayim.
Katma değerli ürün mevzu anlayamadığım bir şekilde milletin ağzına sakız olmuş, bunu yapamadığımız için hiçbir yere varamayacağımız şeklinde algılanan bir kavram haline geldi.
Çelik ham iken şu para şu hale gelince şu para böyle olursa bu para diyerek hedef oluşturulmaz. Katmadeğerli ürün dediğimiz kavramın malzeme maliyeti 1 lira onun işçiliği 5 lira akıl parası 25 lira satışı da 100 lira olan sistem gurubudur. Ve kimse kusura bakmasın biz katma değerli ürün üretemeyiz . Bu yapamayız anlamına gelmiyor üretsek bile satamayız anlamına geliyor. Bunlar pahalı üreticisi ve alıcısı belli olan ürünlerdir. Yani almanın ve senin 100 liraya sattığı bir ürün tercihi ,( ki senin ürünün çok daha kaliteli ve işlevsel olsa bile ) almanınkinden yana oluyor.

Senin fiyatın almanınki ile aynı ise adam senin yüzüne bile bakmaz, yarı fiyatı ise çok yoğun bir çaba sonunda belki satabilirsin, 1/3 ü ise ve  çalıştığını gösterir isn direk satarsın ( en kötü biraz kullanır bi köşeye atarım der)
Yani bizim seri olarak basıp basıp geçeceğimiz ürün gurubuna yönelmemiz gerekiyor ki savunma sanayi dediğimiz kavram/ürün gurubu bu sınıfta yer almıyor malsef.

Yöntem incik boncukla para kazanıp, bu parayı kalifiye işler yapabilecek ikinci bir guruba aktarmak olmalı. Uzun ve zorlu bir süreç ama başka alternatifi yok maalesef..

Saygılarımla Mesajı Paylaş

TULGA

Tabi işin bir de girişimci, esnaf, tüccar, sanayici, üretici ayağı var. Yani ahlak sahibi insan olarak ticaret yapmak var. Bir düşünün Japonya'da soğan 8-10 tl ye satilmak için depolara istiflenip stok yapılır mı? Ya da Almanya'da.

Yani ver gelsin devlet subvanse etsin desteklesin, vergi almasın, çalışanın sigorta primini muaf etsin, arazi versin, faizsiz 3 yıl geri ödemesiz kredi versin, mazotu 1 tl yapsın, ihraç edeceğim ürünlerin KDV'sini bana ödesin versin de versin...

Tamam versin de insanda biraz da dürüstlük, ahlaki meziyet de lazım katma değerli ürün yapmak için. Biz daha topraktan aldığımız sebze meyveyi 50 taklayla nasıl pahalı satariz pesindeyken katma değerli ürün sistemini yerine getirecek bir toplum olmalıyız evvela. Sonra devlet sistemi ve ekonomi politikalarını tartışabiliriz. Mesajı Paylaş

sadalone

En nefret ettiğim...Devletten ve hükümetten sorumluluğu atmak için bütün suçu halka atmak.

Kusura bakma ama bütün sorumluluk devlettedir, halk dürüst değilse ahlaksızsa bununda sorumlusu devlettir ve aynı zamanda bunu düzeltecek politikalar uygulaması gerekende devlettir.

O katma değerli ürünler üreten ülkelerde henüz kalkınmalarını gerçekleştirmemişken ahlaklı yada çalışkan değillerdi.Almanların dünyadaki algısı hırsız oldukları yönündeydi Japonlar ise tembeldi.Ama bugün tam tersi bir algı söz konusu çünkü kalkınmayla birlikte toplumların davranışları, kültürleri hemen hemen her şeyleri dönüşür.

Türkiye'nin toplumsal ahlakı, çalışkanlığı gelişmişlik seviyesine göre fazlasıyla yeterli.Doğru politikalarla ülkemiz kalkındıkça şikayet ettiğiniz dürüstlük, ahlaki meziyet eksikliği de gittikçe azalır. Mesajı Paylaş

TULGA

Ben polemik olsun diye söylemedim o sözleri. Bir Türkiye gerçeğini gözler önüne serdim. Hocam sen kabul etsen de etmesen de bu böyle. Özellikle söylediğin şu söz var ya;

" Kusura bakma ama bütün sorumluluk devlettedir, halk dürüst değilse ahlaksızsa bununda sorumlusu devlettir ve aynı zamanda bunu düzeltecek politikalar uygulaması gerekende devlettir."


Bu paragraf çok su kaldırır. Biz kendimize özeleştiri yapamıyoruz. İşin içinden çok güzel sıyrılabilecek fikri gelişimler sağlamışız kendimize. Kimimiz ideolojik, kimimiz siyasi kimimiz gruplaşma yolunu seçerek ben merkeziyetciligi benimsemiş durumdayız. Toplumsal hatalar sinsilesini de paket edip yollayabilecegimiz sorumluluk bilinci ile hareket etmeden başkalarını sorumlu tutabilecegimiz bir yol bulmuşuz kendimize. Halbuki birey birey yapılması gerekenlerin, toplumu oluşturan bizlerin katkısı görmezden gelinerek sorumluluğu devlete mal etmeye odaklanmışız.

24 senedir 4 forum gezdim. Hepsinde de çoğu burdaki arkadaslar mevcuttu. Hepsi de gerek Alman halkını gerekse de Japon halkını disiplini ile, çalışkanlığı ile, yaptığı ise başlaması bitirmesi ile, ortaya çıkardığı son ürünün kalitesi ile yere göğe sığdıramazken bahsetmiş olduğunuz argumanlara anlam veremedim açıkçası.

Bu mevzu eminim ki çok polemiğe neden olur. Ben sadece fikrimi beyan ettim. Siz de farklı görüşünüzü beyan ettiniz. 43 yaşındayım. İnanın çok şeyler gördüm. Oldukça fazla hükümet de gördüm.

Son olarak fikrinize, Devletin de bu hususta katkısının olması gerektiğini desteklediğimi, bununla beraber asıl yapması gerekenin bireyler olarak bizlerin olduğunu ifade etmek isterim. Mesajı Paylaş

BETONBEY

#57
Nis 16, 2019, 08:46 ÖÖ Last Edit: Nis 16, 2019, 08:49 ÖÖ by BETONBEY
Devlet dediğin sen, ben, sokakta geçerken gördüğün kelli felli amca, genç delikanlı yada pantolon, etek ceket giymiş bayan, siyasetçiler, polisler, askerler, devlet memurları...

Bu insanlar vasıtası ile nesilden nesile aktarılmış kurumsal kültürün ve yaşamın her kademesine dair uygulanmakta olan hukuk, din ve ahlak kurallarının, örf ve adetlerin bir bütünüdür devlet dediğin...

Öncelikle ailelerimiz ve ilgili devlet kuruluşları ahlaklı, maneviyatı sağlam, bilgi altyapısı düzgün, hakka, hukuka, insana ve yaşayan bilimum canlıya saygılı evlatlar yetistiremediği sürece bizden bir halt olmaz ve bu sorumluluk devletin değil bilfiil insanların sorumluluğudur.

Yazılan bütün kanunlar ve kurallar kitabi olarak mükemmele yakındır ama işin içine insan faktörü girince milletlerin kaderi değişir.

Dünyanın en iyi kanun ve kurallar manzumesini yazıp uygulamaya koyabilirsiniz ama bu kuralları uygulamayan, uygulatmayan, uymayan insanlarla ne yapabilirsiniz ki ?

Bizim sorunumuz bu...




Mesajı Paylaş

onkomd

Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan tartışıyorsunuz. Toplum da, devlet de aynı insanlardan kurulu. İlk önce birisi sonra diğeri değişmez. Aynı anda değişirler. Bir şirketin veya ülkenin kültürünü değiştirmek de çok zordur.

Bence en iyi yöntemlerden birisi şoklama: Kurtuluş savaşı bir şoktu mesela. Veya 2001 ekonomik krizi. Bunlar sırasında baştaki yöneticiler öngörülü davranabilirse kültür değişir. Yoksa çok zor arkadaşım.

Kültürden kastım örf, adet, müzik, giyinme tarzı değil: Hayata bakış açısı. Benim İstanbul'da gördüğüm insanların çoğu nasıl yolarım tavuğu mantalitesinde. Avrupa'lılar mesela rahata alışmış. Amerika'da genelde I can do it kültürü var.  Mesajı Paylaş

HüsamettinErTürk

" Kusura bakma ama bütün sorumluluk devlettedir, halk dürüst değilse ahlaksızsa bununda sorumlusu devlettir ve aynı zamanda bunu düzeltecek politikalar uygulaması gerekende devlettir."


Devlet insanıyla var olan bir yapı

Hadisi şerifte Peygamber Efendimizin söylediği gibi

Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz.

He ben Allah'a Peygambere inanmıyorum derseniz orası da kendi tercihiniz Peygamber sözü olmadan da olay pek açık

Bugün Türk toplumu ahlaki olarak çökmüş bir toplumdur.

A partisindeki adam da torpil istiyor B partisindeki adam da torpil istiyor farketmez.

Oğlu bir kuruma 'kapak atacak' diye ankarada kırk kapı aşındıran adamın sağcı olması veya solcu bir anlam ihtiva etmiyor.

Son 200 hatta son 400 yıllık süreç bu 3. murat olması lazım yanlış hatırlamıyorsam devlette ilk usülsüz adam alımı işini yapan kişi

" Oğlunun sünnet eğlencesinde bir hokkabaz padişahı çok eğlendiriyor padişah tabi keyifli dile benden ne dilersen diyor sonrasında şaklaban hemen diyor sultanım kulunuz ocağa girmek ister. Padişah yeniçeri ağasını çağırtıyor bunu ocağa alın diyor
Tabi yeniçeri ağası işini bilen liyakatli adam,
Olmaz Sultanım bizde ocağa girişin bir yaşı vardır bu adamın ocağa alınma yaşı geçmiş diyor
Padişah yeniçeri ağasını görevden alıyor başka bir ağayı getiriyor ocağın başına sonra ki yeniçeri ağası padişahın emrine mecbur beli diyor."

Bu vakayı yıllar evvel bir kitapta okumuştum.
O gün bugün herkes öyle veya böyle devlete giriyor, sadece devlete girmekle kalmıyor kendi ahlaksızlığı devlete sirayet ediyor tabii olarak.

Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter