Aktif Karbon Röportajı

Başlatan Yönetim, Eyl 28, 2015, 09:37 ÖS

« önceki - sonraki »

Yönetim

SADFOR-Savtera Düşünce Forumu olarak ilk röportajımızı, Türkiye'de tek ve eşsiz olan aktifkarbon üreticisi Aktif Karbon şirketinin Genel Müdürü sayın Erhan Doğudan ile gerçekleştirdik. Başta savunma sanayi olmak üzere pek çok sektörde stratejik bir ürün olan aktifkarbon, NBC (Nükleer-Biyolojik-Kimyasal) savaşının etkilerinden korunmakta vazgeçilmez ve en önemli unsur.

SADFOR:
Sayın Doğudan, öncelikle bizi, sizin deyiminizle Labötelyenizde (LABoratuar aTÖLYE) kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bizler de Dünyadaki tüm ilgi odakları da sizi Türkiye'de ilk-tek-son aktifkarbon üreticisi olarak tanıyor. Bu nedenle konuşmamıza öncelikle bize kendinizi tanıtarak başlayabilir misiniz?


Erhan Doğudan:
Tahsil hayatını jeoloji alanında devam ettirmek isterken makine mühendisliği alanında eğitim alıp önceleri bilgisayar yazılım işleri, sonraları inşaat şantiye tesisat derken hayatımın her döneminde hobim olan kimya alanında demir atmış bir teknokratım. Farklı alanlarda çalışmak ve ilgi sahibi olmak bir teknokrat için ileriki dönemlerde çok faydalı oluyor. Çok sevdiğim bir söz vardır: Herşeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bileceksin
Tamam farklı konularda bir şeyler biliyorum diyebilirim ama bi şeyin her şeyini biliyorum diyebileceğim noktaya sanırım hiç ulaşamayacağım. Kısacası hayatım merak etmek ve araştırmakla devam ediyor
Bir de bir KARA sevdaya yakalanmışız ki deme gitsin, ne yapılacakların sonu geliyor, ne de monotonlaşacak bir madde. Bir tipi ile uğraşırken bir başka tipi ile de bilgi sahibi olup, elimdeki iş bitince muhakkak şunu bir deneyeyim diyorsunuz.Odun kömüründen yola çıkıp, aktif karbon, grafit, camsı karbon ve kısmetse karbon nanotüp ve sentetik elmasa giden bir yolun sıkıcı olması pek mümkün değil gibi geliyor.Kısacası bizimki bir kara sevda hikayesi..

SADFOR:
Açıklamalar için teşekkür ederiz. Yaşamınıza pek çok "ilk"i sığdırmışsınız. Peki sizi efsane haline getiren aktifkarbon nedir? Önemi nedir, hangi alanlarda kullanılır?


Erhan Doğudan:
Aktif karbonu şöyle tarif edebilirim; öncelikle ilginç bir filtre maddesidir. İlginçliği şuradan gelir. İnsan için faydalı olan suyu tutmaz ama onun kalitesini bozan ağır metalleri, arsenik gibi kirleticileri, tat ve koku veren istenmeyen maddeleri tutar, yağı tutmaz ama kalitesini bozan faktörleri tutar, alkolü tutmaz ama aynı şekilde kaliteyi bozan maddeleri tutarak kaliteli içki üretimi için bulunmaz bir filtre maddesidir. Aynı şekilde yaşamımız için gerekli havayı normal şartlarda tutmaz ama o havayı yaşanılmaz hale getiren zehirleri tutar.

Bununla birlikte yarı iletken üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri üretiminden altın, gümüş, platin gibi değerli metalleri, radyoaktif elementleri üretirken hem aktif karbon kullanırız, hem de üretim sırasında ortaya çıkan risklerden onunla sakınırız. Mesela siyanürlü altın madenciliğinde aktif karbonun siyanüre geçit vermemesi ve siyanürün altını eritip suyun içinde yüzdürebilmesi (şansını) özelliğini yan yana getirebilmemiz ile üretim gerçekleşir. Radyoaktif maddelerle çalışırken de benzeri üretim yöntemleri kullanılırken, ortamdan yayılan gaz haline gelmiş radyoaktif izotopların çevreye zarar vermesini de bununla engellemiş oluruz.

Sanayide rafine su girdisinde önem kazanırken, artan kimyasal ve biyolojik terör risklerinden dolayı belediyelerin açık su rezervlerinin arıtım proseslerinde her geçen gün daha da değer kazanmaktadır.

Bunların yanında sanayi tesislerinin bacalarından çıkan zehirli gazların, atıksuları vasıtası ile çevreye zarar verilmesini engellemek için en son bariyer de aktif karbondur. Belki en ilginç tesadüfi özelliği olan insan ve çevre için zararlı olan şeylere karşı açlığı risklere karşı son tedbirimiz, sigortamızdır.

SADFOR:
Aktifkarbonun üretim sürecindeki başlıca zorluklar nelerdir? Niçin bu ürünü üretmek bu kadar zor? Niçin Dünyada sadece çok az sayıdaki ülke bu teknolojiye sahip? Niçin ülkeler arasında üretim teknolojisi bir sır olarak saklanan stratejik bir üründür?


Erhan Doğudan:
Aktif Karbon adını ilk olarak üniversitede ilk senemde çakmaklara gaz doldururken piknik tüpten gelen kokunun alınması için kullanılan ama o yıllarda (1980-81) pek bulunamayan bu maddeyi araştırmamla(!) başladı. Sonuçta buharla yıkanmış odun kömürü olduğunu öğrenmiştim(!). İhtiyaç sahibi büyüğümüze bunu yapabileceğimizi söylemiştim ama kendisi bu maddeyi piyasadan temin edince üretmemize gerek kalmamıştı. Daha sonraki yıllarda bir arıtma tesisinde ihtiyacım olan aktif karbonun sadece ithal ve çok ama çok pahallı olduğunu duyunca "buharla yıkanıvermiş bi odun kömürüne bu kadar para verilmez" deyip bir yandan araştırmaya başladım. 12 sene ilk tesisi kurabilecek finansal desteğe kavuştum ve üretimi gerçekleştirdim. Tabii bir skala yapsak o ana kadar bildiklerimi veya biliyorum sandıklarımı skalada 1(bir) olarak göstersem, ilk ürünü elde ettiğimizde öğrendiklerimi aynı skalada 100, 200 gibi bir değerle göstermem gerekirdi.
Bu dönemde karşılaştığımız sorunları çözebilmek için neredeyse birbuçuk yıl bırakın evin yüzünü, insan gibi bir yatak yüzü bile göremedim.Tabii bu arada ufak tefek zehirlenmeler, yangınlar, patlamalarla ilk yardım, itfaiyecilik, güvenlik konularında hesapta olmayan tecrübeler kazandık.

Ve en çok güldüğüm olay şu idi; mühendislik eğitiminde fourier serisi konusu matematikte işlenirken bunu icad edene küfretmeyen öğrenci yoktur. Ben de iyi küfredenlerdendim ama aktif karbon üretiminde yaşadığım bir hususun çözümünde fourier serisi kullanmam gerektiğini fark ettiğimde neden zamanında bu konuyu bize daha iyi anlatmadılar diye gene kızmıştım. Ama biraz fourier, biraz elektrik elektronik, az biraz malzeme kimya, bir miktar fırınlarla birlikte üstüne birazda odun kömürü imalatı konusunda bişeyler öğrenip, astonomi(astroloji değil) ve botanik konusunda bişeyler birleşip bol miktarla terle birleşince ortaya aktif karbon çıkıverdi. Kolay olmadı ama zevkli bir süreçti.

Ülkemizde aktif karbon üretimi konusunda çalışmayan adında KİMYA olan tek bir akademi yoktur. Özellikle kimyada en önemli girdilerden biridir. Ama başta tubitak olmak üzere hepsinin ortak hatası şu idi: Bu malzeme kimyasal sayılıyor ise projede kimyacılar çalışmalıdır. Eh aynı bölümde iki grubun bile bir arada çalışamadığı ülkemizde farklı bölümlerden grupların bir ortak projede çalışması pek mümkün olamamakta. Ama kimyacıların yanında makineci, elektrikçi, elektronikçi, bir de botanikçi/ziraatçı bir araya gelebilse idi üretimi gerçekleştirebilirlerdi. Bu kavgada matematikçiler ve astronomicilerin yeri ise bende kalsın diyeyim. Bu da belki benim en önemli sırlarımdan biri oldu. Ve bu sır ile birlikte büyük bir belediyemizin ihtiyacı olan aktif karbon konusunda en yüksek performansı yakalamış olduk.
   
Dünya üretim tarihine bakarsak 1800'lü yıllarda yüksek miktarlarda üretimler yapıp şehirlerin içme sularını arıtmak veya kaliteli içkiler üretmek için bu malzeme üretilebildi ise 150 sene sonra zor bir üretim demek pek doğru bir şey değil. Ama ne var ki zorlu bir süreç ve kalibrasyon sorunlarını irade ile çözebilenler üretim yöntemlerinin deşifre olmaması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bunun nedenini şuna bağlıyorum; 500bin dolara kurduğunuz tesis size sene sonunda 4-5 milyon dolar kazandırabiliyor ise teknolojisini sır gibi saklarsınız.

SADFOR:
Bu ürün konusunda Dünyada söz sahibi ülkeler hangileri?


Erhan Doğudan:
Önceleri bu sorunun cevabı Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere, Amerika ve İtalya idi, ama artık büyük sermaye şirketleri dediğimiz ülkesi olmayan firmalar haline geldiler. Uzak doğuda ve Hindistan'da da üretim yapan tesisler bulunmakta ama bunlar nedense kaliteyi bir türü oturtamamışlar veya o şirketlerin uzantısı olarak çalışır durumdadırlar. Sanırım dünyada teknoloji satışı olmayan tek sektör budur.

SADFOR:
Şirketiniz aktifkarbon dışında, yine stratejik ve üretimi zor başka ürünler de üretip geliştiriyor mu?


Erhan Doğudan:
Aktif karbon üretimi konusunu artık bisiklete binme gibi bir temel yetenek haline getirdik. Ama bu bize yeni konuları da açmış oldu. En başta yüksek sıcaklık sistemleri konusunda elde ettiğimiz tecrübe ve kara sevdamız bize yeni hedefler verdi. Bunlar sırasıyla grafit ve camsı karbon türleri oldu. Tabii biraz nefes alınca altın vuruş dediğimiz karbon nanotüp ve sentetik elmas konusuna gireceğiz. Nanotüp konusu zaman alabilir veya pazarda sorun yaşayabileceğimizi kabul edebiliyorum ama elmas olayını gerçekleştirmemiz çok daha yakın görülüyor. Ama önce camsı karbon(glassy carbon), sonra camsı seramik üretimini bir gerçekleştirelim diyoruz. Camsı karbon olayını gerçekleştirdiğimizde radar sinyallerini absorbe eden materyaller konusunda da ufak bir çalışmamız sırada bekliyor.

Elmas olayına ondan sonra gireceğiz. Tabii ondan sonra da yeni yetişen mühendislerimiz ve bilim insanlarımızın yeni fikirler geliştirebilmesi için destekler vererek yolumuza devam edeceğiz. Sonuçta belli bir ömrümüz var, ve bu koşturmayı 100 yaşına kadar yapamayacağız, hatta kaç sene daha ömrümüz var kim bilebilir ki? En büyük idealimiz taze ve deli kanlara yeni ürünler ve teknolojiler konusunda destek olabilmektir..

Taze ve deli kanlar diyorum, tecrübeliler demiyorum, çünkü genelde tecrübeliler ya imkansız kelimesini öğrenmiş oluyor, ya da kendini bir amaca vakfetmesi imkansız sosyal bir hayatı oluyor. Belki de çılgınları daha çok seviyorum.

Ama bu taze ve deli kanlara en önemli tavsiyem şu olacak; üniversitede kendi bölümünüz dışında arkadaşlar edinin, onarla yapacağınız teneke muhabbetlerinde yepyeni şeyler öğrenirken, farklı disiplinlerin nelerle uğraştıklarını da görürsünüz. Bunun şöyle bir avantajı da var, onlar için çok karmaşık bir sorun belki sizin branşınızda çok basit bir olaydır…iyi havanız olur, kendi konunuzu bu sayede daha iyi geliştirebilirsiniz, ama sadece kendi bölümünüzden dostlar edinirseniz rekabetten dolayı tatsızlıklar yaşar, hatta bölümünüzden soğursunuz.

SADFOR:
Aktifkarbonun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bunun ışığında şirket olarak Aktif Karbon'un ileriye dönük projeleri nelerdir?


Erhan Doğudan:
Aktif karbonun önemi, tüm dünyada günden güne artmakta. Özellikle terör örgütlerinin en kolay ulaşabildikleri kitle imha silahı olarak kimyasal silahların endişesinden olsun, sıkışan nüfusun artan kaliteli hayat standartlarından dolayı içme suyundan soluduğu havaya kadar çare aktif karbon olduğundan azalan değil artan bir talep söz konusu. Dünyada aktif karbon üretimi ile talep arasında  uzun zamandır kapanamayan, üstüne üstlük açılan bir açık varken bu ürünün değeri ve önemi azalmaz.

Başımıza gelen bazı sorunlardan dolayı üzülerek de olsa üretimimize ara vermiş olsak bile sorunların bir şekilde çözüleceğine inanıyoruz. Bu sorunlar çözüldüğünde de hızla kimyasal silahlara karşı duyarlılığı artırılmış aktif karbon üretimi ve kimyasal, biyolojik,nükleer risklerin teşhisi konusunda kabiliyeti artırılmış laboratuarla birlikte teşhis ekiplerimizi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Henüz ülkemizde böyle bir analiz laboratuarı olmamasına rağmen coğrafyamızda risk günden güne artmaktadır. Bu nedenle yaşamımızdan bile önce gelen hedefimiz bu risk faktörlerine karşı koruma ekipmanlarını üretebilmek, analiz kabiliyetine sahip laboratuar kurabilmektir. Hatta öncelik bu laboratuardadır. Şayet böyle bir laboratuarınız yok ise koruma malzemesi de üretemezsiniz.

Bizim uykularımızı kaçıran bu hassasiyetimizi algılayamayan, laboratuara gerek duymadan bu malzemeleri üretmeye çalışanlar ve ürettirmeye çalışanlar nasılsa bir gün gerçekleri idrak edeceklerdir. Umarım bir felaket yaşanmadan endişelerimiz sona erer.

Bu sorunlar çözüldükten sonra da kara sevdamızla farklı farklı maceralara dalabileceğiz.

SADFOR:
Çok kapsamlı ve doyurucu bir görüşme oldu. Bizi Labtölyenize kabul ettiğiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.


Erhan Doğudan:
Laboratuar mı, atölye mi, evim mi karar veremediğim bu yerde dostlarla sohbet etmek çok daha güzeldi

(Ayrıntılı bilgi için: www.aktifkarbon.com adresinden sayın Erhan Doğudan'a başvurabilirsiniz)
Mesajı Paylaş

minigitav

Güzel bir söyleşi olmuş.Pek çok yeni şey öğrendim.Türkiyede bu tür stratejik ürünlerin üretildiğini görmek ve daha da ötesi sürekli yeni ar-ge çalışmaları yapıldığını duymak güzel.Emeği geçen mühendislere teşekkür ederiz.Bu tür bilgilendirmelerin devamını bekleriz. Mesajı Paylaş

ayibarishi

Azminize ve emeğinize sağlık hocam. Fakat bir hususta merakımı mazur görünüz. Sizin gibi vatana millete hizmet sevdalısı, birçok insan tanıdım. Çoğu hayal kırıklıkları, uzun ve sonuçsuz çabalar, kendini anlatamama, ürettiği ekonomik değeri satamama, yada süreç sırasında farklı disiplinlerden yeterli bilgi yada arkadaşa rehbere sahip olamama yüzünden ve benzeri birçok sebeple kaybettikleri uzun zaman ve emeğe bir çizgi çekip,  vaz geçmek zorunda kaldılar.

Doğru talep için doğru arzı oluşturma, doğru sinerjiyi kurma, büyük hedefe ulaşmak için mantıklı ve istenilen (ticari anlamı olan) küçük hedefleri bulma,  vb.  Birçok hususta hiçbir rehber, kurum,  danışman yok.  Tecrübeleriniz ışığında bu hususta nasıl bir çözüm önerir, gençlere ne tavsiye edersiniz? Bizim üzerimize düşen bir görev olursa seve seve katılırız.  Ama malum bizim bu hususta bir bilgi yada tecrübemiz olmadığından bizde sizin gibi insanların yönlendirmesine muhtacız...  Saygılarımla... Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Öncelikle taze ve deli kanlara engel olmayalım, çünkü insan sekası 19 civarında tavan yapıyor, sonraki başarılar azalan zeka artan tecrübe ile geliyor. Tecrübelerimizi bu kanı deli gibi akanlara aktardığımızda, prosedürler konusunda onları meşgul etmeyip saldıracak hedef gösterdiğimizde veya hedeflerine ulaşabilmeleri, savaşabilmeleri için destek olduğumuzda işler kendiliğinden yoluna girer.
Ben bu maddeyi üreteceğim dediğim sıralarda Bursa gibi bir ilimizin sanayi odası başkanı ile aramızda geçen dialog şöyle idi
SOB: Bu maddeyi Türkiye'de üreten var mı
Ben: YOK
SOB: Bak gördün mü, üretilebilecek birşey olsaydı birileri üretmişti!!
Ben: Hayırlı işler....

Bir üniversitenin rektör yardımcısı ile dialoğum
RY: Bunu üretemezsin
Ben: Neden
RY: Bu NASA'nın gizli teknolojisi
Ben: NASA ne zamandır SSCB de yatırım yapıyor?
RY: Nasıl yani
Ben: Türkiye SSCB, Çin, Hindistan ve Bulgaristandan aktif karbon ithal ediyor.
RY: Nereden çıkardın bunu
Ben: Devlet İstatistik Enistitüsü kayıtlarından
RY: Yalandır onlar, yapamazsın

Gene bir rektör, bazı testleri üniversitesinde yaptırmak istemem üzerine
R: Sen bu işi çocuk oyuncağı mı sanıyorsun, nasıl yapılır biliyormusun
Ben: Evet biliyorum ve ürettiğim ürün şu anda İstanbul İSKİ'de çok beğenildi, ama ürünün detaylarını ve gelişmesini daha iyi takip etmem lazım.
R: Bunu üretmek için kaç derecede su buharı lazım biliyormusun, 1000 derece bin!!!
Ben: Biliyorum hocam
R: Sen kaç dereceye kadar çıkabildin ki?
Ben: 1200 derece hocam (bazen peygamber sabrına sahip oluyorum, ama genelde patlama öncesi)
R: Olamaz, nasıl ölçtün
Ben: Termometre ile hocam
R: 1000 derece su buharı için kaç bin atmosfer basınç lazım biliyormusun!!
Ben: Ne basıncı hocam, hani şu derslerde sorduğunuz kızgın buhar tabloları vardı ya öyle yaptım, Neden düşük basınçta olmasın
R: O başka bir hadise
Ben: Bende o başka şeyden yapıp düşük basınçta 1000 dereceye ulaştım, pardon şu anda 1210 olmuş.
R: ......o zaman sen reaktiörün bi projesini çizip nasıl çalıştığını anlatan yazı yaz bana, inceleyeyim, testleri o zaman yaparız. Ama bunun bilimsel yayın hakları kılları tüyleri bizim olacak
Ben: Durumum düzgün teknik resim çizecek şekilde değil, her yer kapkara, dokunduğum kağıt bile siyah oluyor, nasıl çizeyim.
R: Sen kroki şeklinde çiz, kritik boyutları ölçülendir yeter.
Ben: Hay hay hocam, çizince yollarım, görüşürüz

....neredeyse on beş sene oldu bi türlü istediği standartlarda çizim yapamadığıma kani olduğumdan yollayamadım.

Sanayi odası başkanı da olabilirsiniz, rektörde olabilirsiniz, hatta bilime sanayiye yön veren bir bakan bile olabilirsiniz. Ama elin adamının 1800'lerde yaptığını halen yapamıyor iseniz, bir gencin ortaya çıkıp kendimi adıyorum demesine laf edemezsiniz. Siz yeterli olsaydınız o genç bilmem kaçyüzyıllık şeyleri kendine hedef almazdı.

O günlerde ben de gençtim, psikopat seviyesinde hırslı idim, şimdi ise akıllandım, geri dönmeyi aptallık olarak gördüğümden kavgaya devam ediyorum. Slikozisten mi, kanserden mi, iş kazasından mı geberirim sorun etmiyorum, en azından aktif karbonu endüstriyel olarak üretebilme zevkini yaşadım ve çuvalalrın üzerinde zebralar gibi yattım ya, bu mutluluk bile yeter. Kirlenmek çok güzeldir(o deterjan firması bana reklam ücreti vermeli)

Gençlerin önünü kesmeyelim yeter. İdollerimizin gerçekten buna layık olup olmadığını irdeleyelim yeter. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

swat

@aktifkarbon

Her şeyin başı inat :) Mesajı Paylaş

HAZERFEN

Erhan abim seni seviyorum
 :) Bahtın açık olsun... Mesajı Paylaş

TATARESTERGON

Sayın Doğudan'a; küresel sermaye çarkına düşmeden, bir beyin göçüne mahal vermeden yatırımlarını ülkemizde yapmasını tüm kalbimle kutluyor ve saygılarımı sunuyorum... Mesajı Paylaş

putty

Meraktan ilkel bir su arıtma cihazı yaptım 2 litrelik kola petin huni kısmını kestim malum işte ters çevirip ucuna bez bağladım karbonu da huni kısma döktüm. Çeşme suyunu arıttım inanılmaz şekilde tadını kokusunu temizledi. Sonra meraktan kola döktüm ne çıkacak diye merak edip. Yukarıdan asitli kapkara şekerli kolayı döktüm aşağıdan tamamen şeffaf değil ama hafif sarı çiş rengi gibi bir su çıktı. Ama ne şeker var ne kola tadı var ne başka bir tad var ne koku var az sarı damacana suyu gibi çıktı kola. Sadece bir avuç aktif karbon ile bu kadar arıtma yapabiliyorsun yani. Şeytan icadı gibi bir şey aktif karbon. Bende ters ozmozlu filan arıtma cihazı var şimdiki aklım olsa set üstü musluğa bağlanan tek kartuş aktif karbon filitresi olan en ucuz arıtma cihazlarından alırdım. Test ozmozluk hiç bir şey yok boşuna tantana. Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Sevgili dostlar. Lügatımdan korkuyu, vazgeçmeyi ve bağışlamayı silip atalı çok oluyor.
Teslim olmanın manasını da bi türlü öğrenemedim zaten. Bu nedenle ne bu ülkeyi terkederim, ne de vazgeçerim.
İçme sularında ağırmetal ve özellikle arsenik seviyesi bir zamanlar fırtınalar koparılan izmir'de ki 50ppb seviyesinden 10 kat fazla olan yüzlerce yerleşim yeri varken. Dilovası, yeni foça gibi yerlerin bacalarından dioxinler furanlar gibi kanserojen maddeler pompalanır iken şimdilik sadece seyirci kalmak çok acı da olsa bir umuttur diyerek direnmek borcumuzdur.
Zenginliğin vergisini devlet vergi, yaradan zekat olarak alıyor ise bilginin de bir zenginlik olduğunu kabul ettiğimizden bedelini ödeyeceğiz, paylaşacağız. Şimdilik sabır diyoruz.

Bu arada sayın putty'nin bahsettiği membranlı arıtma sistemleri(ters osmoz gibi) gıda konusunda pek hoşuma gitmeyen uygulamalardır. Bu uygulamalarda genelde sağlık için gerekli veya zararsız mineraller de arıtıldığından çok özel durumlarda kullanmak gerekir. Özellikle çıkan ürünü yeniden şekillendirme imkanımız yok ise kullanmayı pek tavsye edemem.
Hele ki suyun kıt olduğu yerlerde suyun neredeyse 1/3ünü heba ederek çalışıyor iseniz buna çözüm diyemeyiz.

Aktif karbon, zeolit, reçineler gibi adsorbsiyon ve absorbsiyon çözümleri hem daha sağlıklı, hem daha ucuz yüntemlerdir. En basitinden arazide su arıtmanız gerekiyor ise ve elinizde azıcıkta olsa yanmış, kömürleşmiş odunsu parçalar var ise içecek su elde edebilirsiniz, ama ters osmoz sistemi kurmanız çok zordur, önceden hazırlıklı, techizatlı olmanız gerekir

adsorbsiyon : kirletici filtre maddesinin yüzeyine bağlanır (bir duvarın yüzeyini boyamak gibi)
absorbsiyon : iç yapısına bağlanır (o boyanın suyun içine karışarak yutulması gibi)
Arıtma tekniği: fular, çorap(kokmayanından), fanila gibi bir elyaflı maddenin içine konan odun kömürü formundan kirli suyu yavaşça geçirirseniz güvenle içebilirsiniz. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

putty

#9
Kas 11, 2015, 02:33 ÖS Last Edit: Kas 11, 2015, 02:47 ÖS by putty
Üstelik ben bu deneyi evdeki ters ozmoz sistemin senede bir değişen kullanılmış kartuşundaki aktif karbonu çıkartarak yaptım. Yani hesapta ölü kartuş bile kolayı içme suyuna çevirebiliyor. Kazığı düşünün artık bize senede bir değiştir dediler değiştiriyoruz. Bakıyorum 40 tl ye set üstü tek kartuşlu aynı benim ilkel sisteme benzer çalışan filitreler var. Ekmek çarpsın onu kullanmak istiyorum ama evde bin tl lik yatırım var çöpemi atıyim yani. Ama her sene de 150 tl kartuş parası vericem böyle olunca. Tabi kadınlar asıl sorun yoksa bana kalsa çeşmeden içerim ne arıtmasıymış kediler sokakta sudan ölmüyor benmi çeşmeden ölücem.

Bence evlerde olması gereken en fazlası bu su arıtma sistemidir. Fazlası ile yeteli bunu almak istiyorum ama geç kaldım. Kartuş üstüne kartuş var bizim evdeki sistemde ve en sonunda da ters ozmoz var. Zaten ter ozmoz tek başına çişi bile içme suyuna çeviriyor ne gereksiz abartı. Belediye suyumuzu içebilirsiniz diyor biz onu alp ters ozmozdan geçiriyoruz. İnternete baktım alay ediyor anlayanlar. Astronotların çişten içme suyu ürettikleri sistemi bizim tertemiz çeşme suyuna uyguluyoruz



Hatta asıl istediğim bu ama ilkindeki aktif karbon filitreden alıp bundaki yarı yarıya reçine aktif karbon olanla değiştiricem. Reçineye inanmıyorum acılık katıyor gereksiz bence.
Ne kadar pratik musluğa tak bir sürahi suyunu bir iki dakikada arıt onu iç damacanadan içeceğine. Fiyatıda 50 tl filan çok komik yani damacana damacan uğraşıyor millet. Yorumlansın diye yazdım birazda bunları fikir almak için.

Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Ticaret dünyası işte :D
Önce korkut, sonra gereksiz seviyede güvenlik malzemesi aldırt.
Sonuçta reçine sudaki kalsiyum ve magnezyum gibi şeyleri temizler, ama sorunumuz genelde kireç olduğundan kalsiyumu temizlemesi yeterlidir. Arada bir de tuzlu su ile rejenere ettiniz mi reçineyi senelerce değişmeden kullanabilirsiniz.
Reçinenin en babası litresi 3-4 dolar. Aktif karbonun kilosu(2litre eder) 4-5 dolardan tedarik edilebilir, o da size 1kg aktif karbon/25 ton su filtre eder. Eğer evde süt ineğiniz falan yoksa senelerce idare eder ama gene de 3 ayda bir değiştirin ve kartuş ışık geçirmeyen bir kartuş olsun. Eski karbonları da sobada kurutup yakarsınız. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

putty

sobadamı kurutup yakayım?
sen nerede yaşıyorsun aktifkarbon bizim buralarda lisedeki çocuklar bile soba görmedi hayatında Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Akşam akşam iyi güldüm :D
Tamam kaloriferde kurut, ıslakken biraz nişasta ile karıştırıp briket gibi şekil ver. Mangalda yak.
Bizim kültürümüzde mangal olmaz ise olmaz piknik yöntemi değilmidir.

Yok yakmayacağım dersen toprağa karıştır su tutmasına yardım eder Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

7Skies

.

aktifkarbon

Yalan beyan diyorum, açık açık iddia ediyorum.
Aktif karbon üretiminde gerekli başarıya ulaşamadıklarını biliyoruz. Faydaları olaydı ilk önce danışmanlıklarını yaptıkları NBC ihalesini alan firmaya olurdu.
Şimdi bazılarınız adamlar üretime geçti teslimat bile yapıyor diyecek ama o (sözde)teslimatlar nedense 17/25 depreminden sonra yapılmaya başladı. Sırf bu detay bile inandırıcı olmadıklarının ispatıdır. Ama eleman ilanları, Çinden teknoloji talepleri gibi detayları bilince bunun sonunun pek hayırlı olmayacağını tahmin etmek zor değil.

tubitAK'ta, kimyasal savaş ve terör riskleri artınca böyle haberler yapıp durumu kurtarmaya çalışıyor. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter