Rus Uçağının Düşürülmesi Olayının 5N1Ş'si

Başlatan orko_8, Kas 26, 2015, 02:54 ÖS

« önceki - sonraki »

orko_8

Rus Uçağının Düşürülmesi Olayının 5N1Ş'si



24 Kasım günü Türkiye'nin Suriye sınırında gerçekleşen bir olay, bir anda dünya gündeminde bir numaraya oturdu. Olayın vehameti, pek çok kişiye 3'ncü Dünya Savaşı'nın başlamış olduğunu düşündürtecek kadar büyüktü.

Askeri teknolojilerin odağında olduğu, giderek artan sayıda tekil olayların, uluslararası da dahil olmak üzere çok boyutlu ve çok karmaşık sonuçlar doğurmakta olduğunu görüyoruz. 2012 Haziran'ında Türk RF-4E jetinin Suriye tarafından düşürülmesi, T-LORAMIDS yüksek irtifa hava savunma ihalesine dair süreç ve ihalenin iptali kararı bu olguya iki örnek.

Ancak 24 Kasım günü gerçekleşen olay herhalde, sonuçlarının ağırlığı açısından çok daha başka bir yerde duracak. Konu halen sıcaklığını koruyor, yeni gelişmelerle olayların seyri her an değişebilir. Fakat bu durum, olayın kendisini analiz etmeye engel değil. Bunun için de gazetecilerin meşhur 5N1K prensibini, ufak bir değişiklikle kullanmaya karar verdim.

http://www.siyahgribeyaz.com/2015/11/rus-ucagnn-dusurulmesi-olaynn-5n1ssi.html Mesajı Paylaş

derkrieger

Yazarının, yukarıdaki değerli rapordan alıntılar yaptığını şahsen bildiğim bir çalışmayı ekliyorum.



Rus Uçağının Düşürülmesi ve Uluslararası Hukuk

O gün Olay Nasıl Gelişti?

 

24 Kasım 2015 günü Türkiye kamuoyu ve aslında tüm Dünya güneyden gelen bir haberle sarsıldı. Türk Hava Kuvvetleri, güney sınırımızda sınır ihlaline neden olan ve hangi devlete ait olduğu belirlenemeyen bir savaş uçağını düşürmüştü. Sonradan bu uçağın Rus Hava Kuvvetleri'ne ait Sukhoi 24 tipi bir uçak olduğu öğrenildi.

 

Olaydan çok uzun sayılmayacak bir süre sonra Türk Genel Kurmayı uçağın radar izini yayınladı. Buna göre uçak gerçekten sınır ihlalinde bulunmuş ve bu ihlal 12 veya 17 saniye kadar sürmüştür. Birçokları bu kadar kısa bir zaman ihlali neticesinde uçak vurmanın ne kadar doğru olduğunu tartışmıştır.

Elbette, bu sağlıklı ve yapılması gereken bir tartışmadır. Gerçekten TSK bu uçağı vurmalı mıydı? Bu sorunun her olaya verilecek, her zaman uygulama bulacak tek bir cevabı bulunmamaktadır. Her tekil vakanın kendine has özellikleri dikkate alınarak hukuki bir analiz yapmak yerinde olacaktır. Olayın gerçekleştiği Suriye sınırımızdaki gelişmeler hepimizin malumudur. Dolayısıyla bu olayı sıradan bir hava sahası ihlali olarak girmek mümkün değildir. Bölgedeki gelişmelerin bizim tepkimiz açısından en belirleyici olanı, silahsız uçtuğu Suriye makamlarınca da bilinen RF-4E'mizin soğukkanlı bir şekilde düşürülmüş olması ve bunun neticesinde değişen Türk "angajman kuralları"dır. 

Düşürülen Uçak Angajman Kurallarına Uymuş mudur?

Normal şartlarda, yani ihlalleri daha tehlikeli, daha kabul edilemez hale getiren gerilim yaratıcı hadiselerin önceden vuku bulmadığı durumlarda, bir ihlal durumunda uçağın hemen vurulması yoluna gidilmemektedir.

Öncelikle uçağın uyarılması, gerekiyorsa uçakların müdahalesi ile ihlalci uçağa sınır dışına kadar eşlik edilmesi gibi basit ve barışçıl önlemler ile bu meseleler halledilmelidir. Ancak Türkiye-Suriye sınırının böyle bir durumda olmadığı aşikârdır. Aşikâr olan şey Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin açıklanmış ve aleniyet kazandırılmış Angajman Kuralları'dır. 

Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkını kullanmış ve angajman kurallarını bu sınıra özgü olarak değiştirmiştir. Bu kuralların hukuka uygun nedenlerle uygulamaya geçirilmesi sonucunda, komşu devletlerin bu kurallara göre hareket etmesi ve zaten hassas olan bölgeyi ve devletleri tahrik etmemesi beklenirdi.Ancak biliniyor ki düşürülen uçağın davranışları bu haklı hassasiyeti tanır ve ona saygı gösterir şekilde değildir.

 

Gelişmiş teknolojiler sayesinde, daha kalkışından itibaren takip edilen uçak, sınıra yaklaşmaya başladığı andan itibaren uyarılmıştır. Yani, söz konusu edilen on uyarı, on yedi veya on iki saniye içinde gerçekleşmemiştir. Bilakis, ihlalden çok önce başlamış ve iddialara göre 5 dakika sürmüştür.

Burada sıklıkla sorulan bir başka soru ise "bu kadar kısa süreli bir ihlal nedeniyle uçak düşürmeye gerer var mı" meselesidir. Bu soru doğru bir soru değildir, daha doğru bir ifadeyle, askeri karar alma mekanizmalarının verili anda içinde bulunduğu durumu anlayabilen bir soru değildir. Çünkü vur emrinin verildiği anda ihlalin kısa süreceği veya kısa süre sonra bitse bile hemen tekrar edip etmeyeceği de belirsizdir.

 

Belirli olan, tüm uyarılara rağmen rotasını değiştirmeyen, bu uyarılara cevap vermeyen bir uçağın, açıklanmış kurallara rağmen yaklaşmasıdır. Burada askeri karar alıcı yaklaşan uçağın angajman kurallarını tetiklemek istediğini düşünmekte haklıdır. Kusuruyla yahut kasten ihlalde bulunan uçağın vurulması hukuka uygundur. Türk askeri birimleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenliğinden doğan en doğal hakkını kullanmış ve meşru bir eylemde bulunmuştur.Uçak Suriye toprakları içinde vuruldu iddiası varBu iddiayı doğrulayabilmek mümkün olmadı. Ama bu iddianın doğru olduğu kabul edilebilir. Bizim gördüğümüz nedir? Vurulmuş bir uçağın düşmesi, bu esnada hatta alev alması ve sonrasında pilotların atlaması. Ancak bu görüntülerden illa da uçak Suriye'de vuruldu sonucuna ulaşılabilir mi?

 

Kişisel görüşüm, uçak ile füzenin buluşması Suriye sınırları içinde olmuştur. Ancak füze, ihlal eden uçağın Türkiye sınırlarına gireceği artık kaçınılmaz olduğu veya bu ihlalin gerçekten vuku bulduğu anda ateşlenmiştir. Buna rağmen, füzenin uçağı vurması için geçecek sürede uçak yeniden Suriye hava sahasına dönmüş olabilir. Sağ kurtulan personel reddetse dahi, uçakların füze ateşlendiğine dair alarm sistemleri vardır.

Kurtulan personel bu uyarıyı hiç almadıklarını ifade ediyor. Bunu çok olası göremiyorum. Benim tahminim alarm sonrası uçak kaçmak için geri dönüş manevrası dahi yapmış olabilir. Ve hatta ateşlenen füze söz konusu uçağın geri dönüşüne neden olmuş dahi olabilir.

 

Rus pilot herhangi bir sözlü uyarı almadıklarını ve füze uyarısını da duymadıklarını söylemiş.Burada akla iki olasılık geliyor. Ya uçağın sistemlerinde bir arıza var veya iletişime kapalı bir uçuş icra edilmiş, kasıtlı olarak. Her iki durumda da haksız olan veya bozuk ekipman ile uçarak gereken özeni göstermeyen taraf Rus makamlarıdır. Kendi hatalarından hak çıkarmaları uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır.

 

Bu şekilde bir nevi sağır uçtuklarını Türk pilotlarının bilmesi ise mümkün değildir. Türk makamları gereken uyarı yapmış ve dışa yansıyan davranışlarda değişiklik olmayınca da gerekeni yapmışlardır. Rus uçağının düşürülmesi uluslararası hukuka uygun bir eylemdir.

 

Son olarak, Rus gemisinin geçişi sırasında, personelinin füze sistemlerini göstermesi, sanki bir tehdit varmış gibi davranmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Açıkçası çok komik bir eylem olarak nitelendiriyorum. Orada gösterilen füze yanılmıyorsam bir Strela. Yani, uçak veya helikopterlere karşı önlem olarak kullanılabilecek, askeri terminolojide MANPADS olarak bilinen sistemlerden. Burada Rus makamları kendilerince sosyo-psikolojik bir operasyon icra etme veya diplomatik bir mesaj verme çabası içindeler. Krizin çıkmasından beri anlaşılması güç şekilde sivil insanlara hayatı zorlaştırarak gerçek anlamda bir devlet ciddiyeti sergileyememiştir Rusya. Bu son olay da bu tuhaf tavrın en son örneklerindendir.

 

Türk kamuoyunda bu bir tehdit olarak algılandıysa da bu da aslında doğru değildir. Yani, gemiden kaynaklanan, kıyıya yönelik bir tehdit söz konusu değildir. Ancak, her hal ve şartta, uluslararası hukuk ve sözleşmelerden kaynaklanan hakların kullanımı sırasında iyi niyetle hareket önemlidir.

 

Burada direkt olarak geçişi hukuksuz veya zararlı hale getirecek bir eylem yoktur denilebilir, sırf Strela'nın defansif doğası gereği.

 

Ancak Rus Silahlı Kuvvetleri'nin bu tavrı kesinlikle kınanması gereken, olgun da olmayan bir eylemdir. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da memnuniyetsizliğini ifade etmiştir. Görebildiğim kadarıyla Rus makamları Türkiye'nin devlet ciddiyetinden bihaberdirler. Bu tip davranışlar, işbirliğinden fazlasıyla menfaat elde edecek iki ülkenin normalleşme çabalarını da baltalama riskini haizdir. Evet istenmeyen bir hadise gerçekleşmiştir.

 

Bu sorunu yaratan ise Rus makamlarının kusurlu veya aymaz tavırları olmuştur. Daha en başından angajman kurallarına riayet edilmeliydi. Ancak, bu olayın iki önemli devletin ilişkilerini ipotek altına almasına izin vermek, hatta bunu ister görünmek Rusya'nın bir diğer ve sonuçları daha vahim olabilecek hatasıdır.
Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter