ASELSAN

Başlatan ocay, Kas 07, 2015, 09:56 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

dalamper

Suudi Arabistan olmasının sebebi nedir? Mesajı Paylaş

turkdefence

Her zamanki gibi frekans atlamalı telsizlerden başlayıp radarlara uzanan geniş ürün portföyünü Suudi Arabistan ve çevre ülkelere daha kolay pazarlayabilmek. Mesajı Paylaş

HDS

Aselsan bir işler karıştırıyordur. Mesajı Paylaş

ocay

Bu telsiz işi olmayabilir. ASELSAN Suudi Ordusuna SDR sattı ve oradaki bir telsiz bakım onarım fabrikasını telsiz üretimi için modernize ediyor.

Diğer alanlar olabilir. Mesela aynı şirket daha bi kaç ay önce AN-132 temelli 4 ISR ve 2 EW uçağı için bit anlaşma imzaladı Mesajı Paylaş

wolvarin

Aselsan yapısında bir şirketin finansmanla ilgili işlerinde bu forumun üye sayısı kadar muhasebe mali işler finansman uzmanı vardır. Muhtemelen başındaki yönetici bile neden zarar ettiklerini bu kişilerden öğreniyordur. Envanter ve bilanço analizi , mali tablolar analizi bilmeyen birisi için bu zarar hiçbirşey ifade etmeyecektir. Bu zarar yatırım kaynaklı olabilir, ötelenmiş bir gelir olabilir, Kanuni bir avantajdan dolayı Vergi erteleyebilmek içinde olabilir. Borsaya bildirilen zararlar şirketin o sene vergi ödemeyeceğini ve temettü dağıtmayacağını ifade eder. Bu tür finans haberleri diğer savunma sanayi haberleri kadar derin analiz ürünü. Sanırım biz dahil çok az insan ASELSAN'ın ne büyük bir şirket ve finansal yapı olduğunu anlayamıyoruz. Mesajı Paylaş

kimlikci



kimlikci

ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'unda yapılan açıklamada, ''ASELSAN ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Modüler Geçici Üs Bölgesi Projesi ile ilgili olarak 5 Şubat 2013 tarihinde imzalanan sözleşmeye ilişkin sözleşme değişikliği yapılmıştır. Söz konusu sözleşme değişikliği ile ASELSAN'a ilave 99 milyon 800 bin dolar tutarında güvenlik sistemi siparişi verilmiştir. İşbu sözleşme değişikliği kapsamında teslimatlar 2018 yılına kadar tamamlanacaktır. Bu açıklama Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndan alınan 29 Mart 2016 tarihli izne istinaden yapılmıştır'' denildi.

http://aa.com.tr/tr/ekonomi/-aselsandan-guvenlik-sistemi-siparisi-aciklamasi/546591 Mesajı Paylaş

kimlikci

ASELSAN ABD'de 'doktoralı' avında


ASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, ABD'de yaşayan doktoralı bilim insanlarını ASELSAN'a kazandırmak istediklerini söyledi.

ASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN bünyesinde kurulan merkezin faaliyetlerini anlattı.

ASELSAN'ın dünya ölçeğinde bir marka olmasını hedeflediklerini vurgulayan Koç, devam eden iş birliklerine yenilerini eklemek üzere, geçen hafta ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen Türk-Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenleri Derneği (TASSA) Konferansı'na katıldıklarını söyledi.

ABD'de yaşayan doktora ve doktora sonrası çalışmalarını tamamlamış bilim insanlarına çağrıda bulunan Aykut Koç, "Onları ASELSAN'a kazandırmak istiyoruz. Şirketimizdeki araştırma fırsatları ve milli hedeflerimiz yurt dışında bulunan bilim insanlarını Türkiye'ye geri dönüşe teşvik ediyor." diye konuştu.

Görüşmelerde şirketin faaliyet alanları, ileri teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri hakkında bilgi verdiklerini aktaran Koç, Türk bilim insanlarının ASELSAN'a gösterdiği ilgiden çok memnun olduklarını ifade etti.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/aselsan-abdde-doktorali-avinda/552812
Mesajı Paylaş

putty

Dışardaki Türkleri arayıp bulacaklarına yabancı çalıştırmayı hedefleseler daha mantıklı değilmi. Milyon katı dilim dururken neden üç beş Türk ün peşine düşecekler bu çok anlamsız. Ver parayı en alasını getir çalıştır. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Sonra üretilen her proje herkesin direk eline geçsin. Proje üzerindeki birikimleri ile bu personel sonrasın da  daha iyi şartlar sunana bu birikimle birlikte çekip gitsin.

Parayla getirdiğin adamın aidiyeti, ülküsü, adanmışlığı olmaz Sayın Putty... Mesajı Paylaş

HDS

@Betonbey, Hocam, bence bu konuda daha "kabiliyetli" olabilmeliyiz. Bunun anahtarı, buraya getirilen, bilgisi belirli konularda bizden üstün olan kişi ya da ekiplerden bir şey öğrenebilmek, sonuç alabilmek ve "need to know" temelli aktarılan bilginin de dağılımını denetlemek olabilir. Artık bunu yapabilmeliyiz. Sivil endüstri özellikle 2008 krizi sonrası bunu yer yer yapabildi ve yer yer sınıf atladı.

Ama tabi, bizdeki askeri proje örneklerinde durum nasıl oluyor?
- Ekip ya da kişi bulunup getiriliyor.
- Bir kurum ya da firmaya yerleştiriliyor.
- İyi proje bütçesi basılıyor.
- Bu adamlarla Türk öğrenci çalışmak genelde istemiyor. Bunların ekseriyeten sahip olduğu iş disiplinine adapte olmak istemiyor. Daha "ballı" işler peşine düşüyor.
- Şanslı olunan yerde iki üç doktora öğrencisi falan verilebiliyor gruba.
- Bir ürün ya da çalışma çıkıyor. Ama genelde ana projedeki gecikmelerden bir türlü tüme gidilemiyor.
- Ekip sıkılıyor ya da demotive oluyor. Bu arada siyasi çalkantılardan tabi defalarca ekibin raporladığı amir/müdür değişmiş oluyor.
- Bir tespihli eğer bu adamlara hain ya da tembel muamelesi edip çekip gitmelerine sebep olmadı ise, ya da önüne casus olduğuna dair, cemaat uydurması bir iddianame de henüz konulmadıysa, ekip çalışmaya devam ediyor.
- Bir süre sonra ilgi azalıyor, ana proje ya iptal ediliyor ya da ilgiyi kaybediyor. Alt ekip de demotive oluyor. Bir süre sonra bütçeleri kesiliyor/azaltılıyor.
- Yabancı kişi/ekip ya emekli oluyor, ya ölüyor ya da başka bir yere gidiyor.
- Sonra ayrılınan kurum/birimde bir panik oluşuyor. Badem bıyık, tespih el kompoziti bir "Lan gavurun yaptığını biz yapamaz mıyız? Bizim XXX Abi alasını yapar!" gazı alıp yürüyor. (Bu arada işi iyi kötü bilen bazı adamlar, bu XXX abi ile aynı masaya oturunca, aslında bir boktan anlamadığını 4 ila 5 dakika içinde anlıyor. Bunun için basit bir mühendislik disiplini almışlık yetiyor.)
- DPT'den, SSM'den yine bütçe apırılıyor. Bir dolu yeni teçhizat alınıyor.
- Ekiple ya da kişi ile hasbelkader yetişmiş olan iki doktora öğrencisi birbiri ile kavgaya tutuşuyor ve ikisi de ayrılıyor. Master öğrencisi genç ise, eli cebinde hafta sonu tatilinin hayalini kuruyor.
- Sonra da bu projeyi nasıl olmaza sürükleriz hesapları başlıyor. Çeteler kuruluyor. Başkaları suçlanıyor.

Genel figür bu.

Böyle böyle nice kabiliyet geldi geçti. Halen ara ara Tübitak'ın enstitülerinde gezerken, azeri Kerim allahverdi Hoca'dan kalan Raman sistemlerinin nasıl kenarda tozlandıklarını, Alex Hoca'nın ekibin yaptığı THz sistemlerini çürüdüğünü, Milgem sonarı için yaptıkları wave propagation modellemelerini falan hatırlıyorum. Ha tabi, bu arada halen bölgede zırhlı araçlarımız karton gibi yırtılır.

E tabi tarih bu hovardalığı affeder mi? Hayır. Bunun bedeli burnumuzdan fitil fitil gelecektir. Yeri gelir Ahmet'in vergisi ile, yeri gelir Memed'in kanı ile tahsil olunur. Mesajı Paylaş

Baltica

Aynen katiliyorum.   

...Ve bu arada, X-san, yurt disinda, Turk beyin avina cikti, falanca hoca Turkiye'ye dondu haberlerinden muthis derecede uzuntu duyuyorum. Ister netice versin, ister vermesin, bu tur haberler, bir projeye, bir "super yildiz" transfer ederek, para pompalayarak, isi kotarma oriental zihniyetinin ifadesinden baska hic bir sey olmadigi gibi "surdurulebilir" bir teknolojik seviyeyi yakalamanin (Ister Savunma Sanayii olsun, ister baska bir alan) ancak, surdurulebilir bir bilimsel kultur, temel ve habitat uzerinde sekillenebilecegini 50 senedir anlayamadigimizin en bariz kaniti !!!

Temelde de, eline hasbelkader para gecmis, Sanliurfaspor Baskani'nin, Turk kokenli diye Mesut Ozil'i transfer ederek sampiyonluga oynayacagini dusunmesinden hic bir farki yok ! Cok paran varsa, Mesut Ozil'i de, Messi'yi de transfer edersin ama takimdaki diger oyuncularin, topu durtmeyi bilmiyorsa, senin takiminin surekli bir doktoru yoksa, antrenorun bilimsel idman metotlarindan bihaber ise vs. O sampiyonluk hayal olur. Pek pek bir muddet reklam olursun. Kaldi ki, 1 sezon Sampiyon olsan kac yazar, senin, yeni Ozil'ler yetistirecek,dogru duzgun bir spor kulturun olmadiktan sonra, bu basarinin surdurulmesi mumkun mu ?

Bilimsel calismalar da ayni boyle ! Onemli olan, surekliligi olan o bilimsel kulturu ve habitati olusturabilmek. Aradan 20 sene gectigi halde, butun post-Komunist ulkeler, hala o zamanlarin "Arastirma Enstitu"lerinin ekmegini yiyorlar. @HDS bu konulari cok daha iyi bilir ama benim bildigim kadari ile, Ukrayna'da ki veya Cek'deki vs. falanca kasaba irisi sehirlerdeki arastirma enstitulerinin yaninda, konusunda,  -maalesef- esamesi okunacak hala bir arastirma ensitutumuz yok. Ama asil uzucu olan nokta, bununla ilgili bilinc de yok ! Baksaniza, hala "super star" transfer etmeye ugrasiyoruz...    Mesajı Paylaş

HDS

İşin daha da enteresan tarafı, artık uğraşılan işler de epey "niş" işler olmaya başladı. Öyle konular var ki, dünyada zaten iki düzine adam ya çıkıyor ya çıkmıyor. Bir çok memleket bu konularda zaten çalışmıyor. Sen adam gibi bir çalışma, bir grup kur, doğru şartları sun, o zaman dünyadaki bu "star"lar zaten bilgisinin geçer akçe olduğu yere mıknatıs gibi çekilirler.

Bizim memlekette ise, buralar çorak toprak, bu adamları para ile buraya çekelim de yeşertsinler diye bakılıyor. adamın anasından emdiği sütü burnundan getiriyorsun, neye gelsinler? Hangi süreklilik için? Doğru dürüst yer olsak, bırakalım ex-Sovyet'i, İsrail'den adam gelir.

Şu anda benzer adamlar Avrupa'da bile kalmak istemiyor. Amerika'ya göçüyor. İyi fizikçi Hans da Amerika'ya kapak atıyor. MoskovaN'ın en iyi matematik dehaları UC Berkeley'de burs alıyor. Yaşlı kıta nalları dikerken, Amerika yine de ve yine de tercih oluyor. Bunun da sebebini bir düşünmek gerekiyor.

Pozitif bilim kültürümüz gittikçe erozyona uğruyor. Üzerine bina inşa edilemeyecek kaypak zemine dönüşüyor. Bu da ateş gibi işte, sürekli canlı tutmak ve söndürmemek, daha da odunla beslemek gerekiyor. Bir kere söndü mü, hele sen elalemin şeyiyle onun üstüne bir kova su boca ettirdin mi bir daha alevlendirmek kolay olmuyor.

Alman bilimadamları olayını az uz ucundan yakaladık. Rus bilimadamlarını, Azeri matematikçileri -ki aralarından Nobel'li adam çıktı- kaçırdık. Bırakalım onu, şimdi elimizdekini de öldürüyoruz.

__________

Sabahattin Ali'nin 30'larda ankara'da geçen bir Alman göz mütehassısı hikayesi vardır. O halimiz halen baki. Ankara'daki Türk hekimler, çok kritik bir operasyonu yapacak tek kişi olarak İstanbul'da, Nazi kaçkını bir Yahudi hocanın gelmesine fena halde bozulmuşlardır. Adamı, o sırada bir Alman tıp dergisinde yeni basılmış bir makaledeki metodları anlatarak ezmeye çalışırlar.
Okursunuz ama, adamcağız zevkten dört köşe olurken, "Siz bu ilmi ne kadar yakından takip ediyorusunuz? Ne kadar müteessir oldum! Benim de bu konuda makalelerim var, ama Almanya'dan kaçtığım için ve yasaklı olduğum için müstear isimle yazmak zorunda kalıyorum." der. Bizim doktorlar yamulur. Mesajı Paylaş

7Skies



Beyin göçünde illa pılını pırtını toplayıp gel denmiyor. Eğer kişi belli bir düzende ve o düzenden ayrılmak istemiyorsa ne yapabilirse onuda almaya çalışıyorlar. Mesela kişi Almanyada ve ben ayda 2 gün gelebilir diyor. Veya Amerikada ben gelemem ama email veya görüntülü bağlanarak danışman şeklinde sorularınızı yanıtlarım diyor. İşine göre farklı katkı şekilleri olan esnek bir yapıda yararlanılmaya çalışılıyor. Tabi bazı firmaların farklı bakış açısı olabilir. Mesajı Paylaş
.

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter