Sarsılmaz ST9

Başlatan Yönetim, Kas 03, 2015, 09:17 ÖÖ

« önceki - sonraki »

Yönetim

Duayen üyemiz bireysel silah uzmanı sayın Strongarm'ın, yerli silah üreticisi Sarsılmaz ve onun özgün tasarımı ST9 model tabancasını incelediği yazı üyelerimizin ve kamuoyunun bilgilerine sunulmuştur. İyi okumalar dileriz.

Merhabalar,


Ülkemizde, kapasite olarak Dünya'nın en büyüklerinden olan bir ateşli silah üreticisi vardır. 

Sarsılmaz Silah Sanayi.

Olduğu gibi görünmesi veya göründüğü gibi olması halinde çok iyi işler başarabilecek bir potansiyeli mevcut olmasına rağmen, kolaylıkla tetkiki ile aslı anlaşılabilecek hususlarda dahi, farklı bir imajı sürdürmeğe çalışma saplantıları nedeniyle bu kuruluşun gerçekleştirdiklerine, devamlı, şüpheli bir yaklaşım sergilenmiştir.

Aslında, dış pazarlardaki mal güvenirliği ve prestij yönünden, muhtemelen, yurdumuzun en itibarlı müesseselerinden biri olduğu muhakkaktır.

Ancak, iç pazar politikaları, mevcut kullanıcı yorumları itibarı ile muteber addedilemez. Hernekadar, büyümenin getirdiği imajın küçük hesaplarla yıprandırılır hale getirilebilir seviyeyi aşması nedeniyle, son zamanlarda, daha müspet bir satış sonrası hizmet anlayışı hakim olmuşsa da, katılaşmış öngörülerin kolay değişemeyeceği gerçeğini herkesin kabul etmesi gerekecektir.

Kuruluşun, devamlı "Özgün Tasarım" özellikli üretimlerinin son ürünü, plastik gövdeli bir tabancadır.
ST9. Yurdumuzda, bugüne kadar yapılan tüm özgün tasarım tabancalara bakıldığında, bu silahın, gerçekten de aralarındaki "En Özgün Tasarım" olduğu görülebilmektedir. Bu bir latife değildir.

Zira, çoğu özgün tasarımımızın, bir yabancı modelin dış hatlarıyla oynanmış doğrudan kopyası olmasına rağmen, bu tabanca öyle değildir. Bir kaç modelin harmanlandığı değişik bir kokteyl görünümündedir.

Diğer yaklaşımların yanında, bunun müspet bir gelişme olduğunu kabul etmek gerekecektir. Zira, değişik yapılandırmaları bir arada kılmak için çaba verilmiş, çalışma grupları başka örnek gruplarına benzer, ancak tüm olarak onlardan farklı bir ürün ortaya konulmuştur.

Glock ile başlatılan, devamlı aynı tetik çekişine sahip, basit kullanımlı tabanca trendinde, HS2000 önderliğiyle diğer üreticilere de sirayet eden, eski tek hareketli tetik sisteminin de aynı özelliği serdettiği ve içi açılıp bir bilen tarafından tetkik ve ayan beyan rapor edilmediği takdirde, kullanıcının, sadece dış görünümle, pratik tetik çalışmasıyla aradaki farkı ayırt edemeyeceği gerçeğinden hareketle üretime alınan modeller arasına ST9 da dahil olmuştur.

ST9 tek hareketli, tetik üzeri otomatik güvenlik kanadı taşımayan, Browning kilit düzeniyle çalışan, iki taraflı elle kumanda edilebilen güvenlik kanadı, sürgü tutma levyesi ve şarjör mandalına sahip bir tabancadır. Kabza sırtlıkları ele göre değiştirilebilmektedir. Namlu dolu ve kurulu darbe elemanı göstereleri mevcut olup iğne ateşlemeli tetik düzenine sahiptir.

Tabancanın tek hareketi, aslında, bilinen doğrusal salmalı türden değil, aynen HS2000 ve SW/MP gibi, zorlamayla çok az geri hareketi takiben serbest kalır özelliktedir. Bu vasıf ek bir güvenlik unsuru olup, tetik çekiş özelliklerini, daha öndeki ateşleme iğnesi otomatik güvenliğini boşaltma yolu ile birlikte uzatarak, pratikte ve görünümde, çok daha güvenli olan yarım kurmalı tetik uygulamalarına büyük benzerlik kazandırmaktadır. Walther PPQ dahil bütün modern tek hareketli iğne ateşlemeli tabancalar bu özelliği taşımaktadır.

Tabancanın namlu kilit kaidesi, aynen HK/USP ve bir zamanların Ruger'leri gibi, çelik geri getirme yay kılavuzu arka ucunu kullanan "Peter Stahl" düzenindedir.

Peter Stahl, Almanya'da mukim, çok hassas atış özelliklerine sahip atölye işi Colt 1911 türevleri üreten bir üretici olup bu düzeni, Namlu/Sürgü kilit hassasiyetinin, gövdeye bağlı olmasından kurtulmak amacı ile tasarlamış ve tescilini almıştır.

Daha sonradan, plastik gövdeli tabancalar furyasında, aynı yapılanmanın, plastik gövde üzerinden kilit açılma darbesini de uzaklaştırdığı görülerek, sistem HK ve Ruger tarafından, muhtemelen lisansla, veya, tükenen patent süresinden istifadeyle taklit edilmiş, Sarsılmaz, aynı düzeni, metal gövdeli USP klonunda kullandığı için, yeni plastik tabancasında, daha önce HK ve Ruger'in gördüğü avantajları fark ederek kullanmış...Olmalıdır.

HK, Peter Stahl düzeniyle, namlu kilit kaidesinin ayrı çelik bir blok olarak tesisi işinden sıyırdığını düşünse de, Sarsılmaz'ın aynı paralelde olmadığı, çelik kilit kaidesi kılavuz gerisini, yine çelik ikinci bir sürgü taşıyıcı kılavuz bloku içine dühul etmesinden belli olmaktadır. Özgün tasarımın en belirgin özelliklerinden biri budur.

Tabancanın tetik yapılanması HK benzeri olmasına rağmen, tetik kolu ve iğne takilma dişi, aynen HS2000 görünümündedir.

HS2000, kurulu haldeki takılma dişini, dış darbelerden korumak için kabza emniyeti tesis etmesine rağmen, ST9, bu görevi sağ ve sol tarafta bulunan elle kumanda edilen bir mandala yüklemiştir. Her iki tabancada da, emniyetin devre dışı bırakıldığı zaman, takılma dişini kazara ateşleme iğnesi irtibatından kopmaktan engelleyen, otomatik bir mania mevcut değildir. Takılma dişinin hareket eksen piminin ön ve arkasında kalan kütle hacimleri nispeten eşit tutularak, bu amaç bir dereceye kadar gerçeklenmişse de, kazara düşüşler veya ele yönelik darbelerde, silahın ateş alması kuvvetle
muhtemeldir.

ST9'un sürgü arka kılavuz rayları, aynen HS2000 benzeri olup, ateşleme iğnesi, hernekadar, Walther P99 yapılanması serdetmekteyse de, otomatik güvenlik bloğu, her iki sistemin bir kokteyli gibidir. Bu güvenlik unsuru, yanlış olarak her marka ve modelde, "Darbe Emniyeti" olarak adlandırılsa da asli görevi, muhtemel bir sürgü/gövde aşırı aralanmasında, takılma dişinden kurtulabilecek ve namludaki mermiyi ateşleyebilecek ateşleme iğnesinin öne hareketine engel olmaktır.

ST9'un tetik kolu tetikle ters istikamette çalışmaktadır. Yani, geri giden tetiğe rağmen kol ileri hareketle, takılma dişini alttan çekerek üstteki ateşleme iğnesi ayağı irtibatından kurtarmaktadır. Tetik en geri konumda, kol üzerindeki bağlantı kesici çıkıntı, sürgüdeki yuvası içinde en ileri mahalde bulunduğu cihetle, bağlantı kesici toleransı gayet uygun durumda, sürgünün geri hareketiyle, hemen işine başlayabilir vaziyette bulunmaktadır.

Ateşleme iğnesi, tetik ve güvenlik unsurları yönünden, en azından teorik olarak, ST9'un, HS2000'den ileride olduğunu ifade etmek mümkündür.

Tabancanın sahra sökümü, Colt 1911 düzeninde, anahtar parça olarak sürgü tutucu pim gövdesini kullanır türde, bir bakıma, günümüz diğer iğne ateşlemeli tabancalarına göre, hantal özelliktedir. Sahra sökümü sonrası ortada dolaşan parça çokluğu da yine menfi bir puandır. Mamafih, HS2000 ölçü alınırsa, alışılmadık sökme mandalı rotasyon yönü ve acilde bir araya getirme durumlarında, ST9'un, daha akılcı ve pratik olduğu söylenebilir.

Tabancanın sürgü tutma mandalı iki taraflı olup, şarjör sökme sustası da adet olarak buna eşlik etmektedir.

Dış görünüm olarak, ST9'un, alışılmış Glock takipcisi diğer modellerden farkı yoktur. Kavrama kertikleri, muhtemelen dış pazarlarda sürgüsünün görünümünü süresiz olarak ticari markaya bağlayan Gaston'un gazabına uğramamak için aynen başka markalar gibi, öne de taşınmıştır.

Bu tabancanın, esas "Özgün Tasarımlara" bir basamak olması, hepimizin arzusudur.

Tabancanın kullanım ve sair özellikleri, kuruluş web sitesinden, kullanım kitabı indirilerek tetkik edilebilir.
Basında, mutat  "Milli Tabanca" safahatından, iki yerli üreticimizin, ellibin atımlık, ana parçalarda kırık olmadan dayanma testini geçtiğini belirtir ifadeler bulunmaktadır.

Başarılı tabancalardan biri Canik TP9, diğeri, Sarsılmaz ST9'dır.

Ellibin atım, bir hizmet tabancası için çok iyi bir dayanım sınırıdır. Kuruluşları tebrik etmek gerekir.

Yurdumuzun silah severlerinde, yerli üretimin, yabancı kadar güvenilir olamayacağı konusunda bir inanç olduğu öteden beri herkesin malumudur.

Bu, aslında, sadece silah konusunda değildir. Her tür sınai mamulün yabancısının, kendi ülkemizde yapılandan daha iyi olduğu inancı yaygındır.

Bu inancı doğuran amiller ne olabilir. Sınai mamulleri vücuda getirenler, hepimiz gibi bu ülkenin birer ferdi olduğuna göre, acaba, millet olarak, malzemeye şekil verme söz konusu olduğunda taife-i cin elimize, aklımıza hakim olup bizi yanlış düşüncelere sevk etmekte, tenkit söz konusu olduğunda tam aksi davranışla olması gerekeni mi vurgulamakta, yoksa, ülke fertlerinin tamamında, fırsatını bulunca lahzında ortaya çıkıveren bir "Üç kağıtçılık" hassası mı bulunmaktadır.

Yabancılar ne edip, bu fesat davranışlardan kendilerini uzak tutabilmişlerdir. Onların tamamı, "Sudan çıkmış ak kaşık" vasfında mıdır?

Muhtemelen, bu soruların cevabı, yalnızca yaşayanların içinde bulunduğu "Hukuk" düzenidir.

Yabancıların sanayileşmesi çok önceden başladığı için zaman içinde ortaya çıkan bozukluklara karşı hem üretici hem tüketiciyi koruyan düzenlemeler evvellerden başlamış ve yasa yürütücüler tarafından mümkün olan en yüksek titizlikle uygulanmış, bizde, onların çok sonrası başladığı cihetle ve uygulanabilen yasa yürütme çalışmalarının doğruluğa yakın kalabilme özelliklerine bağlı olarak gelişme ve mümkünse ilerleme yolundadır

İnsan özelliklerinin büyük oranda benzer olduğu, "İnsan Davranışları" ilmi ile dahi gözler önündedir.

Ellibin atımlık testi başaracak tabancaların, nasıl seçileceğine dair yürürlükte ve kullanılarak kemikleşmiş düzenlemeler mevcut değilse, örnekleri alanların davranışlarını şeffaflaştıracak önlemler, uygulamalar ve tavizsiz yönetim erbabı yoksa, Dünya'nın her yerinde, verilenler, bu işe özel itinayla hazırlanmış mostralardan başkası olamayacaktır. İşin daha da vahim ve komik tarafı, teslim edilenlerin, üretim denetlemelerinin iyi yapıldığı ülkelerde dahi yaptırılmış olabileceğidir.

Üniversal anlamda ticaret, mümkün olan her şartta, "Cüzdanın vicdana galebe çaldığı" bir uğraşıdır.

Kanuni düzenlemeler, mümkün olduğunca kişilerin bu tercihinin herkes tarafından görünür ve fark edilir hale dönüşümünü temin için yapılmaktadır. Uygulayanların davranışları da aynı mealde bulunmalıdır.

Kendimize sorulacak olan, ülke olarak bu kavramlar içindeki yerimiz olmalıdır.

Her şey yolunda, başkalarının hakkına el uzatan olması gereken cezalara anında muhatap oluyor ve sadece sınai işletme sahipleri bundan sıyırabiliyorsa bu işin hikmeti, bizim üretici kuruluşlarımızın bu gizemli gücünde demektir.
19 Temmuz 2013 tarihinde, Amerikan Patent Dairesi haftalık bülteninde, 17 Şubat 2011 müracaatlı ve 8485086 seri numarayla bir patent yayınlanmıştır.

Patentin konusu, "Hafif alaşımlı tabanca gövdelerinde sürgü taşıma elemanı" olarak tanımlanmaktadır ve mucidi, Latif Aral Aliş'tir.

Tescilde yer alan buluş, Sarsılmaz ST9'daki, Peter Stahl namlu kaidesi ve geri getirme yayı kılavuzu birlikteliğinin, sürgü gövdesi üzerinde, çelik ikinci bir taşıma elemanıyla irtibatlandırılmış halini tasvir etmektedir.

Bu haliyle ST9, Amerikan Patent Dairesi tetkik ve kabulünden geçmiş bir tabanca olmaktadır.

Latif Aral Aliş'i de buluşundan ve bu derece titiz bir sınai mülkiyet tescili kuruluşundan alabilmeyi başardığı ihtira beratından dolayı tebrik etmek gerekecektir.

Mamafih, sayın Aliş, bu kurumdan, ateşli silahlarla alakadar tescil alabilen ilk kişi değildir. Daha önce çok daha bütünleşmiş yapılandırmalarla kazanılmış, başkalarına ait üç patent daha mevcuttur.

Ancak, Sarsılmaz, bu işin hiç de öyle, "Atla Deve" bir zorluğu olmadığını, üzerine düşüldüğü takdirde, nasıl yapılabileceğini herkese göstermiştir.

Burada, patent alan yapılandırmanın ne olduğunu bir nebze daha açıklamak yararlı olacaktır.

Peter Stahl düzeninde, sürgü geri hareketi başlangıcında ona kilitli olarak giden namlunun aşağı kılavuzlanma ve kilitten kurtulma devinimi, çelik geri getirme yayı kılavuzunun kalınlaştırılmış ve bu işe tahsis edilmiş arka uzantısı üzerine açılmış eğik düzlem uygulamalarıyla yapılmaktadır.

Bu sistemin amacı, namlu, sürgü beraberliğini gövde endeksli olmaktan kurtarmak, böylelikle, Browning kilit düzeninin en zayıf noktalarından biri olan, namlunun her zaman sürgü üzerinde aynı noktadan kilitlenme zaafına bir çare bulmaktır.

Filvaki, adıgeçen geri getirme kılavuzunu gövde üzerinde bağlı tutan, sürgü tutma mandalı eksen pimi, yine ikilinin hassasiyetini, sürgü/namlu kombinasyonundan uzaklaştırmaktaysa da, hassasiyetin ayarını icap ettiren kritik noktalar, sadece yapımı kolay olan silindirik bir gövde ve yuva ile sınırlı kalmaktadır.

Bu yapılanma, plastik gövdeli tabancaların zuhurunda, sürgü/namlu ikilisinin darb özelliklerini, yumuşak gövdeden  uzaklaştırdığı için bazı üreticilerce tercih edilmiştir.

Bu halde dahi, kılavuzu gövde üzerinde tutan sürgü tutucu silindirik pimi, alınan darbelerin plastiğe intikalini, tabiatıyla, kilit bağlama yüzeylerinden daha geniş olan temas alanı sayesinde yayarak gerçekleştirmektedir ve bu tamponlama, bu güne kadar bu minval üzeri yapılmış tabancaların yüzbinlerce atışına dayanabilmiş, işe yararlığını göstermiştir.

Sarsılmaz'ın buna katkısı, çelik kılavuz gerisini, plastikten daha sağlam, yine çelik bir ikinci kaide içine irtibatlamak olmuştur. Bu kaideyi gövde üzerinde tutan yine sürgü tutucu gövde pimi, darbeleri plastiğe yayarak intikal ettiren yine aynı elemandır. Farklı olarak, üst kilit bağlantıları hassasiyetini etkileyecek ikinci bir aracı ortam tesis edilmiştir. Yapılandırma, metal alaşım gövdeli bir HK/USP klonu olan ST10'da ve onu takip eden kokteyl tasarım plastik gövdeli ST9'da aynen kullanılmıştır.

Pratik olarak, elde edilen katkı, kullanım dayanıklılığından ziyade, tabanca ağırlığında gerçekleştirilmiştir.

Bugüne kadar kimsenin düşünmediği, muhtemelen, düşünmeğe gerek duymadığı bir yaklaşımı, Sarsılmaz, ABD patent  dairesine tescil ettirmiş bulunmaktadır. Mamafih, patent içinde talep edilen yenilik iddiası, sadece hafif metal alaşımlı gövdelerde kullanımla sınırlandırılmıştır. Yani, plastik gövdeli  ST9'un, resim olarak benzerliği dışında, patentle alakası olmadığı ifade edilebilecektir. 

Böyle önemsiz detayların ülkemiz için, en azından bazı merciler nezdinde geçerli addedilemeyeceği açıktır.

Artık ST9, üstelik, Amerikan patentli, "Milli Tabanca" olmaya aday bir silahtır. Muhtemelen, geçmişi bir haftalık olan bu imtiyazlılığın, vurgulanarak kullanılacağı günler yakındır.

Şimdiden "Milli Tabancamız" hayırlı olsun diyebiliriz.
Sarsılmaz'ın Amerikan Patent Dairesi nezdinde tescil ettirdiği ve muhtemelen ST9'un ilerideki tanıtımlarında kullanacağı yeniliğinin nitelikleri hakkında bir nebze daha durmak faydalı olacaktır.

Şu sıralarda, USPTO tarafından yayınlanan patentlerin büyük çoğunluğu, Sarsılmaz'ın da içinde bulunduğu, "Teferruat" kabilindendir.

Öyle olması halinde dahi, kurumun bu işi savsaklamadan, ciddiyetle yaptığı, her ne kadar, müracaat adedinin akıl almaz seviyede çokluğu ana sebep ise de, dosyasının kabul ve tescil tarihleri arasında geçen ikibuçuk yıl ile barizdir. Bu süre içinde, kurum ve talep sahibi arasında en az iki kere karşılıklı görüş teatisi vuku bulmuş, sonunda araştırıcıların ikna olmasıyla tescil gerçekleşmiştir.

İyi veya kötü, bu, akla gelmemiş bir yeniliğin bilinenlerin tetkiki ile, onlardan farklı olduğunun ciddi ve çok güvenilir bir kurum tarafından tasdiki demektir. Diğer üretici kuruluşların hiçbirinde benzer bir girişim görülmemiştir. En azından, korkmadan, az tatbikat mahalli bulsa dahi, bu nevi yaklaşımların, konusunda önder kurumlarca tasdik ve tescilinin yapılabileceği herkese gösterilmiştir. Bunu küçümsememek gerekecektir.

Getirilen yeniliğin ne ölçüde değerli olacağı, bizim gibi, uluslararası patent fakiri ülkeler için, ikinci derecede önem arz etmektedir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, patent, sadece metal alaşım gövdeli türler için verilmiştir. Aynı mealde, plastik gövdeli versiyonlar için daha önceden, çok daha uzun araştırmalara binaen alınmış patentler mevcuttur.

Bir patentin, ne ölçüde değerli ve tedavüldekilerden farklı olduğuna en basit ölçü, araştırmanın yapılışında müracaat edilen diğer verilmiş patent referanslarıdır.

Sarsılmaz'ın patentinin tetkikinde, bu listenin çok kısa olduğu dikkati çekmektedir. Mevcudun hemen hepsi de konu ile aynen değil, manen alakalıdır.

Bunun anlamı şudur; Daha önceden çok az kişi aluminyum veya titanyum alaşımı bir gövde üzerinde çelik ve değiştirilebilir sürgü taşıyıcı blok kullanma ihtiyacı hissetmiş veya buna gerek görmediği için yenilik olarak nitelendirip tescil zahmeti duymamıştır. Zira alaşım gövdelerin dayanımı, pratik sınırlar içinde çeliğe çok büyük farklılıkta değildir. Fazladan, Alaşım gövde tesisinin ana amacı, üniteyi hafifletmektir. çelik bir bloğun bu konuda ne ölçüde faydalı olabileceği, büyücek bir
soru işaretidir.

Ancak, plastik gövde söz konusu olduğunda durum değişecektir. Düşünen kafalar, çok önceden uyanmış ve bunun tescilini almışlar Amerikan Patent Dairesi de, Sarsılmaz beratında, kesin sınırı, hiç acımadan koymakta tereddüt etmemiştir.

Kısacası, ST10 için geçerli olabilecek bu yaklaşım, Sarsılmaz patentinin ST9 üzerinde yer alması halinde hükümsüz, sadece, haksız rekabeti tescil eden bir ibare olarak kalabilecektir.

Ancak,

Bu nevi kavram ve yaklaşımlara son derece yabancı olan toplumumuzda, acaba bu nüansı, fark edebilecek kaç kişi mevcuttur ve öyle olsa dahi, patent sahibi kuruluşu bundan men edecek bir kurum var mıdır?

"Milli Tabanca" kriterlerini ortaya koymak başka, bunları gerçekleştirecek özgün olması gereken tasarımı çıkartabilmek daha başka konulardır. Mevcut kuruluşlar arasında birini seçerek işe başlama söz konusu olduğunda, yetkililer nezdinde özgün denilebilecek bir tasarıma imza atmış, fazladan, rakip hiç bir kuruluşunda mevcut olmayan bir Amerikan Patenti sahibi de olan müessesenin ilk tercih olacağı kuvvetle muhtemeldir.

Diğer kuruluşların hiçbirinin kopyadan ileri bir yaklaşımda bulunamadığı, daha da ötesi, ileride dahi bu konumda olamayacağı hemen hemen açıktır. Milli tabancayı, gayri milli bir dış müessesenin üretmesi düşünülmüyorsa, Perşembe'nin gelişi, günün çarşamba olduğundan bellidir. Sarsılmaz, bu konuma ulaşmak için üç yılını harcamıştır. Seçici kurul, başkalarının da, niyet edip başlasalar bile, başarı şansı şüpheli olan, üç yıl daha bekleyebilecek midir.

Bir önceki metinde yer alan "Milli Tabancamız hayırlı olsun" ifadesi, bunlardan kaynaklanmaktadır.

Sarsılmaz'ın dış ilişkilerinin iyi olduğu, potansiyelinin yüksek bulunduğu gerçekleri yanında, artık, tasarımı kime ait olursa olsun, özgün kokan bir tabancası, isterse onun üzerine vurabileceği ve buna kimsenin engel olamayacağı bir Amerikan Patent seri numarası bulunmaktadır.

Patentinin, şemsiye üzerinde ikinci bir şemsiye nitelikli oluşu, tabancasının kriterlere uygun olmaması, yurdumuzun makus talihi uygulamaları yanında önem arz etme durumunda değildir. Sarsılmaz'ın referansları, mevcutlar içinde en iyi olanıdır.

Diğerleri, yapabiliyorlarsa, ona yetişmelidirler. Milli tabanca kriterleri nasıl ve kimler tarafından belirleniyorsa, buna uyacak iyi vasıflı yabancı tabancalar mebzuldür. Bizim babayiğitlere düşen, aynı evsaf yanında, onlardan farklılıkları taşıdığı için özgün sayılabilecek bir tabanca tasarlamaktır. Aksi halde yapılanlar, "Taklit" veya "Klon" olarak nitelendirilmekten kurtulamayacaklardır.
Sarsılmaz'ın, yeni tür tabancalarında, HK klonlamalarından adapte olduğu, Alman Peters Stahl sisteminden biraz daha detaylıca bahsetmek faydalı olacaktır.

Bu düzenlemenin basit olarak tasviri, 1911 Colt modelinde mafsal üzerinde geri yaylanarak sürgü kilit yuvalarından kurtulan namlunun, FN GP35 ya da "Ondörtlü Browning" benzeri bir eğik düzlem saptırıcısı ile bu işlevi yürütmesidir. İşin enteresan tarafı bu nevi uygulamaların ilklerinden birinin, ülkemizin ilk özgün tabanca tasarımcısı Nuri Killigil Paşa tarafından düşünülüp 1930 tarihli Polonya Patent Kurumu tescilinde yayınlanmış olmasıdır. Hem GP35 ve hem de Killigil, saptırıcı kılavuzları gövde üzerinde düzenlemişler, fazladan Killigil bu uygulamayı yanlara alarak ön ve arkada dört yerde tatbik etmiştir.

Gövde üzerinde yer alan kilit atma eğimli kılavuzları, tabancanın tamamına integre tedbirlerle ve muhtelif mahallere meşakkatli müdahalelerle, talep edilen atış hassasiyetine uyarlanabilmektedir. Daha da ötesi, aynı silah içinde farklı çapta namlular kullanımıyla aranan çeşitlilikte, uygulama daha da karmaşık hale gelecektir.

Almanya gibi, kişilerin sahip olabileceği tabanca adedi sınırlı ülkelerde, aynı silah üzerinde değişik çaplı namlular, tek bir ünite olarak kabul edildiği için, bu nevi uygulamalar, kullanıcı için cazip hale gelmektedir. Bilinen ve ne için tesis edildiği fazlaca anlaşılamayan tek tabanca üzerinde dört çap değişikliğine imkan veren HK4, bunun en iyi örneklerinden biridir.

Bir Alman vatandaşı olan Joseph Peters Stahl, zikredilen "Çeşitli çap/ tek tabanca" uygulamalarını basite indirgemek için, namlu kilit atma eğimli kılavuzunu, böyle bir istek halinde değişmesi elzem olan, namlu ve geri getirme yayı kılavuzu elemanlarına yüklemeyi düşünmüş, bunun için, Colt1911'den farkı olarak tam boy tesis ettiği kılavuz piminin arka kısmının çapını kalınlaştırarak namlu kilit alt ayağını bunun üzerinde şekillendirdiği bir platform ve takip eden eğimli rampa formuna bindirmiştir.

Stahl'ın bu düzenlemesi, çap değiştirme söz konusu olduğunda, yeterli hassasiyette toleranslarla, gövde ile hiç meşgul olmadan, istenenin, belki, geri getirme kılavuzunu yerinde tespit eden sürgü tutma mandalı eksen pimi üzerindeki çok küçük müdahalelerle, gerçekleşmesine imkan vermektedir.

Atölye hassasiyetinde imal edilen tabancaların Amerikan Springfield Armory Inc. tarafından cazip bulunarak talebi  üzerine iki kuruluş birlikte, sadece tek çaplı "Linkless= yani, Mafsalsız" ve muhtelif çaplı "Omega" modellerini üretmişler, yaklaşımın Amerikan pazarında taklidine engel olmak için müracaat ettikleri patent tescilinde, daha önceden aynı konu üzerinde alınmış diğer beratların ihlali kararıyla, ikilinin çalışmaları bu ülke nezdinde kesilmek zorunda kalmıştır.

Peters Stahl'ın, çeşitli çap uygulamaları için düşündüğü yapılanma ilginçtir. Kapak ön yüzeyinde, muhtelif çaplar için tabla yuvası açılmadan düz bırakılmış, değişik ölçülere uyarlama için normal tırnak karşısına ikinci bir tırnak eklenmiştir. Muhtelif çapların değişik boyutta tablaları, iki tırnak arasında gerilim altında tutulmakta ve hatasız dolum için çok iyi bir kılavuzlanma elde edilmektedir. Omega modelleri, aynı gövdede aralarında .45" de olan dört değişik çaplı ve önden yukarı gaz saptırma açıklıklarıyla mücehhez, dört namlu ve geri getirme yaylı kilit atma kılavuz pimleri ihtiva etmektedir.

Sarsılmaz'ın ST9 tabancasında, gururla ve Dünya'da ilk olarak lanse ettiği, "Muhtelif çap/ Aynı tabanca" yaklaşımı, görüldüğü kadarıyla Peters Stahl sistemi kadar yeni ve eşsizdir.

Stahl kilit kılavuzlarını arka bölümünde taşıyan geri getirme yayı pimi, maalesef, namlunun alt ve geriye sademelerine karşı yeteri hassasiyette ısıl işleme tabi tutulmadığı takdirde kırılabilmektedir. Sistemin en zayıf tarafı budur.

Gerek Amerika ve gerekse Almanya'da, Stahl patent müracaatının inkitaya uğraması nedeniyle, yapılanma Ruger ve HK tarafından, belki de belirli bir Know How bedeli ödenerek taklit edilmiştir.

Özellikle HK uygulamalarında, daha da etli tutulmasına rağmen, ilk plastik gövdeli USP serilerinde, kırılmalar görülmüşse de, çok kısa zaman içinde bunların üstesinden gelinmiştir.

Sarsılmaz'a ilham veren HK uygulamalarında, sistemin seçilme amacı, diğer tabancaların aksine, plastik gövde üzerinde müstakil ikinci bir namlu saptırma kılavuzu tesisi zorunluluğundan kurtulmaktır. Sistemin gövde dayanımı yönünden diğer yapılanmalara üstünlüğü mevcut değildir. Kazanım, parça adet ve montaj mahiyetlidir.

Sarsılmaz, önce alaşım gövdeli HK USP klonu ST10, ardından bu tabancasının özelliklerini büyük ölçüde aktardığı ST9 modelleriyle Stahl sisteminin yurdumuzdaki kullanıcılarından ilki olmuştur. Kuruluşun muhtelif çap uyarlamasını nasıl bir yapılanmayla başardığı, bunun için Stahl'ın karşılıklı tırnak yöntemini mi kullandığı belirsizdir.

Filvaki, Amerika'daki patent serüveni hüsranla sonuçlanmış olsa da, Peter Stahl'ın, Almanya esaslı bir tescilinin mevcut olduğu muhakkaktır. Patent haklarının belirli süreleri bulunduğu ve bu yaklaşımın da bilinen kadarıyla zaman aşımını çoktan kat etmiş olduğu kuvvetle muhtemel olduğu cihetle, Sarsılmaz'ın bu uygulamada bir hak ihlalinin olduğunu ifade edebilmek mümkün değildir. Müessese iş bilirdir vesselam.
Dünya'nın hemen her yerinde, tasarım tecrübesi olmayan, hatta, olsa dahi, yaklaşımlarının belli bir zaman aralığında kabul edilmişliği mevcut bulunmayan  kuruluşların ilk modellerine kullanıcı talepleri mütereddittir. 

Bunun yanında, özellikle bizim gibi, test örnek alımlarının şeffaflaştırılamadığı ülkelerde, verilen mahdut sayıda tabancanın, hatırı sayılır miktarda atım adedine ulaşabilmeleri, üretim aşamasında çıkartılacakların aynı evsafta olacaklarına bir ölçü değildir.

Daha da ötesi, yirmibirinci yüzyılda, plastik gövde gibi malzeme yeniliği taşısa da, iğne ateşlemeli ve sadece tek hareketli olarak tasarlanan bir tabancanın ortaya koyabildiği teknolojik ilerleme, geçen asrın başlarında üretilmiş bir FN 1910'dan öte değildir.

Şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki, yarım kurmalı ve sürekli aynı tetik çekiş hassasına sahip bir tabancanın, ayırt edilmesi zor olan harici özelliklerini, tek hareketli bir örneğe taşıyıp, benzer  güvenliği havi imiş gibi sunulması, doğrudan haksız rekabettir. Yabanca veya yerli fark etmez.

Bu kabuller ışığında, almayı düşündükleri plastik tabancanın yerli olması arzusundaki talep sahiplerinin, sisler dağılıp ufuk daha net görülünceye kadar beklemeleri daha doğru olacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin "Silah Lobisi" yürütme organı "NRA"nın yayın ünitesi, "American Rifleman", Eylül sayısında, "Sarsılmaz" kuruluşuna, haber niteliğinde, toplamda sekiz sayfadan fazla yer vermiş bulunuyor.

Bu dergi, daha önceden de, Sarsılmaz ürünlerine, muhtelif zamanlarda, sayfalarında peyderpey alan ayırmıştı. Ancak, özellikle, firmanın bu kapsamda tanıtımı ilk defa vuku bulmaktadır.

Bu nevi bilgilendirmenin, başka firmalar için dahi, nadiren yapıldığını ifade etmek, yararlı olacaktır.

"NRA", Amerikan silah severlerinin üyesi olmaktan gurur duydukları, yaptığı senelik ödüllendirmelerle, istediği ürünlerin satış şanslarını, istediği mecralara sevk edebilen, yerine göre, üyelerinden aidat istemlerini lobi gereklerine göre, ihtiyari olması gereken şekilde artırabilen, hatta, yerine göre, başkanlık seçimlerini dahi etkileyebilen bir kuruluştur. Çoğu kişinin hatırlayabileceği gibi, 1910'lu yılların ileri teknolojisini asrımıza taşıyan, Springfield XD tabancalarına iki kere "Yılın abancası"
ödülünü layık gören sosyal yapılanmadır.

Dergi, Sarsılmaz'dan sitayişle bahisle, yüzelli yıla yakın geçmişe sahip olan kuruluşun, Dünya'nın en ileri teknolojisine sahip ve en büyüklerinden biri olduğunu, hatta, özellikle bir CNC tezgahının eşine, sadece "Ferrari"nin sahip olabildiğini, yetmişi aşkın ülkeye mal veren firmanın, "Sarsılmaz" olduğu kadar, "Durdurulamaz" vasfını da hak edeceğini ifadeyle yazısına son vermiştir.

Geçen asrın ortalarından on yıl kadar sonra, İstanbul Mercan'da, o zamana göre, en az seksen yıllık mazinin, muhtemelen çok azının sığdırılabildiği altı metrekarelik bir dükkandan, tek kırma tüfek imalatıyla büyümeye başlayan, mevzuatın boşlukları ile, vitrininde .22 çapta tabancalar satabilen, seksen ihtilalinde, ilgili ticari işletmelerin tamamı yerinde durup, ters geri tökezlenirken, dışarıdan parça getirip av tüfeği imalatını sürdürebilen, asırlık İtalyan "Bernardelli" firmasını satın aldıktan
sonra iyice "Yürü ya kulum" a bağlanan, kısacası, başkaları yerinde dahi sayamazken alabildiğince koşarak ilerleyen bu firmanın, Amerika'da yakaladığı başarıyı ne küçümsemek, ne de buna şaşırmak gerecektir.

Kuruluş, aslı "Ucuza alıp pahalıya satmak" olan ticaretin esasına vakıf olmuş, mal verdiği yerlerden aldığı hayati sinyallere göre, olması gereken kaliteyi tayin ve tahsis etmiştir. Havalı silahlardan otomatik piyade tüfeklerine kadar getirisi olabilecek her ürünü imal etmiş, uçuşan trendi havada kapıp, kendini ona uyarlamayı bilmiştir. Tüm Dünya'da kazancın "Ne kadar ekmek, o kadar köfte" olan şiarına harfiyen ayak uydurmuştur.

Yurdumuzdaki satış politikası da bu bağlılığın bir uzantısıdır. Kullanıcıların ne kadarının ne ölçüde bilinçli ve mal seçer olduğunu görmüş, on göre ürün vermiştir. Sadece imal ettiği birimlerde değil, dışarıdan ithal ettiklerinde dahi aynı şiarı görmek mümkündür. Alaşım kusurlu Fabarm tüfeklere dipçik takılmış, Winchester'in reddettiği Marocchi av tüfeklerinin üzerine yerli yapım armalarla ana firma markası iliştirilmiş, satılan ürünler, sahiplerince, senelerce ve gururla kullanılmıştır.

Esas hayret edilmesi gereken, atılımcı özelliği bu kadar yüksek, maddi imkanları da ona keza olan kuruluşun, neden kendi özgün tasarımlarına ürünleri arasında yer vermediğidir.

"Denenmiş olan güvenilirdir" prensibini kurtaracak satış grafikleri hayli gerilerde kaldığına göre bu suale bir tek cevap kalmaktadır.

Firmanın karar organları, kendi uğraşı olan branşta, "Neyin eskiden farklı ve yeni" olduğunu ayırt edebilme özelliğinden uzaktadırlar. Muhtemelen, angajman içinde olduğu geliştirme üniteleri, kendileri de bir o kadar tefrik kusurlu oldukları cihetle, sağdan soldan aşırdıkları yapılanmaları, yüksek mercilere "Özgünmüş" gibi sunmaktadırlar. Bahane bellidir; "Bir namlu, bir sürgü, şarjör, tetik, horoz... Tüm tabancaların bir diğerinden ne farkı var? Neden kimse araba lastiğine bir laf etmiyor".

Bugün, hafif silah kültürünün en üst platformu kabul edilen Amerika'da, gerçek bilincin, internet ortamında beheri birer otorite olan klavye erbabı sayesinde giderek düştüğü bir hakikattır. Bunun yanında, ucuz ve kaliteli olma kaydıyla bu ülke silah severleri, sunulan ürünlerin özgün tasarımlar olmasına hiç de aldırmazlar. Son ahvalde, Sarsılmaz da, artık klasiklerinden sayıldığına göre, ondan kendine has, değişik ürünler bekleme ihtimalleri çok zayıftır. Yani, Amerikalılardan, "iyi, tamam,ucuz ve kaliteli mal veriyorsun arkadaş ama, nerede bunun özgünlüğü" dokundurmasıyla Sarsılmaz'ı kendi
özgün tasarımlarına yöneltme ihtimali hayli düşüktür.

Sarsılmaz, Dünya yüzünde en büyük ve ileri teknolojiye sahip tesislerinin, o ölçüde eşsiz olmasını arzu ediyorsa, bunu  sadece kendi için yapacaktır. İnsan hafızasında, yazla kış, geceyle gündüz, acıyla tatlı gibi köşelendirmelerin esası değişikliklerdir.

Saygılar. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Sayın Strongarm,

Sarsılmaz'ın Sar-9'unu bize tanıtmanız ve ST-9 ile kıyaslamanız mümkünmüdür acaba :)

Saygılarımla



Mesajı Paylaş

strongarm

Sayın BETONBEY,



SAR9, tüm Dünya'da, hemen hemen en kullanışlı ve sağlam hizmet tabancası kabul edilen Glock platformuna, Sarsılmaz'ın, bizim
hükümet yetkililerince talep edilen "Milli Tabanca" kavramında yaklaşımıdır.

Zikredilen Avusturya menşeli silahtan sonra pazara verilen, muhtemelen, Sarsılmaz nezdinde daha geçerli bazı özellikler
yapılanmaya dahil edilerek, tabancanın cazibesi artırılmaya çalışılmış görünümündedir. Bunlar;

- Plastik gövde içinde çelik bir şasi görevli esas gövde,

- İki taraflı kontrol mandalları,

- Opsiyonel olarak elle etkinleştirilen güvenlik mandalı,

- Değişik bir tırnak yapılanması ve sökme mandalı yapılanması...

Gibi unsurlardır.

Görünüşte yararlı olabilecek bu değişikliklerin,  henüz deneme safhasındaki bir tabancada artıları şüphelidir ve özellikle
tercih edilen yeni tırnak yapılanmasının eksileri olduğu ifade edilebilir. Zira, atalet ortamında hareket gören aksamın bütün
etkinliği, kütlesine bağımlı ağırlığından ibarettir olup, tırnak yaylarının geri tepme sırasında, kovan arkasını kapak önünde
tutmada fazla rolu yoktur. Glock'ta bu mahzur, ağırlığı nisbeten fazla olan uzun yay kılavuzu ile bertaraf edilmeye gayret
edilmiştir.

Diğer taraftan, Glock tetik elemanları ile iğne bağlantısını sağlayan "Connector" tanımlı parça, yerindeki devinim toleranslarını
kendi işgörme ortamına, manivela etkisiyle artırarak taşır evsaftadır. Bu aksamın yerine iyi tesbit edilmemesi veya çalışma  ile oynar
hale gelmesi, silahta istem dışı ateşlemelere neden olacak arızalar yaratabilecektir. Metal ve plastik aksam yapım toleranslarının
çok iyi ihdas ve devamlılığı gerekecektir.

Henüz yerine  oturmamış estetik görünüm unsurları da düşünüldüğünde, SAR9'un, en az iki yıllık sahra tecrübesini havi olmadan
tercih edilmemesi gereken bir model olduğu söylenebilir.



Saygılar.

Mesajı Paylaş

BETONBEY

Bilgilendirme için teşekkürler üstadım ama maalesef 2 yılım yok. Önümdeki 7-8 ay içinde bir yerli tabanca alma opsiyonum var.

Canik-55 TP9 Elite, Sarsılmaz ST9 ve Sar 9 arasında kaldım.

Seç seçebiliyorsan :) Mesajı Paylaş

kara mehmet

Sayın betonbey yakın zamana kadar forumlarda yerli silah üreticilerinin yetersizliğinden bahsedilirdi. Şahsen canımı emanet edeceğim bir silahtan güvenilirlik beklerim. Ben silah alacak olsam stoeger cougar alırdım. En nihayetinde o da Türkiye de üretiliyor. Mesajı Paylaş
Savaşma Seviş

Sabri Ünal

@betonbey, memleketimin girsan ürünlerini de imkanın olursa bak isterim.

http://girsan.com.tr/upload/images/MC-28-SACS-Col-Sarisi.png Mesajı Paylaş
>>> Kaynak belirtmediğim her düşünce şahsi kanaatimdir. Fikirlerinizle uyuşmuyorsa çöpe atın gitsin.


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter