Dış Basından Türkiye Haberleri

Başlatan Sihirbaz, Kas 02, 2015, 10:56 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Haber İngiliz The Guardian'dan:

Guardian: Türkler ağır bir bedel ödeyebilir


Guardian gazetesindeki bir analizde, "Türkler, Erdoğan'ın vadettiği istikrar için ağır bir bedel ödeyebilir" dendi.

Simon Tisdall imzalı yorum özetle şöyle:

"Türkiye'nin kavgacı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisi AKP, beklenmedik bir şekilde parlamento çoğunluğunu kaybedince ağır bir darbe almıştı. Erdoğan Pazar günü, siyasi yaşamının en büyük kumarını oynadı ve kazandı."

"Ama Türkler, Erdoğan'ın sadece kendisine ve AKP'ye tam yetki verilmesiyle ulaşılabileceğini söylediği istikrar için ağır bir bedel ödeyebilir. Erdoğan'ın hoş olmayan mesajı ayrılık ve korkuya dayalıydı: Komşulardan, Kürtlerden, yabancılardan, mültecilerden Amerikalılardan, AB'den ve insanların birbirlerinden korku duymalarına dayalıydı."

'Benden sonra tufan'

"Erdoğan, havayı 'benden sonra tufan' politikası uygulayarak değiştirebileceğini düşündü. Cumhurbaşkanı olarak tarafsız olması gerekmesine rağmen, seçim kampanyası boyunca istikrar, güvenlik lafını ağzından düşürmedi. Ve yeterli sayıda seçmen, Erdoğan'ın uyarılarını dikkate aldı."

"Bu, otoriterliği Türk demokrasisinin geleceği için derin kaygılar yaratan bir adamın şaşırtıcı bir kişisel zaferidir. Taraftarlarınca yeni Atatürk olarak görülen, düşmanlarınca Osmanlı sultanı özentisi olarak nitelenen Erdoğan şimdi modern Türkiye'yi kendine göre şekillendirme, ülkesinin geleceğine karakterini, vizyonunu, muhafazakar, yeni İslamcı görüşlerini yansıtma şansına sahip."

"Muhalif gazetelere, sosyal medya ve bağımsız gazeteciliğe baskı yapmakla, Gezi parkı protestolarını şiddetle bastırmakla eleştirilmesine rağmen Erdoğan yine kazandı. Son zaferi, AKP'nin 2002'den beri arka arkaya üç seçim kazanmasından daha büyük bir zafer. Çünkü Erdoğan bu kez oy pusulasında yoktu. Seçim yeni parlamento için yapıldı ama her şey tamamen onunla ilgiliydi."

"AKP, MHP'den destek alabilirse, anayasayı değiştirme ya da yeniden yazması için gerekli olan 330 milletvekili sayısına ulaşacak. Bu Erdoğan'ın potansiyel olarak en tartışmalı, en büyük arzusunu gerçekleştirebilmesi anlamına geliyor. Yani Putinvari, icra yetkisine sahip bir başkanlık. Bir başka deyişle fiilen Türkiye'nin parlamenter sistemden, tek adam diktasına geçmesi. Parti kuralları gereği geçen yıl başbakanlığı bırakmaya zorlanmasından bu yana Erdoğan'ın amacı bu oldu. Şimdi sonunda istediğini elde etmiş görünüyor."

"Erdoğan'ın mutlak zaferi, Kürt azınlığa karşı çatışmacı yaklaşımı ve PKK'ya karşı operasyonları yeniden başlatmasına karşı çıkan birçok Türk ve Batılıyı endişeye sevk edecek. Bu değişiklik şiddeti ve sıradan seçmenler arasındaki güvensizlik duygusunu artırdı - ki belki de amaç zaten buydu."

"Gecenin kaybedeni HDP"

"Recep Tayyip Erdoğan, AKP'nin seçim yenilgisinden sonra savaşı yeniden başlatmakla suçlandı. Şimdi avantajını kullanıp, PKK'ya ve müttefiklerine karşı daha sert önlemlere başvurabilir. Buna alternatif olarak yetkisini yenilemenin rahatlığı içinde geri çekilip ateşkesi ve birkaç yıl önce kendisinin başlattığı barış sürecini yeniden geri getirebilir. ABD ikinci seçenek için bastıracak."

"HDP meclise girmeyi başarsa bile gecenin kaybedeniydi. Şimdi Kürtler, uzun bir belirsizlik dönemiyle karşıya."


Haberin orjinal hali için:

http://www.theguardian.com/world/2015/nov/01/turks-could-pay-high-price-for-stability-promised-erdogan


Mesajı Paylaş

Sihirbaz

#1
Kas 03, 2015, 09:25 ÖÖ Last Edit: Kas 03, 2015, 09:37 ÖÖ by Sihirbaz
İngiliz basını sanki sözleşmişcesine konu ne olursa olsun Türkiyeyi eleştirmeye devam ediyor. Haber Financial Times'dan:

'Erdoğan eskiden toplayarak kazanıyordu şimdi bölerek'


Financial Times yazarı David Gardner, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "toplumu bölme stratejisi uyguladığını ve Türkiye'nin bedel ödediğini" yazıyor:

"Hayranlarına göre bir dev, çaresiz muhaliflerine göre bir despot olan Erdoğan yine başardı. Çatışmayı tercih ederek kumar oynadı ve kazandı. Erdoğan eskiden toplayarak zafer kazanıyordu şimdi ise bölerek. Bunun maliyeti Türkiye'ye ağır olabilir."

"Anayasaya göre tarafsız ve herkesin cumhurbaşkanı olması gereken Erdoğan, AKP'nin ve seçmen tabanının Sünni, İslamcı ve etnik Türk kimliğini keskinleştirdi, Kürtleri, Alevileri sistematik olarka ötekileştirdi. Devletin gücünü, ihaleleri, vergi denetimlerini kullanarak ve suistimal ederek medya üzerinde hakimiyet kurdu, muhalif sesleri susturdu, sosyal medyaya baskı uyguladı.

"Erdoğan'la ilgili birçok tezattan biri Kürt sorununu çözümün eşiğine getiren lider olması. Ancak seçim aritmetiği aleyhine işlemeye başlayınca geri çekildi. Bu eğilim Haziran seçimlerinde HDP'nin Erdoğan'ın tek adam planlarını geçici olarak bozmasıyla devam etti. PKK'nın saldırılarına tekrar başlamasıyla Erdoğan da operasyonlara başladı. Erdoğan'ın milliyetçi oyları kazanma ve Kürt milliyetçilerinin oylarını geri çekme planı başarılı oldu.

"Ancak bunca şeyden sonra AKP hükümeti Kürtleri nasıl müzakere politikasına ikna edecek? Erdoğan'ın hukukun üstünlüğü ilkesini çiğnemesi ve Türkiye'nin kurumlarının içini boşalttığı dikkate alınınca bu daha da zor. Ama tek suçlu Erdoğan değil. PKK da eline fazla güvendi."

'Erdoğan'ın zaferi Türkiye'nin istikrarı için tehdit'

Daily Telegraph yazarı Mark Almond da, "Erdoğan'ın zaferi Türkiye'nin istikararı için tehdittir" başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı'nın gerilim ve korku politikasıyla kazandığını öne sürüyor:

"Pazar günkü seçimlerde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin elde ettiği mutlak zafer, ülkenin istikrarıyla ilgili kaygıları sona erdirmez mi? NATO'nun Orta Doğu'daki, yaşamsal öneme haiz müttefikine, beş aydır devam eden siyasi çıkmaz ve mezhepsel şiddetin ardından sükunet gelmedi mi?

"Maalesef hayır. Türkiye'deki seçmenler Recep Tayyip Erdoğan'a bu kadar güçlü bir yetki vererek gerilim ve korku, alamet-i farikası haline gelen bir liderin arkasında toplandılar. Erdoğan seçimlerden önce, seçimler yapıldıktan sonra muhalif gazete editörlerinden hesap sorma tehdidinde bulunmakla suçlandı. Başarısının boyutlarına ve geçmişine bakınca ondan büyüklük beklemek saflık olur. Aynısı istikrar için de geçerli.

"Ancak Nato'daki müttefikleri, bölünmüş bir muhalefete baskılarından çok, Erdoğan'ın güneydeki komşularına yönelik politikalarına sadık kalıp kalmadığıyla ilgilenecek.

"Erdoğan için, Kürtlerin hem içeride hem de Suriye ve Irak'ta arz ettiği tehdit dört yılda çözmesi gereken bir sorun. Washington, Erdoğan'ın Suriye'deki ikili oyunundan duyduğu rahatsızlığı artık gizlemeyemezken, Batı mülteci krizi nedeniyle ona çaresiz bir şekilde muhtaç.

"Türkler, Pazar günü 'barış ve istikrar' için oy vermiş olabilirler. Ama Erdoğan'ın barışı tesis etme stratejisi şiddetin önce tırmandırılmasını gerektiyor. Eğer Kürt direnişi hızlı bir şekilde kırılmazsa, içeride işlerin rengi değişebilir.

"Erdoğan şimdi büyük sarayında konumunun sağlam olduğunu düşünebilir. Ama, İslami dayanışma ve Türk milliyetçiliğinden aldığı destek gücünün sınırları görmesini engellememeli. Daha önceki ekonomik mucizesini gölgede bırakan bir resesyona rağmen kazandı. Dış politikası ekonomiyi daha da tehdit ediyor. Mülteci krizi turizmi vurdu. Eski partneri Putin, Suriye'deki gerginlikleri nedeniyle Asya'ya Rusya üzerinden ticareti engelliyor. Erdoğan'a bu zafer anında ani bir alicenaplık gelmezse, Türkiye, komşuları ve müttefiklerini zor günler bekliyor demektir."

https://next.ft.com/content/4ad5c89e-8165-11e5-a01c-8650859a4767
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

#2
Kas 03, 2015, 09:33 ÖÖ Last Edit: Kas 03, 2015, 09:35 ÖÖ by Sihirbaz
İngiliz basınından bir başka eleştirel haber daha. Bu kez The Independent'dan:

Barış süreci için Erdoğan'a baskı yapılmalı


Independent gazetesi başyazısında, "Türkiye'deki seçimin sonuçları hem ülke hem de bölge için kötü" diyor.

Yazıda özetle şöyle deniyor:

"Türkiye'deki seçmenlerin Cumhurbaşkanları tarafından önlerine "Ya ben, ya kaos" seçeneği konulduğu dikkate alınırsa, Recep Tayyip Erdoğan'ın parlementoda mutlak çoğunluğu elde etmesi şaşırtıcı olmayabilir."

"Erdoğan'ın partisi AKP'nin oylarını bu kadar artırması beklenmiyordu. Ama kazandığı 316 sandalye, otokratik Neo-İslamcı liderin yetkilerini artırmaya yönelik anayasa değişikliği yapabilmesi için yeterli değil."

"Erdoğan belki yanılmış bir şekilde Kürt ayrılıkçılığı korkusu ya da yanlış hesap yaparak 'Düşmanım düşmanı dostumdur' deyip bugün Irak ve Suriye'yi mahveden İslamcı militanlara göz yumdu. Eğer Batı Erdoğan'la çalışacaksa, ki çalışmalıdır, böyle lakayıt bir yaklaşımın geçmişte kaldığı konusunda güvence verilmelidir. Buna ek olarak, Erdoğan'a Kürtlerle barış sürecine yeniden başlaması için baskı yapılmalı. Bir çok kişi, çatışmaların yeniden başlamasını bir seçim stratejisi olduğunu düşünüyor."

"Söz konusu olan Türkiye'nin Orta Doğu'nun ve Avrupa'nın istikrarı ve refahıdır. Türklerin sınırlarında tanık olabilecekleri şiddet ve topraklarında gördükleri terörist saldırılar, insanları korkuttu. Bu tür koşullarda insanlar genel olarak sağa ve tanıdıkları düşmana dönerler."

"Şimdiye kadar Erdoğan Türkiye'nin geleceğini nasıl garantiye alacağını ve bu amaçla bölgedeki komşularıyla nasıl çalışacağı konusunda fazla ipucu vermedi. Türk halkı farkında olmadan kendini bir kaosun içinde bulabilir."

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151103_independent_secim
Mesajı Paylaş

HAZERFEN

Mutlak yahudi sermayesi kontrolündeki İngiliz basını Erdoğan'a net olarak sopa gösteriyor, kötü polisi oynuyor. ABD basını da aynı sermaye grubu tarafından yönetildiği halde mesajlar yumuşak ve iyi polis oynanıyor.
Bakalım Batının istediği gibi çözüm süreci buz dolabından çıkarılacak mı? Eğer böyle olursa önümüzdeki seçimler yine AKP açısından fiyaskoyla sonuçlanır.
Müttefiklerin aşırı baskısı halinde füze sistemi ihalesi işi yeniden ısınır. Biz de burada bol bol değerlendirme yaparız. Parmaklarımızın çok çalışacağı zamanlardayız. Yeni dönemde memleketi yönetenlere firaset nasip olsun diye dua ediyorum. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Ortadoğuda geçmişten beri İngiliz etkisini bilmeyen yoktur. Mevcut durumda tek partiyle yönetilen, iktidar karmaşası yaşamayan bir Türkiye arka bahçesinde etkin konuma gelerek pek at oynatılmasına müsade etmeyecektir.

Alman basın kuruluşlarıda seçim sonuçlarına İngiliz basını gibi eleştiriler yapıyor. Dert bence buradada aynı ;D

Klasik kürt kartı oynanmaya başladı...

Bizde mülteci kartını ortaya koysak fena olmaz...



Mesajı Paylaş

BETONBEY

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu şu an K.Irak'ta!!!

Tamda son 4-5 aydır Mesut Barzani'nin başkanlık süresinin bittiğinin ve yönetimi bırakması gerektiğinin iddaa edildiği bir dönemde kritik bir ziyaret ;D

Türkiye'den yana yatırım yapan ve kartlarını bu yönde kullanan Barzani tasfiye edilmeye çalışılırken (yukardaki haberlerde tek parti iktidarı hakkında olumsuz görüş belirten ve Kürt haklarından bahseden ülkelere dikkat) Türkiye'nin tavrı ve politikası bakalım oynanan oyunu bozmaya yetecekmi... Mesajı Paylaş

sailordream

Rupert Murdoch İngiltere de Aydın Doğan ve yandaş medyanın  toplamından daha etkin bir medya baronu/ sahibidir.  Kendisi katolik ve gecmişte politik hayatında light anti semitist konuşmaları var.  Ne zaman yahudi oldu bu adam?
Neresi mutlak yahudi sermayesi adamın?  Avustralyadan parayı bulmuş. 
Bilgilenmek için soruyorum.  Gerçek veri sunarsanız sevinirim. Mesajı Paylaş

BETONBEY



Üstadım, bu armaya dikkat, özelde İngiltere, genelde öncelikle AB ve küresel sermaye odağı ülkeler ve bölgeler babında... Mesajı Paylaş

BETONBEY

#8
Kas 03, 2015, 10:31 ÖS Last Edit: Kas 03, 2015, 10:46 ÖS by BETONBEY
Rupert Murdock, Rockefeller, Rothschild isimlerini yan yana google yazın ve çıkanlara gözucuyla bir bakın üstadım...

Medya ayağı olmadan güç devşiremezsiniz... Mesajı Paylaş

HAZERFEN

@BETONBEY üstad yahudi sermayesi ile basın kuruluşlarının bağlantısına dair gerekli doneleri vermiş ama ben de Alman basını ile ilgili bir örnek aktarmak isterim. Almanya'nın en büyük medya grubu bir yahudinin idi. Bu Adam bir kaç yıl önce varissiz bir şekilde vefat etti. Ancak elindeki şirket hisselerinin tümünü İsrail devletine miras bırakmıştı. Sonra bu şirket çok geçmeden Doğan Medya grubuna %50 ortak oldu. Yani bugün Aydın Doğan'ın büyük ortağı İsrail Devletidir.
Bu gelişmeler ve Batı'daki anti-Tayyip söylemi "one minute" olayından sonradır. Bu hakikate kanıt olmak baabında, benim "Beyaz Saray'ın Türkiye Sözcüsü" diye vasıflandırdığım, Cengiz Çandar'ın yazılarındaki değişimi ve söylemi analiz etmek yeterlidir. "One minute" öncesi AKP'nin en büyük destekçisi, Davutoğlu'nun dış seyahatlerinin vazgeçilmezi olan bu Doğan grubu yazarı (Radikal), hadiseden sonra 180 derece çark etmiş ve bu yeni dönemde matlublarının fikir ve söylemlerini yansıtmaya devam etmiştir.
Bu meyanda ulusalcı yazarları buraya dahil ettiğim sanılmasın. Onlar ezelden beri anti-Tayyip çizgilerini sürdürüyorlardı ve bu tutarlılıkları takdirde şayandır. Lakin benim niyetim yahudi lobisinin AKP ve özelde Tayyip Erdoğan hakkındaki tutumlarının değişimini sebebiyle birlikte göstermek ve medya ayağındaki yansımalarını berraklaştırmaktır. Naçizane olarak bu okumayı yapmadan bugünü ve yarını değerlendiremeyiz diye düşünüyorum. Hürmetlerimle...ı Mesajı Paylaş

Yönetim

Sayın üyelerimiz,

Yorumlarınuzın siyasi tartışma ya da içeriğe dönüşmemesini rica ediyoruz. Bildiğiniz gibi Savtera Enstitüsü genelinde SADFOR da siyasetten uzak, yalnızca savunma konularına odaklanmış bir oluşumdur...

Göstereceğiniz anlayış ve nezaket için şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımızla. Mesajı Paylaş

HAZERFEN

Üstad her cümlesine katılıyorum... Bununla beraber İngiliz yazarlara bakıldığında Erdoğan ve Ekibiyle yürümek gerek diyor. Bu hükümeti fabrika ayarlarına döndürmek isteyecekleri anlamına gelir. İnşallah bahsettiğin milli duruş değişmez... Mesajı Paylaş

geophysics

Bu "Milli Duruşun" temel nedeninin, tek başına iktidar olunması noktasında hayati öneme haiz Kürt oylarının büyük ölçüde kaybedilmesi ve geri kazanılmasının kısa-orta vadede imkansıza yakın olmasına dayanmasını da  atlamamak gerek...

El mahkum desek yeridir.. Kendilerine oy geçişinin en hızlı ve basit yolu Mhp seçmenini kazanmaktan geçtiğini en alt düzey Akpli bile çok iyi bilir..

Keşke tam tersi durumunda olacağını(hatta Haziranda olduğu gibi..) Mhpliler de dikkate alsaydı..

Mesajı Paylaş

Sentetik

Fazla detaya girmeden Murdoch ismini görünce yazayım dedim; İngiltere, "telekulak davası" ve "elvedan operasyonu" diyorum ve kenara çekiliyorum. Mesajı Paylaş

minigitav

Haber Almanyanın resmi yayın kurumu Deutsche Welleden:

Thomas de Maiziere: Türkiye taktir edilmeli

Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere Türkiye'nin sığınmacı krizinin çözümündeki çabasının taktir edilmesi gerektiğini söyledi. De Maiziere Türkiye'deki iç siyasi gelişmeler konusunda ise temkinli konuştu.

Alman Bakan, 7 Mart'ta Brüksel'de yapılacak AB-Türkiye zirvesi öncesinde Türkiye'nin sığınmacı krizinin çözümüne yönelik gayretlerinin taktir edilmesi gerektiğini dile getirerek, "Ankara insani yardım ölçeklerinde kayda değer katkılar sunmuştur" dedi. Passauer Neue Presse gazetesine konuşan Thomas de Maizire, Suriye'deki iç savaştan kaçan 2,5 milyondan fazla insanın Türkiye'ye sığındığını vurgulayarak, "Bu tutum eleştiri değil, saygıyı hak ediyor" diye konuştu.

Ancak Türkiye'nin de sınır güvenliği bağlamındaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğine işaret eden de Maizire, "Ortak çıkarlar ve işbirliği bağlamında çok sayıda imkan var. AB tam üyeliği de bunların altında" şeklinde konuştu.
İç siyaset konusunda temkinli

Türkiye'deki iç siyasi gelişmeler konusunda temkinli bir tavır sergileyen de Maizire, "İnsan hakları konusunda tüm dünyanın yargıcı olmamalıyız" dedi.

Uluslararası toplumda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) Kürt sorunun çözümü ve basın özgürlüğü konularında izlenen tutum nedeniyle eleştiriler geliyor.

http://www.dw.com/tr/thomas-de-maiziere-t%C3%BCrkiye-taktir-edilmeli/a-19096245 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter