Walther PPX

Başlatan Yönetim, Kas 01, 2015, 11:25 ÖÖ

« önceki - sonraki »

Yönetim

Hafif ve bireysel silahların duayeni üyemiz sayın Strongarm'ın, ünlü tabanca üreticisi Walther'in PPX modelini incelediği yazısı okuyucularımızın ve kamuoyunun bilgilerine sunulmaktadır.

Merhabalar,

Her sene sonbaharda, Amerika, Florida, Orlando'da yapılmakta olan NASGW ( Milli Spor Silahları Toptan Satıcıları) fuarında, bu sene, 2013 yılında pazara verilmesi düşünülen,değişik bir Walther modeli teşhir edildi.

Tabanca, son zamanlarda bu kuruluşun adapte olduğu, plastik gövdeli, iğne ateşlemeli türlerden farklıydı, zira Horoz Ateşlemeli sistemde çalışmaktaydı ve değişiklik özelliği bununla da kalmıyordu. Marka severlerin alışık olduğu, çatal tipi şarjör mandalı da yerini, klasik P08 düğme versiyonuna terk etmişti.

"Walther PPX Photos :: Guns Holsters and Gear" Linkinden bu yeni tabancanın özelliklerini görmek mümkündür.

Waltherseverleri hayli şaşırtan ve biraz da hayal kırıklığına uğratan bu modelin zuhur sebebi ne olabilirdi.

Bu sorunun cevabını aramak için, P99 ile başlayan Walther serileri başlangıcından bu yana, kuruluşun aktivitelerinin tetkiki doğru olacaktır.

1982 yılında ortaya çıkarak, son derece akıllıca tasarlanmış, ucuz fakat kullanışlı ve o kadar da güvenli, aynı zamanda sağlam Glock'un açtığı akıl almaz kazançlı tabanca yapım trendinden pay almak için Walther'in 1994 yılında başlatmış olduğu çalışma, 1997 senesinde, P99 Modeli ile sonuçlanmıştı.

P99, geleneksel Walther kalitesini, her zerresiyle taşımaktaydı. Ancak pahalılığının yanı sıra Glock ile boy ölçüşemeyecek kadar karmaşık yapılıydı ve dahası, ince düşünülmüş tüm tasarımına rağmen, onun kadar emniyetli değildi.

Satışların iyi gitmediğini gören kuruluşun ilk müdahalesi, tabanca konfigürasyonlarının değişik modellere dağıtılması  şeklinde oldu. DAO Modeli, muhtemelen bu yaklaşımdan nasiplenen ilk türevdi. Hassas imalat gerektiren pahalı tek hareketli tetik devresi tamamen devre dışı bırakılmıştı. Ancak, ne hikmetse, firma çalışanları, detay vermede azaltım gibi bir yaklaşım içinde değildiler. Basitleşen tetik mekanizması yanına, ateşleme iğnesine ikinci bir otomatik blokaj güvenliği,
"Düşme Emniyeti" adı altında ilave edilivermişti. Eski Ateşleme iğnesi otomatik emniyeti halen mevcudiyetini sürdürmekte idi. Fiyatta fazlaca bir indirim görülmediği gibi, çok uzun ve ağır tetik çekişi ile bu tabancanın da Glock ile başa baş rekabeti düşünülemezdi.

Ancak, özellikle Avrupa'da polis teşkilatlarından hayli sipariş alınmaktaydı. Muhtemelen, satış bedelinin makul sınırlar içinde olması halinde, bu, daha yüksek seviyelerde gerçekleşebilecekti.

Walther tasarımcıları, tabancanın karmaşık yapılanmasını bir tarafa itip, biraz da Amerikan Kahr Firması tetik düzenini değiştirerek, Glock benzeri QA modelini geliştirdiler. Bu şekilde fiatın daha da aşağılara çekilmesi mümkündü. Ancak bu haliyle bile Glock güvenlik üstünlüğünü altetmek mümkün olamıyordu. İkinci jenerasyon olarak bazı kasa değişiklikleri ile lanse edilen bu farklılıklar da herhangi bir rekabet üstünlüğü sağlamadı.

Kesin olmamakla beraber, 2006 yılından itibaren, Polonya Radom tesislerinin, Walther ile işbirliği çalışmalarının, bu ülke ihtiyaçları için lisans anlaşması ile başlaması, Walther için yeni bir dönem demekti.

Walther, eskiden de PP ve PPK tabancalarını Fransa Manurhin tesislerinde imal ettirip, üzerinde, kendi test damgalarını vurarak, "Alman Yapımı" şeklinde pazarlama tecrübesine sahipti. Yürürlükteki düzenlemeler, buna hiç bir şekilde engel değildiler ve muhtemelen, Radom tesislerinin, kaliteli, ancak kendilerine kıyasla hayli aşağılarda imalat maliyetlerinden istifade ile makul fiyatlarda modeller üretilebileceğini o sıralar yeniden idrak etmiş olmalıydılar. İlk olarak, bazı polis talepleri için, QA modeline "Mükerrer Vuruş" özelliği eklenerek P99Q, hemen hemen aynı zamanda, Glock tetik düzeninin taklidi ile PPS, daha sonra, çift hareket düzeni iptal edilmiş bir P99 olan, PPQ modelleri, bu ülkede üretilip, Almanya'da test edilip damgalanarak, "Alman Yapımı" adı altında pazara verilmeğe başlandı.

Ancak hiç bir girişim, Glock karşısında muadil bir fiat sağlayamıyordu. Kısacası, "Yüksek üretim adetlerinde son derece  ekonomik olan, İğne Ateşlemeli düzeni, Alman Üretim Felsefesi ucuza mal edemiyordu".

PPX Modeli, gelinilen bu nokta üzerine imalata konmuş olmalıydı. Bunun için, Hemen hemen PPQ ebadından çok az iri tutulan yeni yapılandırmada;

- Ateşleme düzeni, Alman İğne ateşlemeli türe göre çok daha az sayıda parça ve hassasiyetle yapılabilen, "Ön Kurmalı Müteaddit Vuruş Özelliği olmayan" Horozlu sisteme dönüştürülmüştü. Umarex tasarımcıları, bu uygulamayı hayli önceden p22 ve PK380 modelleri ile, CZ75 darbe düzenini, oyuncak seviyesine basitleştirerek denemişlerdi. Mamafih, PPX için daha farklı ve daha da basit bir yaklaşım da düşünülmüş olabilirdi.

- Şarjör mandalı, daha basit ve önemlisi, "Daha Amerikan" klasik düğmeli hale tahvil edilmişti,

- Sahra söküm mandalı, yine daha basit, ancak daha güvenli, "Döner Mandal" şekline önüştürülmüştü.

Sonuçta ortaya çıkan, biraz kaba görünüşlü, ancak hala Walther kalite ve asaletini yansıtan, biraz arkaya doğru ağırmış hissi uyandıran ve beyanlarına göre, mümkün olan en ucuz 9mm P., satış etiketini taşıyacak bu model olmuştu.

Walther, büyük olasılıkla bu modeli de Polonya'da imal ettirip Almanya'da damgalattırmayı düşünmüş olabilirdi. Bu yaklaşım aynı zamanda, plastik tabancalar furyasında, kendi bildiğinden şaşmayıp, hiç iğne ateşlemeli model üretmeden, pahalı olmalarına mukabil başarılı satışlara ulaşan vatandaşları Heckler-Koch'un, memleketlerindeki imalat tekelini de sona erdirme amacına yönelik olabilirdi.

PPX'in başarısını zaman gösterecektir.

Walther'in PPX yaklaşımını daha iyi anlayabilmek için, kuruluşun tasarım ve üretim felsefesi ile nelerin yeni bir uyarlama halinde tezahür edebileceği hususunu incelemek faydalı olacaktır.

Walther, iğne ateşlemeli darbe düzenini ucuza mal etmekte zorlanmaktadır. Çünkü, müşkülpesent, işgüzar ve mükemmeliyetçidir. İstatistiki olarak, yüksek sayıda üretim ve parça başı imalat maliyeti baz alındığında, iğne ateşlemeli sistem, daha az aksamı ile ucuzluk sağlamaktadır. Ancak, Glock gibi firmalar, bu maliyet düşüşünü, bir bakıma, kullanıcıya yeterli bilginin aktarıldığı varsayımı ile, bazı detayın üretimden hariç tutulması ile sağlamaktadırlar. Örnek vermek gerekirse, sahra sökümünden önce, namlunun güvenli bir yere tevcihi ve tetiğin düşürülmesi uygulaması, Glock'u neredeyse tabancanın dörtte bir maliyeti kadar artış getirecek bir külfetten kurtarmaktadır. Walther, bu işi,
kusur addederek, ek mekanik tedbirlerle hal yolunu seçmiştir. Bu yaklaşımın ne kadar pratik olduğu da tartışılmaya açık ayrı bir konudur. Zira, nihai olarak, tabanca fazladan bir tetikten alma düzenine sahip de olsa, güvenlik yönünden, yine namlunun tehlikesiz bir yöne tevcihi ve hiç de tetik düşürmekten kısa sürmeyen bir uygulama ile mekanik ek aksamın devreye sokulması gerekmektedir.

Yukarıdaki örnek, PPX gibi, horoz ateşlemeli bir tabancada tamamen gereksiz kalmaktadır. zira, bu tür silahlarda, darbe elemanı horoz ve tetik devresi, aynı ana parça, gövde üzerindedir ve sahra sökümü sırasında, öne doğru ilerletilen sürgü içinde, alt tarafta, tetik kolu veya takılma dişi ile karşı karşıya gelip engel üreten, gövdeden dışarı hareket özellikli bir darbe elemanı uzantısı mevcut değildir. Böyle bir özellik, iğne ateşlemeli düzende, onunla ilgili muhtemel ek mekanik tedbir uygulamalarını devre dışı bırakmakta, Walther gibi bir kuruluşa, pürüzsüz bir maliyet düşüşü sağlamaktadır. Dolayısı ile, bu firmanın, horozlu ateşlemeyi neden tercih ettiğinin sebeplerinden başlıcasının bu olduğunu ifade etmek mümkündür. Mamafih, PPQ gibi hayli talep gören bir tabancada, Walther, yaklaşık onbeş yıl kadar sonra, sahra sökümü için boşa tetik düşürme zorunluluğunu bir kullanım tarzı olarak kabul etmekten geri de kalmamıştır. Bu bir bakıma, kuruluşun üretim maliyetlerini düşürme çabasında, kendi felsefesi ile gelen durum içinde çaresizliğini ifade etmektedir.

Horoz ateşlemeli sistemin, darbe elamanının dıştan görülebilir durumda olması halinde, kurulu olduğunu anlamak çok kolaydır. Halbuki, bunun için, iğne ateşlemeli düzende ek maliyet getiren parça ve işçilik girdileri gerekmektedir. Bu da Walther gibi, kaliteden ödün vermeyen bir firma için, "Aramakla bulunmayacak" mahiyete bir özelliktir. Tercih nedenlerinden bir diğerinin de bu olduğu söylenebilir.

Horozlu darbe sisteminin, dairevi hareket özelliği ile, manivela düzenlerine yatkınlığı neticesi, değişik yay güçlerini, değişik çıktılarla kullanmak mümkün olabilmektedir. Özellikle, duyarlığı fazla olmayan kapsül ateşlemeleri için aranan bir husus  olan bu hususun da tercih nedenlerinden bir diğeri olduğu ifade edilebilir.

Horozlu sistemin, iğneli düzene olan mahzurlarının başında, gövde arkası hacmin mekanik gereklerle kullanımı neticesi, namlu/bilek ekseni aralığının artışı gelmektedir. Bunun pratikteki mahzuruysa, peşpeşe atışlarda, silahın hedefe tevcih süresi artış ve zorluğu gelmektedir. Görüldüğü kadarı ile, HK, SIG, FN gibi diğer kuruluşlar paralelinde, Walther'in bu özelliği fazla dert edinmediği ortadadır.

Horozlu düzenin bir başka mahzuru ise, kurulma vakıasının, sürgü en geri konumda husule gelişi ve kapak açık durumda ateşleme riskinin bu tür silahlarda daha yüksek oluşudur. Bilindiği gibi, Glock türü iğneli sistemde, kurulma, irca yayına karşı ve sürgü ileri hareketinin son santimetrelerinde vuku bulmakta, kapak açık durumunda düşen darbe elemanının  ateşleme riski azalmaktadır. Görüldüğü kadarı ile Walther, tetik kolunu, P99 veya PPS sistemlerinden tam aksi istikamette,
tetik hareket ekseninin üstüne alarak, bağlantı kesici devrenin, tetik en geri durumda, kolun en ileri konuma ulaşmasını  sağlayarak, buna da akıllıca bir yaklaşım getirmiştir.

Walther'in, maliyet düşürücü akılcı düzenlemelerinin PPX üzerinde hemen fark edilenlerinin başında, iki taraflı, düğmeli şarjör tespit sistemi gelmektedir. Gerek parça adedi, gerek işçilik yönünden bunun klasik çatal yapılanmadan daha düşük masraf getireceği mutlaktır.

Bu konuda diğer bir yenilik, sahra söküm anahtarının, dairesel hareket ve tek taraflı yapılanması sayılabilir. Bu şekilde hem daha güvenli, hem de daha ucuz bir yapılanma getirilmiştir. Anlaşılabildiği kadarı ile, kaim edilen mekanizma, Beretta Nano sökümünden kopyalanmış, fazladan döner söküm anahtarı silindir sol yanına bir de mandal ilave edilmiştir. Bu yapılanmanın güvenlilik yönünden klasik Walther sistemine üstünlüğü, her sürgü hareketi sonunda oluşan darbenin, söküm anahtarı silindirik gövde üzerinde daha büyük kütleye, gevşeme yönü aksine vuruşları nedeniyle gelmektedir.

Görülen kadarı ile, yeni PPX tabancada, sökülebilir kabza sırtlıkları da mevcut değildir. Aslında bu özellik, plastik enjeksiyon uygulamalarının bir yan etkisi neticesi ortaya çıkan bir zorunluluktur. Kalıp dolum hacimlerinin standarttan büyük mahalleri, enjekte edilen plastiğin, soğuması ile çekmesi sonunda çöküntü yaratmakta ve istenmeyen estetik özellikler vermektedir. Kabza sırtlıkları ile, bu hacimler küçültülerek pürüzsüz görünüm sağlanmakta, ancak eksik profillerin tamamlanması için,
ek parçalar gerekmekte, bu parçalar da değişebilir sırtlıklar halinde, bir bakıma kullanıcıya da cazip gelen bir uygulama getirmektedir. Mamafih, bu yapım şeklini, pahalı hareketli maçalar veya hayli yeni bir uygulama olan, "Gaz Enjeksiyon" tatbikatları ile ortadan kaldırmak da mümkündür ve büyük ihtimalle, Walther bu iki alternatiften, daha ucuz olan ikincisini seçerek değişebilir kabza sırtlıkları uygulamasına son vermiş ve ek parçalarla maliyet artışını, kaliteden fedakarlık etmeden
önlemiştir.

Fotoğraflardan çıkartılabildiği kadarı ile, PPX, yarım kurmalıdan tetik marifeti ile tam kurmalıya taşınabilen, ve mükerrer vuruş özelliği olmayan bir tabancadır. Bu özellikte iğne ateşlemeli tabancalarda, tetik üzeri ikinci bir güvenlik tetiği adetten uygulama olmasına rağmen bu tabancada yok gibi görülmektedir. Buna sebep, söylenen güvenlik tedbirinin, Rossi veya yeni Rus/İtalyan yapımı Strike One benzeri uygulaması da olabilir. Walther kalite yaklaşımı, genelde bunu gerektirmekte
ise de, yokluğu ile getirilmek istenen, diğer bir maliyet azaltım kaygısı olabilir.

Sonuç olarak,

Walther PPX'in, geleneksel Walther kalite ve işgüzarlığının en az seviyede akılcı bir tezahürü olduğunu, umulandan daha çok talep alarak, kuruluşu, bundan böyle, horozlu düzenlerde daha değişik ve daha başarılı modellere sevk edeceğini söylemek mümkündür.

Saygılar.

Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter