Plastik Tabancalar

Başlatan Yönetim, Eki 30, 2015, 08:32 ÖÖ

« önceki - sonraki »

Yönetim

Bireysel silahların duayeni sayın Strongarm'ın Plastik Silahları incelediği yazısı bilgilerinize sunulmaktadır. Tüm üyelerimize ve kamuoyuna, faydalı olması ümidi ile keyifli okumalar dileriz.

Merhabalar,

Günümüzde, ziyadesiyle üreticinin uyarlandığı, ya da o istek içinde olduğu, "Plastik Tabanca" yaklaşımının aslı, hayli evvellere, 1958 yılında Amerika'da patenti, O.O. Sunderland tarafından alınan, senelerce üretimi "High Standard" kuruluşunca yapılan ve satış rekorları kıran, "Dura-Matic" tanımlı, .22" çaplı el silahına dayanmaktadır.

Bu tabancanın kabza kısmı, o devrin en sağlam ve estetik yönü güçlü plastiği addedilen, "ABS" türevi bir kompozitten, tek parça olarak ve şarjörün etrafını tamamen sarar biçimde yapılarak, tüm mekanik aksamı muhtevi uzunlamasına bir metal bloğun altına vida ile raptedilmiş, basit çelik bir plakanın bükülmesiyle şekillendirilmiş olan tetik korkuluğu da ön kısmına tespit edilmiş olarak tasarlanmıştı. Uzun yıllar, ekonomik yapılanmasının getirdiği kazançla imal edilip, satışta liste başı olan ve ancak, firmanın iflası ile üretimi sonlandırılan modelin hemen hemen aynısı, mutlaka, patent süresinin
bitişinden hayli sonra, "Colt" tarafından "Cadett", daha sonra "Beretta USA" kuruluşunca "Neon" tanımlarıyla üretime alınmış ve son sahibinde halen imalatını sürdürür durumdadır.

Dura-Matic!in, günümüz plastik tabancalarının çoğundan olan farkı, tetik korkuluğunu da kabzaya entegre bir bölüm olarak plastikten ihtiva etmemesidir. Buna sebep, büyük ihtimalle, zamanın üretim teknolojisinde, basit bir bükme saç ilavesinin, pahalı kalıp yatırımlarına göre daha ekonomik bulunmuş olmasıdır. Tabanca, aynen bugünkü örnekler misali, iğne ateşlemeli olarak yapılandırılmıştır.

Amerika'lı otoriteler, teknolojik yeniliklerin, kendi bünyelerinden mütevellit olduğu inancının tabii bir uzantısı olarak, ne hikmetse, "Dura-Matic"ten hiç bahis etmez, plastik tabanca yaklaşımının öncüsü olarak yine Full American, bir 1959 yapımı olan "Remington Nylon".22" tüfeği örnek gösterirler. Bir omuz silahı olan ve yapımı daha sonra gerçekleşen bu mamul, bir bakıma, plastiğin ateşli silahlara, hacim olarak en büyük oranda uyarlanmasında bir ilktir. Zira, namlu ve prese saç mekanik ateşleme aksamı dışında her tarafı bu hammaddeden üretilmiştir.

Plastik tabanca yaklaşımının, Dura-Matic sonrası, Avrupa kökenli, Alman Heckler Und Koch kuruluşuna aittir. Değişik ve cazip türler sunumunu şiar edinen bu firma, 1965 sonrası üretime aldığı, son derece karmaşık, geciktirmeli basit geri tepmeli 9mm Parabellum çaptaki, sabit namlulu "HK P9" modelinde, plastiği, sadece kabza ön şeridi ve tetik korkuluğu yapılanmasında ekonomi elde etmek için kullanmış, daha sonra, silah sistemlerinde fazla müşkülpesent olmayan bazı Güney Afrika Ülkeleri güvenlik güçleri sipariş ihtimallerine karşı geliştirdiği, yine basit geri tepmeli , sabit namlulu 9mm
Parabellum çaplı tabancası, "HK 70" de, bu malzemeyi, tam da günümüzde istimal edilen şekilde üretime alarak, tüm gövdeyi plastikten, 1970 yılları başında üretmiştir.

HK'nın kullandığı plastik, Amerikan High Standard aksine, solventlerden ve ısıdan fazlaca etkilenmeyen, darbelere mukavim "Polyamid" türünden "Nylon"dur. 

VP70'e kadar olan süreçte, kullanılan plastik malzeme, dayanım olarak, çelik yapılanmanın, çalışmayla getirdiği ani darbe ve aşınma özelliklerine muhatap olmayan, olsa bile, bu mahallerde kullanımı muhtemelen daha uygun addedilebilecek özellikleri taşır durumdadır. Sabit namlunun, plastikle birlikteliği, tesbit edildiği mahallin durağan özelliklerinden ötede değildir.

On yıl kadar sonra, bir Avusturya plastik mamulleri kuruluşu olan "Glock" tarafından otaya konan, yapılanma, o zamana kadar, sektörde gerçekleşen plastik kullanımının zirvesini oluşturmuştur.

Glock, Browning kilit sistemli hareketli bir namluyu, plastik gövde üzerinde, sorunsuz kullanabilen bir yapılanma tasarlamış ve üretime almıştır. Kompozit malzemenin, gövde kısmında kullanımı, klasik metal alternatifinin kapsadığı tüm özellikleri havi olarak, optimum düzeyde tutulmuş, imalat ekonomisi yönünden, diğer seçeneklere kıyasla, akıl almaz bir kazanç sağlanmıştır.

Glock yaklaşımı, zamanın, çok pahalı kalıplama, dövme, döküm, tesfiye işlemlerini bir nebzede, tek bir ameliyeyle sona erdirir hale getirmiş, üstelik bu operasyonu, kendine monopol sağlayacak bir sınai mülkiyet tesciline da bağlamamış veya istese de buna imkan bulamamıştır.

Glock kuruluşunun adına tescili başardığı konu, ismi hiç bir zaman açıklanmayan tasarımcılar tarafından geliştirilip ortaya konan, son derece basit ve güvenilir ateşleme sistemi mekaniğidir. Tabanca, şarjördeki mermilerin başından sonuna, her daim aynı tetik çekim özelliğiyle ve güvenle namluda mermi taşıma özelliği veren, çok az parçadan mürekkep bir tetik sistemi taşımaktadır.

Bir anda zuhur eden ve çok kısa sürede Amerika gibi mutaassıp kullanıcılara sahip bir ülke nezdinde dahi şaşırtıcı biçimde kabul gören tabancanın plastik gövde özelliği, yapım ekonomisi cihetinden üreticileri, cehalete dayalı asılsız tevatür yönünden de kullanıcıları, derinden etkilemiştir.

Halbuki, ucuz görünmesine rağmen, plastik gövde yapımı, bu alanda uzun yılların tecrübesini gerektiren bir bilgi birikimi ve geçmiş istemektedir. Başka hiç bir mekanik müdahale olmaksızın kullanılabilecek ilgili aksam, hassas çekme, kalınlık, malzeme akışı ayarları gerektirmekte, bunların yokluğunda, işlemi bir bilene havale durumu mevcut değilse, sonu belirsiz bir istikrarsızlık ortamı oluşabilmektedir.

Böyleyken, kendine ve plastikçiliklerine güvenen başka kuruluşlar, Glock'un açtığı yoldan yürüyüp, keselerini yüklemek hayalleriyle benzer tabanca yapılanmaları vermeğe başlamışlardır. Yaklaşımların tamamı, daha kolay anlaşılan ve kullanıcı kabulüne mazhar olan, "Plastik Gövde" üzerine gerçekleştiği, güvenli, kullanışlı ve basit mekanik özelliklerin göz ardı edildiği cihetle, Glock'un kanuni olarak bu yeni pazar ortaklarına mani olma yetkisi mevcut değildir. Ancak yine de, sarsabildiğini
tartaklamaktan geri kalmamış, patent süresinin bitimiyle, görünüm ticari markasıyla, süre sınırı kısıtlaması olmadan, ulaşabildiği her plastik tabanca yapımcısına çelme takmayı boynuna borç addetmiştir.

Günümüzde, Glock önderliğiyle oluşan, "Plastik Tabanca" kavramının özelliklerini şu kısa özellikler çerçevelemektedir;

- Plastik gövde,

- İğne ateşlemeli vuruş düzeni,

- Açılıp içine bakılmadıkça esas özelliği belli olmayan, orta uzunlukta çekişinde, en azından ateşleme iğnesi otomatik bloğunu devre dışı bırakan, baştan sona aynı kullanım vasıflı tetik.

Konuyu daha da ilgi çekici kılan, kullanıcı kadar, üreticilerin de bu şablon içine hapsolmuş tutumlarıdır. En tanınmış kuruluşlar dahi, basit görsel şartların teminiyle gerekli güvenli kullanımın sağlandığını kabul eden bir davranış içindedirler. Yurdumuz üreticilerinde ise, muhtemelen, plastikçiliğin inceliklerine vakıf olamamanın getirdiği boşluğu doldurma amaçlı, gerçeklenen
yapımların büyük kısmı, asrımızın malzeme özellik ve avantajını, geçen asrın başlangıcının mekanik yaklaşım ve yenilikleriyle kombine etmiş görünümdedirler.

Mevzu, plastik tabancalar olduğuna göre, ülkemizde bu konudaki tatbikatın nasıl gerçekleşip devam ettiği hususunun araştırılmasında yarar olacaktır.

Ülkemizde ilk plastik gövdeli tabanca yapım girişimi, şimdi artık ismi zikredilmeyen, "Akdal" kuruluşunca yapılmıştır. Akdal'ın, tedavüldeki, Glock'a ait, "Hayalet Silah" söylentisini kendi lehine kullanmak için "Ghost" olarak isimlendirdiği bu tabancanın üretimi, anlaşılmaz şekilde, değişik safhaları içermektedir. Zira, kuruluşun, mamulü için hazırlatıp bastırdığı el kitabında verilen özellik ve bilgilerin, tıpatıp "Glock" benzerliği taşımasına mukabil, pazara sunulan mamulün özellikle tetik mekanizmasının, bu yaklaşımla hiç bir alakası bulunmamaktadır. Akdal tabancasının ateşleme grubu,
son derece çocukca hazırlanmış basit bir oyuncak görünümündedir. Bu anlaşılmaz karmaşadan, firmanın, önce bir Glock taklidi yapmak için yola çıktığı, sonradan, basit görünümüne aldanılıp kolayca aynının yapılabileceği zehabını veren bu aymaz kompleksin ne zorlu üretim şartları gerektirdiğinin idraki ve verilen onca paranın helak edilmemesi için, alel usul bir düzenleme ile mevcudun kurtarılması yoluna gidildiğini ifade edebilmek mümkündür. Üretilen tabanca, hiç bir yerde,
hatta, çok müşkülpesent olmadığı kabul edilebilecek Asya ülkelerinde dahi revaç bulmamıştır. Tabanca, sadece tek hareketli, otomatik darbe güvenliği olmayan bir tetik düzenine sahiptir.

Yurdumuzun ikinci üreticisi Canik Kuruluşudur. Filvaki, bu tespitin, pazara sunulan mamul önceliğine dayandığını da belirtmek faydalı olacaktır. Zira, Sarsılmaz ve Tisaş firmaları da muhtemelen çalışmalara aynı zamanda başlamış olmalıdırlar.

Canik plastik tabancası, genel hatlarıyla Walther P99'un bir kopyası gibi görünse de, özellikle sahra söküm yaklaşımı, esas objeden, dıştan fark edilmeyen, büyük farklılıklar taşımaktadır. Bunun neden yapıldığını anlayabilmek zordur. Zira, Amerika gibi, Walther patentlerinin geçerli olduğu bir ülkede satışı düşünülen ve ateşleme grubunun tamamen benzer olduğu bir ürünün, üstelik dıştan tefriki zor değişikliklerle, farklılık iddialarını sürdürebilmesi zordur. Tabanca, genel olarak, kuruluşun, metal gövdeli modellerinin ulaştığı güvenirliliği taşır özelliktedir ve son Polis Memurları Demirbaş Alımı
ihalesini, inkar edilemez biçimde kazanarak bunu da ispat etmiştir. Plastik el silahı, aynen aslı gibi, tek ve çift hareketli tetik sistemi, buna ilaveten, karmaşık çift harekete eşit geri yollu tek hareketli tetik özelliğine ve tek harekette otomatik darbe güvenliğine de sahiptir.

Sarsılmaz'ın plastik tabancası, aslında, basitleştirilmiş bir HS2000/HK USB kokteyli görünümündedir. Firma, Metal gövdeli olarak taklit ettiği HK USP'nin, gerçekleştirebildiği özelliklerini, Hırvat tabancasınınkilerle bir araya getirerek, sadece tek hareketli ve elle güvenliğe alınabilen bir tabancaya ulaşmıştır. Diğerlerine kıyasla, tasarım asaleti yönünden daha ileri konumda olsa da, kullanım yönünden, özellikle Canik tabancasından daha tercihe şayan olmadığını, katıldığı Polis ihalesinde
aldığı neticeyle ortaya koymuştur.

Tisaş tabancası, dışarıdan büyük ölçüde Taurus modelleri çizgisinde imiş gibi görünse de, iç aksam ve yapılandırma olarak, genelde, el güvenliği taşıyan bir Akdal özelliğinde gibidir.. Son derece basit tek hareketli bir tetik mekanizması düzeni taşıyan tabancanın sürgü rayları, aynen bir zamanların plastik Rugerleri gibi, tamamen kompozit malzeme güvenirliğine emanet edilmiştir. Hayli yeni olan pazar payı nedeniyle nasıl bir kullanım verdiği hakkında mütala verebilmek zor görünmektedir.
Halen tüm tabanca yapımcılarının bir şekilde içinde oldukları "Plastik Gövde" yaklaşımının, kilitli sürgülü ve hareketli namlulu ilk örneği ve onun takipçilerinde, Slovak KP 100 örneği hariç, sahra sökümlerinde sürgü ve namlunun, gövde kılavuzlarından öne alınarak silahtan ayrılma gibi bir ortak yapılanma mevcuttur.

Bu özelliğin, sınıfın büyük çoğunluğunu teşkil eden "İğne Ateşlemeli" türde bir diğer müşterek vasfı, tetik çekilmedikçe darbe elemanını kurulu halde tutan parçanın, sürekli olarak onun çıkış yolu üzerinde bir mania oluşturmasıdır.

Bu kapsama giren tabancaların tamamında, ifade edilen nedenle, sahra sökümü için ya bir tetikten alma mandalının etkinleştirilmesi veya bizzat tetiğin çekilmesiyle zikredilen maniaın aşılması gerekmektedir.

Adı geçen olgunun, güvenlik yönünden ifade ettiği anlam, sürgü, gövde üzerindeki normal yerinde olduğu sürece, tetik çekilmedikçe, gücünü kendi yayından alan darbe elemanı iğnenin, kapsüle ulaşarak ateşleme vermesinin, hareket yolunu tıkayan kurulu tutma parçası maniası nedeniyle imkansızlığıdır. Ancak, tetiği etkileyebilecek bir darbe veya kazara sürgünün bir şekilde gövde kılavuzları üzerinden aralanması, ahvalin istisnalarını oluşturmaktadır. Sınıfın ilk örneği, Avusturya yapımı malum tabancada, ateşleme iğnesinin yarım kurulu durumunda, onu o vaziyette tutan parçanın, salma istikametlerindeki hareketi, tetik çekilerek tam kurulu hale vasıl oluncaya kadar mekanik manialarla sınırlandırılmış olup, kaza riski, sadece, sürgünün gövdedeki kılavuzları üzerinden aralanma alternatifine indirgenmiş, buna mani olma düşüncesiyle de ateşleme yolu üzerinde, tetik çekilmedikçe yerini muhafaza ederek iğnenin kapsüle ulaşmasını önleyen bir blok konulmuştur. Söylenen tabancada, çelik gövde kılavuzlarının, plastik gövde kalıplanması aşamasında, bir diğerinden ayrı olarak, ana malzemeye gömülü biçimde tespit edilmesi nedeniyle, herhangi birinin kırılma vesair nedenlerle işlevini yerine getirememe ihtimali mevcut olabileceğinden, adı geçen ateşleme iğnesi otomatik bloğunun tesisi elzem addedilmiştir. Böyle bir durumda, tabanca tamamen hizmet dışı kalacağından, kurulu halinin devamı gibi bir yaklaşımın sürdürülmesi gereksiz ve mantıkdışı görülmüştür. Bu tabancada, tetiğin, yolu üzerindeki mükerrer güvenlik aşamalarını katederek darbe elemanını serbest bırakma kademesine ulaşabilmesi için, basit tek hareketli düzene kıyasla, hayli aralıklı yapılandırmada ihdası gerekmiştir.

Öte taraftan zikredilen ilk örneğin ticari başarısının açtığı yolda, kendi vasıtalarını da yürütmek isteyen takipçi çok tanınınmış müesseseler, genelde, dıştan herkesin fark edebildiği uzunca tetik yolunu, harici etkenlere daha kapalı mütalaa edilen iğne ateşlemeli sistemde, geçen asrın başlangıçlarındaki basit tek hareketli yapılanmaya bağlayarak ve sürgüyle gövde aralanması muhtemel vakıasına karşı getirilen otomatik iğne bloğunu da doğrudan bir "Darbe Güvenliği" tanımına monte ederek, bir asır
öncesinin "Yenilik" kavramlarını plastik poşete koymaktan ote hiç bir zahmete katlanmadan, gövde yapımında muazzam iş basitliği ve ucuzluk getiren bu yaklaşımdan istifade temayülüne girmişlerdir.

Hırvat bir yapımcının açtığı zikredilen yol, bugün, Amerikan ve Alman bir çok tanınmış firmanın içinde oldukları, bizim yapımcılarımızın da ağırlıklı biçimde gelişip büyüyen trendin cazibesine kendilerini kaptırmaktan alıkonamadıkları, aslında özellikle yanlış "Darbe Güvenliği" tanımlarıyla kullanıcıyı aldatan ve riske sokan tehlikeli bir yaklaşım olarak adlandırılabilir. Zira, ilk örneğinde, tamamen işlev dışı hale gelebilecek bir tabancada, hiç değilse kullanıcı hayatını riskten uzaklaştırma gayeli
konsept, söylenen yeni akım takipçilerinde, namlusu yüklü, ancak tetiği işlev dışı ve bu hale sadece aldığı basit bir darbe ile ulaşmış, sahibinin olayı idrakle müdahalesi durumunda tekrar çalışabilecek silahın, sıradan olaylarda, kendini kurtararak kullanıcısının hayatını riske eder şekle dönüştürülmektedir.

Talep sahibi kişilerin farkı ayırt ederek yapımcılardan hataların giderilmesi isteği dışında, yoldan dönüş ihtimali mevcut görünmemekte olup, aklı eren her kullanıcı, tek hareketli iğne ateşlemeli tabancalarda, otomatik iğne bloğu güvenliğinin bir "Darbe Emniyeti" değil, "Acil Durum Önlemi" olduğunu idrak ederek bunun düzeltilmesini üreticilerden istemeleri ve onların, atla deve olmayan, geçen asrın ortalarında ucuz İtalyan örneklerinde kullanılan, darbelerle kurulu halini terk etmeyen
yapılanmayı araştırıp yapabiliyorlarsa geliştirerek ürünlerine tatbik etmeleri mutlak gereklidir.


Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter