Dünya, Türkiye ve Savunma Sanayi

Başlatan HARZEMŞAH, Eki 29, 2015, 01:42 ÖS

« önceki - sonraki »

HARZEMŞAH

DÜNYA, TÜRKİYE VE SAVUNMA SANAYİ

Savunma, güvenlik ile ilgili kavramların tümünü içinde barındıran bir olgudur. Kapı kilitleri, su geçirmez kumaşlar, uzaya atılan dev füzeler, hedeflerini kaçırmayan akıllı bombalar ve her biri birer teknoloji harikası uçaklar da birer Savunma Sanayi ürünleridir. Savunma nitelik olarak  benzeri bulunmayan bir sektördür. Savunma alanında gerçekleştirilen alışverişler dünyadaki tüm alışverişlerin aksine 'kullanılmamak' umuduyla yapılırlar. Günümüzde Savunma Sanayinin tüm dünyadaki cirosu 780 Milyar Dolardır. Bu pazarın %45'i ABD, %18.5'u İngiltere, %16'sı Fransa, %5.4'ü Rusya, %3.3' İsrail, %2.2'si Çin ve %1.6'sı Almanya tarafından karşılanmaktadır. Başka bir deyişle 7 ülke Dünya Savunma Pazarının %92'sine hükmetmektedir. Bu rakam son yıllarda oldukça küçülen bir pazardır aslında. Ancak 11 Eylül sonrasında bu durum değişmeye başlamış, Savunma Sanayi yeniden eski parlak günlerine dönmeye başlamıştır.

Afganistan harekatının ardından, yaklaşmakta olan Irak operasyonu ve daha da önemlisi ABD'nin uygulamaya soktuğu 'Füze Kalkanı' projeleri bunun temel nedenlerini oluşturmaktadır.  Savunma etkinliklerindeki artış yalnızca ABD ile sınırlı kalamayacaktır. Özellikle 'Füze Kalkanı' projesinin hayata geçmesiyle, Rusya ve Çin de reaksiyonel olarak söz konusu projenin benzerlerini uygulamaya başlayacaklar ve savunma harcamaları tüm dünyada artış eğilimine geçecektir.

Ancak Savunma Sanayini bir 'Ölüm Endüstrisi' olarak lanse etmek hakkaniyet içinde bir tanımlama olmaz. Çünkü günümüzdeki birçok büyük buluş ve günlük hayatımızın vazgeçilmez öğelerinden pek çoğu Savunma amaçlı araştırmaların sonucunda ortaya çıkmışlardır. Bu konuda kolumuza taktığımız Quartz kol saatlerinden notebook bilgisayarlara dek binlerce örnek verilebilir. Çünkü Savunma Sanayi temelde bir ARGE (Araştırma-Geliştirme) endüstrisidir.

Savunma sanayi ve Türkiye'de durum

Dünyada 780 Milyar dolar olan yıllık savunma endüstrisinde 9 Milyar dolarlık savunma bütçesi ile Türkiye önemli bir oyuncudur. Ülkemiz savunma harcamaları toplam pazarın %1.15'ini kapsamaktadır. Tüm dünyada soğuk savaşın ardından savunma harcamaları kısılırken ne yazık ki ülkemiz bunu başaramamıştır. Bunun temel nedeni dünyadaki 16 sıcak ve sorunlu bölgeden 13 tanesinin sınırlarımız yakınında olmasıdır. Ayrıca komşularımızın savunma harcamaları da bu iyimserliğe ülke olarak katkıda bulunmamıza olanak vermemektedir.  Türkiye'nin GSMH'nin 4.2'sine karşılık gelen savunma harcama oranı, Suriye'de 7.2, Irak'da 6.8, İran'da 6.5, Ermenistan'da 8.2, Yunanistan'da 4.2, Bulgaristan'da da 3.7 dir. Tüm bunlara rağmen dünyada kişi başına 180 dolar olan savunma harcama miktarı ülkemizde 120 dolardır. Başka bir deyişle harcadığımız para milli gelirimize oranla yüksek, ancak rakamsal olarak düşüktür.

Yukarıdaki rakamlara rağmen ülkemizin savunma sanayinde büyük bir dengesizlik söz konusudur. Türkiye satın aldığı silah sistemlerinden sadece %21'ini yurt içinden, kalan %79'unu ise yurt dışından sağlamaktadır. Hedef kısa vadede bu rakamı %40-%60 oranına getirmektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) önümüzdeki 25 yıl için 150 Milyar dolarlık araç ve gerece ihtiyacı vardır. Ülkemiz dünya savunma pazarında %1.15 pay alırken, silah ihracatında payımız sadece %0.1'dir. Bu dengesizliği kapatmanın tek yolu mümkün olabildiğince çok firmanın Savunma Sanayine girmesi ve ihtiyaçları karşılaması iken, savunma sanayi konusunda faaliyet gösteren firma sayısı son derece azdır.


Türk Savunma Sanayiine bir bakış

Türkiye, Suudi Arabistan, ABD ve Mısır'ın ardından Dünyanın 4. silah ithalatçısıdır. Türkiye'yi 5. Olarak İsrail izlemektedir. Ancak ABD ve İsrail aynı zamanda dünyanın 1. Ve 5. Silah ihracatçıları oldukları için bütçe dengelerinde büyük bir artı değer vardır.

Ülkemizde Savunma Sanayi olarak ele alınabilecek alt ekonomik grubun yıllık cirosu 4 Milyar dolardır. Bu rakamın %56'sı yurt içi, %26'sı TSK ve %18'i yurt dışına satılmaktadır.

TSK de  ihtiyaçlar önceden belirlidir. Bu ihtiyaçlar Türkiye Milli Askeri Stratejisi (TÜMAS) kapsamında planlanarak tedarik edilir. Strateji dahilinde ihtiyaç duyulan silah ve araç gereçler için bir plan hazırlanır. Stratejik Hedef Planı (SHP) olarak adlandırılan bu plan10 yıllık bir dönemi kapsar. SHP'de TSK'nin ihtiyaç duyduğu bütün malzeme ve kalemler yer alırlar. Daha sonra SHP'yi oluşturan bu ihtiyaç kalemleri, eldeki bütçe imkanlarına bakılarak yeniden düzenlenir. On Yıllık Tedarik Planı (OYTEP) adı verilen bu plan çerçevesinde ihtiyaçlar temin yoluna gidilir. Başka bir deyişle SHP evdeki hesap, OYTEP çarşıdaki durumdur. OYTEP'ler kapsamında yer alıp ihale aşamasına gelen alımlarda çeşitli ödeme kaynakları kullanılırlar. Bunlar Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bütçesi, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) kaynakları ve Savunma Sanayi Destekleme Fonu (SSDF), Özel Ödenekler (Bedelli askerlik), TSK Güçlendirme Vakfı kaynakları ve dış kredilerdir.
 TSK'nin ihtiyaçları 'Milli Olması Zorunlu', 'Kritik' ve 'Diğer' olarak 3 kategoride toplanır. Bunlardan 'Milli Olması Zorunlu' ürün ve hizmetlerin satın alınacağı firmaların %100 Türk sermayeli olması gerekir.
Bir silah ya da araç/gereç ülkemizde 3 yöntemle alınır. Bunlar :1. Yurt dışından doğrudan alım 2. Teknoloji transferi ile ortak üretim 3. Milli şirketlerden tedariktir. Yurt dışından doğrudan alımlarda da  4 kriter göz önüne alınır. 1. Silah veya malzemenin performansı 2.  Fiyatı 3. Teknolojisi 4.Offset.

Offset-ya da 'Malımı alırsan, malını alırım'

Genel anlamda ''Telafi edici, mukabil ticaret'' olarak da adlandırılabilecek olan Offset kavramı, ithal edilen mal ve hizmet karşılığında, belirli oranda mal veya hizmetin ihraç edilmesi demektir. Offset sisteminin temel amacı, ticarete konu olan mal ya da hizmetin el değiştirmesi sırasında alıcı tarafından sarf edilen paranın, farklı biçimde alıcının ekonomisine geri dönmesinin sağlanmasıdır. Rakamsal bir örnek vermek gerekirse, örneğin %30 oranında offset içeren bir anlaşmada, ithal edilen 1 Milyar dolarlık malın karşılığı olarak, ihracatçının ülke ekonomisinden 300 Milyon dolarlık bir mal veya hizmeti ithal etmesi gerekir. Anlaşmalara bağlı olarak değişen oranlarda offset içeren projeler, ülkeden döviz çıkışını en aza indirmeyi amaçlar.

Offset uygulama türleri

Tüm dünyada offset uygulamaları başlıca iki yöntemle uygulanır. Bunlar Doğrudan (Direkt) ve Dolaylı (İndirekt) offset'tir.

Doğrudan offset uygulamalarında satıcı firma, satacağı mal veya hizmete mukabil, alıcı ülkeden satış yapacağı ürün ya da hizmete ilişkin ithalat yapmayı ya da sattığı malın bazı parçalarını alıcı ülkede fason olarak imal ettirerek ithal etmeyi kabul eder. Daha basit bir anlatımla örneğin bir uçak alımında, uçak imalatçısı firma offset anlaşmasındaki oran kadar uçak parçasını ya da uçakla ilgili cihazı, alıcı ülkeden satın almayı tahahüt eder. Eğer alıcı ülkede satış anlaşmasına konu olan ürünler üretilmiyor ise, bu durumda satıcı firma alıcı ülkedeki bazı firmalara ortaklık, know-how satışı ya da lisans altında gerekli malzemeleri imal ettirerek, satın alır. Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta teknoloji transferidir.

Dolaylı offsette ise, Satıcı, proje ile ilişkili olmayan konularda da ortak üretim ve yatırım yapmayı, ya da alıcı ülkeden 3. ülkelere mal veya hizmet satışını kabul eder. Bu dolaylı kazanım Satıcının 3. ülkelere yapacağı ihracatları, alıcı ülke üzerinden gerçekleştirmesi veya söz konusu 3. ülkelere ihracatlarında alıcı ülkeye ait ulaşım ve sigorta şirketlerini tercih etmesi biçiminde de oluşabilirTemel sorun: organize olamamak

Offsett, karakteristik olarak kompleks bir yapı oluşturur. Sadece alıcı ya da satıcı değil, 3. tarafları da olaya dahil eder. Bu nedenle başarıyla gerçekleştirilen bir offset anlaşması, çok iyi bir organizasyon gerektirir.
Yukarıda sayılan faydaları yüzünden offset ve ekonomiye kazandırdıkları, Savunma harcamalarına karşı çıkan  çevrelere karşı güçlü bir baskı unsuru oluşturulabilir.

Belki de hiç kullanılmayacak savunma teçhizat ve araç/gereçlerine büyük paralar yatırmanın verdiği 'vicdani rahatsızlık' offset yöntemi sayesinde azalmaktadır. Ülkeler hem zorunlu bir harcama kalemini yerine getirirken, bu harcamalardan azami ölçüde yarar sağlayabilmektedirler. Hem geleneksel ihraç ürünleri dışında dışsatım olanağına kavuşurlarken, hem de ülkelerine ileri teknoloji kazandırmaktadırlar. Konuyla ilgili en güzel özeti bir önceki Yunanistan Savunma Bakanı Tsohatzopoulos yapmıştır: ''Ne kadar çok savunma harcaması yaparsa Yunan halkı o kadar çok zenginleşecektir.''

Türkiye-varlık içinde yokluk

Ülkemizde offset uygulamaları, yaygın bir model olarak 1985 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Buna rağmen offset sistemi pek çok projede kullanılmakla birlikte, henüz istenilen düzeye ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni ülkemizin yeterince organize olmamasıdır. Ülkemizde offset uygulamalarından SSM ve Hazine Müsteşarlığı sorumludur. Her iki kuruluş da konu ile ilgili bölümler kurmuşlar ve offset uygulamaları konusunda çalışmalarına başlamışlardır. Ancak bu iki kuruluşun asli görevlerinden çok uzakta olan bu konu, uygulama üzerinde yeterince yoğunlaşılmasına olanak vermemektedir. Başarı için, ülkemizde izleme değil, işi sahiplenecek ve Sanayi Odaları ve KOSGEB ile koordineli çalışacak bir mercinin (Offset Kurumu) oluşturulmasıdır.
Ülkemizde offset uygulamalarından SSM ve Hazine Müsteşarlığı sorumludur. Her iki kuruluş da konu ile ilgili bölümler kurmuşlar ve offset uygulamaları konusunda çalışmalarına başlamışlardır. Ancak bu iki kuruluşun asli görevlerinden çok uzakta olan bu konu, uygulama üzerinde yeterince yoğunlaşılmasına olanak vermemektedir. Başarı için, ülkemizde izleme değil,
işi sahiplenecek ve Sanayi Odaları ve KOSGEB ile koordineli çalışacak bir mercinin (Offset Kurumu) oluşturulmasıdır.
Ülkemizin 25 yıl içerisinde tedarik etmeyi planladığı 150 milyar dolarlık araç/gereç ve teçhizatın büyük bir bölümünün ithalat yoluyla karşılanacağı düşünüldüğünde akılcı bir offset yaklaşımı ile kazanılacak teknoloji transferi ve ihracat potansiyeli heyecan vericidir.

TSK'nin ihtiyaçları 'Milli Olması Zorunlu', 'Kritik' ve 'Diğer' olarak 3 kategoride toplanır. Bunlardan 'Milli Olması Zorunlu' ürün ve hizmetlerin satın alınacağı firmaların %100 Türk sermayeli olması gerekir.
Bir silah ya da araç/gereç ülkemizde 3 yöntemle alınır. Bunlar :1. Yurt dışından doğrudan alım 2. Teknoloji transferi ile ortak üretim 3. Milli şirketlerden tedariktir. Yurt dışından doğrudan alımlarda da  4 kriter göz önüne alınır. 1. Silah veya malzemenin performansı 2.  Fiyatı 3. Teknolojisi 4.Offset. Offset-ya da 'Malımı alırsan, malını alırım'Genel anlamda ''Telafi edici, mukabil ticaret'' olarak da adlandırılabilecek olan Offset kavramı, ithal edilen mal ve hizmet karşılığında, belirli oranda mal veya hizmetin ihraç edilmesi demektir. Offset sisteminin temel amacı, ticarete konu olan mal ya da hizmetin el değiştirmesi sırasında alıcı tarafından sarf edilen paranın, farklı biçimde alıcının ekonomisine geri dönmesinin sağlanmasıdır. Rakamsal bir örnek vermek gerekirse, örneğin %30 oranında offset içeren bir anlaşmada, ithal edilen 1 Milyar dolarlık malın karşılığı olarak, ihracatçının ülke ekonomisinden 300 Milyon dolarlık bir mal veya hizmeti ithal etmesi gerekir. Anlaşmalara bağlı olarak değişen oranlarda offset içeren projeler, ülkeden döviz çıkışını en aza indirmeyi amaçlar.Offset uygulama türleriTüm dünyada offset uygulamaları başlıca iki yöntemle uygulanır. Bunlar Doğrudan (Direkt) ve Dolaylı (İndirekt) offset'tir.Doğrudan offset uygulamalarında satıcı firma, satacağı mal veya hizmete mukabil, alıcı ülkeden satış yapacağı ürün ya da hizmete ilişkin ithalat yapmayı ya da sattığı malın bazı parçalarını alıcı ülkede fason olarak imal ettirerek ithal etmeyi kabul eder. Daha basit bir anlatımla örneğin bir uçak alımında, uçak imalatçısı firma offset anlaşmasındaki oran kadar uçak parçasını ya da uçakla ilgili cihazı, alıcı ülkeden satın almayı tahahüt eder. Eğer alıcı ülkede satış anlaşmasına konu olan ürünler üretilmiyor ise, bu durumda satıcı firma alıcı ülkedeki bazı firmalara ortaklık, know-how satışı ya da lisans altında gerekli malzemeleri imal ettirerek, satın alır. Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta teknoloji transferidir. Dolaylı offsette ise, Satıcı, proje ile ilişkili olmayan konularda da ortak üretim ve yatırım yapmayı, ya da alıcı ülkeden 3. ülkelere mal veya hizmet satışını kabul eder. Bu dolaylı kazanım Satıcının 3. ülkelere yapacağı ihracatları, alıcı ülke üzerinden gerçekleştirmesi veya söz konusu 3. ülkelere ihracatlarında alıcı ülkeye ait ulaşım ve sigorta şirketlerini tercih etmesi biçiminde de oluşabilirTemel sorun: organize olamamakOffsett, karakteristik olarak kompleks bir yapı oluşturur. Sadece alıcı ya da satıcı değil, 3. tarafları da olaya dahil eder. Bu nedenle başarıyla gerçekleştirilen bir offset anlaşması, çok iyi bir organizasyon gerektirir. Yukarıda sayılan faydaları yüzünden offset ve ekonomiye kazandırdıkları, Savunma harcamalarına karşı çıkan  çevrelere karşı güçlü bir baskı unsuru oluşturulabilir.Belki de hiç kullanılmayacak savunma teçhizat ve araç/gereçlerine büyük paralar yatırmanın verdiği 'vicdani rahatsızlık' offset yöntemi sayesinde azalmaktadır. Ülkeler hem zorunlu bir harcama kalemini yerine getirirken, bu harcamalardan azami ölçüde yarar sağlayabilmektedirler. Hem geleneksel ihraç ürünleri dışında dışsatım olanağına kavuşurlarken, hem de ülkelerine ileri teknoloji kazandırmaktadırlar. Konuyla ilgili en güzel özeti bir önceki Yunanistan Savunma Bakanı Tsohatzopoulos yapmıştır: ''Ne kadar çok savunma harcaması yaparsa Yunan halkı o kadar çok zenginleşecektir.''Türkiye-varlık içinde yoklukÜlkemizde offset uygulamaları, yaygın bir model olarak 1985 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Buna rağmen offset sistemi pek çok projede kullanılmakla birlikte, henüz istenilen düzeye ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni ülkemizin yeterince organize olmamasıdır. Ülkemizde offset uygulamalarından SSM ve Hazine Müsteşarlığı sorumludur. Her iki kuruluş da konu ile ilgili bölümler kurmuşlar ve offset uygulamaları konusunda çalışmalarına başlamışlardır. Ancak bu iki kuruluşun asli görevlerinden çok uzakta olan bu konu, uygulama üzerinde yeterince yoğunlaşılmasına olanak vermemektedir. Başarı için, ülkemizde izleme değil, işi sahiplenecek ve Sanayi Odaları ve KOSGEB ile koordineli çalışacak bir mercinin (Offset Kurumu) oluşturulmasıdır.Ülkemizin 25 yıl içerisinde tedarik etmeyi planladığı 150 milyar dolarlık araç/gereç ve teçhizatın büyük bir bölümünün ithalat yoluyla karşılanacağı düşünüldüğünde akılcı bir offset yaklaşımı ile kazanılacak teknoloji transferi ve ihracat potansiyeli heyecan vericidir.

Gelişmişliğin en önemli tanımlarından biri de 'İyi Organize Olmak'tır. Türk Savunma Sanayine baktığımızda bu tanımın doğruluğu son derece net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz pek çok şeyi yapma potansiyeline sahip, ama bir türlü örgütlenemeyen, organize olamayan bir yapıyı sembolize etmektedir. Belki de önümüzdeki günlerde SSM'nin temel görevi yeni silah sistemleri projelerine imza atmak yerine KOBİ'ler başta olmak üzere tüm ülke endüstrisini savunma sanayi konusunda organize etmek olmalıdır.
Mesajı Paylaş

Sabri Ünal

Malesef makale iç içe girmiş ve karışmış... Tahminimce doğrusu aşağıdaki gibi olmalıdır... Demek istediğim dikkatle okuyoruz :)


-------------------------------------------------------------

DÜNYA, TÜRKİYE VE SAVUNMA SANAYİ

Savunma, güvenlik ile ilgili kavramların tümünü içinde barındıran bir olgudur. Kapı kilitleri, su geçirmez kumaşlar, uzaya atılan dev füzeler, hedeflerini kaçırmayan akıllı bombalar ve her biri birer teknoloji harikası uçaklar da birer Savunma Sanayi ürünleridir. Savunma nitelik olarak  benzeri bulunmayan bir sektördür. Savunma alanında gerçekleştirilen alışverişler dünyadaki tüm alışverişlerin aksine 'kullanılmamak' umuduyla yapılırlar. Günümüzde Savunma Sanayinin tüm dünyadaki cirosu 780 Milyar Dolardır. Bu pazarın %45'i ABD, %18.5'u İngiltere, %16'sı Fransa, %5.4'ü Rusya, %3.3' İsrail, %2.2'si Çin ve %1.6'sı Almanya tarafından karşılanmaktadır. Başka bir deyişle 7 ülke Dünya Savunma Pazarının %92'sine hükmetmektedir. Bu rakam son yıllarda oldukça küçülen bir pazardır aslında. Ancak 11 Eylül sonrasında bu durum değişmeye başlamış, Savunma Sanayi yeniden eski parlak günlerine dönmeye başlamıştır.

Afganistan harekatının ardından, yaklaşmakta olan Irak operasyonu ve daha da önemlisi ABD'nin uygulamaya soktuğu 'Füze Kalkanı' projeleri bunun temel nedenlerini oluşturmaktadır.  Savunma etkinliklerindeki artış yalnızca ABD ile sınırlı kalamayacaktır. Özellikle 'Füze Kalkanı' projesinin hayata geçmesiyle, Rusya ve Çin de reaksiyonel olarak söz konusu projenin benzerlerini uygulamaya başlayacaklar ve savunma harcamaları tüm dünyada artış eğilimine geçecektir.

Ancak Savunma Sanayini bir 'Ölüm Endüstrisi' olarak lanse etmek hakkaniyet içinde bir tanımlama olmaz. Çünkü günümüzdeki birçok büyük buluş ve günlük hayatımızın vazgeçilmez öğelerinden pek çoğu Savunma amaçlı araştırmaların sonucunda ortaya çıkmışlardır. Bu konuda kolumuza taktığımız Quartz kol saatlerinden notebook bilgisayarlara dek binlerce örnek verilebilir. Çünkü Savunma Sanayi temelde bir ARGE (Araştırma-Geliştirme) endüstrisidir.

Savunma sanayi ve Türkiye'de durum

Dünyada 780 Milyar dolar olan yıllık savunma endüstrisinde 9 Milyar dolarlık savunma bütçesi ile Türkiye önemli bir oyuncudur. Ülkemiz savunma harcamaları toplam pazarın %1.15'ini kapsamaktadır. Tüm dünyada soğuk savaşın ardından savunma harcamaları kısılırken ne yazık ki ülkemiz bunu başaramamıştır. Bunun temel nedeni dünyadaki 16 sıcak ve sorunlu bölgeden 13 tanesinin sınırlarımız yakınında olmasıdır. Ayrıca komşularımızın savunma harcamaları da bu iyimserliğe ülke olarak katkıda bulunmamıza olanak vermemektedir.  Türkiye'nin GSMH'nin 4.2'sine karşılık gelen savunma harcama oranı, Suriye'de 7.2, Irak'da 6.8, İran'da 6.5, Ermenistan'da 8.2, Yunanistan'da 4.2, Bulgaristan'da da 3.7 dir. Tüm bunlara rağmen dünyada kişi başına 180 dolar olan savunma harcama miktarı ülkemizde 120 dolardır. Başka bir deyişle harcadığımız para milli gelirimize oranla yüksek, ancak rakamsal olarak düşüktür.

Yukarıdaki rakamlara rağmen ülkemizin savunma sanayinde büyük bir dengesizlik söz konusudur. Türkiye satın aldığı silah sistemlerinden sadece %21'ini yurt içinden, kalan %79'unu ise yurt dışından sağlamaktadır. Hedef kısa vadede bu rakamı %40-%60 oranına getirmektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) önümüzdeki 25 yıl için 150 Milyar dolarlık araç ve gerece ihtiyacı vardır. Ülkemiz dünya savunma pazarında %1.15 pay alırken, silah ihracatında payımız sadece %0.1'dir. Bu dengesizliği kapatmanın tek yolu mümkün olabildiğince çok firmanın Savunma Sanayine girmesi ve ihtiyaçları karşılaması iken, savunma sanayi konusunda faaliyet gösteren firma sayısı son derece azdır.

Türk Savunma Sanayiine bir bakış

Türkiye, Suudi Arabistan, ABD ve Mısır'ın ardından Dünyanın 4. silah ithalatçısıdır. Türkiye'yi 5. Olarak İsrail izlemektedir. Ancak ABD ve İsrail aynı zamanda dünyanın 1. Ve 5. Silah ihracatçıları oldukları için bütçe dengelerinde büyük bir artı değer vardır.

Ülkemizde Savunma Sanayi olarak ele alınabilecek alt ekonomik grubun yıllık cirosu 4 Milyar dolardır. Bu rakamın %56'sı yurt içi, %26'sı TSK ve %18'i yurt dışına satılmaktadır.

TSK de  ihtiyaçlar önceden belirlidir. Bu ihtiyaçlar Türkiye Milli Askeri Stratejisi (TÜMAS) kapsamında planlanarak tedarik edilir. Strateji dahilinde ihtiyaç duyulan silah ve araç gereçler için bir plan hazırlanır. Stratejik Hedef Planı (SHP) olarak adlandırılan bu plan10 yıllık bir dönemi kapsar. SHP'de TSK'nin ihtiyaç duyduğu bütün malzeme ve kalemler yer alırlar. Daha sonra SHP'yi oluşturan bu ihtiyaç kalemleri, eldeki bütçe imkanlarına bakılarak yeniden düzenlenir. On Yıllık Tedarik Planı (OYTEP) adı verilen bu plan çerçevesinde ihtiyaçlar temin yoluna gidilir. Başka bir deyişle SHP evdeki hesap, OYTEP çarşıdaki durumdur. OYTEP'ler kapsamında yer alıp ihale aşamasına gelen alımlarda çeşitli ödeme kaynakları kullanılırlar. Bunlar Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bütçesi, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) kaynakları ve Savunma Sanayi Destekleme Fonu (SSDF), Özel Ödenekler (Bedelli askerlik), TSK Güçlendirme Vakfı kaynakları ve dış kredilerdir.

TSK'nin ihtiyaçları 'Milli Olması Zorunlu', 'Kritik' ve 'Diğer' olarak 3 kategoride toplanır. Bunlardan 'Milli Olması Zorunlu' ürün ve hizmetlerin satın alınacağı firmaların %100 Türk sermayeli olması gerekir.

Bir silah ya da araç/gereç ülkemizde 3 yöntemle alınır. Bunlar:
1. Yurt dışından doğrudan alım
2. Teknoloji transferi ile ortak üretim
3. Milli şirketlerden tedariktir.

Yurt dışından doğrudan alımlarda da  4 kriter göz önüne alınır.
1. Silah veya malzemenin performansı
2. Fiyatı
3. Teknolojisi
4. Offset.

Offset-ya da 'Malımı alırsan, malını alırım'

Genel anlamda ''Telafi edici, mukabil ticaret'' olarak da adlandırılabilecek olan Offset kavramı, ithal edilen mal ve hizmet karşılığında, belirli oranda mal veya hizmetin ihraç edilmesi demektir. Offset sisteminin temel amacı, ticarete konu olan mal ya da hizmetin el değiştirmesi sırasında alıcı tarafından sarf edilen paranın, farklı biçimde alıcının ekonomisine geri dönmesinin sağlanmasıdır. Rakamsal bir örnek vermek gerekirse, örneğin %30 oranında offset içeren bir anlaşmada, ithal edilen 1 Milyar dolarlık malın karşılığı olarak, ihracatçının ülke ekonomisinden 300 Milyon dolarlık bir mal veya hizmeti ithal etmesi gerekir. Anlaşmalara bağlı olarak değişen oranlarda offset içeren projeler, ülkeden döviz çıkışını en aza indirmeyi amaçlar.

Offset uygulama türleri

Tüm dünyada offset uygulamaları başlıca iki yöntemle uygulanır. Bunlar Doğrudan (Direkt) ve Dolaylı (İndirekt) offset'tir.

Doğrudan offset uygulamalarında satıcı firma, satacağı mal veya hizmete mukabil, alıcı ülkeden satış yapacağı ürün ya da hizmete ilişkin ithalat yapmayı ya da sattığı malın bazı parçalarını alıcı ülkede fason olarak imal ettirerek ithal etmeyi kabul eder. Daha basit bir anlatımla örneğin bir uçak alımında, uçak imalatçısı firma offset anlaşmasındaki oran kadar uçak parçasını ya da uçakla ilgili cihazı, alıcı ülkeden satın almayı tahahüt eder. Eğer alıcı ülkede satış anlaşmasına konu olan ürünler üretilmiyor ise, bu durumda satıcı firma alıcı ülkedeki bazı firmalara ortaklık, know-how satışı ya da lisans altında gerekli malzemeleri imal ettirerek, satın alır. Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta teknoloji transferidir.

Dolaylı offsette ise, Satıcı, proje ile ilişkili olmayan konularda da ortak üretim ve yatırım yapmayı, ya da alıcı ülkeden 3. ülkelere mal veya hizmet satışını kabul eder. Bu dolaylı kazanım Satıcının 3. ülkelere yapacağı ihracatları, alıcı ülke üzerinden gerçekleştirmesi veya söz konusu 3. ülkelere ihracatlarında alıcı ülkeye ait ulaşım ve sigorta şirketlerini tercih etmesi biçiminde de oluşabilir

Temel sorun: organize olamamak

Offsett, karakteristik olarak kompleks bir yapı oluşturur. Sadece alıcı ya da satıcı değil, 3. tarafları da olaya dahil eder. Bu nedenle başarıyla gerçekleştirilen bir offset anlaşması, çok iyi bir organizasyon gerektirir.

Yukarıda sayılan faydaları yüzünden offset ve ekonomiye kazandırdıkları, Savunma harcamalarına karşı çıkan  çevrelere karşı güçlü bir baskı unsuru oluşturulabilir.

Belki de hiç kullanılmayacak savunma teçhizat ve araç/gereçlerine büyük paralar yatırmanın verdiği 'vicdani rahatsızlık' offset yöntemi sayesinde azalmaktadır. Ülkeler hem zorunlu bir harcama kalemini yerine getirirken, bu harcamalardan azami ölçüde yarar sağlayabilmektedirler. Hem geleneksel ihraç ürünleri dışında dışsatım olanağına kavuşurlarken, hem de ülkelerine ileri teknoloji kazandırmaktadırlar. Konuyla ilgili en güzel özeti bir önceki Yunanistan Savunma Bakanı Tsohatzopoulos yapmıştır: ''Ne kadar çok savunma harcaması yaparsa Yunan halkı o kadar çok zenginleşecektir.''

Türkiye-varlık içinde yokluk

Ülkemizde offset uygulamaları, yaygın bir model olarak 1985 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Buna rağmen offset sistemi pek çok projede kullanılmakla birlikte, henüz istenilen düzeye ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni ülkemizin yeterince organize olmamasıdır.

Ülkemizde offset uygulamalarından SSM ve Hazine Müsteşarlığı sorumludur. Her iki kuruluş da konu ile ilgili bölümler kurmuşlar ve offset uygulamaları konusunda çalışmalarına başlamışlardır. Ancak bu iki kuruluşun asli görevlerinden çok uzakta olan bu konu, uygulama üzerinde yeterince yoğunlaşılmasına olanak vermemektedir. Başarı için, ülkemizde izleme değil, işi sahiplenecek ve Sanayi Odaları ve KOSGEB ile koordineli çalışacak bir mercinin (Offset Kurumu) oluşturulmasıdır.

Ülkemizin 25 yıl içerisinde tedarik etmeyi planladığı 150 milyar dolarlık araç/gereç ve teçhizatın büyük bir bölümünün ithalat yoluyla karşılanacağı düşünüldüğünde akılcı bir offset yaklaşımı ile kazanılacak teknoloji transferi ve ihracat potansiyeli heyecan vericidir.

Gelişmişliğin en önemli tanımlarından biri de 'İyi Organize Olmak'tır. Türk Savunma Sanayine baktığımızda bu tanımın doğruluğu son derece net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz pek çok şeyi yapma potansiyeline sahip, ama bir türlü örgütlenemeyen, organize olamayan bir yapıyı sembolize etmektedir. Belki de önümüzdeki günlerde SSM'nin temel görevi yeni silah sistemleri projelerine imza atmak yerine KOBİ'ler başta olmak üzere tüm ülke endüstrisini savunma sanayi konusunda organize etmek olmalıdır. Mesajı Paylaş
>>> Kaynak belirtmediğim her düşünce şahsi kanaatimdir. Fikirlerinizle uyuşmuyorsa çöpe atın gitsin.

Merkator

Ağır silah ihracat ve ithalatı, Soğuk Savaş döneminden beri en yüksek global seviyeye çıktı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) son raporuna göre füze, savaş uçağı, denizaltı ve hava savunma sistemi gibi ağır silahların ticareti 1990'dan beri en yüksek seviyeye ulaştı.

SIPRI, ticaretteki artışta Ortadoğu ve Asya'dan gelen talebin önemli rol oynadığını belirtiyor.

Yemen iç savaşına müdahil olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri 2012 - 2016 yılları dikkate alındığında dünyanın en büyük silah ithalatçıları arasında bulunuyor.

Dünya silah ithalatı listesinde yüzde 13 oranıyla yer alan Hindistan, 2007 - 2011 yıllarıyla kıyaslandığında yüzde 43'lük bir artışla karşımıza çıkıyor.

Çin, son dönemde yerel silah üretimine ağırlık verdiği için ithalatında düşüş gözlendi. Çin'in özellikle Cezayir, Pakistan ve Bangladeş'e silah ihracatını artırdığı görülüyor. Fakat Pekin hala temel ithalatçılar arasındaki yerini koruyor.

Ancak, ABD ve Rusya ile kıyaslandığında Çin'in küresel ihracattaki payı düşüyor. ABD pazarın yüzde 33'ünü kontrol ederken, Rusya'nın payı yüzde 23'te kalıyor.

Avrupa'daki en büyük silah ithalatçısı ise geçen 5 yıla oranla gerilemesine karşın, yüzde 22 ile İngiltere. İngiltere'deki gerileme 2012 - 2016 yıllarında Avrupa kıtasının genelinde de dikkat çekiyor. Avrupa'da ağır silah ithalatı yüzde 36 oranında küçüldü. Bu düşüşte İspanya ve Yunanistan örneğinde olduğu gibi, ekonomik baskının etkili olduğu sanılıyor.

İhracatçı ülkeler listesinde 16. sırada kendine yer bulan Türkiye, ithalatta 6. sırada bulunuyor.

http://www.euronews.com/2017/02/20/flows-of-major-weapons-highest-since-cold-war Mesajı Paylaş

Merkator

İsrail'den Askeri Satış İstatistiği

İsrail Savunma Bakanlığı, 29 Mart'ta 2016'ya ait yıllık ihracat istatistiklerini yayınladı. Rapora göre, İsrail'den toplam askeri teçhizat ihracatı 6,5 milyar Dolar olarak hesaplandı. Bu rakam, 2015 yılına kıyasla satışlarda 800 milyon Dolar'lık bir artış olduğunu gösteriyor. Bu toplam satışların yüzde 40'ı Asya-Pasifik'teki ülkelere yapılırken, bu rakamı yüzde 28 ile Avrupa ülkeleri takip ediyor.

http://www.c4defence.com/Gundem/israil-den-askeri-satis-istatistigi/4093/1 Mesajı Paylaş

Terra

Savunma sanayisinde ciro 6 milyar dolara ulaştı

Savunma sanayisinin cirosu, iç pazardaki büyümenin etkisiyle geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 21,6 artarak yaklaşık 6 milyar dolara ulaştı. Sektör, 2016 yılında yaklaşık 12 milyar dolarlık sipariş aldı.Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD), hazırladığı raporla savunma sanayisinin 2016 yılına ilişkin performansını ortaya koydu.

Sektörün yüzde 90'ından fazlasını temsil eden Derneğin raporuna göre, sektör performans verilerinde ciro, alınan siparişler, ürün ve teknoloji geliştirme harcamalarıyla istihdamda önemli gelişmeler görüldü. Sektörde yurt dışı satış gelirleri ve ihracat tutarı önceki yılla aynı rakamlara ulaşırken, ithalattaki artış ciroyla paralel gelişme gösterdi.

Savunma sanayisinin geçen yılki cirosu 2015'e göre yaklaşık yüzde 21,6 artarak 5 milyar 968 milyon dolara ulaştı. Sektörün 2011-2016 dönemi bileşik yıllık büyüme hızı yüzde 6 olarak hesaplandı. Buna göre, 2016'da ciro olarak iyi sonuç alındığı görülse de, 2011-2016 dönemi bileşik yıllık büyüme hızı değeri, sektörün 2023 hedefleri için yeterli görülmüyor.

Sipariş defterleri kabardı

Sektör oyuncuları 2015'te sipariş defterlerine 7 milyar 686 milyon dolarlık yeni sipariş eklerken, geçen yıl bu tutarda yüzde 55 artış oldu. Geçen yıl alınan siparişlerin toplamı 11 milyar 913 milyon doları buldu. En çok sipariş alınan teknoloji segmenti, cirodaki gibi kara platformları ve sistemleri olurken, bu segmenti askeri hava platformları izledi.Kara platformları ve sistemlerinde 5 milyar 920 milyon doları, askeri hava platformlarında 3 milyar 391 milyon doları, silah-mühimmat ve füzede 1 milyar 80 milyon doları bulan sipariş alındı. Yeni siparişlerin 10 milyar 611 milyon dolarlık kısmı yurt içinden geldi.

http://www.virahaber.com/savunma-sanayisinde-ciro-6-milyar-dolara-ulasti-44794h.htm

http://www.virahaber.com/savunma-sanayisinde-ciro-6-milyar-dolara-ulasti-44794h.htm Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Dünyanın en büyük 100 savunma şirketi listesi aşağıdaki linkten öğrenilebilir.  Bu yıl listede 3 Türk şirketi var...

Aselsan Dünyanın 57., TAI 61. ve Roketsan 98. en büyük savunma şirketi haline gelmiş. Roketsan listeye ilk kez bu yıl girmiş. Listede Aselsan geçtiğimiz yıla oranla 1 sıra, TAI ise 11 sıra yükselmişler...

http://people.defensenews.com/top-100/ Mesajı Paylaş

Donanma

Aselsan ve TAI;

-Nexter,
-Embraer,
-Konsgberg,
-Austal,
-Ultra,
-Denel,
-Patria,
-IMI,
-Diehl,

gibi dünya devlerini geride bırakmış. Bu günleri de gördük ya daha ne diyeyim? :D
Mesajı Paylaş

Defence

Nereden nereye? Onu bunu herşeyi eleştiriyoruz ama bir noktaya ulaştığımız da gerçek. Mesajı Paylaş

HAL-9000

Sayın HARZEMŞAH bilgilendirici iletiniz için teşekkür ederim. Ülkemizde  KOBİ'lerin desteklenmesi şöyle dursun gelişmelerinin önüne çeşitli engeller konuluyor. Vestel ve Karayel bence bunun en göze çarpan örneği. Seri üretim sonucu maliyetin düşmesiyle uluslararası pazarda kendine pay edinebilecek bir ürün; desteklenmedi ve ne olacağı belirsiz. Uzun süren Ar-Ge dönemi sonrası, pek çok projenin ete kemiğe bürünüp ürüne dönüştüğü bir dönemdeyiz. Bu dönemi iyi yönetmemiz gerekiyor. Yurtiçi cironun artmasında da pek çok projenin ürün haline gelip siparişlerin verilmesinin etkili olduğunu (Anka,  Hürküş, MAM vb.) düşünmekteyim. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Hal-9000 üstadım, ne yazık ki bu ülkede liyakat yerine eş-dost-ahbap-çavuş-damat-yakın ilişkisi olduğu sürece ilerlememiz kör topal olacaktır. Ama yine de umudu kesmemek gerek. Benim korkum her fırsatta önlerinin kesildiğini gören Vestel, Koç gibi gruplar bu işten soğurlarsa neler yaşanacağı Milli otomobil projesinde motor işine soyunan Vestel, Karayel konusunda gördüğü muamelenin ardından, milli motor işi ile arasına mesafe koydu. Bakalım Koç'un (Otokar, RMK Tersanesi, Koç Sistem) tavrı ne olacak? Mesajı Paylaş

Energy

Sonra da, milli arabanın motorunu kim yapacak, batarya niçin Türkiye'de üretilmeyecek diye hayıflanıp söyleniyoruz. Mesajı Paylaş

Teknisyen

Batarya işi için Tesla'yı ikna etmek mümkün değil mi?

Dünyanın bir kaç yerine Gigafactory açmayı düşünüyorlar galiba. Bakanlardan biri adamların kapısını çalsa yeterli teşvik verilse hem bizim işimiz hemde onların işi görülmez mi? Mesajı Paylaş

Danişment

Hocam burası onun konusu değil ama yahu bu işin asıl espirisi zaten enerjiyi depolayan ve tüketen kısımları değilmi bunuda yapmayacaklarsa ne yapacaklar yapmasınlar Allah aşkına Mesajı Paylaş

Trilogy

'Dünyada savaş uçaklarına talepte ani artış gözlemleniyor'


Rusya devlet silah ihracat şirketi Rosoboronexport Başkanı Aleksandr Miheyev, dünyada savaş uçaklarına olan talepte ani artışın gözlemlendiğini belirterek savaş uçaklarının şirketin toplam ihracatındaki payının bu yılın sonlarında yüzde 50'yi geçeceğini kaydetti.

Miheyev, "Savaş uçaklarına olan talepte ani artış gözlemliyoruz. Rosoboroneksport'un toplam ihracatında savaş uçaklarının payı 2017'de yüzde 50'yi geçecek" dedi.
Bunun yanında şirketin diğer silahları da büyük hacimlerde satmaya devam ettiğini belirten başkan, "2001'den bu yana yurt dışına yaklaşık 45 milyar dolarlık askeri teçhizat ve silah satıldı" ifadelerini kullandı.

Savaş uçaklarının Rosoboroneksport'un toplam ihracatındaki payı son 5 yıl boyunca yüzde 45 seviyesindeydi.

https://tr.sputniknews.com/savunma/201708161029732118-dunya-savas-ucaklarina-talepte-ani-artis/ Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter