Kilo Alma ve Yemeklerin Zamanlaması

Başlatan The Thing, Mar 17, 2019, 06:31 ÖÖ

« önceki - sonraki »

The Thing

Mar 17, 2019, 06:31 ÖÖ Last Edit: Mar 17, 2019, 06:34 ÖÖ by The Thing
Yemek saatleri kilomuzu nasıl etkiliyor?

İnsanın vücut saati, metabolizması ve sindirim sistemi karmaşık bir etkileşim halinde. Bu nedenle sadece ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de önemli.

ABD'de yapılan araştırmalara göre üniversiteye başlayan gençler yaklaşık 7 kilo alıyor. Bunun nedenlerinden biri hazır yemek ve fiziksel aktivite azlığı iken, uzmanlar gece geç saatlerde yemenin, alkol tüketiminin ve düzensiz uyku saatlerinin de etkili olduğuna inanıyor.

Yıllar boyunca Tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları gibi hastalıkların yanı sıra kilo almanın da yediğimiz yemeklerden aldığımız kalori ve bunları ne ölçüde yaktığımızla ilgili olduğu anlatıldı.

Ancak veriler sadece ne yediğimizin değil, ne zaman yemek yediğimizin de önemli olduğunu gösteriyor.

Zamanlama neden önemli?

Kilo vermek için yapılan diyetlere bakıldığında, aynı miktarda kalori tüketilse de, bu kalorilerin çoğunu sabah kahvaltısında tüketenlerin akşam yemeğinde tüketenlere kıyasla 2,5 katı kilo verdiği görülüyor.

Çoğu insan bunu gece yenen yemekten edinilen kalorilerin yakılması için fırsat olmamasına bağlıyor. Oysa canlılar uyku halindeyken bile organları çalıştığı için enerji tüketiyor.

Peki başka ne tür etkenler rol oynayabilir?

Sabah yenen yemeği yakmak için daha fazla kalori harcadığımıza dair veriler var. Ancak bunun vücut ağırlığını ne kadar etkilediğine dair net bilgi bulunmuyor.

Bir diğer olasılık da, gece yemeğinin gün içindeki toplam yemek yenen süreyi uzatması. Böylece sindirim sisteminin toparlanma ve yağ yakma fırsatı azalmış oluyor. Zira yağ yakma süreci ancak organlarımız yeme işleminin bittiğini anladığı zaman başlıyor.

Vücut saatinin uyumu

Amerikalı vücut saati uzmanı biyolog Satchin Panda'ya göre, yemek yeme düzenini gün ışığına göre ayarlayan atalarımızın tersine ABD'de insanlar gün içinde 15 saatlik bir aralıkta yemek yiyor ve toplam kalorinin üçte birinden fazlasını akşam 18:00'den sonra tüketiyor.

Yeterince uyumayan insanlar - ki üniversiteye başlayan gençler de genellikle bu grupta - gece geç yemenin yanı sıra sabah da erken kalktıkları için kahvaltıyı da erken yaparak vücudun yemek yemeden geçirdiği süreyi giderek kısaltıyorlar.

Ayrıca az uyumak, insanın karar alma ve kendini kontrol etme mekanizmasını bozup sağlıksız yiyeceklere yönelme riskini artırıyor. "Açlık hormonu" olarak bilinen leptin ve girelin hormonlarının seviyesini etkileyip iştahı artırıyor. Dolayısıyla kilo almaya yatkınlık da artıyor.

Vücut saati ritmimiz, iç içe geçmiş sinyal sistemleri sayesinde sindirim ve metabolizmamızla çok yönlü bir etkileşim halinde. Jetlag ve vardiyalı çalışmanın uzun vadeli etkisinin incelenmesinde önemli bir bilgi bu.

Her hücremizde vücudumuzdaki fizyolojik işlemleri ve davranışlarımızı düzenleyen moleküler saatler çalışıyor. Hormonların ve nörotransmiterlerin salınmasını; tansiyon, bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivitesini, uyku ve uyanıklık hissini düzenleyenler de bunlar.

Bu saatler hem birbiriyle hem de günışığına ayarlı bir şekilde senkronize olarak işliyor. Bunu beyin dokusundaki üst kiyazmatik çekirdek denen bölümden gelen sinyaller sağlıyor. Dış dünya ile bağlantıyı ise gözün arkasında ışığa duyarlı hücreler yürütüyor.

Bu vücut saatlerinin işlevi, çevremizdeki düzenli olaylara karşı hazırlıklı olmak. Yemek saati de bunlardan biri. Günün farklı saatlerinde farklı biyokimyasal tepkimeler devreye giriyor ve iç organlarımızın görev değişimi ve dinlenmesi süreçlerini düzenleniyor.

Jetlag ve vardiyalı çalışmanın etkileri

Farklı saat dilimlerinde seyahat ettiğimizde vücudumuzun ışığa maruz kalma saatleri değiştiğinden vücut saatimiz de o yönde değişim gösterir. Oysa farklı organ ve dokuların buna uyum sağlama süresi de farklıdır. Bunun sonucunda 'jetlag' denen olgu meydana gelir. Böylece yanlış vakitlerde uykulu veya uyanık hissetmeye başlarız. Bu durum sindirim sorunlarına ve başka rahatsızlıklara da yol açabilir.

Yemek saatimiz beyin hücrelerini etkilemese de karaciğerdeki ve sindirim organlarındaki saatlerde de değişime neden olur. Egzersiz yaptığımız zaman da kaslardaki hücrelerin saatlerini etkiler.

Farklı zaman dilimlerine seyahat ettiğimizde veya yemek, uyku, egzersizimizi düzensiz saatlerde yaptığımızda organ ve dokularımızdaki farklı saatlerin birbiriyle uyumu bozulur. Bu düzensizlik çok ender olduğunda pek sorun çıkmaz, ama sık sık tekrarlandığında sağlığı uzun vadede etkiler.

Diyetimizdeki yağ veya karbonhidratların metabolizması gibi karmaşık işlemler karaciğer, bağırsak, pankreas, kas ve yağ dokularında meydana gelen birçok işlem arasında koordinasyonu gerektirir.

Bu dokular arasındaki iletişim bozulduğunda etkinlikleri azalır ve uzun vadede başta tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve depresyon olmak üzere çeşitli hastalık riskleri artabilir.

Seyahat edenler ve vardiyalı çalışanların yanı sıra hafta içi ve hafta sonu farklı saatlerde yatıp kalkan ve yemek yiyen insanlar da (nüfusun yaklaşık yüzde 87si) etkilenir.

Sadece yemek saatlerinin değişmesi değil bir oturuşta alınan kalori miktarının da sürekli inip çıkması sağlığı uzun vadede etkiler.

Uyku ve yemek saatlerimizi düzenli tutmak atılacak en iyi ilk adımdır. Böylece vücudumuzdaki çeşitli saatler uyumlu bir şekilde işlemiş olur.

Uyku saatinin düzenli olmasının yanı sıra uyku süresi de önem taşır. Yetişkin bir insanın günde 7-8 saat uyuması gerekir.

Aynı zamanda yemek yeme saatlerini günün 12 saatlik dilimine sığdırmak ve vücuda düzen ve dinlenme olanağı sağlar.

İki gruba ayrılmış farelerle 2012'de yapılan bir deneyde bir gruba günün sadece 12 saatinde yemek yeme, diğerine ise istediği zaman yeme olanağı sağlanmış ve aynı miktarda kalori alınmasına rağmen birinci gruptaki farelerin obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve karaciğer hasarı gibi birçok hastalıktan korunduğu görülmüştü. Diğer gruptakiler bu hastalıklara yakalandıkları halde sınırlı sürede yemeye başladıklarında yeniden sağlıklı hale gelmişlerdi.

Vücut saati uzmanı Panda'ya göre, "Tüm canlılar 24 saat içinde aydınlık ve karanlık döngüsüne ve buna uygun yeme ve açlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde gelişti. Bu döngülerin en önemli işlevlerinden biri vücudun her gece onarım ve yenilenmesini sağlamaktır. Trafik hala akış halindeyken bir otoyolu tamir edemezsiniz."

Sınırlı sürelerde yeme konusunda yapılan deney sayısı artıyor ve ilk veriler oldukça umut verici görünüyor.

Kral gibi kahvaltı, prens gibi öğle yemeği ve yoksul gibi akşam yemeği sözü daha önce hiç bu kadar doğru görünmemişti.

https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-47489667# Mesajı Paylaş

ozbey

"toplam kalorinin üçte birinden fazlasını akşam 18:00'den sonra tüketiyor."

yuh  yani.  başka suçlu aramaya gerek var mı?    geçen Pazartesiden  dün  akşama  3 kilo vermişim.  en geç  6'dan sonra  su dışında  bir şey  tüketmiyorum.  zaten  diyete başlayan birinin  en  kolay   yapması gereken  şey  budur.

geriye kalan  yediğini  yakmakki  onuda  yapmanın yolu  sağlığınızı  bozmayacak  şekilde  spor yapmaktır.
ben  yürüyorum.

yetişkin insan nasıl 7 saat uyur?  ben  5 saat uyuyorum,  sonra kendi kendime  uyanıyorum.  o 5 saat sonrası zorlayıp  uyuyabiliyorum;  ama  mutlaka saçma sapan rüyalar felan görüyorum.  demekki   her yetişkine genellenecek bir veri değil bu. Mesajı Paylaş

süper çavuş

Uzmanın ismi Panda ........ :)
Ben vardiyalı çalışıyorum yeme zamanlarım   devamlı değişiyor gibi gorunsede aslında genel olarak dongum hep aynı..
Bu arada sabah tanıdığın  sünneti vardı hanımla düğün yemeğine gittim 10:30 gibi söylemesi ayıp birer tabağa yakın keşkek,  sıkma,  etli nohut , düğün çorbası ile zerdeyi gömdüm son derece iyi hissediyorum ..  Mesajı Paylaş

HüsamettinErTürk

Bize ne varsa ataların beslenmesinde var.

Büyüklerim hep sabahları sağlam yemek yer akşama kadar tarlada çalışırlar midelerini bastırmak için öğlen gibi bir yumurta soğan bir tane haşlanmış patates yerler akşamda görece daha hafif şeyler yerler. Bakarsanız bunu asla yememeniz gerekiyor hatta sabah çok ağır gelir denilecek pek çok yemeği sabah kahvaltısında tüketirler ama 70in altında öleni henüz görmedim 75inde tarlada patos atanıysa çok gördüm. 70 altında ölene kesinlikle erken öldü diye üzülürler 80-85den önce çevreden yardımla kendi işini yapmak zorunda kalanlara erken elden ayaktan düştü derler.
Bu şekilde beslenmeyen muadil ihtiyar amcalarda şeker kalp tansiyon hastalıklarını da kendi gözlerimle müşahede ettim.

Tabi bunlar bilimsel ölçütlere dayalı tespitler değil eleştirenler olabilir saygı duyarım fakat bir kişide değil pek çok kişide kendim gördüğüm için yaşam şekillerine beslenme düzenlerine şahit olduğum için rahatlıkla bunu belirtebiliyorum. Mesajı Paylaş

petibor

#4
Mar 17, 2019, 10:34 ÖS Last Edit: Mar 17, 2019, 10:40 ÖS by petibor
Hüsamettin dediklerinin hepsi klişe şeyler ve hiç doğru değil.
Ataların 40 yıl yaşıyordu 18. yy da ama biz yakın geçmişi ele alırsak eğer mesela 1950 sonrasını
Yakın geçmişte yaşlı adam demek yanında baston demekti hepsi ömrü boyunca beslenme bozukluğundan yaşlanınca bastonla dolaşırdı artık hiç bastonlu ihtiyar yok.
Şimdi liseli çocuklar babalarından uzunlar dahada 5 yıl uzayacaklar
Bugün 20 yaşında olanları 40 yaşında iki kişi dövemez hepsi çam yarması gibi
Klişe yani bu eskileri methetmek Mesajı Paylaş

kurtkapan

O öyle değil aslında. Ortalama ömre bebek ölümleri de dahil edildiği için o kadar düşük gözüküyor. 1920'ye kadarki son 1000 yılda bir insanın 7-8 yaşına kadar hayatta kalma ihtimali çok düşüktü ancak o yaşını geçen insanlar olağanüstü durumlar dışında kolayca 60-70 yaşına kadar yaşıyordu. Mesajı Paylaş

HüsamettinErTürk

Sn kurtkapan
Yeni üyesiniz belli bu forumda putty'e laf anlatılmaz kim neyi anlatırsa anlatsın kendi keyfince bilgileri kabul veya reddeder.

Şimdi ben yarım saat gözlemlerimi ve doktor kontrollerinde sapa sağlam çıkan yaşlıları anlatsam da putty kabul etmeyecek klişe ve geçmiş güzellemesi deyip işin içinden tek hamlede çıkacak o yüzden hiç kendimi açıklamakla uğraşmayacağım size de naçizane tavsiyemdir.
Mesajı Paylaş

petibor

kurtkapanı 18 yy dan önce insanlar 40 yıl yaşıyordu. İslamda eleştirirler erken evliliği mesela hep ama insanların 40 yıl yaşadıklarını çarçabuk çocuk yapmak zorunda olduklarını çocuklarının yarısından çoğunun öleceğini kendilerinin yada eşlerinin öleceğini bilen adamlar ilk ergenlikte yuva kurma işine girişmişler hep bunu şimdiki insanlar anlamıyor. Eski yaşam maksimum 40 yıla göre kurgulanmıştı 20 li yaşlarda 15 yaşında çocuğun olmazsa neslini devam ettirememe ihtimalin vardı. Bir medeniyetin ayakta kalması için eskiden herkesin ölmeden önce en az 5 çocuk yapması gerekiyordu o zaman ancak şimdikine benzer bir nüfus devamı sağlanabiliyordu. Ve bunu da 30 yıl içinde yapıyorlardı. Öyle uzun yaşama diye bir şey yoktu eskiden. Uzun yaşayamazdınki sağlıklı beslenmenin faydasını göresin.
Aranızda şu kişiler şimdiye kadar ölmüş olabileceğini bir düşünsün. Antibiyotik almış olan herkes, bir kemiği kırılan herkes, insülün kullanan herks. Sağra hastası olanların çoğu, dişi çürüyen bir kaç kişi grip olan bir kaç kişi ameliyat olanların çoğu... Sen bu arada güzel beslenipte ne uzun hayat süreceksin. Kaldıki daha bizim unuttuğumuz kuduzundna şarbonuna tifo suna sıtmasına çiçek kızamık kabakulak bir sürü hastalık var.

Mesajı Paylaş

petibor

TÜİK verilerine göre son 60 yılda ortalama yaşam süremiz 30 yıl arttı.
https://www.trthaber.com/haber/saglik/turkiyede-yasam-suresi-30-yil-artti-30929.html

Bu ne demek 1950 lerde ortalama ömür 50 yıldı demek hatta 45 yıl Mesajı Paylaş

ozbey

#9
Mar 18, 2019, 03:13 ÖS Last Edit: Mar 18, 2019, 03:17 ÖS by ozbey
@hüsamettin'in  söylediği şeyler  istatistiksel  bir değişime  neden olabilir mi?  onu  bilmesem de  haklı olduğu  noktalar var.  gerçekten de  72  yaşında hala tarlada çalışırdı  insanlar.  eminim  herkes de  görmüştür  böyle  birçok  örnek.

bildiğim kadarıyla  piramitler  zamanında  Mısır'da  ortalama yaşam süresi  40  altıydı.  Türkiye  için  yaşam süresini  kısaltan  yaşlanarak  ölenler  değil de  yıllar süren savaşlarda ölenler ve  salgınlarda felan  ölenlerdir bence,  buna ek  olarak  köylerde  doktora gidilmediği için  basit hastalıklardan da   doğum sırasında  çıkan sorunlardan da  epeyi  ölüm  olurmuş .

 şimdi doğumda ölenlerin  oranı da  çok düşük   savaşlarda ölenlerin oranı da,  salgınlarda ölenlerin  oranları da  bu gün  tabiki çok  düşük.

dedelerimiz zamanında stres çok düşük,  şeker zengin  sofrasında bulunur.  biraz da tarla  işi oldumu  erittin gitti  ne yediysen.
şimdinin sorunu  genel olarak hareketsiz yaşam.
Mesajı Paylaş

petibor

Klişe gördümmü atlarım ben o yüzden inatla direniyorum yoksa mevzu kavga çıkaracak kalp kıracak mevzu değil he de geç aslında ama ben böyle klişe lere takık birisiyim. Eskiler balla kuzuyla kaymakla filan beslenen adamlar değillerdi köylüsü kentlisi yemeye ekmeği yoktu eskilerin. Gençken herkes idare eder ama yaşlanınca ortaya çıkar fakirlik. Eskiden yaşlılar 60 ında ayakta duramazdı artık neyse kemik erimesi kalsiyum filan onlardan her halde. Hepsinin bastonu olurdu kamburu çıkardı. Şimdi fıldır fıldır ihtiyarlar. Mesajı Paylaş

Teknisyen

Beterin beteri var.Kilo alamamak daha büyük dert.Hele ki sağlık sorunu falan yaşıyorsanız  kilo alamamak ızdırap. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter