Türk Vatandaşının Değeri

Başlatan erdem, Mar 13, 2019, 04:11 ÖÖ

« önceki - sonraki »

erdem

Egeyi Almanlar isgal ediyor soylemi ( eger boyle bir soylem olduysa ) tabii ki mantiksizdir. Dunyada ureme orani en dusuk seviyeye gelmis olan Alman'larin herhangi bir ulkeyi nufus ile isgal etmesi mumkun degildir.

Bununla ulkedeki Afgan - Suriyeli - ve yakinda belki Pakistan (vizeler kaldirildi) isgalini esdeger tutmak abesle istigaldir.

Suriyeliler ise Turkiye'de ciddi sekilde orgutlenmektedirler.

Asagidaki alinti bunun bir ornegidir:

"ne yalan söyleyeyim ben daha önceleri gelen suriyelilerin (çoğunluğu suriyeli olduğu için söylüyorum ama aslında tüm göçmen/sığınmacı arapların, bu örnekteki gibi ıraklıların vs. ) ekmeği peşinde koşan yaşam mücadelesi veren mağdurlar olduğunu düşünüyordum.

zaten başta öyleydi muhtemelen, hep böyle masum başlar. sonra kendi sektörümde (sağlık sektörü) inanılmaz hızla büyüyen suriyeli firmalar ortaya çıkmaya başladı.

bunların bazılarının suriyeli yöneticilerini sahiplerini direkt olarak tanıyorum. aklınıza gelebilecek her makama para yediriyorlar. yoğun hasta getirdikleri ülkelerin (en fazla suudi arabistan) konsolosluklarından başlayıp, il sağlık müdürlükleri ve söylenene göre bakanlıkta birtakım pozisyonlarda bulunan insanlara kadar bir rüşvet zinciri kurmuş durumdalar. çünkü kendilerini bu şekilde kabul ettirebiliyorlar.

ama olay tabi ki bununla kalmıyor, mafyalaşıyorlar. kimse bu tehlikenin farkında değil. çünkü şu an birbirleriyle mücadele içindeler. bakın sağlık sektöründeki firmalar karşılıklı adam dövdürüyorlar. henüz Türklere bulaşmıyorlar ama her geçen gün güç ve para kazanıyorlar. kendi aralarında mafyalaşıp hiyerarşilerini oluşturduktan sonra, sıra Türklere gelecek.

bunlar üç beş yıl öncenin mağdur sığınmacıları. bir gün güç yetmeyecek bunlara. hatta bir kısmına şimdi de yetmez. yani senin ailenin, arkadaşlarının, tanıdıklarının yıllarca kurmuş olduğu ilişkilere falan da güvenemezsin çünkü bunların makamlara yedirdiği parayı yedirme şansın yok. önlem alınmazsa bir süre sonra hiç beklemediğimiz durumlarda bu tiplerle yüz yüze geleceğiz. abartmıyorum, bu aynen böyle olacak."

Bir de dunku haberlere bakalim:

İstanbul'un Fatih ilçesinde Cezayir uyruklu bir kişiyi öldüren, bir kişiyi de yaralayan Suriye uyruklu dört kişi gözaltına alındı. Cinayete neden olan kavganın bir bilardo salonuna girip girmeme nedeniyle çıktığı öğrenildi.


Birbirlerini bu bölgede dolaşmayın diye tehdit eden gruplarmış bunlar.

Afgan'larin ayirmamasi cok ayip olmus.

http://www.diken.com.tr/fatihte-cezayirlilerle-suriyeliler-kavga-etti-bir-olu-bir-yarali/


"ahanda süper güç olduğumuzu resmileştiren haber. böyle şeyler new york arka sokaklarında olurdu; italyanlar irlandalılar bilmem nereliler...

artık biz de amariga gibi devler ligindeyiz." Mesajı Paylaş

Southwater

Şeker kaplama işine devam.
Ülke bu arada işgal altındadır, bu kadar insanı geri gönderemeyeceksiniz.
Takibiniz de yok. Mesajı Paylaş

hergeleci

Furkan Kocaman icin diplomatik ust duzey bir seviyede ziyaret oldu mu Polonya'ya? Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Türk vatandaşının değerine dair başımdan geçen bir olayı anlatayım.

Kanser hastası olan bir yakınım, Türkiye'de yapılmayan nükleer bir tedavi için devlet tarafından 2008 yılında Avrupa'da tedavi almaya uygun görüldü.

Tedavi ABD'de yapılmıyor. Avrupa'da da sadece iki yerde, Hollanda'da (galiba Erasmus üniversitesi veya hastanesi gibi bir yerde) ve İsviçre'de Basel Üniversitesi Hastanesi'nde (Universitatspital) yapılıyor. Biz İsviçre'yi tercih ettik.

Bunun üzerine, tedavi tarihleri ve diğer detaylarla ilgili olarak hastanede tedaviyi yapan ekibin lideri olan doktorla ve daha çok da sekreteriyle yazışmalara başladık.

Tedavi süreci ve tarihleri ile ilgili konuları netleştirdikten sonra adamlar bize bütün detayları içeren proforma fatura gibi bir belge göndererek, tedavinin her bir seansının 10.000 CHF olduğunu ve bu paranın tedaviye başlamadan önce belirttikleri İsviçre bankası hesabına yatırılmış olması gerektiğini, aksi taktirde tedavinin KESİNLİKLE yapılmayacağını bildirdiler. Hemen hemen hiç bir resmi devlet ve özel sağlık sigortası kuruluşunun sözkonusu tedaviyi ödeme kapsamına almadığı ve sigortamız olsa dahi bu ücretin cebimizden karşılanması gerekebileceği uyarılarını da sürekli yaptılar.

Bunun üzerine, Türkiye'deki yetkililere durumu sorduk: Peşin ödenmesi istenen bu paranın ne kadarını devlet karşılayacak, ne kadarını biz ödeyeceğiz, ve ödemeler ne zaman yapılacak? Bize verilen yanıtta, hasta artı bir refakatçinin tüm uçak ve konaklama masraflarının ödeneceği, tedavi masraflarının da tamamının devlet tarafından karşılanacağı, bu konuda kendilerinin gerekli girişimleri yapacaklarını, endişe etmememiz gerektiğini söylediler.

Bu arada vize başvuruları için hastaneden tedaviye kabul edildiğimize dair yazı istedik. Tabi hemen bize ödemenin henüz yapılmadığı itirazını gönderdiler. Bir takım yazışmalardan sonra kendilerine tedavi masrafının TC Devleti garantisi altında olduğunu belirterek, ödemenin henüz yapılmadığı şerhli bir yazı alabildik.

Gidiş-dönüş THY uçak biletlerini devlet aldı. (Çok zaman oldu, biz aldık da sonradan bize mi ödedi, yoksa biz rezerve ettik de doğrudan mı aldı hatırlamıyorum.) Ama bunun dışında, uçuş gününe kadar doktorun sekreteri sürekli ödemenin yapılmadığı ve bu haliyle tedaviye başlanamayacağı ile ilgili bize uyarı gönderdi. Konaklama masraflarıyla ilgili olarak da arayan soran olmadı.

Uçuş günü bir telefon geldi, Dışişleri Bakanlığından... Zürih başkonsolosluğu yetkililerinin bizi karşılayacağını söylediler. Ardından da bir İsviçre numarasından arandık. Zürih başkonsolosluğuymuş, bizi Basel havalimanında karşılayacaklarını, başımız sıkıştığında ekranda görünen numarayı arayabileceğimizi söylediler.

Basel'e indiğimizde ellerinde isimlerimiz yazılı dövizlerle "Man In Black" ekibi bizi karşıladı. VIP konfigürasyonlu Vito araca bindik. Açlık durumumuzu sordular, ki az evvel uçakta yemiştik. Otelimize doğru yola çıktık. Günlük 250 CHF civarında bir rakamdan hesaplayarak, tutanak karşılığı, toplam 1800 CHF gibi bir nakit rakamı otel+harcırah olarak cebimize koydular. Hastane ücretinin de ödendiğini, bir sorun olması durumunda 7/24 kendileriyle irtibata geçebileceğimiz söylediler ve kartvizitlerini verdiler.

Otelimize yerleştirdikten sonra tercüman ihtiyacımız olup olmadığını sordular ve tanıtım amaçlı bir Basel turu yapmayı teklif ettiler. Ama saat de akşam olmaktaydı ve adamlar Zürih'ten gelmiş, oraya geri döneceklerdi. Üstelik otelden ücretsiz toplu taşıma kartı ve bir dünya harita, broşür vs. temin etmiştik. Ayrıca yabancı dil sorunumuz da yoktu. O nedenle teşekkür edip istemedik.

Ertesi gün hastanede doktorun sekreteri Brigit bizi neredeyse kırmızı halıyla karşıladı; belli ki para yatmış. Çok şaşırmış durumdaydılar ve bir yerde özür dilermişçesine duruma açıklık getirmeye çalışıyorlardı: İlk defa hastanın kendisi haricinde bir sigorta şirketi (yani TC. SSK'sı) tedavi masrafını ödemişti.

Bir kaç gün sonra akşam vakti otelden arandık. Konsolosluk görevlileri herşeyin yolunda olduğunu teyid etmek için aramış bir ihtiyacımızın olup olmadığını soruyorlardı.

Kaldığımız yer üniversitenin Hostel'iydi. Şehir merkezine (marktplatz) ve hastaneye yürüme mesafesinde olduğu için tercih etmiştik. Bizimle beraber aynı tedaviyi almaya İsrail, Almanya ve Fransa'dan gelen hastalar da vardı ve aynı otelde kalıyorduk. her nasılsa konu tedavi ücretlerinin pahalı olmasından açıldı. Hepsi de masrafları cebinden karşılıyormuş. Bizim tedavi masraflarımızın devlet tarafından karşılandığını öğrendiklerindeki yüz ifadelerini görmeliydiniz. Hasetlerinden çatlamasınlar diye, "gezip tozup harcıyacağımız paraya kadar cebimize koydular" diyemedik.

Son gecemizde yine konsolosluk görevlileri aradılar. Zürih'ten gelip bizi havalimanına bırakacaklarmış. Ama kaldığımız süre içinde orada yaşayan Türkler ile samimiyetimizi ilerletip de birisi ile "abi ölümü gör, hava alanına beraber gideceğiz" noktasına geldiğimiz için, konsolosluk yetkililerini kibarca reddettik.

Resmi bir nedenle gittiğim için bu seyahatte böyle bir tecrübe yaşadım ve bence gayet pozitif bir tecrübeydi. Onun dışındaki seyahatlerim hep turistik çerçevede olduğu için Türk konsolosluğu ile hiç işim olmadı. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter