1 Kısım 11.Bölüm

Başlatan HAKAN KILIÇ, Eki 24, 2015, 06:17 ÖÖ

« önceki - sonraki »

HAKAN KILIÇ

1-11-AEGIS BMD-2, Tüm unsurları ile BMD sistemleri bu kadar ayrıntılı olarak ilk kez yayınlanmakta ya da AEGIS le ilgili en geniş Türkçe kaynak. Uydular, hava soluyan sistemler, radar/sensörler, ABM füzeleri, komuta merkezleri. Standart missile, Global farkındalığın nasıl gerçekleştiği.

http://kokpit.aero/deniz-balistik-bekci-2

Denizlerin balistik bekçileri nasıl vuruyor?

Yazarımız Hakan Kılıç, yazısının ikinci bölümünde gemilerden atılan ve balistik füzelere karşı kullanılan yeni nesil anti-balistik füzeleri anlatıyor...

 Denizlerin balistik bekçileri nasıl vuruyor?
Son bölümde AEGIS BMD (Balistik Füze Savunması) sistemini, SPY-1 radarını ve Amerikan ile Rus BMD stratejileri arasındaki farkları aktarmıştık.

Bu bölümde ise AEGIS'in diğer önemli ayağı SM-3 anti-balistik füzelerini (ABM) ve komple BMD sistemini tanıtmaya çalışacağız.

Geçen bölümde global farkındalık olmadan füze savunmasın olmayacağını belirterek AEGIS BMD yazılımı yüklü Amerikan ve diğer müttefik ülke gemilerinin taşıdığı SPY-1 radarları ile tüm denizlerde balistik füzelere karşı savunma yapmak için dolaştıklarını yazmıştık. Farkındalığın diğer ve daha önemli unsuru olan kara konuşlu erken uyarı radarları (EWR, UEWR, AN/TPY-2) ve denizde yüzen platforma kurulu (SBXR) radarlarından ise eski bölümlerde bahsetmiştik.

Şimdi bütün bu erken uyarı sistemi verileri sonucu harekete geçerek düşman balistik füzesini imha eden esas sistem olan, yani sistemin son halkası SM-3 (Standart Missile) füzelerini tanıtmadan önce son kez balistik füze savunmasını kısaca özetleyerek büyük resmi göstermek istiyorum. Sizleri uzun uzun maddelerle sıkacağımın farkındayım ama tüm BMD sistemi Türkçe bir kaynakta kayıt altına alınsın istedim. Aslında yabancı kaynaklarda da hepsi bir arada anlatıldığı şekilde bulamadım. Belki İngilizce harici kaynaklarda vardır bilemiyorum. Yıllardır çeşitli kaynaklardan derlediğim dağarcığımı özetle aktarmaya çalışacağım.

BALİSTİK FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ'NİN (BMD) GENEL YAPISI

BMD sistemlerini değişik bir yaklaşımla uzaydan yer altına doğru sıralayalım.

1-Uydular:

Amerikan BMD sistemi uzaydan başlamaktadır. Uydular yüksek yörüngeden en alçak yörüngeye doğru;

-PTSS uyduları; Yüksek eliptikal yörüngede (HEO) gezen uydulardır. Bunlara Uzay tabanlı infraret (kızılötesi) izleme sistemi (Precision Tracking Space System) denir.

-DSP (Defense Support Program) uyduları; Jeosenkron yörüngede (GEO) gezen savunma destek sistemi veri aktarım uydularıdır. Kızılötesi sensörlerle donatılan bu uydular tüm dünyayı izleyerek nükleer patlamaları, uzaya gönderilen füze ve mekikleri ve ateşlenen balistik füzeleri fırlatılışından az sonra tespit eder. Körfez savaşında Saddam'ın ateşlediği Scud'ların tespitinde çok başarılı olmuştur. 1960 yılında başlatılan uzay tabanlı kızılötesi savunma sistemi) ilk uydu ile başlatıldı. Bu gün DSP uyduları MIDAS (Füze Savunma Alarm Sistemi)'nin en önemli unsurudur.



 

-STSS (Space Tracking and Surveillance System) uyduları; Alçak dünya yörüngesinde (LEO) dönen, uzaydan izleme ve istihbarat sistemi amaçlı uydulardır diyebiliriz.



2-Atmosferin En Alt Katmanında Uçan Hava Soluyan Sistemler

Uçan izleme araçları yani havadan balistik füzeleri tespit edebilen araçlar kısaca;

-EC/RC-135, E-8 gibi elektronik karıştırma, istihbarat, izleme ve yer unsurlarını sevk idare eden uçak sınıfında ki uçaklar ve bunların diğer ülkelerdeki karşılıkları.

-Dev GlobalHawk gibi insansız istihbarat uçaklarından Predator tarzı küçük İHA'lara kadar çeşitli İHA sistemleri.

-Genelde hava kuvvetlerini envanterlerinde bulunan AWACS/AEW-C sistemleri. E-3C, E-7T, E-767, E-2C,A/IL-50, KJ-2000, Y-8 vb.

3-Amerikan/ NATO Sabit Sensörleri/Radarlar

Global Farkındalık, Erken Uyarı veya İstihbarat, nasıl isimlendirilse isimlendirelim yukarıdakilere ek olarak dünya üzerinde ki Sensörler/Radarlar sistemin diğer sac ayağını oluşturur. Aslında en önemli unsurudur. Neden en önemli olduğunu şöyle anlatayım. Daha önceki bölümlerde %100 güvenli bir önleme sisteminin olmadığını özellikle ABD-Rus-Çin ICBM'lerinin karşılıklı olarak durdurulmasının yani başka bir ABM füzesi ile vurulmasının çok garantili bir sistem olmadığını zaten ABM sayısının ICBM ile kıyaslanmayacak kadar yetersiz olduğunu yazmıştım. Dolayısı ile bu üç ülkenin birbirine karşı olan (NATO'yu da dahil edelim) caydırıcılık sisteminin temelini ateşlenen füzeyi vurmaktan ziyade daha fazlasını ateşlemek ve düşmanın ikinci vuruş yeteneğini yok etmek oluşturur.(ikinci vuruşun tanımını son bölümde yapmıştım). Sonuç olarak önemli olan ateşlenen füzeleri herkesten önce ve daha üst katmana dahi çıkmadan görmek ve bunu komuta merkezlerine ileterek anında karşılık vermektir. Tıpkı soğuk savaş yıllarındaki filmler de ki gibi. Erken uyarı çok önemli olunca tüm bu erken uyarı radar ve uydularının sistemin en önemli hatta ABM füzelerinden daha mühim olduğu anlaşılır (Malatya radarına itiraz edenlerin kulakları çınlasın).Şimdi tüm sensörleri sıralayalım;



-AN/FPS-132 UEWR-Upgrade edilmiş erken uyarı radarları. 132 modeli son versiyonu olup FPS-115-120-123 ve 126 tipleri 132 modeline terfi ettirilmektedir. Diğer bir radarda yine Kuzey Amerika'da konuşlu AN/FPQ-16 PARCS'dir. Bu radarların hepsi devasa büyüklükleri ile birer apartman kadardır. Blog adresimdeki Sensör haritasında radarların dünya üzerindeki yerlerini görebilirsiniz. "http://hakankilicaero.blogspot.com.tr/ "3000 Mili bulan menzilleri ile bu radarlar batının gözü kulağıdır. PAVE PAWS yani faz dizini uyarı sistemini oluşturmakta çok geniş bir alanı kontrol etmektedirler. İngiltere, Norveç, Grönland ve Kuzey Amerika konuşlanmış olan bu radarların kapsama alanının ya da menzillerinin sınırlarını şöyle çizebiliriz; Kuzey Amerika ve Avrupa'nın tamamı, Güney Amerika ve Afrika kıtasının yarıdan fazlası, doğuda Hazar Denizine kadar olan Asya toprakları, Grönland'ı da içine alacak şekilde tüm kutup bölgesi, Atlas ve Pasifik okyanuslarının Kuzey Yarıkürede kalan kısımları. Bu alanların dışında kalan dünya coğrafyasını ise aşağıdaki sensörler kontrol eder.

-Alaska'nın en uzak adalarından biri olan Pasifik okyanusunun kuzey kısmındaki Shemya'da ki COBRA DANE radarı.

-Hawaii PearlHarbor limanındaki dolayısı ile Pasifik okyanusun ortasında bulunan SBX radar. SeaBased X Band radar olan bu sensör petrol platformu benzeri devasa bir platforma kurulmuş yüzer bir radardır. Dünya da tek olan ve ilerleyen yıllarda ikincisini üretilmesi düşünülen istasyonun maliyeti 2,2 Milyar USD'dir. Gemiler ile çekilip, taşınabilir.



-ABD'ye ait Güney Pasifik'te ki Marshall adalarında da diğer bir EWR radarı mevcuttur.

-AN/TPY-2 ForwardBasedMod. Bir örneği Malatya'da bulunan X band radarlardır. Ayrıca İsrail, Katar, Ürdün, BEA'de (2018 e kadar), Kuzey Batı ABD'de ve Japonya'da iki adet bulunmaktadır.

-AN/TPY-2 Terminal Mod; ABD'nin güneyinde diğeri Pasifik'te ki Guam adasında olmak üzere iki adettir. Her iki mod arasındaki farkları eski bölümlerde yazmıştım. Geçelim diğer ülke sensörlerine.

4-Diğer ülke Radarları,

-Çin yarışa çok geç başladığı için ABD ve Rusların çok gerisindedir. Çeşitli erken uyarı radar sistemleri mevcut olsa bile her iki ülkenin ulaştığı menzil ve radar kapasitesine sahip değildir.

-Tayvan Amerikan yardımı ile Leshan Dağına EWR radarı kurmuş ve tüm Çin ve Doğu Asya coğrafyasını izleme altına almıştır. 3000 km menzili ile yukarıdaki Amerikan radarlarından boyut ve kapasite olarak pek farkı olmayan radarın yukarıda anlattığım DSP uydularına bağlantısı da vardır. 10 Yıldır DSP uydularına ücretsiz erişim hakkını Tayvan'a veren ABD bu radarla adeta Tayvan'a borcunu ödetmektedir. Daha açık ifade ile DSP uydularından veri akışı ile BMD sistemini besleyen Tayvan, şimdi kendi radar verilerini ABD ile paylaşarak borcunu ödemektedir. Böylece ABD, Çinlileri çok kızdırsa da Çin'in burnunun dibine dev bir erken uyarı radarı yerleştirmiş gibidir.

-İsrail ise tıpkı TPY-2 radarı gibi çekici arkasında konteynır büyüklüğünde taşınabilir radarlar üretmiştir. Green-Pine EL/M-2090 Radarı İsrail'in yanı sıra birer adet Azerbaycan ve Hindistan'a satılmıştır. Böylece bu ikisi de erken uyarı radarı olan ülkeler kervanına katılmışlardır. Ancak bizim gibi NATO kapsamında, değil para vererek.

-Gelecek bölümde anlatacağımız kıyı konuşlu AEGIS sistemi radarı olan AEGIS-Ashore'nin radarları SPY-1'ler ise Romanya ve Polonya'da NATO EPAA projesi kapsamında kurulmuştur.



5-Rus Radar Sistemi

Rus balistik füze erken uyarı radar ağı tüm Rus toraklarının çevreleyecek şekilde düşman içlerine kadar uzanan menzilleri ile ABD radarlarından çok daha uzun menzillidir. Ancak sadece Rusya ve etrafında kurulu olduklarından ABD gibi dünyanın dört bir yanını kontrol edemez sadece anavatan savunması uyarı yapabilecek şekilde konuşlanmıştır.

Kutup bölgesi tüm Asya ve Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika'yı kontrol eder. Amerika kıtaları, Pasifik ve Atlas okyanusları kapsam dışındadır. Bu radarlardan Kuzey Kafkasya'da ki Voronezh DM tipindeki Armavir radarı Arap Yarım Adası ve Türkiye dahil tüm Orta Doğu' yu kontrol altına alır. Çok şükür ki Azerbaycan topraklarındaki diğer Rus radarı Gebele Azerilerin kira sözleşmesini yenilememesi sebebi ile kapandı. Orta doğudan başka tüm Türk hava sahasını kontrol edebilen bu radar istasyonu şu an harabe halde. Çok yüksek enerji ile çalıştıklarından yüksek radyasyon yayan radar bölge halkının sağlığını uzun yıllar tehdit etti. Hatta bitki örtüsünü bile değiştirdi. Azeriler bu kanser üretim tesisinden kurtulmuş oldular. Çünkü bu radar Amerikalılarınkiler gibi yerleşim yerlerinden onlarca km uzakta değildi.



HEN HOUSE-Tavuk Kümesi olarak adlandırılan Rus erken uyarı radar ağı kısaca şu tiplerden oluşur; DNESTRE, DNEPR, DARYAL (NATO Kod adı: Pechora), DUGA, DON-2, VORONEJ-DM/M. Gebele'den başka, Skrunda-Litvanya ve Yeniseysk-Krasnoyarsk radar istasyonları da kapatılmıştır. Ancak özellikle Kuzey Rusya' ya yeni kurulmakta olan istasyonları blogda ki güncel haritamda görebilirsiniz.

Yeri gelmişken Rusların 5000 km uzaktaki bir tenis topu büyüklüğündeki cisimleri bile gördüğünü iddia ettiği bu radarların nasıl çalıştığını anlatayım. Resimde de gördüğünüz gibi birbirine oldukça uzak mesafeli iki kocaman bina yüksekliğinde ayni hizada iki radar binasından biri göndermeç diğeri almaçdır.

Klasik dönen radarlar gibi değil tıpkı AEGIS gemilerindeki gibi tepsi şeklinde ve sabittir. Kilometrelerce öteye radar dalgası gönderen bu cihazların menzillerini başından beri aktarırken uçaklara karşı değil sadece balistik füzelere karşı olan menzillerinden bahsetmekteyim. Aradaki fark ise balistik füzelerin fırlatıldıktan sonra atmosferin çok üst katmanlarına 50-300 km arası irtifalarda seyirlerine devam etmelerinden dolayı uzun mesafeden tespitinin kolay oluşudur. Dünya eğimi gereği hiçbir radar çok çok alçak uçan bir uçağı 45 km mesafenin ilerisinde göremez. Ancak bahse konu radarların tespit etmeye çalıştığı hedef füzeler çok yüksekten uçtuğundan sorun yoktur. Dolayısı ile Avrupa'yı kontrol eden ABD radarları ya da Orta Doğu ve Türkiye'yi kapsayan Rus radarı tüm balistik füze çıkışlarını ve yüksek irtifadan seyreden uçakları görse de örneğin Atatürk Meydanına alçalmakta olan bir uçağı göremeyebilir.



6-Denizlerde ki Radarlar

Karadan denizlere geçelim. Geçen bölümde anlattığım AEGIS BMD savaş yönetim sistemi ile donatılmış 84 adet Amerikan destroyer ve kruvazörleri Amerikan kapsama alanı dışındaki yerlerde denizlerde dolaşarak hem açıkları kapatır hem de birazdan anlatacağım SM-3 füzelerini taşır. Dörder adet dört bir yana bakan SPY-1 radarları ile teçhiz edilmiş bu sensörleri geçen bölümde uzunca anlattığım için kısa keseceğim (ABD Kongre araştırma servisinin 1 Haziran 2015 de yayınladığı "Navy Aegis Ballistic Missile Defense (BMD) Program: Background and Issues for Congress" isimli raporda gördüm ki AEGIS gemilerini daha önceki bölümlerde 22+62=84 olarak doğru tespit etmişim. Bu arada ayni raporda Amerika'nın 30 yıllık dönemde hedefinin 80 kruvazör, 97 destroyer gibi korkunç bir rakam olduğu yazmakta.

Öncelikli görevleri hava savunma ve balistik füze savunma olan bu gemilerin sayı hedefinden bahsederken neden "korkunç" dediğime gelince; Dünyada zaten bir nükleer dehşet dengesi mevcut. Bu kadar çok balistik füze savunma gemisi Rusya ve Çin'i ciddi endişeye sevk edecektir. Bu endişenin kaynağı da ICBM ve TBM füzelerinin oluşturduğu nükleer ve konvansiyonel caydırıcılık kapasitelerinin azalması veya zaaf göstermesi ihtimali. Düşünsenize dünyanın bütün denizlerinde her an balistik füzeleri durdurmaya hazır her biri 100'e yakın lançer taşıyan 80+97= 177 adet AEGIS gemisi.

Rusların tüm tugaylarını SS-26 İskender TBM ile donatacağını açıklamasına şaşırmamak lazım. Öte yandan silahlanma yarışında geldiğimiz noktada son beş yılda dünya genelindeki balistik füze mevcudunda 1200'den fazla artış olmuştur. ABD, NATO, Rusya ve Çin haricindeki balistik füzelerin toplamı bile 5.900'ü geçmiş olması da ABD'yi ana vatan koruması için ya da dünya jandarmalığı sürdürmek için bu sayılara mecbur etmiştir. Burada ABD'de ki silah lobilerinin gayretlerini de unutmamak lazım. Bunları göz ardı edip sadece vatan savunması için bu kadar harcama yapmakta haklılar demek tabi ki saflık olur. Ya biz? Bu konuya yine dalmayacağım nerede ise hiçbir şey yapmayıp 300 km menzillerle kendimizi kandırmaya çalıştığımızı 11 bölümdür anlatmaya çalışıyorum. Son bölümde (15) tekrar bir genel değerlendirme yapacağım.

Gerek AEGIS sistemi SPY-1 radarı gerekse kendi özgün sistemini barındıran diğer ülke bölge hava savunma gemileri ise gelecek bölümün konusu olduğundan sayı bilgisi vermekle yetiniyorum. Yukarıdaki ABD gemilerine ilave olarak,

-4 Adet Kongo, 2 Atago sınıfı Japon gemisi,

-5 Adet F-100 Bazan sınıfı İspanyol gemisi

-5 Adet F-100 Mod-Nansen sınıfı Norveç gemisi

-3 Adet Hobard AWD sınıfı Avusturalya gemisi,

-3 Adet KDX-3 sınıfı Güney Kore gemisine ilave 2019'da hizmete girmeye başlayacak 6 adet KDX-2A SPY-1 D modeli entegre edilmiş halde,

AEGIS ve SPY-1 radarı yerine kendi özgün radarlarını geliştirmiş ülkelerin gemileri ise;

-2 Adet Forbin/Horizon, EMPAR MFR S-1850M FREMM sınıfı Fransa,

-6 Adet Type-45 sınıfı Sampson MFR radarı ile donatılmış İngiliz gemileri,

-4 Adet De Zeven LCF sınıfı Thales APAR SMART radarlı Hollanda gemileri.

-Son olarak milli bölge hava savunma firkateyni projemiz TF-2000'in de üretildiğinde bu görevi yerine getirecek ilk Türk gemisi olacağını belirtmek isterim.

7-BMD'nin son ayağı ABM (Anti-Balistik Füze) sistemleri,

13 ve 14 bölümlerde ABM füzelerini isim isim anlatacağım için şimdilik en meşhurlarını sadece isim olarak sayalım. Uzaydan başlayan sistemin son halkası olan füzelerin yer altındaki silolarda konuşlu olan örneği Toprak Tabanlı Orta Yol (midcourse) Önleme Füzesi GBI füzeleridir. ABD'nin batı kıyılarında kuzey ve güneyde iki ayrı füze üssünde Rus ICBM'lerini beklemektedirler. Fort Greely ve Vanderberg Hava Kuvvetleri üssünde konuşlu yeraltı silolarda çok sayışa GBI füzesi barınmaktadır. Geçenlerde çok üst düzey bir ABD yetkilisi ayni silolardan Amerika'nın batı kıyısına da kurulacağını açıkladı.



Bu füzeler ile önleme rastgele değil hedef füzenin yörüngenin neresinde olduğuna göre yapılır. Balistik yörüngenin üç aşaması mevcuttur. Boost (ilk çıkış aşaması), midcourse (orta yol atmosfer dışında yol alış), terminal (tekrar atmosfere giriş ve hedefe dalış). GBI füzeleri SM-3 lerle birlikte midcourse aşamasında müdehale edecek olan en etkin ABM füzeleridir. Bunların Avrupa karşılığı Aster-30, Rus karşılığı ise A-135/235, Çin karşılığı ise HQ serisinin yeni versiyonudur. Ancak Çin ve Rus sistemleri ABD sistemleri kadar etkin ve başarılı değildir.

Boost aşamasında ise Boeing-747 uçağının burnuna yerleştirilmiş dev bir laser silahı ile (AirborneLaser YAL-1A uçağı) füzelerin imhası planlanmış ve yıllarca süren geliştirme test aşaması hala sonuçlanmamıştır. Diğer Boost önleme sistemi Kinetik Enerji Interceptor (KEI) füzesi ise 2009 yılında projenin sonlandırılması ile iptal edilmiştir.

Sonuçta bu aşama için etkin bir sistem mevcut olmayıp midcourse' ye gelmesi oradan da geçerse terminal aşaması önleme sistemlerine güvenilmektedir. (Boost fazında bir füze vurulamaz değildir. Teoride mümkün ancak pratikte pek mümkün değil. Çünkü füzenin çıkış yerinin çok yakınında bir dost ABM füze bataryası olması gerekir. Örneğin 80-100 km menzilli Patriot PAC-3 füzesinin İran sınırında sıfır noktasına bile yerleştirseniz İran içlerinden fırlatılan bir füzeye erişemez. Ancak terminal safhasında olduğu bölgeye düşmekte olan bir füzeye karşı menzili içinde etkilidir.)

Terminal aşaması önleme füzelerini de kısaca sayıp geçmekle yetinelim; ABD için Patriot PAC-3 ve THAAD, Rusya için S-300/400/500, Çin için HQ-19/29 ve diğer türevleri, Avrupa için Aster-15/30. Hindistan için Prithvi (PAD) ve gelişmiş hava savunma füzesi AAD, İran için Bavar-373. Dediğim gibi sonraki bölümlerde ayrıntılara gireceğiz.

8-Komuta merkezleri

Son olarak BMD Komuta-Kontrol Muhabere Yönetimi ve İletişim merkezlerini de (C2BMC) yazarak bitirmek istiyorum. Uydular aracılığı ile tüm dünyadaki sensör, gemi ve müttefik C2BMC'ler ile irtibat halinde olan ABD/NATO komuta merkezlerini isim ve yer olarak sayalım.

NBC saldırılarına dayanabilmesi için granit taştan oluşan Cheyenne dağ kompleksinin içi oyularak yapılmış olan ABD'nin en meşhur savaş harekat merkezileri NORAD ve US.STRATOCOM'un Orta Amerika-Colorado Springs'de iki C2BMC merkezinin yanı sıra diğer komuta merkezleri aşağıdadır. Bunlar tüm dünyadaki BMD operasyonlarının yönetir;

-NMCC, Ulusal Askeri Komuta Merkezi, Pentagon,

-USNORTHCOM, Kuzey Komutanlığı, Colorado,

-USPACOM, Pasifik Komutanlığı, :Hawai (Çin bu merkezin kontrolünde),

-USEUCOM, US. Avrupa Komutanlığı, Stuttgart, Almanya (Tüm Rus toprakları, Grönland ve Türkiye'de sorumluluk alanına dahildir),

-CENTCOM, Merkez Komutanlığı MacDill Hava Üssü, Tampa, Florida'da ana karargah, Ön karargah ise Al Udeid Hava Üssü, Doha, Katar (Kazakistan'dan Afganistan'a tüm Orta Doğu),

ABM FÜZELERİ İLE SAM FÜZELERİNİN HEDEFLERİ ARASINDA NASIL BİR FARK VAR?

Bir ABM yani anti-balistik füzenin hedefi ile hava savunma füzesinin hedefi arasında muazzam farklar vardır. Dolayısı ile bu farkları gördüğümüzde hava savunma yani hava soluyan motorla donatılmış uçak, helikopter, İHA, turbojet motorlu seyir füzeleri gibi hedef alan füzeler (SAM) ile ABM füzeleri arasındaki farkı da görmüş oluruz. Hedef füzesi ile angajmana girecek olan ABM füzesinin SAM'e göre çok dezavantajları vardır. Bunları fazla ayrıntıya girmeden sıralayalım;

-En önemli fark balistik füzelerin özellikle terminal aşamasından yeryüzüne dalışa geçen son parçası EKV'lerin uçaklardan çok daha hızlı (ses hızının 3-8 katı) ve çok daha küçük oluşundan dolayı vurulmasının yani çarpışmanın çok zor oluşu.



-SAM'ler de ki parçacık veya harp başlığı etkili angajman/imha yerine ABM'ler hitt-to-kill/kafa kafaya çarpışma yöntemi ile imha ederler. Özellikle SM-3 gibi üst katman midcourse safhası imha füzelerinde harp başlığı yerine kinetik çarpma aracı bulunur. Alt katman terminal safhası imha füzelerinin bazılarında harp başlığı bulunsa bile yine hedef balistik füzeye çapmak zorundadırlar ki hedefin en hızlı olduğu dalış aşamasında çarparlar. Oysa SAM'ler genelde harp başlığı taşır ancak çoğu itibari ile hedef uçağa çarpmadan yanında bile detone olsa parça tesiri ile uçağı uçamaz duruma getirir (Bu şekilde havadan-havaya füzeler bile vardır).

-SAM'lerin çoğu zaman yatay eksende yaptığı angajmana rağmen ABM'ler dikey düzlemde angaje olmak zorundadır.

-Atmosferin üst katmanlarına çıkıldıkça hava incelir ve kaldırma kuvveti düştüğünden manevra yapmak zorlaşır. Bu seviyede SAM hedefi uçaklar yoktur ama ABM'lerin hedefi balistik füzeler bu irtifada uçar.

-SAM'lerin önce yükselip enerji toplamasının aksine ABM'ler sürekli bir enerji kaybındadır.

-Belkide ABM'lerin SAM'lere göre tek şanslı oldukları taraf hiçbir kaçma-kurtulama yöntemine maruz kalmamaları. SAM'ler "chaff-flare" ve EH türü caydırma yöntemlerine sürekli maruz iken balistik füzeler ABM'lerden kurtulmak için sahte savaş başlığı dağıtmaktan başka bir şey yapamaz.

Bütün bunlar size SM-3 füzesini bir S-300 ya da Patriot' tan ne kadar farklı olduğunun göstermesi açısından bir fikir verir sanırım. (Çin füzesi ile balistik füze savunma kabiliyeti kazanacağımızı iddia edip daha önce yayınlanan "Çin füzesi almalı mıyız? Başlıklı makalemin ana fikrini eleştirenleri yukarıdaki satırları tekrar okumaya davet ediyorum)

AEGIS'İN KILICI; SM-3 STANDART MISSILE

T-LORAMIDS ihalesine katılan ABM özelliği tartışmalı FD-2000 füzesini daha önce sekizinci bölümde tanıtmıştım. Ayrıntılı olarak tanıtacağım ikinci ABM ise SM-3 Standart Missile. Raytheon firması reklamlarında "karada veya denizde konuşlandırılabilir dünyanın tek balistik füze katili" olarak lanse edilen füze AEGIS gemilerinin temel ABM füzesidir. Dolayısı ile ABD donanmasının dünyanın dört bir denizinde dolaştırdığı yegane önleme füzesidir diyebiliriz.



Boost aşamasında da etkili olmakla birlikte özellikle midcourse-orta yol fazındaki balistik füzelere karşı yapılan önleme görevinin belkemiğini oluşturan SM-3, SM-1 ve SM-2 füzelerinin ABM özelliği taşıyan son evrimidir.

Onuncu bölümde SM-3'den kısaca şöyle bahsetmiştim; SM-3, 53,3 cm çapındaki Mk72 katı yakıt roket motoru yardımı ile ateşlenmekte ardından bu motoru bıraktıktan sonra diğer katı yakıtlı çift itkili Mk104 motoru füzeyi atmosfer seviyesine çıkarmakta ve devreye Mk136 üçüncü kademe motoru girmekte ve 30 saniye çalışan motor füzeyi atmosfer üstü (exoatmospheric) irtifaya çıkarmaktadır. Bu aşamaya kadar füze gemide ki AN/SPY-1 radarı tarafından güdülenmekte ve önlemenin yapılacağı irtifaya ulaştığında EKV füzeden ayrılıp hedef balistik füze ile çarpışmak için yoluna devam etmektedir.



EKV yani atmosfer üstü irtifa öldürme aracı hit-to-kill denen kafa kafaya çarpışma metodu ile yani kinetik enerji kullanarak hedefi imha eder. Bunu başarmak için gerekli yönlendirme ise artık EKV aracının bünyesinde bulunan LWIR ısı (IR) güdüm algılayıcı başlık sayesinde olmaktadır. Çok yüksek sürat ve enerji ile (600 km/s hız ve 130 megajul enerji) hedefine çarpan başlığın Blok 1B ve üst versiyonların da 2 renkli arayıcı başlık, gelişmiş optik ve sinyal işlemci mevcuttur. Böylece birinden ayrılmış olan füze ve harp başlığını ayırarak doğru hedefe angaje olur.

Blok IIA versiyonu yatayda 2500 km kadar menzil dikeyde 1500 km irtifa ve sesin 10 katından fazla bir hıza ulaşmaktadır. Son aşamadaki EKV'nin pasif LWIR kızılötesi güdüm sistemi haricinde ana gövdeyi yönlendiren GPS, INS ve SAR (Yarı aktif radar) güdüm sistemleri bulunmaktadır. Bu versiyon Japonya ile ortak geliştirilip üretilmektedir. Bunun haricinde SM-3 ve AEGIS sistemini gemilerinde kullanan ve ABD ile bir nevi BMD sistemi ortaklığı yapmış olan Güney Kore, Avusturalya, İspanya, Norveç vb. ülkelerde bulunmaktadır. Polonya ve Romanya' ya kara konuşlu SM-3 yerleştirme süreci ise devam etmektedir.



Lockheed Martin Space Systems ile Raytheon firmaları Multiple Kill Vehicle (MKV-L) denen çoklu öldürme aracı olarak çevirebileceğimiz yeni bir kinetik çarpma aracı üzerinde çalışıyordu. Amaç bir EKV yerine çoklu onlarca çarpma aracını bir taşıyıcıya yükleyerek son aşamada salıvermekti. Böylece SS-18 gibi dev Rus ICBM füzesi on adet harp başlığını son aşamada atmosfer üstü katmanlarda salıverdiğinde her bir KV bire bir hedefe yönelecek ve tümümü yok edecekti. Ancak bu program 2009 yılında maliyeti gerekçe gösterilerek Savunma Bakanı R.GATES tarafından sonlandırıldı.



Bugün SM-3 füzeleri AEGIS destroyer ve kruvazörleri üzerinde tüm dünya denizlerini dolaşmaktadır. Bu durumun ABD ve müttefiklerine sağladığı stratejik avantajlar balistik füze savunmasında dünya çapında bir yenilik ve bu ülkeler için BMD sisteminin en önemli güç çarpanıdır.

Kıyı konuşlu AEGIS sistemi ve Bölge Hava Savunma Gemilerini anlatacağımız on ikinci bölümde görüşmek üzere bayramınızın mutlu ve huzurlu geçmesi dileği ile…

hakan.kilic@kokpit.aero

http://hakankilicaero.blogspot.com.tr/

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

https://youtu.be/ZiVfC41URls
































Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter