Lego Savunma – 1: Hindistan Su-30’ları

Başlatan ayibarishi, Ara 21, 2018, 08:20 ÖS

« önceki - sonraki »

ayibarishi

Lego Savunma - 1: Hindistan Su-30'ları



Bildiğiniz üzere Hindistan Hava Kuvvetleri, gücünün belkemiği olarak Rus yapımı Su-30 uçaklarını seçmiştir. Bu seçimde Hindistan ve Rusya arasındaki uzun vadeli iyi ilişkiler, Çin gibi yüksek kabiliyetlere sahip bir rakibin varlığı ve en önemlisi de uçağın kinematik özelliklerinin Hint HKK'nın isterlerini karşılaması olmuştur. Yeteri kadar üst irtifaya çıkabilen, yeteri kadar silah taşıyabilen, çok iyi bir manevra yeteneğine sahip, "Made & Assambled in India" kapsamında teknoloji transferine açık ve rakiplerinden hesaplı bir tayyare olarak doğru seçimdir.

Fakat bu seçimin talihsiz bir zamanlaması olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira o dönemde Rusya henüz kendini tam toparlayamamıştı. Hala SSCB dağıldıktan sonraki dönemde yaşadığı hasarları tedavi etmeye çalışıyor, nitelikli insan kaynaklarını tekrar toparlamak dahil, ciddi sorunlar yaşıyordu. İlave olarak dünya da ciddi bir dijital dönüşüm sürecindeydi ve askeri teknolojiler ve savunma sanayisi bundan maksimum ölçüde etkilenmekteydi. Dolayısıyla Su-30 kinematik olarak göz doldursa ve ihtiyaçları karşılasa bile, Hint HKK bu tayyare ile bazı sorunlar yaşamaktaydı.

Örneğin motor ömür ve bakım süreci batılı muadil uçaklardan çok daha verimsizdi. Kuvvetin harbe hazırlık düzeyini yükseltmek amacıyla çok yüksek sayıda yedek motor temin ettiler. Elektronikleri yeterince modern değildi ve dijital teknolojilere uzaktı. Ayrıca Elektronik Harp daha doğrusu Elektronik Öz Savunma sistemleri de yetersiz ve demode kalıyordu. Bu açığı çağına göre oldukça ileri ve verimli teknolojiler sunan İsrail ve Fransız çözümleriyle kapatmayı tercih ettiler. Dolayısıyla avyonik / elektronik başta birçok yabancı alt sistem Hint Su-30 tayyarelerine girmiş oldu.

Fakat zaman içinde Hint HKK çok daha ciddi bir eksiğin farkına vardı. Göklerde sülün gibi süzülen kartalları vardı ama bunların pençeleri eksikti, eskiydi yada sıkıntılıydı. Kökeni SSCB dönemine dayanan eski nesil Havadan-Havaya füzelere yeterince güven duyulamıyordu. Ruslar'dan 1000 adet satın aldıkları, görece modern R-77 HH füzeleri ise testlerde fena çuvallamıştı. Yaklaşık yarısı ateşlenme hatası yaşıyordu ve motorları problemliydi. (Zamanında Amerikalılar da benzeri bir sorunu AMRAAM füzesiyle yaşadılar fakat çabucak aştılar.) Ateşlenebilenlerin ise hedeflerini vurabileceğine dair bir güven kalmamıştı. Dolayısıyla Hintlilerin acil olarak BVR yetenekli modern bir füzeye ihtiyaçları vardı.



Çözümü yine son derece iyi savunma ilişkileri bulunan İsrail ve Fransa'da buldular. Mica HH füzeleri, zaten bu iki ülke işbirliğiyle modernize edilmiş bulunan uçaklarda rahatlıkla kullanılabilirdi. Ayrıca bu iki ülke de teknoloji transferine gayet açık müttefiklerdi. Elinde yaklaşık 40 kadar Mirage-2000 tayyaresi bulunan Hint HKK, "güya" bu uçaklar için 1000 adet Mica füzesi sipariş etti. (500 Radar + 500 IR güdümlü olmak üzere.) Siparişin büyüklüğü teknoloji transferi ve uçak üzerindeki özelleştirmeler gibi ekstra masrafları örtüleyebilecek nitelikteydi. Sonuç olarak dünya açık kaynaklarında Mica ile uçan tek bir Su-30 resmi bulamayacak olsanız bile, hikayenin ardındaki gerçek budur efendim.

Elbette Hint Savunma Sanayisinin burada duracağını beklemek yanlış olacaktı. Mica ile birlikte gelen teknik dokümantasyonlar detaylı bir şekilde incelendi. Füzeyi daha uzak menzile ve daha yüksek performansa taşımak için gerekli etütler yapıldı. Hatta kendi geliştirdikleri yeni bir roket yakıtı teknolojisiyle harmanlayarak özellikle daha uzun menzil ve bu arada da enerji sürekliliğini muhafaza etme hususunda ciddi gelişmeler elde ettiler. Yerli / yabancı yazılımsal işbirliği ve gelişen tehdit kütüphaneleri sayesinde füzenin modern muharebe sahasındaki başarımını da arttırdılar. Bu şekilde Hint Yerli ve Milli Üretimi ASTRA HH Füze programı ortaya çıktı.



Birçoğumuzun yeni dijital hayatın doğasından gelen copy-paste yani kopyala ve yapıştır kavramına aşinalığı vardır. Özellikle yazılım alanında uğraşanlar bunu oldukça sık kullanırlar. Zira tekrar eden rutinleri, tekrar tekrar yazmak gerçekten anlamsızdır. Ayrıca internetten buldukları ve iyi çalışan bir kod parçasını, kendi programlarına da ilave etmek için sıkça kullanırlar bu metodu. Çağımızın giderek dijitalleşen ve değişen savunma sanayi alanında da, hem yazılım hem de donanım için benzeri bir yaklaşım söz konusudur. Şahsen ben buna "Lego Savunma Konsepti" adını layık görüyorum. Çünkü aynı çocuk oyuncaklarında olduğu gibi, Lego parçalarını birleştirerek, etkin ve güzel çözümler ortaya konabilmektedir.

Dikkat etti iseniz burada bahsettiğimiz örnekte görüldüğü üzere, yazılımsal ve donanımsal birçok farklı husus başarıyla birleştirilebilmiştir. Hatta ardından ortaya çok daha başarılı bir özgün (?) ürün de konulabilmiştir. Benzeri yaklaşımları Türk Savunma Sanayi alanında da bolca görmekteyiz aslında. Fakat politik sebeplerle birçok ürünün arkasındaki süreç ve Lego Savunma Konsepti kullanımı nazara verilmemektedir. Fakat daha zararsız ve milli bir örnekle konuyu taçlandırmak gerekirse, şunu söyleyebiliriz. Göktuğ serisi Bozdoğan radar güdümlü BVR HH füzesi için geliştirilen, arayıcı başlık, pekala Hisar Hava Savunma Sistemine bağlı bir başka füze versiyonu için de kullanılabilir.

Birkaç gün önce ÇAFRAD radarı ile bir deniz platformumuzdan ESSM füze atışı başarıyla gerçekleştirildi. Hedefler başarıyla vuruluyor ve testler devam ediyor. Olur ya ileride yine NATO standartlarına uygun olarak geliştirmekte olduğumuz bir yerli füzeyi güdümlemek için de aynı altyapıyı kullanabiliriz. Hatta 2-3 yıl kadar önce Polonya'nın yerli bir HSS füze sistemi üretme isteğine yönelik de bu arayıcı başlığı önermiş idik. Sözün özü artık savunma alanında teknolojiler, çoklu kullanım alanına sahip, Lego misali birbirine tutturulabilen, istihbari ve teknolojik açıdan tamamen kapalı bile olsa açık mimari özelliklerine sahip biçimde dizayn ediliyor. Dikkat ederseniz İsrail, geliştirdiği tüm füze ailesini karadan, denizden yada havadan kullanabiliyor. Kısacası sektördeki eğilim ve trendler bu yönde ilerliyor.

Elbette bunun ciddi dezavantajları da var. Belli bir mimarinin aşırı kullanımı, belirli zaaflara her alanda sahip olmanız demektir. Bunu illa ki yazılımsal yada EH açısından ele almayınız. Mesela dışarıdan temin edilmek zorunda olan bir bileşen, yerli olarak üretseniz dahi yeterince hızlı bir seri üretim imkanına sahip olamadığınız bir bileşen de sizi zaafa sürükleyecektir. Ayrıca teknolojinizi sürekli güncelleyecek ve daima daha iyi bir üst sürümünü yapabilecek teknik, teknolojik ve insan kaynaklarının sürekliliğini sağlamak zorunda kalırsınız. Yaptık ve bitti diyerek mühendislerinizi farklı projelere yönlendirir iseniz, en dar zamanda reaksiyon gösteremez ve başarısız olursunuz.

Hindistan bir yandan İsrail'den Barak 8 gibi etkin füzeler temin ederken, diğer yandan bu süreçte edindiği teknolojik altyapıyı, yeni bir mimariyle birleştirerek, orta menzilli Akash SAM sisteminde de kullanıyor. Hatta Çin'e karşı farklı coğrafyalarda rekabet ettikleri Vietnam'a bu füzeleri sağlamak yönünde epeyce ilerleme sağlamış durumda. (Konu üzerindeki İsrail etkisini pas geçiyorum.) Birleşik Arap Emirlikleri ise Mirage-2009 uçakları için Astra füzesini değerlendirdiğini çoktan beyan etmiş durumda. Sonuçta işin başından beri içinde olan Fransızların bu füzeyi kendi uçaklarına da entegre etmemeleri açısından hiçbir engel bulunmuyor. (Mica NG yada Mica-II olarak başlattıkları yeni füze programının bu konudan ayrı tutulması daha doğru olacaktır.)



Peki, savunma ve teknoloji alanında trend bu yönde ilerlerken, kafamızı hangi sorulara cevap bulmak yönünde yormak mantıklı olacaktır? Karşınıza "Lego Savunma Konsepti" adını verdiğim bir bakış açısı sunmuş bulunuyorum. Elimizdeki, yada başkalarının elinden alabileceğimiz parçaları, verimli çözümler yaratmak üzere birleştirmek üzerine. Bununla diğer herkesin yaptığı gibi bir hava savunma füzesi yada havadan havaya füze yaratabilirsiniz. Evet, bunu yapabilirsiniz. Fakat sadece bunu mu yapabilirsiniz? Legoları birleştirmenin daha farklı, etkili ve yenilikçi bir yolu olamaz mı?

Konuya bir çocuk gibi önyargısız yaklaştığınızda, Legolarla yapılabilecek şeylerin hayal gücünüzün sınırlarını ne kadar zorladığını göreceksiniz. Ne kadar anlamlı fark yaratabileceklerini. Sizi bir süre bu hususta kendi düşüncelerinizle baş başa bırakacağım. Saygılarımla…

Not: LinkedIn hariç tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım. Açmayı da düşünmüyorum. Artık bu ortamdan Türkçe ve İngilizce yazılarımı takip edebilirsiniz. Şu sıralar geçim derdinde olduğum için, diğer mecralara ayıracak vaktim bulunmamaktadır. Ücreti mukabili savunma alanında yazı ve makaleler hazırlamaya açığım. Yada bu hususta yine ücreti mukabili danışmanlık yapabilir, seminer verebilir, açık yada kapalı söyleşiler düzenleyebilirim. Ancak mail ile iletişimi kabul edebilirim. Bilgilerinize arz olunur.

E-Posta adresim: ayibarishi@yandex.com 'dur.

Makale Linkedin Linki: https://www.linkedin.com/pulse/lego-savunma-1-hindistan-su-30lar%C4%B1-aybars-meri%C3%A7/

Lütfen okuyunuz, paylaşınız ve ağınızda yayarak destek olmayı uutmayınız.
Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter