Türk Ordusunun Askeri Doktrini Ne Olmalı ?

Başlatan BATTLESTAR, Eyl 10, 2018, 04:47 ÖS

« önceki - sonraki »

BATTLESTAR



Dostlar bir konuda fikirlerinize danışmak istedim. Bildiğiniz gibi gün geçtikçe ordumuz nato' dan ayrıştıkca nato doktrininden uzaklaşıyor. Ve Nato'dan çıkma ihtimalimiz de söz konusu.

Eğer bağımsız ve kalıcı bir askeri doktrin izlememiz gerekirse öneriniz ne olurdu ?


Örnek vereyim ; Amerika denizci bir millet. O yüzden Donanma ve Hava kuvvetleri üzerine şekillenmiş bir doktrine sahip. Nitelik çok önemli. Kara kuvvetleri gerekmedikçe muharebeye girmiyor. Ellerinden geldikçe muharebeden uzak tutmaya çalışıyorlar.


Veya Ruslar ; Deli petrodan beri sayı üstünlüğü ilkesini ordularında başarılı bir şekilde kullanıyorlar. Deli petro çağına göre modern bir uygulama yapıp ta 17. yy'da seferberlik kanununu çıkartıp halk ordularına dayanan geniş silahlı ordular kurmuş ve geniş coğrafyalarından dolayı hız önemli olmuştur. Bu yüzden sayı üstünlüğü ve hız kilit doktrin olmuştur.


Gelelim bize bizim şu an coğrafyamıza, kültürümüze, ırk yapımıza ve ulusal amellerimize göre uyarlanmış benim bildiğim net bir doktrin yok. Ama fikirlerinizde size yardımcı olması için Osmanlı ordusunun 16-17.yy doktrinini size ufakça bahsedeyim ve onu günümüzdeki kuvvetlerle bağdaştırayım.



- Osmanlı Ordusu için kırma bir ordu diyebiliriz. Ordumuz ana vurucu gücü olarak hafif-orta zırhlı hızlı atlara sahip ön arka sağ sol her yöne nispeten uzun menzilli oklar atabilen ve bunu adeta bir makineli tüfek edasıyla yapan yaklaşık ordunun 4 te 2 kimi zaman 4 te 3'ü olan Sipahi ve Cebelulardan oluşan atlı okçu kuvvetini kullanır.

+ Türk Sipahi Atlı Okçusunun kerameti ; Kullandığı atın çok dayanıklı savaşabilir ve iyi atlar olması bunu- Günümüzün Alman motorlarına benzetebilirsiniz . Bir diğer teknolojik kerameti görece hafif ama verimli zincir zırh üstü plaka zırhıdır. Bunu da Rus tanklarının  zırh yapısına benzetmek mümkün. Bir diğer keramet ise ellerindeki oldukça hızlı kompakt ve yüksek menzile etkili atış yapabilen  Türk yayları. Bunuda 6 km menzilli otomatik dolduruculu verimli bir topa benzetebiliriz. Yani Türk Sipahisi = 1800 hp alman motoru takılmış 6 km otomatik dolduruculu topa sahip ARMATA tankı diyebiliriz. Buna ek bu ordunun belkemiğini çok yüksek sayılarda ve düşük maliyetlerle sahip olmaları. Ve tank taktiklerinde üstün olduklarını düşünün. İşte bu Türk Sipahisinin dönemindeki rolüdür.


- Devamında her zaman Atlı Okçunun verimli olmadığı ortamlar ve şartlarda çatışılamayacağından ve piyadenin gerekli olmasından dolayı var olan, asli görevi her zaman PADİŞAHI KORUMAK olan kapıkulu askerleri vardır.


+  Bunlar bahsettiğimiz dönemin (16.yy) profesyonelliklerine göre  en sayısı yüksek askeri yapılanmasıdır. Ve çağının en gelişmiş teknolojilerini kullanırlar. Dünyada fitilli tüfekleri standartize olarak en erken kullanan ordudur. Tabi osmanlı bunları Padişahı korumak yanında bir karar saldırısı yapma, denizaşırı bölgelere gönderme, kuşatma ve işgal kuvvet vb. görevlerde de kullanıyor. Günümüzdeki AMERİKAN DENİZ PİYADELERİNE  benzetebiliriz. Ama biraz islami rejim muhafızı versiyonları. Çünkü bu ordu osmanlının yerleşik kara ordusu olan Azablardan farklı bir yapılanma.


-Bir diğer kerameti ve özelliği de düşmanı muharebeden önce oldukça yoran TOPÇU kuvvetleridir. Osmanlı Topları orduda standartize kullanan ilk ordusudur.  Çok uzak ve stratejik bölgeleri hassasiyetle vurabilmesiyle ordunun en vurucu güçlerinden birisidir.


+ Topçuların dönemine etkisini bizzat hava kuvvetleri olarak görebiliriz. Ama osmanlı topçu kuvvetleri biraz daha ağır batarya toplarına dayanır. Tabikide küçük toplarıda vardır farklı çeşitlerde. Bunları ağır bombardıman ve multirole savaş uçaklarına benzetebiliriz. Ama osmanlı topları daha basit kaba ama aşırı işlevseldir. Tıpkı Rus yada Sovyet hava kuvvetlerine benzetebiliriz.  Venedik, germen veya ispanyol topçuluğu daha ince işçiliktir daha çok Amerikan Hava kuvvetleri ile bağdaştırılabilir.

- Osmanlı donanması da daha amaca yönelik hafif ve küçük bordalı gemilerle yüksek sayıdaki sayılarla geniş saldırılar yapan bir iç deniz donanmasıdır. Bunu günümüzde neye benzetebiliriz çok düşündüm. Size tam yasıtan bir tanım yapmak gerekirse, devasa sayılarda üretilmiş Sa'ar 6 ve serisi korvetlerden oluşan devasa bir israil donanmasına benzerdir.




Toparlarsak Osmanlı şu an zamanındaki gücünü muhafaza edebilseydi ; Amerikan Deniz piyadelerine sahip bir rus kara kuvvetleri ve Sovyet/Rus hava kuvvetlerine ve 100 civarı Sa'ar tarzı israil korvetine sahip bir donanmaya sahip bir ülkeydi. Osmanlı istihbarat ve günümüzde istihbaratın görevleri altında bulunan cephe ardı yıldırma ve yıpratma görevlerinide Mossad'a benzetilebilir.



Osmanlı bu coğrafyada böyle başarılı oldu. Peki bizim önümüzdeki dönemde nasıl bir Ordu Doktrinine sahip olmamız lazım ? Mesajı Paylaş

alekoaler

Çok önemli bir konu oluşturmuşsunuz. Dilerim devletin güvenlik birimleri de esas meselemiz olan bu tür konulara gereken önemi verirler.

Askeri doktrinimizi oluşturmadan önce siyasi/askeri/ekonomik sömürge olma durumundan kurtulmamız gerek.

Bir geçiş sürecinde bir nevi "köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme" gibi bir zaman kazanımı ve planlama gerekmektedir.

Her anlamda bizi sömürüp kontrol altında tutan güçler bizlerin bağımsız bir askeri doktrin oluşturmamızı daha fikri aşamada sabote edeceklerdir.

Bu anlamda gizli bir "ajanda" mız olması elzemdir.

Önerim önümüzdeki 20-30 yıllık sürecin sonunda önce ekonomik ve teknolojik yeterliliğin ulusal ölçekte belli bir noktaya getirilmesi ve eş zamanlı olarak başta nükleer olmak üzere uzun menzilli kitle imha silahları ile lazer silah sistemlerine sahip olmak ve Uzaydan tespit, teşhis ve müdahale enstrümanlarını kullanabilmek. Aynı zamanda konvansiyonel güçlerin robotik sistemlerle, akıllı güdümlü silah sistemleriyle ve siber savaşçı uzmanlarla desteklenmesi.

Saygılarımla.
Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter