Doktor Anılarım

Başlatan ayibarishi, Tem 18, 2018, 07:18 ÖS

« önceki - sonraki »

delenda_est_carthago

Oy oy.... hemen perhize baslamak lazim...%10 kotu, %35 berbat...

Yalniz adamlarin yasam beklentisi turkiye'den  5-6 yil ileride, yine de. Mesajı Paylaş
Dum spiro, spero

ocay

Ortalama ömür sistemsel bir mesele.

Siz Türkiye'de felç geçirseniz tıbbi bakım almanız çocuklarınızın size merhameti ile ilgili iken; İngiltere'de Almanya'da bu bakım otonom olarak sosyal güvenlik sistemince sağlanabiliyor.

Bizim felçlimiz bakımsızlıktan 3 sene yaşar; İngilizinki 15 sene..

iş sadece doktor kalitesine ve aigortaya da bağlı değil, Trafik kazası ve terör  ölümleri Türkiye'de ortalama yaşam beklentisini bir kaç puan düşürüyor. Mesajı Paylaş

HDS

Ortalama ömürde hakikaten derdimiz çok. Spor, hareket bilmeyiz, sağlıksız evler ve işyerlerinde yaşıyoruz, iş yerlerimiz, fabrikalarımız çok ama çok kötü, "sweatshop" koşullarını kendimize ve insanımıza reva görüyoruz, trafiğimiz Kongo zaten.

İş yoruculuğu, ulaşım ve hayat stresi, kötü ve tek yöne kaymış beslenme, kötü yaşam ve hava koşulları, trafik kazaları, kaldırımda yürüken bile yaşanan bazı travmalar dahi istatistiğe etki ediyor.

Yarınımız yok gibi yaşayıp, kötü yeyip, kötü soluyup, sakatlanıp, yaralanıp atrofiye girip perişan oluyoruz.

"Gelişen" bir çok ülkeden bu bakımdan ayrışıyoruz. Çin falan bile bizde maalesef ileride bu konuda.

Bir de şu var; Devlet bir şekilde bakıyor bizde vatandaşına. Sağlık hizmeti veriyor. Çoğu yerde yok bu. Mesajı Paylaş

delenda_est_carthago

Düşman hedeflerini %35 ihtimalle görmeyen bir radar kabul eder mi mesela bir silahlı kuvvetler. Ya da Ne bileyim yangını %35 ihtimalle farketmeyen yangın alarmı takar mısınız evinize.

İyi ki seçmemişim zamanında tıbbı, muhtemelen kafayı yerdim. Mesajı Paylaş
Dum spiro, spero

putty

#34
Tem 19, 2018, 06:05 ÖS Last Edit: Tem 19, 2018, 06:08 ÖS by putty
Doktorlar hayatın en mutsuz en moralsiz en ızdıraplı insanları ile iş yapan üniversite mezunu insanlarıdır İşletme mezunu işe başlar neşeli şık güzel parfüm sıkmış insanlarla çalışır hep ama doktor bırak şıklığı normale bile razıdır. Sonra neden hepsi sigara içiyor diyoruz Mesajı Paylaş

ocay

İşin teknik detayları var tabii..

MI tanısı nasıl korunur?

1. Klinik--tipik göğüs ağrısı
2. EKG bulgusu
3. Kan'da Troponin, CK-MB vs artışı..

şimdi bu 3 bulgudan 2 si varsa MI diyip, anjiyoya alıyorsun.

MI hakkında bilinmesi gerkenler:

1. Göğüs ağrısı olmayabilir.
2. EKG bulgusu erken dönemde olmayabilir
3. Kan biokimyası ilk saatlerde değişmeyebilir.

şimdi bunların olasıklıkları var. Bir kaç saat beklese eminim tablolardan ikisi oturup MI tanısı konur. O yüzden bizim acilciler genelde göğüs ağrısı, mide ağrısı, sırt ağrısını vs 2 saat bekletirler bi daha bakarlar (hatta zaman zaman gerizekalı gazeteciler haber yapar: Acilde doktorların gözü önünde öldü diye; gözü önünde ölmesi doktorun işini yaptığını gösterir aslında :))

neyse

bizimkiler çok hasta gördüklerinden dolayı (acilde 300-400 hasta günlük) MI'ın olası bütün şekillerini iyi bilirler, iç güdüleri kuvvetlidir.

İngilizin çok hata yapmasının sebebi belki de az hasta görüp, kendini hep iyi ifade eden hastalarla muhatap olması vs yüzünden körelen 6.hisleri olabileceği gibi cidden eğitimsel yetersizlikleri de olabilir.

Bizim doktor midem bulanıyor diye gelen yaşlı hastadan MI tetkikleri ister; Türk hastası kendini pek iyi ifade edemez o yüzden en kötü senaryolar düşünülür. Belki ingiliz Türk doktor gibi kolay tetkik isteyemiyordur (sıkı maddi denetim kısıtlamalar vardır).. o yüzden arada hasta kaçar vs..


Kardiyolojiden örnek verdim gerçi kardiyoloji alanım değil ama etrafımda Avrupa'da tedavi olmak için canından olan kişiler var. Almanya'daki Türk doktorlarından dinlediklerim biraz dehşete düşürüyordu beni; hastaya yaklaşımları çok yavaş, algoritmik belki çok hata yapmalarının sebeplerinden biri bu. Mesajı Paylaş

Memocan

@ocay üstadım, bizim hekimlerimizin yetersiz, ya da iş bilmezler diye sanıyorum bu forumda kimse söylemedi. Ve ne yapılırsa yapılsın insanlar bazen ölürler. Doğru teşhis koysanız da, tedaviyi doğru planlasanız da bazen sonuç vermeyebilir, çünkü insanların yüzleri ne kadar farklı ise metabolizmaları ve kimyasallara verdikleri tepkiler de farklı oluyor.

Rahmetli dahiliye hocam bir hikaye anlatmıştı "Eski Çin'de her hekimin evinin önünde bir çınar ağacı olurmuş ve her hekim tedavisi sırasına ölen her hasta için ağaca bir tane fener asarmış. Oranın halkı hangi ağaçta daha çok fener asılı ise o hekimi tercih edermiş." Bu hikaye tecrübeyi öne çıkarıyor.

Bir hekimin hata yapma lüksü yoktur. Çünkü yaptığı hatayı çoğu zaman telafi etme şansı da yoktur. Emin değilse teşhisinden, semptomlar yeterli değilse, tetkikleri yineletmeli ya da genişletmeli, biraz daha fazla düşünmeli, gerekiyorsa destek almalı. Maalesef son iki madde çoğu hekim tarafından uygulanmıyor. Tecrübesi daha az olan hekimlerin çok daha dikkatli olması gerekiyor. Çünkü onlara emanet ettiğimiz bazen babamız, bazen evladımız, bazen de kendimiziz.

Mesajı Paylaş

bnb

Yaklasik 1.5 ay once babam kalp krizi gecirdi.

Bir aksam gogus agrisi, nefes darligi ve halsizlik sikayeti ile ambulans cagirdik. Hastaneye indigimizde "amca biraz yuru problem midende" dediler. 2 saat acilde kaldik 2 kez ekg cektiler. Once gaz agrisi sanip serum verdiler ancak acil doktorunun israri ile kardiyolojiden genc bir doktor geldi. Tekrar ekg cektirdi ve daha cekilirken anjiyoyu aradi ve hazirlanmasini istedi. Bu arada babama "ne gazi amca agir bi kriz geciriyosun" dedi. Isin garibi tansiyonu gayet normaldi ve bu sekilde yaklasik 3 saat gecirdik.

Acilin hengamesine ragmen babami salmayan pratisyen arkadasa tesekkur ediyorum. Mesajı Paylaş

delenda_est_carthago

Yahu %35 hata nedir yazı tura atsan kalp krizi geçiriyor muyum diye Zaten hata yapma olasılığın %50. %15 midir doktorun ECGnin katkısı Mesajı Paylaş
Dum spiro, spero

HAZERFEN

#39
Tem 19, 2018, 06:44 ÖS Last Edit: Tem 19, 2018, 07:00 ÖS by HAZERFEN
@memocan hocam belki yazdınız ben göremedim ama sırf döner sermaye geliri için hastayı "aç-kapa" yapan doktorları gördü bu memleket. Belki hala devam ediyordur. Benim bacanak bu gibi işler yüzünden döner sermaye gelirinin bir kısmını ince hesap yapıp almaz mesela. Sanıyorum kendi ameliyat vs. puanlarını ve karşılığı gelen ücreti hesaplayıp sadece o ücreti tahsil ediyor. Galiba döner sermaye gelir havuzundan gelen performansa bağlı ekstra bir miktar gelir de varmış. O havuzdan gelecek "kirli" paraya engel olmaya çalışıyor.

Mesele asla şiddeti savunmak değil, yukarıdaki örneklerde oluşan hasta ya da hasta yakınlarının reaksiyonunu anlamak. Ama bu hak vermek de değil, zira hukuk denen bir şey var. İşin peşine düşer herifi mesleğinden eder, milleti de öyle bir illetten kurtarırsın. Olması gereken budur. Mesajı Paylaş

ayibarishi

Değerli Ocay üstadım;

Çok güzel noktalara temas etmişsiniz amma biraz eksik kalmış. Evet siyaset sorumludur ama sistem de sorumludur birçok şeyden. Mesela eğitim sistemimiz merkezi bir sınavla rastgele değil de, her üniversitenin her bölümünün açacağı sınavlarla öğrenci kabul etse idi, ayrıca tıp fakültesindeki hekimliği  öğreten hocalara da %10 gibi sembolik ama etkili bir rakam da olsa, eğiteceği öğreciyi seçme şansı verse idi, mesleğinin hakkını vermeyen ve titrini suistimal eden hekimlerin çoğu olmayabilirdi...

Yada yine sistemdeki açıklar dolayısıyla cerrahi müdahaleye gerçekte gerek olmadığı halde, sadece para kazanmak için açılıp kapatılan hastalara ne demeli?.. Yada performans kaygısıyla gereksiz yere çekilen tomografi, sintigrafi, MR, yapılan tahlil, analiz vs.ler...

Sağlıklı beslenme yönünde bir devlet politikasına sahip olsaydık, hastalıkların çoğu olmayabilirdi bile. Marketten bir sefer denemek için şu hesaplı etlerden aldım ithal edilen. Buram buram antibiyotik kokuyor idi, zor tükettim. Yumurtanın kabuğunun renginden, sarısının rengine kadar her şeyi kimyasalların belirlediğini biliyor muydunuz peki? Üretici marketin standartlarını tutturmak için bunu kullanmak zorunda. Ayrıca GDO, Hormon vb.vb. nice bilindik konu da mevcut.

İlaç sektörü ile ilgili şeyler söyleyebiliriz. Sigorta sektörü ile ilgili şeyler. Devlet ile ilgili, sistem ile ilgili, dünya ile ilgili şeyler. O kadar çok şey sıralayabiliriz ki bu meyanda sayfalar yetmez efendim. Fakat sonuçta bir hasta ve bir doktor karşı karşıya gelir. Temel olarak hasta iyileşmek ister, doktor da onu iyileştirecek bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Atık temelde iki insan arasındaki etkileşim söz konsudur. Gerçekte ise doktor ve hastanın yanında diğer hastane personelini doktor cephesinde, hasta yakınlarını da hasta cephesinde bu etkileşime eklemek mümkündür birçok zaman. (Benim gibi yalnızlar müstesna tabi.) Bu nedenledir ki:

1. Hekim görevini hakkıyla icra ediyor mu?
2. Hekim bu insani iletişimde gerekli minimum özeni gösteriyor mu?

Yalnızca iki soru kalır ortada. Başta saydığımız şeylerin hepsi siliniz gider. Hasta Ex olabilir, sakat kalabilir, hastalığının henüz kesin bir şifası olmayabilir. Sonuç ayrı bir kavramdır.

Ayrıca doktorun görevi üzerine de felsefi tartışmalar yapabiliriz. Doktorun vazifesi ölümle savaşmak mıdır? Hastalıkla savaşmak mıdır? Hastanın hayat kalitesini arttırmak mıdır? Vs.vs. Bu da tamamen ayrı bir konudur değerli üstadım.

Benim temel sıkıntım bu iki madde üzerinde bir anlamlı gelişme görememek. Çoğunlukla kötü örneklere denk gelmek.

Serik'te iken hemen hemen tüm sağlık ocaklarındaki tüm doktorları tanıyordum. Çünkü neredeyse tamamının bilişim hizmetlerini biz veriyorduk. Bir tek aile hekimi vardı, hastası o kadar çoktu ki limiti aşmıştı ve ilave hastaları olsa bile onlar için ödeme alamıyordu. Bu iki maddeyi hakkıyla yerine getirdiği için. Diğerleri ise (istisnasız) limitlerinin yarısında geziyorlardı.

1. Hekim görevini hakkıyla icra ederse...
2. Hekim insani iletişimde gerekli minimum özeni gösterirse...
Serik gibi cehaleti ve kabalığıyla meşhur bir memlekette bile halk tarafından takdir edilir. Sadece orada iken defalarca hasta kaybetti bu hekim arkadaşımız. Fakat hiçbir hasta yakını bırakın şiddeti ona darılmadı, küsmedi.

Bu ikisi "reklam" kavramı gibi bir lüks değildir vurgulamak istiyorum. Bir ihtiyaç bir gerekliliktir. Fakat her nedense hekimlerimiz tarafından "öcü" muamelesi görmektedir bu kavramlar.

Bundan üç dört ay önce bir tıp fakültesinde psikoloğa gittim. Şansıma bir hanımefendi çıktı ve bende derdimi anlatmaya çalıştım. Kendisi anlamadığı, anlamaya çalışmadığı ve üzerinde de net ve temiz türkçeyle konuşmama rağmen düşünmek istemediği gibi, olabilecek en yanlış tedavilerden birini uyguladı. Kafasına göre ilaçlar verdi ve bir ay sonra kontrole gelmemi söyleyerek beni yolcu etti. Bir ay sonra gittiğimde tabiatıyla bir başka doktora muayeneye yazıldım. Fakat bir hasta olarak yaşadığım tecrübeyi, yaptığı yanlışları ve kendisine olan tavsiyelerimi bir mail halinde yazmıştım. Kendisi tabiatıyla benim başka bir doktora yazıldığımı bilmiyordu. Müsade isteyerek kapısını çaldım ve son derece nazik bir biçimde kendisine ulaşabileceğim bir  mail adresi rica ettim. Aldığım cevap direkt şuydu: Hastalarımızla hiçbir kişisel bilgimizi paylaşmıyoruz. Neden istiyorsunuz sorusunu bile sorma zahmet göstermedi hanımefendi. İşte doktorlar genelde "minimum" bu kadar ötelemektedir hastalarını üstadım. Sonuçta kaybeden kendisi ve kendisine muayene olacak gelecekteki hastaları oldu. Ben yeni tanıştığım diğer doktor hanıma sil baştan derdimi anlattım ve bu sefer en azından hanımefendi dinledi, çözüm üretmeye, şifa olmaya, samimiyetle çabaladı.

Üstadım ben bu tecrübeleri yaşamaktan bıktım ama sayın hekimlerimiz bana yaşatmaktan bıkmadı. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

Memocan

@HEZARFEN üstadım. O konulara girmek istemem, Çok çirkin şeyler çıkar içinden ve bir çok hekimi de haksız itham etmiş oluruz. Ama güzel bir anımı paylaşayım. Bir ilaç firmasında Güneydoğu Bölge Müdürü iken Hatay/Antakya'da Adnan Ezelsoy isimli bir pediatrist tanıyorum. Doktor Bey, devlet hastanesinde Uzman Dr. ve muayenehanesinde diğer hekimlerin yarı ücretine muayene eder, parası olmayandan para almaz, hatta ilaçları alacak parası bile yoksa ailenin varsa kendi verir yoksa ilaç alacak para verirmiş hasta yakınlarına. Ben bunu o zamanlar bir çok kişiden duydum. Hiçbir ilaç firmasının kongre teklifini kabul etmez, hiç bir firmanın hediyesini kabul etmez sadece numune isterdi. Böyle hekimlerimiz de var.

Sayısını bilmiyorum ama emin olun hem hal olabilen hekim sayımızdan çok azdır. Mesajı Paylaş

ocay

1. Hekim görevini hakkıyla icra ediyor mu?
2. Hekim bu insani iletişimde gerekli minimum özeni gösteriyor mu?


1. Ben çoğumuzun hakkıyla icra ettiğini düşünüyorum.

Hindistan benzeri bütçeler ile, İran fiziki şartlarında, Amerikan malpraktis yasaları ile pek çok Avrupa ülkesinden daha iyi hizmet icra ettiğimizi düşünüyorum.

2. iletişim konusu sıkıntılı. o konuda kötü örneklerini epey görüyoruz. Maalesef gerek bilgi asimetrisi gerek iş yükü yüzünden doktorların önemli bir kısmı konuşmak bile istemiyor. Hata yapıyorlar. Mesajı Paylaş

HDS

Bahsettiğin bilgi asimetrisi önemli bir detay. Mesajı Paylaş

Baltica

#44
Tem 19, 2018, 08:37 ÖS Last Edit: Tem 19, 2018, 08:40 ÖS by Baltica
@Ocay, yatakli tedavi kurumlarimizin Iran fiziki sartlarinda olduguna kesinlikle katilmiyorum. Iran'da 3 buyuk hastane ziyaret ettim. Ben hasta olsam, o hastanelerde ki kiliniklerde yatacagima gidip, dogrudan Behest-i Zehra'nin (Iran'in en meshur mezarligi ) onune cadir kurarim daha iyi !

2010 yilinda, 4 yasindaki oglumu goturdugum Riga Letonya'da ki cocuk hastanesinin, enfektoloji kliniginin, aylardir catlak oldugu soylenen ve elektrikci bandi ile tutturulmus naylonla idare edilen, camini ben kendi cebimden degistirttim !

2008 yilinda, Polonya'nin 700.000 Nufuslu Bialystok sehrinde Japon yardimindan 2. el gelmis toplam 3 adet demode Hitachi ultrason vardi !

Daha onlarca ornek veririm de, luzumu yok !

Biraz insaf lutfen. Ozellikle yatakli tedavi kurumlarinin fiziksel kalitesi konusunda, Avrupa ortalamasinin cok onundeyiz !


    Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter