Doktor Anılarım

Başlatan ayibarishi, Tem 18, 2018, 07:18 ÖS

« önceki - sonraki »

prospero

Sayın Ayıbarishi,
Bir kıl kökü iltihabı (karbonkül/fronkül) geçirmişsiniz. Serik gibi sıcak ve nemli iklimlerde yasayanlarda sıklığı yüksektir. Tedavisi antibiyotikli ve krem verilerek hastanın gözlenmesi, bu sirada tıpkı sizin anlattiginiz gibi lezyonun büyüyüp olgunlaşarak abse haline dönüşmesi sonrası drenaji ve pansumana dayanır. Açıkçası ilk gittiğiniz doktorun cildiye doktoru olup olmadığını ve onun yazdığı  kremin ne olduğunu bilmediğim için daha fazla yorum yapamayacağım, ancak anladığım kadarı ile zaten ana fikir de bu değil.
Açıkça belirttiğiniz üzere bu konu başlığının amacı sizin kişisel yorumlarınız ve bilginiz çerçevesinde, kendi deneyimlerinizi anlatarak " hekimlerin şiddet ve daha fazlasını"  hak ettiklerine forum ahalisini ikna etmek.
Hekimler saglik hizmeti kalitesinde sizin bahsettiginiz gibi sağlık çalışanı, sağlık çalışanı yakini, nüfuzlu kimse gibi bir ayrim yapmadiklari, sizin çalışmadığını söylediğiniz yasal mekanizmaların tamamı son derece iyi bir şekilde çalıştığı, hekimlerin hataları belgelendiginde  gereken tazminat cezaları ve hapis cezalarına carptirildiklari halde  " şiddet ve daha ötesine"  gittikçe artan bir sıklık ve fütursuzlukla maruz kalmaktadır. Bu açıdan müsterih olunuz.
Hekimler kendilerini hem vicdanen hem de kurumsal olarak sorgularlar.Hastanelerde komplikasyonlu vakaların ve kaybedilen hastaların tartışıldığı konseyler vardir. Bu konseyler hekimlerin kendi kurdukları konseylerdir ve bu süreç dışarıdan hiç bir etki ya da şikayet beklenmeksizin işler. Sizin bahsettiğiniz hekimin sogulanamadığı  " paternal" hekimlik Hipokrat zamaninda kalmıştır. Hastaya empati ilk öğretilen dusturlardan biridir. Sorun yapilan empatinin de mesleki uygulamalrdaki titizligin de artık hekime sikça şiddet olarak geri dönmesidir. Örneğin kisa süre once, bir hekim arkadaşımız tamamen elektif şartlarda ameliyatı planlanan bir hastasını en güvenli şekilde ameliyat edebilmek için danistigi kardiyoloji bölümünün tavsiyelerini uyguladığı için,  annesinin nedrn o gun ameliyat edilmediğini soran hasta yakınına durumu açıklarken saldiriya uğradı.Bu olayda sizin bahsettiğiniz hic bir olumsuzluk olmadığı gibi tavsiye etmekte olduğunuz olumlu davranışların tamamı hekim tarafindan uygulanmıştı. Bu sizin burada savunmakta olduğunuz şiddete hak verir yaklaşımın bir yansımasıdır.
Konun baslagini açıkça "hekimler neden şiddete ve daha fazlasina layıktır: anilarim" diye degistirirseniz içerikle daha uyumlu olur. Fiilen bu konuyu açık açık tartışmaya devam ettiğimize göre buna bir engel olduğunu sanmıyorum.
Mesleğini kötü icra edenler için cehennemde bir yer olduğu kuşkusuz, ancak bu yer insanları şiddete teşvik edip, kendilerine yararlı olmaya  çalışanlara karşı kötülüğü yaymaya çalışanların bulunacağı yerden daha aşağıda değildir diye düşünüyorum.
Sağlık sisteminde aksaklıklar elbette vardir. Bir gün gerçekten sağlık sistemindeki aksaklıkları nedenlerini, çözümlerini konuşmak isterseniz belki bunu sizinle tartışacak bir kaç kişi bulabilirsiniz. Ben bundan sonrası için bu tartışmaya katılmayacağım Mesajı Paylaş

HDS

@Baltica'nın da dediği gibi; Allah hepimizin "Batılı" doktorlara işini düşürsün de dünyanın kaç bucak olduğunu anlayalım. :)

Allah Türk polisine, mahkemesine ve Amerikalı-Avrupalı doktora muhtaç etmesin.

Mesajı Paylaş

putty

Doktorlara uygulanan şiddetin folklorik olduğunu düşünüyorum Adeta hasta yakınlarının aile dayanışmasının raconunun bir parçası olmuş Doğuluların toplaşıp acillerde yaptıkları bir şey çıksada aile de süksem olsa durumudur
Ben kanunların bu kültürel sorunun üzerine özel ağırşaştırıcı sebepler ile gitmesi gerektiğine inanıyorum Mesela acilde birkavga oldu doktorun başı yarıldı anne baba kuzen çocuk kamerada görülen kim varsa inceleyip 12 yıl hapis vereceksin bir iki üç dedimmi bu iş düzelir Mesajı Paylaş

putty

endüstri 4 ü konuşmuştuk ama bir şey çıkartamadık anlayamadık. Tıp ise bu konuda daha hayal kurulabilir daha umut bağlanabilir bir alan. Hayal kurmaya bile gerek yok yakın gelecekte insanları teknolojinin teşhis koyup tedavi edeceği belli. Tabiki yine doktor yönetiminde denetiminde son karar verici hep doktor olacak. Şu anda her labaratuvar sonuçları dijital buna öbür ölçümler görüntülemeler eklense bir yazılım dev veri tabanını kullanarak teşhis koysa tedavi önerse olmazmı. Şimdi bile başlanmış olmalı bu artık

Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Günümüzde tıp dediğin elektronik demek putty...
Hastanede elektrik kesilirse pansuman dışında hiç bir iş yapılamaz neredeyse... Mesajı Paylaş

ayibarishi

Öncelikle yaşadığım tecrübeler itibariyle oldukça bam teli bir konuya değindiği için, üslubum da sert oldu. Ayrıca yanlış anlaşılmalara da izin verecek şekilde oldu. Hekimlerimizden özür diliyorum. Fakat bu özür yine de haksız olduğum anlamına gelmiyor, şiddeti teşvik gibi anlaşıldığı için özür diliyorum. Yoksa hiçbir hekime al kaldırmadığım gibi, hiçbirine al kaldırmayı da düşünmüş değilim. En büyük hatam ise bunu bir doktora şiddet vakası sonrası kaleme almak oldu. Daha önce yada sonra yazmalıydım.

Burada önemli olan meselenin şu olduğunu düşünüyorum. Hekimlerin kendi kendilerini yargılaması meselesi tam bir hikaye ve masal. Buna vatadaşı inandırabilirsiniz ama sektörün bir zamanlar içinde yer almış beni asla. Bu nedenle şunu özellikle vurgulamak istiyorum: "Dengeli bir adalet" tıp alanında sağlanmak zorundadır!

Bşr hekim hata yapabilir. Bu hatanın bedelini hasta ve yakınları ödeyecektir muhakkak. Fakat hiçbir hekim bu hatanın bedelini ödememektedir. Gazetelerde haber okursunuz hatalı iğne nedeniyle felç oldu. Doktor hakkında soruşturma açıldı. Eh sonra... Sonrası yok çünkü doktor daima yırtar. Kendi meslekdaşı tarafından yargılandığı için, en fazla bir kınama alır yada birkaç maaş ceza. Peki neden, yargılayan doktorun da sayısız hatası vardır ve aslında kendisini yargılamaktan ölümüne kaçar. Eee adalet sağlandı mı şimdi?

Peki hata yapan her doktoru meslekten atsak doktor kalır mı? Bizi kim tedavi edecek?.. Bakın bir doktor tanıyorum Parkinson hastası ve ömrünün son demlerinde. Gençlik yıllarında iki sefer hata yapmış ve bu istemeden de olsa iki cana mal olmuş. Fakat bundan o kadar rahatsız olmuş ki, öylesine ders çıkarmış ki hem Parkinson hemde ihtiyarlıktan ötürü hafızasının ve hekimlik bilgisinin tamamını kaybetmesine rağmen, hala yaşadığı o tecrübeler ve isimler aklında taş gibi duruyor. Hayatı boyunca mesleğinin her anında kendini yenilemiş, güncelleştirmiş ve etrafında son derece sevilen meşhur bir hekim olmuş bir insan. Bir daha hata yapmamak için elinden gelen dikkati sarf etmiş bir insan. İşte ben bu insana gerçekten hekim derim.

Doktor adaylarının yetiştirilme sürecinden itibaren herşey sakat. Bırakın buradaki hatadan ötürü zarar görecek tıbbi zaiyat ben olsam, aynı bu bahsettiğim yaşlı hekim gibi ders alacağını bilsem doktorun, yine sesim çıkmaz. Ama kendisini üstün sınıf gibi gören ve ölüme "keyfi" olarak hükmedebileceğini düşünen bu varlıklar tarafından gördüğümüz insanlık dışı muamele sürdükçe, hiçbir şeyin düzeleceği yok.

Şimdi vatandaş en cahili dahil bunu bilmiyor mu? Görmüyor mu? Görüyor! Bu nedenle doktora şiddet uygulayan kadar, hata yapan ve bu telafi edilemez zarara yol açan doktorların da, meslekdaşları tarafından "tıbbi değil hukuki" adalete teslim edilmesini, en az bahis konusu 12 yıl hapsi çekmesini gerektiriyor. "Bu meslek dalı ayrıcalıklı kaldığı sürece, adaleti arayanlar göremeyecek, kendi sığ adalet anlayışlarına sığınacaktır."

Batılı doktorlara hiç gitmedim ve onların sistemini de görmedim. Uzak doğuda doktor ve hastane deneyimim oldu. Fakat her ne olursa olsun batıda, burada yada doğudaki aksaklıklar, buradaki sistemin yanlışlarını örtmek için bahane teşkil edemez. Zira sayın prospero hocam hekimlerin çok küçük bir azınlığı kendisini " hem vicdanen hem de kurumsal olarak sorgulamaktadır." İşte bu nedenle bu kişiler meşhur olmakta ve halk tarafından tercih edilen, ismi duyulan hekimler haline gelmektedirler. Bu nedenle "hastaya empatinin" sözde değil özde olması ve meslek geneline yayılması gerekmektedir.

Birçok doktor ile deneyim yaşadım yada deneyim yaşayanları yakından gördüm. (Kendi gözümle) Gerek akrabam gerek arkadaşım birçok hekimle de (düzgün hekimler zira arkadaşlarımı özenle seçerim) tıp üzerine uzun sohbetler yapmışlığım, problemleri sabahlara kadar konuşmuşluğum vardır. Siz yazılarınızdan algıladığım kadarı ile iyi bir hekim olabilirsiniz, fakat bu sizin mesleğiniz adına kötü hekimleri savunmanızı gerektirmez efendim.

Adet olduğu üzere bir anımı anlatayım bu yazıda da. Yine Serik ilçesinde çalışıyorken bir iş arkadaşım, güvenlik kamerası montajı sırasında merdivenden kayarak düştü. Ben dükkanda idim bu sırada. Anlattığına göre direkt kenardan kaymış ve ayakları üzerine düşmüş. Bel altında ve bacaklarında ayaklarında ağrı sızı var tabiatıyla. Direkt devlet hastanesine götürmüşler. Orada röntgen çekilmiş, doktor kontrol etmiş ve bir şeyiniz yok önemli, yumuşak doku zedelenmesi var ve birkaç güne ağrınız sızınız kalmaz diyerek göndermiş. Akşam evinde ziyaret ettik arkadaşı ama ağrıdan duramıyor desek yeridir. Ertesi gün Antalya Tıp fakültesine görünmeye karar verdi arkadaşım birde.

Orada yapılan kontrolde ise topuktaki kemikler başta birçok kemikte çatlak tespit edildi. Birbuçuk ay rapor yazıldı. Hareket kısıtlamaları verildi. Ayrıca bu bölgedeki kemik çatlaklarının mükemmel olarak iyileşmeyeceği ve hayatının geri kalanında zaman zaman ağrı sızı gibi, major olmayan ama rahatsız edici etkilerle karşılaşabileceği doktor tarafından kendisine söylenmiş. Aslında doğru tibbi tedaviye ulaşmak adına, yol az çetrefilli olsa da bir sorun yok hikayenin finalinde. Fakat bu durum Serik hastanesindeki doktorun röntgen filmine biraz daha dikkatli ve zaman ayırarak bakması gerektiği gerçeğini, gerekirse onu daha uzman bir tedavi için başka bir hastaneye sevk etmesi gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

Bu bayramı 91 yaşındaki dedemin refakatçisi olarak hastanede serviste geçirdim. Birçok güzel hekimle tanıştım ve bazı suratı asık hekimlerle de tabiki. Suratı asıktan kastım yapı itibariyle, yoksa yorgunluktan ölmüş bitmiş nöbetçi acil hekimleri değil kastım. Ki onlarla da tatlı muhabbetlerimiz oldu. Fakat değişmeyen bir gerçek varki, tamamında ciddi bir ön yargı ve hastayı insan değil mateyal olarak görme "alışkanlığı" var. Ancak tatlı sohbet edip damarından girdikten sonra bir muhabbet yakalayabiliyorsunuz. Yada dedemle ilgili konuşuyor isek ancak tibbi terminoloji kullandıktan sonra bakış açısı ve gözlerin rengi değişiyor ve daha hoş ve nitelikli açıklama alabiliyorsunuz.

Değişim istiyor musunuz? Gerçekten istiyor musunuz? İşte o zaman bu konuya "Doktora Karşı Şiddet" hususundan başlamak gerekiyor. Kim şiddet uyguladı, neden şiddet uyguladı, bunu mazur gösterecek sebepler var mıydı? tarafsız ve detaylı biçimde araştırılması ve kamu oyuyla paylaşılması gerekiyor. Şiddet uygulayan kişinin cezalandırılmasının da kamu oyuyla paylaşılması gerekiyor. Eğer hatası varsa doktorun da... (Bahsettiğiniz hekim arkadaşınıza canı gönülden geçmiş olsun diyorum.)

Değişim istiyor musunuz? Gerçekten istiyor musunuz? İşte o zaman bu konuya "Doktorların yaptığı affedilemez ve geri dönülemez hataların, doktorlar tarafından tespiti ve tescili ile başlamak gerekiyor." Bunun üçünü dördünü mazur görelim hadi. Doktor da insandır, hata yapabilir ve bu hata cana yada yaşam kalitesine mal olabilir diyelim. Fakat ya 5.si 6.sı, 7.si,......... Meslek ve ünvan kalkanı altına saklanan "Yanlış İnsanların" yine hekimler ve onların görev aldığı tıp kuruluşları tarafından afişe edilmesi gerekiyor. Bu hsustaki ceza ve uygulamaların da kamuoyuyla paylaşılması ve kamuoyunda "Tıp Alanında Adalet Var!" duygusunun yaratılması gerekiyor.

Değişim istiyor musunuz? Gerçekten istiyor musunuz? İşte o zaman bu konuda da hani öğretmenlerin formasyon eğitimi aldığı gibi doktorlara formasyon daha doğrusu hasta ve hasta yakınlarıyla ilişki kurma eğitimi vermek ve bunu birkaç yılda bir güncellemek gerekiyor. Tüm ülkenin tüm psikologları meslekte iken bu zor olmasa gerek. Hatta ülkenin farklı kesimlerindeki kültürlere özel ayrı eğitimler bile düzenlenebilir. Ayrıca kıdemli ve nitelikli doktorların aynı gizli müşteri uygulaması gibi bu hususları da denetlemesi gerekiyor.

Hekimlerimiz can olsun, babacan olsun, anacan olsun, gelsin başımızın üstünde en kıymetli yere konsun. Ama sen canının dedinde iken o sisteme bozuk atıp nöbet tutmak yerine gitar çalıyor ise, bir röngen yada tomografiye dikkatlice bakmıyor ise, seni dinlemiyor, vakti ve imkanı olmasına rağmen dinlemek de istemiyor ise, hastalığınız yada hastanız ile ilgili bir işlem yaparken bunu size izah etmeyi zül görüyor ise, bakışlarıyla bile sizi öteliyor ise, bir hekim olarak nasıl bir karşılık bekleyebilirsiniz ki hastanızdan yada yakınından?

Bana karşı yazan arkadaşların tümü "doktora karşı şiddet" konusuna takmış. Tamam üslubum yanluş, derdimi anlatamadım diyelim. Ama birtek kişi dahi şu sebeple haksızsınız diyemiyor. Bu adam ne demek istiyor diye sorgulamak bile istemiyor. Çünkü benim bam telime dokunan bu konu onların da bam teline ve en zayıf noktasına dokunuyor.

Bir idarecilik eğitimi sırasında, seminer veren üstad şöyle demişti. İnsanların en hassas ve duyarlı olduğu zamanlar vardır. Bu zamanlar kullanın. Bunlardan biri de hastalık anıdır. Bir personeliniz hasta olduğunda onunla ve varsa onun ailesiyle maksimum ölçüde ilgilenin. Muhakkak maddi açıdan da (ihtiyacı olsun olmasın) yardımcı olun. Bir ömür boyu sürecek sadakat kazanırsınız...

Bir idarecinin bildiği, vurguladığı ve öğrettiği bu gerçeğin acaba kaç hekim farkında? Neden hekimler hastalarından ömürlük sadık dostlar değil de, düşmanlar kazanıyor? İşte bunu da hekimlerimizin sorgulaması gerekiyor. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

şirpençe

Hekim olayı bir örnek aslında süregelen tartışmada, tıpkı taksiciler başlığında olduğu gibi;

Hoşgörü/Edeb
Eğitim
Liyakat
Adalet

Yukardakilerin hiçbirini doğru yapmıyoruz yapamıyoruz.
Toplum olarak reflekslerimiz çok kırılgan, olaylara duygusal bakıyoruz.Empati denilen şeyi iskaliyoruz.

Bireyden Devlete uzanan yoldaki bütün basamaklar sorunlu,
Her birimiz biraz biraz haklıyız ama bütünde biraz olan haklılık koca bir yanlış oluyor.

Birileri bu sosyolojik depreme dur demez ise altında kalacaz ve haklı haksız ayrımı olmayacak. Mesajı Paylaş

HDS

Tıp camiamızın da insan kaynağı aziz Türk milleti. Eldeki malzeme de bu. Mesajı Paylaş

commandos

Aslında bu tartışmaların temel nedenlerinden biri de "bazı" hekimlerin -ki herkesi bu gruba koymak olanaksızdır- hastalarını müşteri oalrak görmeleri. Asıl kırılması gereken temel bakış açısı bu. Tıp fakültesindeki eğitim sisteminden başlayarak mesleğin uzmanlığına kadar doktor-hasta ilişkilerinin, hasta psikolojilerinin ve ahlaki bazı değerlerin de en az tıp bilimindeki lugatlar kadar içselleştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Yoksa elbette doktor hata yapabilir, yanlış tedavi uygulayabilir ama bundan ders alması ve kendini geliştirmesi daha bir öenm arz eder.
Meslea,
Ben hala "bıçak parası"nın ne anlama gelmiş olduğunu çözemedim! Mesajı Paylaş
Dünyada iki bilinmeyen vardır; biri Kutuplar, diğeri Türkler...
-Albert Sorel-

Memocan

Ateş düştüğü yeri yakar. Bir hekim olarak söylüyorum,  hekimin hata yapma şansı yoktur. Hatası ölüme,  kortizon kullanımı büyüyemeyen çocuklara,  cok fazla antibiyotik kullanımı dirençli suşlara, acıya,  kedere v.s. neden olur. Bir terzi hata yapabilir,  bir muhasebeci,  bir marangoz hata yapabilir ama bir hekim, bir gıda üreticisi,  bir oto tamir işi hata yapamaz.

Yapılan hatanın bir bedeli olur. Sağlık çalışanlarına şiddet tabii ki doğru değil ancak kanlar içindeki hastaya önce kimlik soran yakınları tarafından dayak yer, sen ilk müdahele yap sonra kimlik sor, hasta kalp krizi ile hastaneye gelmiş,  hekim geç müdahele etmiş hasta ex olmuş,  yakınları üzüntü içinde üstüne bir de umursamaz tavırla yapmak bir şey yok dediniz mi, dayağı yersiniz.

Tekrar ediyorum yapılanlar doğru değil ancak sağlık çalışanı hem hal olmasi empati yapması, ona göre hareketlerine dikkat etmeli. Bu maalesef çoğu sağlık çalışanında yok. Muhtemelen çok hasta ve ölü gördükleri içindir. Ancak yakını hasta olan, yakını ölen kişinin başına çok fazla gelmiyor bu işler. 

Yazdıklarımdan bütün çalışanlarını aynı kefeye koyduğumu düşünmeyin,  bunların yanında gerçekten hastası için üzülen,  hastası için çırpınan,  tedavi esnasında güler yüzlü olan sağlık çalışanları da var.  Bunları tenzih ediyorum. 

Adalet için tek taraflı dinleyip hüküm verilmez,  canı yanan hasta ve hasta yakınları da dinlenmesi gerekir. Mesajı Paylaş

ayibarishi

Başım gözüm üstüne memocan üstadım... Mesajı Paylaş

ocay

Bir doktor olarak ben de dahil olayım. Stalin'ine atfedilen bir söz var.

"bir kişinin ölümü trajedidir, bir milyon kişinin ölüm istatistik"

bu aynen tıp dünyası için geçerlidir. yakınlarınızın ölümü ya da acı çekmesi bir yerde bizim için istatistik yani bit feedback.

tıp kesinlikle her insana %100 yaşamayı ve %100 doğru tanıyı vaat etmiyor.

Bu yüzden yanlış tanı ve tedaviye bağlı ölümler ve sakatlıklar olmaya devam edecek. Bunun sıfırlanması teknik ve istatistiki olarak mümkün değil bizim ve sağlık bakanlığının amacı bunu en aza indirmek.


Nasıl şehit vermeden ulusal çıkarlar sağlanamıyorsa; tıbbi hata ve kurbanları olmadan ulusal sağlık hizmetleri verilemez.

Türkiye'de tıp diğer uygulamlı bilimlere göre epey gelişmiştir, Türk hekimler dünyada epey konuda söz sahibidir. Bunu yaşayan biri olarak söylüyorum.

Türkiye'nin sıkıntısı kronik/sistemsel sağkık sorunlarının sorumluluğunu doktorun üstüne atıp kendi kenara çekilen popülist siyasetçilerdir. Nasıl FETÖ'tu Amerika güçlendirdi; nasıl ekonomik krizi dış güçler çıkardığı söyleniyorsa bu ortamda sağlık neden kötü sorusunun cevabı bknz: doktorlar diyerek kaçmaya çalışan bir siyasi yapı mevcuttur.

Ve kötü haber şu ki daralan bütçeler nedeniyle giderek zorlaşan sağlık hizmetlerinde doktora şiddet bilinçli olarak tırmanacaktır bu siyasi erkin kararıdır.


Öte yandan mükemmeliz demesem de epey iyiyiz. İngiltere'de MI geçirseniz size %35 ihtimalle yanlış tanı konuyorken Şiili Etfalde  bu oran %10'un altındadır.


Sağlıkta orta vadede amerikan aisitemine geçiyoruz ve maalesef burda bile yiyeceği kazıklardan haberi olmayan üyeler mevcut.


Aklınızı çalıştırın. Gerçekler çok farklı. Propagnada çok farklı.

Saygılar

MD, ocay Mesajı Paylaş

delenda_est_carthago

Nasil ya?

kalp krizine  yanlis tani olasiligi %35 mi? Mesajı Paylaş
Dum spiro, spero

ocay

Evet. İlk başvuruda 1/3'üne yanlış tanı konuyor. Mesajı Paylaş

ocay


Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter