Doktor Anılarım

Başlatan ayibarishi, Tem 18, 2018, 07:18 ÖS

« önceki - sonraki »

ayibarishi

Tem 18, 2018, 07:18 ÖS Last Edit: Tem 18, 2018, 07:27 ÖS by Yönetim
Gençliğimin üç yılını Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde harcadım. Dolayısıyla normal vatandaşlardan biraz daha derin bir tıp bilgim vardır. Bu süreyi hep kayıp yıllar olarak telaki etmiştim. Ta ki kardeşim bir trafik kazası geçirene dek...

Kardeşim küçükken yolda bisiklet sürüyorken bir araba ona çarpmış. Hemen ambulansa atladığımız gibi şehir merkezine gittik. Görünüşte çok birşey yoktu. Fakat belki olayın şoku belki de başka bir sebeple sersemleme durumu söz konusuydu kendisinde, oryantasyon bozukluğu da diyebiliriz. Neyse doktor kontrol için tomografiye gönderdi. Gittik dışarıya, çekildik. Beyinde kafatasının iç sol içinde kanama mevcuttu ve tomogafi cihazı bunu tespit edip otomatik olarak dikdörtgen içine de almıştı. Fakat doktor bey o zamanşar röntgen misali bir çıktı olan tomogafiyi ışıklı panoya taktı, baktı, birşey yok diyip çıkardı... İşte tam bu anda benim kafamın tası attı. Elinden aldığım gibi tomografiyi tekrar panoya taktım. Cihazın işaretlediği tüm kareleri göstererek: Hekim Bey, Lateralde yayılmakta olan hematomu görmüyor musunuz? diye kendisine sordum. Bana dönerek siz hekim misiniz diye sordu. Hayır dedim ama Cerrahpaşa terkim.

Kardeşim günlerce müşahade altında hastanede yattı. Hematom yani kan pıhtısı büyümedi ve beyne aşırı basınç uygulamadığı için ameliyat edilmeye gerek görülmedi. ilaç tedavisiyle bir ayı aşkın bir süreç sonuna pıhtı dağıtıldı. Böylece benim kayıp yıllarım bir işe yaramış ve kardeşimin de hayatı yada en azından hayat kalitesi ciddi ölçüde yükselmiş oldu. (Belki sakat kalacaktı yada özürlü olacaktı.)

Doktorların umursamazlığına, hesap vermezliğine, işlerinin hakkını vermezliğine, tavır ve anlayışlarına dair tek tecrübem bu değil. Arada kendi yaşadıklarımı da, yakın çevremden şahit olduklarımı da yazacağım. Tüm bu yaşanmışlıklara rağmen hiçbir hekime karşı şiddet uygulamadım. Fakat bunu fazlasıyla hak eden nice hekimle karşılaştığımı söyleyebilirim. Yazdıkça göreceksiniz. Bu nedenle toplumda hekime karşı şiddet olarak nitelendirilen olayların tek taraflı ele alınmamasını çok önemsiyorum. Zira her nesnenin birden fazla cephesi vardır. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

putty

100 yıl önce doktorun hata yapma hakkı vardı şimdide var olmalı mantıken Mesajı Paylaş

Revolver

İnşallah bir doktor hatasına kurban gidersin putty Mesajı Paylaş

wreak

Gençliğinizin 3 yılını boşuna harcamışsınız ve tıp bilginiz dandik gazetelerin sağlık ve diyet köşelerini okuyan bir vatandaştan daha fazla değil.

Beyinde kafatasının iç sol içinde kanama mevcuttu  - Lateralde yayılmakta olan hematomu görmüyor musunuz?    Şimdi bu 2 cümleyle kastedilmeye çalışılan bölgelerin birbiriyle alakası yok latince terimleri savurmadan anlamlarına bakmak lazım.

Beyinde kafatasının iç sol içinde kanama mevcuttu ve tomogafi cihazı bunu tespit edip otomatik olarak dikdörtgen içine de almıştı.    15 yıılık hekimim ne ben ne beyin cerrahı arkadaşlarım  hatta akedemisyen arkadaşlarım bunu yapabilen bir cihaz görmedik. Hele ki yıllar önce.

Şimdi doktor arkadaşım muhtemelen tomografide mikro kanama alanları görmüş ama cerrahi müdahaleye gerek olmadığından birşey yok demiş olabilir , kendi branşıyla alakalı birşey yok demiş olabilir bunu bilemeyiz ama sonuçta önemli birşeyi olmadığını sizin anlattıklarınızdan çıkarıyorum.


Doktorların umursamazlığına, hesap vermezliğine, işlerinin hakkını vermezliğine, tavır ve anlayışlarına dair tek tecrübem bu değil.   OECD ülkelerinin ortalamasının  yarısı kadar doktorla 4 katı talebe cevap veriyoruz umursamazlık diye birşeyi kabul etmiyorum ,işinin hakkını vermemeyi kabul etmiyorum hesap vermezlik ten kasıt vatandaşı bilgilendirmemekse bu bizden çok sistemin suçudur. Günde 100 üstünde poliklinik yapan aynı anda yatan hastasıyla konsültasyon talebiyle acille ilgilenmek zorunda bırakılan hekimin malesef hastaya ayıracak zamanı çok kısıtlıdır.

Hekim olarak hata yapıyoruz yapıcaz da bunu engellemenin bir yolu yok. Ancak azaltabilir bir derece kontrol altına alınabilir.

Toplum farkında değil ama bu şiddet olayları bizim camiada defansif tıp ı ateşledikçe ateşliyor. Bunun da bedeli ağır olacak.
Mesajı Paylaş

Baltica

Isim geregi yillarca, basta Dogu Avrupa ulkeleri olmak uzere, Avrupa'nin tamamina yakininda, hastaneleri ve doktorlari ziyaret ettim. Kongrelerde, dunyanin envai cesit ulkesinden, bir cok branstan doktorla gorusup, konustum. Benim gorusum de soyle;

- Ozellikle son 15 yilda, Turkiye'nin saglik sistem hizmet kalitesi, Avrupa'nin en iyisi demek abartili olur diye, kesinlikle en iyi ilk 3'un arasinda diyebilirim.

- Isabetli teshis-tedavi orani, ulkemizde, Avrupa ortalamasinin cok uzerinde. Kendimin veya cocugumun, Allah korusun ciddi bir saglik sorunu olsa, bir cok Avrupa Birligi ulkesinde, ucretsiz tedavi imkanim olmasina, dil, vize vs. sorunum olmamasina ragmen, kesinlikle Turkiye'yi tercih ederim ve ettim de !

- Yukarida, doktor arkadasin bahsettigi hasta yogunlugu ve is yuku, hastaya az zaman ayrilabilmesi bakimindan bir eksi gibi gorunse de, -bizim doktorlar farkinda olmasa dahi-, hasta icin buyuk bir avantaji da var. Avrupa'nin bir cok ulkesinde, bir doktorun meslek hayati boyunca gordugu hasta sayisina, ortalama bir Turk doktor, meslek hayatinin ilk 7-8 yilinda ulasiyor. Hic bir AB ulkesinde, bizimkiler kadar tecrubeli doktor bulamazsiniz. Tibta da, tecrube en az bilgi kadar onemlidir. Cunki, hic bir vak'a ayni degildir.

- Buna karsilik, nacizane kanaatimce, bizim doktorlarin ve totalde sistemin eksiklikleri ;

- Doktorlarimizin ister is yuku, ister millet olrak aliskanliklarimiz sebebiyle deyin, Fakulteden veya uzmanliktan mezun olduktan sonra, yeni yayinlari yeterince veya Avrupa'li meslektaslari kadar takip edememeleri. Tabii bunda, bir yayin takip edecek kadar dil bilmemenin de etkisi var.  (Ama yukarida bahsettigim gibi, bu eksikliklerini tecrube ile fazlasi ile kapatiyorlar) 

-  Yardimci saglik hizmetlilerinin (Hemsire, teknisyen vb.) kalitesi konusunda ise, maalesef doktorlarimizdaki durumdan farkli olarak, Avrupa ortalamasinin altindayiz.

- Aile hekimligi sistemi (Avrupa'da ki mahalle hekimligi sistemi) nin ister tam manasiyla oturmamasi diyin, ister, hasta ve kismen de doktorlar tarafindan manipule edilmesi sebebiyle diyin, hastanelerde yigilma olmasi. Avrupa'da, acil servis vak'a lari haric, caniniz istedigi gibi hastaneye gidemezsiniz, sizi mahalle veya aile hekiminin sevketmesi gerekir. Ama bizde, grip olanda, bulasik yikarken bilegi burkulan da, dizim agriyor diye can sikintisindan ilac yazdirmak isteyen emekli teyze de, sahsi isini gormek icin, 7 gunluk rapor almak zorunda olan memur abimiz de, hastane polikliniklerine muracaat ettiginden, devlet hastanelerinde asiri yigilma oluyor. Bu aile hekimligi sistemini tam manasiyla bir turlu oturtamadilar.    Mesajı Paylaş

merzifonlu

#5
Tem 18, 2018, 09:41 ÖS Last Edit: Tem 18, 2018, 10:04 ÖS by merzifonlu
Vallahi ne yalan söyleyeyim, Allah kimseyi beceriksizin ve vicdansızın eline düşürmesin. Çocukken böbrek taşımı -anestezi uygulamadan- pipimden hortumla çıkarmaya çalışan ama beceremeyen ve üstelik idrar yoluma zarar veren puşt doktor aklıma geldi...

Ancak, doktorlara yapılan saldırıların tek nedeni doktor hataları değil. Türkiye'de son yıllarda gelişen habis bir davranış da etkili bunda. Bilene ve Bilime dönük düşmanlık gelişiyor bu toplumda!!

Toplumun önemli bir kesimi, öteden beri zaten bilmeyi istemiyor ve fazla bilginin insanı yoldan çıkartacağını düşünüyordu. Para kazandıracaktan 1 bayt fazla öğrenmeyi büyük kusur sayıyor bu ahali.

Yakın zamana kadar, cahiller cahilliklerini biliyor ve hadlerini aşmıyordu. Şimdilerde öyle değil. Cahiller iyice saldırganlaştılar ve arsızlaştılar. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Doktorlara ve sağlık camiasına yönelik şiddetin nedeni:

"Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı"

cümlesinde gizlidir. Günümüzde toplum hızla terörize oluyor. Bunun tek nedeni yapanın, yaptığının yanında kar kalması ve ne yaparsa yapsın, mahkemeler tarafından "tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasıdır"

Saldıran, saldırısının ardından serbest kalıyorsa ne kadına, ne hayvanlara, ne de tıp camiasına yönelik şiddet engellenemez... Mesajı Paylaş

prospero

#7
Tem 18, 2018, 10:49 ÖS Last Edit: Tem 18, 2018, 10:59 ÖS by prospero
Sayın Ayibarshi,
Öncelikle bu eski olay için geçmis. Konunun teknik kısmına değerli wreak açıklama getirmiş, müdahale gerektirmeyen bir subdural hematomun ilaç tedavisiyle değil, kendi kendine rezorbe olarak kaybolduğu gibi eklenecek bir kaç teknik detay olsa da kendi kişisel tarihinizde bir başarı olarak gördüğünüz ve bizlere aktardığınız bu olay temelindeki yaklaşımınızı özetleyen şu ifadenizi tartışmak daha uygun olacak diye düşünüyorum: "...Tüm bu yaşanmışlıklara rağmen hiçbir hekime karşı şiddet uygulamadım. Fakat bunu fazlasıyla hak eden nice hekimle karşılaştığımı söyleyebilirim. Yazdıkça göreceksiniz. Bu nedenle toplumda hekime karşı şiddet olarak nitelendirilen olayların tek taraflı ele alınmamasını çok önemsiyorum"
Ne yazık ki buradan anlaşıldığı üzere, bir hekimin yaptığı her uygulamayı doğru bir şekilde değerlendirip yorumlayacak, yanlış bulduğunuz anda bu durumu şiddet kullanarak cezalandiracak hakka sahip olduğunuzu, bu hakkı şu ana kadar saklı tuttuğunuzu, basına yansıyan ya da yansimayan hekime karşı şiddet olaylarında da, bu olayların faillerinin bu hakkı kullanmış olduklarını savunmak gibi şaşkınlık ve dehşet uyandıran bir fikre sahipsiniz.
Aramızda hukuk ve adalet genel kavramlarına bu kadar uzak forum üyelerimiz olduğunu dusunenezdim.
Hekimlerin icerisinde meslek onuruna aykırı davranislarda bulunanlar, her meslekte olduğu gibi, ne yazık ki var. Hiç bir hekim bilerek hata yapmaz,, ama hekimlik mesleğinin icrası sırasında ne yazık ki hatalar da olabiliyor. Ancak bunların çoğunlukta olduğunu söylemek en hafif deyimle insafsizlik olur. Ülkemizin tedavi edici hekimlikteki yerini sayın Baltica objektif bir bakışla son derece güzel açıklamış. Kurallara uymayan hekimlere karşı meslek onurunu korunmak için,  en çok çaba gösterenler yine hekimlerin kendileridir. Tıbbi uygulamalarda hata olduğunu düşündüğunuzde kolaylikla basvurabileceginiz , hatta çoğu zaman başka amaçlarla firsat olarak görülüp istismara da uğrayan birden çok idari ve hukuki mekanizma ve elbette tabip odaları var, amacınız gerçekten doğruya ulaşmak ise.
Hekime karşı şiddetin bu kadar artmasinin temel sebeplerini de sayın Harzemşah ve sayın Merzifonlu en net biçimde açıklamışlar. Her ikisine de katiliyorum. Hekimler yakinda defansif tıp uygulamalarina yönelmek zorunda kalacaklar.
Türkiye'deki sağlık sistemini, işleyişini, artılarını eksilerini tartışmak başka bir şey,  teyide muhtaç, subjektif bir anılar dizisi başlatarak bir meslek grubuna şiddet uygulanması fikrini makul göstermeye çalışmak tamamen başka bir şey.
Her ne kadar burası sohbet bölümü ise de, sohbetten kastın kahvehane sohbeti olduğunu sanmıyorum. Mesajı Paylaş

merzifonlu

#8
Tem 19, 2018, 12:34 ÖÖ Last Edit: Tem 19, 2018, 12:41 ÖÖ by merzifonlu
"Sonra birde her şiddet uygulayan haksız diye ayaklanıyorsunuz. Bu milletin damarına basarsanız hele kide ters bir adama denk gelmişseniz sizi kurşun yağmuruna bile tutarlar...."

Diye buyurmuş @Alkyone.

Merak ettim, bu damarına basılan "millet" mesela haksız trafik cezası kesen polisleri veya hatalı karar veren hakimleri de kurşun yağmuruna tutarsa ne olur?! Kamu otoritesi kalmaz ortada değil mi? Hekimin otoritesini sarsmakla hakimin otoritesini sarsmak arasında kamu düzeni açısından ne fark var? Memurun otorite tesis etmesi için illa silahlı mı olması gerekiyor, bu mudur yani?

Cahiller arsızlaştı ve saldırganlaştı dedim ya, tam da bu zihniyetten cesaret buldukları için öyle oldular!

Her şiddet uygulayan kamu düzenini bozduğu için haksızdır! Mesajı Paylaş

onkomd

Vay anasını arkadaşım...

Ben de aramızda böyle düşünebilecek insanlar olduğunu düşünmezdim valla.

Ben de arabamı tamir edemeyeni bi döveyim (netekim ölebilirim hatasından dolayı), üç ayda bozulan asfaltları döken ve döktüren işçi, müteahhit, belediye başkanı üçlüsüne girişeyim (netekim bunlar da öldürücü olabiliyor), koskocaman otoyolda virajlarda yeterince açı verdirmeyip arabayı hız limiti içinde bile savurtan mühendise girişeyim.

Vay anasını yaaaaa...

Size bakan da suç zaten...

Sonra da burada devlet, savunma, hukuk falan tartışıyoruz.

Duygusallığımı bırakırsak, bu forumda bile böyle düşünen insanların çıkma sebebini irdelemek gerek. Doktorlardan nefret edilebilir ama şiddet uygulanmasını kabul edilebilir görmek ülkenin eğitim sisteminin eksikliğini gösterir. Lakin en önemlisi de Harzemşah'ın dediği. Adalet olmayan yerde kabadayılar hüküm sürer. Şekil A Mesajı Paylaş

ayibarishi

Uzaktan masal okuması kolaydır. Bir de başınıza gelince düşünün...

Bundan iki önceki kurban bayramının birkaç gün öncesindeyim. Ensemde bir sivilce çıktı ama büyükce bir sivilce. Tam ense kökümde. Hiç dokunmadım çünkü oldukça tehlikeli bir yerde. Giderek büyümeye ve çıbana doğru evrilmeye başladı. Ayrıca sanki birkaç farklı noktaya damar atıyor gibi geldi bana. O zaman Serik'te çalışıyorum, direkt devlet hastanesine gittim. Hekim hanıma endişelerimi aktardım. Bana bir merhem verdi. Neyse efendim merhemi kullanmaya başladım.

Çıban birkaç gün içinde iyice büyüdü ve o kadar kol attı ki enfeksyonun damarları her yeri sardı boynumda. Boynumu çeviremiyordum bile. Ve bayram başlamıştı bende memleketime gelmiştim. Amcam emekli dahiliye mütehassısıdır. Yanına gittim. Görür görmez büyük bir panik yaptı. Dedi ki bunun birden fazla (adını hatırlamıyorum şu anda ama iki antibiyotik ve bir adette krem yazdı kağıda) ilaçla ve acilen tedavi edilmesi lazım. Hemen hastaneye git ve nöbetçi doktora şu ilaçları yazdır.

Hastaneye gittim direkt. Beni beklemeye aldılar zira nöbetçi doktor gitar çalmakla meşguldü. (Şaka değil) Son derece kaba bir şekilde ilgilenmedi benimle, hemşireye krem sürdürdü, istediğim ilaçlara da gerek görmedi ve gitar çaldığı banka geri döndü. Bende direkt atlayıp gittim SDÜ hastanesine şehir merkezine. Çünkü amcama telefon açmıştım ve o derhal müdahale edilmesi gerektiğini söylemişti.

Orada cildiye hususunda bir doktora göründüm ve hekim hanım büyük bir panik yaşadı. Aşırı derecede zülmüştü ve kendini de suçlu hissetmişti. Zira Serik'teki doktorun verdiği ilaç, en yanlış ilaç olup enfeksyonun yayılmasına büyük bir katkıda bulummuştu. Son derece ilgilendi. Antibiyotikler, kremler, pansumanlar, vs. Sonuç olarak bayramım zehir oldu ve gerçek anlamda bir ölüm tehlikesi atlattım.

Siz hekimler meslekdaşlarınız tarafından özenle tedavi edildiğiniz için, bunarın hiçbirini görmemeniz doğal. Bir de biz vatandaşlara sorun bakalım. Hadi diyelim ki ben bu kötü hekimleri şikayet etmeye karar verdim, kim bununla ilgilenecek? Yine hekimlerden oluşan bir kuruluş, bakanlık vs.vs. Ve sizle hep birbirinizin arkasını kolluyor, hiçbir hekimin ceza almasına müsade etmiyorsunuz.

Özür diliyorum yapım itibariyle şiddete karşıyım ama bu hekimlerin ahirette cehennemde çekeceği azabı düşünerek ancak içim rahatlıyor. Yoksa şiddeti ve daha fazlasını hak etmediklerini kimse iddia edemez! Bu yaşadığım durumu da hiçbir şekilde cahil halkın cahil tepkileri ile benzeştirerek açıklayamazsınız...

Bu ülkede doğru tedavi görebilmek için ya hekim olmak, ya bir hekimin çok yakın akrabası olmak, yada sağlık sisteminin direkt bir parçası olmak gerekmektedir. (Çok zengin ve önemli bir kişi olmak da buna ilave edilebilir çoğunlukla.) Yoksa hak ettiğiniz zaman ve ilginin esamesini bile göremezsiniz.

İster beğenin hekim arkadaşlar ister beğenmeyin. Durum bu ve ben gerçekleri dillendirmeye yaşadıklarımı anlatmaya devam edeceğim. Daha bitmedi yeni başlıyoruz... Saygılarımla. Mesajı Paylaş

putty

Ben bütün doktorlara güvenirim isterse dün mezun olsun nerden mezun olursada olsun. Tek takıntım özel hastanelere güven duymamak en iyisi devletin hastaneleri bana göre Mesajı Paylaş

Baltica

Bu tartismayi gercekten hayretler icinde izliyorum.

Sayet, kisisel tecrubelerden kotu ornekler vereceksek, size degisik Avrupa ulkelerinden, onlarca kisisel kotu ornek tecrubesi verebilirim. Yaklasik 20 yil once, Finlandiya, Turku'da, 4 gun hastaneye gidip gelmeme, 1 gece hastanede kalmama ragmen sadece agri kesici verilerek, teshis dahi konulamayan rahatsizligim uzerine ucaga atlayip, geldigim Turkiye'de, kapisindan acidan kivrana kivrana iki buklum girdigim eski Izmir Karsiyaka Devlet Hastanesinde ki, acilci hekimin daha sikayetimi anlatirken, bobreklerinden kum dokuyorsun diyip, beni 1 gun icinde ayaga dikip, 1 hafta icinde de, tedavimi tamamlamasini asla unutamam. O doktordan da, butun doktorlardan da, Allah razi olsun. Peki, ben Finli doktorlara girissemiydim ?

Savunma sanayii alaninda bizden 30 yil onde olan Isvec'de, bir kac yil once, ileri yasta bir kanser hastasinin, tedavisinin cok pahali olmasi nedeniyle, ve -aynen kalan omrunun, hastaya bu masrafi yapmaya degmeyecegini belirterek-  Sosyal sigorta sisteminin odeme yapmayi reddettigini biliyor muydunuz ? Mesajı Paylaş

ayibarishi

Yanlış anlaşılmasın. "Hekime Karşı Şiddet" uygulanmasını savunuyor değilim. Fakat bu hususta o kadar tek taraflı ve acımasız bir yaklaşım söz konusu ki dayanamıyorum. Hekimler aleyhine söz söylenmesine yada bazı gerçeklerin anlatılmasına dahi tahammül edemiyorsunuz değil mi? Fakat defalarca ölüm tehlikesi atlatan yada hekim hataları nedeniyle hayat kalitesi düşen siz değilsiniz. Size son derece yakın zamanda yaşadığım ve her hangi bir tıbbi hatayı da içermeyen bir anımı anlatayım.

Bu ramazan bayramının birkaç gün öncesi. SDÜ tıp fakültesinde beklerken sigara içmek için dışarı çıktım. Artık Intern mü yoksa doktor mu bilemiyorum, üçü bayan toplam 8 kişilik bir grup doktor oldukça yüksek sesle aralarında konuşuyorlar. Mesele bayram nöbetleri hakkında uğradıklarını düşündükleri, hocalarının yaptığı haksızlıklar... Kulak kabartmak adetim değildir ama o kadar hararetle tartışıyorlar ki 20-25 metre ötedeki ben rahatsız oluyorum sesten siz hayal edin gerisini. Bir sigara yaktım ve yavaş yavaş içerek bitirdim. Biraz dinlendim ve tartışmanın tonundan o kadar rahatsı oldum ki bir tane daha sigara yaktım. Onu da bitirdiğimde kabaca 20 dakika geçmişti ve hala tartışma devam ediyordu.

Yanlarından geçerek hastaneye girmeye karar verdim. Geçerken birinin omzuna dokundum en hareretle tartışan tiplerden. Afedersiniz dedim. Size bir soru sormak istiyorum. Hayatınızda her hangi bir hasta yada onun hastalığıyla alakalı bir missdiagnosis hususunda bunun yarısı kadar hararetli bir tartışma yaşadınız mı? Grup bir anda sustu... Yaklaşık 15-20 saniyelik derin bir sessizlikten sonra cesareti olan bir başkası cevap verdi. Hayır, yaşamadık. Ben de: Bence biraz bu hususta düşünmeniz ve etrafınızdaki hastalara da empati yapmanız gerekmez mi? sorusunu ortaya bırakarak hastaneye girdim.

Aynı gün içinde aynı gruptan doktorlarla birkaç sefer karşılaştım. Hepsi başını öne eğdi ve sessizce yoluna devam etti. Beni gördüklerinde kendi aralarında bile konuşmadılar, gerçekten utandılar. Demek ki henüz tazeler diye düşündüm ve bende hiçbir başka laf etmedim...

Cerrahpaşa'da birçok güzel hocalarımız olmuştu. Bunlardan biri hastanızı elle muayene edecekseniz önce ellerinizi kısaca ovuşturup ısıtın ki, soğuk bir dokunuşun onda yaratacağı olumsuz his ve endişeler söz konusu bile olmasın demişti. Hayat...... Bir şey daha yazmam gerekir mi bu lafın üstüne?..

Yahu bir sefer de "Biz hekimler ne yapıyoruz?" diye düşünün.
Şu hastayı benim hatam öldürdü yada sakat bıraktı diye "vicdan azabı" çekin.
Yeni bir hasta ile ilgilenirken o vicdan azabını hatırlayın ve "dikkat edin".
Bu kısma alt alta sayfalar doldururum ama gerek var mı?..
Hayırrr, olmazzz, olabilemezzz...
Sen doktora karşı şiddete yanlısın, sen yanlışsın diyip, doğru söyleyen sesleri bile susturmak daha önemli.
Doktor = Tanrı. Sorgulanamaz, hesap vermez, yanlış yapmaz! İmajını korumak daha önemli.

Ben istiyorum ki siz kendinizi önce bir sorgulayın.
Amma velakin görünen odur ki buna zerrece niyet eden tek bir hekim bile yok.
Direkt söz, direkt laf, direkt ajitasyon.
Bakınız dünya değişiyor. Adalet sahibi olamayacağını bilen bir cahil diyelim ki hekime şiddet uyguladı.
Yarın hekimler yüzünden ölüm tehlikeleri atlatmış bir akıllı başa gelir ise ne olacak?..

Siz kendinizi sorgulamaz iseniz, elbette bir gün çok daha beter bir sorgu karşınıza çıkacaktır.
Bu dünyada yada ötekinde... Ama bu böyle devam edemez ve etmemelidir. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

İnsan olan her yerde hata olur...

Yukarıda haberi var. Navantia'nın S-80 tipi denizaltısında bir mühendisin ondalık hesabında bir virgülü yanlış kaydırması nedeni ile denizaltı dalıyor ama çıkamıyormuş...

Uçak kazalarının ezici bir çoğunluğu pilotaj hatası.

Trafik kazalarının nedenleri de öyle. Yangınların, zehirlenmelerin, felaketlerin kaynakları da büyük ölçüde insanlar. Bu durumda bir doktorun da hata yapmasını niçin garip karşılıyoruz?

Her meslek hata yapar. Bazılarının sonuçları ölümlü olur bazıları basitçe tolere edilir. Bu tıpkı hatalı sollama gibi. Sürücü yolda hatalı solladığında karşıdan araç gelmiyorsa bu haber olmaz. Ama karşı şeritten gelen araç ile çarpıştığında gazetelerin 3. sayfa haberi olur.

Doktorlar konusunda onlarca hatalı ve olumsuz örnek verilebilir ama ya şifalarına kavuşan binlerce hastayı kimler iyileştiriyor? Bence bir mesleği bu kadar acımasızca eleştirmemek gerek. Hele Alkyone'nin yaptığı gibi, sağlık camiasına şiddeti över hale getirmek bu platformda yeri olmayan düşünceler olmalı.

Şiddetin her türlüsüne karşı olmak temel ilkemiz olmalı. Aksi halde "Charles Bronson" adaletine dönüşürüz ki her kes kendi doğrularına göre adaleti kendi sağlamaya çalışırsa ne düzen kalır ne nizam... Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter