Hava Üslerin Yapılaşmaları ve Yapı Tartışmaları

Başlatan mhm, Eki 20, 2015, 08:08 ÖS

« önceki - sonraki »

matmat26

HİK uçakları ile sınır hattından 600 km derinliğe kadar havada her şeyi görebiliyorsun. Bu da komşuların tamamı demek. Sadece bu değil, yer radarları var.
Malatya Kürecik radarı, Akdeniz de ABD sistemleri .
Silahlı kuvvetlerin reaksiyon süresi de önemli. Sürekli havada devriye uçuşu var.

Muhtemelen önemli üslerin yakınlarına, geliştirilen orta menzilli hava savunma bataryaları da yerleştirilecektir.

Bence Stratejik üretim tesislerinin önemli birimleri yer altına inşaa edilmeli. Mesajı Paylaş

mhm

 Sn. putty,

 Burada bahsi geçen olayların olasılığından bahsetmek için ilk olarak yazdığnız örneklerin olay olup olmadığına bakmak gerekir. İlk olarak 'olay' kelimesinin tanımına bakalım. TDK, olay kelimesine ait şu tanımı vermektedir:

 "Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka."

 Yani bir şeyin olay olması için o an gerçekleşiyor olması gerekir. Burada akdardığınız örneklerin olay olmadığına dikkat edilmelidir. Ortada bir olay kavramı olmadığı için bahsettiğiniz örneklerin olasılığı olamaz. Yine olasılık kavramı ile ilgili bir başka konuda olasılığın bir gözleme dayanmasıdır. Yani eğer bir kişi kendisi ile ilgili yorum yaparsa bu bir gözlem olamaz. Yaşananın gözlem olabilmesi için olaya bağımsız bakan bir göze, incelemeye ihtiyaç vardır. Yani bir kişi 'bugün yaşıyorum, yarın acaba ne olacak' derse bu bir gözlem olmaz. Dolayısıyla olay ve olasılık kavramlarıda burada çalışmaz. Eğer olaya bir başka kişi katılır ve o kendisinin yarınını düşünen kişiyi inelemeye başlarsa o zaman gözlem kavramı var olacaktır. Yani o ikinci kişi için olasılık kavramı var olur. Eğer o kişi 'Bu adamın yarın yaşacak mı?' derse o zaman o ilk kişinin olayı başlar ve yarın olana kadar olay bitmeden devam eder. Yarın olduğu zamanda olay bitmiş olur. Yani şimdi ki zaman burada bir süre var olacak gözlem yapan kişi için geçmiş veya gelecek olmayacaktır. Yani ortaya devam eden bir süreç ve olay kavramı ortaya çıkacak, bu sayede olasılıktan bahsedilebilecektir.

 Ancak bir kişi gözlem kavramını kendisinin yerine getireceği bir kavram haline getirirse o zaman olasılık kavramnı doğabilir. Ancak bir kişinin kendi yaşamını gözlemleyebilmesi için olaylara büyük, çok büyük açıdan bakması gerekir. Yani eğer bir kişi yarın yaşayıp yaşamayacağını hesaplamak istiyorsa örneğin Dünya'ya düşen göktaşının bir insana çarpma ihtimalini hesaplamalıdır. Bu ve bunun gibi örneklerle bir kişi kendi hayatını gözlemleyebilir. Bu gibi durumlar olamdan kişinin yaptığı gözlem olmayacak, dolayısıyla da olasılık olmayacaktır.

 Bu yazılanlar doğrultusunda benim verdiğim hangar olasılığını tekrar gözden geçirelim. Eğer bu hangarların sahibi bizsek bizim için olasılık kavramından söz edilemez. Çünkü bizim için şimdiki zaman kavramı yoktur. Geçmiş ya da gelecek vardır. Biz hangarlarımızı gözleme tabii tutamayız. Ancak düşman tutabilir, inceleme yapar çünkü. Düşmanın aslında hangarlarla ilgili tek yapabileceği incelemedir, gözlemdir. Burada düşmanın kendini diğer tarafın yerine koyma gibi bir durumda bile gözlemden uzaklaşamadığına dikkat edilmelidir.

 EVin rengi örneğinizi de değerlendirelim. Bir evin rengi kırmızı ise bu evi gören kişi 'Acaba yarın ne renk olabilir?' derse bu bir gözlem ve olay olmaz. Gözlemin gerçekleşebilmesi için bilinmeyen nitelikler('gözlem' kelimesinin tanımı: http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.562a886d490966.94254949 ) olmalıdır. Ya da evin rengini kırmızı gören kişi yarına kadar geçecek sürede evin boyanacağı işlemini biliyor olması gerekir. Bu durumlar sağlanamadığı için burada da olasılıktan bahsedilemez.

 Saygı ve sevgilerimle. Mesajı Paylaş

ocay

Ultra High Strength Concrete/Super High Strength Concrete gibi yeni nesil yüksek dayanımlı betonların 2000lb penetratörlere rahatlıkla dayanabileceği söyleniyor. Belki test amaçlı bir şeyler denebilir Mesajı Paylaş

putty

#18
Eki 23, 2015, 08:36 ÖS Last Edit: Eki 23, 2015, 08:41 ÖS by putty
sayın mhm böyle dediniz işte

...içlerinin dolu olması ihtimali nedir? Hesap yapalım. Bir HAS ya doludur ya da boştur. Yani her bir HAS'nin dolu olma ihtimali 1/2'dir.

Bir şey ya boş ya doludur demek dolu olma ihtimali yarı yarıya demek midir. Senenin saat olarak 360 gününü orada geçiriyor ise 365 de 360 doludur dimi.
Uzun anlatıyorsunuz diye ikna olmam gerekir diye bir şey yok

Zaten konuda olasılıklar değil. Bir ülke 200 muharip uçak için 5000 tane SOM u bile varsa seve seve atar acımadan. Bu kadar değerli bir hedef bu.
Mesajı Paylaş

mhm

Sn. putty,

Siz eğer o uçağın 360 gün hangarda kaldığını biliyorsanız o zaman iş çok farklı gelişir. Burada benim yaptığım hesabın herhangi bir istihbarati bilgiden yoksun olduğunu, bir saldırı sıırasında yapılabilecek en basit hesabı yaptığımı belirtmek isterim. Sizin verdiğiniz örnekte de öncelikle olasılığın gerçekleşmesi için uçakların örneğin bugünden itibaren hangarlarda bir yıl boyunca 360 gün kalacağını kesin olarak bilmeniz gerekir. Eğer bu bilgiye sahipseniz o zaman uçağın hangarda kalmadığı bir süre için olasılık hesaplarına baş vurabilirsiniz. Çünkü sizin bildiğiniz uçağın 360 gün hangarda kalacağı. Yarın ne olacağını bilmediğiniz için(uçağın hangarda olup olmaması) bu defa sizin için bir şimdiki zaman süreci başlayacaktır. Zincirleme reaksiyonlada durum olasığa varacaktır. Bu durumda eğer bir hangar sadece 5 gün dışarıda kalacaksa yarının o günlerden biri olması olasılığı nedir? Yarının boş gün olma olasılığı 5/365'ten %1,36'dır. Buradan farklı senaryolar için de sonuçlar elde edilebilir.

Bir hedefin değerli olup olduğunun bilinmemesi için o hedef hakkında bazı bilgilerin bilinmesi gerekir. O zaman bir hedef değerli olur. Yine o zaman olasılık hesaplarında bu bilgilere göre değişiklik olur.

Günümüzde ne yazık ki kimse seve seve 5000 adet mühimmatı atamayacaktır. Günümüzde hiçbir ülke çok sayıda mühimmatı sırf olasılık yüzünden harcayamaz. Şöyle açıklayayım: Daha iyisini sorgulamak bütün insanlarda olan bir olgudur. Bunun sonucu olarak insanlar sürekli en iyisini yani ütopik sınırları arar. Hani o lise, üniversite sınavlarından 90 alıp ağlayan insanlar varya işte bunun nedeni aslında evrenseldir. Hepimizde vardır. Bu özellik bir şekilde insanların karşısına çıkmaktadır. Bu durum harp sahasında da karşımıza çıkmaktadır. Komutanlar daha iyisi duruken mevcutla yetinmek istemezler. Özellikle maliyet ve maliyeti etkin kavramlarının işin içine girmesi bu özelliğimizi ortaya çıkaran başka bir alan ortaya çıktı. Siz 10 000 adet mühimmatla saldırıp galip gelebilirsiniz. Ancak başka birisi benzer veya aynı hedefleri 1 000 adet mühimmatla vuyrup galip gelirse o zaman sizin için bazı sorular ve sorunlar ortaya çıkacaktır. Eğer 1 00 adet mühimmatla galip gelen yapıyla birgün karşı karşıya gelirseniz o zaman sizin ve komutanlarınızın aklında 'Bu adamlar 1 000 tane mühimmatla neler başardı, acaba daha fazla mühimmatla neler yaparlar?' gibi sorular gelecektir. Bu gibi durumlarda da 10 000 adet mühimmat kullanan ülke veya yapı daha fazla silahlanma yoluna gidecektir. Eğer benzer olay tekrar yaşanırsa yine daha fazla silahlanma yoluna gitmek zorunda kalırsınız. Çünkü düşmanın bazı kabiliyetlerinin farkındasınızdır.

Demek istediğim şu dur ki 'galibiyet olsunda nasıl olursa olsun' ya da 'o 10 tane atıyorsa ben 100 tane atarım' gibi bir düşünce günümüz harp sahasında kendine yer bulamamaktadır. Özellikle sınırlı kaynaklarla bu denkelemlere ekleme yaptığınızda verimlilik kelimesinin işin rengini belirleyen kelime olduğu ortaya çıkabilir.

Saygı ve sevgilerimle. Mesajı Paylaş

süper çavuş

Olasılık mevzusuna fazla takılınıldı ve esas konu atlanıyor bence ,,
Hava Kuvvetlerinin bir stratejisinden bahsedildi , öncelikli olarak üslerin iç kesimlerde olması , buna bağlı erken uyarı ve tespit konusunda avantaj sağlanması ve kuvvetin uçaklarını havada tutma tercihi yani benim anladığım normal dönemde dahi uçakların çok büyük kısmının her daim havada yada havalanmaya hazır durumda tutulması gibi ?? Mesajı Paylaş

mhm

 Sn. süperçavuş, dediğiniz gibi. Aslında THvK'nin genel stratejisi ile ilgili olarak aslında bir süredir Suriye sınırımızda yaşanmakta olan CAP görevlerine bakılabilir. Özellikle son birkaç aydır neredeyse her gün Suriye sınırında farklı sayılarda uçakla CAP görevi icra ediliyor. Burada bizim için önemli olan konu bu görevin icra zamanı ve devriye görevi icra edecek uçak sayısı. Yani bizim uçak kaldırmamıza ne neden oluyor? Belirli olan konu şu ki, CAP görevleri rastgele zaman ve sayılarla icra edilmiyor. HvK'nin uçak sayısını ve özellikle de zamanını ayarlamasına neden olan bazı veriler var. Belirtmek gerek suriye sınırında vurduğumuz Mi-17 ve büyük ihtimalle de MIG-23 scramble kolu tarafından vurulmadı. Bölgede görevli CAP uçakları ihlalin olduğu bölgeye yönlendirildi. Yani HvK o uçak ve helikopterin uçtuğundan haberdardı.

 Peki nasıl haberdar olundu? Bu kısım bizim için önemli nokta. Çünkü biz üslerimizi inşa ederken ya da geliştirirken bu kabiliyetten ve bu kabiliyeti düşünerek yararlandık. Aslında radar ve sensörlerimiz ile bilindiği gibi teorik olarak(Yani haritada sınıra radar konuşlandırdığımızdan hareketle) Suriye üzerinde ki hava hareketliliğini ciddi oranda gözlemleyebiliyoruz. Ancak yaşanan olaylar göstermiştir ki teorik hesabımızın doğruluk payı düşük değil. Yine E-7T'lerin envantere girmesi ve koalisyon kuvvetlerinin bombardıman başlaması(özellike ABD'nin Türkiye üzerinden yürüttüğü operasyonlar) ile aslında bölge üzerinde ki bilgi araçları bizim için daha da arttı. Bunun sonucu olarak Suriye üzerinde ki Esad rejimine ve Rusya'ya ait uçakların olası hareketleri öngeörülebilir oldu. Büyük ihtimalle de bu bilgiler doğrultusunda belli noktaları geçen ve belli özellikleri sağlayan uçaklar için CAP uçakları(Scramble kodlu kalktıklarını sanmıyorum) kalkıyor. Yine bölgede ki hava hareketliliğine göre de uçak sayısı arttırılıp görev süresi uzatılabiliyor.

 Peki bu strateji ve taktikler çalışıyor mu? Yani üslerimizi seçmemizde ve yapılandırmamızda ki etkenlerin uygulanabilirliği, gerçekleşebilirliği  ne? Şu ana kadar görülüyor ki(Mi-17-MIG-23 olayları, Rus uçaklarının sınır ihlalleri sırasında devriye uçaklarının gerekli müdaheleyi yapması) bu düşünce çalışıyor. Ancak eğer bu süreç içerisinde istem dışı bir olay gerçekleşmişse veya gerçekleşerse o zaman bu sistemin daha farklı bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Bu analizin sonuçlarına göre gerekli değişikliklerin yaoulması gerekir.

Saygı ve sevgilerimle. Mesajı Paylaş

süper çavuş

Bu başlıktaki tartışmalara yeni bir boyut kazandıracaktır bu aşağıdaki video ,,
https://www.youtube.com/watch?v=QGmNuCt66PY 
Hazardan atılan rus seyir füzelerinin tespiti izlenmesi çok önemli bir yetenek , burada tartışılan olasılıklara bir daha bakmak lazım  ..  Mesajı Paylaş

swat

o video'nun sonunda füzelerin tespit edildiği hakkında kabaca bir kaç söz uçuş sonunda havada dolaşıyor ama üzerinde gizlilik nedeniyle durulmuyor. Mesajı Paylaş

Destiny

Füzeler muhtemelen tespit edildi. Sayın mete yarar'ın barış kartalında program yaptığı esnada gerçekleşiyor hatta bu olay şansdır. Uçak acilen doğuya gönderiliyor ve bölgenin hava resmi alınıyor. Uçak yere indiğinde mete yarar Ruslar füze fırlatmış bize söylemediler ama muhtemelen bu sebeple bize söylenmeden uçak bölgeye gönderildi çünkü uçakta birden telaş patırdı vs.. oldu demişti. Her neyse..

Bu hava üssü mevzusu benimde tüylerimi diken diken ediyor fikrimi yansıtabileceğim, aklıma gelenin burada konuşulduğunu görmek sevindirici benim için. Üslerimiz yapısal anlamda ilkel olmaları bir yana üslerimiz neden şehirle iç içeler bunuda anlamış değilim. Özellikle Diyarbakır ve Bandırma'daki üslerimiz şehirle iç içe biçimdeler bununda dezavantajları vs.. yoğunlukta. Diyarbakırdan kalkan bir F-16'nın Çukurcaya gitmesinden çok daha kısa sürüyor Çukurca'daki heriflere bilgi verilmesi.(örnektir) 

Sayın putty'nin bahsettiği gibi üslerimizdeki uçakların kabak gibi meydanda olduğu bir yana üslerde ciddi anlamda bir yerden desteklenebilecek hava savunma zaafiyeti mevcut. Üsleri sadece 35'lik oerlikonlar koruyor onlarda zaten üsse yakından baktığınızda brandaların altında iplerle sıkı sıkı sarılmış vaziyetteler ateş edebiliyormu Allah kerim. Üslerimize alçak irtifadan gelebilecek füzeleri tespit edebilecek her sistem için ayrı olmak üzere birer radar sistemleri ve iç içe geçicek biçimde gerek soft kill gerek hard kill anlamında hava savunma şemsiyeside şarttır.

Mesela neden üslerimizde bu bahsettiğimiz tehlikeleri etkin bir biçimde tespit edebilecek veya algılayabilecek RWR/LWR, EO-RF tespit sistemleri, perdeleme sistemleri, Elektronik Harp unsurları ve bu tehditleri etkin bir biçimde bertaraf edebilecek Alçak İrtifa, KMS, SPAAG tarzında sistemlerimiz yok bunları irdelemek gerek. Hatta çok daha abartmak gerekirse artık bu tarz kritik tesisler için yörüngeden gelebilecek güdüm mekanizmasına haiz taktik balistik sistemler mevcut bunlara karşın PAC-3 tarzı noktasal TBM savunma yapabilecek sistemler bile bu üslerimizi koruyabilir, korumalıdır. Mesajı Paylaş

swat

@Destiny

Hava üslerinin mevcut konularını eleştirmek için hava üslerinin inşa tarihlerine bakmak gerek. Muhtemelen üsler oldukça eskiden yerleşikler. Mevcut üslerimiz Soğuk Savaş döneminde yapıldı ve yapılandı. Mevcut yeni tehdit algısına göre yeniden yapılandırmak gerek. Bu sebepten eski üsler hakkında NATO'nun ve Rusların fazlasıyla bilgisi vardır.

Yıllar içinde mevcut bazı hava üsleri şehir içinde kalmış olabilir öncelikle üslerin etrafına imar vermek ayrı bir hata.

Ama artık yapacak bir şey yok bazı üslerin taşınması yeni yerleşkelerinde yeni tehdit algısına göre yapılanması gerekli. Mesajı Paylaş

Destiny

Temelde haklısınız ama ya buna sebebiyet verilmemesi gerekiyordu yana bunların önleminin alınması gerekiyordu bu geçerli bir sebep olmamalı.  Bence bir uydu resmi dahi her şeyi açıklıyor zaten fazla söze gerek yok. Bir ara Diyarbakır üssünün terkedileceği, taşınacağı dolanıyordu, öyle hatırlıyorum yada ancak mağdem şehirle iç içe girdi bu havaüsleri bunlar sivil havaalanlarına devşirilip üssün sivil hizmette şehre kazandırılması yeni üslerinde modern gereksinimlere göre inşa edilmesi düşünülüyordur umarız neresinden dönersek kârdır yani artık ne diyelim. Mesajı Paylaş

putty

Yerleşimin üsleri tehdit etmesi rahatsız etmesinin ötesinde hava üslerinin şehirle yanaşık olmasının şehri rahatsız etmesi de büyük sorun.
Kim mahallesinden gece gündüz F16 havalansın ister? Bizim forumdakiler bayılır ama başka kimse istemez. Mesajı Paylaş

ocay

https://youtu.be/MNak9lB_q00

İsveç hava üslerini bölgeye dağıtarak bir çözüm üretmeyi denemiş. Mesajı Paylaş

HüsamettinErTürk

Aklıma bir çözüm önerisi geldi ama tabikide eleştiriye açıktır sadece bir fikir.

Fiyatı 5-10 milyon dolar olan uçağa göre çok daha basit bir sistem olan tankı korumak için bile tankın üzerine akkor tipi savunma sistemleri ekliyoruz.

Bir uçak hangarının içinde yatan uçağın birim fiyatının 40-50 milyon dolar(yeni alacaklarımızda bu fiyat daha da artacak) olan f-16ları korumak için hangarlarla tümleşik yapıda güdümlü mühimmatları tahrip eden hard kill savunma sistemleri entegre edilse nasıl olur?

Sonuçta hard kill sistemler roket gibi yakın mesafeden atılan sistemleri bile algılayıp yokedebiliyor seyir füzelerini ve diğer güdümlü mühimmatları rahatlıkla yokedecektir diye düşünüyorum.

Siz değerli forum üyelerinin fikirleri nelerdir? Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter