ABD ve Türkiye'nin İnişli Çıkışlı İlişkileri

Başlatan HARZEMŞAH, Eyl 28, 2015, 08:09 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

sadalone

Sayın @saladin konunun BAE'yle ne ilgisi var söylenmeyen bir şey yazılmıyor sonuçta.McMaster Trump'ın pazartesi yeni ulusal güvenlik stratejisini açıklayacağını söyledi ve Washington'da
bununla ilgili bir basın toplantısı düzenledi bu söyledikleri de oradan.

Danışman deyince'de aklınıza bizim ülkemizdeki gibi içi boşaltılmış,ne söylediğini bilmez hafif bir makam gelmesin, McMaster Beyaz Saray'daki en etkili birkaç kişiden biri ve boş sallamaz o yüzden ciddiye alınmayacak görmezden gelinecek açıklamalar değil bunlar. Mesajı Paylaş

saladin

Sözüm size değildi bu bir, ABD gündemini yakından  takip eden  birisi olarak Beyaz Saray danışmanlarının kapasitesini sizden çok daha iyi bildiğimi sanıyorum bu da iki.

Saygılarımla
Mesajı Paylaş

HDS

@sadalone, McMaster şüphesiz ki Amerikan askeri bürokrasisinin yetiştirdiği en parlak heriflerden biri. Ancak ondan bile bu hödüklüğü görünce insan artık hayret edemez duruma geliyor.

Beri yandan, McMaster'ın danışman olması, parlak olması da pek bir şey ifade etmiyor zira Beyaz Saray'daki adam da Trump ve korkarım ki McMaster'ı dinleyecek edecek falan bir adam değil.


"Suudi Arabistan bunlara onyıllar öce yardım etti"ymiş.. İyice zıvanadan çıktılar. Mesajı Paylaş

putty


Alkyone




Meselenin çözüldüğü filan yok. Amerika "garanti" istiyor Türkiye de garanti verilmesinin söz konusu olmadığı belirtiyor. Mesele ilk günkü gibi devam ediyor. Vize veriyoruz demelerine bakmayın Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Aliarmau011fann

Kod [Seç]
Ayrıca Türk hükümeti ileride yerel çalışanlarımızdan birini gözaltına almak ya da tutuklamak istediğinde, Türk makamlarının Amerikan hükümetini önceden bilgilendireceğini de kaydetmiştir.

Sıkıntılı bir açıklama. Önceden bilgilendirmek ne demek, bunu kabul etmemeliydik. 14 Aralık 2017 tarihli açık kaynaklarda olan bir haberi ekliyorum;



WASHINGTON -- Eski ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı Michael Hayden, "Irak ve Suriye'nin üniter devlet kimlikleri geride kaldı. Farklı oluşumlar çıkacak ortaya; bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak" dedi; Kürtler'in geleceği konusunda Amerika'nın Türkiye'yle yakın diyalog kurması gerektiğini söyledi

Washington'daki düşünce kuruluşlarından Jamestown Vakfı'nın 11'inci terör konferansında kapanış konuşmasını eski ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) Başkanı Michael Hayden yaptı. Hayden, toplantıdan sonra Amerika'nın Sesi'ne açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında Ortadoğu'da özerk bir Kürt devletinin kurulacağı öngörüsünde bulunan Hayden, "Benim fikrimce, Irak ve Suriye olarak bildiğimiz ülkeler artık yok. Tamamen yok olmadılar ama üniter devlet kimlikleri geride kaldı. Farklı oluşumlar çıkacak ortaya; bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak. Biz Amerikalılar olarak son savaştaki katkılarından dolayı Kürtler'e minnettarlık duyuyoruz. Bu yüzden özerk bir Kürdistan olacağını Ankara'daki dostlarımızla oturup konuşmamız, anlatmamız lazım. Türkler'e 'Özerk bir Kürdistan Türkiye'nin güvenliği açısından ne şartlarda sizin için kabul edilebilir olur?' diye sormalıyız. Elbette, konuşması zor bir konu ancak hiç olmazsa dürüst bir diyalog olacaktır. Bu diyalog sürecini bence hemen başlatmalıyız" dedi.

"McMaster'ın Türkiye sözleri sürpriz oldu"

Michael Hayden, Trump yönetiminin ulusal güvenlik danışmanı H.R. McMaster'ın, dünyada aşırıcı ideolojilerin yayılması faaliyetlerinde şimdi Türkiye'nin de büyük rol oynadığı yolundaki sözlerine şaşırdığını da belirtti. Eski CIA Başkanı, "H.R. (McMaster) bunu neden söyledi bilmiyorum. Katar ve Türkiye'yi radikal ideolojilerin kaynağı olarak gösterdi. McMaster'ın değerlendirmesini eleştirmeden önce, bunları neden söylediğini öğrenmek isterim. Ama şunu diyebilirim ki, bu sözleri benim için biraz sürpriz oldu" diye konuştu.

Amerika'ya Suriye eleştirisi

Hayden'ın, Jamestown Vakfı'nın 11'inci terör konferansındaki kapanış konuşmasının gündeminde Amerika'nın Suriye politikası vardı. Hayden yaklaşık dört yıl önce yaptığı değerlendirmenin doğru çıktığını savundu:

"Suriye'nin geleceği için en iyi seçeneğin Esat'ın kazanması olduğunu söylemem rahatsızlık yaratmıştı. Ancak aslında dediğim şuydu; 'Eğer sahadaki gerçekleri ve yaşananları değiştirmeye istekli değilsek, sadece üç olasılıktan bahsedebiliriz. Biri IŞİD'in kazanması. Diğeri hiç kimsenin kazanmaması, ki bunun düşüncesi bile korkunç. Üçüncüsü de Esat'ın kazanması. Yani çıkabilecek en iyi sonuç hükümetin ayakta kalması ve Esat'ın iktidarının sürmesiydi. Ve tahmin edin ne oldu? Esat ayakta kaldı ve hükümet hala iktidarda" diyen Hayden, bundan sonraki çözüm sürecinde Amerika'nın hala bir politika belirlememiş olmasını da eleştirdi.

"Korkarım IŞİD sonrası Suriye ve Irak'ta siyasi çözümü sessizce ve kolayca Rusya Federasyonu'nun ellerine bıraktık. İki hafta kadar önce Soçi'de olanı gördük. Türkiye, İran ve Suriye liderleri Vladimir Putin ile görüşmek için Soçi'ye gitti. Bence bundan iyi bir şey çıkmaz. Siyasi düzeyde istikrarlı bir çözüm yaratabileceğini sanmıyorum" ifadelerini kullanan Hayden, Pazartesi günü açıklanacak ulusal güvenlik stratejisinde 'IŞİD'ı yendikten sonra niyetimiz şu' şeklinde bir iki cümle görmek istediğini ancak böyle bir şey görmediğini belirtti.

"Yaşananlar medeniyetler çatışması değil"

Michael Hayden, Ortadoğu'daki durumu medeniyetler çatışması olarak göstermek isteyen İslamcı grupların işlerinin kolaylaştırılmaması gerektiğini dile getirdi:

"Bu bir medeniyetler çatışması değil. Eğer bunu böyle tanımlarsak, mutlu bir sona ulaşmayı da zorlaştırmış oluruz. Bana göre yaşanan İslam içerisinde, muhteşem bir medeniyet içerisinde, kendi içinde bir çatışma. Araştırdıkça şuna daha çok ikna oluyorum, bu 17'nci yüzyılda Hıristiyanlık içinde yaşanan 30 Yıl Savaşı'na benziyor" diyen Hayden, Amerika'daki göçmen yasağının ve Başkan Trump'ın 'Britain First' grubuna ait Müslüman karşıtı videoları paylaşmasının, bu kötü söyleme hizmet ettiğini söyledi.

https://www.amerikaninsesi.com/a/eski-cia-baskani-hayden-ozerk-bir-kurdistani-ankaraya-anlatmaliyiz/4163993.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter Mesajı Paylaş

Alkyone

"Sıkıntılı bir açıklama. Önceden bilgilendirmek ne demek, bunu kabul etmemeliydik."

Yukarıda Türkiye'nin Washington Büyükelçiliğinin açıklaması mevcut zaten
Türkiye'nin bir şeyleri kabul ettiği yok. Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

HeleBiDinle

Aklıma nedense şu fıkra geldi:  :)

Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, "Üle Memo! Şu boku yersen, arabayı sana verecem" diyor. Bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. "Tamam", diyor ağa "araba senin" Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor.

Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; "Üle Memo! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım." Memo'nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. "Olur Ağam" diyor, "olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim." Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, Memo düşünceli, kederli soruyor: "Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?" Mesajı Paylaş

augustine

Londra merkezli Asharq Al-Awsat gazetesi:
"ABD, Suriye'nin Kuzeyindeki 28.000 kilometrekarelik PKK terör örgütün bölgesini diplomatik olarak tanımaya hazırlanıyor."

https://twitter.com/eha_medya/status/950262355061100544 Mesajı Paylaş

Alkyone

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye-ABD ilişkilerine ilişkin, "İlişkilerimiz çok kritik bir noktada. Ya ilişkileri düzelteceğiz ya bu ilişkiler tamamen bozulacak." dedi.
http://aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/disisleri-bakani-cavusoglu-abd-ile-iliskileri-ya-duzeltecegiz-ya-da-tamamen-bozulacak/1060824
Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

saladin

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2018/02/us-name-john-hannah-syria-envoy.html

Eski ABD elçisinin yorumu

We totally screwed up,....

Devamında da açıkça terörist demese de mantık diziniyle  teröristlerle oturuyoruz diyor.... Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

#176
Şub 14, 2018, 07:11 ÖS Last Edit: Şub 14, 2018, 08:50 ÖS by HARZEMŞAH
ABD'nin terörizm ile mücadelesinin tam bir yalan olduğu açıkça anlaşıldı. ABD politikası tamamıyla İsrail'i korumak üzere inşa edilmiş görünüyor. İsrail'in 3 ezeli düşmanı olan Irak, Suriye ve İran'ı tehdit olmaktan çıkarmaya yönelik olarak strateji uyguluyor...

İsrail'in 3 düşmanından ilki olan Irak, kitle imha silahları, Suriye ise İŞİD bahanesi ile tehdit olmaktan çıkarıldı. İran'ı bertaraf etmek için ise uyguladığı nükleer program gerekçe olarak gösteriliyordu. Ama artık tüm Dünya durumu fark ettiği için, İran, Rusya ve AB ile yakınlaşarak bu stratejiyi etkisiz kıldı. Herhangi bir askeri müdahale olanağı kalmayan ABD, son çare olarak İran'ı ekonomik ve siyasi yaptırımlar ile yıpratmaya çalışıyor...

Bundan 10 yıl öncesine dek bölgedeki en iyi müttefiki Türkiye olan İsrail, Mavi Marmara olayının ardından, iktidardaki AKP ve Hükümetin uyguladığı İsrail politikaları nedeni ile Türkiyeyi de kendisine tehdit olarak algılayarak, yukarıda sayılan 3 düşmanına eklemiş; FETÖ ve ABD'deki Yahudi Lobisinin yardımları ile, Neocon ABD Hükümetini etkileyerek ve ABD'yi kullanarak Türkiyeyi de İsrail açısından bir tehdit olmaktan çıkarmak istiyor. Bu amaçla, bölgede hiç bir dostu kalmayan Kürt Halkını kullanarak, aynı anda Irak, Suriye, İran ve Türkiyeyi kontrol altında tutmak istiyor.

Dört bir tarafı kendine düşman, Türkiye, Irak, Suriye ve İran ile çevrilen, denize çıkışı olmayan bir Kürt Devletinin varlığını sürdürebilmesi olanaksız. Bölgede, ABD karşıtı, Rusya, Türkiye, İran, Irak, Suriye'ye bugünlerde bir de Çin'in dahil olduğunu düşünürsek, ABD'nin bu kurgusunun gerçekleşmemesi bir yana, sadece Orta Doğuyu değil, Kafkaslar, Orta Asya, Balkanlar ve Kuzey Afrika'dan tamamen dışlanması bir sürpriz olmayacaktır. Bu işten zararlı çıkan, İsrail tarafından kontrol edilen ABD Hükümeti nedeni ile doğrudan Amerikan Halkı olacaktır. Eski dönemlerdeki ABD'li siyasilerin tırnaklarıyla kazandıkları tüm nüfuz bölgeleri birer birer Rusya ve Çin'in nüfuz alanlarına kayarken, ABD Yönetiminin İsrail sevgisinin faturasını yakın gelecekte Amerikalılar ödeyecektir... Mesajı Paylaş

putty

Amerika ile tarihimizde ilk defa her dediklerini yapmadığımız işbirliği yapmadığımız karşı karşıya geldiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Ve ABD ne kadar zor durumda kaldı ne kadar açmaza girdi önü kapandı görüyorsunuz. İşte Türk ün gücü bu. ABD bizi hiç bir zaman pohpohlamadı saygı duymadı şımartmadı dertlerimizi mesele etmedi şunlara 20 milyar dolar kredi vereyim şu darboğazı aşsınlar yazık günah dese biz 80 ler de bile ekonomiyi toparlardık ama yapmadı sürünsünler dedi bu halde bize zaten faydalılar dedi. Biz ABD nin saygı duyduğu bir ülke hiç olmadık bizi hiç sevmedi önemsemedi iyi olmamızı tercih etmedi. Biz kendimizi hep çok önemseniyor gibi görmek istedik ama oradan o öyle görmedi. Ama şimdi ona meydan okuyunca işbirliği yapmayınca bu krizinde eli ayağı birbirine dolandı ne yapacağını şimdi bilemiyor. Rusya ile meselesini arzuladığı dengeyi bizim desteğimiz olmadan ne kadar zorluk yaşayacağını gördü. İşte bu güne kadar ona verdiğimiz fark edilmeyen sayısız faydalardan birisinin eksikliğidir. ABD bizin faydamızdan faydalandı ama bizi göz ardı etti şimdi karşısında olduğumuzda nasıl bir potansiyel dert olduğumuzu fark ediyor olmalı. Ezberinde Türk derdi yok bu ülkenin ama Türkler dert olabilecek bir faktördür bunu ABD yeni fark etti. Şimdi de o eski günlerin gelmesini istiyordur çünkü o çok  güzeldi hemen ondan vazgeçememesini anlıyorum hiç bir şey vermeden insan evladına bile bir şey yaptıramaz ama bize yaptırabiliyordu.
Bunun sonucunda iki ihtimal var. Birincisi ABD kendine çeki düzen verir İngiltere nin daha ilk saniyelerde fark edip bizimle yeni politika geliştirmesini örnek alır ve daha saygılı bir Türkiye partnerliğini önemser bizde buna yanıt verir yola devam ederiz. İkinci ihtimal ise biz buna yanıt vermeyiz ve ilişkiler artık müttefiklik zemininden iki dost ülkeye doğru değişir. Benim arzum ikincisi yönündedir. ABD ile müttefiklik hiç bir işe yaramayan bir dertten başka bir şey değil bizim için. Karşı tarafa geçmeden yakın ilişki ile yetinerek hayatımıza devam edelim bu ABD den bize hiç bir fayda gelmedi gelmezde bundan sonra. Bir yatırımı bile yok Ürdün İsrail ile Mısır ile serbest ticaret anlaşması yaptı bizle yapmadı. Enflasyondan borçları döndürememekten onlarca yılımız ziyan oldu bir el atıp onun için dişinin kovuğu kadar krediyi hibe bile değil krediyi bize verse biz Özal zamanında bile toparlanırdık ama yapmadı ta IMF kredisine kadar bekledi iyice duvara toslayana komaya girene kadar. İsrail i kurtardı yüzde bin enflasyonu varken ama bizi % 60 ken kurtarmadı. İyi bir dost olmadı hiç bir zaman bizi hiç sevmedi ABD. Yolumuza ABD ile devam etmeyelim. İran gibi olalım demek değil bu İspanya gibi olalım yeter. Mesajı Paylaş

matmat26

***Amerika ile tarihimizde ilk defa her dediklerini yapmadığımız işbirliği yapmadığımız karşı karşıya geldiğimiz bir dönem yaşıyoruz.

Adam silahi eline vermiş. Hadi kafana sık diyor.
Böyle ilişki biçimi mi olur?

Silahi kafana sikmadiignda da "bak artik ameriganin her dedigini yapmiyok " oluyor.

Hangi noktadayiz. Onlar hangi noktada.


Adamlar bizi oyle kopeklestirmiski , intihar etmiyince " bunlarda artik soz dinlemez oldu " diyor.


Wtf ? Amk.. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Serdar Turgut dünkü yazısında Tillerson'un gelişini ve yanında getireceği 100'lerce yatırımcıyı konu alan bir yazı kaleme almış. Yazının linkini alta attım, arzu eden okur.

http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1836966-tillerson-neden-geliyor#

ABD kısa süre önce Suriye ve Türkiye kapsamlı bir toplantı düzenlemişti. Toplantıya askeri yetkililerinin yanısıra ekonomi konusunda yetkililerin de alınması Türkiye'ye Suriye konusunda yola gelmemesi durumunda ekonomik anlamda bazı yaptırımların uygulanabileceği hususunun gündeme gelebileceğine yorumlanmıştı.

Bu yeni haber ile bu toplantı birleştirilince sadece sopanın değil havucun da önümüze koyulacağını anlıyoruz. Öyle böyle rakamlardan bahsetmiyorlar, toplamda 200-300 milyar dolar mevzu bahis ki PYD'ye göz yumulması karşılığında esaslı bir rüşvet...

Diğer cenahta ise bu işe talip Çin var ve onlarda bu işe hevesliler ki işte bizim tam da burada bu kartı doğru oynamamız çok önem arz ediyor diye düşünmekteyim. Akıllı bir diplomasi ile durumu bir ihaleye çevirip hepsini birbirine kırdırarak ekonomik çıkarımızla politik çıkarlarımızın en efektif anlamda buluştuğu tarafla hareket etmeliyiz. Artık bu Çin olur, ABD olur, Rusya olur...

Son tahlilde hem Irak'a hem Suriye'ye komşu olmamız bizi bu ekonomik denklemde vazgeçilmez kılmaktadır. Gerekli  inşaat tecrübesine, altyapıya sahip mühendislik/müteahitlik şirketleri bizde, kullanılacak hammadde ve enerjiyi sağlayabilecek en yakın devlet olmamız babında bu hizmetleri ve malı en efektif fiyatlarla biz sağlarız. Yani her halukarda biz bu işin içinde bir nevi olmazsa olmaz bir konuma sahip olarak elimizi çok yüksekten açmalıyız.

İronik olan ABD'nin zaten her şekilde bir ucundan bir şekilde nemalanacağımız bu ekonomik pastaya bizi almamakla tehdit etmeye gelmesi... Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter