Kanal İstanbul

Başlatan Alkyone, Oca 15, 2018, 02:11 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

muhendus

Kanal yaptıktan sonra boğazı kapatmayı ya da trafiği yavaşlatmayı makul gerekçeler dışı düzenli politika haline getirmeye kalkarsan bunu savaş sebebi sayacak ve gerekirse savaşı göze alacak en az 5-6 ülke var. Montrö sana boğaz trafiğini ne zaman neye göre nasıl düzenleyebileceğini söylüyor, kafana göre uluslararası anlaşmaları manipule edemezsin, ücretsiz bir geçiş varken kimseyi ücretli bir kanala mecbur edemezsin. Mesajı Paylaş

saito

    İngiliz dostlarımız bu çöller için niye bizimle düşman oluyorlar diyen osmanlı devleti şeyleri nasıl bu hataları yapmış diye düşünürdüm hep artık düşünmüyorum. Mesajı Paylaş

Southwater

Savaş tehlikesi olması bizim işimize gelir @muhendus.
Böyle bir durumda boğazlar üzerinde tedbir alma yetkimiz daha kapsamlıdır.

@Saito, Osmanlı'yı sen yine de küçük görme. :)
Her şeyin farkındaydılar, en azından güvenlik bürokrasisi. Bakmayın, o zamanın kurmayı az "Tommy Atkins" öttürmemiştir. Mesajı Paylaş

BETONBEY

#93
Eki 02, 2018, 11:44 ÖÖ Last Edit: Eki 02, 2018, 11:52 ÖÖ by BETONBEY
Sayın Saito proje kapsamında zamanında epeyce üzerinde durduğum gemilerin navlun ücretleri konusunda net açıklamalar yapmış. Her iki boğazın da rüzgarı, trafiği bitmez. Belirli boyutun üstündeki gemilerin boğaz geçişleri esnasında çift yönlü trafiğin kapatıldığını pek kimse bilmez. Bir kapatma senaryosu da ben vereyim böylece...

Kanal, sürekli geçiş kolaylığı babında Karadeniz ülkelerinin ticaretin nakliye tarafında maliyet muhasebesi yönünden de denize kaymalarına ve dolaylı olarak ticaret hacimlerinin artmasına vesile olacaktır. Şu andaki geçiş sayısı modern ipek yolunun da desteği ile zamanla ciddi rakamlara ulaşacaktır.

Yeni açılacak havaalanının Almanya'nın Frankfurt ve İngiltere'nin Heatrow havaalanlarını çaptan düşürmesi gibi Kanal İstanbul bölgesinde kurulacak yeni konteyner depolama merkezleri Hollanda'nın Rotterdam limanından iş çalar.

Maliyetini mevcut durumda biz karşılamıyorsak ülkeye yatırım girmesi babında iyi karşılarım. 40-50 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz sonuçta...

Sadece yıllık vergiler ve kanal geçiş ücretleri bile devlete sağlam bir gelir kalemi demektir. Üzerine bölgede doğacak iş potansiyelini saymıyorum bile...

Sürekli sahip olduğumuz jeopolitik konumu hakkıyla kullanamamaktan bahsederiz. Kanal İstanbul birebir bu değil midir ?

  Mesajı Paylaş

sadalone

#94
Eki 02, 2018, 12:19 ÖS Last Edit: Eki 02, 2018, 12:21 ÖS by sadalone
Madem her şey dediğiniz gibi toz pembe her şey çok güzel , tamam izin verelim yapsınlar.

Ama geçiş garantisi veya herhangi bir garanti,teşvik vermek yok ne de olsa dediğiniz gibi çok karlı,verimli ve doğru bir yatırım.

Eğer tam tersini yaparsak bu durumda o 40-50 milyar dolar bir yatırım değil bir dış borç anlamına geliyor ve bu borç ülkemizi kalkındıracak,istihdam ve ihracat getirecek yatırımlara değil batık bir yatırıma gitmiş olacak.

Türkiye'nin çok acil yatırımlara ve yatırım oranını artırmaya ihtiyacı var.Mevcut yatırım oranını bile zor finanse ediyoruz ki  cari açık patlıyor, ya ülkedeki tasarruf oranını artıracağız yada yabancı yatırımcıyı çekeceğiz.Her ikisini de artırmak en iyisi ama ben daima tasarruf oranını artırmaktan yanayım biz yatıralım biz kazanalım, yabancı finansman kaygandır.Türkiye yatırımlarına finanse etmekte zorlanırken yapacağı yatırımlarında ne kadar verimli olacağını dikkate alması çok önemli.

Tasarruf oranı bizim nereye gideceğimizi ne yapacağımızı ne yapamayacağımızı belirleyecek. Mesajı Paylaş

aktifkarbon

"Yeni açılacak havaalanının Almanya'nın Frankfurt ve İngiltere'nin Heatrow havaalanlarını çaptan düşürmesi " nasıl olacak?
Mesela Heatrow havalimanını kullananların yolu Istanbul ile kesişiyor mu ona bir bakalım
https://www.flightradar24.com/airport/lhr/arrivals

Aynı durum Frankfurt için de geçerli.
https://www.flightradar24.com/airport/fra/arrivals

Ama Dubainin yerini alacağız aktarma merkezi burası olacak derseniz, gene yanılırsınız çünkü avrupadan uzakdoğuya ve hindistana, doğu afrikaya gidenler orta nokta olarak orayı kullanır yolcuları orada birleştirir. Bu sayede 20saat uçmak yerine 10+10 yaparlar. İstanbulu tercih ederlerse 3+17 olur ki bunu da yolcular kabul etmez.
Uşak, Kütahya havalimanlarının yolcu sayısını 10+ kat hatalı hesaplayan o muhteşem planlayıcılar bence bunu da yanlış hesapladı. Eskisinden daha az kullanacaklar orayı.

Hollanda'nın Rotterdam limanı ile kanal istanbulu mukayese bile etmiyorum, coğrafya uygun değil.

Bu arada o kanal inşaatı sırasında yok edilecek Istanbul avrupa yakasının büyük içme suyu kaynağı olan sazlıdere yok olurken terkosun da tuzlanabileceğini hiç hesaba katmıyoruz. Kanalın etrafına kurulacak yeni bir şehirle inşaat sektörünü kalkındıracağımızı düşünüyoruz. Zaten havalimanı kurulurken etrafındaki sulak alanları doldurduğumuz için coğrafyaya ciddi bir müdehale yaptık, bir de üzerine kanalla birlikte son çiviyi de çakmış oluruz.
Tabii hafriyatı karadenize döküp ada yapacağız diyenler de olacaktır. Ama karadenizde dip hayatı çok dar bir şerittir. 40metreden sonra hayat durur karadenizde, dünyanın en nazik ekosistemine milyarlarca ton moloz atmaktan bahsediyoruz.
Artık beton dökmek dışında da bi proje geliştirebilseniz ne güzel olur diyeceğim ama sanırım sizin tarikat betona tapanlar tarikatı. Beton denildiğinde akan sular duruyor. Arkadaşlar eti, bakliyatı, tahılı ithal eden bir ülkeyiz, kaynaklarımızı küresel ısınma ile gittikçe zorlaşacak tarım için harcayalım. Yoksa o süslü betonlarda birbirimizi yeriz yamyamlar gibi. Bugün gıda maddeleri ithal edebiliyoruz ama yakın gelecekte bunu yapmak çok zor ve pahallı olacak.
Küresel ısınmayı değiştiremeyiz ama tarım konusunda daha uyumlu olabiliriz, her otun değeri var, betonun hiçbir değeri yok. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

BETONBEY

Kurulan her ticari işletmenin en büyük sıkıntısı her zaman ilk kuruluş finansmanını bulma konusunda yaşanır. Devlet çapında bir yatırım mevzu bahis olduğunda hep aynı mevzu ortaya sürülüyor. Devlet yapsın kafası, ama hangi parayla ?  

Buna cevap verebilen yok...

Ne Osmangazi köprüsü ve İzmir bağlantı yollarını, ne 3. Havaalanını, ne de diğer projeleri hayata geçirecek kaynağımız yok, Kanal İstanbul için de yok.

Eeee yapmayalım o zaman mantığıyla zaten buralara geldik. Hep katmadeğeri yüksek sektörlere yatırım yapalım muhabbeti yapılıyor. Var mı bunu üretebileceğin şöyle eli yüzü düzgün sanayi bölgen, yahu hadi ürettin, hangi yoldan götüreceksin, hangi köprüden geçirip hangi limandan ihraç edeceksin, nerede depolayacaksın ?

Altyapı olmadan üst yapımı olur diye diye dilimizde tüy bitti. Kanal İstanbul şu anda dağ taş olan yerin değerini belki 100 belki 1000 katına çıkaracak, yeni STB'ler, antrepolar, depolar, limanlar, ticari işletmeler açılacak.

Milyonluk iş potansiyeli var orada, transit geçiş yolu üzerinde merkezi hub noktasına haline geleceğin için kalantor yabancı pekçok şirketin operasyon merkezleri burada bulunacak. Bu durum o bölgeye hiç durmadan akan bir finansman demek, belki zamanla emtia borsasının İstanbul'a kayması demek, Uluslararası merkezi bir borsa oluşabilmesi demek, yüzlerce bankanın bu bölgeye iş yapmak için akması demek...

Sayın Aktifkarbon, havaalanı özelinde bu çıkarımları ben yapmıyorum, Almanlar, İngilizler ve Hollandalılar kendi işletmeleri üzerinden bunu dile getiriyorlar. Vardır bir bildikleri herhalde :)

Karadeniz'e zarar verme konusuna gelince bu konuda Tuna nehrinin eline su dökebilme potansiyelimiz maalesef yok. Marmara konuşulabilir, zira Karadeniz'den Marmara'ya iki kat akacak su ile ne olur bilemiyorum. Bu konuda asıl konuşulabilecek çevre konusu budur bence...

Beton mevzusunda yazdıklarınıza ise yukarıda cevap verdim, altyapı olmadan hiçbir şey olmaz. Hayat yolla başlar üstadım, size yolsuz kalın diye beddua ederdim de zaten yolumuz yok ;D

Son tahlilde altyapı yatırımlarından müstesna elimizdeki konut stokuna İstanbul özelinde bakarsak eğer, ya biz kentsel dönüşüm çerçevesinde bu stoku yenileriz diyorum yada tabiatın kendisi zaten er yada geç bunu bizim yerimize içindeki insanlarla birlikte deprem yoluyla halledecek ve gene biz ölen insanlarımızın üzerine bu binaları yapmak zorunda kalırız diyorum.

Saygılarımla 

Mesajı Paylaş

ayibarishi

Konu aşırı politikaya kaymaya başladı. Bence burada bir mola verelim arkadaşlar. Yoksa yönetim müdahale etmek zorunda kalabilir. Ben dahi rahatsız olmaya başladım... Mesajı Paylaş

Berk

BETONBEY hocam sizi tenzih ederek, ben 'yurtdışından yatırım akacak, para gelecek, oraların değeri artacak' hikâyelerini millete "tamam olur hadi yapalım" dedirtme çabaları olarak görüyorum.

Yapılacak binaları iç piyasa tüketecek tek kârı ekonomi biraz büyür üç beş çimento fabrikası köşeyi döner falan. Zaten oraya üşüşecekler de, yine kendilerini müteahhit diye vasıflandıran sırtlan sürüsü olacak. İkinci bir mega çarpık kentte oralara kurulacak, çünkü işin o noktaya kaymasını engelleyecek kural yok hukuk yok en önemlisi adam yok.

Malesef hak, hukuk, adalet, liyakat vb. erdemlerin işlenmediği bir organizasyondan ancak anlattığım gibi yapılar, şehirler çıkar nitekim son 15 yıl da bunun ispatı. Bizim Kanal İstanbul'dan önce bu işleri yoluna koymamiz lazım hemde çılgın bir projeyle.

Mesajı Paylaş

sadalone

#99
Eki 02, 2018, 01:50 ÖS Last Edit: Eki 02, 2018, 01:52 ÖS by sadalone
''Ama geçiş garantisi veya herhangi bir garanti,teşvik vermek yok ne de olsa dediğiniz gibi çok karlı,verimli ve doğru bir yatırım.

Eğer tam tersini yaparsak bu durumda o 40-50 milyar dolar bir yatırım değil bir dış borç anlamına geliyor ve bu borç ülkemizi kalkındıracak,istihdam ve ihracat getirecek yatırımlara değil batık bir yatırıma gitmiş olacak. ''

Ben demişim gelsin yapsınlar ama aksi durumda devlet yapsın demekten farkı ne, yine aynı yere çıkmıyor mu? Buyursun gelsin yapsınlar ama devleti bulaştırmasınlar.

Altyapı yatırımları gereklidir ve yapılmalıdır da ama seçici davranılmalı ve öncelikli olarak en verimli yatırımlar yapılmalı mesela başta zafer havalimanı ve kanal istanbul gibi projelerden uzak durulmalı.Kuzey marmara otoyolu ve 3.havalimanı konumlarını tartışırız ama gayet doğru yatırımlardı örneğin İstanbul-izmir otoyolunda geç bile kaldık 10 yıl önce bitmeliydi keza ankara-niğde otoyoluda.

Devlet aynı biz vatandaşların yapması gerektiği gibi tasarruflarını artırarak bütçe içindeki yatırım oranını artırmak zorunda.Hükümet oy için kısa vadeli popülist politikalarla bütçeyi yönetirse tabi ki altyapı projeleri için kaynak bulamaz ama isterse bu kaynağı gayette yaratabilir.

Evet İstanbul'un büyük çoğunluğunun konutunun yenilenmesi gerekiyor ama gerçekler ne kaa ekmek o kaa köfte diyor.Cari açık sorununu çözer,tasarruf oranlarını artırırız ve sürdürülebilir bir büyüme yakalarız işte o zaman tüm ülkeyi yıkar tekrar yaparız. Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Şu an bulunduğunuz binayı düşünün; en son ne zaman boyandı, tesisatları yenilendi, asansörü, camı çerçevesi değişti???
Yıllardır belki de hiç, değil mi. İnşaat yapılırken birileri kazanır ve o nakit birilerinin cebine akar ve orada keyfe harcanır.
Şimdi masanıza veya üzerinizdeki eşyalara bakın; telefon, bilgisayar, fotokopi, mikroskop vs.. Bunlar sürekli yenilenir
Kullandığınız internet altyapısı neredeyse 5senede komple değişime uğrar.
Öyle ise elinizdeki kaynakları antik çağ devletleri gibi taşa betona mı gömmek, teknolojiye, bilgiye mi gömmek gerek.
Haaa; iki de bir çay kahve bisküvi, 3 öğün sağlam yemek konusu da dikkat edilmesi gereken bir sahayı işaret ediyor.
Tarih ders alınsaydı tekrarlanmazdı derler.
Pasifikte Paskalya adasını bir araştırın. Her nesil daha büyük taş anıtlar yapacağım derken, taşları adanın öbür ucuna taşımak için mevcut ormanları yok etmişler. En sonunda balık avlayacak tekne bile yapan adamlar insan yamyamlıpa başlamışlar.
O sırada, orada AVM icad olmadığından da olabilir.
Her türlü teknolojik malzemeyi ithal ederken, karnımızı ithal et ve rahılla doğururken, öncelikleri iyi seçmeliyiz. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

BETONBEY

Üstadım sanayi dönüşümü denilen şey böyle birşey değilmi zaten, siz bizden daha iyi bilirsiniz.

Tarım sektöründe köylerde, küçük yerleşim yerlerinde çalışan iş gücünü fabrikalarda işçiliğe ve oluşan metropollerde hizmet sektörüne aktarmanız gerekir. Bizde de bu yapıldı, yapılıyor.

Bu çerçevede bizimkiler geride kalan tarım sektörünün verimliliğini arttırmak babında sübvansiyon anlamında bir türlü doğru yöntemi bulamadılar, sektördekilerde dürüst davranmıyorlar.

Tarım ve hayvancılık icin kredi verirsin yerinde kullanmazlar, canlı hayvan verirsin, hayvanı aldığı gibi kasaba satıp aldıkları parayı har vurup harman savururlar, hep birlikte giderine bakmadan aynı ürünü üretirler vs. vs.

Bir dünya problem, bir dünya sorun...

Adam gibi adam yetistiremiyoruz artık, herkes az çalışıp çok kazanmanın peşine düşmüş. Çalışmadan kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışan bir dünya genç var ve böyle giderse herşey daha da kötüye gider gibi diyorum.

Bizim devrin insanı artık yok, son nesiller iş hayatından yavaş yavaş emekli olup ayrılıyor.

Hakkımızda hayırlısı olsun, ne diyeyim.

Kanal İstanbul konusun da ise çevre sorunu daha önce üzerinde durduğum noktada yaşanır. İstanbul boğazında binlerce yılda oluşmuş Karadeniz'den Marmara'ya doğru bir üst akıntı, Marmara'dan da Karadeniz'e doğru bir alt akıntı mevcuttur.

Yeni kanalda bu akış nasıl sağlanır soru işareti, olmaz ise bunun Marmara ve Ege'ye yansıması ne sekilde olur soru işareti...

Bunun araştırması yapılmadı, muhtemelen de yapılmayacak. Yapıp sonuçlarına katlanırız gibi...

Mesajı Paylaş

putty

#102
Eki 02, 2018, 09:18 ÖS Last Edit: Eki 02, 2018, 09:24 ÖS by putty
Bakın size aşağıda İstanbul Hadımköy deki inşaat artışını göstereceğim. İki yakın tarih arasındaki değişim bu google earth dan hazırladım
Bunlar fabrika inşaatı. Yanı sıra yollar barajlar köprüler tüneller var bunlarda inşaat. Her şey Aktifkarbon un karikatürize ettiği gibi konut değil yani.
Buraya bakınca inşaatın nasıl büyümek olduğunu anlarız

Mesajı Paylaş

Moon&Star

#103
Eki 02, 2018, 10:54 ÖS Last Edit: Eki 02, 2018, 10:56 ÖS by Moon&Star
@Betonbey üstadım; Roterdam limanından iş çalmak biraz iddaalı oldu. Constanta deseydiniz %100 hak verirdim. İstanbul çevresine(daha doğrusu Trakya tarafına, mümkünse Karadeniz yerine Marmara bölgesinde) yapılacak, tonaj ve draft kısıtlaması olmayan yeni bir liman, Doğu-Avrupa'ya yapılan deniz ticaretinde bizi bırakın iş çalmayı, yeni bir HUB noktası yapar. Avrupa'nın en büyük ikinci limanının pabucunu da bir çırpıda dama atar. Ama bu proje için kanal destek yerine köstek olur, Romanya'ya deniz yolundan erişimi daha da kolay hale getirirsiniz.

"Babam elekrik zabitiydi ben 19 yıllık geçmişim var gemiler ile kimler neler yapar biliriz az biraz."

Sayın @saito; 19 yıllık geçmişiniz var ama görüyorum ki maalesef Deniz Hukuku ve Uluslararası Denizcilik Sözleşmeleri hakkında pek bilginiz yok. Yada bu işi en son 25-30 sene önce yaptınız, yeni regülasyonlardan haberiniz yok. Hoş, yeni dediğime bakmayın; kanallar, boğazlar ve uluslararası sular hakkında epeydir bir güncelleme yapılmadı ya...

"ortalama bir geminin günlük 70 bin dolar kirası var"

Bu konuyu benim için biraz daha detaylı anlatır mısınız? Hangi geminin günlük kirası 70.000 USD, tipi,tonajı, sefer bölgesi nedir? Yakıt-kumanya bu bedelin içinde mi? Ve en önemlisi hangi yıldan bahsediyorsunuz?  2008-2010 yılı öncesinden bahsediyorsanız hak vereceğim, yok günümüzden bahsediyorsanız eğer; navlun ve kira konusunda fena halde yanılıyorsunuz.

Buradan sonra sözüm genele;


Üstadlar: Ben bu projeye karşıyım. Karşı olmamda ki en büyük etken, siyasi görüşlerim değil, getirisinden çok götürüsünün olmasıdır. 3.havalimanı, YSS köprüsü ve diğer belli başlı projelerin ihale şartlarını eleştirsemde projenin aslına hiçbir şekilde itiraz etmedim. Çünkü gerekliydi, ihtiyaç vardı ve ileride daha da fazla olacaktı.

Lakin bu apayrı bir şey. Bir kere Erhan Ağabey'în defaatle üstünde durduğu gibi çevreye ve deniz canlılarına zararı muazzam. Öte yandan, lansmanında anlatıldığı gibi gemi geçişi kaynaklı senelik doğrudan 8-10 milyar USD gelir tamamı ile hayal ürünü. İstanbul Boğazını belirli şartlar oluşmadan, keyfi kapatıp ticari gemi trafiğini kanala yönlendiremezsiniz. Nedenlerini ve yaparsanız oluşabilecek maddi manevi sonuçları daha önceden çok ayrıntılı bir şekilde TRM'de yazdığım için burada tekrara girip sizleri baymak istemiyorum.

Yine bir diğer sav ise; LNG/LPG ve petrol-kimyasal tankeri gibi tehlikeli yük taşıyan gemilerin, boğaz yerine kanaldan geçmesini sağlayarak, olası bir faciada can kaybını minimuma indirme görüşü. Sanki o kanalın sağına soluna koca koca plazalar, konutlar dikilmeyecek. Yada bahsi geçen gemiler kanaldan geçerken hiç makine ve dümen arızası yapmayacak, sağa sola bindirmeyecek gibi konuşuluyor. Kanal boğazdan dar ve sığ olacak, dolayısı ile gemilerin bu tür acil durumlarda önleme yapmak için süreleri boğaza göre çok daha kısa olacak.   

İstanbul'un tarihi yapısına olan zararlara girmiyorum artık, keza tarihi bir yapısı kalmadı zaten.


-Bu projenin tek artısı, eğer kanal yapılır da ücretsiz geçiş sağlanır ise; 12 şer saat ara ile yapılan Kuzey-Güney ve Güney-Kuzey istikametli geçişler 24 saat esasına göre aralıksız yapılır, zaten kısa sayılabilecek bekleme süreleri belki de ortadan kalkar. Ama bununda bize ekonomik olarak doğrudan bir etkisi olmaz, dolaylı yoldan azıcık yaprak kımıldatır. O da maalesef attığın taş ürküttüğün kuşa değmez. Neticede ülkemizin dünya deniz ticaretinde ki pazar payı belli, projeye yatırdığın milyarlarca doları çöpe atmaktan başka işe yaramaz. Boşuna rüyaya kapılmanın bir manası yok.

Yazım-imla hataları için özür dilerim. Saygılar. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter