Kanal İstanbul

Başlatan Alkyone, Oca 15, 2018, 02:11 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

≾10TΩ≿

Kanal sadece bir inşaat projesi de değil.

Yeni bir ulaştırma, kapasite arttırma projesi. Akdeniz'den Karadeniz'e, Karadeniz'den Akdeniz'e geçebilecek gemi sayısı, kapasite artacak. Nakliye maliyetleri düşecek. (Sadece petrol şirketlerinin İstanbul buğazında ki beklemelerden yılda 1,4 milyar dolar ek maliyeti olduğu açıklanmıştı.) Geminin kanaldan geçerken katlanacağı maliyet, buğazdan geçme maliyetinin altında olursa (zaman ve para olarak) kanalı tercih ederler. Ticari nakliye elektirik akımı gibidir, direncin (maliyetin) az olduğu yolu izlerler. Geçebilecek gemilerin tonajı da artacak. Yeni limanlar, lojistik merkezleri vs ile ticaret büyüyecek burada. Ticaretin büyümesi daha çok para, daha çok istihdam demek aynı zamanda. Mevcut İstanbul buğazı trafiğinin bir bölümü kanala gidecek şeklinde düşünmeyin. Kanal+Buğaz üzerindeki trafik bugünün buğaz trafiğinden fazla olacaktır. Sadece inşasının getirisi geçici, kalıcı faydaları mühim. 10-20 milyar dolar riske atacak şirket ve o şirketi finanse edecek bankalar da bu işin olabilirliğini, Risk/beklenti analizini vs yapmıştır 6 yılda, riske değer getiri görmezse bu işe girmezler. Mesajı Paylaş

farabi

#16
Oca 16, 2018, 09:59 ÖÖ Last Edit: Oca 16, 2018, 10:08 ÖÖ by farabi
Cazibe merkezleri değil, söylediğiniz gibi ruhsuz , kent kimliğine sahip olmayan betonarme yığınlar üretiyoruz. HDS üstadım bu konuda sizinle aynı fikirdeyim.

Şimdi yer bölge ismi vermeden bir kabaca örnek vereyim ; henüz altyapısı dahi tam bitirilmemiş bir bölge düşünün, İstanbul Anadolu Yakasının güney kent sınırları içerisinde bir kısmı askeriye ait, en büyük yeşil alanı , 80'li yıllarda bir kısmı hafriyat döküm sahası olmuş sonrasında bitki örtüsünün örttüğü ve muhtemelen en büyük orman arazisi de içerisinde...

Anakent , master planda burayı devasa bir şehir parkı olarak işaretleyiveriyor. Hayvanat bahçeleri kongre merkezi, golf sahaları(rahmetli Mustafa Koç yapacaktı ) rekreasyon alanları ne ararsan içerisinde var. Ama bununla birlikte bu parsellere komşu devasa bir araziyi ve tepeyi ( evet bildiğiniz bir dağ ) komple imara açıyor, tabi bu beraberinde büyük bir şehir rantını ortaya çıkarıveriyor. Bu komşu bölgeyi imara açıyor diğer tarafta da bu park alanı içerisinde kalmış 50-60 yıllık eski bir köy yerini de komple imara kapatıp yeşil alan geçiyor, İski su havzası davaları ile devletin diğer kurumları diğer kamulaştırma imkanları ile sair, arazileri eski rayiç bedelde topluyor, park yapılacak ya... Aynı havza üzerinde kalan imara açılan bölgelerde 14-20 kata imar veriyor ve parselizasyonda her geçen gün o park alanlarından tırtıklanmaya devam ediyor. İmara açılan bölgede 10 yıl içerisinde belkide 10 bin  konut inşaa ediliyor ve burada inanın bana her partiden her cemiyetten adam var, anakent iktidar partisi ilçe belediyesi anamuhalefet çok iyi paslaşıyorlar. Arada , fetullaha tabi bazı şirketlerde burada iyi köşeler kapıyor. Bunlardan birine devlet el koydu devlet yurdu yaptı , çocukların buradan okullarına gitmek için çektiği çile , çekilecek çile değil. Nihayetinde, Anadolu yakasının nefes almasını sağlayan boğaz bir anda bir semt inşaa edilerek tıkanıyor. E-5 hizasında bulunan alt semtte kış aylarında korkunç bir hava kirliliği var artık. Bu semt ormanlara komşu oldu belki ama bir şehir kimliğinden uzak +10 katlı dip-dibe binaların ürettiği sıkışıklık , her metrekarenin konut-ticari alan olarak satılmaya çalışılması abukluğu ve buna çanak tutan imar kolaylıklarıyla ortaya boktan bir şey çıktı. Ancak asıl boktan durum , insanların buradan bir konut almak için milyon liraları seve seve gözden çıkarabiliyor oluşu , dolaylı olarak bütün kentin kalitesini de özetlemekte... Şöyle adalardan kafayı çevirip istanbula baktığınızda bir ucubeden farksız görüntü cabası... Askeri arazilere ne oldu derseniz , yola cephe olan kısımda aynı imar düzeninde koca bir lojman inşaa edildi , hiç bir estetik kaygısı olayan dip dibe 1980 model apartmanlar... Bir kısım da bağlantı yolu yapılması ile ilgili mahkemelik , son durumunu bilmiyorum. Eski füze bataryasının olduğu yer neyse ki halen yeşil alan içerisinde.

Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Hiçkimse parasını riske atmıyor ki, nasılsa "geçiş garantisi" adı altında bir ucube ile Hakkari'deki köylü o kanalın parasını öder.
Bu tip projelerde ÇED gereksizdir diye KHK çıkaran mantıktan bir fayda beklemek imkansız.
Çevre konusu hassastır
hele ki Karadeniz gibi hassas ekosistemler çok daha hassastır. Geri dönüşü olmayan ekonomik ve çevresel yükleri kumar konusu yapmayalım. Bu teknik konudur, siyasi idareyi savunmak için kulaklarımızı tıkarsak, Ankara Çukurambar gibi çukura düşeriz Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

anafor2016

Kanal istanbul hangi problemimizi çözecek?
Bu proje sonrası istanbul boğazı daha güvenli mi olacak?
Ne kadar gelir elde edilecek?
Boğazdan geçmek isteyen gemilerin bekleme sürelerini ortalama ne kadar düşürmesi ön görülüyor?

Benim en büyük korkum bu projenin Osman gazi köprüsüne dönüşmesi Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

#19
Oca 16, 2018, 10:30 ÖÖ Last Edit: Oca 16, 2018, 10:39 ÖÖ by ≾10TΩ≿
Çed başvuru dosyasını da paylaşmış olalım lafı açılmışken, incelemek isteyenler olabilir.

Kanal İstanbul için çed raporu gereksiz değildir elbette.

http://evdenhaberler.com/wp-content/uploads/2017/12/kanal-istanbul-ced-raporu-evdenhaberler.pdf

Çevreye etkisi mutlaka olacaktır. Söz konusu para ve ekonomi olduğunda insanların çevreyi ikinci plana koyduğu bir gerçek. Tüm dünyada böyle. Süveyş'i açarlarken Akdeniz'i Kızıldeniz kökenli işgalci türlerin dolduracağını düşünmüşler midir, umursamışlar mıdır? Ya da Avrupa devletleri Ren-Main-Tuna üzerine yaptıkları kanal ve barajlarda? O işler öyle olmuyor, keşke olsa. Söz konusu para olduğunda çevre her yerde ikinci planda oluyor malesef.

Ama bizim kanalımız özelinde çevre etkisi ne olacak, ne kadar olacak, alınacak ekonomik faydaya değecek mi değmeyecek mi bunun kritiğini yapmadım. Tek başına yıllarca inceleme yapmam gerekir bir sonuca varmak için. İşi bu olanlar yapmalı usulünce.

Dipnot: Yap-işlet-devret sevdiğim bir modeldir. Yatırımcıyı cesaretlendirmek için geçiş garantisi vb uygulamarı da desteklerim. Bu sayede İstanbul'da hiç geçmeyeceği bir köprünün tüm parası Hakkarili adamdan çıkmıyor, bir kısmı o Hakkariliden çıkıyor, diğer kısmı köprüyü kullananlardan. Mesajı Paylaş

anafor2016

Yap işlet devret güzel bir model ama maliyetler gerçekçi olup, kamu yararı gözetilirse güzel

https://onedio.com/haber/verilen-garanti-karsilanamadi-osmangazi-koprusu-nde-50-gunluk-zarar-225-milyon-tl-759724


Mesajı Paylaş

HDS

@anafor, Osmangazi'de bir şey olmadı. Ben haftada iki kez falan geçiyorum köprüden. Kullanımın nasıl arttığını görüyorum. Tabii ki halen sıralar falan oluşmadı gişeler önünde, ama yavaş yavaş benimseniyor. Bursa yolcusu için epey kullanılır olmaya başladı bile.

Ama gerek Osmangazi, gerekse de 3. Köprü iyi bir gelecek master planının parçası oldular. Tam da zamanında yapıldılar. İzmir otobanı da kademe kademe açıldıkça kullanımı gittikçe artacaktır. 3. Köprü ise tam doluluğa erişmek için Kuzey Marmara otobanına mahkum, o iş biraz ağır aksak oldu ve şanssız başladı.

Osmangazi ile ilgili asıl sorun, daha otobanın Bursa ayağı bile açılamadan, tek başına köprü olarak açılıp taksimetrenin çalışmaya başlaması. Şu 3 küsür km'lik tünel epey sorun çıkardı ve köprü daha çabuk bitti. Onu da seçim laga lugası yapacağız diye erken açtılar. Özel girişim de taksimetreyi açtı. Bu tipik bir taşralılık. Ama genel projede bir garabet yok.

3. Köprü de bağlantı yolları tamamlanmadan açıldı ve ağır vasıtalar da oraya sevk olunca, neredeyse ara yollardan gidip geldiler. Uzun süre çok sevimsiz sıkışıklıklara sebep oldu bu.

Türkiye'de insanlar köprünün, tünelin açılır açılmaz milyonlarca insanca doldurulacağını bekliyorlar. Bunu profesörü falan da yapıyor. Bunlar yavaş gelişen alışkanlıklar. Ama şartlar oluştuğunda o "şey"in de orada olmuş olması ve sorunlarının çözülmüş olması gerekiyor.


Bir 7-8 sene sonra 3. köprü ve Osmangazi olmayan bir dünyayı düşünemeyeceğiz bile. Ben şirket araçları için ayda herhalde sadece OG köprüsü için 2.000TL falan ödüyorum ve helal'i hoş olsun diyorum. İşlerimizi çok ama çok kolaylaştırdı. Zaman tahmini yapmayı çok kolaylaştırdı. Ulaşım öngörülebilirliğini arttırdı.


Hoş Bursa otobanını açınca nedense Gemlik tarafındaki eski yolda sürekli Jandarma yol aramaları yapılır oldu ama olsun. ;) Mesajı Paylaş

anafor2016

@HDS hocam ben proje kötü demiyorum. Elbette köprü güzel ama 2035 senesine kadar her gün için 1,4 milyon dolar ödemek zoruma gidiyor.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yalcin-bayer/osmangazi-koprusu-gercegi-40130805

Köprünün maliyeti için 1.5 milyar dolardan bahsediliyor (Bazı kaynaklarda) . Eğer öyle ise 1000 günlük maliyet ile köprü yapılabiliyor demektir. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Çevre bilinci güzel birşey de, bu ülkenin tüm altyapı projeleri onlarca yıl gecikmiş, paralelinde sanayileşmesi de gecikmiş vaziyette...

Şehirler de düzgün bir altyapı olmadığı için, yapılaşma da haliyle düzensiz oluyor. Şehirleri birbirine bağlaması gereken yollar, köprüler, demiryolları gibi altyapı projeleri farklı modellerle daha yeni yeni hayata geçiriliyor. Ülkenin en büyük şehrini ülkeye bağlayan yol hala tek ve total 6 şerit yahu biz neden bahsediyoruz...

Bir deprem olsa maazallah E-80 belirli ve uzunca bir süre trafiğe kapansa oluşabilecek felaketin ne kadar farkındayız ?

İzmit bölgesinin deprem konusundaki zayıflığı ortada iken yapılan o köprünün nasıl bir değeri olduğunun farkında mıyız ?  

Enerji altyapısının sakatlığı ise hepimizin malumu zaten, uzun zamandır ekonomiyi baltalayarak her türlü projeyi etkilemiş, geciktirmiş. Hal böyle iken kusura bakmayın da çevre bize azıcık lüks kaçıyor gibi...

Biz biraz daha yerimizde sayarsak bunun bedeli artık kalıcı hale gelebilecek potansiyele ulaşmaya başlamıştır. Bunun en çok sanayileşmenin ulaştığı boyutları çok iyi bilen üyelerimizin farkında olacağını düşünmüştüm ama...

Sudan Devlet Başkanının tek kalemde milyonlarca hektarlık araziyi bize bozuk para verir gibi neden verdiğini adam gibi düşündük mü hiç ?

Gelişmişler ve gelişmekte olanlar halen yürüyüp giderken, daha da gelişmeye devam ederken bizler de politikalarımıza ve önceliklerimize çok dikkat etmeliyiz. Çünkü bedeli tahayyül edebildiğimizin de ötesinde olacak gibi...

Hayata geçirilen projelerin finansman modelleri son derece tartışmalı ama daha iyi bir model ortaya koyan da görmüyoruz. Birşeyi eleştiriyorsak ideal olanı alternatif fikri de ortaya koymak değil midir...

Geçmiş, onlarca yıl bitirilemeyen yollar, tüneller, köprüler, barajlar ile dolu iken finans modeli sorunlu da olsa kullandığım ve işlerlik kazanmış altyapıyı seçerim. Sonuçta hizmet yoksa paranın olması yada olmaması hiçbirşey ifade etmiyor :)

Küçük olsun ama bizim olsun devri bitti diyorum...

  Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Zemin etüdleri bitmeden neyin ÇED'i yapılıyor??? Daha dün gece haberlerde sondajcıkların yapıldığını görmedik mi?

Sayfa 27de iyi güldüm.
Sazlıdere barajının doğu ucuna yat limanı yapılacakmış. Verdikleri harita bugün dolu seviyedeki baraj görüntüsünü içeriyor ama o seviyenin 40 metre altına kadar inilecek ve o cebin sığ olduğunu Google Earth history de düşük seviyeleri görebilirsiniz.

Yeraltı su sisteminin tuzlanmasına neden olup bölgede tarım yapılamama riski ancak sağlam jeoteknik araştırmalarla ortaya çıkar. Öyle 17bin metre sondaj yaptık demekle olmuyor bu işler. 17bin'i 50'ye böldüğünüzde kilometre başına kaç metre sondaj düştüğünü hesaplayabilirsiniz.

Bir de ilginç bir detay şu; Rapor Kasım 2017 de çıkmış, bu güne kadar saklanmış!! Biz ise Silivri taraflarını bekliiyorduk. Acaba kimler ne kadar arazi kapattı?? Ama tapuda kayıtlar nasılsa kalacak, tapu devşirmeleri nasılsa ortaya çıkacak.

Delikanlılar ise geçiş garantisi koymasınlar, maçası yiyen ihaleye girsin. Madem çok ekonomik ve tercih edilir olacak, o zaman "geçiş garantisi" koymasınlar.

Bu olay siyaset üstü bir konudur, daha şehir planlaması yapamayanlar çevresel bir projeye dayatma yapmasınlar. Üç beş satılık akademisyenin raporunu da akademik saymıyor, şiddetle itiraz ediyorum. Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

anafor2016

İzmit bölgesinin deprem konusundaki zayıflığı ortada iken yapılan o köprünün nasıl bir değeri olduğunun farkında mıyız ? 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Farkındayız da her gün 1.4 milyon dolar ödemek yerine daha uygun optimize bir metod neden seçilmedi? Bu projeyi bu maliyeti ile farklı bir parti yapsaydı yine böyle mi düşünürsünüz?

Deprem demişken , esenyurtta 30 - 40 katlı bina yapmaya izin verip, trafiğin canını okuyan belediye başkanlarına ve yapı denetimini mahveden belediyelere de keşke ses çıkarabilsek.

-----------------------------------------------------------------------------------------------
Enerji altyapısının sakatlığı ise hepimizin malumu zaten, uzun zamandır ekonomiyi baltalayarak her türlü projeyi etkilemiş, geciktirmiş. Hal böyle iken kusura bakmayın da çevre bize azıcık lüks kaçıyor gibi...
-----------------------------------------------------------------------------------------------

Bunu bir kanser hastasının yanında söylemeni tavsiye etmem.

Mesajı Paylaş

petrichor

   İnsan eliyle yapılan her müdahale mutlaka zarar verecektir doğaya...bu konuda herkes hemfikirdir heral... ama kabul etmek lazım ki bir de rahmet/külfet diye bir gerçek var... sorunda aslında bu denklemin hesaplanmasında. herkes kendi siyasi görüşüne göre bu denklemi belirliyor ama bilimsel açıdan bakan pek yok gibi... @≾10TΩ≿  örnek vermiş tekrar etmeye gerek yok ama Süveyş kanalı işin teknik yönünden iyi bir örnek midir bilmiyorum ama dışarıdan uzman olmayan biri olarak bakınca oldukça benzer bir örnektir bence...100küsür yıldır açık olmasına rağmen  Kızıldeniz hala dünyada en önemli dalgıçlık merkezlerlerinden biridir diye biliyorum ve hala harika resifleri ve balık çeşitliliği var yani her işlemin sonunda mutlaka felaket bir durum ortaya çıkmak da zorunda değil...
  Aslında yıllardır bu konuşulan projenin üzerine şimdiye kadar onlarca makale yazılmalıydı çevre/ekonomi/diplomasi açısından ama neyse artık... Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Ayrıca o saçma çed raporunda kanalın 200metre sağı solu incelendi demekle ÇED olmaz. Bu coğrafya değiştirme projesidir daha geniş ve bağlantılı alanların etkileşimi incelenmelidir. O dandik çed ile gitsin gariban köylüyü kandırsınlar
http://evdenhaberler.com/wp-content/uploads/2017/12/kanal-istanbul-ced-raporu-evdenhaberler.pdf Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

≾10TΩ≿

Sayın aktif karbon saklanmış birşey yok. Kasım 2017 iki ay öncesi yahu. Güzergah da kesin değildi, farklı güzergahlar için farklı raporlarda internete düşmüştü. Kesin güzergah açıklandıktan sonra yayınlandı.

Osmangazi köprüsünde de günde 1,4 milyon dolar diye birşey yok. Hesap yıllık yapılıyor. Bugün bu kadar eksik geçti yaz hesaba diye birşey yok. Yıllık 14 milyon araç günde 40000 ortalama rakama denk geliyor. İlk yıl 6 milyon araç ücretli geçmiş, 8 milyon araç garanti kapsamında ödenecek. ilk zamanlar günlük geçiş ortalama 11 bin iken şimdi 21 bin olmuş. Bir kaç yıla yakalar zaten. İkinci yıl 8'e 6 olur, 3. yıl 10'a 4 olur bir kaç yıl içinde kapasiteyi yakalar. Devletin kasasından 3-4 yıl içinde 20 milyon araçlık para çıkar. 1,5 - 2 Milyar TL yani. Projenin toplam maliyeti 35 milyar TL. 35 milyar TL nere 1,5 milyar TL nere. Bağlantılı yollarında aynı dönemde bitmesi lazımdı. O ayrı konu. Bu projeyi kim yaparsa yapsın böyle düşünürdüm. 35 milyar TL nere 1,5 milyar TL nere. Mesajı Paylaş

HDS

@petrichor, Süveyş'in Kızıldeniz'i ne kadar etkilediği tartışılır ama asıl Akdeniz'i ne kadar etkilediği pek tartışma götürmez. Zira şu anda bizim endemiklerimiz için Kızıldeniz uygun şartları ihtiva etmiyor fakat küresel ısınma ile deniz sularının sıınması ile Akdeniz Kızıldenizleşiyor. Ben oldukça aktif bir dalıcıyım. Her geçen gün bizdeki dalış noktalarında daha da fazla ve daha sık Kızıldeniz endemikleri görüyorum. Eskiden balon balığı, arslan balığı nadir rastlantılar iken şimdi hemen her dalışın değişmezleri. Artık her kaya altında "kırmızı" asker balıkları var. Axe Fish dolu her taraf. Tetik balıklarınca kovalanır olduk resmen. Bir nesil sonra ne olacağını bilmiyoruz. Zira şu anda "biomass" olarak bizim kıyılarımızda ciddi miktarda competitive Kızıldeniz balığı var. Bunun neye yolaçacağını öngöremeyiz.

ODTÜ SAT'ta "taxifolia" üzerine epey araştırma yapıldı, örnek topladık epey. İstilacı türlerin neler yapabildiği bizde de biliniyor. Ki zaten Karadeniz-Marmara arasındaki sorun bir su yolu kurmak değil. Bir Süveyş meselesi değil. Zaten boğaz var halihazırda. Ama bunun da hassas bir dengesi var. Daha geniş ve farklı debili bir kanal ile bunun nasıl değişeceğini bilmiyoruz. Marmara'nın hayat damarı o akıntılar. Akıntı rejimi artarsa bundan Kuzey Ege'nin nasıl etkileneceğini bilmiyoruz.


Geçenlerde Tuzla'da bir kimyasal deşarjı oldu hatırlarsanız. Aynı günlerde tüm İstanbul balıkçılarında leğen gibi dip kalkanları satılır oldu. Marmara'da karaya vurmuşlar. Millet elle toplamıştı. İÜ Deniz Bilimleri "Soğuk şokudur" vs demişti sorulunca ve henüz kimyasal deşarjdan haberli değilken. "yenebilir" demişti hocalar. Kötü niyetlerinden değil, o sırada tüm parametrelere hakim olmadıklarından.

Ama Kana İstanbul küçük bir "su yolu" değişimi değil. yekten bir kıyı hattı oluşturma, bir su yolu yaratma projesi. Üstüne üstlük bir de küresel ısınma ile birlikte.




Ben Kadıköy'de oturuyorum ve kentsel dönüşüm projelerinde toprakla ilişiği kesilen, direnajı yapılmayan "basin"ler oluşturuyoruz. Bu mahalleler bir on yıla kalmaz düzenli sel yatakları olma tehlikesi altındalar. Biz bunun aynını memleketimde, İzmir Karşıyaka-Çiğli hattında gördük. İzmir çanağının dağlarını bile betonla izole edince tüm yağmur Karşıyaka'ya sel olarak indi. Halen de öyle.

Daha bunları öngöremeyen bir memleketiz biz ve Kanal İstanbul bu sebeplerle bizim boyumuzu aşacaktır. Bu sofistikasyonda bir değişimin çevresel etkilerini hesap edecek yetkinlikte değiliz. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter