2018 Yılına Dair Stratejik Değerlendirmeler ve Öngörüler

Başlatan HARZEMŞAH, Oca 01, 2018, 10:46 ÖÖ

« önceki - sonraki »

HARZEMŞAH

Gelişmeler, beklenti ve dileklerin aksine, 2018'in 2017'yi aratacağını gösteriyor. İsterseniz bu başlık altında 2018 yılında uluslararası alandaki yaşanabilecek gelişmeleri tartışalım...

Üstatlar,

ABD Savunma Bakanı Mattis'in dün yaptığı açıklamalar, 2018 de yaşanacak gelişmelerin yönünü gösteriyor. ABD Savunma Bakanı dün, resmen Suriye Hükümetini, ABD tarafından desteklenen, SDG (Suriye Demokratik Güçleri)ne müdahale etmemesi konusunda uyardı. SDG'nin aslında PYD ve YPG isimlerini kullanan PKK olduğunu bildiğimizden, ABD'nin Kuzey Suriye'de bir Kürt yapılanması oluşturmak istediği artık netleşti ve kesinleşti.

Suriye'de, Suriye Hükümeti tarafından resmen davet edilen dış güçler Rusya Federasyonu ve İran İslam Cumhuriyeti. Bu nedenle ABD'nin Suriye'deki varlığı uluslararası hukukta "işgal" statüsünde olduğuna göre ABD resmen ve fiilen Suriye Arap Cumhuriyetinin bir bölümünü işgal etmiş durumda. Peki bu durumda neler olabilir?

Rusya, kendi arka bahçesi olarak gördüğü Suriye'nin ABD tarafından işgaline karşı sessiz kalmayacaktır. Gerek ABD ve gerekse Rusya doğrudan birbirleri ile bir çatışmayı göze alamayacaklarına göre Rusya, bir yandan vesayeti altındaki örgütler ve Suriye ordusu ile YPG'ye karşı yıpratma operasyonları düzenlerken, asıl yanıtı çok daha uzakta verecektir. Madem ki ABD, Rusya'nın arka bahçesini işgal etmiştir öyleyse Rusya'da benzer bir yanıt vermelidir. Rusya'nın ilk hedefi Gürcistan olacaktır. ABD, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan aracılığı ile Rusyayı kuşatmaya çabalarken Rusya'nın da, bir bahane ile Gürcistan'ı tamamen ele geçirmesi sürpriz olmamalıdır.

Rusya'nın Gürcistan'ın ardından ikinci hedefi, Rusya yanlısı milisleri aracılığı ile işgal altında tuttuğu Ukrayna'nın Donbas bölgesi olması kuvvetle muhtemeldir. Rusya bir yandan Suriye'nin fiili işgali karşısında ABD'ye yanıt verirken aynı zamanda da ABD ile işbirliğine girerek Rusya aleyhinde faaliyetlerde bulunan Romanya ve Bulgaristan'a gözdağı vermiş olacaktır. Ayrıca Rusyanın, eski nüfuz alanları Bulgaristan ve Romanya üzerinde baskı kurabilmek amacıyla, bahsi geçen iki ülkede eski Rusya yanlısı komünist partilileri kullanarak iç karışıklıklar yaratmaya çalışması beklenmelidir.

Özetle Rusya, ABD'nin Suriye işgaline, Gürcistan ve Ukrayna'nın Donbas bölgesini işgal, Bulgaristan, Romanya ve hatta Polonya'da iç karışıklıklar, Baltık Cumhuriyetlerine yönelik tehdit ve tacizlerle yanıt vermesi kuvvetle muhtemeldir...

Gelelim İran'a...

ABD'nin 2018 yılındaki yeni hedefinin İran olduğu anlaşılıyor. ABD, İran'a müdahale için, İran'ın bazı bölgelerinde başlayan gösterileri kullanacaktır. Bunun için gösterilerde kan dökülmesi, hatta ölü sayısının artması beklenecektir. Bunu önceden fark edecek olan İran ve Rusya'nın işbirliği yapması ve hatta bazı Rus birliklerinin İran'a girmesi söz konusu olabilir. 2018 yılı, ABD'nin körü körüne İsrail'in çıkarları için uyguladığı Orta Doğu politikaların ters teperek, bölgede Rus-İran işbirliğinin artması, ABD güdümündeki Suudi Arabistan, Mısır ve BAE yönetimlerinin devrilmesi yönünde gelişmeler yaşanacağını göstermektedir. Tüm bu başarısızlıklar, ABD içerisinde ciddi bir anti-semitizm ve İsrail düşmanlığı ile sonuçlanacak ve İsrail kısa/orta vadede en büyük müttefikinden olacaktır.

İran, Türkiye'nin geleneksel rakibidir. Nasıl bundan 20 yıl önce Türkiye'ye tehdit olan Irak, Suriye ve Yunanistan bugün tehdit olmaktan çıkmışlarsa, bir süre sonra İran'da uyguladığı yayılmacı ve baskıcı politikanın sonucu olarak parçalanacak veya rejim değişikliğine gidecektir. Ama şimdi değil. Türkiye'nin bugün, ABD ve İsrail'in Türkiye aleyhtarı politikalarına karşı güçlü bir İran'a ihtiyacı vardır ve Türkiye Cumhuriyeti, İran Hükümetine, ABD  ve İsrail destekli gösterilerin bastırılması için destek olmalıdır. Yarını, yarın düşünürüz...

Mesajı Paylaş

Alkyone

Öncelikle ben Rusya'nın Suriye de Amerika ya karşı hemen harekete geçebileceğini düşünmüyorum.

Rusya şuanda Suriye de Lazkiye ve çevresinde mini bir devletçiğe razı görünüyor. Rusya'nın askeri varlığını sınırlandırması bunun işareti
Bu sebeple bir karşı atak olabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekiyor.

- İran'ın içeride zayıflatılması sonucu Suriye'den el çektirilmesi veyahut ona benzer hamleler. Böylece Rusya Suriye de yalnızlaşacak
- Rusya'nın Lazkiye çevresinde oluşturduğu hinterlanda saldırıların artması

İran özelinde ise bazı karakteristik özelliklerin altını çizmek gerekli;

2. Dünya savaşında İran Rusya, Amerika ve İngiltere tarafından işgal edildi. Bu ülkeler savaş sonrasında İran'dan çekildiler
Bu durum Fars milletinde bağımsızlığa verilen önemin hassaslığını artırdı. Bu sebeple Ruslar İran da ki hava üslerini kullanarak Suriye yi bombaladıklarında bu durum büyük tepkilere yol açtı. Rusların askeri olarak İran'da üs açmaları Orta Asya da olduğu gibi tatbikatlar yapmaları halkı daha çok sokağa dökecek ve olaylar daha kolay kontrolden çıkacaktır.

Bu sebeple Rusların askeri hamlelerden ziyade istihbari desteğini yoğunlaştırması söz konusu

Ama Orta Doğu da ki denklemlerde sürpriz hamle Çin den gelecektir. İran'ın sahadan silinmesi yada bir rejim değişikliğine karşı Çin müteyakkız olacaktır. Eğer Asya-Pasifikte işler kontrolden çıkarsa Çin Rusya'nın yanında Suriye de bayrak gösterebilir. İşler bu hızda kontrolden çıkmaya devam ederse bu hamleyi görmek için çok bekleyeceğimizi de düşünmüyorum Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Donanma

Rusyanın Suriyeden çekilme açıklaması, Amerikanın PYD'ye silah vermeyeceği açıklaması gibi sadece lafta kalan bir söz. Son 10 günde Suriyeye silah, mühimmat ve malzeme taşıyan 4 büyük çıkarma gemisi ve 6 sivil yük gemisi Boğazlardan geçti. Mesajı Paylaş

Alkyone

#3
Oca 01, 2018, 11:29 ÖÖ Last Edit: Oca 01, 2018, 11:46 ÖÖ by Alkyone
Onlar esedi desteklemek için ben Rus askerlerinin meydanda görünür olmamasından bahsediyorum. Ruslar atağa geçecek olsalardı Deyrizor bunun için biçilmiş kaftandı. Ama Amerika ile anlaşmayı ve ellerinde kine razı olmayı seçtiler. Onlar bu bataklığa daha fazla batmak istemiyorlar.

Suriye de Rusya+İran ittifakında Ruslar çatıyı, İran tabanı oluşturuyor. Ruslar yaptıkları sevkiyatla tabanı destekliyorlar. Rusların tabanda konvansiyonel harbe girmek gibi bir dertleri yok. O işi İran'a havale etmiş durumdalar. Suriye de İran ile Rusya'nın ajandası farklı
Rusya'nın ofansif bir ajandası yok. Bu yüzden Halk Kongresi gibi siyasi bir hamlede bulunuyorlar
Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

BETONBEY

İran'da çıkan olayların nerelere evrileceğini göreceğiz. Bir noktadan sonra biteceği kanaatindeyim. Zira her ne sebeple gerçekleşirse gerçekleşsin bu tip arapbaharıvari olayların nerelere ulaşacağını, sonuçlarının nerelere varacağını bu coğrafyada herkes yaşanmış tecrübeler üzerinden gördü. Bu meyanda halkın bir noktadan sonra hükümetten gelecek itidal ve bazı çözümlemeler üzerinden geri çekileceğini düşünüyorum. Tabi  molla iktidarı da Esed'in düştüğü hatayı tekrarlarsa bişey diyemem. Ama bence halk iyi-kötü bazı taleplerinin hükümet nezdinde karşılık bulduğunu görürse olaylar gevşeyecektir. Sonuçta halkta, yönetim kademeside belli bir noktadan sonra neler olabileceğini Suriye'de gördü. Ne halkın nede molla yönetiminin aynı hataları tekrarlayacağını düşünmüyorum. Lakin İran'ın gerçekten ekonomik anlamda ciddi sıkıntıları var.

Bu olayların tam da bütün taraflar arasında Suriye'de artık siyasi çözüm aranmaya başlamasıyla aynı zaman aralığında yaşanmaya başlaması manidardır.

Artık kimin tetiklemesiyle bu olayların başladığı şimdilik bizim sorunumuz değil ki bize sunduğu fırsatları düşünüp, değerlendirip harekete geçmeliyiz kanaatindeyim.

Öncelikle Suriye hattında Esed, İran'da çıkan bu olaylar neticesinde İran'dan sahada sınırsız destek gelmeyeceğini idrak etmeye zorlanmalı ve kendi siyaseti açısından istese de, istemese de bize yaklaşmaya mecbur kalacağı politik argümanlar ortaya konulmalıdır.

Belirli şartlar ortaya koyarak, gerekirse sağlam güvenceler vererek, kapıyı Suriye tarafına doğru biraz açık tutmalıyız ki onlarda bize adım atabilsin.

Rusya cephesinde İran'ın kendi iç dinamikleri ile sallanması ortaya konularak Suriye denkleminde Afrin-Münbiç hattında Rusya politikamızı destekleyecek bir çizgiye getirilmeye çalışılmalıdır.

Sonuçta Suriye'nin istikrarı her anlamda bizimde istikrarımız demektir. Olay sadece güvenlik boyutlu değil artık bizi de sıkıştırmaya başlamış ekonomik olgular üzerinden şekillenmektedir. 3.5 milyon mülteciye destek olmak artık bizi de aşmaya başlamıştır.

Normale dönmeye başlayan bir Suriye demek bizde misafir olan halkının geri dönmeye başlaması, yeniden imar babında ciddi bir ekonomik kapı, ülke de işsizliğin azalması demektir, güvenlik kaygısının azalması ile pekçok iş sektörümüzün canlanması demektir.

Irak'ta ise bu olayların yansımaları dikkatle takip edilerek Daeş'in gelişi ile birlikte İran'a kaptırılan eski pazarlarımızın geri alınması için çalışılmalıdır.

Dışarda sallanan bir İran görüntüsünden sessizce faydalanmalı ve ekonomik ve siyasi hinterlandımızı büyütmenin yoluna bakılmalıdır.

S.Arabistan ve BAE karşısında ise Katar'ın yanında durduğumuz çizgiye yakın bir çizgide öncelikle insani bazda İran'a açıktan destek verilmelidir. Bunu hem dünya hem de İran halkı görmelidir. Bunun ekmeğini ileride her şekilde yeriz.

Sonuçta her şekilde kötü durumdaki bir komşuyu daha kaldıracak pozisyonumuz yok. Mesajı Paylaş

BETONBEY

2018'te bence bizi asıl meşgul edecek gelişmeler kendi iç politikamız çerçevesinde şekillenecektir. İçerideki ekonomik tablo düzelme trendine girmezse kimse Suriye'de, Filistin'de, Katar'da yada Afrika'da ne olduğunu önemsemeyecektir.

İşsizliğin artması, doların küresel yükselişi babında liranın değerinin düşmesi, enflasyonun tekrar iki hanelere yükselmesi ve güvenlik harcamalarımızın artması ile paralel bizim kendi ekonomi politikalarımızda artık çift bacaklı yüksek açık vermeye başlamamız (cari açık, bütçe açığı) dış politika ve küresel gelişmeleri perdeleyecek seviyeye gelebilir. Baktığınızda İran dış politikada kazanan gibi gözüksede bunun maliyetinin altında halkın ezilmeye başlaması durumu bir anda nerelere taşıdı. İran'ın yaşadığı "Pirus Zaferi" bence önümüzde güzel bir örnek...

İktidar bunu iyi tahlil etmeli diye düşünüyorum. Dünya'da kazanırken içeride kaybetmek var ve bence dış mihraklar diye nitelediğimiz güçler tam da bu yönde çalışıyor.

Dış Politikaya yönelik ufuktaki sorunlarımız, D.Akdeniz ve Ege üzerinden Yunanistan ile yaşayacağımız gerginlikler, Suriye'de ABD desteğinde kurulmaya çalışılan özerk PYD bölgesinin üreteceği güvenlik kaygıları ve Zarrab davası üzerinden ulusal bankacılık sistemimizin psikolojik bazda ABD tarafından sıkıştırılarak ekonomik anlamda ülkemizin zor bir durumda bırakılmaya çalışılması ve hem iç hem de dış politikalar hususunda kendi istedikleri sonuçları elde etmeye yönelik müdahaleler beklemekteyim.

Karşılığında da sonuçlanmaya başlamış FETÖ davaları üzerinden ABD ve AB'nin tarafımızdan hukuk yoluyla sıkıştırılmaya çalışılacağı kanaatindeyim.

Küresel bazda ise bence takip etmemiz gereken ülke ABD ve Başkan Trump...

Kendi iç çekişmeleri babında Trump ister başta kalsın, ister görevden alınsın bizim her opsiyona uygun sahada uygulanacak dış politika hamlelerini şimdiden çalışmamız gerektiği kanaatindeyim.

Aynı satranç oynarken hamle hesabı yapar gibi farklı durumlara farklı hamleler şimdiden çalışılıp planlamalı ve zamanı geldiğinde kararlılıkla sahada uygulamaya geçilmelidir. Mesajı Paylaş

ozbey

sn harzemşahın  2018   17 yi aratacak tesbitine aynen katılıyorum
ortadoğuda  doğal saflaşmanın artık iyice belirgin olacağı açık. yeni sudi yönetimi diğer  emirliklerle birlikte  yayılmacı  bir yol  izliyor.  bu eyilim özellikle yemen özelinde  güçlenerek devam edecektir.
bir diğer yandan  sudiler iran etkisini  azaltabilmek  ve bölünme riskini  yok etmek  için israil ile  birlikte çalışma halini  artık ortaklık  haline çevirecektir.
sürpriz bir şekilde  geçtiğimiz aylarda  nedense  mekke-medine  bölgesinin sudi yönetiminden alınıp özerk  yada bağamsız statüye gelmesi  açık açık konuşulur olmuştu.


israil zaten  akdeniz sahasında  güney kıbrıs ve yunanistan  bloğunu oluşturmuştu.  muhtemelen  yunanistanın bu yıl egede  ilan edeceği ekonomik sahalar  üzerinden hem  bloğu iyice işlevsel bir hale getirecek,  hem de bizi ege ve akdeniz üzerinden    kuşatmaya  çalışacak.
burada özellikle yunanistanın  sahaları ilanından önce mutlaka bizim kendi sahalarımızı  ilan etmemiz gerekiyor. yunanistan  israile  bel bağlayarak  böyle bir oldu bitti ile bu   hamleye hazırlanıyor.
ilan edildikten sonra ne yaparsan boş.

ortadoğuda ise  israil-arap ortaklığı hem bizim koridoru kesme faliyetlerimize hem de  ırak ve suriye merkezi otoritesinin güçlenmesine katkıda bulunacak  hamlelerimizi boşa çıkarmaya  çalışacak.
ırak  özelinde  mevcut  bölgesel yönetimi  tekrar güçlendirme ve örtülü  paramiliter faliyetler  yaygın   görülecek.
suriye özelinde   israil  güçlü bir suriye devletinin yapılandırılmasına karşı  diplomatik ve resmi askeri  hamlelere devam ederken el altından sdg  ile ilişkileri geliştirecektir.  sudiler ise  sdg içindeki arap unsurlar üzerinde egemenlik ve suriye ve ıraktaki arap aşiretlerle  maddi  çıkarlar ağarlıklı hamleler yapacaktır.

ruslar  gürcistanda başlattıkları  hareketi  ukrayna ile devam ettirdiler.  ukraynadan istediği bölgeleri aldığından  mevcut kiyev yönetimine karşı çok  yıkıcı bir hamle beklemiyorum.  yerel çatışma bazında    olaylar  muhtemeldir.
suriyede ise  siyasal açıdan   akdeniz kıyısında yasal bir varlık  noktası elde ettiler.  ama açıkçası askeri açıdan bu kadar sıkıntıya gireceklerini beklemiyorlardı.
üstelik  belli etmek istemeseler de abd  yaptırımları ve petrol fiyatlarındaki düşüş  ekonomilerini oldukça zorluyor.  
suriyedeki  yeni hamleleri,  akdenizde  elde ettikleri nüfuz alanını asla tehlikeye  atmamak koşuluyla  askeri ağarlığını suriyeden  çekmek,  mevcut suriye  ordusunu  yeniden  yapılandırmak,  ypg  ile iyi ilişkiler olarak görünüyor.

iran uzun süredir  ince ince ördüğü  şia  ağını  en üst seviyelere çıkardı.  gerek  iranın yıllarca yaptığı akıllıca hamleler gerek  bizim yaptığımız  yanlışlar   onların  afganistan-suriye-ırak-yemen-lübnan-ürdün  hattında küçük küçük iğrancıklar  kurmasını sağladı.
gelinen noktada   artık  yayılabilecekleri  bir boşluk kalmamış gibi görünüyor.  yapacakları en akıllıca iş  mevcut kazanımları  fazla göze batmadan korumak,  ülke içinde bölücü faliyetlere mümkün olduğunca örtülü  şekilde müdahale etmek olacaktır.
muhtemelen  yemen haricinde artık  "iran yanlısı güçler  şunu yaptı,  burayı aldı"  gibisinden haberler   duymayacağız.
fırsat yaratmak için orayı burayı karıştırmak yerine oturup  önlerine çıkacak fırsatları bekleyecekler. çok görünür olmak işlerine gelmez kanaatindeyim.

biz:
gene zor bir yıl olacak. dediğim gibi  yunanistandan önce bizim  sahalarımızı ilan etmemiz  gerekiyor.  "bize güvenin,  yunanistan öyle birşey yapmayacak"  diyeceklerdir. bir bakacağızki yapmış. "yaptı ama  kimse tanımayacak"  diye tekrar oyalayacaklar. bir de bakacağızki herkes tanımış ve geçmiş olsun artık  birşey  yapamazsınız. zamanında yapsaydınız diyeceklerdir.
suriye ve ırak konuları  bağamsız değil.  suriye özelinde  fırat kalkanı kazanımlarını korumak için  her türlü diplomatik hamle yapılmalıdır.
tabi eninde sonunda  ordan çekilmek zorunda kalmamız muhtemeldir.
bunu  bilerek   bir plan hazırlanmalıdır.  planın  özü  "T.C  suriyeden  çekilebilir;  ama Türkiyeliler  çekilmek zorunda değil"   görüşü olmalıdır.



türbe eski yerine taşınmalı  ve   adana protokolleri  en azından aynen  yenilenmelidir.    adana protokollerini tekrar geçerli hale getirmeden  babdan çıkmak  doğru olmaz.

suriye devletiyle doğrudan iletişim kanallları açılmalı ve ortak operasyon  birimleri teşkil edilmeli,  suriye  devletinin güçlenmesi için  uğraşılmalıdır.

burada dikkat edilmesi gereken   suriye içinde hem   suriye ile  ortak hem de   tamamen bağamsız  uygulama modelleri   akıllıca   işletilmelidir.
ikisi de  vaz geçilmezdir.

koridorun  tamamen kesilmesi için  yapılabilecek  en akıllıca iş  ırak merkezi otoritesinin de güçlenmesi,  bölgesel yönetimin  zayıflatılması  ve ırak kuzeyinde çıkarlarımızın örtüştüğü kümelenmeler oluşturmak olacaktır.
bunu yaparken içeride"irancı politikalar yüzünden iran  etrafımızı sarıyor"  söylevlerine  kulak asılmamalıdır.  bizim çıkarımız  bir ülkenin  güçlenmesinden geçiyorsa kim olursa olsun  rahatlıkla savunmalıyız.  

elimizde daha  uygulanabilir bir  model olmadığına göre  güçlü  bir iran  işimize gelir.
onlar bize "bakın  pkkyı salarım" derse  biz de "bakın irana yol veririm" deriz.
onlar bizi  pkk ile komşu  yaparsa biz onları büyük iranla komşu yaparız.
iranın kaçına gözüne  baygın olduğumuz için değil.
şimdilik en gerçekçi  model bu.


















Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter