TEOG ve Milli Eğitimimiz

Başlatan Çetin, Eyl 20, 2017, 02:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

HDS

@asslan, Artık lise fiziğinde de formül neredeyse yok. Sorun orada zaten.

Okullarımız sıksan altı ayda sıkı bir tempo ile öğrenilebilecek şeyi dört seneye yayıyor. Seneler artıyor, aksine öğrenilen yekün azalıyor.

Çocuklar coğrafya da öğrenmeli, Yunt dağının yerini de öğrenmeli. Ama hakikaten öğrenmeli. Bunları "ezber" kasideleri olarak dizip sonra da öğrenildiğini sanmakta hata var. Öğrenilmemesi öğretme mekaniğinin kırıklığından. İşe yaramaması da idrak edilmemiş olmasından.

Aksine, çocuklar gereksiz gibi görünen şeyleri de bilmeli, onlara bunlara öğretilmeli. Ama "öğretilmeli". Müfredatta olup bir konu başlığı olmaları yetmiyor.

Buna benim zamanında "genel kültür" yahut "sosyal bilgiler" derlerdi. Şimdi ise fişek gibi çocuklar dışında, bebelerin pek bir şeyden haberi yok.

Benim hayatımda "bildiğim" ve "işime yaramayan" tek bir bilgi kırıntısı bile yok. Böyle bir şey yok ve olamaz zaten. Ya bilmiyorsundur ya da malsındır. Aha da burada itin kurdun öldüğü konuları tartışıyoruz. İşimize yarasın diye mi? Para mı kazanıyoruz bunlarla? Ben mal mıyım işimle hiç alakasız bu konuları mal gibi yazıp çiziyorum burada?

İnsan başka nasıl şekillenir? İş ve meslek sığası kadar bilen "sığ" bireylerle bir toplum ne olabilir ki? TOKİ siteleri gibi kupkuru eğitim mi olur?




Önümüzdeki nesiller çağı, gençleri, çocukları ile iletişim kurmayı başaramayan, onlara "mesleklerinde kullanacakları"ndan ibaret bir sığa biçen ülkeler için yıkım olacak. İnsanımız şimdi bile "dünya"yı, o da anlarsa ancak 40-50'sinde idrak ediyor. Mesajı Paylaş

saladin

Reuters'dan okumaya deger bir makale. Turkcesini bulamadim ama ozeti Erdogan'dan korkmayan bir haber kaynaginda olabilir.

https://www.reuters.com/investigates/special-report/turkey-erdogan-education/

Bu konuda gecen ama sayisisal bilginin yetersiz oldugu konulara aciklik getiriyor (ornegin bu okullara ne kadar para harcaniyor, Turkiye'nin egitim siralamasi nedir vs.)

Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Burada biraz mesleki genel kültür bilgis vereceğim. Meslektaş olanlar konuyu anlar ama konuya Fransız olanlar doğrudan alt bölüme geçsin veya bu iletiyi hiç okumasın.

AM (Amplitude Modulation-Genlik Modülasyonu), en eski radyo haberleşmesi tekniklerinden birisidir. Geliştirildiği 20. yy başlarından beridir halen de yer yer kullanılmaktadır. Radyolarınızdaki band seçici üzerinde AM-FM veya LW-MW-FM olarak görürsünüz. Bunlardan FM hariç, geri kalan kanallar, AM (Amplitude Modulation-Genlik Modülasyonu) yayını yapılan kanallardır. Ülkemizde artık AM yayın yapan radyo kalmadı ama yakın zamanlara kadar TRT orta dalga ve TRT uzun dalga yayınları vardı. Sonraları teknolojik gelişmeyle beraber FM (Frequency Modulation-Frekans Modülasyonu) yayınları çıktı ve an itibarıyla ülkemizdeki tüm analog radyo yayınları FM bandından yapılmaktadır. (Ülkemizde bildiğim kadarıyla henüz dijital radyo yayını yapılmıyor.)

FM yayının en önemli avantajı, düşük güçlü, küçük antenli vericilerle, yani düşük bir bütçeyle, kısa mesafelerde, bölgesel olarak yüksek ses kalitesiyle yayın yapılabilmesidir. (FM, daha önceden biliniyor olmasına rağmen, elektronik teknolojisindeki gelişmeler ve beraberinde alıcı fiyatlarının düşmesiyle birlikte, batıda 70'ler ve 80'lerde, bizde de 80'lerin ikinci yarısından itibaren yayılmaya başlamıştır.)

AM'de ise alıcı cihaz basit ve ucuzdur. Vericisi ise yerine göre devasa antenlere sahip olması gereken, çok güç tüketen, yüksek güçlü cihazlardır. Ses kalitesi FM'e göre daha düşüktür ama en önemli artısı, stratorferden yansımaya imkan veren dalga boyları sayesinde ufuk ötesi mesafelere yayın gönderilebilmesidir. Yani Ankara'daki verici ile memleketin neredeyse tamamına veya Çamlıca'daki verici ile Karadenizin neredeyse tamamına yayın basmak teorik olarak mümkündür.



AM sisteminin en önemli dezavantajı, geliştirildiği yıllardaki teknolojik imkansızlıklar nedeniyle mecburen kullanılmak zorunda olan taşıyıcı sinyaldir. Bu sinyal hiç veri içermediği halde vericide güç tüketilmesine sebep olur. Bu taşıyıcı sinyal yüzünden AM sinyalinin maksimum verimi %33 olabilir.

Daha sonraki yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler ve gerekli alıcı devrelerinin basitleşip ucuzlaması neticesinde, sorun olan bu taşıyıcı sinyale ihtiyaç kalmadı ve literatüre Amplitude Modulation with Suppressed Carrier (Taşıyıcısı Bastırılmış Genlik Modülasyonu) diye bir şey girdi. Taşıyıcısı bastırılmış AM ise iki alt kategoriye ayrılır: DSB-SC (Double Side Band - Suppressed Carrier) ve SSB-SC (Single Side Band - Suppressed Carrier). Bunların en verimlisi SSB-SC modülasyonudur çünkü ne gereksiz taşıyıcı sinyal içerir, ne de mükerrer yan band tekrarı içerir.

**************** Atlama Noktası *******************

Özetle, tarihsel gelişim ve mühendislik literatüründe (ve dahi uygulamada örn. LW, MW radyo olarak) "Genlik Modülasyonu (AM)" diye bir kavram vardır, ve kati suretle taşıyıcı işarete sahiptir. Bir de bunun teknolojik olarak geliştirilmiş hali olan, "AM with Suppressed Carrier" diye bir kavram vardır, bunda taşıyıcı bulunmaz.

Not: Oldukça basit yazmaya çalıştım. Yirmi seneden fazladır da bu işlerin dışındayım. Detaylarda bir hata yaptıysam, meslektaşlarım beni affetsin.

**************** Somut Olay ********************

23-25 sene kadar öncesi, saygın bir üniversitede yüksek lisans sınavı yapılıyor. Şimdiki ALES vb. gibi merkezi (test) sistem değil; her fakültenin kendi hazırladığı klasik sınav tarzında.

Sınavda 4 veya 5 tane klasik soru cevaplamak gerekiyor. Bunlardan 2-3 tanesi zorunlu soru, geri kalan 2-3 tanesi de toplam 7-8 soruluk bir havuzdan seçilerek cevaplanacak seçmeli sorulardan oluşuyor. Genelde 3'ün üzerinde net çıkaran sınavı kazanır. Geçmiş gün tam rakamları hatırlamıyorum, ama böyle bir sınav.

Zorunlu soruları el mecbur yapyorsun da... İş seçmeli sorulara gelince, onlar içinden en keklik ve en kısa sürede cevaplanabilecek soruyu seçip cevaplamak gerekiyor. Yoksa zamana yenik düşmek mümkün.

Seçmeli sorular içerisinde (sınavın en keklik sorusu) bir Analog Haberleşme sorusu mevcut. Hayatta kaçırmak istemezsin:

- Aşağıdaki işaret bilmemne frekansında "Genlik Modülasyonuna (AM)" tabi tutuluyor...
a) Modülasyonlu işareti yazın
b) Fourier transformunu bulun
c) Frekans spektrumunu çizin
d) vs. vs.

Balıklama atladım, çünkü en fazla 5-6 dk. alır çözmek. Sınavı da gayet güzel şekilde yaptım ve çıktım.

Sonra baktım bizim dönem mezunlarından bir grup kantinde muhabbete dalmış, sınavı kritik ediyorlar. Aralarına katıldım. O soruyu kaç buldun, bu soruyu nasıl yaptın vs...

Laf döndü dolaştı bu keklik analog haberleşme sorusuna geldi. Birisi atladı, sonuç böyle böyle çıkıyor diye. Hemen müdahale ettim.
- Doğru diyorsun, bir de +coswt şeklinde taşıyıcı sinyali olacaktı, onu da yaptın değil mi?
- Hayır abi! Taşıyıcı sinyal yapılmayacak (Taşıyıcı olmayacak diye başkaları da teyid etti).
- Soruda açık seçik AM diyor... Ne taşıyıcısının bastırıldığından bahsediyor, ne de DSB, SSB gibi ifadeler kullanıyor. Bal gibi de taşıyıcısı olan bir AM modülasyonu bu. (şeklinde itiraz ettim.)
- Abi sen bu dersi hangi hocadan aldın?
- Prof. Bilmemkim hocadan... Ama ne fark eder olum? Artık mezun olduk, mühendis adamız, yani. Daha bir AM işaretinin taşıyıcısının olduğunu bilemiyorsak, vay halimize. (Kendimden o kadar eminim ki.)
- Çok farkeder, abi. Biz bu dersi Dr. Bilmemkim hocadan aldık. Hoca, başka herkesin aksine derste bu konuyu ısrarla TAŞIYICISIZ olarak anlattı. Sen doğru söylüyorsun, biz de biliyoruz taşıyıcılı olması gerektiğini ama sınavda asistana sordurduk; soruyu bizim hoca hazırlamış ve cevapları da o okuyacakmış. Onun üzerine soruyu taşıyıcısız olarak çözdük. Bence sen bizim hocayla bir konuşsan iyi olur.
- Haydaaa!.. (Tepemden kaynar suyu yedim. Çünkü 4-5 soruda bir tane eksik çok fark eder ve bizim okul hocalarını biliyorum: Sonuç doğru değilse, cevabın geri kalanına bakmazlar.)

Hemen merkez kütüphaneye gittim ve konuyu anlatan saygın yayın evlerine (McGraw Hill, Prentice Hall, John Wiley & Sons vs.) ait, hard-cover, orjinal ne kadar kitap varsa ödünç alıp eve gittim. Evde kendi ders notlarıma, kitaplarıma ve kütüphaneden ödünç aldığım kitaplara baktım. Hepsinde de Genlik Modülasyonu konusu TAŞIYICILI olarak anlatılmış.

Wikipediada da öyle anlatılıyor, çünkü gerçekten taşıyıcılıdır:
https://en.wikipedia.org/wiki/Amplitude_modulation

Kitapların ve notların ilgili sayfalarına postit koyup kucakladığım gibi ertesi gün hocanın odasına gittim. Kapısını tıklatıp müsait olup olmadığını sorarak içeri girdim, ve bizim saç baş yolduracak sağırlar diyaloğumuz başladı:
- Hacam, dünkü yüksek lisans giriş sınavındaki bilmemkaç numaralı analog haberleşme sorusunu siz hazırlamışsınız?
- Doğru, ben hazırladım.
- Oradaki genlik modülasyonlu işareti, TAŞIYICILI olarak işleyecektik, öyle değil mi?
- Hayır! Tabi ki TAŞIYICISIZ olacaktı, taşıyıcı da nerden çıktı? Biz hep taşıyıcısız olarak anlatmadık mı bunu?
- Duydum hocam, sınav çıkışında dersi sizden almış arkadaşlarla karşılaştım, onlar bahsetti. O yüzden buradayım. Ne var ki ben dersi sizden değil, Prof. Bilmemkim hocadan aldım; o taşıyıcılı olarak anlatmıştı.
- Hayır! Mümkün değil! O da taşıyıcısız anlatmıştır.
- Buyrun hocam, ders notları burada ve taşıyıcılı.
- (Ders notlarına kısa bir bakış attıktan sonra) Hayır, sen yanlış not tutmuşsun! Kimbilir aklın neredeydi! Olur mu öyle şey? Kesinlikle mümkün değil; farklı anlatamaz! (Oysa ki Prof bilmemkim, kendisinin de hocası olur ve sadece bir dahili telefon uzakta. Ama arayıp da durumu danışmaya maçası sıkar mı? Mümkün değil. Hadi, öğrencinin yanında rezil olmaktan çekiniyor diyelim, öğrenci gittikten sonra, bilimsel merak adına arayıp sorar mı? Nerdee.)
- Peki hocam. Fakat bakar mısınız, bütün literatürde bu konu taşıyıcılı olarak anlatılmış. (Diyerek, McGraw Hill, Prentice Hall, John Wiley & Sons vs. saygın yayın evlerinin kitaplarında postit yapıştırdığım sayfaları açarak hocanın masasına dizdim.)
- (Şöyle göz ucuyla bakarak kitapları elinin tersiyle itti.) Bunlar da nereden literatür oluyormuş? (Dedikten sonra devirdiği çamın farkına varmış olmalı ki) Hem zaten bizim okulda hep taşıyıcısız olarak anlatılır ki. Hep böyledir bu! (Diyerek durumu kurtarmaya çalıştı.)
- Fakat hocam, bu bir yüksek lisans giriş sınavı. Yani farklı üniversitelerden mezun olanlar da aynı sınava girdiler. Ve belki de bu getirdiğim kitaplardan çalışarak hazırlandılar. Peki onlar bizdeki bu farklılığı nereden bilecekler?
- (Soru karşısında 5-10 sn kadar kilitlendikten sonra gözlerime baktı ve) Ama sen bizim okul mezunusun (Diyebildi.)

Hayır, hocayı dövmedim. İçimden Allah'a havale edip çıktım. Çıkarken de "ne olacak benim durumum" diye sordum, bir iki puan lutfedebilirmiş (20-25 puanlık sorudan), onu söyledi.

Şimdilerde internetten bakıyorum, hala bizim okulun akademik kadrosunda. Çoktan Prof olmuş. Genlik modülasyonunu hala inatla yanlış anlatıyor mudur bilemiyorum.

Memleketin en eski, en köklü üniversitesinin akademik hali bu minval üzerineyken biz TEOG'u tartışıyoruz, olması gerekenleri söylüyoruz. De ki ortaöğretimin her yanını düzelttik, ne olacak? Bu tip akademisyenlerin eline düştükten sonra?..

Zamanımı aldı, uzun da bir yazı oldu. Gereksiz yere canınızı sıktıysam, affedin.
Mesajı Paylaş

Sabri Ünal

Yök e şikayet et :) Mesajı Paylaş
>>> Kaynak belirtmediğim her düşünce şahsi kanaatimdir. Fikirlerinizle uyuşmuyorsa çöpe atın gitsin.

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter