MSI Dergisinden" İnsansız Helikopterlerin Harp Gemilerinde Kullanımı" Analizi

Başlatan meraklı, Ara 07, 2017, 12:39 ÖS

« önceki - sonraki »

meraklı

MSI Dergisi'nin, medya sponsorluğunu üstlendiği 8'inci Deniz Sistemleri Semineri için hazırlamış olduğu, içerisinde haber, analiz, makale ve söyleşilerin yer aldığı 151'inci özel sayısında yayımlanan, Erhan Şensoy'un "İnsansız Helikopterlerin Harp Gemilerinde Kullanımı" başlıklı makalesi, MSI Dergisi'nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

Bölüm-1

Genel

İnsansız hava araçlarının (İHA'ların) gelişimi, neredeyse 100 yıldır devam etmektedir. Cayro kontrollü olarak sadece düz bir rotada uçabilen İHA'lardan, otonom uçuş yapabilen ve ağ tabanlı harekâta katılabilen İHA'lara gelinmiştir.

Durumsal farkındalığı ve görev performansını yükselten, insana olan bağımlılığı azaltan, personel zayiatı riskini ortadan kaldıran özellikleri nedeniyle insansız hava araçları (İHA'lar), gerek askeri gerekse sivil kullanıcıların büyük ilgisini çekmektedir.

Bu nedenle ülkeler ve firmalar, insansız hava aracı (İHA) geliştirilmesi ve üretimi konularına, büyük yatırımlar yapmaktadır. Bu yatırımlar, kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda gelişen teknoloji ile birleştirildiğinde, harekât sahasında ortaya çıkan olumlu sonuçlar, İHA'lara olan güveni arttırmakta ve dolayısıyla da yaygınlaşmalarının önünü açmaktadır.

Bu yaygınlaşma, İHA çeşitliliğini de arttırmaktadır. Binlerce kilometre uzaklıkta, 24 saati aşan süreyle görev yapabilenlerden, boyut ve ağırlığı itibarıyla ufak bir böcek ölçülerinde olanlara kadar çeşitli İHA'lar, hem sivil hem de askeri kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılmaktadır.

Sabit kanatlı İHA'ların yanı sıra son dönemlerde, kendine özgü avantajlara sahip olan döner kanatlı İHA'larda da önemli gelişmeler görülmektedir.

Çok rotorlu döner kanatlı İHA'lar (sivil kullanımda "dron" olarak da adlandırılmaktadır), genelde sivil kullanım alanlarında yaygınlaşırken, tek rotorlu döner kanatlı İHA'lar ise birçok ülke silahlı kuvvetlerinin, özellikle de donanmalarının ilgi alanına girmiş bulunmaktadır.

Bu kapsamda, dünya bahriyeleri; yaklaşık 4-6 metre boyunda, 50 ila 150 kilogram faydalı yük taşıma kabiliyetine sahip tek rotorlu döner kanatlı İHA'lar üzerinde yoğunlaşmışlardır. Bu nedenle makalede de bu tip İHA'lar üzerinde durulacaktır. Tabii ki daha büyük tipler de mevcuttur ve örneğin, Amerikan Deniz Kuvvetlerinde kullanılmaktadır.

Makalenin bundan sonraki bölümünde, "insansız helikopter" olarak adlandıracağımız bu tür İHA'lar; dayanıklılık, çok yönlü kullanıma elverişlilik, arttırılmış ve geliştirilmiş görev yükü, uzun süreli rutin görev icra edebilme gibi özellikleri nedeniyle, birçok askeri harekât türünden, toplumsal olaylara müdahale ve doğal afetlerde yardıma kadar geniş bir alanda tercih edileceklerdir.

Bu kapsamda makalede, insansız hava aracı sistemi (İHAS)'nin bir parçası olan insansız helikopterlerin, deniz harekâtına yönelik olarak harp gemilerinde kullanımı konusunu inceleyeceğiz.

İnsansız Helikopterler

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde; faydalı yük taşıma kapasitesi, motor gücü, dayanıklılığı arttırılmış ve insansız helikopter olarak adlandıracağımız tek rotorlu döner kanatlı İHA'ların harp gemilerinde kullanımına geçmeden önce, bu tip İHA'ların bazı özelliklerini vurgulamak faydalı olacaktır.

İHA'lardaki gelişim, aynen uçak ile helikopterin tarihsel gelişiminde olduğu gibi, sabit kanatlı İHA'lar ile başlamış ve daha sonra, döner kanatlı İHA'lar ilgi alanına girmiştir. Bunun temel nedeni, başta transmisyon mekaniği olmak üzere, helikopterin, teknik anlamda kendine özgü uçuş ve kontrol dinamiklerinin oluşu ve bunların, insansız olarak kontrolünün, sabit kanatlı İHA'lara göre zorluk arz etmesidir.

Ancak oto-pilot, otomatik kalkış-iniş ve helikopterin uçuş kontrolünü bir pilot gibi yapabilecek hassas kontrol sistemlerinin gelişmesi, bu zorlukların aşılmasını mümkün kılmıştır. Böylece, insansız helikopterlerin de yaygınlaşmasının önü açılmıştır.


1.Dikey kalkış ve iniş yapabilmesi nedeniyle piste veya fırlatıcı-yakalayıcı sistemlere ihtiyaç göstermemeleri,
2.Toprak, asfalt, çim, beton vb. her türlü satıhtan kolayca kalkış ve iniş yapabilmeleri,
3.Çok alçak irtifadan uçabilmeleri,
4.Havada asılı kalabilmeleri (hover) veya çok düşük süratlerde uçabilmeleri,
5.Hover kabiliyeti nedeniyle bir sütre gerisine sığınarak örtü-aldatma yapabilmeleri,
6.Yüksek manevra kabiliyetleri,
7.Uçuş karakteristikleri nedeniyle makinalı top ve bombaatar gibi namlulu silahları taşımaya daha uygun olmaları,
.Gövde altına asılı yük taşıyabilme.

Bu avantajlara sahip olarak insansız helikopterler, şu görevlerde kullanılabilirler:

1.Keşif-gözetleme,
2.Silahlı keşif,
3.Elektronik istihbarat,
4.Elektronik taarruz,
5.Yük ve malzeme nakli,
6.KBRN tespit görevleri,
7.Muhabere rölesi,
8.Hasar tespiti ve değerlendirmesi,
9.Haritalama işlemleri,
10.Kara ve deniz sınırlarının gözlenmesi ve güvenliği,
11.Petrol, doğal gaz boru hatlarının gözlenmesi ve güvenliği,
12.Orman yangınlarının tespiti ve ilk müdahalesi,
13.Trafik kontrolü, suçluların takibi, toplumsal olaylara müdahale gibi kolluk kuvveti görevleri.

İnsansız helikopterler ile yapılabilecek askeri ve sivil görevler, bu araçların özelliklerinin açabileceği yeni kapılar düşünülerek daha da arttırılabilir.

Helikopterin kendine özgü uçuş dinamiğine ilişkin kontrol sorunlarının çözülmüş olmasına ve sabit kanatlı İHA'lara göre bazı avantajlarına rağmen, insansız helikopterlerin, hak ettikleri şekilde yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerden birisi de güç problemidir. Güç problemi, taşınacak görev yükünden, komuta-kontrol için gerekli sistem ve cihazların ağırlıkları ile elektrik beslemesine kadar birçok konuya etki eder.

Hâlihazırda makaleye konu birçok insansız helikopterde, genelde piston tipi motorlar (içten yanmalı) kullanılması nedeniyle güç konusunda kısıtlılık problemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü piston tipi motorlarda, güç arttıkça, boyut ve ağırlıkta artış olmaktadır. Bu husus, havacılık uygulamalarında en önemli etkenler olan, ağırlık ve hacim konularında sıkıntı yaratmaktadır. Motorun ağırlığı arttıkça, helikopterin ağırlık merkezini dengede tutabilmek için, motorun helikopterin içerisinde doğru yerleştirilme zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Bu husus; diğer iç ekipmanın yerleştirilmesi, bunların soğutulması, transmisyon ve pallere güç aktarımının yeniden düzenlenmesi gibi sorunları da beraberinde getirir.

Bu kısıtlı durum, turboşaft (gaz türbini) motorların kullanımının yaygınlaşmasıyla ortadan kalkacaktır.

Esasında, her iki motor tipinin de birbirlerine göre üstün yanları vardır. Örneğin, piston tipi motorlar, daha az yakıt tüketirler ve detaylı bakım periyotları daha uzundur. Turboşaft motorlarda ise bu durum tam tersidir.

Ancak turboşaft motorların, piston tipi motorlara karşı en büyük avantajı, güç/ağırlık oranıdır. Turboşaft motorlar, aynı gücü veren piston tipi motorlardan, yaklaşık 3 kat daha hafif ve boyut olarak da çok daha küçüktürler. Bu özellikleri de turboşaft motorları, kısıtlı ölçülere sahip insansız helikopterler için ideal hâle getirmektedir. Bu sayede, insansız helikopterler; çok daha fazla görev yükü taşıyabilme, dayanıklılık, sürat gibi önemli avantajlara sahip olacak ve daha zorlu görevlerde kullanılabileceklerdir. Bu durum, insansız helikopterlerin, daha da yaygınlaşmasının önünü açacaktır.

İnsansız Helikopterlerin Harp Gemilerinde Kullanımı

Bir önceki bölümde, genel olarak helikopterin, uçuş ve kontrol dinamiklerine ilişkin zorluklara vurgu yapılmıştı.

Bu zorluklara ilave olarak, helikopterin, bir de insansız olarak su üzerinde hareket eder durumdaki bir geminin, sınırlı boyutlardaki pistinden kalkış ve bu piste iniş yapması düşünüldüğünde, konunun zorluğu açıkça kendini belli eder.

Helikopter platformuna sahip harp gemilerinin birçoğunda, yalpa sönümlendirme sistemi (fin stabilizer) mevcuttur. Bu sistem sayesinde, yüksek deniz durumlarında, geminin baş-kıç ve yalpa hareketleri büyük ölçüde giderilebilmektedir. (30 derecelik yalpa, 3-5 dereceye kadar düşebilmektedir.) Ayrıca birçok gemide, kalkış ve iniş yapacak olan helikopteri, platformda emniyete alacak şekilde yakalama sistemleri (Rapid Securing Device - RSD) mevcuttur.

Helikopterlerin kalkış ve inişini kolaylaştırmak maksadıyla gemi de sürat ve rota ayarlamalarıyla pilota yardımcı olur.

Bu kadar imkâna rağmen, gemilerde konuşlu pilotlu helikopterler dahi belirli rüzgâr ve deniz durumu sınırları içerisinde kullanılabilirler.

Konu, helikopterin, bir de insansız olarak gemilerde kullanımı olunca, her an değişebilen hava ve deniz şartlarının, bu hava aracının harekâtı üzerindeki olumsuz etkileri, daha da artar.

Deniz kuvvetleri bünyesinde, helikopterler ve karakol uçakları; hatta gerektiğinde karadan kontrol edilen sabit kanatlı İHA'ların destek kapsamında kullanılabilme imkânı mevcutken, bu tür zorlu koşulların olduğu bir ortamda, bir de insansız helikopterin gemilerde konuşlandırılması ve kullanılması ne kadar gereklidir?

Bu noktada, insansız helikopterlerin, su üstü gemilerinde kullanılmasına ilişkin konseptin, gerçekçi bir şekilde belirlenme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Bu makalenin amacı, böyle bir konsept belirlemek veya esaslarını ortaya koymak olmasa da konuya ilişkin olarak belli başlı hususlara kısaca değinilecektir.

Kullanım Konsepti

Bu kapsamda, öncelikle insansız helikopterlerin, deniz kuvvetleri bünyesinde bulunan ve yukarıda belirtilen diğer hava unsurlarına karşı avantajlarını ortaya koymak faydalı olacaktır.

Bu avantajları şu şekilde sıralayabiliriz:

Maliyet etkinlik,
Klasik anlamdaki pilot eğitimine göre, İHA operatörlerinin yetiştirilmesinin daha kısa süreli ve az maliyetli olması,
Bakım ve tutum maliyetlerinin düşüklüğü,
İnsansız olması nedeniyle personel zayiatı riskinin olmaması,
Manevra kabiliyetinin yüksek olması,
Nispeten küçük boyutundan, kullanılan kompozit malzemeden ve gizlilik sağlayan (stealth) yapıdan dolayı, radarlar tarafından daha zor tespit edilme,
KBRN ortamlarında kullanılabilme,
Tek helikopterin konuşlanabildiği gemilere bile 2-3 insansız helikopter konuşlanabilmesi nedeniyle 24 saat kesintisiz harekât icra edebilme imkânı,
Sabit kanatlı İHA'lar için gerekli olan fırlatma ve yakalama sistemlerine ihtiyaç duymaması.
Bu avantajlarının yanında insansız helikopterlerin, insanlı helikopterlere nazaran, teknik anlamdaki en önemli dezavantajı, otonom kontrol sistemleri henüz yeterli seviyeye gelmediği için, rüzgâr-deniz durumu gibi meteorolojik şartlara karşı daha hassas olmaları ve taşıyabilecekleri faydalı yükün, daha sınırlı olmasıdır.

Taktik anlamdaki en önemli dezavantajları ise elektronik harp kapsamında, muhasım tarafından tespit edilme olasılığının yüksek olmasıdır. Kontrol gemisi ile insansız helikopter arasındaki sinyal akışı, muhasımın elektronik destek sistemleri tarafından kolaylıkla tespit edilebilir. Bu durum, kontrol gemisinin ve insansız helikopterin mevkilerinin tespitine olanak sağlar. Ayrıca, muhasım tarafından, insansız helikopterin kontrolünün ele geçirilmesi (hacking) de mümkündür. Bu noktada, aynı risklerin, gemi tarafından kontrol edilen tüm insansız araçlar ve insanlı helikopterler için geçerli olduğunu da belirtmek gerekir.

Elektronik harp konusundaki bu dezavantaj, "Bu kadar karmaşık ve maliyetli bir sistem, sivil bir dron gibi basitçe gayri faal bırakılabilir mi?" sorusunu akla getirebilir. Tabii ki insansız bir aracın kontrolünün ele geçirilmesi, bu kadar kolay değildir; hatta oldukça zordur. Kontrol istasyonu ile insansız araç arasındaki sinyallerin, kriptolu ve frekans atlamalı olması; karıştırılması ve tespiti zor olan "Doğrudan Sıralı Spektrum Yayma (Direct Sequence Spread Spectrum / DSSS)" gibi muhabere tekniklerinin kullanılması; karıştırma algılandığında devreye giren yazılım tabanlı koruma sistemleri; yedekli sistem altyapısı gibi hususlar, bu konuyu zorlaştıran başlıca unsurlardır. Ayrıca, karıştırma yapanın da yerinin tespit edilebilmesi, dikkate alınması gereken bir diğer konudur.

Avantaj ve dezavantajlarını kısaca inceledikten sonra, insansız helikopterler ile icra edilebilecek deniz harekâtı çeşitlerini, aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Keşif ve gözetleme,
Silahlı keşif,
Elektronik istihbarat,
Ufuk ötesi angajman için hedef rapor birliği,
Muhabere ve link rölesi,
Aldatma harekâtı,
Kuvvet koruması kapsamında, süratli su üstü unsurlarının tespiti ve gerektiğinde imhası,
İnsanlı helikopterlerle koordineli su üstü harekâtı,
MAD1, ETI2, sonoboy, su bombası gibi görev yükleri ile beraber denizaltı savunma harbi (DSH) helikopteri ile tandem olarak kullanılarak kısıtlı denizaltı savunma harekâtı,
Sahil güvenlik görevleri kapsamında, deniz trafiğinin takibi ve gerektiğinde, kazazedelere; can salı, yiyecek, su gibi ilk müdahale unsurlarının ulaştırılması.

Yukarıda belirtilen harekâtın icrasında, insansız helikopter açısından dikkate alınması gereken önemli konulardan birisi de "harekât icra edeceği mesafe"dir. Bazı istisnai durumlar (boarding harekâtında gözlem, kuvvet koruma kapsamında tespit ve teşhis gibi) hariç, insansız helikopterin, gemiden 15-20 deniz mili uzaklığındaki mesafede harekât icra etmesinin, özellikle taktik resmin oluşturulması kapsamında, pek bir anlamı olmayacaktır. Çünkü bu mesafe içerisinde, zaten geminin; radarından, elektro-optik sistemlerinden, elektronik destek sisteminden, link sistemlerinden veya görsel olarak alınan veriler gibi imkânları mevcuttur. Dolayısıyla, muhasım su üstü unsurlarının uzak mesafelerden tespiti maksadıyla insansız helikopterin, keşif-gözetleme ve silahlı keşif gibi görevler kapsamında, 20 deniz mili ila 50+ deniz mili arasındaki bir zarfta kullanımı, taktik anlamda daha makuldür. Bu mesafelerde, mümkün olduğu kadar kısa sürede, geniş deniz alanlarını tarayabilmesi gereklidir. Bu durumda da sürat, dayanıklılık, link menzili gibi özellikler, ön plana çıkacaktır.

Konsept belirlenirken, insansız helikopterin görev icra etmesi düşünülen hava ve çevre şartları da dikkate alınması gereken diğer faktörlerdir. Bunlar, taktik kullanım ihtiyaçları kapsamında belirlenen sistem ve sensörler kadar, İHA'nın boyut ve motor gücünü belirlemede de etken faktörlerdir.

Bu nedenle teknik anlamda, öncelikle ortam şartlarının olumsuz etkilerine azami şekilde dayanabilecek uygun motor gücünde ve boyutta bir insansız helikopterin seçimi, önem arz etmektedir. Böylece, olumsuz ortam şartlarından dolayı; sık sık görev iptali, gemiden uzaktayken hava şartlarından dolayı tehlikeli durumlar yaşamak,3 kalkış ve inişte kaza-kırıma uğramak gibi riskler, mümkün olan asgari seviyeye indirilebilecektir.

Ayrıca, bu kapsamda, insanlı helikopterler için kullanılan RSD sistemlerine benzer; ancak daha pratik yeteneklerin, insansız helikopterin harekât etkinliğini arttırmak için gemilere kazandırılması gerekecektir.

Deniz görevlerinde kullanılacak insansız helikopterin, diğer tüm araçlar gibi; tuzlu su, rutubet ve benzeri ortam şartlarına da uygun olması gerekmektedir. Ayrıca, görev yapılacak ortam şartları bakımından, elektromanyetik girişim (EMI)'e dayanıklı olması da bir başka gerekliliktir.

Teknik gerekliliklerin yanında, personel ve lojistik konuları da insansız helikopterin gemilerde konuşlandırılmasında, dikkate alınması gereken önemli konulardır.

Gemiye konuşlanacak insansız helikopter sayısına, özelliğine ve uçuş saatine bağlı olarak operatör ve teknik personelden oluşan bir ekibin mevcudunun, ideal şartlarda, 64 olması gerektiği değerlendirilmektedir. İnsansız helikopter konuşlanmayan; ancak bu hava aracını kontrolüne alacak gemilerde de en az iki operatör bulunması gerekir.

Lojistik olarak da ekip ile beraber getirilecek yedek malzeme ve bakım cihazlarının yanı sıra konuşlanılacak gemide RSD, uygun yakıt ve yakıt dolum tertibatı gibi malzemelerin bulunması gerekecektir. Ayrıca, silahlı versiyonlar için, uygun mühimmatın gemide stoklanması gereği vardır.



Mesajı Paylaş

meraklı

Bölüm-2

İnsansız Helikopterlerde Beklenen Gelişmeler

Yukarıda bahsedilen, helikoptere özgü bazı teknik zorluklarla ilgili olarak, insansız helikopterde gelişmeler sağlandıkça, bu tip İHA'lar, sabit kanatlı İHA'lara nazaran avantajları dikkate alındığında, gün geçtikçe, askeri ve sivil alanlarda daha çok yer alacaktır.

Genel anlamda İHA'lara yönelik komuta-kontrol, oto-pilot, hava sahasına entegrasyon, görev yükü sensör teknolojileri ile tahrik sistemlerindeki her gelişme, insansız helikopterleri de etkileyecek ve daha yaygın kullanımlarına sebebiyet verecektir. Görev yükleri; boyut, ağırlık ve güç tüketimi ile ısıtma/soğutma konularında daha uygun hâle geleceklerdir. Bunun sonucu olarak, hâlihazırda kullanılan EO/IR ve OTS (AIS) gibi sensörlere ilave olarak; ISAR/SAR ve örtü altı tespit (foliage penetration radar)5 radarları, lazerle tespit ve mesafe ölçme (LIDAR) sistemleri, suüstü arama radarları, Data Link sistemleri, radarlar, muhabere karıştırma sistemleri, kara ve deniz mayınlarını tespit sistemleri, kimyasal ve biyolojik ajan tespit detektörleri, standart görev yükleri kapsamına gireceklerdir.

Alçak irtifalarda, yüksek ve düşük süratlerde görev yapabilme, helikopterlerin en önemli özelliklerinden biridir. Ancak insanlı helikopterlerde bile zaman zaman sorunlara yol açabilen bu özelliğin, insansız helikopterlerde asgari risk ile kullanımının önünü, "algıla ve sakın" teknolojisindeki gelişmeler açacaktır.

Aynı şekilde, insansız helikopterin muhtelif sensörlerden aldığı bilgileri değerlendirerek, kendisine yönelen tehditlerden sakınmak dâhil yapılacak manevraya karar vermesini sağlayacak karar algoritmalarının gelişmesi de bu riskin, mümkün olan en alt seviyeye indirgenmesini sağlayacaktır. Bu sayede, insansız helikopterlere olan güven, daha da artacaktır.

Esasında insansız helikopterler, hâlihazırda askeri görevlerde kullanılmaya başlanmış ve bu görevlerde kendilerini ispatlamışlardır.

K-MAX6 adlı insansız helikopter, 3 yıl süren görev periyodu esnasında, Afganistan'da, cephedeki askerlere, toplam 2250 ton lojistik malzemeyi başarıyla taşımıştır. Böylece, lojistik konvoylara ve beraberindeki personele yönelik en büyük riski oluşturan, yollara döşenmiş el yapımı patlayıcıların veya mayınların etkisi bertaraf edilmiştir.

ABD Donanması, "MQ-8B / MQ-8C Fire Scout" adlı insansız helikopteri, Littoral Combat Ship"  bünyesinde kullanmaktadır.

Bu noktada şu hususu vurgulamakta da fayda vardır. Türkiye'de de insansız helikopter üretimi konusunda başarılı ve göğsümüzü kabartan çalışmalar yapılmıştır. TUSAŞ'ın "R300"ü, Baykar Makina'nın "Malazgirt"i ve ASELSAN'ın "ARI-1T"si bunlara örnektir. Ancak bu İHA'lar, harp gemilerinde kullanım için geliştirilmemişlerdir ve makaleye konu olan insansız helikopter tipinden daha küçük ölçülerdedirler. Her ne kadar taktik alanda fiili olarak kullanılmamış olsalar da bu tür çalışmaların, ileride daha büyük boyutlu insansız helikopterlerin yerli olarak üretiminde, değerli bir altyapı ve bilgi birikimi sağlayacağı tartışılmaz bir gerçektir.

İnsansız helikopterler, fiili olarak harekât alanlarındaki görevlerde başarı ve etkinliklerini ispat ettikçe, kullanımları da yaygınlaşacak ve vazgeçilmez bir hâl alacaktır.

Güven artışına paralel olarak insansız helikopterler, ön cephe görevlerinde de sıklıkla kullanılacaklardır. Bu kapsamda, sahte hedef (chaff ve flare), elektronik karıştırma, DIRCM (Directional Infra Red Counter Measure) gibi kendini koruma sistemleri de standart görev yükü kapsamına girebilir.

Tüm bu gelişmeler, insansız helikopterlerin boyutunun büyümesini ve daha güçlü motor ihtiyacını da ön plana çıkartacaktır.

İnsansız helikopterin daha güçlü olmasını sağlayacak itki sistemlerinin kullanılmaya başlanmasıyla arttırılmış görev yükü ve istenirse silahlı görev yapabilme imkânı ortaya çıkacaktır. Böylece çok maksatlı (multi-mission) görev icra edebilme yeteneğine kavuşacak olan insansız helikopterler, insanlı helikopterlerin yerine, birçok görevde tercih edilir hâle gelecektir.

Silah yükü kapsamında ise havadan yere füzeler ve roketler ile 7,62 mm'lik çok namlulu makinalı tüfeklerden (gatling gun), 12,7 mm'lik makinalı tüfeklere veya 40 mm bombaatarlara kadar çeşitli silahlar bulunacaktır. Kanatlı İHA'larda pek tercih edilmeyen namlulu silahlar, daha ziyade alçak irtifalarda ve görece kısa menzillerde etkili olmaları nedeniyle insansız helikopterlerin esas silah yüklerinden birisi olarak, yeni ve etkili bir seçenek sunacaktır.

Bağımsız görev yapabilme imkânına kavuşacak insansız helikopterler, insanlı helikopterler ile beraber ortak harekât icra edebileceklerdir. Bu ortak harekât, bir insanlı helikopterin kontrolünde7 olabileceği gibi, ondan tamamen bağımsız; fakat ağ merkezli harekât kapsamında, birbirlerine gerçek zamanlı veri aktarabilecek şekilde de olabilecektir. Bu şekildeki ortak harekat icra edebilme imkânı sayesinde, insanlı helikopterler, mümkün olduğunca düşman tehdidinden uzakta kalarak; tespit, teşhis ve angajman menzillerini arttıracaklardır.

ABD, İngiltere, İtalya8 gibi ülkeler, hem insanlı hem de insansız görev yapabilecek helikopterler geliştirmektedirler. Bunun amacı; riskli, uzun süreli rutin ve KBRN kirlilik tehlikesi olan görevlerde, bu helikopteri insansız; gerek görülen diğer görevlerde ise pilotlu olarak kullanmaktır.9 Bu, aynı zamanda, pilot tasarrufu ve pilotların günlük uçuş saati sınırları bakımından, göreve hazır olmalarına da fayda sağlayacaktır.

İnsansız helikopterlerin askeri alanda kullanımının yanı sıra kolluk kuvvetleri ve sivil kurumlar tarafından kullanımı da yaygınlaşacaktır.

Hâlihazırda kolluk kuvvetlerince kullanılan çok rotorlu, ufak, havada kalış süresi kısa, sınırlı görev yükü taşıma ve veri iletim imkânına sahip döner kanatlı İHA'ların yerine; daha uzun süre havada kalabilen, görev yükü çeşitliliği, uzun mesafe veri iletim imkânı ve ağ merkezli harekâta uygunluk avantajları nedeniyle insansız helikopterler, toplumsal olaylara müdahaleden araç trafiğini izlemeye kadar birçok kolluk kuvveti görevinde tercih edileceklerdir.

İnsansız helikopterler; deniz ve kara sınırlarının gözlenmesi ile sahil güvenlik görevleri kapsamında, denizdeki kazazedelerin kurtarılması veya bunlara can salı, yiyecek gibi yardım malzemelerinin ilk etapta süratle yetiştirilmesi gibi görevlerde de kolluk kuvvetlerine büyük esneklik sağlayacaktır.

Doğal afetlerde ya da kar gibi nedenlerle ulaşımın kısıtlandığı bölgelere yardım malzemesi nakli; orman yangınlarının gözetlenmesi ve yangına ilk müdahale; boru hatlarının güvenliği gibi sivil görevlerde maliyet-etkinlik ve hareket kabiliyetleri bakımlarından daha uygun olmaları nedeniyle yine insansız helikopterler, tercih edilen hava vasıtası olacaklardır.

Sonuç

Dünyada birçok ülke, muhtelif İHA tiplerinin üretimi konusunda çalışmalar yapmaktadır. Fakat bunlardan, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu az bir kısmı, harekât alanında görev yapabilecek şekilde ürün geliştirme başarısı gösterebilmiştir.

Başta ABD olmak üzere ülkeler, İHA'lara ve bunların geliştirilmesine devasa bütçeler ayırmaktadırlar.

ABD'nin, 2017 yılı için, bu konudaki tahsisli bütçesi; yeni üretim ve alım, modernizasyon, Ar-Ge ve inşaat dâhil olmak üzere 4,457 milyar dolardır. Bu bütçe içerisinde, ABD Hava Kuvvetlerinin Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığı bütçe ise 551,9 milyon dolardır. ABD Deniz Kuvvetlerinin, 2016 yılında, sadece "X-47B UCLASS"10 projesi kapsamında tahsisli Ar-Ge bütçesi, 439,1 milyon dolardır. [4]

İngiltere'nin, sadece "RWUAS CCD"11 olarak adlandırılan insansız helikopter projesi için tahsis ettiği Ar-Ge bütçesi ise 8 milyon sterlindir. [5]

2016 yılında yapılan bir pazar araştırmasında, dünyada, İHA üretimine, 2016 yılında tahsis edilen toplam 2,8 milyar dolarlık bütçenin, 2025 yılında, 9,4 milyar dolara çıkacağı öngörülmüştür. Bu, önümüzdeki 10 yıl içerisinde, ülkelerin, İHA üretimine, toplamda 69,7 milyar dolar harcayacağı anlamına gelmektedir. Araştırmaya göre, bu 10 yıl içerisinde askeri İHA'lara ilişkin Ar-Ge çalışmalarına da 26 milyar dolar harcanacaktır. [6]

İHA'lar, bugüne kadar çeşitli harekât alanlarındaki başarılarıyla kendilerini ispat etmiştir. Bu nedenle de ülkeler, İHA üretimine ve geliştirilmesine, her geçen gün daha fazla yatırım yapmaktadırlar ve yapmaya da devam edeceklerdir.

Önümüzdeki 10 yılda, İHA'larla ilgili yapılacak yaklaşık 70 milyar dolarlık yatırımdan, kendilerine özgü özellikleri nedeniyle döner kanatlı İHA'ların, oldukça büyük bir pay alması kaçınılmazdır. Nitekim 2020 yılına kadar döner kanatlı İHA'ların pazar büyüklüğünün 14,9 milyar dolar seviyesine çıkacağına ilişkin tahminler yapılmaktadır. [14]

Makaleye konu olan ve orta ölçekli olarak ifade edebileceğimiz insansız helikopterler ise özellikle kıyı sularında harekât ihtiyacı kapsamında, birçok donanmanın ciddi olarak gündemindedir. Bu nedenle de kısa vadede yaklaşık 15 milyar dolar olacağı tahmin pazar hacminden en büyük payı alacaklardır.

Dünya donanmalarının bu kapsamdaki tedarik faaliyetleri ve planlamaları incelendiğinde de makaleye konu tipte insansız helikopterlerin odak noktasını oluşturduğu görülmektedir.

Amerikan ve İspanyol Deniz Kuvvetleri, hâlen fiili olarak bu tür insansız helikopterleri kullanmaktadır ve yeni alım anlaşmaları yapmaktadır.

İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Avustralya, Kore Cumhuriyeti, Rusya ve Çin gibi ülkeler, harp gemilerinde, makaleye konu insansız helikopterleri denemeye başlamışlar ve hatta alım anlaşmaları imzalamışlardır.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Polonya, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de helikopter platformuna sahip harp gemileri için insansız helikopter kullanımına ilişkin tedarik planlamaları yapmaktadırlar.

Tüm bunlar göstermektedir ki; dayanıklılığı artırılmış ve silahlı olarak görev yapabilme kabiliyeti kazanmış -denizci ifadesiyle duruş ve vuruş gücü artırılmış- insansız helikopterler, çok yakın bir gelecekte, dünya donanmalarının vazgeçilmezi olacaktır. Gelişen sensör ve silah teknolojilerini üstlerinde barındıracak olan insansız helikopterler, donanmaların kuvvet çarpanı hâline geleceklerdir.



Dron mu, İHA mı?

İHA'lardan bahsedilirken, kimi yerlerde, "dron" terimi de kullanılmaktadır. Son dönemde, dron'un daha ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Kavram kargaşasını gidermek ve her iki ifadenin uygun kullanım yerlerini belirlemek bakımından, konunun üzerinde durulması faydalı olacaktır.

Konuyla ilgili olarak hangi terimin doğru hangisinin yanlış olduğuna dair bir yaklaşım sergilemektense ifadelerin uygun yerlerde kullanılmasına ilişkin bilgi vermek, daha uygun bir yaklaşım tarzı olacaktır.

İngilizcede, "dron (drone)" kelimesinin, isim olarak iki temel anlamı vardır: Erkek bal arısı ve sürekli vızıltı şeklindeki ses. [7] Fiil anlamlarından birisi ise başkasının sırtından geçinmek (parazit)'tir. [8]

İngilizlerin, ilk kez 1930'lı yıllarda ortaya çıkan ve vızıltı benzeri bir ses çıkartan Queen Bee adındaki radyo kontrollü hedef uçaklarını, uçaksavar top personeline tarif için drone ifadesini kullandıklarını ve bir süre sonra, benzetim yoluyla yapılan bu betimlemenin, yeni manası ile sözcük dağarcığına girmiş olabileceğini değerlendiriyoruz. (Doğruluğu kesin olmamakla beraber bu ifadenin ABD'de yürütülen projelerde kullanıldığını belirten dokümanlar da vardır. Bkz: [9]) Zaten dron kelimesinin o yıllardaki kullanımı, sadece "hedef uçak" anlamı ile sınırlıdır. O günden bugüne kadar da bu manadaki kullanımı devam etmektedir.

Fakat zamanla dron kelimesinin fiil anlamı ağırlık kazanmaya başlamış ve her türlü uzaktan kumandalı ve insansız araçlar için, özellikle sivil uygulamalarda, dron ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında; Nikola Tesla'nın radyo kontrollü teknesi, Sperry'nin hava torpidosu, ROV (Remotely Operated Underwater Vehicle) veya AUV (Autonomous Underwater Vehicle) olarak adlandırılan su altı araçları, bomba imha robotları veya NASA'nın uzaya yolladıkları gibi insansız araçların hepsi birer drondur.

Kelimenin kullanımının İHA'lar kapsamında bu şekilde genelleşmesinde, çok rotorlu İHA'ların kullanımının gündelik hayatta yaygınlaşması da etkili olmuştur. Üreticilerin, satış sırasında veya medya yoluyla yaptıkları reklamlarda, akılda kalıcı ve kolay bir ifade olarak "dron" kullanmayı tercih etmeleri de süreçte büyük rol oynamıştır.

Çok rotorlu döner kanatlı İHA'lar, son zamanlarda, terörle mücadele ve trafik kontrolü gibi faaliyetlerde, kolluk kuvvetleri tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Genelde yukarıda bahsedilen sivil maksatlı üretimlerin aynısı veya biraz geliştirilmişi olan bu araçlar, dron ifadesinin, doğrudan kolluk kuvvetleri tarafından da kullanılmaya başlanmasına neden olmuştur.

Dolayısıyla 1930'lu yıllarda, hedef uçakları tarif etmek için kullanılmaya başlanan dron kelimesi, günümüzde, çok geniş bir yelpazedeki insansız araçlar için kullanılır hâle gelmiştir. Halbuki, İHA, daha spesifik ve teknik bir ifadedir.

NATO, ABD ve İngiltere'nin askeri dokümanlarında "Unmanned Aircraft - UA", yani İHA ifadesi kullanılmaktadır. Bu noktada, şu hususa da dikkat çekmekte fayda olacaktır: O tarihlerde, hedef uçağı tarif etmek için drone ifadesini kullanan İngilizler, günümüzde, tüm askeri dokümanlarında "Unmanned Aircraft - UA" ifadesini kullanmaktadır.

Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu (ICAO) da dokümanlarında, UA ifadesini kullanmaktadır. [10]

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün, "İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı"nda da İHA ifadesi kullanılmakta ve hiçbir yerinde dron ifadesi geçmemektedir. [11]

Görüldüğü üzere, kelimenin sahibi İngiltere de dâhil hiçbir yerde, İHA yerine "dron" ifadesi kullanılmamaktadır.

Kavram kargaşasını derinleştirmemek kaydıyla bu noktada, kısaca "Remotelly Piloted Vehicle-RPV" ifadesine değinmekte de fayda olacaktır. Bu ifade, daha ziyade radyo kontrolün gelişmesi aşamasında kullanılmış; ancak İHA'ların imkân ve kabiliyetlerinin gelişmesi ve otonom harekât icra edebilecek duruma gelmeleri nedeniyle anlam bakımından yetersiz kalarak yerini, "Unmanned Aerial Vehicle - UAV" ifadesine bırakmıştır.

Esasında İHA ifadesi de kendi içinde gelişmeye devam etmektedir. Bu kapsamda, son yıllarda "Unmanned Aerial Vehicle - UAV" yerine de UA ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bu ifade değişikliği, Türkçe anlam bakımından bir fark yaratmamıştır.

Bu açıklamalardan sonra, savunma ve havacılık sanayisinde bir terminoloji birliği sağlamak için karar vermemiz gereken husus kısaca şudur: Havada bir şahin gördüğümüzde, buna genel bir anlamı olan "kuş" mu diyeceğiz; yoksa en azından "yırtıcı bir kuş türü" demeyi mi tercih edeceğiz?

Makaledeki tablolar ve dipnotları görmek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

http://www.milscint.com/tr/analiz-insansiz-helikopterlerin-harp-gemilerinde-kullanimi/ Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter