Tıp Dünyası

Başlatan Alkyone, Kas 05, 2017, 12:22 ÖS

« önceki - sonraki »

Baltica

Sabri, Cunki, "elin gavuru (!!!)", her ne kadar "Gavur" da olsa, isini dogru durust yapiyor. Turk ilac firmalari en buyugunden, en kucugune duzgun yapmiyor.

BETONBEY, Benim yasim, Ziya Ozel'in, TV'de, program program gezip (Gerci o zamanlar, fazla kanal da yoktu ya !) "Kansere care olacak ilac buldum !" diye, caresiz onkoloji hasta ve yakinlarini nasil umitlendirip, sonra ozel muayenehanesinde astronomik vizit ucretleri aldigini hatirlamaya yetiyor ! Ve evet Ziya Ozel bir SARLATANDIR !!! Bir kere bosver, buldugu seyin, bir ilac olmayip, bir cesit mustahzar olmasini, Tib egitiminden en kucuk bir nasip almis bir kimse bile -Bak doktor demiyorum- Kanserin, birbiri ile alakasiz onlarca cesidi oldugunu, tek bir ilacin, butun kanser hastalarini iyilestiremeyecegini gayet iyi bilir.

Tababetin ilk kurali, "Primum non nocere !/Once zarar verme !" dir. Ziya Ozel'in, yaptigi ve soyledigi hic bir sey tababet etigine uygun degildi...

Teknik olarak da, In vitro calismalar, Phase III, calismalarina baslayabilmek icin on hazirlik olmak disinda, hic bir sey ifade etmez. Asil olan Phase III calismalarindan alinacak sonuctur.    Mesajı Paylaş

matmat26

#16
Kas 16, 2017, 06:11 ÖS Last Edit: Kas 16, 2017, 06:14 ÖS by matmat26
Akciger kanseri olup, "sayılı günleri var" diyerek hastaneden gönderilen..

Denize düşen yılana sarılır misali.. Bolu Nallıhan da bir amcanın yaptığı bitkisel karışımı aksatmadan içip..
1 ayda tümörün büyümesini durdurup, küçülten.. Ve hala yaşayan..  Öyle anlı şanlı Onkologların dahi bu nasıl olur diyeceği türden..

Bunlar gözlerimizle görülmüş, yaşanmıştır.

Fakat aynı bitkisel karışım başkasında tesirde etmemiştir.  Bu şans işi..
 - Hayat, paha biçilemeyecek kadar değerlidir.

50-60 tl verip canının kurtulması ve ömrünün uzaması-uzatılması en azından "denemek" için bile küçük rakamlardır.

Belki 10 kişiden sadece 1 kişiyi kurtarırsın. 10 kişinin tamamında etkili olmaya bilir.
100 kişide ise 10 kişi yapar.

Hangimiz ömrü boyunca 1 kişinin hayatını kurtarabildik ?

Dolayısıyla kalan 9 kişi "bu insanlara" şarlatan , paramızı yedi vs diyebilir. 
Bununda bana göre bir önemi yok.

Çünkü zaten Modern Tıp sana çözüm sunamamış.. Ortalığı berbat etmiş. Sonrada eve paketlemiş..
Sen ise yana döne çözüm arıyorsun.. gibi gibi...

Bu adama şarlatan demek için; yaptığı işte 1 kişinin bile hayatını kurtarmamış, ömrünü uzatmamış olması gerekiyor.

Eğer ki 1 kişinin hayatına dokunabilmişse onca yılda.. Bana göre başarılıdır.

Not. İsmini aratıp sorguladığım da.. Hayatına dokunduğu insanlara tanıklık eden ve memnun kalan insanların gözlemleri mevcut..

Syg.
Mesajı Paylaş

BETONBEY

Baltıca, ilaç piyasaya çıkıp, dünyanın parasıyla ülkeye ithal edilmeye başlandığında bu söylediklerinin hepsini sana hatırlatırım.

Ama o saatten sonra neye yarar değilmi... Mesajı Paylaş

Alkyone

Harvard'da Türk profesörden tıp dünyasını heyecanlandıran kolesterol buluşu


Harvard Üniversitesinde genetik ve kronik metabolik hastalıklar üzerine çalışan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil liderliğindeki Sabri Ülker Merkezi araştırma ekibi, kolesterol seviyesi hücre içinde yükseldiğinde uyarı veren ve kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri koruyan bir mekanizma geliştirdi.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesindeki laboratuvarının kapılarını AA ekibine açan Hotamışlıgil, tıp dünyasını heyecanlandıran çalışmaları ve geliştirdikleri mekanizmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Diyabet, kalp hastalığı, şişmanlık, dejeneratif hastalıklar gibi yaşla beraber gelen kronik metabolik hastalıklar üzerine çalıştıklarını anlatan Hotamışlıgil, en temel mekanizmalardan biri olan metabolizmanın nasıl çalıştığını ve nasıl bozulduğunu anlamaya çalıştıklarını söyledi.

"Bu hastalıklarla mücadelede elimizde önemli bir silah olacak"

Hotamışlıgil, "Halk arasında kolesterolün korkutucu tarafı kandaki yükselmesi ve bu yükselme de özellikle kalp ve damar hastalıkları, beyin ve metabolik hastalıklar için büyük bir risk faktörü fakat onun riske dönüşmesi süreci çok daha uzun, esas hasar kolesterolün hücre içinde yükselmesi ile başlıyor ve sistemi yavaş yavaş kemirip, organ düzeyinde, sonra dolaşım düzeyinde ve uzaktaki organlar düzeyinde problemler yaratıyor." dedi.

Hotamışlıgil, "Bizi en çok heyecanlandıran sadece bir hastalığa yönelik buluş değil, bütün hücreleri ve o hücrelerin çalıştığı bütün fonksiyonları değiştirebilmeyi mümkün kılabilecek bir mekanizma. Bir şalter gibi düşünelim, bir dedektör var kolesterolü algılıyor, nerede ne kadar olduğunu, yeterli yüksekliğe vardığında kapanıyor sonra açılıyor. Bu sistemi, her dokuda ve her hastalık koşulunda açıp kapatma yöntemleri geliştirmek üzere bir yola çıkıyoruz ve bunu başarabilirsek bütün bu hastalıklarla mücadele etmek için elimizde önemli bir silah olacak. Öngördüğümüz hayal ettiğimiz şey bu." diye konuştu.

İlk olarak uygulama alanında karaciğer yağlanması ve ona bağlı bozukluklara bakacaklarını ifade eden Hotamışlıgil, daha sonra diyabet ve sindirim sistemiyle ilgili olan pankreas hastalıkları üzerinde test edeceklerini belirtti.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/harvardda-turk-profesorden-tip-dunyasini-heyecanlandiran-kolesterol-bulusu/969506 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



Türk bilim insanları cerrahide 3D teknolojisine imza attı


Türk bilim insanlarınca, gerçek organların radyolojik görselleri kullanılarak, 3D organ modelleri geliştirildi. Türk hekimler tarafından bu organlar üzerinde yurt dışından ve yurt içinden gelen hekimlere ilk kez ameliyat tekniklerinin uygulandığı eğitim verildi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Huri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği ERASMUS Plus Yükseköğretim Programı kapsamında, "Yenilik ve İyi Uygulama Değişimi" için stratejik ortaklık alanında "Cerrahi Uygulamalarda 3D Yazıcı ile Üretilen Organlarla ve Diğer Sanal Gerçeklik Yöntemlerinin Kullanıldığı Eğitim Projesi (MedTRain3D Mod Sim)"nin hayata geçirildiğini belirtti.



Eğitim ilk kez Türkiye'de gerçekleştirildi


Koordinatörlüğünü HÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri'nin üstlendiği proje kapsamında ilk kez Türkiye'de gerçekleştirilen eğitime, Çekya, İtalya, Güney Kore ve Yunanistan'dan hekimler katıldı.

Ürololoji, kadın-doğum uzmanları, genel cerrahi, anatomi uzmanları, bilgisayar, biyomedikal mühendislerden oluşan bir ekipte, Türkiye'yi 30 bilim insanının temsil ettiğini ifade eden Huri, proje kapsamında gerçek insan organlarının 3 boyutlu modellenerek 3 boyutlu yazıcıyla elde edildiğini söyledi.

Ameliyat öncesi "hastalıklı bir model organ" üzerinde çalışma imkanı

Bu modellerin, gerçekle birebir aynı şekilde hastalıklı organ olarak hazırlandığını anlatan Huri, "Gerçek organ radyolojik görseller kullanılarak 3D modelleme, 3D yazıcı ve sanal gerçeklik simülasyonuyla yerli ve milli simülatörler geliştirildi. Geliştirilen 3D modelleri, hastaların ilgili organlarındaki yapıyla birebir aynı üretildi." dedi.

Bu çalışma kapsamında ameliyat öncesinde "hastalıklı bir model organ" üzerinde çalışma imkanı elde edildiğini aktaran Huri, bunun gerçek uygulama öncesinde tecrübe kazanılmasına olanak sağladığını vurguladı.

Huri, şunları kaydetti:

"Gerçek organların radyolojik görselleri kullanılarak, bizim geliştirdiğimiz sistemlerle 3D olarak hastalıklı organ modelleri hazırlanıyor. Daha sonra gerçeğiyle birebir aynı olan bu modelleri kullanarak, eğitimlere katılan tıp doktoru ve öğrencilerine bu organ modelleri üzerinden cerrahi tedavi uygulamalarını istiyoruz."

Üretilen model üzerine damarlar, dokular, tümör, taş, kanlanma gibi ne varsa onların da yerleştirildiğini ifade eden Huri, bu modellerin Hacettepe Üniversitesi'nin öncülüğünde, ODTÜ Teknokent'te görev yapan bilim insanlarınca geliştirildiğini söyledi.

"Yaklaşık 200 tıp doktoruna ve öğrencisine eğitim verildi"

Proje kapsamında ilki Türkiye'de gerçekleştirilen eğitimlere, 4 ülkeden yaklaşık 200 tıp doktoru ve öğrencisinin katıldığını aktaran Huri, "3D teknolojisiyle geliştirilen hastalıklı organlar üzerinde çalışma imkanı bulan bilim insanları, 11 ayrı cerrahi bölümde 40'a yakın birbirinden farklı cerrahi ve anatomik uygulamalar gerçekleştirdi." diye konuştu.

Kadavra eğitimine de kolaylık sağlayacak

Huri, geliştirilen 3D modellerin gerçekle hem dokusal hem yapısal anlamda birebir aynı olduğu için kadavra eğitiminde de büyük kolaylık sağladığının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Anatomi olmadan cerrahi öğrenilemez. Bu nedenle mutlaka öğrencilerin organlar üzerinde çalışma yapması gerekir. Bu nedenle, tomografi ve MR görüntüleri kullanılarak 3D boyutlu yazıcılarla, benzer yumuşaklıkta fonksiyonların katıldığı modellerle öğrencilerin çalışabilmesi mümkün hale geldi. Amacımız, tıp eğitiminde kalitenin artması, cerrahi eğitimlerin hasta öncesi uygulamadan önce verilmesi, hasta komplikasyonlarının azalması, bu şekilde öğrenme eğrisinin kısalması ve maliyetlerin azalmasıdır."

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turk-bilim-insanlari-cerrahide-3d-teknolojisine-imza-atti/1045451 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



Biyoyazıcıyla üretilecek deri çipi kobaylığa son verecek


Gebze Teknik Üniversitesi'nde (GTÜ) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenen proje kapsamında, biyoyazıcılarla üretilecek deri çipiyle ilaç geliştirmede hayvan ve insan denek kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Projenin yürütücüsü GTÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Akpek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapay deri ve deri çipi üzerine bir proje geliştirdiklerini belirterek, dünyadaki çalışmaların daha çok yapay derinin en üst katmanını laboratuvar ortamında üretmeyle ilgili olduğunu söyledi.

Kendi çalışmalarında derinin tüm katmanları olan epidermis, dermis ve hipodermisi laboratuvar ortamında üretmeyi hedeflediklerini ifade eden Akpek, üretilen yapay derinin yanık ve dermatoloji hastalarında kullanılabileceğini kaydetti.

Akpek, çalışmalarının belirli kademelerden oluştuğunu dile getirerek, "Projede deri çipi geliştiriyoruz. Deri çipi de organ çipi teknolojisinin uzantısı olacak. Bu da yeni bir teknoloji, 2014 yılında ABD'de başladı. Bunu Türkiye'de ilk defa gerçekleştiriyoruz. Kimyasal ürüne ve ilaca deri nasıl reaksiyon verecekse aynı reaksiyonu verecek bir deri çipi üretmeye çalışacağız. Bu sayede ilaç ve kozmetik ürünü geliştirme çalışmaları çok daha süratli olabilecek." şeklinde konuştu.



"Üreteceğimiz çip, insan derisiyle aynı tepkiyi verecek"

Kozmetik ve ilaç geliştirirken ciddi oranda önce hayvan sonra da insan deneklerine ihtiyaçları olduğunu anlatan Akpek, bunun çalışmanın hem masraflı hem de uzun sürmesine neden olduğunu bildirdi.

Akpek, bu aşamanın hayvanlara ve insanlara eziyete varabilen müdahalelere yol açabildiğini aktararak, "Halbuki biz bunu tamamen çip ortamında deri ilaca nasıl reaksiyon verecekse o şekilde karşılık verecek bir çip geliştireceğiz. Böylelikle hayvan ve insan deneklerine ihtiyaç kalmayacak. Diğer aşamada ise üreteceğimiz deri dokusunu protez organlara eklemlemeye çalışacağız." diye konuştu.

Çalışmayı kendi özel tasarladıkları biyoyazıcılarla yapacaklarını bildiren Akpek, hastanın derisinden alınan dokuları kullanarak bunu yapacakları söyledi.

Akpek, bir ilacın laboratuvar ortamında pazara inmesinin yaklaşık 5 ila 10 yıl arasında zaman aldığını, bunun da ilk 4 yılının denek hayvanları üzerinden gerçekleştiğini belirterek, deri çipinin geliştirmesi ve gerekli izinlerin alınmasının 1,5 yıl süreceğini kaydetti.

"Projenin en önemli kısımlarında birisi vicdani kazanç"

Denek hayvanlarında çalışma sonucunda sorunla karşılaşmaması üzerine klinik uygulamalara geçtiklerini dile getiren Akpek, "Klinik uygulamada da sorun çıkmaması sonucunda ilaçlar pazara sunulabiliyor. Ürettiğimiz deri çipiyle hayvan deneklerini ve insan deneklerini tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. Böylelikle en kötümser durumda dahi veya en karmaşık ilaçlar, laboratuvardan pazara inmesi 5 yıl sürecek. Bu muazzam bir para ve zaman kazancı. Bundan sonra hayvan ve insan deneklerine ihtiyaç duymayacağımız için bu önemli bir vicdani kazanç olacak. Projenin en önemli kısımlarında birisi bu." şeklinde konuştu.

Akpek, deri çipiyle ilgili dünyada az örnek bulunduğunu anlatarak, Türkiye'de ilk kez böyle bir çalışma yapıldığını bildirdi.

Türkiye'de ilaç geliştirme çalışmalarının sınırlı olduğunu belirten Akpek, Ar-Ge aşamasında en fazla karşılaşılan masrafın hayvan denekleri olduğunu söyledi.

Hayvansal deneme ve klinik uygulamalar için etik kurul izinleri gerektiğini ve bunun uzun sürdüğünü kaydeden Akpek, deri çipiyle bu süreyi ortadan kaldırarak hem ekonomik hem de Ar-Ge çalışmaları açısından önemli bir adımın atılmış olacağını kaydetti.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/biyoyaziciyla-uretilecek-deri-cipi-kobayliga-son-verecek/1067258 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



'KASK'la beyin hasarları ambulansta tespit edilebilecek


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle kaza, darbe ve damar tıkanıklığı sonucu oluşan beyin hasarlarının ambulansta tespitini sağlayan, Ambulanslar İçin Beyin Kanaması Erken Teşhis ve Görüntüleme Sistemi'nin (KASK) tanıtımı gerçekleştirildi.



İTÜ Ayazağa Kampüsü Elektrik Elektronik Fakültesi Ömer Korzay Konferans Salonunda gerçekleştirilen tanıtım töreninde konuşan İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Akduman, KASK'ın kaza, darbe ve damar tıkanıklığı sonucu oluşan beyin hasarlarını ve ölümlerini ambulansta teşhis ederek önlemek ve azaltmak amacıyla üretildiğini söyledi.

İSTKA'nın desteğiyle bu projeyi gerçekleştirdiklerini belirten Akduman, şöyle konuştu:

"Dünyada ve ülkemizde inme, en ölümcül ikinci hastalık olarak sıralanmakta ve aynı zamanda yetişkinlerde görülen nörolojik bozuklukların en önemli nedenini oluşturmaktadır. Beyne giden damarların tıkanması ile oluşana iskemik inme, beyindeki damarların yırtılması ile oluşana ise hemorajik inme denir. İskemik inmede oluşan kan pıhtısının eritilmesine yönelik ilaçlar verilir, fakat aynı tedavi hemorajik inmede uygulanırsa yüksek olasılıkla hasta kaybedilir. Bu nedenle inmenin kaynağının ilk müdahale esnasında ve tedaviye başlanmadan önce doğru şekilde tespit edilmesi hayati önem arz eder. Tespit, hastahane öncesi, daha hasta olay yerinde veya ambulans ile nakledilirken yapılmalı ve hastahane ekibine bildirilerek doğru müdahale için gerekli hazırlığın yapılması sağlanmalıdır. KASK inme nedenini hastahane öncesi hızlı ve doğru tespit eden cihaz olarak geliştirilmişdi."

KASK'ın İTÜ de tasarlandığını, prototipinin üretildiğini ve yapılan testlerin başarıyla sonuçlandığını söyleyen Akduman, "Travma sonrası ambulanslarda mobil olarak hastanın beynindeki semptomun iskemik mi, yoksa hemorajik mi olduğunu tespit eder, kanamayı görüntülediği için hastanın durumunu sürekli monitor eder, kısa zamanda doğru tedavinin başlamasını sağlar, iyonize radyasyon içermez. İki adet prototip geliştirilmiştir. Patent başvuru çalışmaları tamamlanmak üzeredir. Fantomlar üzerinde yapılan testler başarıyla sonuçlanmıştır. Klinik testlere başlamak için Sağlık Bakanlığı, İlaç ve Tıbbi Cihazlar Genel Müdürlüğü'ne başvuru yapılmıştır." ifadelerini kullandı.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/kaskla-beyin-hasarlari-ambulansta-tespit-edilebilecek/1071058
Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

putty

#22
Şub 22, 2018, 05:48 ÖS Last Edit: Şub 22, 2018, 05:51 ÖS by putty
İTÜ bunu iyi pazarlar ise zengin olabilir.
Sormazsam çatlarım en soldaki adamın kafasının arkasındaki seramiğin deseni niye farklı. Aşırtmacalı döşemişler yatay çizgi dikey çizgi diye bütün seramik karolar kurala uyuyor ama o tek bir tane karo seramik anlamsız şekilde noktalı desende. Simetri takıntımı tetikledi o odada çalıştığımı düşünemiyorum Mesajı Paylaş

Alkyone



Beyin cerrahide dünyanın ilk 'robotik' ameliyatı Türkiye'den

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünde, Da Vinci robotu ile uygulanan kafa tabanı tümörü ameliyatı ile dünyada bir ilke imza atıldı. Taburcu edilen 50 yaşındaki kadın hasta, dünyada pür robotik cerrahi ile kafa tabanı tümörü ameliyatı olan dünyanın ilk ve tek vakası olarak bilim dünyasına duyuruldu.

Dünyanın ilk robotik teknoloji ile yapılan beyin cerrahi ameliyatı, özel dizayn edilmiş İbn-i Sina Hastanesi ameliyathanesinde, uzman doktor Ümit Eroğlu tarafından gerçekleştirildi. Ameliyata, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Çağlar, Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Çağlar Uğur ve Kulak, Burun Boğaz Anabilim Dalından Prof. Dr. Cem Meço, katkı verdi.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, ameliyata ilişkin değerlendirmesinde, yüksek teknolojiyi tıbbın birçok alanında uygulama imkanı bulduklarına işaret ederek, "Bunlardan biri de robotik cerrahidir. Robotik cerrahi ile kadın hastalıkları, üroloji ve kalp damar cerrahi gibi geniş alanlarda hastaların tedavi şansı oldukça yükseğe çıkıyor. Yaptığımız kafa tabanı tümör ameliyatının dünyada ilk olması ülkemiz ve üniversitemiz için gurur verici. Ekibimizi gönülden kutluyoruz." dedi.

Hasta şifa ile taburcu oldu

İbn-i Sina Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü uzman doktorlardan Ümit Eroğlu ise, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 50 yaşındaki kadın hastada kafatası ve omurganın birleştiği yeri sağlayan bir kemikte büyük bir tümör tespit edildiğini anlattı.

Tümörün kemik ve kafa tabanında erozyona neden olduğunu ifade eden Eroğlu, dünyada robotik cerrahi ile ilgili yaklaşımların mevcut olduğunu ancak bu hastada yaptıkları gibi ağız içinden başlatıldıktan sonra baştan sona tümü robotik cerrahi ile bitirilen bir ameliyatın dünyada daha önce yapılmadığını belirtti.

Eroğlu, "Hastamız, dünyada pür robotik cerrahi ile kafa tabanı tümör ameliyatı olan ilk ve tek vakadır. Hastamız, dünyada da robotik cerrahi ile başlanıp bu yöntemle devam edilip bitirilen beyin cerrahideki tek vaka. Daha önce yayınlanan vakalar, robot yardımlı cerrahilerdir. Bu hastaya özgü olarak robotik cerrahi oldukça etkili bir şekilde kullanıldı. Başarılı sonuçlar elde ettik ve hastamız şifa ile taburcu oldu." bilgilerini verdi.

Hastada tümörün bulunduğu yerin derin, dar ve ulaşılması zor bir bölge olduğunu aktaran Eroğlu, bu nedenle mevcut yöntemlerin kullanılması halinde ameliyat sonrası sonuçlarda başarının düşük olduğunu ifade etti. Robotik cerrahinin, hasta için büyük bir avantaj sağladığını anlatan Eroğlu, hastanın sıkıntılarının minimize edildiği ameliyattan iki gün sonra taburcu edilmesinin büyük başarı olduğunu belirtti.

"Yara iyileşmesi daha hızlı oldu"

Prof. Dr. Şükrü Çağlar da beyin cerrahisinde büyük çığır açan ameliyatların Prof. Dr. Gazi Yaşargil'in mikrocerrahi teknolojisi olduğunu anımsatarak, "Mikrocerrahi asıldır. Beyin cerrahinin başarısının temelinde bu teknik gelir." değerlendirmesini yaptı. Son dönemde ameliyatlarda robotik sistemler ve değişik görüntüleme yöntemlerinin de kullanılmaya başlandığını dile getiren Çağlar, bunların mikrocerrahideki bazı alanların çok daha iyi görülmesini, hasta için daha emniyetli ameliyatlar yapılmasını sağladığını belirtti.

Çağlar, 50 yaşındaki hastaya uygulanan ilk operasyona ilişkin değerlendirme yaparken bu hastalarda ağız ve burundan girilerek yapılan ameliyatlar sonrası hastaların en çok yutma güçlüğü, damak sorunları, boğazda şişlik, solunum güçlüğü gibi çok sıkıntılı bir dönem yaşandığına dikkati çekerek, "Ameliyat hastaya başarı ile uygulandı ve hastada bu sıkıntıların hiçbiri görülmedi. Hastamızda yara iyileşmesi daha hızlı oldu. " dedi.

"Ameliyatımız, teknolojinin ilerlemesi için bir adım olacak"

Robotik teknolojinin beyin cerrahisinde çok kısıtlı alanlarda ve kısıtlı bir hasta grubunda kullanılabildiğine işaret eden Çağlar, "Ancak ekibimiz, baştan sona dünyada ilk robotik cerrahi ameliyatını başarıyla uyguladı. Bu teknoloji daha da gelişirse hastaların ameliyat sonrası sıkıntılarını en aza indirecek, hayat kalitesini en yüksek derecede sağlayacak ameliyat sonuçları elde etmek mümkün." diye konuştu.
Mikroskobik, endoskobik ve robotik cerrahi tekniklerini birleştirerek mikrocerrahinin temel prensiplerine göre ameliyat yapmanın hasta için en iyi sonuçları getirdiğine dikkati çeken Çağlar, "Ameliyatımız, teknolojinin ilerlemesi için bir adım olacak. Biz de bu konuda hekimler olarak araştırıp çalıştıkça hastalar için en iyisinin gelişmesine yardımcı olacağımızı düşünüyorum." dedi.

İbn-i Sina Hastanesinde beyin ve sinir cerrahisi üzerine Ar-Ge laboratuvarlarının bulunduğuna değinen Çağlar, temel eğitimin bu laboratuvarlarda yapıldığını, daha sonra ileri cerrahi tekniklerinin uygulanma alanına sahip olduklarını söyledi. Çağlar, "Teknolojiler aslında bizim uyguladığımız hastalarda gördüğümüz sonuçlar ve eksikler üzerine gelişmek zorunda. Teknolojilere biz yön vermek durumundayız." ifadelerini kullandı. Çağlar, 50 yaşındaki kadın hastaya uyguladıkları ameliyata ilişkin çeşitli ortamlarda bilim dünyasına bilgi verdiklerini de sözlerine ekledi.
https://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/beyin-cerrahide-dunyanin-ilk-robotik-ameliyati-turkiyeden-/1098798 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



Hastalıklara bir nefeste teşhis

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bayraklı tarafından, TÜBİTAK destekli proje kapsamında, insan nefesindeki molekülleri analiz edebilen ve böylece bazı hastalıklara erken teşhis koyabilen cihaz tasarlandı.

Lazer temelli sensörlerle nefesteki molekülleri teşhis edebilen cihaz sayesinde, epilepsi, kronik böbrek hastalığı, helikobakter pilori enfeksiyonu ve uyku apnesi gibi hastalıkların erken teşhisi yapılabilecek.

ASÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Bayraklı, 2003-2009 yıllarında Almanya'da lazer sensörleri üzerine yaptığı çalışmasını Türkiye'de de devam ettirdi.
Yaklaşık 4 yıldır sürdürdüğü çalışma için TÜBİTAK ve Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) Koordinatörlüğünden yaklaşık 1 milyon lira hibe alan Bayraklı, proje kapsamında elde ettiği sonuçların yer aldığı 10 farklı makalesini "Journal of Biomedical Optics" gibi dünyaca ünlü bilimsel dergilerde yayınlatmayı başardı.

Bayraklı, kısa süre önce geliştirdiği cihazın patent başvurusunu da yaptı.

Doç. Dr. Bayraklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, laboratuvarda optoelektronik tabanlı biyomedikal sensörlerin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Proje kapsamında yapılan çalışmalarda eser miktardaki gazların sensör yardımıyla analizlerinin yapılabildiğini belirten Bayraklı, "Bunu, nefes havasında bulunan moleküllerin analizi yoluyla hastalıkların teşhisi ve tedavi süreçlerinin takibinde kullanabiliyoruz. Şu ana kadar epilepsi, kronik böbrek hastalığı, helikobakter pilori enfeksiyonu, uyku apnesi hastalıkları üzerinde çalışmalar yaptık. Amonyak, karbondioksit gibi farklı moleküller inceledik. Yaptığımız çalışmalarda amonyak molekülü ile kronik böbrek hastalığı arasında ciddi korelasyon olduğunu gösterdik." diye konuştu.


"Nörolojik hastalıklar ve kanser üzerine çalışmalar gerçekleştireceğiz"


Bayraklı, nefes analizi yapmadan önce hastalar üzerinde incelemeler yaptıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bu kapsamda 100 kronik böbrek hastasını nefes çalışmamıza aldık. Doktorun yaptığı standart tetkiklerle bizim bulduğumuz sonuçları karşılaştırdık. Hastanelerde rutin yöntemlerle elde edilen sonuçlarla bizim elde ettiğimiz sonuçlar arasında önemli bir ilişki bulduk. Helikobakter pilori hastalığı üzerindeki çalışmamızda 30 hastayı çalışmamıza dahil ettik. Doktorların biyopsi yaparak enfeksiyonun olduğunu tespit ettiği hastaları ele aldık. Enfeksiyon taşıyan hastalarda sağlıklı kişilere göre nefeslerindeki amonyak molekülü miktarının arttığını tespit ettik. Diğer çalışmamızda ise epilepsi hastalarının, nefeslerindeki amonyak seviyelerini araştırdık. Bunda da kandaki değerler ile nefesteki değerler arasında ilişki bulduk. İleriki seviyelerde ise nörolojik hastalıklar ve kanser üzerine detaylı çalışmalar gerçekleştireceğiz."

"Ülke ekonomisine katkı yapmayı istiyoruz"

Patent başvurusu yapılan projenin gelecekte tıp dünyasına büyük avantaj sağlayacağına inandığını vurgulayan Bayraklı, şöyle devam etti:

"Hastalığın teşhisi için kan, röntgen, tomografi gibi farklı tahliller isteniyor. Tahlil ve tetkikler yapıldıktan sonra, sonuçlar doktora gösterilip hastalığın teşhisi veya hangi aşamada olduğu tespit ediliyor. Bunlar zaman alan, zahmetli veya hastaya acı verebilen yöntemler. Geliştirmeye devam ettiğimiz cihaz, tüm geleneksel yöntemlere alternatif olacak. Yani doktora gittiğimiz zaman, herhangi bir merkezi laboratuvara göndermeden nefesini analiz ederek hastalıkların teşhisini koyabilecek veya hangi seviyede olduğunu anlayabilecek. Sonraki aşamada cihazın daha da geliştirilerek ticarileştirilmesi ve piyasaya sunulması hedefleniyor. Böylece ülke ekonomisine katkı yapmak istiyoruz."​

https://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/hastaliklara-bir-nefeste-teshis-/1112604 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

HDS

İsmail Bayraklı ile tanışmıştım. Konusuna hakim, derinlikli bir doçentti. SDÜ'den Aksaray'a geçmiş demek ki. Mesajı Paylaş

The Thing

Vücudumuzun yarısı bakterilerden oluşuyor

Bilim insanları yıllar boyunca vücudumuzun kendi hücrelerimizin 10 katı kadar bakteri barındırdığını tahmin ediyordu. Ancak son hesaplar daha farklı bir sonuç verdi.

İsrail ve Kanadalı araştırma ekibinin 2016'da yaptığı yeni hesaplara göre, vücudumuzda yaklaşık olarak kendi hücrelerimiz kadar bakteri bulunuyor.

Bakterilerin çoğu kalın bağırsakta yer alıyor. Emar taramalarında elde edilen bilgilere dayanarak ortalama bir insanın bağırsak hacmi hesaplanıyor.

Bir gram dışkıda 90 milyar bakteri bulunduğundan yola çıkarak vücuttaki toplam bakteri sayısının 38 trilyon civarında olduğu tespit ediliyor.

Ortalama bir vücuttaki toplam insan hücresi sayısı ise 30 trilyon.

Bilim insanları bazı mikropları açlığı bastıracak moleküller üretecek şekilde programladı. Böylece suya eklenmiş bakteri ile kilo vermek kolaylaşabilir.

İngiltere'de nüfusun yarısından fazlası kilolu veya obez kategorisinde yer alıyor. Birçok kişi hızlı kilo vermek için yağ yakıcı haplar alıyor.

Ancak bunların işe yaraması için düzenli ve sürekli alınması gerektiği gibi, işe yarayıp yaramadığına dair kesin sonuçlara ulaşılmış değil.

Bunun üzerine araştırmacılar, bir probiyotik bakteri türünün genleri üzerinde oynayarak NAPE adlı molekülleri üretmeleri sağlandı. Vücut bu molekülleri hızla açlık hissini bastıran NAE moleküllerine dönüştürüyor.

Sekiz hafta boyunca bu bakteriler suya karıştırılmış halde farelere verildiğinde, sadece su verilen farelere göre zayıfladıkları ve glikoz metabolizmalarının iyileştiği görüldü.

Araştırmacılar, bu bakterilerin, aylar boyunca bağırsaklarda yaşadığı için düzenli olarak açlık bastırıcı bir işlev gördüğünü söylüyor.

Fakat araştırmacılar insanlar üzerinde denemelere başlamadan önce bu bakterinin genlerinde bazı değişiklikler yaparak ihtiyacı olmayan insanlara kolay bulaşmasını önlemeye çalışıyor.

Gözle görülebilecek kadar büyük bakteri var mı?
Çoğu bakteri mikroskop olmadan görülemeyecek kadar küçüktür.

Ama 1999'da Namibya kıyılarında araştırma yapan bilim insanları, Thiomargarita namibiensis (Namibya'nın sülfür incisi) adlı bir bakteri keşfetti. Bu bakteri türünün bir tek hücresi 0,75 milimetre büyüklükte.

Diğer bakterilere kıyasla bu kadar büyük olması hidrojen sülfat gazıyla balon gibi şişmesinden kaynaklanıyor.

https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-44799213 Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter