Tıp Dünyası

Başlatan Alkyone, Kas 05, 2017, 12:22 ÖS

« önceki - sonraki »

Alkyone



Türkiye Robotik Cerrahiyle Organ Naklinde Dünya İkincisi


Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Volkan Tuğcu, "Birinci Palandöken Endoüroloji Günleri" kapsamında geldiği Erzurum'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 yıldır robotik cerrahiyle 200'ün üzerine prostat ameliyatı gerçekleştirdiğini söyledi.

Tuğcu, 1,5 yıl önce Hindistan'dan öğrendiği robotik cerrahi organ nakli yöntemiyle Türkiye'de 60 böbrek nakli yaptığını belirtti. Robotik cerrahiyle organ nakli yöntemini Türkiye'de nakil yapan ekiplerin yanı sıra Avrupa'dan gelenlere de öğrettiğini anlatan Tuğcu, şunları dile getirdi:

"Dünyada robotik cerrahi ile organ nakli işini araştırdığımda sadece Hindistan'da Dr. Alavat'ın yaptığını öğrenince onun yanına gittim ve bu işi öğrendim. Sonra Türkiye'ye döndüğümde robotik cerrahiyle nakil yapmaya başladım. Bu iş ülkeye hizmettir. Bizden sonra İspanya, Fransa ve Almanya gibi ülkeler de robotla böbrek nakli yapmaya başladı."

"Avrupa'da ekipler öğrenmek için bize geliyor"

Tuğcu,1,5 yılda robotik cerrahiyle yaptığı böbrek nakillerinin başarılı geçtiğini kaydederek, söz konusu ülkelerin robotik cerrahiyle organ nakli sayısının 20'yi geçmediğini dile getirdi.

Türkiye'nin robotik cerrahideki gelişimine işaret eden Tuğcu, "Robotik cerrahiyle organ naklinde Hindistan'dan sonra en fazla organ nakli yapan ülke Türkiye, bu durum gurur verici. Türkiye'de robotik cerrahiyle organ naklini tek yapan merkeziz, bu konuda çok tecrübemiz var, aynı zamanda robotik cerrahi ile böbrek nakli de yapıyoruz." ifadesini kullandı.

Tuğcu, "Türkiye ve Avrupa'da nakil işi yapan ekipler robotik cerrahi ile organ naklini öğrenmek için bize geliyor. ABD'nin Vatikan Enstitüsü bizi eğitim merkezi olarak kabul etti. Robotik cerrahiyle böbrek naklini dünyaya yayacağız." şeklinde konuştu.

http://aa.com.tr/tr/saglik/turkiye-robotik-cerrahiyle-organ-naklinde-dunya-ikincisi/956993 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone

Hematoloji ve Onkoloji Tanısında 'Yapay Zeka' Rol Oynayacak


Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Mayo Clinic'ten bilim insanı Dr. Shahrukh Hashmi, hematoloji ve onkoloji alanında yapay zekanın etkili olabileceğini belirterek, "Yakın gelecekte, yapay zeka yazılımlarıyla çalışan bilgisayar programlarına, hastalar hakkındaki tüm muayene ve laboratuvar bulgularını girerek, tanı ve tedavi önerisi alınabilecek." dedi.

50. kuruluş yılını kutlayan Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 43. Ulusal Hematoloji Kongresi, Antalya'da gerçekleştirildi. Kongrede 17 konu başlığında 419 bildiri sunuldu.

Dr. Hashmi, kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, karar verici yazılımların hematoloji/onkoloji alanlarında nasıl bir etki yaratabileceği konusunda çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yakın gelecekte, yapay zeka yazılımlarıyla çalışan bilgisayar programlarına, hastalar hakkındaki tüm muayene ve laboratuvar bulguları girilerek, tanı ve tedavi önerisi alınabileceğini söyleyen Hashmi, "Hali hazırda bazı yapay zeka programları klinik çalışmalar için uygun olabilecek hastaların belirlenmesinde kullanılmaya başlandı." diye konuştu.

Hashmi, yapay zekanın aslında çok eski bir kavram olduğunu, 1956'da birkaç bilim insanının bir araya gelerek bu konuda çalışmalar yaptığını belirterek, bugüne kadar derinlemesine çalışmalar yürütülerek, özellikle hemotolojik hastalıkların tanısında ve tedavisinde yapay zekanın nasıl etkili olabileceğinin değerlendirildiğini bildirdi.

Aralık ayında Antalya'da yapılacak bir kongrede, löseminin seyrinin nasıl olacağına ilişkin yapay zeka yazılımlarının rolünün ele alınacağını dile getiren Hashmi, birkaç yıl sonunda da patoloji ve radyoloji gibi alanlarda bunun kullanılabileceğini söyledi.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/hematoloji-ve-onkoloji-tanisinda-yapay-zeka-rol-oynayacak/956675 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

BETONBEY

Sağlık Bakanı Demircan: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi aşısında ilk patenti biz aldık
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, yaptığı açıklamada, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı konusunda dünyadaki aşı çalışmalarında ilk patenti biz aldık." ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Demircan: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi aşısında ilk patenti biz aldık

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Cemil Şensoy Kültür Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Çarşamba İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada, partilerinin mücadelesinin haklıların ve mazlumların mücadelesi olduğunu, Arakan'daki zulme de yeryüzünde sadece Türkiye'nin ses çıkardığını söyledi.

Sağlık alanındaki çalışmalara değinen Demircan, KKKA hastalığı konusunda önemli bir adım attıklarını bildirdi.

Bakan Demircan, şöyle devam etti:

"KKKA hastalığı konusunda dünyadaki aşı çalışmalarında ilk patenti biz aldık. İstanbul'da dün sağlık üniversitelerinden birisinde toplantımız vardı. Orada aşıyı başaran arkadaşlarımızla görüştük ve konuştuk. Patent alındı. Dünya bizim 2-3 yıl arkamızda, bazı ülkeler de uğraşıyorlar üretmek için. Ne ihtiyaçları olduğunu sorduk kendilerine. Sivil toplumdaki hayırsever vatandaşları harekete geçirmek için karar aldık. Türkiye'nin en büyük sıkıntılarından biri ağır işleyen bürokrasi. 'Birisi görüş bildirecek, bakanlık onay verecek' diyene kadar bir bakarsınız patentini aldığınız aşıyı başkaları üretmeye başlamış. Bunun önüne geçmek için daha esnek yöntemlerden biri olan hayırsever vatandaşlarımızın önüne bu konuyu getiriyoruz ve getireceğiz. Bu bizi gururlandırıyor."

Bunun yanında Türkiye'de vatandaşlara uygulanan aşıların yerli üretimiyle ilgili çalışmayı başlattıklarını dile getiren Demircan, "Madem ki bizim laboratuvarlarımız aşı üretebilecek noktaya geldi, bilim adamlarımıza 'Hemen gerekli aşıyı geliştirelim, devam edelim' dedik. Plazma ve ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Başkalarının verdiği kanlardan plazma ürününü satın alıyoruz. Biz 80 milyonluk ülkeyiz. 'Kendi fabrikalarımızda plazma ürünlerini üretelim' dedik. Onun da ihalesi yapıldı, onayı çıktı. Türkiye bu alanlarda da kendi ilacını üretebilir hale gelmek zorunda. Ciddi ilerlemeler kazanıyor." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin sağlık alanında üretici olmasını istiyoruz"
Sağlığın önemli bir alan olduğunu, bunu dışarıya emanet etmek istemediklerini vurgulayan Demircan, "Türkiye'nin sağlık alanında üretici olmasını istiyoruz. Sağlıktaki gelişmelerde elde ettiğimiz yönetim tecrübesiyle, sağlığın finansmanıyla ilgili, yani genel sağlık sigortası gibi çok önemli bir işi başarmış bir devlet ve millet olarak finansmanıyla ilgili tecrübeyi, şimdi sağlığın mekanlarıyla ilgili geliştirdiğimiz kamu-özel iş birliği modelini 'Nasıl yaptınız ve başardınız?' diye diğer ülkeler bizden randevu istiyor. Bu devirde en önemli sermayelerden biri bilgi sermayesidir. O sermayeyi geliştiriyor Türkiye. Biliniz ki ürün ihraç ettiği gibi bilgi ihracını da yapacak Türkiye." diye konuştu.

AK Parti iktidara gelmeden önce 10 ile 15 yaş arasında olan çocukların, bugün 25 ile 30 yaş arasında bulunduğunu belirten Demircan, 2002 öncesinde hastanelerde yaşananları hatırlamayan 13 milyon nüfusa bunları hatırlamaları gerektiğini söyledi.

Kendisinin eski dönemde hastanelerde çalıştığını anlatan Demircan, "Ameliyathaneyi kendi ellerimle temizlemek durumunda kaldım bir sonraki ameliyat için. Personel yok, imkanlar kısıtlı, yeni ameliyattan çıkmış hastamızı 8-10 kişilik koğuşlarda yatırmak zorunda kalıyorduk. Yoğun bakım yoktu. Aciller üst üstte, mekan yok. Hastalar gelmiş, oturacak, yatacak yer yok. Şimdi neyi konuşuyoruz? 5 yıldızlı hastaneleri konuşuyoruz." dedi.

http://aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/saglik-bakani-demircan-kirim-kongo-kanamali-atesi-asisinda-ilk-patenti-biz-aldik/911956 Mesajı Paylaş

Danişment

Ben eminim ki pek çok hastalığa, yakalanan sayısı az olduğundan dolayı çare aranmıyor ilaç üretilmiyor. Yazık aslında çok yazık. Mesajı Paylaş

Alkyone

Tüberküloz tedavisinde yeni keşif


Sabancı Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi'nin ortak çalışmasında tüberküloz tedavisi için yeni antibiyotik kombinasyonları keşfedildi.

Sabancı Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, Sabancı Üniversitesi'nde başlatılan ve şu an Amerika'da Biogen adlı ilaç şirketinde çalışan Doç. Dr. Murat Çokol tarafından yürütülen yeni antibiyotik kombinasyonları çalışması, Harvard Üniversitesi Sistem Farmakolojisi Laboratuvarı'nda tamamlandı.

Çalışmada Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji, Genetik ve Biyomühendislik Programı 2016 Lisans mezunu, Brandeis Üniversitesi Biyoteknoloji Master Programı öğrencisi Ece Bıçak ile Endüstri Mühendisliği doktora öğrencisi Nurdan Kuru da yer alıyor.

Analitik geometri ve farmakoloji prensiplerini kullanan bu yöntemle, tüberküloz tedavisi için kullanılabilecek iki, üç ve dört ilaç içeren sinerjistik ilaç kombinasyonları tespit edildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Murat Çokol, "Şu anda bilinen antibiyotiklerin çoklu sinerjistik kombinasyonlarda beraber kullanılması antibiyotik direnci için elimizdeki en iyi kozlardan biri. Fakat mümkün olan kombinasyonlar astronomik sayılarda, örneğin, sadece 20 ilacın 15 binden fazla mümkün olan 5'li kombinasyonu var. Geliştirdiğimiz yöntem, bu yüksek sayıdaki kombinasyonların tedavi için en yararlı olanlarının bulunmasına imkan sağlıyor." değerlendirmesinde bulundu.

http://aa.com.tr/tr/saglik/tuberkuloz-tedavisinde-yeni-kesif/963956 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



Hastalıklı dokuları aydınlatan nano-bileşke üretildi


Bilim adamları insan vücudundaki hastalıklı doku bölgelerini aydınlatarak, kanserli hücrelerin ve diğer doku zararlarının takibine olanak sağlayan polimer nano-bileşke geliştirdi.

Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesinden araştırmacılar, "yarı-iletken polimer nano parçaçıklar (YPN)" adını verdikleri bileşkenin geleneksel tıbbi görüntüleme teknikleriyle tespit edilemeyen küçük dokulardaki bozulmaları aydınlatarak görünür kıldığını bildirdi.

Güneş ışığından, kızıl ötesine yakın tayftaki ışıklardan ve hatta cep telefonu ekranlarından enerji alıp depolayabilen YPN'lerin vücuda enjekte edildiğinde zarar gören dokuları uzun süre "kor gibi" aydınlattığı belirtildi.

Araştırmacılar fareler üzerine yaptıkları deneylerde yöntemin mevcut tıbbi görüntüleme tekniklerine oranla 20 ila 120 kat daha hassas sonuçlar verdiğini saptadı.

Nano-bileşkenin, enjekte edildiği dokudaki hasarlı bölgeyi 6 dakikaya kadar güçlü şekilde aydınlattığı, 6 dakikadan sonra ise parlama şiddetinin yarı ayrıya azalarak devam ettiği görüldü. Bileşkelerin eksi 20 derecede muhafaza edilmesi halinde ise kor halini bir aya kadar muhafaza edebildiği tespit edildi.

Öte yandan ağır metal iyonları içerdiği için hücrelerin zehirlenmesine yol açabilen mevcut tıbbi görüntüleme solüsyonlarının aksine yeni bileşkelerin biyolojik olarak yok olabilen, zehirli olmayan organik parçacıklardan oluştuğu kaydedildi.

Araştırmanın sonuçları "Nature Biotechnology" dergisinde yayımlandı.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/hastalikli-dokulari-aydinlatan-nano-bileske-uretildi/964044

Ana makale
https://www.nature.com/articles/nbt.3987 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone



İlk Yerli ve Milli İlaç

Hüseyin Cahit Fırat tarafından 2008 yılında bulunan ve kanama kontrolünde yüzyılın buluşu olarak nitelendirilen Ankaferd BloodStopper ampul, Sağlık Bakanlığından beşeri tıbbi ürün ruhsatı alarak, Türkiye'nin ilk yerli ve milli ilacı oldu. Daha önce ürünün tampon ve sprey formu Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi cihaz olarak nitelendirilmiş ve CE belgesi verilmişti. İçeriği tamamen bitkisel olan ve ısırgan otu, asma yaprağı, havlıcan, meyan kökü ve kekik bitkilerinden oluşan ilaçla ilgili bugüne kadar 350'ye yakın bilimsel makale yayımlandı.


Ankaferd BloodStopper, vücut dışı yaralanmalar, travmatik kesikler, diş operasyonları, spontan ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan minör ve majör kanamaların kontrolünde başarıyla kullanılıyor. İlaç pıhtılaşma sorunu olan hastaların bile kanamalarını anında durdurabiliyor. İlacın klinik çalışmalarında bağımsız araştırmacı olarak yer alan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Haznedaroğlu, 200-300 bilim insanının bu konuda emek verdiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak hep yurt dışından gelen ilaçların kullanıldığını anlatan Prof. Haznedaroğlu, ülkenin tarihinde ilk kez orijinal bir ilacın Sağlık Bakanlığından ruhsat almasının sevindirici olduğunu söyledi. Haznedaroğlu, "Bu ilacın ruhsat alması başka alanlarda yeni ilaçların üretilmesine imkan sağlayacak. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bu ampulün üretimini üstlenip, uluslararası koşullarda üretmek istiyor. Hacettepe Eczacılık Fakültesi ise ilacın moleküllerini farklılaştırarak, yutulduğunda kanama bölgesinde açılacak Ankaferd formları, yani akıllı ilaç formları üretmek istiyor. Bu çalışmaları yürüten Prof. Erdal Cevher ve Prof. Mustafa Çelebier'i burada anmak gerek" dedi.

Ankaferd BloodStopper'ın ruhsat almasıyla ciddi yeni açılımlar olabilecek bir sürecin başladığını anlatan Prof. Haznedaroğlu, şunları aktardı: "Herkesin bildiği kanama durdurucu özelliğin tüm vücut için kullanılabileceği formlar ortaya koyulacak. Yara iyileşmesi açısından kritik. Şimdi değil ama açılım olarak söylersek, girişimsel radyolojide, vücudun ulaşılabilir yerlerindeki tümörlerin damarlarının alkol, zamk gibi maddelerle tıkanarak yok edilmesi anlamına gelen tümör ablasyonunda, Ankaferd kullanılarak çok güvenli bir şekilde tedavi sağlanabilecek."

Devamı gelecek

Ankaferd BloodStopper'ın mucidi olan Hüseyin Cahit Fırat çok zorlandıklarını ama sürecin sonunun güzel olduğunu söyledi. Fırat şunları aktardı: "Geç oldu ama güzel oldu. İlk yerli ilaç olması bizim gururumuz. Bu ilacı ülkemizde tutabilmek için, burada kalması için gerçekten çok zorluklara katlandık ama yurt dışına kaptırmadık. Yabancı ilaç firmaları devamlı olarak defans yaptı. İlaçların ruhsata dönüşmesi biraz uzadı ama öyle olması gerekiyordu. En sonunda Dünya Sağlık Örgütü'ne kadar onay aldık. Ben bir fidan diktim, çiçek açtı, meyve vermeye başladı. Ankaferd'in başka dallarda ürünleri de gelecek. İnşallah onların çalışmaları da kısa zamanda biter." Ürünün sahibi olan İmmun İlaç ve Kozmetik'in Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Fırat ise ürünün ilaç ruhsatı almış olmasından dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, "Ülkemize hayırlı olsun" dedi.

http://www.yenisafak.com/gundem/ilk-yerli-ilacankaferd-2810378

Formülü
http://andilac.com/wp-content/uploads/kullanimkilavuzlari/100_ml_sprey_kullan%C4%B1m_k%C4%B1lavuzu.pdf

Konuyla ilgili 2017 de çıkan bazı makaleler
https://www.spandidos-publications.com/etm/13/5/1827?text=fulltext
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5451695/
http://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/2050312116689519
Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

HARZEMŞAH

Bu ilacın kullanımı yasak. Kanamayı durdururken oluşan pıhtılar emboliye neden olup ölümlere sebep olduğu için kullanılmıyor. Yoksa iyi bir buluştu. Yazık oldu...

2000'lerin başında bir köyde yaşayan bir vatandaşımızın Hacettepe Tıp Fakültesine götürdüğü bitkinin, gerçekten de kanamaları durdurduğu anlaşılınca, yıllarca çalışılıp ilaç haline getirilmişti... Mesajı Paylaş

putty

Asker için iyi olabilir. Karaciğerine mermi yediysen emboliyi kim takar. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Zaten yasaklatan TSK.
Bu şirket geçen sene bir cinlik yapıp halkı aldatmak istedi. Sözüm ona Güney Doğudaki karakollara gönderdiği ücretsiz ilaçların kargo fişlerini yayınladı. Bu olay üzerine TSK'nın tepkisini ve ilacın niçin yasaklandığına dair açıklamalarını internette bulabilirsiniz... Mesajı Paylaş

Baltica

Bir duzeltme !!!

Haberde bahsi gecen urun zaten, bir "Ilac" degildir. Ilac olarak ruhsatlanabilmesi icin, 3 ila 10 yil arasinda surecek ve minumum 1.5 milyon USD civarinda mal olacak klinik calisma (Clinical Trials) yapilmasi gerekir. Bu tur calismayi yapacak, Turkiye'de sadece Kayseri de bir merkez var, onlarin da, agendasi su anda 2019'a kadar dolu, ayrica, orada bir klinik calisma yaptirsalar bile, Kayseri, EMEA tarafindan taninan bir merkez olmadigindam, onca zaman ve maliyetten sonra, dunyada ciddi bir ulke tarafindan klinik calisma sonucunun taninacagi da cok supheli. 

Zaten, o yuzden urunu, topical kullanim icin "Medical Device" olarak ruhsatlamislar, ama medical device olarak, kanama durdurucu zaten bir cok muadili dunyada piyasada mevcut...  Mesajı Paylaş

Heruamarth

Benzer şekilde kil bazlı kanama durdurucu malzemeler de yaygın kullanım kazanmadı; ABD'de bir türü kısa süreli popülerliğin ardından emboli meselesi anlaşılınca aynı hızla popülerliğini kaybetti. Mesajı Paylaş

putty

#12
Kas 16, 2017, 12:45 ÖS Last Edit: Kas 16, 2017, 12:48 ÖS by putty
Bence bunun çaresi çıkan kanı vücuda biraz yardımcı başka sıvılarla takviye ederek geri döndüren daha mekanik şeyler üzerine çalışmak gerek. Kanayan yere hart diye sokacaksın akan kanı yapısı bozulmadan emecek biraz filitre edip damar yolundan geri verecek. Asker için en pratik yardım bu olabilir şimdilik. Böyle basit bir alet tasarlamak lazım elektrikli süpürge gibi filan tıbbi bir aparat. karnından akan kanı boğazındaki atar damardan geri versin. birazda içerde pozitif basınç da yaratabilir oda kanamayı yavaşlatır içeri hava bassın mesela biraz.  Ama o zaman diyafram çalışmaz nefes alamaz. Havayı boş ver yada kritik seviyede olabilir hastayı minumum yaşam seviyesinde tutacak kadar yardımı ayarlayan daha akıllı bir aparat olabilir. Kanamayla başetmenin en iyi yolu delikleri tıkamak ve içerde basınç oluşturmak biraz yavaşlatmak ve akan kanıda tekrar sisteme geri vermek süratle. Asker 3 dakikada öleceğine 2 aatte ölsün mesela. Aslında asker kafasından vurulunca ve gövdesinde nvurulunca ölüyor bu kadar imkansızmı bunla başetmek. Kafayı hadi geçtik gövdede hiçmi bir şey yapamıyorlar ilginç bence. Mesajı Paylaş

turkdefence

Bizim arkadaşların da üstünde çalıştığı ve piyasada yıllardır varolan ürüne de Medical Device falan dayattılar. Elin gavuru 10 yıldır Türkiye piyasasının tek hakimi. Varolan tüm markalar da aynı firmanın ürünü! Mesajı Paylaş

BETONBEY

#14
Kas 16, 2017, 03:33 ÖS Last Edit: Kas 16, 2017, 03:38 ÖS by BETONBEY
İlaç piyasası mevzu bahis ise her türlü pisliği beklerim. Zamanında zakkumdan kanser ilacı yapan Dr.Ziya Özel'i Türkiye'de koca koca profesörler canlı yayında televizyonda şarlatan ilan etmişlerdi. Adam sonunda ülkede destek bulamayıp yurtdışında destek aramaya çıkmıştı. Yıllarca dışarıda dolaştı durdu. Sonunda ""400'de 1 hisse"" karşılığı bir ABD firması ile anlaşmış. Rezilliğe bak :(

ABD'de ilaç FDA'nın Faz-1 testlerini geçmiş, Faz-2'ye devam ediyor. FDA onayladığında sadece ABD'de üretilecek ve bizde dolar verip efendi efendi ithal edeceğiz.

Bu arada ilacı İrlanda'da korsan üretip piyasaya da sürüyorlarmış.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/79541.aspx

Bu yaşanan olay özelinde bu bizim rezilliğimiz, yükselen adamı parçasından tutup aşağıya çek, tam türk işi...

Bu konuda büyük ilaç firmalarının müthiş bir baskısı var. Araştırma yapan doktorlarımızı teşvik etmeli ve korumalıyız. Şarlatanlardan ise dikkatle ayırmalıyız. Maalesef böyle kaybedilen değerlerimiz var iken diğer tarafta da bunun katbekat fazlası şarlatan var. Net bunların ilaçlarından geçilmiyor.

Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter